DGS 2017 Sözel Deneme Sınavı

#1. Hegel, kendinden —- filozoflardan farklı olarak toplumu organik bir yapı şeklinde tanımlar ve bu organik yapı içerisinde birbirleriyle —- içinde olmasını beklediği toplumsal organları analiz eder. anlam bakımından en uygun biçimde tamamlayan seçeneği bulunuz.

#2. Yıldızların oluşumu sırasında gerçekleşen süreçlerin tamamen —- söylenemez ancak günümüzde evrende oluşmakta olan yıldızların gözlemlenmesi ve kuramsal hesaplar, bu konu hakkında daha çok fikir sahibi olmamıza —-. anlam bakımından en uygun biçimde tamamlayan seçeneği bulunuz.

#3. Yaz sonuydu. Bolu’da doğa, alacalı giysilerini yeni yeni giyiyordu. Tepelere tırmandık. Karşımıza yaklaşık yirmi metrelik karaçamların taçlandırdığı bir orman çıktı. İçindeki daracık toprak yol; çukurlarla, kuruyup düşmüş dal parçalarıyla, çeşit çeşit çalılarla kaplanmıştı. Orman sanki “Geçemezsiniz!” diyordu bize. Bolu ormanının en sevdiğim yanı da buydu: —- anlam bakımından en uygun biçimde tamamlayan seçeneği bulunuz.

#4. Yazarlara sık sık sorulur: “Niçin yazıyorsunuz?” Bu soru geçenlerde bir açık oturumda da soruldu. Oturuma katılan bir yazar arkadaşım: “Bilmem ki… Ben zaten doğduğumdan bu yana yazıp duruyorum.” diye karşılık verdi. Arkadaşım, herhâlde, “Kendimi bildiğimden beri yazıyorum.” demek istedi; “Kendimin bilincinde olduğumdan beri…” Bense yazarın kendi bilincine varmasının, içindeki yara berelerin bilincine varmak olduğunu düşünüyorum. —-. anlam bakımından en uygun biçimde tamamlayan seçeneği bulunuz.

#5. (I) Latincede sakal anlamına gelen barba kelimesi, bugün kullanılan berber sözcüğünün kökenini oluşturmuştur. (II) Tarihte sakallı olmak veya olmamak, sadece erkeğin estetik zevkiyle belirlenen bir tercih değil, toplumun dayattığı bir çeşit zorunluluktu. (III) Eski Mısır’da sakal bırakmak statüye bağlıydı ve sadece firavunlar tıraş olurdu. (IV) Eski Yunanlar, Büyük İskender’in etkisiyle MÖ IV. yüzyılın sonlarından itibaren tıraş olmaya başlamışlardı. (V) Birinci Dünya Savaşı’na kadar sakal, Osmanlı toplumunda çok önemli görülür ve sakal kesmek “adi bir sahtekârlık” olarak kabul edilirdi. numaralanmış cümlelerden hangisinin, parçanın anlam bütünlüğünü bozduğunu bulunuz.

#6. (I) Madem roman yazma konusunda ciddisiniz, o zaman hemen bir çalışma planı hazırlayın. (II) Önce romanı ne kadar sürede tamamlayacağınıza karar verin. (III) Ardından hikâyenin olay örgüsünü, karakterlerini, yerini ve zamanını içeren bir taslak oluşturun. (IV) Siz bunu yaparken hayat yanı başınızdan akıp gitmekte. (V) Kuşkusuz, şu andan başlayarak bir yazma alışkanlığı kazanmanız gerekiyor. (VI) Roman yazabilmek için onu ihmal etmek ağır bir bede numaralanmış cümlelerden hangisinin, parçanın anlam bütünlüğünü bozduğunu bulunuz.

#7. I) Gerçekten de bu eserde bir araya getirdiği kısacık hikâyelerinde yazar, gördüklerini duyduklarını, içinde bir biçimde yer aldığı olayları son derece dolaysız ve çıplak olarak anlatmış. (II) Yazar; hikâyeleri kendi ağzından anlatmak yerine, önce uygun bir ortam yaratıyor, sonra o ortamda birilerini bularak hikâyeyi onlara anlattırıyor. (III) Yazarın süsü, anlatımındaki süssüzlüğünde. (IV) O, yazarlığının bütün hünerlerini yazma biçiminin doğallığında gösteriyor. (V) Bu doğallığı anlatmak için ona zamanımızdan yüz elli yıl önce yaşamış bir kasaba anlatıcısı demek yerinde olur numaralanmış cümlelerden hangisinin, parçanın anlam bütünlüğünü bozduğunu bulunuz.

#8. Bundan birkaç yıl önce gerçekleştirilen bir deneyde, arboretumda (ağaç parkında) yapılan elli dakikalık bir yürüyüşün, kısa süreli belleğin yönettiği yoğun dikkat gerektiren becerileri geliştirdiği, kentte yapılan bir yürüyüşün ise bu tür bir etki yaratmadığı ortaya çıkmıştır. başta verilen cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargıyı bulunuz

#9. Yönetmen, son filmiyle bu sene katıldığı üç uluslararası festivalin birinden en iyi film, birinden de en iyi yönetmen ödülü almıştır. başta verilen cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargıyı bulunuz.

#10. Kitap, yayımlandığı 1951 yılından bu yana yalnızca onlu yaşlarını süren kimi yetişkin çocukların değil; bir türlü büyümeyen, büyüyemeyen, büyümeye ısrarla karşı çıkan çocuk yetişkinlerin de ilgisini çekmeyi başarmıştır. başta verilen cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargıyı bulunuz

#11. ı. yenmesinin ardından yapay zekâ II. müthiş bir işlem gücüne sahip olan III. öğrenme yeteneğinden ziyade IV. teknolojileri alanında insanlık V. Deep Blue’nun bir dünya satranç şampiyonunu VI. ve bilim için yeni bir dönem açıldı Yukarıdaki sözler anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında, hangisi baştan ikinci olur?

