LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları
auzefSiyaset Bilimi Ve Kamu YönetimiSiyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkilerUluslararası İlişkiler Teorisi

Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları

Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları

#1. Uluslararası ilişkilerde ve bu alandaki teorik tartışmalar içinde aşağıdakilerden hangisi siyasal liberalizmin en etkili olduğu dönem olarak değerlendirilir?

Cevap : C) İki Savaş arası/1919-1939 dönemi
Açıklama : I. Dünya Savaşı’nın yıkımından sonra, savaşın bir daha yaşanmaması için Başkan Wilson’ın ilkeleriyle (Wilsonculuk) şekillenen ve “İdealizm” olarak da adlandırılan Liberalizm, disiplinin ilk hakim paradigması olmuştur. Milletler Cemiyeti’nin kurulduğu, uluslararası hukuka ve silahsızlanmaya güvenilen bu dönem (1919-1939), Liberalizmin “altın çağı”dır. Ancak II. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla bu iyimser hava dağılmış ve yerini Realizme bırakmıştır.

#2. Aşağıdakilerden hangisi uluslararası ilişkilerde neo-realistler ile neo-liberaller arasında geçen büyük tartışmayla ilgili bir ifade değildir?

Cevap : A) 1950’lerde meydana gelmiştir.
Açıklama : Uluslararası İlişkiler disiplinindeki “Büyük Tartışmalar”ın kronolojisi şöyledir:
1. Tartışma (1930-40’lar): İdealizm vs Realizm.
2. Tartışma (1950-60’lar): Gelenekselcilik vs Davranışsalcılık (Metodolojik).
3. Tartışma (1970-80’ler): Neo-Realizm vs Neo-Liberalizm (Neo-Neo Tartışması).
Dolayısıyla Neo-Neo sentezi/tartışması 1950’lerde değil, Kenneth Waltz’un 1979 tarihli kitabından sonra, 1980’lerde yoğunlaşmıştır.

#3. Uluslararası ilişkiler teorileri içinde klasik realizmi aşağıdakilerden hangisi tanımlamaz?

Cevap : E) Uluslararası politikayı, uluslararası sistemin anarşik olan yapısı ve devletlerin sistem içindeki güvenlik algıları belirler.
Açıklama : Klasik realizm (Morgenthau, Machiavelli, Thucydides), uluslararası politikanın temelini “insan doğasına” dayandırır; insanın bencil ve hırslı yapısının devlet davranışlarını şekillendirdiğini savunur. E şıkkındaki tanım ise analizi insan doğasından alıp “sistemik yapıya” (anarşi) taşıyan Kenneth Waltz’un öncülük ettiği “Neo-Realizm”e (Yapısal Realizm) aittir. Klasik realistler sistemin yapısından ziyade aktörün (insanın/devletin) karakterine odaklanırlar.

#4. Aşağıdakilerden hangisi uluslararası toplumun kurucu ilkelerinden biri değildir?

Cevap : C) Devletler arasında sürekli ve acımasız bir rekabet ve çatışmanın varlığı
Açıklama : İngiliz Okulu’nun “Uluslararası Toplum” kavramı, anarşi içinde “düzenin” varlığını savunur. Kurucu ilkeleri; egemenlik, birbirini tanıma, diplomasi, uluslararası hukuk ve güç dengesidir. Bu ilkeler çatışmayı sınırlamayı ve bir arada yaşamayı sağlar. “Sürekli ve acımasız bir rekabet/çatışma” (Hobbesçu Doğa Hali), uluslararası toplumun değil, “Uluslararası Sistemin” (Realist bakışın) en uç ve kuralsız halini (Realist/Machiavellian kültür) ifade eder; toplum fikri bu çatışmanın kurallarla ehlileştirildiği aşamadır.

#5. Aşağıdakilerden hangisi Marksist uluslararası ilişkiler yaklaşımına yöneltilen feminist bir eleştiridir?

Cevap : C) Teoride sınıf, ekonomi ve üretim kavramlarına önem verirken bu kavram ve süreçlerde kadın olgusu ve rolünü ihmal eder.
Açıklama : Feministler, Marksizmi de diğer ana akım teoriler gibi “erkek egemen” bulur. Marksizm, ezilmeyi ve sömürüyü sadece “sınıf” ve “ekonomi” ekseninde analiz eder. Feministler ise, kadınların ezilmesinin sadece kapitalizmden değil, “ataerkil” (patriarkal) yapıdan kaynaklandığını ve Marksizmin “kadın emeğini” (ev içi görünmeyen emek) ve cinsiyet eşitsizliğini analizine dahil etmediğini (ihmal ettiğini) savunarak eleştirirler.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Küresel siyaset kavramı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevap : B) Küresel siyaset sadece küresel güçlerin siyasetini ifade eder.
Açıklama : “Küresel Siyaset” (Global Politics), geleneksel “Uluslararası Politika” kavramından daha geniştir. Sadece büyük devletlerin (küresel güçlerin) değil; her boyuttaki devletin, sivil toplumun, uluslararası örgütlerin, terör gruplarının ve bireylerin etkileşimini kapsar. Sorunların (iklim, pandemi vb.) sınır tanımazlığını ve tüm aktörlerin katılımını ifade eder. Sadece “büyük güçlerin siyaseti” demek, kavramı Realist bir dar görüşe hapsetmek olur.

#7. Aşağıdaki teorik yaklaşımlardan hangisi eleştirel teoriler içinde yer alır?

