LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi 2025-2026 Final Soruları
auzefÇocuk GelişimiOkul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi

Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi 2025-2026 Final Soruları

Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi 2025-2026 Final Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi 2025-2026 Final Soruları

#1. Hangi duyu beynin oksipital lobunda işlenmektedir?

Cevap : C) Görme
Açıklama : İnsan beyninde duyusal bilgilerin işlendiği özel bölgeler vardır. “Oksipital Lob”, beynin en arka kısmında yer alır ve birincil “Görme Merkezi”dir. Gözden gelen sinyaller burada işlenerek görüntüye dönüştürülür. (İşitme -> Temporal Lob, Dokunma -> Parietal Lob, Tat/Koku -> Frontal ve Temporal Lobların iç kısımları ile ilişkilidir).

#2. Aşağıda yer alan durumlardan hangisinde duyu bütünleme sorunu görülme olasılığı daha düşüktür?

Cevap : A) Konuşma bozukluğu
Açıklama : Duyu bütünleme bozuklukları (Sensory Processing Disorder), nörolojik temelli gelişimsel bozukluklarda çok sık görülür. Otizm (%90’a varan oranlarda), Serebral Palsi (beyin hasarı kaynaklı), Prematüre doğum (sinir sistemi olgunlaşmadan doğum) ve Disleksi/Öğrenme Güçlüğü olan çocuklarda duyusal sorunlar “sistematik” bir parçadır. “Konuşma bozukluğu” (örneğin artikülasyon bozukluğu) ise bazen sadece mekanik (dil-dudak yapısı) veya yanlış öğrenme kaynaklı olabilir ve diğer şıklara kıyasla *nörolojik/duyusal bütünleme* sorunu eşlik etme olasılığı daha düşüktür.

#3. Burcu’nun beyninin işleyişi doğumundan itibaren belirli yaş dönemlerinde incelenmektedir. En son görüntülendiğinde de nöral yenilenme ve sinaps oluşumu hızının azalmaya başladığı izlenmiştir.
Bu durumda bir çocuk gelişimcisi, Burcu’nun yaşının kaç olduğunu söyleyebilir?

Cevap : B) 15
Açıklama : İnsan beyninde sinaps oluşumu (sinaptogenez) yaşamın ilk yıllarında muazzam bir hızla gerçekleşir. Ancak ergenlikle birlikte beyin “Budama” (Pruning) sürecine girer; yani kullanılmayan bağlantılar yok edilir ve kalanlar güçlenir. Yaklaşık 15 yaş civarı (ergenlik ortaları), hızlı sinaps oluşumunun yerini, daha verimli ama daha yavaş bir yapılanmaya bıraktığı, nöral plastisitenin çocukluktaki kadar hızlı olmadığı bir döneme işaret eder. Erken çocukluktaki (0-6 yaş) o “patlayıcı” büyüme hızı bu yaşta artık gözlenmez.

#4. Hakan ilkokul ikinci sınıfa devam ederken duyusal işlemleme bozukluğu tanısı almış bir çocuktur. Hamdi’nin tanı aldığı bu bozukluk sınıf içi performansını olumsuz şekilde etkilemektedir.
Aşağıdakilerden hangisi bu olumsuz etkiye neden olabilecek durumlardandır?

Cevap : B) Çocuğun sosyal ve bilişsel işlevi engellendiği için
Açıklama : Duyusal İşlemleme Bozukluğu (SPD), çocuğun beynine giren duyusal verileri (ses, ışık, dokunma vb.) organize edememesine yol açar. Sınıf ortamı gibi yoğun uyaranlı bir yerde, çocuk bu duyusal kaosu yönetmekle o kadar meşgul olur ki (ya aşırı tepki verir ya da içine kapanır), dikkatini derse veremez, arkadaşlarıyla iletişim kuramaz ve öğrenmeye odaklanamaz. Yani duyusal sorun, çocuğun “bilişsel” (öğrenme, dikkat) ve “sosyal” (iletişim, katılım) işlevlerini bloke ettiği için akademik performansı düşürür.

#5. Aynur düşük algılama modeliyle dünyaya gelmiş ve artık 18 ayını tamamlamış bir bebektir.
Aynur’un ailesinin çocuklarını desteklemek için aşağıdakilerden hangisini uygulaması önerilebilir?

Cevap : E) Yemekte farklı tatlar sunmak
Açıklama : Dunn’ın modeline göre “Düşük Algılama” (Low Registration / Hypo-sensitivity) profiline sahip çocuklar, çevresel uyaranları fark etmekte zorlanırlar; duyusal eşikleri yüksektir. Bu çocukların uyarılması ve farkındalıklarının artırılması için “yoğun ve değişken” uyaranlara ihtiyaçları vardır. Yemekte tekdüze tatlar yerine “farklı, baskın, zıt tatlar” (ekşi, baharatlı, kıtır vb.) sunmak, çocuğun duyusal sistemini uyandırır ve yemeğe ilgisini/farkındalığını artırır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Okul öncesi dönemde duyu eğitimi neden önemlidir?

Cevap : A) Somut uyaranlarla öğrenmek için
Açıklama : Piaget’nin Bilişsel Gelişim Kuramı’na göre okul öncesi dönem çocukları “İşlem Öncesi Dönem”dedir ve öğrenmeleri büyük ölçüde somut deneyimlere dayanır. Çocuklar dünyayı duyuları aracılığıyla (dokunarak, tadarak, görerek) tanırlar. Soyut kavramları (sertlik, yumuşaklık, sıcaklık vb.) ancak “somut uyaranlarla” ve duyusal deneyimlerle öğrenebilirler. Bu yüzden duyu eğitimi, bu dönemdeki öğrenmenin en temel aracıdır.

