LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Para Teorisi ve Politikası 2025-2026 Final Soruları
auzefİktisatPara Teorisi Ve PolitikasıSiyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi

Para Teorisi ve Politikası 2025-2026 Final Soruları

Para Teorisi ve Politikası 2025-2026 Final Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Para Teorisi ve Politikası 2025-2026 Final Soruları

#1. Aşağıdaki hangi enstrümanın geri ödenmeme olasılığı son derece zayıftır?

Cevap : C) Hazine bonoları
Açıklama : Finansal piyasalarda “risksiz varlık” (risk-free asset) olarak kabul edilen enstrümanlar, devletin çıkardığı borçlanma senetleridir. Çünkü devletin para basma yetkisi ve vergi toplama gücü vardır, bu da temerrüt (geri ödememe) riskini teorik olarak sıfıra veya ihmal edilebilir düzeye indirir. Şıklar arasında **Hazine Bonoları** (vadesi 1 yıldan kısa devlet borçlanma senetleri), devlet güvencesinde olduğu için geri ödenmeme olasılığı en zayıf olan yatırımdır. Özel sektör tahvilleri veya hisse senetleri piyasa riski ve şirket riski taşır.

#2. Aşağıdakilerden hangisi konvertibilitenin sağladığı yararlardan biri değildir?

Cevap : A) Belli ülke paralarına konvertibilite tanınması
Açıklama : Konvertibilite, ulusal paranın dövize serbestçe çevrilebilmesidir. Yararları arasında; dış ticaretin ve mali işlemlerin kolaylaşması (E), uluslararası ödemelerin denkleştirilmesi (B), sermaye akışının sağlanarak dünya ekonomisine katkı sunulması (D) ve piyasa mekanizmasıyla ödemeler dengesinin sağlanması (C) sayılabilir. Ancak A şıkkındaki **”Belli ülke paralarına konvertibilite tanınması”** ifadesi, konvertibilitenin sağladığı bir “ekonomik yarar” veya “sonuç” değil; konvertibiliteye geçiş sürecinde alınan idari bir karar veya bir **tanımdır**. Bir durumun kendisi, o durumun yararı olamaz.

#3. Aşağıdakilerden hangisi uygulamada merkez bankasının bağımsızlığını tanımlamaktadır?

Cevap : C) Para politikası
Açıklama : Merkez Bankası bağımsızlığı literatürde genellikle “Amaç Bağımsızlığı” ve “Araç Bağımsızlığı” olarak ikiye ayrılır. Uygulamada ve modern merkez bankacılığı kanunlarında (örneğin TCMB Kanunu) bağımsızlık denildiğinde esas kastedilen **”Araç Bağımsızlığı”**dır. Bu da Merkez Bankası’nın, yasayla belirlenen nihai hedefe (fiyat istikrarı) ulaşmak için kullanacağı araçları (faiz, zorunlu karşılık vb.) ve izleyeceği **”Para Politikasını”** siyasi otoriteden ve diğer baskı gruplarından bağımsız olarak, kendi inisiyatifiyle belirleyebilme gücüdür. Şıklarda “Araç Bağımsızlığı” terimi doğrudan geçmese de, bu kavramı en iyi kapsayan ve bankanın bağımsız olarak yönettiği alan **Para Politikası**dır.

#4. Aşağıdakilerden hangi kurum döviz rezervleri karşılığında sabit kur üzerinden para arz etmektedir?

Cevap : E) Para Kurulu
Açıklama : **Para Kurulu (Currency Board)**, ülkedeki parasal tabanın (dolaşımdaki para) tamamının (%100 veya daha fazlasının) döviz rezervleri ile karşılık altına alındığı ve ulusal paranın belirli bir sabit kur üzerinden çıpalandığı (örneğin 1 Dolar = 1 Birim Ulusal Para) katı bir parasal rejimdir. Bu sistemde merkez bankası, döviz rezervi girmeden piyasaya yerli para süremez (para arzını artıramaz). Bu mekanizma, para politikasını tamamen pasif hale getirir ve para arzını doğrudan ödemeler dengesine ve döviz giriş-çıkışına bağlar. Soruda tarif edilen “döviz rezervi karşılığında sabit kurdan para arz etme” işlevi Para Kurulu’nun tanımıdır.

#5. Enflasyonla mücadele stratejisi doğrultusunda toplam arzı arttırmaya yönelik aşağıdaki hangi uygulama etkili olmaktadır?

Cevap : A) Teşvikler ve vergi indirimi
Açıklama : Enflasyonla mücadelede talep yönlü politikaların (para ve maliye politikası ile talebi kısmak) yanı sıra “Arz Yönlü İktisat” (Supply-Side Economics) politikaları da kullanılır. Bu yaklaşımın temel amacı, ekonomideki üretim kapasitesini (toplam arzı) artırarak, mal ve hizmet bolluğu yaratmak ve bu sayede fiyatlar genel düzeyindeki artış baskısını kırmaktır. Üretimi ve arzı artırmanın en etkili yollarından biri, üreticilerin üzerindeki maliyet yükünü hafifletmektir. Devletin uygulayacağı **vergi indirimleri** (kurumlar vergisi, gelir vergisi vb.) ve **yatırım teşvikleri**, firmaların üretim maliyetlerini düşürür, kârlılıklarını artırır ve onları daha fazla yatırım yapıp üretim yapmaya (arzı artırmaya) yönlendirir. Artan arz, enflasyonist baskıyı azaltır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Aşağıdakilerden hangisi muamele güdüsü ile para talebini etkileyen faktörlerden biri değildir?

