LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Siyaset Sosyolojisi (Sosyoloji) 2024-2025 Bütünleme Soruları
auzefSiyaset Sosyolojisisosyoloji

Siyaset Sosyolojisi (Sosyoloji) 2024-2025 Bütünleme Soruları

Siyaset Sosyolojisi (Sosyoloji) 2024-2025 Bütünleme Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Siyaset Sosyolojisi (Sosyoloji) 2024-2025 Bütünleme Soruları

#1. Aşağıdakilerden hangisi yeni-kurumsalcı yaklaşımın özelliklerinden biri değildir?

Cevap: D) Kurumların bireylere dayatılmış dışsal gerçeklikler olarak var olması | Açıklama:

#2. Aşağıdaki ifadelerden hangisi John Locke’un devlet hakkındaki görüşlerini yansıtmamaktadır?

Cevap: A) Topraksız köylülerin yaşadığı ortak tarım alanları hükümet tarafından korunmalıdır. | Açıklama: John Locke’un mülkiyet anlayışı, bireysel mülkiyet haklarının korunmasına odaklanır ve ortak tarım alanlarının (Commons) korunması fikrinden ziyade, bu alanların kişisel mülkiyete geçişini ve bireysel emeğin değerini vurgular. Hükümetin temel hakları ihlal etmesi durumunda isyan hakkı, kuvvetler ayrılığı, din ve vicdan özgürlüğü ile doğal hakların korunması Locke’un temel görüşleridir.

#3. Aşağıdaki ifadelerden hangisi Anthony Giddens’ın düşüncelerini yansıtmaz?

Cevap: B) Birinci modernliği ulus devletle, ikinci modernliği küreselleşme ile ilişkilendirmektedir. | Açıklama: Giddens, küreselleşmeyi ”yüksek modernlik” veya ”radikal modernlik” olarak tanımlarken, modernliğin kendisinin bir evrimi olarak görür. ”Birinci modernlik” ve ”ikinci modernlik” ayrımı daha çok Ulrich Beck gibi düşünürlerle ilişkilidir (örneğin Beck’in risk toplumu teorisi). Giddens için modernlik sürekli bir süreçtir ve küreselleşme bunun yoğunlaşan bir aşamasıdır.

#4. Columbia Okulu olarak da bilinen “Halkın Seçimi” teorisinde siyasal özellikleri belirleyen üç değişken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: A) Sosyoekonomik statü, mesken ve din | Açıklama: Columbia Okulu’nun ”Halkın Seçimi” teorisinde (Lazarsfeld, Berelson, Gaudet), seçmen davranışlarını etkileyen başlıca sosyo-demografik değişkenler sosyoekonomik statü, mesken (yaşanılan yerin büyüklüğü ve karakteri) ve din olarak belirlenmiştir.

#5. Latince “Cuis regio cuis religio (Kimin bölgesiyse onun dinidir)” cümlesiyle tanımlanan ilke, Katolik Kilisesinin aşağıdaki ilkelerinden hangisiyle ters düşmüştür?

Cevap: E) Hükümdar, Papa’ya ita etmelidir. | Açıklama: ”Cuius regio, eius religio” (Kimin bölgesi ise onun dini) ilkesi, 1555 Augsburg Barışı ile ortaya çıkmış ve prenslerin kendi bölgelerinin dinini belirleme hakkını tanımıştır. Bu ilke, Orta Çağ’da Katolik Kilisesi’nin (ve Papa’nın) seküler hükümdarlar üzerindeki dini ve siyasi üstünlüğünü savunan ”hükümdarın Papa’ya itaat etmesi” ilkesiyle çelişir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Sosyal bilimlerde “kültürün dönüşü” hangi açıdan önemlidir?

Cevap: C) Kültürün toplumsal çözümlemelerde önemli bir unsur olarak ele alınmasıyla emperyalizmin ekonomi dışı etkileri incelenmeye başlandı. | Açıklama: Sosyal bilimlerde ”kültürün dönüşü” (cultural turn), kültürel faktörlerin toplumsal analizlerde daha merkezi bir rol oynamaya başlaması anlamına gelir. Bu, ekonomiye indirgenemeyen, emperyalizmin kültürel boyutları gibi konuların incelenmesine olanak sağlamıştır.

#7. Aşağıdakilerden hangisi Michel Foucault’nun iktidar hakkındaki düşüncelerini yansıtmaz?

Cevap: B) İktidar sadece hâkim sınıfların elindedir. | Açıklama: Michel Foucault’nun iktidar anlayışı, iktidarı tek bir merkeze veya hakim sınıfa ait bir olgu olarak görmez. Ona göre iktidar, toplumun her yerine yayılmış, ilişkisel ve üretken bir güçtür (”iktidar kılcaldır”). Dolayısıyla ”iktidar sadece hâkim sınıfların elindedir” ifadesi Foucault’nun düşüncesini yansıtmaz.