#7. İki yaşındaki Burçak duyularını kullandığı bir oyun oynarken annesi de oyununa katılıp onunla birlikte oynadığında nasıl bir etki oluşması beklenmektedir?

Cevap : C) Oyunun süresinin uzaması
Açıklama : Vygotsky’nin Yakınsal Gelişim Alanı (ZPD) teorisine ve oyun literatürüne göre; yetişkinin (annenin) çocuğun oyununa “oyun arkadaşı” olarak katılması (scaffolding), oyunun kalitesini artırır ve süresini uzatır. Anne, çocuğa yeni fikirler vererek, materyalleri çeşitlendirerek veya sadece ilgi göstererek çocuğun motivasyonunu artırır. Tek başına oynayan bir çocuk bir süre sonra sıkılabilirken, etkileşimli oyun daha uzun soluklu, daha karmaşık ve gelişimsel açıdan daha besleyici olur.

#8. Esma duyusal olarak desteklenme gereksinimi olan üç yaşındaki bir çocuktur. Esma’nın annesi koltuk minderlerinin arkasına kısa bir süre içinde çalması için kurduğu bir çalar saati sakladıktan sonra çocuğuyla oyun oynamaya başlar. Birden çalan saatin sesi duyulmaya başladığında da çocuğunun buna dikkat etmesini bekler.
Yukarıda verilen etkinlik Esma’nın hangi duyusal alanına destek olacaktır?

Cevap : A) İşitme
Açıklama : Bu etkinlikte temel uyarıcı “çalar saatin sesi”dir. Çocuğun bu sesi fark etmesi (işitsel farkındalık), sesin nereden geldiğini bulmaya çalışması (sesin yönünü tayin etme) ve arka plandaki diğer seslerden ayırt etmesi beklenmektedir. Tüm bu süreçler, “İşitme” (Auditory) duyusunun ve işitsel algı becerilerinin gelişimini desteklemeye yöneliktir.

#9. Özel eğitim gereksinimi duyan çocukların duyusal eğitiminde hangi yöntem en etkili olarak kabul edilir?

Cevap : C) Duyusal entegrasyon terapisi
Açıklama : Jean Ayres tarafından geliştirilen “Duyusal Entegrasyon Terapisi” (Sensory Integration Therapy), özellikle otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü veya gelişimsel gecikmesi olan çocuklarda duyusal işlemleme sorunlarını gidermek için kullanılan “altın standart” yöntemdir. Bu terapi, çocuğun vücudundan ve çevresinden gelen duyusal bilgileri (dokunma, denge, derin duyu vb.) beyninde doğru şekilde işlemesini, organize etmesini ve buna uygun adaptif cevaplar vermesini hedefler. Sadece fiziksel aktivite veya teorik eğitim bu nörolojik düzenlemeyi sağlamada yetersiz kalır.

#10. Normal gelişim gösteren bir bireyde entegre çalışan ve işlemleme yapan duyular ….. sağlar.
Yukarıdaki boşluğa getirilebilecek en uygun ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : E) vücut ve beynin eşgüdümlü hareket etmesini
Açıklama : Duyusal bütünleme (entegrasyon) teorisine göre; beyin, vücuttan ve çevreden gelen sayısız duyusal veriyi (görme, işitme, denge, vücut farkındalığı vb.) alır, birleştirir ve yorumlar. Eğer bu sistem entegre çalışırsa, beyin vücuda doğru komutları verir ve vücut da bu komutları pürüzsüzce uygular. Yani duyuların entegrasyonu, “Vücut ve Beynin Eşgüdümü”nü (koordinasyonunu) ve adaptif davranışı mümkün kılar. Bu eşgüdüm olmadan öğrenme, hareket ve sosyal uyum zorlaşır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Emine Öğretmen sınıfındaki çocuklardan birinin görmesinde bazı sorunlar olabileceğini düşünmektedir.
Bu durumda Emine Öğretmen’in öncelikli olarak hangisini yapması önerilir?

Cevap : D) Gözlerinin fizyolojik olarak, sağlıklı olup olmadığının kontrol edilmesi için sağlık kuruluşlarına yönlendirmek
Açıklama : Öğretmenlerin tanı koyma yetkisi yoktur. Bir çocukta görme, işitme veya başka bir gelişimsel sorun şüphesi oluştuğunda, atılması gereken “ilk ve öncelikli” adım, tıbbi bir değerlendirmedir. Çocukta kırma kusuru, katarakt veya başka bir fizyolojik sorun olup olmadığı ancak bir göz doktoru tarafından belirlenebilir. Eğitimsel önlemler (materyal uyarlama vb.), tıbbi tanı ve tedavi sürecinden *sonra* veya o süreçle eş zamanlı olarak devreye girer. Tıbbi kontrol yapılmadan eğitsel müdahale yapmak zaman kaybına ve yanlış uygulamalara yol açabilir.

#12. Duyu eğitiminde aşağıdaki öğrenme süreçlerinden hangisinin ele alınması gerekmez?

Cevap : E) Refleks
Açıklama : Duyu eğitimi; çocuğun dikkatini yoğunlaştırmasını (C), duyusal özellikleri hafızasında tutmasını (B), nesneleri özelliklerine göre eşleştirmesini (A) ve farklılıkları ayırt etmesini (D) içeren aktif ve bilişsel bir öğrenme sürecidir. Buna karşılık “Refleks” (E), dış uyarılara karşı verilen istemsiz, doğuştan gelen ve öğrenilmemiş tepkilerdir (örneğin göz kırpma, emme refleksi). Refleksler eğitimin bir “hedefi” veya “süreci” değildir; onlar biyolojik tepkilerdir. Eğitim, refleksif davranışlardan ziyade istemli ve bilinçli becerilerin geliştirilmesine odaklanır.