Cevap : C) Gelecekteki tahminler
Açıklama : Keynesyen Para Talebi Teorisinde para talebi üç güdüye dayanır: Muamele (İşlem), İhtiyat ve Spekülasyon. **Muamele güdüsü**; günlük alışverişleri ve ödemeleri yapmak için elde tutulan paradır. Bu talebi etkileyen temel faktörler şunlardır:
1. **Gelir Düzeyi (E):** Gelir arttıkça harcama artar, para talebi artar.
2. **Fiyatlar Genel Düzeyi (D):** Fiyatlar artarsa aynı sepeti almak için daha çok para gerekir.
3. **Zaman Farkı (B):** Maaş alma aralığı (haftalık, aylık) uzadıkça elde tutulması gereken nakit artar.
4. **Faiz Oranı (A):** Keynes’e göre muamele talebi faize duyarsızdır (veya Baumol-Tobin’e göre düşük duyarlıdır). Bu bir özellik olarak şıklarda yer almıştır.
Ancak **”Gelecekteki tahminler” (C)** (özellikle faiz oranları ve tahvil fiyatlarıyla ilgili beklentiler), muamele güdüsünün değil, **Spekülasyon Güdüsü** ile para talebinin belirleyicisidir.

#7. Takasbank aşağıdaki banka gruplarından hangisinde yer almaktadır?

Cevap : E) Özel sermayeli kalkınma bankaları
Açıklama : İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. (Takasbank), Türkiye’deki sermaye piyasalarında takas ve saklama hizmetleri sunan, statüsü gereği “Özel Sermayeli Kalkınma ve Yatırım Bankaları” kategorisinde değerlendirilen bir kuruluştur. Finansal sistemin altyapısında merkezi bir rol oynar.

#8. Enflasyon hedeflemesi stratejisinin hangi ilkesinde kamuoyuna verilen vaatler nedeniyle, sorumlular daha titiz davranmak zorunda kalmaktadır?

Cevap : C) Şeffaflık ilkesi
Açıklama : Enflasyon hedeflemesi rejiminde şeffaflık; Merkez Bankası’nın hedeflerini, bu hedeflere nasıl ulaşacağını ve kararlarının gerekçelerini düzenli raporlarla (Enflasyon Raporu gibi) ve duyurularla halka açıklamasıdır. Kamuoyuna verilen bu açık vaatler ve verilerin paylaşılması, politika yapıcılar üzerinde bir izleme mekanizması kurar ve onları hedeflere sadık kalma konusunda daha titiz ve disiplinli davranmaya zorlar.

#9. Enflasyon hedeflemesi stratejisi, hangi kurun uygulanmasını da zorunlu kılmaktadır?

Cevap : B) Esnek döviz kuru
Açıklama : Enflasyon Hedeflemesi Rejimi’nin başarısı, Merkez Bankası’nın faiz oranlarını kullanarak enflasyonu kontrol edebilmesine, yani bağımsız bir para politikası izleyebilmesine bağlıdır. İktisattaki “İmkansız Üçleme” (Impossible Trinity) hipotezine göre; sermaye hareketlerinin serbest olduğu bir ekonomide, hem bağımsız para politikası hem de sabit döviz kuru aynı anda uygulanamaz. Merkez Bankası’nın enflasyonu ana hedef olarak belirleyip faiz aracını bu amaçla serbestçe kullanabilmesi için, döviz kurunun piyasada arz ve talep koşullarına göre belirlendiği **Esnek Döviz Kuru (Dalgalı Kur)** sisteminin uygulanması zorunludur. Sabit kur rejimi, para politikasının bağımsızlığını yok eder ve enflasyon hedeflemesiyle çelişir.

#10. Aşağıdakilerden hangisi hastalık, yaralanma ve ölüm gibi risklere karşı yardım ve emeklilik dönemlerinde ödeme yapmak üzere teşkilatlanmış kuruluşlardır?

Cevap : B) Sigorta şirketleri
Açıklama : Finansal sistem içerisindeki kurumsal yatırımcılar arasında yer alan **Sigorta Şirketleri**, temel olarak “risk transferi” mekanizması üzerine kuruludur. Bireylerden veya kurumlardan topladıkları primler karşılığında; hastalık, kaza, yaralanma, ölüm, yangın gibi öngörülemeyen risklerin gerçekleşmesi durumunda sigortalılara tazminat ödemeyi taahhüt ederler. Ayrıca “Hayat Sigortası” ve “Bireysel Emeklilik” branşları aracılığıyla, kişilerin emeklilik dönemlerinde gelir elde etmelerini sağlayan uzun vadeli tasarruf ve ödeme planları sunarlar. Sorudaki tanım, risk ve emeklilik ödemesi vurgusuyla doğrudan sigorta şirketlerini işaret etmektedir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Döviz arz eğrisi artış yönünde sağa doğru kaydığında döviz kuru nasıl bir etki göstermektedir?

Cevap : D) Döviz kuru düşmektedir.
Açıklama : Piyasa mekanizmasında herhangi bir malın arzı artarsa (talep sabitken), o malın fiyatı düşer. Döviz piyasasında da aynı kural geçerlidir. Döviz arz eğrisinin sağa kayması (döviz arzının artması), piyasaya daha fazla döviz girdiği anlamına gelir. Döviz bollaştığında, yerli para karşısındaki değeri azalır. Yani **döviz kuru düşer** (yerli para değer kazanır). Grafiksel olarak; arz eğrisi sağa kaydığında, talep eğrisiyle kesiştiği yeni denge noktası daha düşük bir fiyat (kur) seviyesinde oluşur.

#12. Yeni Uzlaşı İktisadı hangi tarihte gündeme gelmiştir?

Cevap : B) 1990
Açıklama : “Yeni Uzlaşı İktisadı” (New Neoclassical Synthesis), Yeni Klasik Makro İktisat ile Yeni Keynesyen İktisat’ın güçlü yanlarını birleştiren ve modern merkez bankacılığının teorik temelini oluşturan yaklaşımdır. Bu sentez, özellikle **1990’lı yılların başında** akademik literatürde ve politika yapımında hakim paradigma haline gelmeye başlamıştır. Marvin Goodfriend ve Robert King gibi iktisatçıların 1997’deki “The New Neoclassical Synthesis” makalesi bu dönemin sembolüdür, ancak akımın ana akım haline gelmesi ve “gündeme gelmesi” 1990’lar olarak kabul edilir. Bu yaklaşım, fiyat yapışkanlıklarını (Keynesyen) ve rasyonel beklentileri/dinamik optimizasyonu (Yeni Klasik) aynı modelde (DSGE) birleştirmiştir.