#8. Aşağıdakilerden hangisi Weber’in anlayışıyla karizmatik otorite ideal tipine bir örnek oluşturabilir?

Cevap: E) Peygamber | Açıklama: Max Weber’in ”karizmatik otorite” ideal tipine en iyi örnek, olağanüstü kişisel özelliklere, ilahi veya mistik güçlere sahip olduğuna inanılan ve takipçilerini bu karizmayla etkileyen liderlerdir. Peygamberler, bu tanıma mükemmel bir şekilde uyar.

#9. “Güçlü bir aristokrasiye bağımlı bir burjuvazi, emperyal gücün yönetimi altında yukarıdan sanayileşmeye neden olabilir.”
Thomas Moore’un yukarıdaki tezi aşağıdaki ülkelerden hangisinin durumunu en iyi açıklar?

Cevap: D) Japonya | Açıklama: Verilen tez, merkezi bir otoritenin (emperyal güç) öncülüğünde, aristokrasiye bağımlı bir burjuvazi ile yukarıdan bir sanayileşme modelini anlatır. Bu durum, özellikle Meiji Restorasyonu sonrası Japonya’nın sanayileşme sürecini en iyi açıklar. (Soruda Thomas Moore dense de, bu tez genellikle Barrington Moore Jr.’ın ”Diktatörlüğün ve Demokrasinin Sosyal Kökenleri” adlı eserindeki sanayileşme yollarından birini çağrıştırmaktadır.)

#10. Aşağıdakilerden hangisi risk toplumunun özelliklerinden biri değildir?

Cevap: C) Yerel örgütlenmelerin önem kazanması | Açıklama:

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Theda Skocpol’a göre aşağıdakilerden hangisi toplumsal bir devrimi hazırlayan unsurlardan biridir?

Cevap: E) Devletin bir kriz içerisinde olması | Açıklama: Theda Skocpol’un devlet merkezli devrim teorisine göre, devrimlerin ortaya çıkmasında devletin uluslararası baskılar, içsel çatışmalar veya idari zayıflıklar nedeniyle ”bir kriz içerisinde olması” önemli bir yapısal unsurdur.

#12. Aşağıdakilerden hangisi yakın dönemde ortaya çıkan toplumsal hareketlerin özelliklerinden biri değildir?

Cevap: A) Var olan sistemin bütüncül değişiminin amaç edinilmesi | Açıklama: Yakın dönemde ortaya çıkan toplumsal hareketler (yeni toplumsal hareketler), genellikle var olan sistemin bütüncül değişimini hedeflemek yerine, belirli konularda (çevre, insan hakları, kimlik vb.) değişim ve farkındalık yaratmayı amaçlarlar. Bütüncül değişim hedefi daha çok klasik (Marksist) hareketlere özgüdür.

#13. Aşağıdaki ifadelerden hangisi Max Weber’in kurumlar hakkındaki düşüncelerini yansıtır?

Cevap: C) Kurumlar, rasyonel temellere dayanan kişi-dışı, herkese aynı mesafede yaklaşan nesnel yapılardır. | Açıklama: Max Weber’in bürokrasi ve rasyonel-yasal otorite anlayışı çerçevesinde kurumlar, kişisel olmayan, kurallara dayalı, işlevsel ve rasyonel yapılar olarak tanımlanır. Bu kurumlar, herkese eşit mesafede yaklaşarak nesnel bir işleyişi hedefler.

#14. Aşağıdakilerden hangisi ideal-tip yaklaşımına göre totaliter bir yönetimin ideal tipidir?

Cevap: B) Hitler Almanya’sı | Açıklama: Carl Friedrich ve Zbigniew Brzezinski gibi siyaset bilimcilerin ”totalitarizm” ideal tipini oluştururken en çok referans aldıkları ve en karakteristik örnek olarak gördükleri yönetim biçimi ”Hitler Almanya’sı”dır. Diğerleri de totaliter eğilimler gösterse de, Hitler Almanyası teorik modelin ana kaynağıdır.

#15. 1914-1991 yılları arasındaki dönemi “Aşırılıklar Çağı” olarak nitelendiren tarihçi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: B) Eric Hobsbawn | Açıklama: Ünlü İngiliz tarihçi Eric Hobsbawm, ”Kısa Yirminci Yüzyıl” olarak da bilinen 1914-1991 dönemini, dünya savaşları, ideolojik çatışmalar ve büyük toplumsal dönüşümler nedeniyle ”Aşırılıklar Çağı” (Age of Extremes) olarak tanımlamıştır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Edward Said’in oryantalizm kavramını tanımlarken temel vurgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: A) Doğu ile Batı arasındaki kabul gören farklılığın, esasen Avrupa düşüncesi tarafından üretilmiş mit ve efsanelere dayanması | Açıklama: Edward Said’in ”Oryantalizm” kavramının temel vurgusu, Batı’nın Doğu hakkındaki bilgisinin ve temsillerinin, gerçek Doğu’dan ziyade Batı’nın kendi kurguları, önyargıları ve sömürgeci çıkarları doğrultusunda inşa edildiğidir. Bu, Doğu’nun özgünlüğünün Batı tarafından çarpıtıldığı ve egzotikleştirildiği anlamına gelir.