#12. . olarak görme eğilimi Erhan Bener’in II. Ölü Bir Deniz romanında çok belirgindir ancak III. yasaları doğrultusunda ortaya çıkardığı ürünler IV. davranışları, düşünceyi hatta iradeyi V. ve çevreyi, maddenin nedensellik VI. yazarın önceki romanlarında da bunun izlerine rastlarız Yukarıdaki sözler anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralandığında, hangisi baştan dördüncü olur?

#13. I. Bu görüş, pratikte etkisi olmasa da, fiziksel ilkelerden teorik sonuçlar çıkarmayı mümkün kılıyordu. II. Seyahati sırasında o zamanın önde gelen bilim insanı ve matematikçileriyle bir araya geldi ve onlarla fikirlerini paylaşma imkânı buldu. III. Hobbes, bu konu üzerinde yoğunlaştığı dönemden birkaç yıl sonra, 1634’ten 1637’ye kadar süren bir Avrupa gezisine çıktı. IV. Hobbes, temelde her doğa olayının bir çeşit hareketle meydana geldiğini düşünüyordu. V. Hatta zihinsel faaliyetlerin bile -düşünmek ve istemek de dâhil- zihnin mecazi değil, gerçek hareketleri olduğu görüşündeydi. Yukarıdaki cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında, hangisi baştan dördüncü olur?

#14. . Orhan Veli’nin öncülüğünü yaptığı bu hareket, şiiri kurallardan soyutlamayı ve yeni bir şiir dili kullanmayı benimsedi. II. 1940’lı yılların en önemli edebî oluşumu, şiir alanında Garip Hareketi adıyla ortaya çıktı. III. Çünkü onlar Garip Hareketi’nin aksine şiiri, konuşma dilinden uzaklaştırıp imgelere dayalı bir dil yaratmaya çabaladılar. IV. Kendisine epeyce taraftar bulan bu çabalar, günümüz genç şairlerinin de esin kaynağı oldu. V. Ancak Garip Hareketi’nin bu dil anlayışı, onlara tepki olarak ortaya çıkan İkinci Yeniciler tarafından şiddetle eleştirildi. Yukarıdaki cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında, hangisi baştan üçüncü olur?

#15. I. Sümerlerin MÖ 3500 yıllarında II. işlemleri kaydetmek amacıyla toprak III. geliştirdiği bilinen ilk yazı, ticari IV.jetonları ağzı sımsıkı kapalı kutulara V. koyup kutunun dış yüzeyine jeton VI.sayısı kadar işaret kazımakla türemiştir. numaralanmış sözlerin veya cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralanması için hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerektiğini bulunuz.

#16. I. Sabah dört, öğlen iki ve alaca karanlıkta üç ayağı üzerinde yürüyen şey nedir? II. Yunan mitolojisine göre kötü bir yaratık olan Sfenks, bu bilmeceyi sormuş ve Thebes halkını doğru cevabı alana kadar egemenliği altında tutmakla tehdit etmişti. III. Bilmecenin parçalarının bir benzetme olduğunu kavrayan Oedipus, şifreyi çözdü. IV.Oedipus, bilmeceye doğru cevap vererek Thebes halkını kurtardı. V. Buna göre; dört ayağı ile emekleyen bebek, önce iki ayağı üzerinde yürüyen bir yetişkine, sonra bastonu üçüncü ayağı olarak kullanan yaşlı bir insana dönüşüyordu. VI.Sabah, öğlen ve alaca karanlık, insan yaşamının farklı dönemlerini temsil ediyordu. numaralanmış sözlerin veya cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralanması için hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerektiğini bulunuz.

#17. I. Bazı araştırmacılar kaygıyı sürekli ve durumluk kaygı olmak üzere ikiye ayırmaktadır. II. Sürekli kaygı, bir kişinin kaygı deneyimine yatkınlığını tanımlar ve yaşam boyunca fazla bir değişkenlik göstermez. III. Yine durumluk kaygı belirgin bir nahoş olayın varlığında artış gösterirken tehdit durumu ortadan kalktığında azalmaktadır. IV.Durumluk kaygı ise koşula özgü olarak ortaya çıkan geçici kaygı tepkisidir. V. Bu nedenle durumluk kaygı, sürekli kaygıya göre daha fazla değişkenlik gösterebilmektedir. numaralanmış sözlerin veya cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralanması için hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerektiğini bulunuz.

#18. Romanımızın geçmişinde hazırı çoğaltmaya koşullanmışlık var. Bu yüzden roman yazarlarımız âdeta bir kısır döngünün içinde sıkışıp kalmışlar. Ancak bu romancımız için durum farklı. O, romancılık okulundan kaçmış, elini ateşte yakmış; eserinin bütün özgünlüğü de bu kaçışında saklı. Bu parçadaki altı çizili sözle romancı ile ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerin hangisidir?