#13. Aşağıdakilerden hangisi miktar teorisini ilk kez para talebi ile açıklayan yaklaşımdır?

Cevap : D) Cambridge yaklaşımı
Açıklama : Klasik Miktar Teorisi’nin iki temel versiyonu vardır: Fisher’in “Mübadele Yaklaşımı” ve Marshall ile Pigou’nun geliştirdiği “Cambridge Yaklaşımı”. Fisher’in yaklaşımı ($MV=PT$), paranın daha çok değişim aracı fonksiyonuna ve harcama hızına odaklanırken, Cambridge iktisatçıları (Alfred Marshall ve A.C. Pigou) analizi bir adım öteye taşıyarak parayı bir varlık olarak ele almışlardır. Onlara göre bireyler servetlerinin bir kısmını nakit olarak tutmak isterler. Bu yaklaşım, paranın dolaşım hızından ziyade, bireylerin elde tutmak istedikleri para miktarına (para talebine) odaklanmıştır. Formüldeki $k$ katsayısı, gelirin para olarak tutulmak istenen oranını temsil eder ($M_d = kPY$). Bu yönüyle Cambridge Yaklaşımı, Miktar Teorisi’ni “para talebi” perspektifiyle, yani bireysel tercihler ve mikro temeller üzerinden açıklayan ilk yaklaşım olarak iktisat literatürüne geçmiştir.

#14. Aşağıdaki hangi iktisatçılara göre bütçe açığının tahvil ihracıyla finanse edilmesi enflasyon yaratmaz?

Cevap : A) Ricardo-Barro
Açıklama : **Ricardo-Barro Eşdeğerlik Hipotezi** (Ricardian Equivalence), devletin harcamalarını finanse etmek için vergi toplamak yerine borçlanmayı (tahvil ihracını) seçmesinin, ekonomideki toplam talep, faiz oranları ve enflasyon üzerinde hiçbir reel etkisi olmayacağını savunur. Bu görüşe göre; rasyonel bireyler, devletin bugün borçlanmasının gelecekte vergilerin artırılması anlamına geldiğini bilirler. Bu yüzden, ellerine geçen tahvilleri “net servet” artışı olarak görmezler ve gelecekteki vergi yükünü karşılamak için tasarruf ederler. Tüketim artmadığı için talep artmaz ve dolayısıyla **enflasyon yaratmaz**. David Ricardo’nun öne sürdüğü ve Robert Barro’nun modernleştirdiği bu görüş A şıkkında verilmiştir.

#15. Parasal aktarım mekanizmasında merkez bankaları, para politikası uygulamaları ile faiz oranlarını etkileyip ekonomik aktivitelerin yönelimini belirleyebilmektedir görüşü aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine aittir?

Cevap : D) Keynesyen yaklaşım
Açıklama : Geleneksel para politikası analizinde, Merkez Bankası’nın para arzını kontrol ederek faiz oranlarını değiştirdiğini ve bu faiz değişimi üzerinden yatırım ve tüketim harcamalarını (dolayısıyla ekonomik aktiviteyi) etkilediğini savunan temel yaklaşım **Keynesyen Yaklaşım**dır. Parasal aktarım mekanizmasının kalbine “Faiz Kanalı”nı koyan ilk teorik çerçeve budur.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Aşağıdakilerden hangi yaklaşımda toplam talepte görülen değişimler, hükümetlerin sonuçları net olarak kestirilemeyen istikrarsız politikalarından kaynaklanmaktadır?

Cevap : B) Yeni Klasik yaklaşım
Açıklama : Yeni Klasik İktisat (Robert Lucas, Thomas Sargent vb.), “Rasyonel Beklentiler” hipotezine dayanır. Onlara göre ekonomik birimler tam bilgiye sahiptir ve hükümetin politikalarını önceden tahmin ederek tepki verirler. Bu yaklaşımda ekonomideki istikrarsızlıkların ve toplam talepteki dalgalanmaların temel kaynağı, ekonominin doğal işleyişi değil; hükümetlerin öngörülemeyen, şok etkisi yaratan ve sistemin dengesini bozan “istikrarsız politikaları”dır.

#17. Bir ekonomide deflasyon sürecinde aşağıdakilerden hangisi gerçekleşir?

Cevap : E) Stoklar artar.
Açıklama : **Deflasyon**, fiyatlar genel düzeyinin sürekli düştüğü bir süreçtir. Tüketiciler, fiyatların gelecekte daha da düşeceği beklentisiyle harcamalarını ertelerler (Tüketim azalır). Talep yetersizliği nedeniyle firmalar ürettikleri malları satmakta zorlanır. Satılamayan ürünler firmaların depolarında birikir, yani **stoklar artar**. Bu durum zincirleme olarak üretimin kısılmasına, kârlılığın düşmesine ve işsizliğin artmasına yol açar. Diğer şıklardaki (Üretim artar, kârlılık artar vb.) ifadeler deflasyonun değil, sağlıklı bir büyüme döneminin özellikleridir.

#18. İçsel para arzı yaklaşımı olarak adlandırılan politikalar aşağıdaki iktisatçılardan hangisi tarafından savunulmaktadır?

Cevap : E) Post Keynesyen
Açıklama : Para arzının belirlenmesi konusunda iki temel görüş vardır: Dışsal (Exogenous) ve İçsel (Endogenous). Monetaristler para arzının Merkez Bankası tarafından dışsal olarak kontrol edilebileceğini savunurken; **Post Keynesyen** iktisatçılar (Nicholas Kaldor, Basil Moore vb.), para arzının **”İçsel”** olduğunu savunurlar. Onlara göre para arzı, ekonomideki kredi talebi tarafından belirlenir. Bankalar, kredibilitesi olan her müşteriye kredi açarlar ve bu süreçte mevduat (para) yaratırlar. Merkez Bankası bu sürece sadece rezerv sağlayarak uyum gösterir, para arzını doğrudan kısıtlayamaz. Para arzı ekonominin işleyişi içinde (içsel olarak) doğar.