#17. Aşağıdaki ifadelerden hangisi kaynakların seferber edilmesi yaklaşımının toplumsal hareketler hakkındaki düşüncelerini yansıtmaz?

Cevap: D) Bu toplumsal hareketlerde devlet ve iktidar karşıtı örgütlenmeler ön plana çıkar. | Açıklama: Kaynakların seferber edilmesi yaklaşımı, toplumsal hareketlerin başarılı olabilmesi için kaynaklara (finans, organizasyon, liderlik vb.) erişime odaklanır. Bu hareketler sadece devlet ve iktidar karşıtı örgütlenmelerle sınırlı değildir; bazen mevcut sistem içindeki kaynakları kullanarak da hareket edebilirler. Dolayısıyla, bu ifade yaklaşımın genel düşüncesini tam olarak yansıtmaz.

#18. Jeremy Bentham tarafından bireylerin (mahpusların) kontrolü, gözetimi, ıslahı için tasarlanan ve Michel Foucault tarafından modern toplumların gözetim mekanizmalarını açıklamak için kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: C) Panoptikon | Açıklama: Jeremy Bentham’ın hapishaneler için tasarladığı ”Panoptikon”, tek bir gözlemcinin tüm mahpusları sürekli gözetleyebildiği bir mimari yapıdır. Michel Foucault bu kavramı, modern toplumların gözetim ve disiplin mekanizmalarını açıklamak için kullanmıştır.

#19. Durkheim’ın tanımına göre organik dayanışmada devletin rolü, merkezî sinir sisteminde olduğu gibi topluluğun bütünü için geçerli temsiller üretmekle görevli özel bir organa benzer.
Yukarıdaki açıklamaya göre devlet ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevap: E) Devletin ürettiği temsiller, fikirler ve yorumlar farklıdır çünkü daha üst bir mülahaza düzeyini temsil eder. | Açıklama: Durkheim’a göre organik dayanışmada devlet, toplumun karmaşık yapısını bir arada tutan ve topluluğun bütünü için ortak temsiller (fikirler, değerler) üreten merkezi bir organdır. Bu temsiller, diğer toplumsal kurumların ürettiklerinden farklı, daha yüksek ve bütünleyici bir nitelik taşır.

#20. Aşağıdakilerden hangisi siyasal hayatta kuşak kavramını öne süren sosyal bilimcidir?

Cevap: D) Karl Mannheim | Açıklama: ”Kuşak” (generation) kavramını siyaset sosyolojisi ve sosyolojide sistematik bir şekilde ele alan ve önemli katkılar sunan düşünür Karl Mannheim’dır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Siyaset Sosyolojisi (Sosyoloji) 2024-2025 Bütünleme Soruları

Siyaset Sosyolojisi: İktidar, Kurumlar ve Toplumsal Değişim Üzerine Perspektifler

Giriş

Siyaset sosyolojisi, iktidarın toplumsal temellerini, devletin yapısını, siyasal davranışları ve toplumsal değişim süreçlerini inceleyen bir disiplindir. Toplum ve siyaset arasındaki karşılıklı ilişkiyi analiz eden bu alan, klasik düşünürlerden çağdaş teorisyenlere uzanan geniş bir entelektüel birikime sahiptir. Bu makalede, Max Weber ve Michel Foucault gibi temel düşünürlerin iktidar ve devlet üzerine görüşleri, devrim ve toplumsal hareketler gibi değişim dinamikleri ve küreselleşmenin siyasal hayata etkileri ele alınacaktır.

Klasik ve Modern Devlet Kuramları

Modern devletin ve kurumların doğasını anlamak, siyaset sosyolojisinin temel uğraşlarından biridir. Max Weber, modern kurumları, rasyonel temellere dayanan, kişiden bağımsız ve herkese eşit mesafede yaklaşan nesnel yapılar olarak tanımlar. Onun otorite tiolojisinde “karizmatik otorite” ideal tipine en iyi örnek ise takipçilerini olağanüstü özellikleriyle etkileyen bir peygamberdir. Émile Durkheim ise, iş bölümünün geliştiği “organik dayanışmalı” toplumlarda devletin, toplumun bütünü için daha üst bir düzeyde ortak temsiller ve fikirler üreten merkezi bir organ rolü oynadığını belirtir. Modern devletin meşruiyetinin tarihsel kökenlerinde ise, “Cuius regio, eius religio” (Kimin bölgesi ise onun dini) gibi ilkeler, prenslerin Papa’ya itaat etmesi gerektiği yönündeki Orta Çağ anlayışını yıkarak seküler otoritenin temelini atmıştır.