Cevap : E) Post-Kolonyalizm
Açıklama : Uluslararası İlişkiler teorileri “Problem Çözücü” (Ana akım: Realizm, Liberalizm) ve “Eleştirel” (Critical) teoriler olarak ikiye ayrılır. Eleştirel teoriler, mevcut düzeni veri kabul etmez, onu sorgular ve dönüştürmeyi hedefler. Marksizm, Feminizm, Post-Yapısalcılık ve Post-Kolonyalizm bu gruptadır. Post-Kolonyalizm, uluslararası ilişkilerin Batı merkezli (Eurocentric) bakış açısını eleştirir ve sömürgecilik sonrası güç ilişkilerini sorgular.

#8. İngiliz Okulu kuramı içinde ifade edilen uluslararası toplum kavramı ile kastedilen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Devletlerin toplumu
Açıklama : Hedley Bull’un “Anarşik Toplum” eserinde tanımladığı Uluslararası Toplum (International Society), bireylerin değil, “Devletlerin Toplumu”dur. Devletler, ortak çıkarlar ve değerlerin farkında olarak, birbirleriyle ilişkilerinde belirli kurallara (egemenlik, diplomasi, savaş hukuku) bağlı olduklarını kabul ettiklerinde bu toplumu oluştururlar.

#9. “Uluslararası ilişkiler sadece devletler arasındaki bir ilişki değildir, devlet dışı bütün aktörleri, devletler dışındaki ilişkileri de içermelidir.” ifadesi liberalizm içinde nasıl adlandırılır?

Cevap : E) Sosyolojik liberalizm
Açıklama : Liberal teorinin farklı kolları vardır.
– Sosyolojik Liberalizm (Çoğulculuk): Uluslararası ilişkilerin sadece devletler arasında değil; toplumlar, bireyler ve sivil toplum örgütleri (STK) arasında da gerçekleştiğini vurgular. Devletlerötesi (transnasyonel) ilişkilere odaklanır.
– Karşılıklı Bağımlılık Liberalizmi: Ekonomik ve ticari bağlara odaklanır.
– Kurumsal Liberalizm: Uluslararası örgütlere ve rejimlere odaklanır.
– Cumhuriyetçi Liberalizm: Demokratik rejimlerin barışçıl doğasına odaklanır.
Sorudaki tanım, devlet dışı aktörlere ve toplumlar arası ilişkilere vurgu yaptığı için Sosyolojik Liberalizmdir.

#10. İngiliz Okulu yaklaşımının temel varsayımları aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevap : A) Uluslararası sistemi anarşi ile devletlerin merkezi rolü belirlemekle birlikte uluslararası ilişkilerde bir başka önemli olgu da uluslararası toplumun varlığıdır.
Açıklama : İngiliz Okulu (Hedley Bull, Martin Wight), Realizm ile Liberalizm arasında bir “orta yol” (via media) izler. Realizm gibi uluslararası sistemin “Anarşik” olduğunu ve devletlerin temel aktör olduğunu kabul eder. Ancak Liberaller gibi bu anarşinin mutlak bir kaos olmadığını; devletlerin ortak kurallar, normlar, diplomasi ve hukuk yoluyla bir “Uluslararası Toplum” (Anarşik Toplum) oluşturduğunu savunur.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Marksist kuram ve eleştirel teorilerin ortak kavramlarından biri olan emansipasyon kavramı ile aşağıdakilerden hangisi ifade edilmiştir?

Cevap : B) Uluslararası toplumun ve insanların özgürleşmesini
Açıklama : Emansipasyon (Emancipation), kelime anlamı olarak “Özgürleşim / Kurtuluş” demektir. Eleştirel teorilerin (Frankfurt Okulu, Marksizm) nihai amacı sadece dünyayı anlamak değil, onu değiştirmektir. Bu değişim hedefi, insanları sömürüden, baskıdan, adaletsizlikten ve yabancılaşmadan kurtararak özgürleştirmeyi (emansipasyonu) ifade eder.

#12. Neo-liberalizmin gelişimi sürecinde etkili olan uluslararası kurumsallaşma bağlamında aşağıdakilerden hangisinden bahsedilemez?

Cevap : B) Milletler Cemiyetinin kuruluşu ve faaliyetleri
Açıklama : Neo-Liberalizm (veya Neo-Liberal Kurumsalcılık), 1970’ler ve 1980’lerde, özellikle Kenneth Waltz’un Neo-Realizmine bir cevap olarak gelişmiştir. Temel argümanı, anarşik sistemde bile uluslararası kurumlar ve rejimler sayesinde işbirliğinin mümkün olduğudur. BM, DTÖ, çok uluslu şirketler ve STK’ların yükselişi Neo-Liberalizmin çalışma sahasıdır. Ancak Milletler Cemiyeti (1919-1946), Neo-Liberalizmden çok önce, “İdealizm” (Klasik Liberalizm) döneminin bir ürünüdür ve II. Dünya Savaşı öncesi döneme aittir. Neo-Liberal teorinin gelişim sürecindeki çağdaş kurumsallaşma örneklerinden biri değildir, tarihsel bir öncüldür.

#13. “Uluslararası ilişkiler devletler arasındaki ilişkiler yanında devlet dışı aktörleri ve devletler dışındaki ilişkileri de içermektedir.” düşüncesi neo liberalizmin daha çok hangi yönlerine vurgu yapmaktadır?

Cevap : D) Kurumsalcılık ve Çoğulculuk
Açıklama : Neo-Liberalizm (özellikle Keohane ve Nye’ın çalışmaları), uluslararası sistemde devletin tek aktör olmadığını savunur.
– Çoğulculuk (Pluralism): Devlet dışı aktörlerin (STK’lar, şirketler, örgütler) de süreçte rol oynadığını vurgular.
– Kurumsalcılık (Institutionalism): Bu aktörlerin oluşturduğu uluslararası kurumların ve rejimlerin devlet davranışlarını sınırladığını ve işbirliğini sağladığını vurgular.
Devletçilik Realizmin, Yapısalcılık Marksizmin veya Neo-Realizmin kavramıdır.