#19. Aşağıdaki hangi aktarım mekanizmasında politikanın doğru bir şekilde algılanması hâlinde iktisadi birimlerin gösterdikleri tepkiler hedeflenen doğrultuda olmaktadır?

Cevap : A) Beklenti Kanalı
Açıklama : Parasal aktarım mekanizmasının **Beklenti Kanalı**, Merkez Bankası’nın iletişim politikaları ve taahhütleri yoluyla piyasa oyuncularının (hanehalkı ve firmalar) geleceğe yönelik enflasyon ve faiz beklentilerini yönlendirmesidir. Eğer Merkez Bankası güvenilirse ve politikaları kamuoyu tarafından **doğru bir şekilde algılanırsa**, ekonomik birimler fiyatlama, ücret ve yatırım kararlarını bu beklentilere göre şekillendirir. Böylece, Merkez Bankası henüz faizleri fiilen çok değiştirmese bile, beklentilerin yönetilmesi sayesinde ekonomi hedeflenen doğrultuda tepki verir.

#20. Aşağıdakilerden hangisi kişilerin ve kurumların kendi bünyelerinde saklı tuttukları paralarını dolaşıma dahil etmeleri sonucu ortaya çıkan fiyatlar genel düzeyindeki durumu ifade etmektedir?

Cevap : D) Talep enflasyonu
Açıklama : Kişilerin ve kurumların daha önce harcamayıp yastık altında veya kasada atıl (saklı) tuttukları paraları (teznie edilen parayı) piyasaya sürüp harcamaya başlamaları, ekonomideki efektif para miktarını ve dolaşım hızını artırır. Bu ani harcama artışı, toplam talebi yukarı çeker. Eğer üretim (arz) bu talep artışına anında cevap veremezse, “çok miktarda paranın az miktarda malın peşine düşmesi” durumu oluşur. Toplam talebin toplam arzı aşmasıyla ortaya çıkan bu fiyat artışı sürecine **Talep Enflasyonu** denir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Para Teorisi ve Politikası 2025-2026 Final Soruları

Para Teorisi ve Politikası 2025-2026 Final Soruları

Para Teorisi ve Politikası 2025-2026 Final Soruları VİDEO ÖZET

Para Teorisi ve Politikası: Parasal Sistemlerin Evrimi, Politika Araçları ve Makroekonomik Dengeler

Para Talebi Teorilerinde Mikro Temeller: Cambridge Yaklaşımı

İktisat tarihinde paranın miktar teorisi, başlangıçta Fisher’ın “Mübadele Yaklaşımı” ile sadece bir değişim aracı olarak ele alınmıştır. Ancak Cambridge Yaklaşımı (Marshall ve Pigou), analizi bireysel tercihlere indirgeyerek parayı bir varlık olarak tanımlamıştır. Bu yaklaşım, miktar teorisini ilk kez para talebi üzerinden açıklayarak; bireylerin servetlerinin ne kadarını nakit olarak tutmak istediklerine ($k$ katsayısı) odaklanmıştır. Keynesyen teoride ise bu talep; muamele, ihtiyat ve spekülasyon güdüleri üzerinden çeşitlenir. Gelecekteki faiz oranları ve tahvil fiyatlarına dair tahminler, doğrudan spekülasyon güdüsüyle ilişkilidir.

Merkez Bankası Bağımsızlığı ve Para Politikası Stratejileri

Modern merkez bankacılığının temel taşı bağımsızlık ilkesidir. Uygulamada bağımsızlık, Merkez Bankası’nın yasal hedeflerine ulaşmak için kullanacağı araçları ve izleyeceği para politikasını siyasi baskıdan uzak belirleyebilmesidir. 1990’lı yıllarda gündeme gelen Yeni Uzlaşı İktisadı, bu bağımsız yapının teorik çerçevesini oluşturmuştur. Özellikle Enflasyon Hedeflemesi stratejisini benimseyen ülkelerde, Merkez Bankası’nın faiz aracını etkin kullanabilmesi için Esnek Döviz Kuru sisteminin uygulanması bir zorunluluktur. Bu süreçte kamuoyuna verilen vaatlerin tutulması ve sürecin izlenmesi, şeffaflık ilkesi sayesinde sorumluların daha titiz davranmasını sağlar.

Enflasyon, Deflasyon ve Arz Yönlü Müdahale

Ekonomik istikrarın bozulduğu durumlarda farklı enflasyon türleri ortaya çıkar. Kişilerin kasalarında sakladıkları paraları aniden dolaşıma sokmaları Talep Enflasyonuna yol açarken; paranın değer ölçüsü olma özelliğini yitirdiği yıkıcı aşamaya Hiperenflasyon denir. Enflasyonla mücadelede üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen Arz Yönlü İktisat, teşvikler ve vergi indirimleri yoluyla maliyetleri düşürerek arzı artırmayı önerir. Öte yandan, fiyatların sürekli düştüğü deflasyon sürecinde, tüketimin ertelenmesi sonucu firmaların depolarında stoklar artar, bu da ekonomik durgunluğu derinleştirir.

Parasal Aktarım Mekanizmaları ve Beklenti Yönetimi

Merkez Bankası’nın aldığı kararların reel ekonomiye ulaşma yollarına aktarım mekanizmaları denir. Beklenti Kanalı, Merkez Bankası’nın politikalarının kamuoyu tarafından doğru algılanması durumunda, iktisadi birimlerin kararlarını hedeflenen doğrultuda şekillendirmesini sağlar. Yeni Keynesyen Yaklaşım, faiz oranlarının bu aktarım üzerindeki yönlendirici gücünü vurgular. Para arzının kaynağı konusunda ise Post Keynesyen iktisatçılar, para arzının Merkez Bankası tarafından değil, ekonomideki kredi talebi tarafından belirlendiği İçsel Para Arzı yaklaşımını savunurlar.