İktidar, Gözetim ve Söylem

İktidar kavramı, Michel Foucault’nun çalışmalarıyla çağdaş sosyolojide yeniden yorumlanmıştır. Foucault’ya göre iktidar, sadece hâkim sınıfların elinde bulunan bir şey değil, toplumun her yerine yayılmış kılcal bir ilişkiler ağıdır. Jeremy Bentham tarafından hapishaneler için tasarlanan “Panoptikon” modelini bir metafor olarak kullanan Foucault, modern toplumların gözetim ve disiplin mekanizmalarının bireyleri nasıl itaatkâr bedenler haline getirdiğini analiz eder. İktidarın bir başka boyutu ise söylem üzerindeki kontrolüdür. Edward Said’in “oryantalizm” kavramı, Batı’nın Doğu hakkındaki bilgisinin, aslında Avrupa düşüncesi tarafından üretilmiş mit ve efsanelere dayanarak Doğu üzerinde bir güç ve tahakküm aracı olarak nasıl kullanıldığını gösterir.

Toplumsal Değişim: Devrimler, Hareketler ve Kuşaklar

Toplumsal değişim, siyaset sosyolojisinin merkezindeki bir diğer konudur. Ünlü tarihçi Eric Hobsbawm, 1914-1991 arasındaki dönemi dünya savaşları ve ideolojik çatışmalar nedeniyle “Aşırılıklar Çağı” olarak nitelendirmiştir. Theda Skocpol gibi teorisyenlere göre, büyük toplumsal devrimlerin ortaya çıkabilmesi için temel unsurlardan biri, devletin bir kriz içerisinde olmasıdır. Devrimler gibi köklü dönüşümlerin yanı sıra, daha spesifik hedeflere odaklanan toplumsal hareketler de vardır. Yakın dönemde ortaya çıkan yeni toplumsal hareketler, var olan sistemin bütüncül değişimini amaçlamak yerine çevre, kimlik gibi belirli konulara odaklanır. Kaynakların seferber edilmesi yaklaşımı ise, bu hareketlerin başarısının örgütlenme ve kaynak bulma kapasitesine bağlı olduğunu vurgular. Siyasal davranışları anlamada ise Karl Mannheim tarafından öne sürülen “kuşak” kavramı, bireylerin içinde yetiştikleri tarihsel dönemin siyasal tutumlarını nasıl şekillendirdiğini açıklar.

Küreselleşme, Risk Toplumu ve Siyasal Davranış

Anthony Giddens, küreselleşmeyi “yüksek modernlik” olarak tanımlar ve bu süreçte ulus-devletlerin hem varlıklarını sürdürdüğünü hem de küresel ağlarla bütünleştiğini belirtir. Ulrich Beck’in “risk toplumu” teorisi ise, modernliğin ulaştığı bu aşamada ekolojik felaketler ve terörist saldırılar gibi yeni türden küresel tehlikelerin ortaya çıktığını ve güvenliğin temel bir değer haline geldiğini savunur. Bu küresel bağlamda “kültürün dönüşü” olarak adlandırılan entelektüel eğilim, emperyalizmin ekonomi dışı etkilerinin incelenmesine olanak sağlamıştır. Siyasal davranışların incelenmesinde ise, Columbia Okulu’nun “Halkın Seçimi” adlı klasik çalışması, seçmen tercihlerini belirleyen üç temel değişken olarak sosyoekonomik statü, mesken (yaşanılan yer) ve dini ortaya koymuştur. İdeal-tip analizlerinde ise, totaliter bir yönetimin en karakteristik örneği olarak genellikle Hitler Almanya’sı gösterilmektedir.

Sonuç

Siyaset sosyolojisi, iktidarın karmaşık doğasını, devletin toplumsal temellerini ve bireylerin siyasal eylemlerini anlamak için vazgeçilmez bir disiplindir. Weber’den Foucault’ya, Mannheim’dan Skocpol’a uzanan teorisyenler, siyasal hayatı şekillendiren yapısal koşullar ile toplumsal faillerin eylemleri arasındaki diyalektiği aydınlatarak, içinde yaşadığımız dünyanın siyasi dinamiklerini daha derinlemesine kavramamıza yardımcı olurlar.

@lolonolo_com

Siyaset Sosyolojisi (Sosyoloji) 2024-2025 Bütünleme Soruları

Siyaset Sosyolojisi (Sosyoloji) 2024-2025 Bütünleme Soruları

1- 1914-1991 yılları arasındaki dönemi “Aşırılıklar Çağı” olarak nitelendiren tarihçi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Zbigniew Brezinski
B) Eric Hobsbawn
C) Sigmund Neumann
D) Theodor Adorno
E) Raymond Aron

Cevap : B) Eric Hobsbawn

Açıklama : Ünlü İngiliz tarihçi Eric Hobsbawm, “Kısa Yirminci Yüzyıl” olarak da bilinen 1914-1991 dönemini, dünya savaşları, ideolojik çatışmalar ve büyük toplumsal dönüşümler nedeniyle “Aşırılıklar Çağı” (Age of Extremes) olarak tanımlamıştır.