#13. İç kulakta işitme duyusu dışında gerçekleşen duyu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Vestibüler
Açıklama : İç kulak sadece işitme organı (koklea) değildir; aynı zamanda denge merkezidir. İç kulaktaki “yarım daire kanalları”, başın hareketlerini ve yer çekimine göre konumunu algılayarak dengeyi sağlar. Bu denge ve hareket duyusuna literatürde “Vestibüler Duyu” denir. Dolayısıyla iç kulak hem işitme hem de vestibüler sistemin merkezidir.

#14. Çiğdem erken çocukluk yaşlarında yeterli eğitimsel desteği alamadan ilkokula başlamıştır. Ancak gelişimsel süreçte duyu eğitimindeki kritik eşiği geçtiğinden okulda başarısız olmuş ve destek eğitim alması gerekmiştir.
Yukarıdaki durum destek eğitimde hangi zorluğa neden olabilir?

Cevap : B) Eğitimcinin iş yükünü daha da arttırarak çeşitli materyal ve yöntemlere gereksinim duymasına
Açıklama : Duyu eğitiminde kritik dönemler (nöral plastisitenin en yüksek olduğu okul öncesi yıllar) kaçırıldığında, çocuk ilkokulda öğrenme ve uyum sorunları yaşar. Bu aşamadan sonra verilecek destek eğitim, temel becerilerin (okuma-yazma gibi) üzerine eklenmeye çalışılan duyusal düzenlemeleri kapsadığı için çok daha karmaşıktır. Bu durum, eğitimcinin bireyselleştirilmiş materyal hazırlama, farklı duyusal stratejiler geliştirme ve sınıf içi uyarlamalar yapma konusundaki iş yükünü ve profesyonel çabasını önemli ölçüde artırır.

#15. Emel Öğretmen anaokulundaki çocuklarla seslerin yönünü bulma ve müzik aletlerinin seslerini ayırt etme çalışmalarıyla çocukların işitmelerine yönelik eğitim etkinlikleri gerçekleştirmektedir.

Emel Öğretmen’in gerçekleştirdiği etkinlik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : C) İşitsel algı çalışması
Açıklama : İşitsel algı (Auditory Perception); sesin kaynağını belirleme (yön bulma), sesleri birbirinden ayırma (ayırt etme), sesi arka plandan seçme (şekil-zemin) gibi becerileri kapsar. Emel Öğretmen’in yaptığı “sesin yönünü bulma” ve “müzik aletlerini ayırt etme” çalışmaları, kulağın duyduğu sesi beynin işlemesi ve anlamlandırması sürecini hedeflediği için doğrudan “İşitsel Algı Çalışması” kapsamındadır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Küçük yaşlardaki çocuklar, çevrelerindeki nesne ve varlıkların çeşitliliğine, benzerlik ve farklılıklarına dikkat eder. Bunlarla ilgili durumlara yönelik yorumlamalarda bulunabilir.
Bu yolla çocukların hangi becerilerinin gelişmesi beklenir?

Cevap : D) Nesnelerle ilgili neden-sonuç ilişkileri kurmaları
Açıklama : Çocukların çevrelerindeki nesnelerin özelliklerini (renk, şekil, doku vb.) fark etmeleri, bunlar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ayırt etmeleri (örneğin; “bu top yuvarlak olduğu için yuvarlanıyor, bu kutu köşeli olduğu için duruyor” gibi), bilişsel gelişimlerinin temelini oluşturur. Bu gözlem ve kıyaslama süreci, çocuğun olaylar ve nesneler arasında mantıksal bağlar kurmasını, yani “neden-sonuç ilişkisi” (kausalite) geliştirmesini sağlar. Fiziksel veya duygusal gelişimden ziyade, burada vurgulanan zihinsel bir işlemleme sürecidir.

#17. Aşağıdakilerden hangisi duyusal sıkıntılar yaşayan çocuklar için yapılacak uygulamalardan biri değildir?

Cevap : D) Duyusal kaçınma desteği
Açıklama : Duyusal sorunlar için uygulanan müdahaleler şunlardır: Çocuğun duyusal eşiğini düzenleyen “Duyu uyarım yöntemleri” (A), ses hassasiyetini düzenleyen “İşitsel entegrasyon eğitimi” (B), motor planlamayı destekleyen “Duyu-motor müdahale” (C) ve genel “Duyusal entegrasyon terapisi” (E). Ancak “Duyusal Kaçınma Desteği” (D) adında bir terapi yöntemi yoktur. Aksine, “Duyusal Kaçınma” bir semptomdur/davranıştır; terapi bu kaçınmayı pekiştirmeyi (desteklemeyi) değil, çocuğun tolere edebilmesini sağlamayı amaçlar. Yani kaçınmayı desteklemek tedavi edici değil, sorunu sürdürücü bir yaklaşım olabilir (veya böyle bir terapi terminolojisi yoktur).

#18. Banyo oyuncağının bulundurulmaması, tabakta tek besinin bulundurulması gibi görsel algıya yönelik çalışmaların hangi tür modelde uygulanması önerilir?

Cevap : E) Duyusal kaçınma
Açıklama : Winnie Dunn’ın Duyusal İşlemleme Modeli’ne göre; “Duyusal Kaçınma” (Sensation Avoiding) profiline sahip çocuklar, çevresel uyarılara karşı aşırı duyarlıdırlar ve çabuk bunalırlar. Bu çocuklar için en uygun strateji, çevredeki uyaranları azaltmaktır (sadeleştirmektir). Banyoda çok oyuncak olması veya tabakta karışık yemekler görsel karmaşa yaratarak çocuğu rahatsız edebilir. Ortamı sadeleştirmek (tek oyuncak, tek besin), çocuğun stresini azaltarak aktiviteye katılımını kolaylaştırır.