Finansal Kurumlar ve Piyasa Enstrümanları

Finansal sistemin aktörleri arasında Sigorta Şirketleri, risk transferi ve emeklilik ödemeleri sağlayan kurumsal yatırımcılar olarak öne çıkar. Bankacılık sisteminde Takasbank, özel sermayeli kalkınma bankaları grubunda yer alarak kritik bir operasyonel görev üstlenir. Yatırım araçları arasında, devletin geri ödeme gücü nedeniyle Hazine Bonoları, geri ödenmeme (temerrüt) riski en zayıf olan enstrümanlardır. Uluslararası mali ilişkilerde ise bir ülke parasının dövize serbestçe çevrilebilmesi olan konvertibilite, dış ticaretin gelişiminde kilit rol oynar.

Bütçe Finansmanı ve Ricardo-Barro Eşdeğerliği

Kamu harcamalarının nasıl finanse edileceği tartışmalı bir konudur. Ricardo-Barro Eşdeğerlik Hipotezi’ne göre, bütçe açığının vergiler yerine tahvil ihracıyla (borçlanarak) finanse edilmesi toplam talebi ve enflasyonu etkilemez. Çünkü rasyonel bireyler bugün alınan borcun yarın vergi olarak döneceğini bilir ve tasarruflarını buna göre ayarlar. Parasal rejimlerin en katısı olan Para Kurulu sisteminde ise, para arzı sadece döviz rezervleri karşılığında ve sabit kur üzerinden yapılarak para politikası tamamen pasif hale getirilir.

@lolonolo_com

Para Teorisi ve Politikası 2025-2026 Final Soruları

Para Teorisi ve Politikası 2025-2026 Final Soruları

1. Aşağıdakilerden hangisi miktar teorisini ilk kez para talebi ile açıklayan yaklaşımdır?

A) Mübadele yaklaşımı
B) Tobin’in portföy dengesi yaklaşımı
C) Pareto yaklaşımı
D) Cambridge yaklaşımı
E) Keynesgil para talebi yaklaşımı

Cevap : D) Cambridge yaklaşımı

Açıklama : Klasik Miktar Teorisi’nin iki temel versiyonu vardır: Fisher’in “Mübadele Yaklaşımı” ve Marshall ile Pigou’nun geliştirdiği “Cambridge Yaklaşımı”. Fisher’in yaklaşımı ($MV=PT$), paranın daha çok değişim aracı fonksiyonuna ve harcama hızına odaklanırken, Cambridge iktisatçıları (Alfred Marshall ve A.C. Pigou) analizi bir adım öteye taşıyarak parayı bir varlık olarak ele almışlardır. Onlara göre bireyler servetlerinin bir kısmını nakit olarak tutmak isterler. Bu yaklaşım, paranın dolaşım hızından ziyade, bireylerin elde tutmak istedikleri para miktarına (para talebine) odaklanmıştır. Formüldeki $k$ katsayısı, gelirin para olarak tutulmak istenen oranını temsil eder ($M_d = kPY$). Bu yönüyle Cambridge Yaklaşımı, Miktar Teorisi’ni “para talebi” perspektifiyle, yani bireysel tercihler ve mikro temeller üzerinden açıklayan ilk yaklaşım olarak iktisat literatürüne geçmiştir.

2. Takasbank aşağıdaki banka gruplarından hangisinde yer almaktadır?

A) Kalkınma bankaları
B) Tasarruf bankaları
C) Kamu sermayeli kalkınma bankaları
D) Yatırım bankaları
E) Özel sermayeli kalkınma bankaları

Cevap : E) Özel sermayeli kalkınma bankaları

Açıklama :

3. Aşağıdakilerden hangisi hastalık, yaralanma ve ölüm gibi risklere karşı yardım ve emeklilik dönemlerinde ödeme yapmak üzere teşkilatlanmış kuruluşlardır?

A) Finansman şirketleri
B) Sigorta şirketleri
C) Yatırım bankaları
D) Finansal kiralama şirketleri
E) Kalkınma bankaları

Cevap : B) Sigorta şirketleri

Açıklama : Finansal sistem içerisindeki kurumsal yatırımcılar arasında yer alan **Sigorta Şirketleri**, temel olarak “risk transferi” mekanizması üzerine kuruludur. Bireylerden veya kurumlardan topladıkları primler karşılığında; hastalık, kaza, yaralanma, ölüm, yangın gibi öngörülemeyen risklerin gerçekleşmesi durumunda sigortalılara tazminat ödemeyi taahhüt ederler. Ayrıca “Hayat Sigortası” ve “Bireysel Emeklilik” branşları aracılığıyla, kişilerin emeklilik dönemlerinde gelir elde etmelerini sağlayan uzun vadeli tasarruf ve ödeme planları sunarlar. Sorudaki tanım, risk ve emeklilik ödemesi vurgusuyla doğrudan sigorta şirketlerini işaret etmektedir.

4. Enflasyonla mücadele stratejisi doğrultusunda toplam arzı arttırmaya yönelik aşağıdaki hangi uygulama etkili olmaktadır?

A) Teşvikler ve vergi indirimi
B) Yeni yatırım girişimi
C) Fiyatları yükseltmek
D) Faiz oranı artışı
E) Faiz oranı düşüşü

Cevap : A) Teşvikler ve vergi indirimi

Açıklama : Enflasyonla mücadelede talep yönlü politikaların (para ve maliye politikası ile talebi kısmak) yanı sıra “Arz Yönlü İktisat” (Supply-Side Economics) politikaları da kullanılır. Bu yaklaşımın temel amacı, ekonomideki üretim kapasitesini (toplam arzı) artırarak, mal ve hizmet bolluğu yaratmak ve bu sayede fiyatlar genel düzeyindeki artış baskısını kırmaktır. Üretimi ve arzı artırmanın en etkili yollarından biri, üreticilerin üzerindeki maliyet yükünü hafifletmektir. Devletin uygulayacağı **vergi indirimleri** (kurumlar vergisi, gelir vergisi vb.) ve **yatırım teşvikleri**, firmaların üretim maliyetlerini düşürür, kârlılıklarını artırır ve onları daha fazla yatırım yapıp üretim yapmaya (arzı artırmaya) yönlendirir. Artan arz, enflasyonist baskıyı azaltır.