2- Jeremy Bentham tarafından bireylerin (mahpusların) kontrolü, gözetimi, ıslahı için tasarlanan ve Michel Foucault tarafından modern toplumların gözetim mekanizmalarını açıklamak için kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

A) Devlet baskısı
B) Tüketim
C) Panoptikon
D) Cemaat kontrolü
E) Gösteri toplumu

Cevap : C) Panoptikon

Açıklama : Jeremy Bentham’ın hapishaneler için tasarladığı “Panoptikon”, tek bir gözlemcinin tüm mahpusları sürekli gözetleyebildiği bir mimari yapıdır. Michel Foucault bu kavramı, modern toplumların gözetim ve disiplin mekanizmalarını açıklamak için kullanmıştır.

3- Aşağıdakilerden hangisi yeni-kurumsalcı yaklaşımın özelliklerinden biri değildir?

A) Kurumların yapısal özellikleri ile toplumsal failler arasındaki etkileşimi incelemesi
B) Kurumların toplumsal eyleyicilerin eylemlerinin açıklayıcı nedenleri olarak görülmesi
C) Siyasal kurumları toplumsal sınıfların bir yansıması olarak görmesi
D) Kurumların bireylere dayatılmış dışsal gerçeklikler olarak var olması
E) Siyasal hayatın toplumsal belirleyenlerini göz önünde bulundurması

Cevap : D) Kurumların bireylere dayatılmış dışsal gerçeklikler olarak var olması

Açıklama :

4- Aşağıdakilerden hangisi yakın dönemde ortaya çıkan toplumsal hareketlerin özelliklerinden biri değildir?

A) Var olan sistemin bütüncül değişiminin amaç edinilmesi
B) Yeni bir dil ve yeni meşrulaştırma biçimlerine dayalı bir dava dilinin ortaya çıkması
C) Konsensüs seferberliği ve eylem seferberliği temelinde hareketliliğin sağlanması
D) Hareketlerin simgesel boyutlarının önem kazanması
E) İnternetin ve sosyal medyanın eylem faaliyetleri için etkin kullanılması

Cevap : A) Var olan sistemin bütüncül değişiminin amaç edinilmesi

Açıklama : Yakın dönemde ortaya çıkan toplumsal hareketler (yeni toplumsal hareketler), genellikle var olan sistemin bütüncül değişimini hedeflemek yerine, belirli konularda (çevre, insan hakları, kimlik vb.) değişim ve farkındalık yaratmayı amaçlarlar. Bütüncül değişim hedefi daha çok klasik (Marksist) hareketlere özgüdür.

5- Aşağıdakilerden hangisi siyasal hayatta kuşak kavramını öne süren sosyal bilimcidir?

A) Karl Marx
B) Paul Lazarsfeld
C) Friedrich Engels
D) Karl Mannheim
E) Alexis de Tocqueville

Cevap : D) Karl Mannheim

Açıklama : “Kuşak” (generation) kavramını siyaset sosyolojisi ve sosyolojide sistematik bir şekilde ele alan ve önemli katkılar sunan düşünür Karl Mannheim’dır.

6- Theda Skocpol’a göre aşağıdakilerden hangisi toplumsal bir devrimi hazırlayan unsurlardan biridir?

A) Egemen sınıfın tüccar sınıfıyla iyi ilişkiler içinde olması
B) Toplumun zümrelere bölünmesi
C) Merkezî devletin kesin bir biçimde kurulması
D) Devletin geniş topraklar üzerine kurulmuş olması
E) Devletin bir kriz içerisinde olması

Cevap : E) Devletin bir kriz içerisinde olması

Açıklama : Theda Skocpol’un devlet merkezli devrim teorisine göre, devrimlerin ortaya çıkmasında devletin uluslararası baskılar, içsel çatışmalar veya idari zayıflıklar nedeniyle “bir kriz içerisinde olması” önemli bir yapısal unsurdur.

7- Columbia Okulu olarak da bilinen “Halkın Seçimi” teorisinde siyasal özellikleri belirleyen üç değişken aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sosyoekonomik statü, mesken ve din
B) Mesken, etnik köken ve meslek
C) Din, cinsiyet ve yaş
D) Sosyoekonomik statü, cinsiyet ve yaş
E) Yaş, cinsiyet ve etnik köken

Cevap : A) Sosyoekonomik statü, mesken ve din

Açıklama : Columbia Okulu’nun “Halkın Seçimi” teorisinde (Lazarsfeld, Berelson, Gaudet), seçmen davranışlarını etkileyen başlıca sosyo-demografik değişkenler sosyoekonomik statü, mesken (yaşanılan yerin büyüklüğü ve karakteri) ve din olarak belirlenmiştir.