#19. Başarıları kendimizin kabul ederiz, başarısızlıkları ise dış unsurların üzerine atarız. Bu durum, psikolojide “kendine hizmet eden ön yargı” olarak adlandırılır. Adlandırma sizin için yeni olsa bile kendine hizmet eden ön yargıyı okul hayatınızdan bilirsiniz. Eminim, derslerden yüksek notları siz almıştınız, parlak başarılar sizin gerçek bilginizin ve yeteneklerinizin göstergesiydi ama ya bir dersten kalıp başarısız olduğunuzda!.. O zaman öğretmeniniz, size takmıştı, öyle değil mi? Böyle konuştuğum için bana kızmayın! Ben de kendine hizmet eden ön yargıdan günlük hayatımda fazlasıyla yararlanıyorum. Romanım çok satanlar listesine yükselirse kendi sırtımı sıvazlıyorum, tabii ne de olsa şimdiye kadar yazdığım en iyi kitap! Tam tersi bir durumda, yani kitabım yeni çıkan kitap kalabalığının içinde kaybolup gittiğinde ise bunun için de mantıklı sebeplerim var: Ya kıskanç eleştirmenler kitabımı yerden yere vuruyor ya da okur edebiyattan anlamıyor. Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

#20. I. Çalışmalarını İnternet üzerinden değil kütüphanede yap diyen öğretmenin, II. Televizyon seyreden çocuğa birlikte satranç oynayalım diyen ablanın, III. Sokakta seksek oynayan çocuklara farklı oyunlar da öğreten komşunun bu davranışlarından hangileri, çocuğunu matematik ödevini hesap makinesi kullanmadan yapmaya yönlendiren annenin davranışına benzerdir?

#21. Zaman ile olan ilişkim şu şekilde: Ne atbaşı koşabiliyorum ne yarışı önde götürebiliyorum. Beni geride bırakan, koyup giden ve bu nedenle de kolaylıkla suçlayabildiğim bir şey zaman. Bu parçadaki altı çizili sözle zamanın anlatılmak istenen özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

#22. Yemeklerde kullanılan biber ve zencefil gibi bazı baharatlar acıdır çünkü bunların içinde kapsaisin denen bir madde bulunur. Bu madde, insan vücudunda sıcaklık ve acı uyarısı ile sinir hücrelerini harekete geçirir; vücut da bu olaya terleyerek tepki verir. Bu aşamadan sonra su içmek işe yaramaz çünkü kapsaisin suda çözünmez. Yapılması gereken, yemeğe yoğurt karıştırmak veya ayran içmektir. Çünkü süt ürünleri, uyarılan tat tomurcuklarının etkinliğini durdurmaya yardımcı olan kasein adlı bir protein içerir. Bu parçaya göre kasein ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

#23. Her türlü oyundan uzak durmasına, en kendine özgü becerileri bir yana bırakmasına rağmen özgün kalabilmesine hayranım onun. Chopin, en çok Chopin gibi olmadığı için kendisi olmuştur. Bu parçadaki altı çizili sözle Chopin ile ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

#24. Her kitabın bir yerinde gömülü beş altı faydalı söz vardır, metnin geri kalanı aslında onları söyleyebilmek için yazılır. Bu düşünceyi savunan bir yazarın aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenir?

#25. Başkasından nefret eden bir insan, bu duyguyu taşıdığı sürece nefret ettiği insanı da yanında taşır ve asla yalnız kalamaz. Bu cümlede nefret duygusuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi vurgulanmıştır?

#26. Güneşli bir bahar sabahı Frankfurt’a geldim. Yemyeşil ve hayatın yavaş aktığı bir yer burası. Öğleyin amcam gelip beni gardan aldı. Yıllarımı geçirdiğim evim ve ailem ilk günden burnumda tütmeye başladı, insan bir yere giderken bavuluna bütün hayatını koyabilse ne iyi olurdu. Bu parçadaki altı çizili sözle vurgulanmak istenen duygu aşağıdakilerden hangisidir?

#27. Viyana, bugün tarih sayfasında kalmış Avrupa aristokrasi kültürünün işine bağlı solistidir. Barok mimari eserleri, birbirinden usta ellerden çıkan, şehri baştan sona kuşatan heykelleri ve sahip olduğu birbirinden güzel park peyzajları bunun kanıtı. Sadece Viyana şehir merkezinde yürüyerek bu tarihî senfoniyi dinleyebilirsiniz. Bu parçadaki altı çizili sözle Viyana’nın hangi özelliği vurgulanmıştır?

#28. İzleyici olarak, edebiyat dilinden sinema diline aktarılmış dil karşısında yeterince hassas değiliz. Ortalama izleyici, roman ve hikâyeden uyarlanmış filmleri izlerken metnin diliyle ilgilenmez. Ne izlediği filme ne de bu filmin temel alındığı roman veya hikâyeye dönük karşılaştırmalı bir değerlendirmesi vardır onun. Gerçi günümüzdeki çoğu yapımda, metnin dilinden herhangi bir iz bulmaya çalışmak da sonuçsuz bir çaba olacaktır. “İzleyiciyi ilgilendiren, seyrettiği filmdir.” diye düşünenler elbette olabilir; bu durumda, dayandığı roman veya hikâyeyi bize unutturan filmi sorgulama hakkımız doğar. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?

#29. Ben çapkın bir okurum. Yatağımın baş ucunda Anna Karenina bekliyor. İş yerimde ise Mrs Dalloway. Ya çantama ne demeli! Ön gözdeki ünlü dedektif Sherlock Holmes, hemen arka gözdeki Suç ve Ceza’nın farkında bile değil. İşin aslına bakılırsa gün içerisinde hepsine eşit vakit ayırdığım için hiçbirinin diğerinden haberi yok. Bu parçada “çapkın” olarak nitelendirilen okur tipi aşağıdakilerden hangisidir?