5. Aşağıdakilerden hangi yaklaşımda toplam talepte görülen değişimler, hükümetlerin sonuçları net olarak kestirilemeyen istikrarsız politikalarından kaynaklanmaktadır?

A) Keynesçi yaklaşım
B) Yeni Klasik yaklaşım
C) Yeni Keynesçi yaklaşım
D) Monetarist yaklaşım
E) Klasik yaklaşım

Cevap : B) Yeni Klasik yaklaşım

Açıklama :

6. Yeni Uzlaşı İktisadı hangi tarihte gündeme gelmiştir?

A) 1945
B) 1990
C) 1995
D) 1970
E) 1980

Cevap : B) 1990

Açıklama : “Yeni Uzlaşı İktisadı” (New Neoclassical Synthesis), Yeni Klasik Makro İktisat ile Yeni Keynesyen İktisat’ın güçlü yanlarını birleştiren ve modern merkez bankacılığının teorik temelini oluşturan yaklaşımdır. Bu sentez, özellikle **1990’lı yılların başında** akademik literatürde ve politika yapımında hakim paradigma haline gelmeye başlamıştır. Marvin Goodfriend ve Robert King gibi iktisatçıların 1997’deki “The New Neoclassical Synthesis” makalesi bu dönemin sembolüdür, ancak akımın ana akım haline gelmesi ve “gündeme gelmesi” 1990’lar olarak kabul edilir. Bu yaklaşım, fiyat yapışkanlıklarını (Keynesyen) ve rasyonel beklentileri/dinamik optimizasyonu (Yeni Klasik) aynı modelde (DSGE) birleştirmiştir.

7. Aşağıdakilerden hangisi uygulamada merkez bankasının bağımsızlığını tanımlamaktadır?

A) Zorunlu karşılık
B) Para arzı
C) Para politikası
D) Kredi hacmi
E) Reeskont oranı

Cevap : C) Para politikası

Açıklama : Merkez Bankası bağımsızlığı literatürde genellikle “Amaç Bağımsızlığı” ve “Araç Bağımsızlığı” olarak ikiye ayrılır. Uygulamada ve modern merkez bankacılığı kanunlarında (örneğin TCMB Kanunu) bağımsızlık denildiğinde esas kastedilen **”Araç Bağımsızlığı”**dır. Bu da Merkez Bankası’nın, yasayla belirlenen nihai hedefe (fiyat istikrarı) ulaşmak için kullanacağı araçları (faiz, zorunlu karşılık vb.) ve izleyeceği **”Para Politikasını”** siyasi otoriteden ve diğer baskı gruplarından bağımsız olarak, kendi inisiyatifiyle belirleyebilme gücüdür. Şıklarda “Araç Bağımsızlığı” terimi doğrudan geçmese de, bu kavramı en iyi kapsayan ve bankanın bağımsız olarak yönettiği alan **Para Politikası**dır.

8. Aşağıdakilerden hangi kurum döviz rezervleri karşılığında sabit kur üzerinden para arz etmektedir?

A) Mevduat Kabul Etmeyen Bankalar
B) Mevduat Bankaları
C) Merkez Bankası
D) Finansal Kiralama Şirketleri
E) Para Kurulu

Cevap : E) Para Kurulu

Açıklama : **Para Kurulu (Currency Board)**, ülkedeki parasal tabanın (dolaşımdaki para) tamamının (%100 veya daha fazlasının) döviz rezervleri ile karşılık altına alındığı ve ulusal paranın belirli bir sabit kur üzerinden çıpalandığı (örneğin 1 Dolar = 1 Birim Ulusal Para) katı bir parasal rejimdir. Bu sistemde merkez bankası, döviz rezervi girmeden piyasaya yerli para süremez (para arzını artıramaz). Bu mekanizma, para politikasını tamamen pasif hale getirir ve para arzını doğrudan ödemeler dengesine ve döviz giriş-çıkışına bağlar. Soruda tarif edilen “döviz rezervi karşılığında sabit kurdan para arz etme” işlevi Para Kurulu’nun tanımıdır.

9. Enflasyon hedeflemesi stratejisi, hangi kurun uygulanmasını da zorunlu kılmaktadır?

A) Müdahaleli esnek döviz kuru
B) Esnek döviz kuru
C) Bretton Woods sistemi
D) Altın standardı sistemi
E) Sabit döviz kuru

Cevap : B) Esnek döviz kuru

Açıklama : Enflasyon Hedeflemesi Rejimi’nin başarısı, Merkez Bankası’nın faiz oranlarını kullanarak enflasyonu kontrol edebilmesine, yani bağımsız bir para politikası izleyebilmesine bağlıdır. İktisattaki “İmkansız Üçleme” (Impossible Trinity) hipotezine göre; sermaye hareketlerinin serbest olduğu bir ekonomide, hem bağımsız para politikası hem de sabit döviz kuru aynı anda uygulanamaz. Merkez Bankası’nın enflasyonu ana hedef olarak belirleyip faiz aracını bu amaçla serbestçe kullanabilmesi için, döviz kurunun piyasada arz ve talep koşullarına göre belirlendiği **Esnek Döviz Kuru (Dalgalı Kur)** sisteminin uygulanması zorunludur. Sabit kur rejimi, para politikasının bağımsızlığını yok eder ve enflasyon hedeflemesiyle çelişir.