8- Aşağıdakilerden hangisi ideal-tip yaklaşımına göre totaliter bir yönetimin ideal tipidir?

A) Lenin Sovyetler Birliği
B) Hitler Almanya’sı
C) Franco İspanya’sı
D) Mao Çin’i
E) Mussolini İtalya’sı

Cevap : B) Hitler Almanya’sı

Açıklama : Carl Friedrich ve Zbigniew Brzezinski gibi siyaset bilimcilerin “totalitarizm” ideal tipini oluştururken en çok referans aldıkları ve en karakteristik örnek olarak gördükleri yönetim biçimi “Hitler Almanya’sı”dır. Diğerleri de totaliter eğilimler gösterse de, Hitler Almanyası teorik modelin ana kaynağıdır.

9- Aşağıdakilerden hangisi Weber’in anlayışıyla karizmatik otorite ideal tipine bir örnek oluşturabilir?

A) Hakim
B) Patron
C) Öğretmen
D) Baba
E) Peygamber

Cevap : E) Peygamber

Açıklama : Max Weber’in “karizmatik otorite” ideal tipine en iyi örnek, olağanüstü kişisel özelliklere, ilahi veya mistik güçlere sahip olduğuna inanılan ve takipçilerini bu karizmayla etkileyen liderlerdir. Peygamberler, bu tanıma mükemmel bir şekilde uyar.

10- Durkheim’ın tanımına göre organik dayanışmada devletin rolü, merkezî sinir sisteminde olduğu gibi topluluğun bütünü için geçerli temsiller üretmekle görevli özel bir organa benzer.
Yukarıdaki açıklamaya göre devlet ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Devletin ürettiği temsiller, fikirler ve yorumlar diğer kurumların ürettiklerinden farklı değildir.
B) Devletin rolü, organik dayanışmada azalır.
C) Devletin ürettiği temsiller, fikirler ve yorumlar toplum için çok şey ifade etmez.
D) Devletin ürettiği temsiller, toplumun bütün kesimlerine hitap etmek zorunda değildir.
E) Devletin ürettiği temsiller, fikirler ve yorumlar farklıdır çünkü daha üst bir mülahaza düzeyini temsil eder.

Cevap : E) Devletin ürettiği temsiller, fikirler ve yorumlar farklıdır çünkü daha üst bir mülahaza düzeyini temsil eder.

Açıklama : Durkheim’a göre organik dayanışmada devlet, toplumun karmaşık yapısını bir arada tutan ve topluluğun bütünü için ortak temsiller (fikirler, değerler) üreten merkezi bir organdır. Bu temsiller, diğer toplumsal kurumların ürettiklerinden farklı, daha yüksek ve bütünleyici bir nitelik taşır.

@lolonolo_com

Siyaset Sosyolojisi (Sosyoloji) 2024-2025 Bütünleme Soruları

Siyaset Sosyolojisi (Sosyoloji) 2024-2025 Bütünleme Soruları

11- Latince “Cuis regio cuis religio (Kimin bölgesiyse onun dinidir)” cümlesiyle tanımlanan ilke, Katolik Kilisesinin aşağıdaki ilkelerinden hangisiyle ters düşmüştür?

A) Her prens, kendi devlet dinini seçebilir.
B) Papa, hükümdara boyun eğmek zorundadır.
C) Kilise, devletlerin iç işlerine karışmaz.
D) Kilise, ilahi yetkiyi millî kiliselere devredebilir.
E) Hükümdar, Papa’ya itaat etmelidir.

Cevap : E) Hükümdar, Papa’ya itaat etmelidir.

Açıklama : “Cuius regio, eius religio” (Kimin bölgesi ise onun dini) ilkesi, 1555 Augsburg Barışı ile ortaya çıkmış ve prenslerin kendi bölgelerinin dinini belirleme hakkını tanımıştır. Bu ilke, Orta Çağ’da Katolik Kilisesi’nin (ve Papa’nın) seküler hükümdarlar üzerindeki dini ve siyasi üstünlüğünü savunan “hükümdarın Papa’ya itaat etmesi” ilkesiyle çelişir.

12- Aşağıdaki ifadelerden hangisi kaynakların seferber edilmesi yaklaşımının toplumsal hareketler hakkındaki düşüncelerini yansıtmaz?

A) Ulus-devletin inşası ile kitlelerin siyasallaşması arasında bir bağ vardır.
B) Siyasal hayatın kitlelere doğru gelişmesine yol açar.
C) Genel ve eşit oy hakkının kabulünden etkilenirler.
D) Bu toplumsal hareketlerde devlet ve iktidar karşıtı örgütlenmeler ön plana çıkar.
E) Ülke topraklarının idari anlamda birleşimi ve devletin rolünün pekişmesi, toplumsal hareketleri tetikleyici unsurlardır.