#19. Aşağıdakilerden hangisi duyu eğitiminde dikkate alınabilecek göstergelerden biri değildir?

Cevap : D) Sohbeti sürdürme
Açıklama : Duyu eğitimi, temel duyusal girdilerin (görme, işitme, tat, dokunma vb.) algılanması ve işlenmesiyle ilgilidir. Isıyı algılama (dokunma), tatları ayırma (tat), göz kontağı (görsel dikkat/sosyal), ses çıkarma (işitsel/motor) doğrudan duyusal temelli göstergelerdir. Ancak “Sohbeti sürdürme” (karşılıklı konuşma), duyusal süreçlerden çok daha karmaşık olan dilsel, bilişsel ve sosyal becerilerin (pragmatik dil) birleşimidir. Duyu eğitiminin bir sonucu olabilir ama kendisi temel bir “duyu göstergesi” değil, ileri düzey bir iletişim becerisidir.

#20. ….. duyusunun bebeklerin anne sütüyle beslenmesinde ve sağlıklı gelişiminde de büyük etkisi bulunmaktadır.
Yukarıdaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevap : B) Koku alma
Açıklama : Yeni doğan bebeklerde en gelişmiş duyulardan biri koku alma duyusudur. Bebekler, doğdukları andan itibaren annelerinin kokusunu diğer kadınların kokusundan ayırt edebilirler. Özellikle anne sütünün kokusu, bebeği memeye yönlendiren (arama refleksiyle birlikte) en temel uyarıcıdır. Bu duyu, beslenmenin başlaması ve anne-bebek bağının (güvenli bağlanma) kurulması için hayati bir öneme sahiptir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi 2025-2026 Final Soruları

Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi 2025-2026 Final Soruları

Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi 2025-2026 Final Soruları

Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi: Duyusal Entegrasyon, Nörolojik Gelişim ve Müdahale Yöntemleri

1. Duyu Eğitiminin Bilişsel ve Gelişimsel Önemi

Okul öncesi dönemde çocuklar dünyayı duyuları aracılığıyla keşfederler. Piaget’nin kuramına göre bu yaş grubu çocukları, soyut kavramları ancak somut uyaranlar vasıtasıyla içselleştirebilirler. Nesnelerin dokusunu, şeklini ve kokusunu fark eden bir çocuk, bu veriler üzerinden neden-sonuç ilişkileri kurmaya başlar. Özellikle koku alma duyusu, yeni doğan bebeğin anne sütüne yönelmesini ve güvenli bağlanma kurmasını sağlayan ilk ve en kritik gelişimsel tetikleyicidir.

2. Duyusal Entegrasyon (Bütünleme) Teorisi

Jean Ayres tarafından geliştirilen Duyusal Entegrasyon Terapisi, vücuttan ve çevreden gelen uyaranların beyinde organize edilmesini hedefler. Normal gelişimde duyuların entegre çalışması, vücut ve beynin eşgüdümlü hareket etmesini sağlar. Duyu bütünleme bozuklukları özellikle otizm, serebral palsi ve disleksi gibi durumlarda sıkça gözlenirken; bu süreçte dikkat, bellek ve ayırt etme gibi aktif bilişsel süreçler kullanılır. Ancak doğuştan gelen istemsiz bir tepki olan refleksler, duyu eğitiminin bir öğrenme hedefi değildir.

3. Duyusal İşlemleme Modelleri ve Çevresel Uyarlamalar

Winnie Dunn’ın modeline göre çocuklar farklı duyusal profillere sahiptir:
Duyusal Kaçınma: Uyaranlara karşı aşırı duyarlı olan çocuklardır. Bu profilde görsel karmaşayı azaltmak (Örn: banyoda oyuncak bulundurmamak, tabakta tek besin sunmak) katılımı artırır.
Düşük Algılama (Low Registration): Duyusal eşikleri yüksektir, uyaranları fark etmezler. Bu çocukları desteklemek için yemeklerde farklı ve zıt tatlar sunarak sistemlerini uyarmak gerekir.

4. İşitsel ve Görsel Algı Çalışmaları

Duyu eğitiminde işitme ve görme merkezlerinin uyarılması esastır. Oksipital Lob beynin görme merkezi iken, iç kulak sadece işitme değil, Vestibüler Duyu (denge) merkezidir. Sınıf içi etkinliklerde saklanan bir saatin sesini bulma gibi işitsel algı çalışmaları, çocuğun yön tayini ve arka plan seslerini filtreleme becerisini geliştirir. Sohbeti sürdürme gibi ileri düzey sosyal beceriler birer duyu göstergesi değil, duyusal gelişimin üzerine inşa edilen dilsel süreçlerdir.

5. Eğitimcinin Rolü ve Müdahale İlkeleri

Öğretmenler çocukta duyusal bir sorun şüphesi hissettiklerinde tanı koymamalı; öncelikle tıbbi kuruluşlara (Göz doktoru vb.) yönlendirme yapmalıdır. Erken dönemde verilmeyen duyusal destek, ileride eğitimcinin iş yükünü artırır ve daha karmaşık materyal gereksinimi doğurur. Vygotsky’nin belirttiği gibi yetişkinin oyuna katılımı (scaffolding), oyun süresini ve kalitesini uzatır. Beyin gelişimi açısından, yaklaşık 15 yaş civarında nöral yenilenme hızı yavaşlar ve “budama” süreciyle sinaps oluşumu çocukluktaki patlayıcı etkisini kaybeder.