#14. Aşağıdaki yazarlardan hangisi sosyal inşacı teorinin kurucularından biri olarak değerlendirilebilir?

Cevap : C) Alexander Wendt
Açıklama : Alexander Wendt, 1992 yılında yazdığı “Anarşi Devletlerin Ne Anladığıdır” (Anarchy is what states make of it) makalesi ve 1999 tarihli “Uluslararası Siyasetin Sosyal Teorisi” kitabı ile Sosyal İnşacılık (Constructivism) teorisinin en önemli kurucusu ve temsilcisidir. Wendt, uluslararası sistemin yapısının maddi güçten ziyade “fikirler, normlar ve kimlikler” tarafından inşa edildiğini savunur.

#15. Aşağıdakilerden hangisi uluslararası örgütlerin özelliklerinden biri değildir?

Cevap : E) Devlet dışı aktörler tarafından kurulmaları
Açıklama : Uluslararası Hükümetlerarası Örgütler (IGO – International Governmental Organizations; örn: BM, NATO, AB), egemen devletlerin antlaşmalarla kurduğu yapılardır. Kurucu üyeleri devletlerdir. Devlet dışı aktörler (bireyler, dernekler) tarafından kurulan örgütlere ise “Uluslararası Hükümet Dışı Örgütler” (INGO – NGO; örn: Greenpeace, Uluslararası Af Örgütü) denir. Soruda genel “Uluslararası Örgütler” (International Organizations) terimi genellikle IGO’ları kastetmek için kullanılır ve bunların kurucusu devletlerdir, devlet dışı aktörler değildir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Aşağıdakilerden hangisi sosyal inşacı teoriye getirilen eleştirilerden biri değildir?

Cevap : B) Kabul görmeyen ve etkisiz bir teori olması
Açıklama : Sosyal inşacı teoriye (konstrüktivizm) yönelik akademik eleştiriler genellikle yöntemsel veya içerikseldir; “gücü ihmal etmesi” (D) veya “normların güçle ilişkisini görmemesi” (C) gibi. Ancak “kabul görmeyen ve etkisiz bir teori olması” nesnel bir eleştiri değildir; aksine inşacılık, realizm ve liberalizmden sonra disiplindeki en etkili üçüncü ana akım haline gelmiştir.

#17. Aşağıdakilerden hangisi Marksist kuramın varsayımlarından biri değildir?

Cevap : D) Liberal ekonomik model içinde uluslararası toplum bir bütün olarak gelişir.
Açıklama : Marksist teoriye göre uluslararası sistem; kapitalist, sömürücü ve hiyerarşik bir yapıdadır (Merkez-Çevre). Marksizm, liberal ekonomik modelin (kapitalizmin) dünyayı geliştirdiğini değil, aksine eşitsizliği derinleştirdiğini, az gelişmiş ülkeleri sömürdüğünü ve sınıf çatışmasını küresel boyuta taşıdığını savunur. “Uluslararası toplumun bir bütün olarak geliştiği” tezi, Liberalizmin (Modernleşme teorisi) “Trickle-down” (zenginliğin tabana yayılması) varsayımıdır ve Marksizm buna şiddetle karşı çıkar.

#18.
I. Sömürgeci ülkelerin sömürülen toplumlar üzerinde bugün hala süren etki ve izlerini tartışır.
II. Eski sömürge ülkeleri ve toplumlarının bugün uluslararası toplum ve sistem içindeki yeri ve konumlarını açıklamaya çalışır.
III. Teorinin adındaki post/sonra kavramı dünyada sömürgeciliğin bittiğini, sömürgeciliğin tarihsel bir olgu olduğunu ifade eder.
Post – Kolonyalizm teorisi ile ilgili olarak yukarıdaki ifadelerden hangisi veya hangileri söylenebilir?

Cevap : D) I ve II
Açıklama : Post-Kolonyalizm teorisinde “Post” eki, sadece kronolojik bir sonrasını (sömürgecilik bitti, tarih oldu) değil, sömürgeciliğin yarattığı etkilerin, güç ilişkilerinin ve kültürel hegemonyanın devam ettiğini ve bu mirasla hesaplaşılması gerektiğini ifade eder. Yani III. madde yanlıştır; teoriye göre sömürgecilik bitmiş bir tarihsel olgu değil, biçim değiştirerek süren bir etkidir. I ve II. maddeler ise teorinin temel çalışma alanını (sömürgeciliğin izleri ve sömürülenlerin bugünkü konumu) doğru tanımlar.

#19. Olay ve olguların detaylarına iner.
Gerçekliğin karmaşıklığını azaltır.
Olanı açıklamaya ve olacak olanı tahmin etmeye çalışır.
Yukarıda özellikleri verilenler hangi tür teorilerdir?

Cevap : D) Pozitivist teoriler
Açıklama : Bilimsel yöntemi, gözlemi ve nesnelliği esas alan Pozitivist Teoriler (Realizm, Liberalizm), doğa bilimlerindeki gibi yasalar bulmaya çalışır. Amaçları dünyayı olduğu gibi “açıklamak” (explain) ve nedensellik ilişkileri kurarak geleceği “tahmin etmektir” (predict). Karmaşık gerçekliği basitleştirerek (parsimony) genel geçer modellere ulaşmayı hedeflerler. Eleştirel veya Post-Pozitivist teoriler ise “anlamaya” (understand) ve dönüştürmeye odaklanır.

#20. Aşağıdaki yazarlardan hangisi klasik realizmin öncülerinden veya yazarlarından biri sayılamaz?