10. Aşağıdakilerden hangisi muamele güdüsü ile para talebini etkileyen faktörlerden biri değildir?

A) Faiz oranına duyarlılığı düşük
B) Gelirin elde edilmesi ile harcanması arasındaki zaman farkı
C) Gelecekteki tahminler
D) Fiyatlar genel düzeyi
E) Gelir düzeyi

Cevap : C) Gelecekteki tahminler

Açıklama : Keynesyen Para Talebi Teorisinde para talebi üç güdüye dayanır: Muamele (İşlem), İhtiyat ve Spekülasyon. **Muamele güdüsü**; günlük alışverişleri ve ödemeleri yapmak için elde tutulan paradır. Bu talebi etkileyen temel faktörler şunlardır:
1. **Gelir Düzeyi (E):** Gelir arttıkça harcama artar, para talebi artar.
2. **Fiyatlar Genel Düzeyi (D):** Fiyatlar artarsa aynı sepeti almak için daha çok para gerekir.
3. **Zaman Farkı (B):** Maaş alma aralığı (haftalık, aylık) uzadıkça elde tutulması gereken nakit artar.
4. **Faiz Oranı (A):** Keynes’e göre muamele talebi faize duyarsızdır (veya Baumol-Tobin’e göre düşük duyarlıdır). Bu bir özellik olarak şıklarda yer almıştır.
Ancak **”Gelecekteki tahminler” (C)** (özellikle faiz oranları ve tahvil fiyatlarıyla ilgili beklentiler), muamele güdüsünün değil, **Spekülasyon Güdüsü** ile para talebinin belirleyicisidir.

11. Aşağıdaki hangi enstrümanın geri ödenmeme olasılığı son derece zayıftır?

A) Taşınmaz rehni
B) Tahvil
C) Hazine bonoları
D) Senyoraj gelirleri
E) Hisse senetleri

Cevap : C) Hazine bonoları

Açıklama : Finansal piyasalarda “risksiz varlık” (risk-free asset) olarak kabul edilen enstrümanlar, devletin çıkardığı borçlanma senetleridir. Çünkü devletin para basma yetkisi ve vergi toplama gücü vardır, bu da temerrüt (geri ödememe) riskini teorik olarak sıfıra veya ihmal edilebilir düzeye indirir. Şıklar arasında **Hazine Bonoları** (vadesi 1 yıldan kısa devlet borçlanma senetleri), devlet güvencesinde olduğu için geri ödenmeme olasılığı en zayıf olan yatırımdır. Özel sektör tahvilleri veya hisse senetleri piyasa riski ve şirket riski taşır.

12. Aşağıdaki hangi aktarım mekanizmasında politikanın doğru bir şekilde algılanması hâlinde iktisadi birimlerin gösterdikleri tepkiler hedeflenen doğrultuda olmaktadır?

A) Beklenti Kanalı
B) Kredi Kanalı
C) Faiz Kanalı
D) Döviz Kuru Kanalı
E) Varlık Fiyatları Kanalı

Cevap : A) Beklenti Kanalı

Açıklama : Parasal aktarım mekanizmasının **Beklenti Kanalı**, Merkez Bankası’nın iletişim politikaları ve taahhütleri yoluyla piyasa oyuncularının (hanehalkı ve firmalar) geleceğe yönelik enflasyon ve faiz beklentilerini yönlendirmesidir. Eğer Merkez Bankası güvenilirse ve politikaları kamuoyu tarafından **doğru bir şekilde algılanırsa**, ekonomik birimler fiyatlama, ücret ve yatırım kararlarını bu beklentilere göre şekillendirir. Böylece, Merkez Bankası henüz faizleri fiilen çok değiştirmese bile, beklentilerin yönetilmesi sayesinde ekonomi hedeflenen doğrultuda tepki verir.

13. Enflasyon hedeflemesi stratejisinin hangi ilkesinde kamuoyuna verilen vaatler nedeniyle, sorumlular daha titiz davranmak zorunda kalmaktadır?

A) Mali disiplinin iyileşmesi
B) Kurumlar arasındaki iş birliğinin artması
C) Şeffaflık ilkesi
D) Sorumluluk ilkesi
E) Hesap verilebilirlik ilkesi

Cevap : C) Şeffaflık ilkesi

Açıklama :

14. Aşağıdaki hangi iktisatçılara göre bütçe açığının tahvil ihracıyla finanse edilmesi enflasyon yaratmaz?

A) Ricardo-Barro
B) Ricardo-Smith
C) Ricardo-Mill
D) Ricardo-Say
E) Ricardo-Malthus

Cevap : A) Ricardo-Barro

Açıklama : **Ricardo-Barro Eşdeğerlik Hipotezi** (Ricardian Equivalence), devletin harcamalarını finanse etmek için vergi toplamak yerine borçlanmayı (tahvil ihracını) seçmesinin, ekonomideki toplam talep, faiz oranları ve enflasyon üzerinde hiçbir reel etkisi olmayacağını savunur. Bu görüşe göre; rasyonel bireyler, devletin bugün borçlanmasının gelecekte vergilerin artırılması anlamına geldiğini bilirler. Bu yüzden, ellerine geçen tahvilleri “net servet” artışı olarak görmezler ve gelecekteki vergi yükünü karşılamak için tasarruf ederler. Tüketim artmadığı için talep artmaz ve dolayısıyla **enflasyon yaratmaz**. David Ricardo’nun öne sürdüğü ve Robert Barro’nun modernleştirdiği bu görüş A şıkkında verilmiştir.

15. Bir ekonomide deflasyon sürecinde aşağıdakilerden hangisi gerçekleşir?

A) Para talebi azalır.
B) Kârlılık artar.
C) Üretim artar.
D) Ücretler artar.
E) Stoklar artar.

Cevap : E) Stoklar artar.

Açıklama : **Deflasyon**, fiyatlar genel düzeyinin sürekli düştüğü bir süreçtir. Tüketiciler, fiyatların gelecekte daha da düşeceği beklentisiyle harcamalarını ertelerler (Tüketim azalır). Talep yetersizliği nedeniyle firmalar ürettikleri malları satmakta zorlanır. Satılamayan ürünler firmaların depolarında birikir, yani **stoklar artar**. Bu durum zincirleme olarak üretimin kısılmasına, kârlılığın düşmesine ve işsizliğin artmasına yol açar. Diğer şıklardaki (Üretim artar, kârlılık artar vb.) ifadeler deflasyonun değil, sağlıklı bir büyüme döneminin özellikleridir.