@lolonolo_com

Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi 2025-2026 Final Soruları

Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi 2025-2026 Final Soruları

1. Küçük yaşlardaki çocuklar, çevrelerindeki nesne ve varlıkların çeşitliliğine, benzerlik ve farklılıklarına dikkat eder. Bunlarla ilgili durumlara yönelik yorumlamalarda bulunabilir.
Bu yolla çocukların hangi becerilerinin gelişmesi beklenir?

A) Kişiler arası ilişkilerinin gelişmesi
B) Fiziksel olarak beceriler kazanmaları
C) Duygularını tanımaları ve ifade etmeleri
D) Nesnelerle ilgili neden-sonuç ilişkileri kurmaları
E) Denge ve hareket becerilerinin desteklenmesi

Cevap : D) Nesnelerle ilgili neden-sonuç ilişkileri kurmaları

Açıklama : Çocukların çevrelerindeki nesnelerin özelliklerini (renk, şekil, doku vb.) fark etmeleri, bunlar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ayırt etmeleri (örneğin; “bu top yuvarlak olduğu için yuvarlanıyor, bu kutu köşeli olduğu için duruyor” gibi), bilişsel gelişimlerinin temelini oluşturur. Bu gözlem ve kıyaslama süreci, çocuğun olaylar ve nesneler arasında mantıksal bağlar kurmasını, yani “neden-sonuç ilişkisi” (kausalite) geliştirmesini sağlar. Fiziksel veya duygusal gelişimden ziyade, burada vurgulanan zihinsel bir işlemleme sürecidir.

2. ….. duyusunun bebeklerin anne sütüyle beslenmesinde ve sağlıklı gelişiminde de büyük etkisi bulunmaktadır.
Yukarıdaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Denge
B) Koku alma
C) Hareket etme
D) İşitme
E) Görme

Cevap : B) Koku alma

Açıklama : Yeni doğan bebeklerde en gelişmiş duyulardan biri koku alma duyusudur. Bebekler, doğdukları andan itibaren annelerinin kokusunu diğer kadınların kokusundan ayırt edebilirler. Özellikle anne sütünün kokusu, bebeği memeye yönlendiren (arama refleksiyle birlikte) en temel uyarıcıdır. Bu duyu, beslenmenin başlaması ve anne-bebek bağının (güvenli bağlanma) kurulması için hayati bir öneme sahiptir.

3. Özel eğitim gereksinimi duyan çocukların duyusal eğitiminde hangi yöntem en etkili olarak kabul edilir?

A) Yalnızca grup çalışmaları
B) Deneyimsel öğrenme
C) Duyusal entegrasyon terapisi
D) Sadece fiziksel aktiviteler
E) Sadece teorik eğitim

Cevap : C) Duyusal entegrasyon terapisi

Açıklama : Jean Ayres tarafından geliştirilen “Duyusal Entegrasyon Terapisi” (Sensory Integration Therapy), özellikle otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü veya gelişimsel gecikmesi olan çocuklarda duyusal işlemleme sorunlarını gidermek için kullanılan “altın standart” yöntemdir. Bu terapi, çocuğun vücudundan ve çevresinden gelen duyusal bilgileri (dokunma, denge, derin duyu vb.) beyninde doğru şekilde işlemesini, organize etmesini ve buna uygun adaptif cevaplar vermesini hedefler. Sadece fiziksel aktivite veya teorik eğitim bu nörolojik düzenlemeyi sağlamada yetersiz kalır.

4. Duyu eğitiminde aşağıdaki öğrenme süreçlerinden hangisinin ele alınması gerekmez?

A) Eşleştirme
B) Bellek
C) Dikkat
D) Ayırt etme
E) Refleks

Cevap : E) Refleks

Açıklama : Duyu eğitimi; çocuğun dikkatini yoğunlaştırmasını (C), duyusal özellikleri hafızasında tutmasını (B), nesneleri özelliklerine göre eşleştirmesini (A) ve farklılıkları ayırt etmesini (D) içeren aktif ve bilişsel bir öğrenme sürecidir. Buna karşılık “Refleks” (E), dış uyarılara karşı verilen istemsiz, doğuştan gelen ve öğrenilmemiş tepkilerdir (örneğin göz kırpma, emme refleksi). Refleksler eğitimin bir “hedefi” veya “süreci” değildir; onlar biyolojik tepkilerdir. Eğitim, refleksif davranışlardan ziyade istemli ve bilinçli becerilerin geliştirilmesine odaklanır.

5. Normal gelişim gösteren bir bireyde entegre çalışan ve işlemleme yapan duyular ….. sağlar.
Yukarıdaki boşluğa getirilebilecek en uygun ifade aşağıdakilerden hangisidir?

A) normal gelişimin üst düzeyde olmasını
B) bireyin dengeli yaşam sürmesini
C) görsel algının daha ileride olmasını
D) dikkat ve odaklanmanın normalleşmesini
E) vücut ve beynin eşgüdümlü hareket etmesini

Cevap : E) vücut ve beynin eşgüdümlü hareket etmesini

Açıklama : Duyusal bütünleme (entegrasyon) teorisine göre; beyin, vücuttan ve çevreden gelen sayısız duyusal veriyi (görme, işitme, denge, vücut farkındalığı vb.) alır, birleştirir ve yorumlar. Eğer bu sistem entegre çalışırsa, beyin vücuda doğru komutları verir ve vücut da bu komutları pürüzsüzce uygular. Yani duyuların entegrasyonu, “Vücut ve Beynin Eşgüdümü”nü (koordinasyonunu) ve adaptif davranışı mümkün kılar. Bu eşgüdüm olmadan öğrenme, hareket ve sosyal uyum zorlaşır.