Cevap : A) John Locke
Açıklama : Realizm geleneği Thucydides (Peloponez Savaşları), Machiavelli (Prens) ve Hobbes (Leviathan) ile başlar; modern dönemde Hans Morgenthau ve E.H. Carr ile sistematik hale gelir. Hepsi insan doğasının kötümserliği ve güç mücadelesi üzerine odaklanır. Ancak John Locke, insan doğasının rasyonel ve işbirliğine yatkın olduğunu savunan, doğal haklar ve toplum sözleşmesi teorisiyle Liberalizmin babası sayılan düşünürdür.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları

Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları

Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları video özet

Uluslararası İlişkiler Teorisi: Anarşi, Düzen ve Eleştirel Perspektifler

Ana Akım Teoriler: Realizm ve Liberalizm Çatışması

Uluslararası ilişkiler disiplini, sistemin yapısını ve aktörlerin davranışlarını açıklayan iki temel paradigma üzerinde yükselir. Klasik Realizm; Thucydides, Machiavelli ve Hobbes gibi düşünürlerin izinden giderek insan doğasını bencil ve çatışmacı kabul eder. Uluslararası politikayı devletlerin iç dinamiklerinden ziyade güç mücadelesi ve ulusal çıkar kavramlarıyla açıklar. Buna karşın Neo-Realizm, analizin merkezine insan doğasını değil, sistemin anarşik yapısını koyar. Sistemin anarşik olması, devletlerin güvenlik algılarını ve bekalarını ön plana çıkarır.

Liberalizm ise işbirliğinin ve barışın mümkün olduğunu savunur. Sosyolojik Liberalizm, ilişkilerin sadece devletler arasında değil, toplumlar ve bireyler arasında da geliştiğini vurgulayan çoğulcu bir yapıdadır. 1970’lerde gelişen Neo-Liberalizm (Kurumsalcılık), Kenneth Waltz’un neo-realizmine bir cevap olarak doğmuştur. Bu yaklaşım, uluslararası kurumların (BM, DTÖ vb.) ve rejimlerin, anarşik bir düzende bile devletler arası işbirliğini tesis edebileceğini ve hile yapma maliyetini artıracağını savunur. İki savaş arası dönem (1919-1939), “İdealizm” olarak da bilinen liberalizmin en etkili olduğu dönem kabul edilirken, Milletler Cemiyeti bu dönemin kurumsal bir ürünüdür.

İnşacılık ve İngiliz Okulu: Orta Yol Arayışları

Alexander Wendt tarafından sistemleştirilen Sosyal İnşacılık (Constructivism), uluslararası sistemin sadece maddi güçler tarafından değil, paylaşılan fikirler, normlar ve kimlikler tarafından inşa edildiğini savunur. Wendt’in ünlü “Anarşi devletlerin ne anladığıdır” tezi, sistemin yapısının değişmez bir kader olmadığını, etkileşimlerle şekillendiğini gösterir. Bir diğer özgün yaklaşım olan İngiliz Okulu, realizm ile liberalizm arasında bir köprü kurar. Bu okul, sistemin anarşik olduğunu kabul etmekle birlikte, devletlerin ortak kurallar ve diplomasi yoluyla bir “Uluslararası Toplum” (Anarşik Toplum) oluşturduğunu ileri sürer. Buradaki toplum, bireylerin değil, birbirlerinin egemenliğini tanıyan devletlerin bir araya gelmesiyle oluşur.

Eleştirel Teoriler: Marksizm, Feminizm ve Post-Kolonyalizm

Disiplindeki ana akım yaklaşımlara karşı çıkan eleştirel teoriler, mevcut düzeni sadece açıklamakla kalmaz, onu dönüştürmeyi ve insanların özgürleşmesini (emansipasyon) hedefler. Marksizm, uluslararası ilişkileri sınıf mücadelesinin bir uzantısı olarak görür ve liberal ekonomik modelin dünyayı geliştirmek yerine sömürüyü derinleştirdiğini savunur. Feminizm, hem realizmi hem de marksizmi “erkek egemen” bakış açısına sahip oldukları gerekçesiyle eleştirir; özellikle Marksizmin sınıf analizinde “kadın emeğini” ve toplumsal cinsiyet rollerini ihmal ettiğini vurgular.

Post-Kolonyalizm, sömürgeciliğin tarihsel olarak bitmiş bir olgu olmadığını, etkilerinin ve kültürel hegemonyasının bugün hala sürdüğünü tartışır. Bu teori, eski sömürge toplumlarının uluslararası sistemdeki dezavantajlı konumlarını ve Batı merkezli (Eurocentric) tarih yazımını sorgular. Eleştirel teoriler genellikle “anlamaya” odaklanan post-pozitivist bir çizgi izlerken; realizm ve liberalizm gibi pozitivist teoriler, gerçekliği basitleştirerek olanı açıklamaya ve geleceği tahmin etmeye çalışırlar.

Küresel Siyasetin Yeni Aktörleri ve Tartışmalar

Geleneksel “Uluslararası Politika” kavramı yerini daha kapsayıcı olan Küresel Siyaset terimine bırakmaktadır. Küresel siyaset, sadece devletlerin veya büyük güçlerin eylemlerini değil; çok uluslu şirketler, uluslararası hükümet dışı örgütler (INGO) ve bireyler gibi tüm aktörleri içine alan karmaşık bir yapıya işaret eder. Disiplin tarihindeki “Neo-Neo Tartışması” (Neo-realizm vs Neo-liberalizm) 1970 ve 80’lerde zirveye ulaşmış, sistemin nasıl yönetileceği konusunda derin analizler sunmuştur. Günümüzde ise uluslararası ilişkiler, normların inşası ile maddi gücün dengelenmesi arasında çok boyutlu bir tartışma sahası olmaya devam etmektedir.