16. İçsel para arzı yaklaşımı olarak adlandırılan politikalar aşağıdaki iktisatçılardan hangisi tarafından savunulmaktadır?

A) Klasik
B) Yeni Keynesyen
C) Keynes
D) Monetarist
E) Post Keynesyen

Cevap : E) Post Keynesyen

Açıklama : Para arzının belirlenmesi konusunda iki temel görüş vardır: Dışsal (Exogenous) ve İçsel (Endogenous). Monetaristler para arzının Merkez Bankası tarafından dışsal olarak kontrol edilebileceğini savunurken; **Post Keynesyen** iktisatçılar (Nicholas Kaldor, Basil Moore vb.), para arzının **”İçsel”** olduğunu savunurlar. Onlara göre para arzı, ekonomideki kredi talebi tarafından belirlenir. Bankalar, kredibilitesi olan her müşteriye kredi açarlar ve bu süreçte mevduat (para) yaratırlar. Merkez Bankası bu sürece sadece rezerv sağlayarak uyum gösterir, para arzını doğrudan kısıtlayamaz. Para arzı ekonominin işleyişi içinde (içsel olarak) doğar.

17. Aşağıdakilerden hangisi kişilerin ve kurumların kendi bünyelerinde saklı tuttukları paralarını dolaşıma dahil etmeleri sonucu ortaya çıkan fiyatlar genel düzeyindeki durumu ifade etmektedir?

A) Stagflasyon
B) Deflasyon
C) Arz enflasyonu
D) Talep enflasyonu
E) Maliyet enflasyonu

Cevap : D) Talep enflasyonu

Açıklama : Kişilerin ve kurumların daha önce harcamayıp yastık altında veya kasada atıl (saklı) tuttukları paraları (teznie edilen parayı) piyasaya sürüp harcamaya başlamaları, ekonomideki efektif para miktarını ve dolaşım hızını artırır. Bu ani harcama artışı, toplam talebi yukarı çeker. Eğer üretim (arz) bu talep artışına anında cevap veremezse, “çok miktarda paranın az miktarda malın peşine düşmesi” durumu oluşur. Toplam talebin toplam arzı aşmasıyla ortaya çıkan bu fiyat artışı sürecine **Talep Enflasyonu** denir.

18. Aşağıdakilerden hangisi konvertibilitenin sağladığı yararlardan biri değildir?

A) Belli ülke paralarına konvertibilite tanınması
B) Dış ticaretteki borç ve alacakları denkleştirmesi
C) Ödemeler dengesi denkliği
D) Dünya ekonomisinin gelişmesine katkıda bulunması
E) Dış ticareti ve mali ilişkileri geliştirmesi

Cevap : A) Belli ülke paralarına konvertibilite tanınması

Açıklama : Konvertibilite, ulusal paranın dövize serbestçe çevrilebilmesidir. Yararları arasında; dış ticaretin ve mali işlemlerin kolaylaşması (E), uluslararası ödemelerin denkleştirilmesi (B), sermaye akışının sağlanarak dünya ekonomisine katkı sunulması (D) ve piyasa mekanizmasıyla ödemeler dengesinin sağlanması (C) sayılabilir. Ancak A şıkkındaki **”Belli ülke paralarına konvertibilite tanınması”** ifadesi, konvertibilitenin sağladığı bir “ekonomik yarar” veya “sonuç” değil; konvertibiliteye geçiş sürecinde alınan idari bir karar veya bir **tanımdır**. Bir durumun kendisi, o durumun yararı olamaz.

19. Parasal aktarım mekanizmasında merkez bankaları, para politikası uygulamaları ile faiz oranlarını etkileyip ekonomik aktivitelerin yönelimini belirleyebilmektedir görüşü aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine aittir?

A) Monetarist yaklaşım
B) Klasik yaklaşım
C) Yeni Keynesyen yaklaşım
D) Keynesyen yaklaşım
E) Post Keynesyen yaklaşım

Cevap : D) Keynesyen yaklaşım

Açıklama : Modern parasal aktarım mekanizması literatüründe, Merkez Bankası’nın kısa vadeli politika faizini değiştirerek, beklentiler ve fiyat yapışkanlıkları üzerinden reel faizleri ve dolayısıyla tüketim/yatırım kararlarını (ekonomik aktiviteyi) etkileyebildiğini savunan temel görüş **Yeni Keynesyen Yaklaşım**dır. Klasikler paranın yansız olduğunu (reel ekonomiyi etkilemediğini), Monetaristler ise faiz yerine para arzı miktarının önemli olduğunu savunur. Yeni Keynesyenler ise “Faiz Kanalı”nı ve faiz oranlarının toplam talep üzerindeki yönlendirici etkisini merkeze alırlar.

20. Döviz arz eğrisi artış yönünde sağa doğru kaydığında döviz kuru nasıl bir etki göstermektedir?

A) Döviz talebi düşmektedir.
B) Döviz kuru yükselmektedir.
C) Döviz arzı yükselmektedir.
D) Döviz kuru düşmektedir.
E) Döviz kuru değişmemektedir.

Cevap : D) Döviz kuru düşmektedir.

Açıklama : Piyasa mekanizmasında herhangi bir malın arzı artarsa (talep sabitken), o malın fiyatı düşer. Döviz piyasasında da aynı kural geçerlidir. Döviz arz eğrisinin sağa kayması (döviz arzının artması), piyasaya daha fazla döviz girdiği anlamına gelir. Döviz bollaştığında, yerli para karşısındaki değeri azalır. Yani **döviz kuru düşer** (yerli para değer kazanır). Grafiksel olarak; arz eğrisi sağa kaydığında, talep eğrisiyle kesiştiği yeni denge noktası daha düşük bir fiyat (kur) seviyesinde oluşur.

@lolonolo_com

Para Teorisi ve Politikası 2025-2026 Final Soruları

Auzef İktisat siyaset bilimi ve kamu yönetimi

Para Teorisi Ve Politikası

Para Teorisi ve Politikası 2025-2026 Final Soruları

Editor

Editör