#30. (I) Sicilya asıllı Amerikalı yönetmen Martin Scorsese elli yılı aşkın bir süredir sinemada. (II) Bu sürede kendine has bir sinema evreni oluşturdu. (III) Hayranlarının da dikkatini çekmiştir, filmlerinde Rolling Stones grubunun yaptığı müziğin de ayrı bir yeri vardır. (IV) Mafya şaheseri üç filminde de grubun Gimme Shelter adlı parçasını kullandı. (V) Müziğe ve bu gruba olan ilgisinden dolayı da 2006 yılında grubun meslek hayatını özetleyen bir belgesel çekti. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra, düşüncenin akışına göre, “ Özellikle müziğe verdiği önemle bu özgünlüğünü belirginleştirdi.” cümlesi getirilmelidir?

#31. (I) Mürekkep balıkları kısa süre içinde şekil, renk ve desen değiştirerek kamufle olabiliyor. (II) Peki ama biyoelektrik sinyallerini algılayan köpek balıklarından nasıl korunuyorlar? (III) ABD’nin Duke Üniversitesinden biyolog Dr. Christine Bedore ve meslektaşları, akvaryumdaki mürekkep balıklarına kendilerine doğru yaklaşan köpek balığı videoları izleterek deneyler yaptı. (IV) Dr. Bedore ve ekibinin yayımlanan araştırma sonuçlarına göre, dinlenme pozisyonunda olan bir mürekkep balığının elektrik alanı 10-30 mikrovolt aralığında. (V) Köpek balığı gördüğünde vücut deliklerini kapatıp kendini yere doğru bastıran, nefes alma hızını yavaşlatan bir mürekkep balığınınki ise yaklaşık 6 mikrovolt. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra, düşüncenin akışına göre, “ Köpek balığını gören mürekkep balıklarının çoğu, vücut deliklerini kapatıp nefes alma hızlarını yavaşlatarak elektrik sinyallerini azalttı.” cümlesi getirilmelidir?

#32. ikisi de zor iş. Yazmak neredeyse bir masa yapmak kadar zordur. İkisinde de odun kadar sert olan gerçeklik diye bir malzemeyle çalışıyorsunuz. İkisi de numaralar ve tekniklerle doludur. Esasında işin içine çok az büyü ama çok fazla sıkı çalışma girer. Bu sözler, aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?

#33. Tarifi en zor hisleri bile tanımadığım, bilmediğim, aynı dili konuşmadığım, aynı yemeği yemediğim kişilere müzik yoluyla aktarabiliyorum. Bu nedenle müziğin Türkçe, İngilizce, Arapça gibi bir dil olduğunu düşünüyorum. İsteyen herkes öğrenemiyor veya konuşamıyor olsa da dinleyen herkes müziğin dilini rahatlıkla anlayabiliyor. Bu parçada müziğin aşağıdaki özelliklerinden hangisi vurgulanmaktadır?

#34. “Kısa ve özlü, nükteli, güldürücü hikâyecik” olarak tanımlayabileceğimiz fıkra, halk edebiyatının önemli ürünlerinden biridir. Sözlü kültür ortamından doğan ve ağızdan ağıza aktarılarak yayılan fıkralar, yaratıldığı dönemin ve toplumun kültürel deneyimlerini içinde barındırdığı için aynı zamanda bir sözlü tarih malzemesi olarak görev yapar. Bu parçada fıkrayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

#35. Hindistan, Romanların ilk yurdu olarak kabul edilir. Pencap ve Sint eyaletlerinde yaşayan Romanların ilk yurtlarından ayrılma sebepleri arasında dinsel nedenler, politik kavgalar, Roma İmparatorluğu’nun çekiciliği ve açlık yer alır. XI. yüzyılda Hindistan’dan yola çıkan Romanlar, İran üzerinden batıya doğru hareket ettiler. XIV. yüzyılda Balkanlar’a, XV. yüzyılda Avrupa’ya, XVII. yüzyıldan itibaren de Güney Amerika ve Avustralya’ya yayıldılar. Günümüzde Avrupa’da, Roma ve Sinti dernekleri çatısı altında toplanan Romanlar, kendi aralarında gözlemlenen kültürel farkların geniş bir coğrafyaya yayılmalarından kaynaklandığını söylüyor. Bu parçada Romanlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

#36. Bozcaada, sahil yerleşkelerinin hızlı kalabalıklaşma ve dinginliğini yitirme kaderinden henüz nasibini almayan şirin bir yer. Sert bir rüzgârı olan bu adanın denizi de biraz soğuk. Ancak dalış yapmaya müsait sığ suları ve zengin çeşitlilikteki deniz canlıları birçok aktiviteyi gerçekleştirmenize imkân sağlamakta. Geldiğinizde meşhur rüzgârı ile sörf yapmak isteyenleri ve yaz kış dalış yapan balık adamları görmeniz mümkün. Bu parçada Bozcaada ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

#37. B vitamini özellikle beyin ve sinir sisteminin sağlığı açısından önem taşır. Et, balık, yağsız süt, yoğurt, muz, yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagillerde bulunur. Eksikliği depresyona, kısa süreli hafıza kaybına, dikkat dağınıklığına yol açabilir. El ve ayaklarda yanma ve iğnelenme, unutkanlık, sinirlilik B vitamini eksikliğinde yaşanabilecek diğer durumlardır. Bu parçada B vitamini ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

#38. 27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi tesadüf değildi. Hem cephelerle irtibatın kolay olması hem de politik gelişmelerin merkezi olması nedeniyle bu küçük Anadolu şehrinin başkent olması planlanıyordu. Ancak başta İngiltere olmak üzere bazı ülkeler, Ankara’nın fiziki şartlarını gerekçe göstererek, Ankara’nın başkent olması durumunda burada elçilik açmayacaklarını belirtmişlerdi. Buna karşın Mustafa Kemal “Memleket elçiler için değil, elçiler memleket içindir.” diyerek kesin bir tavır almıştı. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