@lolonolo_com

Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları

Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları

1. Uluslararası ilişkiler teorileri içinde klasik realizmi aşağıdakilerden hangisi tanımlamaz?

A) Uluslararası ilişkilerde işbirliği yerine rekabet, ortak çıkarlar yerine ulusal çıkar, hukuk yerine ve güç belirleyicidir.
B) Uluslararası politika devletin iç dinamikleri ve özellikleri tarafından belirlenir.
C) İnsan doğası özü itibari ile bencil, kötü, yıkıcı ve güvenilmezdir.
D) Devletlerin kararlarını insanın bencil ve rekabetçi doğası etkiler.
E) Uluslararası politikayı, uluslararası sistemin anarşik olan yapısı ve devletlerin sistem içindeki güvenlik algıları belirler.

Cevap : E) Uluslararası politikayı, uluslararası sistemin anarşik olan yapısı ve devletlerin sistem içindeki güvenlik algıları belirler.

Açıklama :

2. “Uluslararası ilişkiler sadece devletler arasındaki bir ilişki değildir, devlet dışı bütün aktörleri, devletler dışındaki ilişkileri de içermelidir.” ifadesi liberalizm içinde nasıl adlandırılır?

A) Cumhuriyetçi liberalizm
B) Karşılıklı bağımlılık liberalizmi
C) Neo-liberalizm
D) Kurumsal liberalizm
E) Sosyolojik liberalizm

Cevap : E) Sosyolojik liberalizm

Açıklama : Liberal teorinin farklı kolları vardır.
– Sosyolojik Liberalizm (Çoğulculuk): Uluslararası ilişkilerin sadece devletler arasında değil; toplumlar, bireyler ve sivil toplum örgütleri (STK) arasında da gerçekleştiğini vurgular. Devletlerötesi (transnasyonel) ilişkilere odaklanır.
– Karşılıklı Bağımlılık Liberalizmi: Ekonomik ve ticari bağlara odaklanır.
– Kurumsal Liberalizm: Uluslararası örgütlere ve rejimlere odaklanır.
– Cumhuriyetçi Liberalizm: Demokratik rejimlerin barışçıl doğasına odaklanır.
Sorudaki tanım, devlet dışı aktörlere ve toplumlar arası ilişkilere vurgu yaptığı için Sosyolojik Liberalizmdir.

3. Neo-liberalizmin gelişimi sürecinde etkili olan uluslararası kurumsallaşma bağlamında aşağıdakilerden hangisinden bahsedilemez?

A) Birleşmiş Milletler ve bağlı örgütlerin uluslararasında işbirliğine katkıları
B) Milletler Cemiyetinin kuruluşu ve faaliyetleri
C) Dünya Ticaret Örgütü’nün gelişimi
D) Çok uluslu şirketlerin yayılması
E) Uluslararası hükümet dışı örgütlerin sayıca artışı

Cevap : B) Milletler Cemiyetinin kuruluşu ve faaliyetleri

Açıklama : Neo-Liberalizm (veya Neo-Liberal Kurumsalcılık), 1970’ler ve 1980’lerde, özellikle Kenneth Waltz’un Neo-Realizmine bir cevap olarak gelişmiştir. Temel argümanı, anarşik sistemde bile uluslararası kurumlar ve rejimler sayesinde işbirliğinin mümkün olduğudur. BM, DTÖ, çok uluslu şirketler ve STK’ların yükselişi Neo-Liberalizmin çalışma sahasıdır. Ancak Milletler Cemiyeti (1919-1946), Neo-Liberalizmden çok önce, “İdealizm” (Klasik Liberalizm) döneminin bir ürünüdür ve II. Dünya Savaşı öncesi döneme aittir. Neo-Liberal teorinin gelişim sürecindeki çağdaş kurumsallaşma örneklerinden biri değildir, tarihsel bir öncüldür.

4. Aşağıdakilerden hangisi Marksist kuramın varsayımlarından biri değildir?

A) Uluslararası politikada ekonomi ve üretim ilişkileri merkezi bir yere sahiptir.
B) Uluslararası ilişkileri anlamak için ekonomik determinizm önemlidir.
C) Uluslararası ilişkiler sınıf mücadelesinin uzantısıdır.
D) Liberal ekonomik model içinde uluslararası toplum bir bütün olarak gelişir.
E) Uluslararası ilişkileri anlamak için tarihsel determinizm önemlidir.

Cevap : D) Liberal ekonomik model içinde uluslararası toplum bir bütün olarak gelişir.

Açıklama : Marksist teoriye göre uluslararası sistem; kapitalist, sömürücü ve hiyerarşik bir yapıdadır (Merkez-Çevre). Marksizm, liberal ekonomik modelin (kapitalizmin) dünyayı geliştirdiğini değil, aksine eşitsizliği derinleştirdiğini, az gelişmiş ülkeleri sömürdüğünü ve sınıf çatışmasını küresel boyuta taşıdığını savunur. “Uluslararası toplumun bir bütün olarak geliştiği” tezi, Liberalizmin (Modernleşme teorisi) “Trickle-down” (zenginliğin tabana yayılması) varsayımıdır ve Marksizm buna şiddetle karşı çıkar.

5. Aşağıdakilerden hangisi uluslararası örgütlerin özelliklerinden biri değildir?

A) Uluslararası işbirliği, barış ve güvenliğe katkı yapmak üzere kurulmaları
B) Devletler arasında işbirliğine dayanmaları ve işbirliğini geliştirmeleri
C) Bölgesel veya küresel kapsam ve nitelikte olabilmeleri
D) Uluslararası ilişkilerin devletlerden sonra gelen yeni aktörlerinden sayılmaları
E) Devlet dışı aktörler tarafından kurulmaları

Cevap : E) Devlet dışı aktörler tarafından kurulmaları

Açıklama : Uluslararası Hükümetlerarası Örgütler (IGO – International Governmental Organizations; örn: BM, NATO, AB), egemen devletlerin antlaşmalarla kurduğu yapılardır. Kurucu üyeleri devletlerdir. Devlet dışı aktörler (bireyler, dernekler) tarafından kurulan örgütlere ise “Uluslararası Hükümet Dışı Örgütler” (INGO – NGO; örn: Greenpeace, Uluslararası Af Örgütü) denir. Soruda genel “Uluslararası Örgütler” (International Organizations) terimi genellikle IGO’ları kastetmek için kullanılır ve bunların kurucusu devletlerdir, devlet dışı aktörler değildir.