Cevap : D) Bu toplumsal hareketlerde devlet ve iktidar karşıtı örgütlenmeler ön plana çıkar.

Açıklama : Kaynakların seferber edilmesi yaklaşımı, toplumsal hareketlerin başarılı olabilmesi için kaynaklara (finans, organizasyon, liderlik vb.) erişime odaklanır. Bu hareketler sadece devlet ve iktidar karşıtı örgütlenmelerle sınırlı değildir; bazen mevcut sistem içindeki kaynakları kullanarak da hareket edebilirler. Dolayısıyla, bu ifade yaklaşımın genel düşüncesini tam olarak yansıtmaz.

13- Aşağıdaki ifadelerden hangisi Anthony Giddens’ın düşüncelerini yansıtmaz?

A) Ulus-devletler bir yandan varlığını sürdürür, diğer yandan ise hızlanan küreselleşme koşullarıyla bütünleşir.
B) Birinci modernliği ulus devletle, ikinci modernliği küreselleşme ile ilişkilendirmektedir.
C) Modernlik, evrensel bir zaman çerçevesi oluşturularak yerel zamandan çıkılmasına işaret eder.
D) Küreselleşmeyi yüksek modernlik olarak tanımlar.
E) Küreselleşme, birbirinden farklı toplumsal bağlamlara dünya ölçeğinde birbirine bağlı bir ağ içinde yer verir.

Cevap : B) Birinci modernliği ulus devletle, ikinci modernliği küreselleşme ile ilişkilendirmektedir.

Açıklama : Giddens, küreselleşmeyi “yüksek modernlik” veya “radikal modernlik” olarak tanımlarken, modernliğin kendisinin bir evrimi olarak görür. “Birinci modernlik” ve “ikinci modernlik” ayrımı daha çok Ulrich Beck gibi düşünürlerle ilişkilidir (örneğin Beck’in risk toplumu teorisi). Giddens için modernlik sürekli bir süreçtir ve küreselleşme bunun yoğunlaşan bir aşamasıdır.

14- “Güçlü bir aristokrasiye bağımlı bir burjuvazi, emperyal gücün yönetimi altında yukarıdan sanayileşmeye neden olabilir.”
Thomas Moore’un yukarıdaki tezi aşağıdaki ülkelerden hangisinin durumunu en iyi açıklar?

A) Çin
B) Rusya
C) ABD
D) Japonya
E) Fransa

Cevap : D) Japonya

Açıklama : Verilen tez, merkezi bir otoritenin (emperyal güç) öncülüğünde, aristokrasiye bağımlı bir burjuvazi ile yukarıdan bir sanayileşme modelini anlatır. Bu durum, özellikle Meiji Restorasyonu sonrası Japonya’nın sanayileşme sürecini en iyi açıklar. (Soruda Thomas Moore dense de, bu tez genellikle Barrington Moore Jr.’ın “Diktatörlüğün ve Demokrasinin Sosyal Kökenleri” adlı eserindeki sanayileşme yollarından birini çağrıştırmaktadır.)

15- Aşağıdaki ifadelerden hangisi Max Weber’in kurumlar hakkındaki düşüncelerini yansıtır?

A) Kurumlar, bireyler arası etkileşimin bir sonucudur.
B) Kurumlar, temeli üretim ilişkilerine dayanan üst yapı unsurlarıdır.
C) Kurumlar, rasyonel temellere dayanan kişi-dışı, herkese aynı mesafede yaklaşan nesnel yapılardır.
D) Kurumlar, farklı toplumsal eyleyicilerin arasındaki güç ilişkilerinin bir sonucudur.
E ) Kurumlar, bireylere dışarıdan dayatılan toplumsal olgulardır.

Cevap : C) Kurumlar, rasyonel temellere dayanan kişi-dışı, herkese aynı mesafede yaklaşan nesnel yapılardır.

Açıklama : Max Weber’in bürokrasi ve rasyonel-yasal otorite anlayışı çerçevesinde kurumlar, kişisel olmayan, kurallara dayalı, işlevsel ve rasyonel yapılar olarak tanımlanır. Bu kurumlar, herkese eşit mesafede yaklaşarak nesnel bir işleyişi hedefler.