#39. Bir ada arıyorum. Sen ben kavgasından uzak… İnce hesaplardan… Bir ada ki ona gelen unutsa adını, mesleğini, bencil ihtiraslarını… Yeterince yer olduğundan güneşin altında, denizde ve kıyıda, kimsenin gözü olmasa başkasının yerinde. Bir ada arıyorum ki oranın iklimi hep dostluk olsa… Hiç fırtına göstermese barometresi. Evet, böyle bir ada arıyorum dostlarım. Temelli kalmak için değil. İki gün, sadece iki gün. Havasız kalmış bir insanın burnuna geçici olarak bir oksijen maskesi takması gibi, boğuşmaya yeniden katılabilecek taze bir direnç kazanmak için ihtiyacım var buna. Bu parçanın yazarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

#40. Mizahın pek çok yüzü vardır; acıtıcı ve alaycı, ince, gürültülü, içten veya ikiyüzlü olabilir. İnsanları bir araya getirmek veya birbirinden uzak tutmak için; saldırı veya savunma amacıyla kullanılabilir. Mizahi unsurlar barındıran sözlerde, söyleyenin aklından geçeni anlamak kolay değildir. Bu konuda sayısız kitap yazılmıştır ve mizahın bazı yönleri hâlâ bütünüyle açıklanamayacak kadar özneldir. Ancak mizahın iletişimde nasıl kullanıldığının esaslarının bilinmesi, insanları doğru okumak için gereklidir. Bu parçaya göre mizahla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

#41. Pul kanatlılar takımından kelebek ve gece kelebeğinin birçok ortak özelliği vardır. Örneğin ikisinin de kanatları çok küçük tozumsu pullarla örtülüdür. Tüm pul kanatlılar; bir dış iskeletle korunur, hepsinin eklemli üç çift bacağı vardır. Gövdeleri üç bölümden oluşur ve bir çift duyu alma antenleri bulunur. Ancak isminden de belli olduğu üzere kelebekler gündüzleri, gece kelebekleri ise geceleri uçar. Kelebeklerin duyargaları genellikle topuz uçlu, gece kelebeklerininki sivri uçlu veya tüylüdür. Yorgunluklarını atarken kelebekler kanatlarını sırtları üstünde dikey durumda tutar, gece kelebekleri ise yatay olarak iki yana uzatır. Kelebekler parlak renkli, gece kelebekleri ise soluk renklidir. Bir pul kanatlının kelebek mi yoksa gece kelebeği mi olduğu ise yumurta veya larva döneminde değil, ancak başkalaşım bittikten sonra anlaşılır. Bu parçada kelebekler ve gece kelebeklerinin aşağıdaki yönlerinden hangisi arasında karşılaştırma yapılmamıştır?

#42. Pul kanatlılar takımından kelebek ve gece kelebeğinin birçok ortak özelliği vardır. Örneğin ikisinin de kanatları çok küçük tozumsu pullarla örtülüdür. Tüm pul kanatlılar; bir dış iskeletle korunur, hepsinin eklemli üç çift bacağı vardır. Gövdeleri üç bölümden oluşur ve bir çift duyu alma antenleri bulunur. Ancak isminden de belli olduğu üzere kelebekler gündüzleri, gece kelebekleri ise geceleri uçar. Kelebeklerin duyargaları genellikle topuz uçlu, gece kelebeklerininki sivri uçlu veya tüylüdür. Yorgunluklarını atarken kelebekler kanatlarını sırtları üstünde dikey durumda tutar, gece kelebekleri ise yatay olarak iki yana uzatır. Kelebekler parlak renkli, gece kelebekleri ise soluk renklidir. Bir pul kanatlının kelebek mi yoksa gece kelebeği mi olduğu ise yumurta veya larva döneminde değil, ancak başkalaşım bittikten sonra anlaşılır. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?

#43. Yunanca “aphorismos” (kısıtlama) sözcüğünden türeyen aforizmayı felsefe tarihinde Nietzsche gibi kimi düşünürlerin, fikirlerini aktarmak için bir yöntem olarak seçtiği görülür. Hegel, Kant gibi sistem kuramcısı filozoflar ile aforizmacılar arasında bir karşıtlık kurulsa da asıl karşıtlığın, Nietzsche gibi sistemini aforizmalar yoluyla aktarmayı seçenler ile bir sistem oluşturma derdi olmayanlar arasında kurulması daha doğrudur. Kısa sürede akıldan çıkıyor olsa da anlatmak istediğini lafı dolandırmadan vermesi ve kolay anlaşılır yapısıyla aforizma, birçok okuyucu tarafından da beğenilir. Bu parçaya göre, aforizmanın okuyucu tarafından sevilmesinin nedenleri arasında I. özlü olması, II. geçici olması, III. zahmetsizce kavranabilmesi özelliklerinden hangileri yoktur?