6. Aşağıdaki yazarlardan hangisi sosyal inşacı teorinin kurucularından biri olarak değerlendirilebilir?

A) Andrew Linklater
B) Alexis de Tocquville
C) Alexander Wendt
D) Antonino Gramsci
E) Adam Watson

Cevap : C) Alexander Wendt

Açıklama : Alexander Wendt, 1992 yılında yazdığı “Anarşi Devletlerin Ne Anladığıdır” (Anarchy is what states make of it) makalesi ve 1999 tarihli “Uluslararası Siyasetin Sosyal Teorisi” kitabı ile Sosyal İnşacılık (Constructivism) teorisinin en önemli kurucusu ve temsilcisidir. Wendt, uluslararası sistemin yapısının maddi güçten ziyade “fikirler, normlar ve kimlikler” tarafından inşa edildiğini savunur.

7. Aşağıdaki teorik yaklaşımlardan hangisi eleştirel teoriler içinde yer alır?

A) Realizm
B) Neo-liberalizm
C) Neo-realizm
D) Liberalizm
E) Post-Kolonyalizm

Cevap : E) Post-Kolonyalizm

Açıklama : Uluslararası İlişkiler teorileri “Problem Çözücü” (Ana akım: Realizm, Liberalizm) ve “Eleştirel” (Critical) teoriler olarak ikiye ayrılır. Eleştirel teoriler, mevcut düzeni veri kabul etmez, onu sorgular ve dönüştürmeyi hedefler. Marksizm, Feminizm, Post-Yapısalcılık ve Post-Kolonyalizm bu gruptadır. Post-Kolonyalizm, uluslararası ilişkilerin Batı merkezli (Eurocentric) bakış açısını eleştirir ve sömürgecilik sonrası güç ilişkilerini sorgular.

8. I. Sömürgeci ülkelerin sömürülen toplumlar üzerinde bugün hala süren etki ve izlerini tartışır.
II. Eski sömürge ülkeleri ve toplumlarının bugün uluslararası toplum ve sistem içindeki yeri ve konumlarını açıklamaya çalışır.
III. Teorinin adındaki post/sonra kavramı dünyada sömürgeciliğin bittiğini, sömürgeciliğin tarihsel bir olgu olduğunu ifade eder.
Post – Kolonyalizm teorisi ile ilgili olarak yukarıdaki ifadelerden hangisi veya hangileri söylenebilir?

A) Yalnız II
B) Yalnız I
C) II ve III
D) I ve II
E) I ve III

Cevap : D) I ve II

Açıklama : Post-Kolonyalizm teorisinde “Post” eki, sadece kronolojik bir sonrasını (sömürgecilik bitti, tarih oldu) değil, sömürgeciliğin yarattığı etkilerin, güç ilişkilerinin ve kültürel hegemonyanın devam ettiğini ve bu mirasla hesaplaşılması gerektiğini ifade eder. Yani III. madde yanlıştır; teoriye göre sömürgecilik bitmiş bir tarihsel olgu değil, biçim değiştirerek süren bir etkidir. I ve II. maddeler ise teorinin temel çalışma alanını (sömürgeciliğin izleri ve sömürülenlerin bugünkü konumu) doğru tanımlar.

9. Uluslararası ilişkilerde ve bu alandaki teorik tartışmalar içinde aşağıdakilerden hangisi siyasal liberalizmin en etkili olduğu dönem olarak değerlendirilir?

A) I. Dünya Savaşı yılları
B) 1940’lar ve II. Dünya Savaşı yılları
C) İki Savaş arası/1919-1939 dönemi
D) Antik Yunan ve Roma dönemleri
E) 11 Eylül 2001 sonrası dönem

Cevap : C) İki Savaş arası/1919-1939 dönemi

Açıklama : I. Dünya Savaşı’nın yıkımından sonra, savaşın bir daha yaşanmaması için Başkan Wilson’ın ilkeleriyle (Wilsonculuk) şekillenen ve “İdealizm” olarak da adlandırılan Liberalizm, disiplinin ilk hakim paradigması olmuştur. Milletler Cemiyeti’nin kurulduğu, uluslararası hukuka ve silahsızlanmaya güvenilen bu dönem (1919-1939), Liberalizmin “altın çağı”dır. Ancak II. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla bu iyimser hava dağılmış ve yerini Realizme bırakmıştır.

10. “Uluslararası ilişkiler devletler arasındaki ilişkiler yanında devlet dışı aktörleri ve devletler dışındaki ilişkileri de içermektedir.” düşüncesi neo liberalizmin daha çok hangi yönlerine vurgu yapmaktadır?

A) Karşılıklı bağımlılık ve Devletçilik
B) Yenilikçilik ve Tutuculuk
C) Cumhuriyetçilik ve Liberallik
D) Kurumsalcılık ve Çoğulculuk
E) Sosyoloji ve Yapısalcılık

Cevap : D) Kurumsalcılık ve Çoğulculuk

Açıklama : Neo-Liberalizm (özellikle Keohane ve Nye’ın çalışmaları), uluslararası sistemde devletin tek aktör olmadığını savunur.
– Çoğulculuk (Pluralism): Devlet dışı aktörlerin (STK’lar, şirketler, örgütler) de süreçte rol oynadığını vurgular.
– Kurumsalcılık (Institutionalism): Bu aktörlerin oluşturduğu uluslararası kurumların ve rejimlerin devlet davranışlarını sınırladığını ve işbirliğini sağladığını vurgular.
Devletçilik Realizmin, Yapısalcılık Marksizmin veya Neo-Realizmin kavramıdır.