16- Edward Said’in oryantalizm kavramını tanımlarken temel vurgusu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Doğu ile Batı arasındaki kabul gören farklılığın, esasen Avrupa düşüncesi tarafından üretilmiş mit ve efsanelere dayanması
B) Doğu kültürünü egzotik olarak görmenin kaçınılmaz bir sonuç olması
C) Doğu medeniyetlerini anlamak için Batı felsefesi ve bilgi birikiminin önemi
D) Sömürgeciliğin iktisadi boyutlarına dikkat çekmesi
E) Doğu ve Batı ayrımlarının bilimsel sınırlarının belli ve kesin ayrımlar olması

Cevap : A) Doğu ile Batı arasındaki kabul gören farklılığın, esasen Avrupa düşüncesi tarafından üretilmiş mit ve efsanelere dayanması

Açıklama : Edward Said’in “Oryantalizm” kavramının temel vurgusu, Batı’nın Doğu hakkındaki bilgisinin ve temsillerinin, gerçek Doğu’dan ziyade Batı’nın kendi kurguları, önyargıları ve sömürgeci çıkarları doğrultusunda inşa edildiğidir. Bu, Doğu’nun özgünlüğünün Batı tarafından çarpıtıldığı ve egzotikleştirildiği anlamına gelir.

17- Aşağıdaki ifadelerden hangisi John Locke’un devlet hakkındaki görüşlerini yansıtmamaktadır?

A) Topraksız köylülerin yaşadığı ortak tarım alanları hükümet tarafından korunmalıdır.
B) Hükümet temel hakları tehdit ettiğinde yurttaşların isyan etmesi meşrudur.
C) Kuvvet ayrılığına ve temsile dayalı bir yönetim anlayışı benimsenmelidir.
D) Din ve vicdan özgürlüğünü sağlanmalıdır.
E) Yaşam, özgürlük ve mülkiyet gibi doğal haklar devlet tarafından güvence altına alınmalıdır.

Cevap : A) Topraksız köylülerin yaşadığı ortak tarım alanları hükümet tarafından korunmalıdır.

Açıklama : John Locke’un mülkiyet anlayışı, bireysel mülkiyet haklarının korunmasına odaklanır ve ortak tarım alanlarının (Commons) korunması fikrinden ziyade, bu alanların kişisel mülkiyete geçişini ve bireysel emeğin değerini vurgular. Hükümetin temel hakları ihlal etmesi durumunda isyan hakkı, kuvvetler ayrılığı, din ve vicdan özgürlüğü ile doğal hakların korunması Locke’un temel görüşleridir.

18- Aşağıdakilerden hangisi Michel Foucault’nun iktidar hakkındaki düşüncelerini yansıtmaz?

A) İktidar bedenleri denetim altına alarak itaatkâr hâle getirir.
B) İktidar sadece hâkim sınıfların elindedir.
C) İktidar kılcallaşarak tüm toplumsal alana yayılmıştır.
D) Hakikat temelli iktidar karşıtı söylemler kendi iktidar biçimlerini üretir.
E) Öznelerin oluşturduğu bir ilişkiler dizisidir.

Cevap : B) İktidar sadece hâkim sınıfların elindedir.

Açıklama : Michel Foucault’nun iktidar anlayışı, iktidarı tek bir merkeze veya hakim sınıfa ait bir olgu olarak görmez. Ona göre iktidar, toplumun her yerine yayılmış, ilişkisel ve üretken bir güçtür (“iktidar kılcaldır”). Dolayısıyla “iktidar sadece hâkim sınıfların elindedir” ifadesi Foucault’nun düşüncesini yansıtmaz.

19- Sosyal bilimlerde “kültürün dönüşü” hangi açıdan önemlidir?

A) Keşifler çağı ile başlayan sömürgecilik dönemi, sosyal bilimlerde kültürel hegemonya olarak devam etti.
B) Batı kültürünü ele alan yapıtlar sosyoloji literatüründe ön plana konmaya başlandı.
C) Kültürün toplumsal çözümlemelerde önemli bir unsur olarak ele alınmasıyla emperyalizmin ekonomi dışı etkileri incelenmeye başlandı.
D) Hâkim zümrelerin kültürleri tesir altına alması kolaylaştı.
E) Sömürgeci ülkeler tarih yazımını hâkimiyetleri altına aldı.

Cevap : C) Kültürün toplumsal çözümlemelerde önemli bir unsur olarak ele alınmasıyla emperyalizmin ekonomi dışı etkileri incelenmeye başlandı.

Açıklama : Sosyal bilimlerde “kültürün dönüşü” (cultural turn), kültürel faktörlerin toplumsal analizlerde daha merkezi bir rol oynamaya başlaması anlamına gelir. Bu, ekonomiye indirgenemeyen, emperyalizmin kültürel boyutları gibi konuların incelenmesine olanak sağlamıştır.

20- Aşağıdakilerden hangisi risk toplumunun özelliklerinden biri değildir?

A) Ekolojik felaketler, mali krizler ve terörist saldırıların temel tehlikeler olması
B) Bir korku ekonomisinin oluşması
C) Yerel örgütlenmelerin önem kazanması
D) Güvenliğin eşitlikten daha önemli bir değer hâline gelmesi
E) Riskin toplum içerisinde hiyerarşik olarak dağılması

Cevap : C) Yerel örgütlenmelerin önem kazanması

Açıklama :

@lolonolo_com

Auzef Sosyoloji Telegram Sosyoloji

Editor

Editör