#44. Yunanca “aphorismos” (kısıtlama) sözcüğünden türeyen aforizmayı felsefe tarihinde Nietzsche gibi kimi düşünürlerin, fikirlerini aktarmak için bir yöntem olarak seçtiği görülür. Hegel, Kant gibi sistem kuramcısı filozoflar ile aforizmacılar arasında bir karşıtlık kurulsa da asıl karşıtlığın, Nietzsche gibi sistemini aforizmalar yoluyla aktarmayı seçenler ile bir sistem oluşturma derdi olmayanlar arasında kurulması daha doğrudur. Kısa sürede akıldan çıkıyor olsa da anlatmak istediğini lafı dolandırmadan vermesi ve kolay anlaşılır yapısıyla aforizma, birçok okuyucu tarafından da beğenilir. Bu parçada aforizma ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

#45. Ünlü yönetmen Quentin Tarantino birçok ödül aldığı Pulp Fiction filminin girişinde, “pulp” sözcüğünün anlamını şöyle açıklar: “Çarpıcı bir ana fikir barındıran ve karakteristik özelliği taslak hâlinde, henüz bitirilmemiş olan dergi veya kitap.” Bu açıklama bence Tarantino sinemasının da ana karakteristik özelliğini bize gösterir. Onun her filmi, diğer filmi için konulan bir virgüldür ve Tarantino’ya göre sinema, hiç bitmeyecek bir hikâyenin içinde kaybolmaktır. Bu yönüyle de Hollywood sineması olarak adlandırılan popüler ve yerleşik Amerikan sinema anlayışı içinde, kendisine bağımsız ve sıra dışı bir alan yaratmıştır. Kendine has bu sinema anlayışını oluştururken özellikle gençlik yıllarında izlediği, içerik ve estetik açıdan düşük düzeydeki pek çok filmin klişe unsurlarını çekinmeden kullanmıştır. Tarantino’nun korkusuzca kullandığı ve hatta tutkuyla bağlı olduğu bu klişeleri, katkılarıyla unutulmaz hâle getirdiği konusunda sinema otoriteleri ve izleyiciler hemfikirdir. Bu parçadaki altı çizili sözle Tarantino ile ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

#46. Ünlü yönetmen Quentin Tarantino birçok ödül aldığı Pulp Fiction filminin girişinde, “pulp” sözcüğünün anlamını şöyle açıklar: “Çarpıcı bir ana fikir barındıran ve karakteristik özelliği taslak hâlinde, henüz bitirilmemiş olan dergi veya kitap.” Bu açıklama bence Tarantino sinemasının da ana karakteristik özelliğini bize gösterir. Onun her filmi, diğer filmi için konulan bir virgüldür ve Tarantino’ya göre sinema, hiç bitmeyecek bir hikâyenin içinde kaybolmaktır. Bu yönüyle de Hollywood sineması olarak adlandırılan popüler ve yerleşik Amerikan sinema anlayışı içinde, kendisine bağımsız ve sıra dışı bir alan yaratmıştır. Kendine has bu sinema anlayışını oluştururken özellikle gençlik yıllarında izlediği, içerik ve estetik açıdan düşük düzeydeki pek çok filmin klişe unsurlarını çekinmeden kullanmıştır. Tarantino’nun korkusuzca kullandığı ve hatta tutkuyla bağlı olduğu bu klişeleri, katkılarıyla unutulmaz hâle getirdiği konusunda sinema otoriteleri ve izleyiciler hemfikirdir. Bu parçaya göre izleyicilerin ve sinema otoritelerinin Tarantino hakkında hemfikir oldukları konu aşağıdakilerden hangisidir?

#47. Ülkemizde, özellikle edebiyat dünyası içinde ilginç bir gerçeğe tanık oluyoruz: Kimse, düşüncelerini ortaya koyarken başkalarından yararlanmak istemiyor. Bu da toplu hâlde sağlam adım atmayı zorlaştırıyor. Tartışmak da tartışılmak da onaylanmak da sanatçı için yararlıdır. Kaç kişi var bunlardan yararlanan? Genç şairlerimiz, yazarlarımız arasında eski edebiyatımızı, hiç değilse kendi alanında, birinci elden izleyip özümsemiş kaç isim verebiliriz? Peki, eski kuşağın ustaları hatta bizim kuşağın ustaları genç yazarları tanıyorlar mı? Bir parçalanma var, her kuşak kendi okurunu yeniden ve sıfırdan başlayarak kurmak zorunda kalıyor. Bu parçaya göre aşağıdakilerin hangisi edebiyat dünyasının sorunlarından biri değildir?

#48. Ülkemizde, özellikle edebiyat dünyası içinde ilginç bir gerçeğe tanık oluyoruz: Kimse, düşüncelerini ortaya koyarken başkalarından yararlanmak istemiyor. Bu da toplu hâlde sağlam adım atmayı zorlaştırıyor. Tartışmak da tartışılmak da onaylanmak da sanatçı için yararlıdır. Kaç kişi var bunlardan yararlanan? Genç şairlerimiz, yazarlarımız arasında eski edebiyatımızı, hiç değilse kendi alanında, birinci elden izleyip özümsemiş kaç isim verebiliriz? Peki, eski kuşağın ustaları hatta bizim kuşağın ustaları genç yazarları tanıyorlar mı? Bir parçalanma var, her kuşak kendi okurunu yeniden ve sıfırdan başlayarak kurmak zorunda kalıyor. Bu parçada sözü edilen sorunların çözümü için aşağıdakilerin hangisi gereklidir?

#49. Ülkemizde, özellikle edebiyat dünyası içinde ilginç bir gerçeğe tanık oluyoruz: Kimse, düşüncelerini ortaya koyarken başkalarından yararlanmak istemiyor. Bu da toplu hâlde sağlam adım atmayı zorlaştırıyor. Tartışmak da tartışılmak da onaylanmak da sanatçı için yararlıdır. Kaç kişi var bunlardan yararlanan? Genç şairlerimiz, yazarlarımız arasında eski edebiyatımızı, hiç değilse kendi alanında, birinci elden izleyip özümsemiş kaç isim verebiliriz? Peki, eski kuşağın ustaları hatta bizim kuşağın ustaları genç yazarları tanıyorlar mı? Bir parçalanma var, her kuşak kendi okurunu yeniden ve sıfırdan başlayarak kurmak zorunda kalıyor. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada eleştirilen tutumlara benzer bir davranıştır?