11. Aşağıdakilerden hangisi sosyal inşacı teoriye getirilen eleştirilerden biri değildir?

A) Ortaya çıktığı dönemde liberalizmin ilgi görmesini açıklamıyor olması
B) Kabul görmeyen ve etkisiz bir teori olması
C) Uluslararası sistemde normların güçlü olan devletler tarafından belirlenmesini görmezlikten geliyor olması
D) Gücü ihmal ediyor olması
E) İç ve dış şartlarda meydana gelen değişimlerin uluslararası ilişkilere ve sisteme olan bakıştaki değiştirici etkisini dışlaması

Cevap : B) Kabul görmeyen ve etkisiz bir teori olması

Açıklama :

12. Marksist kuram ve eleştirel teorilerin ortak kavramlarından biri olan emansipasyon kavramı ile aşağıdakilerden hangisi ifade edilmiştir?

A) Uluslararası sistemin bozulmasını
B) Uluslararası toplumun ve insanların özgürleşmesini
C) Emperyalizm ve sömürüyü
D) Kültür emperyalizmini
E) Kapitalist hegemonyayı

Cevap : B) Uluslararası toplumun ve insanların özgürleşmesini

Açıklama : Emansipasyon (Emancipation), kelime anlamı olarak “Özgürleşim / Kurtuluş” demektir. Eleştirel teorilerin (Frankfurt Okulu, Marksizm) nihai amacı sadece dünyayı anlamak değil, onu değiştirmektir. Bu değişim hedefi, insanları sömürüden, baskıdan, adaletsizlikten ve yabancılaşmadan kurtararak özgürleştirmeyi (emansipasyonu) ifade eder.

13. Küresel siyaset kavramı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Küresel siyaset devlet dışı aktörler ve eylemlerini de içine alır.
B) Küresel siyaset sadece küresel güçlerin siyasetini ifade eder.
C) Küresel siyaset karmaşık bir uluslararası toplum içinde yer alır.
D) Küresel siyaset küreselleşme kavramı ile ilişkilidir.
E) Küresel siyaset uluslararası ilişkilerin eski ve yeni aktörlerini kapsar.

Cevap : B) Küresel siyaset sadece küresel güçlerin siyasetini ifade eder.

Açıklama : “Küresel Siyaset” (Global Politics), geleneksel “Uluslararası Politika” kavramından daha geniştir. Sadece büyük devletlerin (küresel güçlerin) değil; her boyuttaki devletin, sivil toplumun, uluslararası örgütlerin, terör gruplarının ve bireylerin etkileşimini kapsar. Sorunların (iklim, pandemi vb.) sınır tanımazlığını ve tüm aktörlerin katılımını ifade eder. Sadece “büyük güçlerin siyaseti” demek, kavramı Realist bir dar görüşe hapsetmek olur.

14. Aşağıdakilerden hangisi uluslararası ilişkilerde neo-realistler ile neo-liberaller arasında geçen büyük tartışmayla ilgili bir ifade değildir?

A) 1950’lerde meydana gelmiştir.
B) Disiplindeki en hararetli tartışmalardan biridir.
C) Neo-neo tartışması olarak bilinir.
D) 1970’ler ve 1980’lerde meydana gelmiştir.
E) Paradigmalar arası tartışmalar içinde yer alır.

Cevap : A) 1950’lerde meydana gelmiştir.

Açıklama : Uluslararası İlişkiler disiplinindeki “Büyük Tartışmalar”ın kronolojisi şöyledir:
1. Tartışma (1930-40’lar): İdealizm vs Realizm.
2. Tartışma (1950-60’lar): Gelenekselcilik vs Davranışsalcılık (Metodolojik).
3. Tartışma (1970-80’ler): Neo-Realizm vs Neo-Liberalizm (Neo-Neo Tartışması).
Dolayısıyla Neo-Neo sentezi/tartışması 1950’lerde değil, Kenneth Waltz’un 1979 tarihli kitabından sonra, 1980’lerde yoğunlaşmıştır.

15. Aşağıdaki yazarlardan hangisi klasik realizmin öncülerinden veya yazarlarından biri sayılamaz?

A) John Locke
B) Thucydides
C) Hans Mongenthau
D) Thomas Hobbes
E) Nicholo Machiavelli

Cevap : A) John Locke

Açıklama : Realizm geleneği Thucydides (Peloponez Savaşları), Machiavelli (Prens) ve Hobbes (Leviathan) ile başlar; modern dönemde Hans Morgenthau ve E.H. Carr ile sistematik hale gelir. Hepsi insan doğasının kötümserliği ve güç mücadelesi üzerine odaklanır. Ancak John Locke, insan doğasının rasyonel ve işbirliğine yatkın olduğunu savunan, doğal haklar ve toplum sözleşmesi teorisiyle Liberalizmin babası sayılan düşünürdür.

16. İngiliz Okulu yaklaşımının temel varsayımları aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A) Uluslararası sistemi anarşi ile devletlerin merkezi rolü belirlemekle birlikte uluslararası ilişkilerde bir başka önemli olgu da uluslararası toplumun varlığıdır.
B) Devletler ortak çıkarları için birlikte hareket ederler.
C) Uluslararası sistemin yapısı anarşik olmakla birlikte sistem içinde temel aktörler devletler değildir.
D) Devletler uluslararası ilişkilerde temel aktördür, ancak yetkilerini uluslararası topluma devretmişlerdir.
E) Uluslararası ilişkiler ahlaki temeller ve normlar üzerinde inşa edilemez.