6. Aşağıdakilerden hangisi duyusal sıkıntılar yaşayan çocuklar için yapılacak uygulamalardan biri değildir?

A) Duyu uyarım yöntemleri
B) İşitsel entegrasyon eğitimi
C) Duyu-motor müdahale
D) Duyusal kaçınma desteği
E) Duyusal entegrasyon terapisi

Cevap : D) Duyusal kaçınma desteği

Açıklama : Duyusal sorunlar için uygulanan müdahaleler şunlardır: Çocuğun duyusal eşiğini düzenleyen “Duyu uyarım yöntemleri” (A), ses hassasiyetini düzenleyen “İşitsel entegrasyon eğitimi” (B), motor planlamayı destekleyen “Duyu-motor müdahale” (C) ve genel “Duyusal entegrasyon terapisi” (E). Ancak “Duyusal Kaçınma Desteği” (D) adında bir terapi yöntemi yoktur. Aksine, “Duyusal Kaçınma” bir semptomdur/davranıştır; terapi bu kaçınmayı pekiştirmeyi (desteklemeyi) değil, çocuğun tolere edebilmesini sağlamayı amaçlar. Yani kaçınmayı desteklemek tedavi edici değil, sorunu sürdürücü bir yaklaşım olabilir (veya böyle bir terapi terminolojisi yoktur).

7. Emine Öğretmen sınıfındaki çocuklardan birinin görmesinde bazı sorunlar olabileceğini düşünmektedir.
Bu durumda Emine Öğretmen’in öncelikli olarak hangisini yapması önerilir?

A) Çocuğun sınıfta başarısız olacağını düşünerek başka bir sınıf ya da okula yönlendirmek
B) Görmeyi uyarıcı ve destekleyici materyallerle çocuğa yönelik program hazırlamak
C) Çocuğu tek başına destekleyici uygulamalar yapmak için bireyselleştirilmiş program hazırlamak
D) Gözlerinin fizyolojik olarak, sağlıklı olup olmadığının kontrol edilmesi için sağlık kuruluşlarına yönlendirmek
E) Çocuğun gelişimini zamana bırakarak doğal olarak sorunun çözülmesini beklemek

Cevap : D) Gözlerinin fizyolojik olarak, sağlıklı olup olmadığının kontrol edilmesi için sağlık kuruluşlarına yönlendirmek

Açıklama : Öğretmenlerin tanı koyma yetkisi yoktur. Bir çocukta görme, işitme veya başka bir gelişimsel sorun şüphesi oluştuğunda, atılması gereken “ilk ve öncelikli” adım, tıbbi bir değerlendirmedir. Çocukta kırma kusuru, katarakt veya başka bir fizyolojik sorun olup olmadığı ancak bir göz doktoru tarafından belirlenebilir. Eğitimsel önlemler (materyal uyarlama vb.), tıbbi tanı ve tedavi sürecinden *sonra* veya o süreçle eş zamanlı olarak devreye girer. Tıbbi kontrol yapılmadan eğitsel müdahale yapmak zaman kaybına ve yanlış uygulamalara yol açabilir.

8. İki yaşındaki Burçak duyularını kullandığı bir oyun oynarken annesi de oyununa katılıp onunla birlikte oynadığında nasıl bir etki oluşması beklenmektedir?

A) Oyundaki rollerin karışması
B) Oyundaki iletişimin kesilmesi
C) Oyunun süresinin uzaması
D) Oyunun duyuları desteklememesi
E) Oyunun hemen son bulması

Cevap : C) Oyunun süresinin uzaması

Açıklama : Vygotsky’nin Yakınsal Gelişim Alanı (ZPD) teorisine ve oyun literatürüne göre; yetişkinin (annenin) çocuğun oyununa “oyun arkadaşı” olarak katılması (scaffolding), oyunun kalitesini artırır ve süresini uzatır. Anne, çocuğa yeni fikirler vererek, materyalleri çeşitlendirerek veya sadece ilgi göstererek çocuğun motivasyonunu artırır. Tek başına oynayan bir çocuk bir süre sonra sıkılabilirken, etkileşimli oyun daha uzun soluklu, daha karmaşık ve gelişimsel açıdan daha besleyici olur.

9. Emel Öğretmen anaokulundaki çocuklarla seslerin yönünü bulma ve müzik aletlerinin seslerini ayırt etme çalışmalarıyla çocukların işitmelerine yönelik eğitim etkinlikleri gerçekleştirmektedir.

Emel Öğretmen’in gerçekleştirdiği etkinlik aşağıdakilerden hangisidir?

A) Dokunsal duyu çalışması
B) Eşleştirme çalışması
C) İşitsel algı çalışması
D) Ses yorumlama çalışması
E) Denge bulma çalışması

Cevap : C) İşitsel algı çalışması

Açıklama : İşitsel algı (Auditory Perception); sesin kaynağını belirleme (yön bulma), sesleri birbirinden ayırma (ayırt etme), sesi arka plandan seçme (şekil-zemin) gibi becerileri kapsar. Emel Öğretmen’in yaptığı “sesin yönünü bulma” ve “müzik aletlerini ayırt etme” çalışmaları, kulağın duyduğu sesi beynin işlemesi ve anlamlandırması sürecini hedeflediği için doğrudan “İşitsel Algı Çalışması” kapsamındadır.

10. Banyo oyuncağının bulundurulmaması, tabakta tek besinin bulundurulması gibi görsel algıya yönelik çalışmaların hangi tür modelde uygulanması önerilir?