#50. Yemek konusu hiç olmadığı kadar çok ve türlü biçimlerde konuşulmaya başlandı son zamanlarda. Yiyecek içecek reklamları her zaman en önlerde. Televizyonda yemekle ilgili programlar en çok seyredilenler arasında. Gazete ve dergilerde restoran değerlendirmeleri, “gurme” yazarların köşeleri birçok okurun zevkle takip ettiği bölümlerden. Sadece iyi yemek, farklı ülkelerin yemek kültürü değil; az yemek, ekolojik beslenme gibi temalar etrafında da yemek, her zaman gündemde kendine bir yer buluyor. Sayıları son yıllarda giderek artan organik pazarlar, çinekop olsun kalkan olsun balıkların nizami avlanma boyları veya GDO’lu ürünlerle ilgili tartışmalar, birçok insana artık hiç yabancı değil. Yemek, aynı zamanda köyü şehre bağlayan en önemli unsur. Şehirde yenilip içilen hemen her şey köyde üretiliyor. Daha organik beslenmek için sütünü her hafta çiğ olarak şehre yakın bir köyden getirtenler de var, Ege’deki bir köyden İnternet üzerinden siparişle sebzesinin, meyvesinin, tarhanasının teslimatını yaptıranlar da. Nitelikli beslenme ile ilgili konular şu veya bu şekilde sık sık karşımıza çıkıyor. Özellikle de ekonomik/kültürel sermayesi yüksek toplumsal sınıfların gündelik hayatında önemli bir yer işgal ediyor. Bu parçada yemeğin hangi özelliğinden söz edilmemiştir?

#51. Yemek konusu hiç olmadığı kadar çok ve türlü biçimlerde konuşulmaya başlandı son zamanlarda. Yiyecek içecek reklamları her zaman en önlerde. Televizyonda yemekle ilgili programlar en çok seyredilenler arasında. Gazete ve dergilerde restoran değerlendirmeleri, “gurme” yazarların köşeleri birçok okurun zevkle takip ettiği bölümlerden. Sadece iyi yemek, farklı ülkelerin yemek kültürü değil; az yemek, ekolojik beslenme gibi temalar etrafında da yemek, her zaman gündemde kendine bir yer buluyor. Sayıları son yıllarda giderek artan organik pazarlar, çinekop olsun kalkan olsun balıkların nizami avlanma boyları veya GDO’lu ürünlerle ilgili tartışmalar, birçok insana artık hiç yabancı değil. Yemek, aynı zamanda köyü şehre bağlayan en önemli unsur. Şehirde yenilip içilen hemen her şey köyde üretiliyor. Daha organik beslenmek için sütünü her hafta çiğ olarak şehre yakın bir köyden getirtenler de var, Ege’deki bir köyden İnternet üzerinden siparişle sebzesinin, meyvesinin, tarhanasının teslimatını yaptıranlar da. Nitelikli beslenme ile ilgili konular şu veya bu şekilde sık sık karşımıza çıkıyor. Özellikle de ekonomik/kültürel sermayesi yüksek toplumsal sınıfların gündelik hayatında önemli bir yer işgal ediyor. Bu parçanın yazarı, yemek üzerinden köy ve şehir arasında I. arz-talep, II. amaç-sonuç, III. işçi-işveren ilişkilerinden hangilerini kurmaktadır?

#52. Yemek konusu hiç olmadığı kadar çok ve türlü biçimlerde konuşulmaya başlandı son zamanlarda. Yiyecek içecek reklamları her zaman en önlerde. Televizyonda yemekle ilgili programlar en çok seyredilenler arasında. Gazete ve dergilerde restoran değerlendirmeleri, “gurme” yazarların köşeleri birçok okurun zevkle takip ettiği bölümlerden. Sadece iyi yemek, farklı ülkelerin yemek kültürü değil; az yemek, ekolojik beslenme gibi temalar etrafında da yemek, her zaman gündemde kendine bir yer buluyor. Sayıları son yıllarda giderek artan organik pazarlar, çinekop olsun kalkan olsun balıkların nizami avlanma boyları veya GDO’lu ürünlerle ilgili tartışmalar, birçok insana artık hiç yabancı değil. Yemek, aynı zamanda köyü şehre bağlayan en önemli unsur. Şehirde yenilip içilen hemen her şey köyde üretiliyor. Daha organik beslenmek için sütünü her hafta çiğ olarak şehre yakın bir köyden getirtenler de var, Ege’deki bir köyden İnternet üzerinden siparişle sebzesinin, meyvesinin, tarhanasının teslimatını yaptıranlar da. Nitelikli beslenme ile ilgili konular şu veya bu şekilde sık sık karşımıza çıkıyor. Özellikle de ekonomik/kültürel sermayesi yüksek toplumsal sınıfların gündelik hayatında önemli bir yer işgal ediyor. Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

#53. Bir film festivalinde komedi ve dram türünde L, M, N, O ve P filmlerinin pazartesiden pazara kadar yedi gün süren gösterimine ilişkin kimi bilgiler şu şekildedir:  Her film ikişer kez gösterilmiştir.  Aynı film art arda iki gün gösterilmemiştir.  L, M ve N filmleri komedi; O ve P filmleri ise dram türündedir.  Pazartesi, perşembe ve pazar günleri farklı türden iki; diğer günlerde ise birer film gösterilmiştir.  Pazartesi ve pazar günleri aynı dram filmi gösterilmiştir.  L filminin ilk gösterimi cuma günüdür.  Cumartesi günü P filmi gösterilmiştir. I. pazartesi, II. çarşamba, III. pazar günlerinden hangilerinde gösterilen filmler kesin olarak bilinmektedir?