Cevap : A) Uluslararası sistemi anarşi ile devletlerin merkezi rolü belirlemekle birlikte uluslararası ilişkilerde bir başka önemli olgu da uluslararası toplumun varlığıdır.

Açıklama : İngiliz Okulu (Hedley Bull, Martin Wight), Realizm ile Liberalizm arasında bir “orta yol” (via media) izler. Realizm gibi uluslararası sistemin “Anarşik” olduğunu ve devletlerin temel aktör olduğunu kabul eder. Ancak Liberaller gibi bu anarşinin mutlak bir kaos olmadığını; devletlerin ortak kurallar, normlar, diplomasi ve hukuk yoluyla bir “Uluslararası Toplum” (Anarşik Toplum) oluşturduğunu savunur.

17. İngiliz Okulu kuramı içinde ifade edilen uluslararası toplum kavramı ile kastedilen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Devletlerin toplumu
B) Örgütler toplumu
C) Kurallar toplumu
D) Değerler toplumu
E) Örgütsüz toplum

Cevap : A) Devletlerin toplumu

Açıklama : Hedley Bull’un “Anarşik Toplum” eserinde tanımladığı Uluslararası Toplum (International Society), bireylerin değil, “Devletlerin Toplumu”dur. Devletler, ortak çıkarlar ve değerlerin farkında olarak, birbirleriyle ilişkilerinde belirli kurallara (egemenlik, diplomasi, savaş hukuku) bağlı olduklarını kabul ettiklerinde bu toplumu oluştururlar.

18. Aşağıdakilerden hangisi Marksist uluslararası ilişkiler yaklaşımına yöneltilen feminist bir eleştiridir?

A) Yöntem olarak bilimsel ve test edilebilir değildir.
B) Ütopik bir dünya örgütlenmesini önerir.
C) Teoride sınıf, ekonomi ve üretim kavramlarına önem verirken bu kavram ve süreçlerde kadın olgusu ve rolünü ihmal eder.
D) Uluslararası ilişkileri sınıf çatışmasının uzantısı olarak görür.
E) Üretim faktörleri ve sermaye kavramlarını eleştirir.

Cevap : C) Teoride sınıf, ekonomi ve üretim kavramlarına önem verirken bu kavram ve süreçlerde kadın olgusu ve rolünü ihmal eder.

Açıklama : Feministler, Marksizmi de diğer ana akım teoriler gibi “erkek egemen” bulur. Marksizm, ezilmeyi ve sömürüyü sadece “sınıf” ve “ekonomi” ekseninde analiz eder. Feministler ise, kadınların ezilmesinin sadece kapitalizmden değil, “ataerkil” (patriarkal) yapıdan kaynaklandığını ve Marksizmin “kadın emeğini” (ev içi görünmeyen emek) ve cinsiyet eşitsizliğini analizine dahil etmediğini (ihmal ettiğini) savunarak eleştirirler.

19. Olay ve olguların detaylarına iner.
Gerçekliğin karmaşıklığını azaltır.
Olanı açıklamaya ve olacak olanı tahmin etmeye çalışır.
Yukarıda özellikleri verilenler hangi tür teorilerdir?

A) Alternatif teoriler
B) Eleştirel teoriler
C) Normatif teoriler
D) Pozitivist teoriler
E) Post-pozitivist teoriler

Cevap : D) Pozitivist teoriler

Açıklama : Bilimsel yöntemi, gözlemi ve nesnelliği esas alan Pozitivist Teoriler (Realizm, Liberalizm), doğa bilimlerindeki gibi yasalar bulmaya çalışır. Amaçları dünyayı olduğu gibi “açıklamak” (explain) ve nedensellik ilişkileri kurarak geleceği “tahmin etmektir” (predict). Karmaşık gerçekliği basitleştirerek (parsimony) genel geçer modellere ulaşmayı hedeflerler. Eleştirel veya Post-Pozitivist teoriler ise “anlamaya” (understand) ve dönüştürmeye odaklanır.

20. Aşağıdakilerden hangisi uluslararası toplumun kurucu ilkelerinden biri değildir?

A) Devletlerin birbirlerini tanımaları
B) Devletler arasında ortak tarih ve diplomatik ilişkilerin varlığı
C) Devletler arasında sürekli ve acımasız bir rekabet ve çatışmanın varlığı
D) Devletler arasında ortak kurum ve normların varlığı
E) Devletler arasında eşitlik ve birbirlerinin egemenliğine saygı

Cevap : C) Devletler arasında sürekli ve acımasız bir rekabet ve çatışmanın varlığı

Açıklama : İngiliz Okulu’nun “Uluslararası Toplum” kavramı, anarşi içinde “düzenin” varlığını savunur. Kurucu ilkeleri; egemenlik, birbirini tanıma, diplomasi, uluslararası hukuk ve güç dengesidir. Bu ilkeler çatışmayı sınırlamayı ve bir arada yaşamayı sağlar. “Sürekli ve acımasız bir rekabet/çatışma” (Hobbesçu Doğa Hali), uluslararası toplumun değil, “Uluslararası Sistemin” (Realist bakışın) en uç ve kuralsız halini (Realist/Machiavellian kültür) ifade eder; toplum fikri bu çatışmanın kurallarla ehlileştirildiği aşamadır.

@lolonolo_com

Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları

 

siyaset bilimi ve kamu yönetimi Uluslararası İlişkiler Teorisi 2022-2023 Vize Soruları Telegram Siyaset Bİlimi ve Kamu Yönetimi
Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler Lisans Açık Öğretim Uluslararası İlişkiler Teorisi 2022-2023 Vize Soruları Telegram Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler grup

Uluslararası İlişkiler Teorisi 2025-2026 Final Soruları

Editor

Editör