A) Duyusal duyarlılık
B) Duyusal arayış
C) Düşük algılama
D) Duyu farkındalığı
E) Duyusal kaçınma

Cevap : E) Duyusal kaçınma

Açıklama : Winnie Dunn’ın Duyusal İşlemleme Modeli’ne göre; “Duyusal Kaçınma” (Sensation Avoiding) profiline sahip çocuklar, çevresel uyarılara karşı aşırı duyarlıdırlar ve çabuk bunalırlar. Bu çocuklar için en uygun strateji, çevredeki uyaranları azaltmaktır (sadeleştirmektir). Banyoda çok oyuncak olması veya tabakta karışık yemekler görsel karmaşa yaratarak çocuğu rahatsız edebilir. Ortamı sadeleştirmek (tek oyuncak, tek besin), çocuğun stresini azaltarak aktiviteye katılımını kolaylaştırır.

11. Hangi duyu beynin oksipital lobunda işlenmektedir?

A) Tat alma
B) Dokunma
C) Görme
D) İşitme
E) Koklama

Cevap : C) Görme

Açıklama : İnsan beyninde duyusal bilgilerin işlendiği özel bölgeler vardır. “Oksipital Lob”, beynin en arka kısmında yer alır ve birincil “Görme Merkezi”dir. Gözden gelen sinyaller burada işlenerek görüntüye dönüştürülür. (İşitme -> Temporal Lob, Dokunma -> Parietal Lob, Tat/Koku -> Frontal ve Temporal Lobların iç kısımları ile ilişkilidir).

12. İç kulakta işitme duyusu dışında gerçekleşen duyu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Vestibüler
B) Dokunma
C) Görme
D) İşitme
E) Proprioseptif

Cevap : A) Vestibüler

Açıklama : İç kulak sadece işitme organı (koklea) değildir; aynı zamanda denge merkezidir. İç kulaktaki “yarım daire kanalları”, başın hareketlerini ve yer çekimine göre konumunu algılayarak dengeyi sağlar. Bu denge ve hareket duyusuna literatürde “Vestibüler Duyu” denir. Dolayısıyla iç kulak hem işitme hem de vestibüler sistemin merkezidir.

13. Aşağıdakilerden hangisi duyu eğitiminde dikkate alınabilecek göstergelerden biri değildir?

A) Isı değişimini algılama
B) Farklı tatları ayırt etme
C) Göz kontağı kurma
D) Sohbeti sürdürme
E) Ağzıyla ses çıkarma

Cevap : D) Sohbeti sürdürme

Açıklama : Duyu eğitimi, temel duyusal girdilerin (görme, işitme, tat, dokunma vb.) algılanması ve işlenmesiyle ilgilidir. Isıyı algılama (dokunma), tatları ayırma (tat), göz kontağı (görsel dikkat/sosyal), ses çıkarma (işitsel/motor) doğrudan duyusal temelli göstergelerdir. Ancak “Sohbeti sürdürme” (karşılıklı konuşma), duyusal süreçlerden çok daha karmaşık olan dilsel, bilişsel ve sosyal becerilerin (pragmatik dil) birleşimidir. Duyu eğitiminin bir sonucu olabilir ama kendisi temel bir “duyu göstergesi” değil, ileri düzey bir iletişim becerisidir.

14. Aşağıda yer alan durumlardan hangisinde duyu bütünleme sorunu görülme olasılığı daha düşüktür?

A) Konuşma bozukluğu
B) Prematüre doğum
C) Disleksi
D) Serebral palsi
E) Otizm spektrum bozukluğu

Cevap : A) Konuşma bozukluğu

Açıklama : Duyu bütünleme bozuklukları (Sensory Processing Disorder), nörolojik temelli gelişimsel bozukluklarda çok sık görülür. Otizm (%90’a varan oranlarda), Serebral Palsi (beyin hasarı kaynaklı), Prematüre doğum (sinir sistemi olgunlaşmadan doğum) ve Disleksi/Öğrenme Güçlüğü olan çocuklarda duyusal sorunlar “sistematik” bir parçadır. “Konuşma bozukluğu” (örneğin artikülasyon bozukluğu) ise bazen sadece mekanik (dil-dudak yapısı) veya yanlış öğrenme kaynaklı olabilir ve diğer şıklara kıyasla *nörolojik/duyusal bütünleme* sorunu eşlik etme olasılığı daha düşüktür.

15. Okul öncesi dönemde duyu eğitimi neden önemlidir?

A) Somut uyaranlarla öğrenmek için
B) Tat ve koku duyularını geliştirmek için
C) Özgüven gelişimi için
D) Nesneleri kullanmak için
E) Refleksif gelişim için

Cevap : A) Somut uyaranlarla öğrenmek için

Açıklama : Piaget’nin Bilişsel Gelişim Kuramı’na göre okul öncesi dönem çocukları “İşlem Öncesi Dönem”dedir ve öğrenmeleri büyük ölçüde somut deneyimlere dayanır. Çocuklar dünyayı duyuları aracılığıyla (dokunarak, tadarak, görerek) tanırlar. Soyut kavramları (sertlik, yumuşaklık, sıcaklık vb.) ancak “somut uyaranlarla” ve duyusal deneyimlerle öğrenebilirler. Bu yüzden duyu eğitimi, bu dönemdeki öğrenmenin en temel aracıdır.

16. Aynur düşük algılama modeliyle dünyaya gelmiş ve artık 18 ayını tamamlamış bir bebektir.
Aynur’un ailesinin çocuklarını desteklemek için aşağıdakilerden hangisini uygulaması önerilebilir?

A) Sofra kurulumu için yardım istemek
B) Yemeden önce ellerini yıkamasını istemek
C) Tek başına yemesine olanak sağlamak
D) Yemeklerle ilgili sohbet etmek
E) Yemekte farklı tatlar sunmak

Cevap : E) Yemekte farklı tatlar sunmak

Açıklama : Dunn’ın modeline göre “Düşük Algılama” (Low Registration / Hypo-sensitivity) profiline sahip çocuklar, çevresel uyaranları fark etmekte zorlanırlar; duyusal eşikleri yüksektir. Bu çocukların uyarılması ve farkındalıklarının artırılması için “yoğun ve değişken” uyaranlara ihtiyaçları vardır. Yemekte tekdüze tatlar yerine “farklı, baskın, zıt tatlar” (ekşi, baharatlı, kıtır vb.) sunmak, çocuğun duyusal sistemini uyandırır ve yemeğe ilgisini/farkındalığını artırır.

17. Esma duyusal olarak desteklenme gereksinimi olan üç yaşındaki bir çocuktur. Esma’nın annesi koltuk minderlerinin arkasına kısa bir süre içinde çalması için kurduğu bir çalar saati sakladıktan sonra çocuğuyla oyun oynamaya başlar. Birden çalan saatin sesi duyulmaya başladığında da çocuğunun buna dikkat etmesini bekler.
Yukarıda verilen etkinlik Esma’nın hangi duyusal alanına destek olacaktır?

A) İşitme
B) Denge
C) Tatma
D) Görme
E) Koklama

Cevap : A) İşitme

Açıklama : Bu etkinlikte temel uyarıcı “çalar saatin sesi”dir. Çocuğun bu sesi fark etmesi (işitsel farkındalık), sesin nereden geldiğini bulmaya çalışması (sesin yönünü tayin etme) ve arka plandaki diğer seslerden ayırt etmesi beklenmektedir. Tüm bu süreçler, “İşitme” (Auditory) duyusunun ve işitsel algı becerilerinin gelişimini desteklemeye yöneliktir.

18. Çiğdem erken çocukluk yaşlarında yeterli eğitimsel desteği alamadan ilkokula başlamıştır. Ancak gelişimsel süreçte duyu eğitimindeki kritik eşiği geçtiğinden okulda başarısız olmuş ve destek eğitim alması gerekmiştir.
Yukarıdaki durum destek eğitimde hangi zorluğa neden olabilir?

A) Okul idaresinin eğitimsel destek programı planlaması yapmasında güçlük yaşamasına
B) Eğitimcinin iş yükünü daha da arttırarak çeşitli materyal ve yöntemlere gereksinim duymasına
C) Çocuk için duyusal eğitime geç kalındığından uygun eğitimsel desteğin verilememesine
D) Ailenin çocuğun destek almasına engel olacak tavır ve davranışlar sergilemesine
E) Sınıf ortamının düzenlenmesinde okuma yazmaya yönelik malzemelerin artmasına

Cevap : B) Eğitimcinin iş yükünü daha da arttırarak çeşitli materyal ve yöntemlere gereksinim duymasına

Açıklama :

19. Burcu’nun beyninin işleyişi doğumundan itibaren belirli yaş dönemlerinde incelenmektedir. En son görüntülendiğinde de nöral yenilenme ve sinaps oluşumu hızının azalmaya başladığı izlenmiştir.
Bu durumda bir çocuk gelişimcisi, Burcu’nun yaşının kaç olduğunu söyleyebilir?

A) 10
B) 15
C) 8
D) 6
E) 13

Cevap : B) 15

Açıklama : İnsan beyninde sinaps oluşumu (sinaptogenez) yaşamın ilk yıllarında muazzam bir hızla gerçekleşir. Ancak ergenlikle birlikte beyin “Budama” (Pruning) sürecine girer; yani kullanılmayan bağlantılar yok edilir ve kalanlar güçlenir. Yaklaşık 15 yaş civarı (ergenlik ortaları), hızlı sinaps oluşumunun yerini, daha verimli ama daha yavaş bir yapılanmaya bıraktığı, nöral plastisitenin çocukluktaki kadar hızlı olmadığı bir döneme işaret eder. Erken çocukluktaki (0-6 yaş) o “patlayıcı” büyüme hızı bu yaşta artık gözlenmez.

20. Hakan ilkokul ikinci sınıfa devam ederken duyusal işlemleme bozukluğu tanısı almış bir çocuktur. Hamdi’nin tanı aldığı bu bozukluk sınıf içi performansını olumsuz şekilde etkilemektedir.
Aşağıdakilerden hangisi bu olumsuz etkiye neden olabilecek durumlardandır?

A) Çocuğun dil ve konuşma becerisi bozulması
B) Çocuğun sosyal ve bilişsel işlevi engellendiği için
C) Çocuğun açık alanda algılamasının daha iyi olması
D) Çocuğun zeka düzeyi ve düşünme kapasitesinin düşmesi
E) Çocuğun yaratıcı performansı ön plana çıkması

Cevap : B) Çocuğun sosyal ve bilişsel işlevi engellendiği için

Açıklama : Duyusal İşlemleme Bozukluğu (SPD), çocuğun beynine giren duyusal verileri (ses, ışık, dokunma vb.) organize edememesine yol açar. Sınıf ortamı gibi yoğun uyaranlı bir yerde, çocuk bu duyusal kaosu yönetmekle o kadar meşgul olur ki (ya aşırı tepki verir ya da içine kapanır), dikkatini derse veremez, arkadaşlarıyla iletişim kuramaz ve öğrenmeye odaklanamaz. Yani duyusal sorun, çocuğun “bilişsel” (öğrenme, dikkat) ve “sosyal” (iletişim, katılım) işlevlerini bloke ettiği için akademik performansı düşürür.

@lolonolo_com

Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi 2025-2026 Final Soruları

 

Auzef Bölümler Çocuk Gelişimi Lisans-min telegram çocuk gelişimi

Okul Öncesi Dönemde Duyu Eğitimi 2025-2026 Final Soruları

Editor

Editör