#54. Bir film festivalinde komedi ve dram türünde L, M, N, O ve P filmlerinin pazartesiden pazara kadar yedi gün süren gösterimine ilişkin kimi bilgiler şu şekildedir:  Her film ikişer kez gösterilmiştir.  Aynı film art arda iki gün gösterilmemiştir.  L, M ve N filmleri komedi; O ve P filmleri ise dram türündedir.  Pazartesi, perşembe ve pazar günleri farklı türden iki; diğer günlerde ise birer film gösterilmiştir.  Pazartesi ve pazar günleri aynı dram filmi gösterilmiştir.  L filminin ilk gösterimi cuma günüdür.  Cumartesi günü P filmi gösterilmiştir. Aşağıdakilerden hangisi kesin olarak yanlıştır?

#55. Bir film festivalinde komedi ve dram türünde L, M, N, O ve P filmlerinin pazartesiden pazara kadar yedi gün süren gösterimine ilişkin kimi bilgiler şu şekildedir:  Her film ikişer kez gösterilmiştir.  Aynı film art arda iki gün gösterilmemiştir.  L, M ve N filmleri komedi; O ve P filmleri ise dram türündedir.  Pazartesi, perşembe ve pazar günleri farklı türden iki; diğer günlerde ise birer film gösterilmiştir.  Pazartesi ve pazar günleri aynı dram filmi gösterilmiştir.  L filminin ilk gösterimi cuma günüdür.  Cumartesi günü P filmi gösterilmiştir. Aşağıdakilerden hangisi kesin olarak bilinmektedir?

#56. Bir film festivalinde komedi ve dram türünde L, M, N, O ve P filmlerinin pazartesiden pazara kadar yedi gün süren gösterimine ilişkin kimi bilgiler şu şekildedir:  Her film ikişer kez gösterilmiştir.  Aynı film art arda iki gün gösterilmemiştir.  L, M ve N filmleri komedi; O ve P filmleri ise dram türündedir.  Pazartesi, perşembe ve pazar günleri farklı türden iki; diğer günlerde ise birer film gösterilmiştir.  Pazartesi ve pazar günleri aynı dram filmi gösterilmiştir.  L filminin ilk gösterimi cuma günüdür.  Cumartesi günü P filmi gösterilmiştir. Salı günü M filminin gösterildiği biliniyorsa aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

#57. Bir mülakata giren Salih, Tülay, Utku, Vedat ve Yeliz adlı kişilerin her birine ikişer soru yöneltilmiştir. Bu sorulardan biri; cebir veya geometri, diğeri ise fizik veya kimya alanlarındandır. Kişilere yöneltilen sorulara ilişkin kimi bilgiler şu şekildedir:  Fizik sorusu toplam üç, geometri sorusu toplam iki kişiye yöneltilmiştir.  Salih ve Vedat’a sorulan iki soru da aynı alanlardandır.  Tülay’a geometri, Utku’ya kimya sorusu yöneltilmiştir. Buna göre I. Salih, II. Tülay, III. Yeliz adlı kişilerden hangilerine kimya sorusu yöneltilmiş olabilir?

#58. Bir mülakata giren Salih, Tülay, Utku, Vedat ve Yeliz adlı kişilerin her birine ikişer soru yöneltilmiştir. Bu sorulardan biri; cebir veya geometri, diğeri ise fizik veya kimya alanlarındandır. Kişilere yöneltilen sorulara ilişkin kimi bilgiler şu şekildedir:  Fizik sorusu toplam üç, geometri sorusu toplam iki kişiye yöneltilmiştir.  Salih ve Vedat’a sorulan iki soru da aynı alanlardandır.  Tülay’a geometri, Utku’ya kimya sorusu yöneltilmiştir. Buna göre I. Salih, II. Utku, III. Vedat adlı kişilerden hangilerine geometri sorusu yöneltilmiş olabilir.

#59. Bir mülakata giren Salih, Tülay, Utku, Vedat ve Yeliz adlı kişilerin her birine ikişer soru yöneltilmiştir. Bu sorulardan biri; cebir veya geometri, diğeri ise fizik veya kimya alanlarındandır. Kişilere yöneltilen sorulara ilişkin kimi bilgiler şu şekildedir:  Fizik sorusu toplam üç, geometri sorusu toplam iki kişiye yöneltilmiştir.  Salih ve Vedat’a sorulan iki soru da aynı alanlardandır.  Tülay’a geometri, Utku’ya kimya sorusu yöneltilmiştir. Aşağıdakilerden hangisi kesin olarak doğrudur?

#60. Bir mülakata giren Salih, Tülay, Utku, Vedat ve Yeliz adlı kişilerin her birine ikişer soru yöneltilmiştir. Bu sorulardan biri; cebir veya geometri, diğeri ise fizik veya kimya alanlarındandır. Kişilere yöneltilen sorulara ilişkin kimi bilgiler şu şekildedir:  Fizik sorusu toplam üç, geometri sorusu toplam iki kişiye yöneltilmiştir.  Salih ve Vedat’a sorulan iki soru da aynı alanlardandır.  Tülay’a geometri, Utku’ya kimya sorusu yöneltilmiştir. Kişilere yöneltilen soruların alanlarının tam olarak belirlenebilmesi için —- yöneltilen soruların hangi alanlardan olduğunun bilinmesi yeterlidir. Bu cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

TESTi BiTiR

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!
%d blogcu bunu beğendi: