LOLONOLO Ana Sayfa » blog » aile sosyolojisi » Aile Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları
Aile Sosyolojisiauzefsosyoloji

Aile Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları

Aile Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » aile sosyolojisi » Aile Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları

#1. Ziya Gökalp, Türk-İslam medeniyetinde toplumun tarih boyunca dört dönemden geçtiğini dile getirmektedir.
Aşağıdakilerden hangisi bu dönemlerden biri değildir?

Cevap : B) Klan
Açıklama : Ziya Gökalp’in sosyolojik analizine göre Türk toplumu tarihsel süreçte; Aşiret, Kavim, Ümmet ve Millet aşamalarından geçmiştir. “Klan” kavramı daha çok Durkheim veya antropoloji kökenli olup, Gökalp’in Türk-İslam medeniyeti için belirlediği dört temel dönemden biri değildir.

#2. İstanbul’da yaptığı araştırmasının sonucunu Türkiye Kentlerinde Aile ve Akrabalığın Önemi başlıklı makalesinde yayınlayan; orta ve üst gelir grubu ailelerin, şahsi meselelerde birbirlerinin desteğini aramanın ve mali yardım alma oranının yüksek olduğunu ifade eden sosyolog kimdir?

Cevap : A) Alen Duben
Açıklama : Amerikalı antropolog ve sosyolog **Alan Duben**, İstanbul aileleri üzerine yaptığı kapsamlı çalışmalarla tanınır (özellikle “İstanbul Haneleri”). Duben, modernleşme teorisinin “sanayileşme akrabalık bağlarını koparır” tezinin aksine; Türkiye’de modernleşen, kentli ve **üst gelir grubundaki ailelerde** bile akrabalık ilişkilerinin çok güçlü olduğunu, yoğun bir dayanışma ve maddi/manevi destek alışverişinin sürdüğünü ortaya koymuştur.

#3. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın tanımladığı “Karşılıklı Duygusal Bağlılık Modeli”ne uymayan durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Bu modelde bağlanma ihtiyacı karşılanırken özerkliğe yer yoktur.
Açıklama : Kağıtçıbaşı’nın “Aile Değişim Kuramı”ndaki sentez modeli olan **”Karşılıklı Duygusal Bağlılık Modeli” (Psikolojik Bağlılık Modeli)**; geleneksel (bağımlı) aile ile modern (bireyci) ailenin olumlu yönlerini birleştirir. Bu modelde, duygusal bağlılık (relatedness) devam ederken, aynı zamanda bireyin **Özerkliği (Autonomy)** de desteklenir. Yani “Özerk-İlişkisel Benlik” gelişir. Dolayısıyla A şıkkındaki “özerkliğe yer yoktur” ifadesi yanlıştır; bu model tam olarak özerklik ile bağlılığın bir arada olabileceğini savunur.

#4. “İzmir’de kentsel aile” adlı araştırmayı aşağıdaki sosyologlardan hangisi yapmıştır?

Cevap : A) Emre Kongar
Açıklama : Türk toplum bilimci Emre Kongar’ın en bilinen saha çalışmalarından biri, İzmir şehrinde yaptığı ve ailesini, akrabalık ilişkilerini, kentsel yaşam pratiklerini incelediği “İzmir’de Kentsel Aile” araştırmasıdır. Bu çalışma, Türkiye’de çekirdek ailenin işleyişini ve akrabalık bağlarının modern kentte nasıl devam ettiğini göstermesi bakımından önemlidir.

#5. 1982 yılında Ereğli’de yaptığı araştırmasının verilerinden yola çıkarak, çok aileli bir hanede yaşamanın, alt sınıfa mensup ailelerin geçinebilmek için başvurdukları bir çözüm olduğu açıklamasını getiren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : C) Ferhunde Özbay
Açıklama : Türk aile sosyolojisinin önemli isimlerinden Ferhunde Özbay, nüfus ve hane halkı yapısı üzerine yaptığı çalışmalarda (özellikle 1980’ler ve sonrası verilerle), geniş aile yapısının kültürel bir tercih olmaktan ziyade, kırdan kente göç eden yoksul ve alt sınıf ailelerin ekonomik zorluklara karşı geliştirdiği bir “hayatta kalma stratejisi” (dayanışma ağı) olduğunu savunmuştur. Ereğli verileri ve genel nüfus analizleriyle bu tezi güçlendirmiştir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Aşağıdakilerden hangisi Lewis H. Morgan’ın toplumlarda geçerli olarak gördüğü aile tiplerinden biri değildir?

Cevap : C) Ataerkil aile
Açıklama : Lewis Henry Morgan “Eski Toplum” adlı eserinde ailenin evrimini kandaş aile, ortaklaşa aile, iki başlı (syndyasmian) aile ve tek eşli (monogam) aile olarak sınıflamıştır. Morgan’ın sistematiğinde “Ataerkil aile”, tek eşli aileye giden yolda geçici bir aşama veya özel bir durum olarak görülse de asli dört evrimsel aile tipi arasında sayılmaz.

#7. 2015 yılında yapılan Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre en çok fiziksel şiddet gören kadınlar aşağıdaki kategorilerin hangisinde yer almaktadır?

Cevap : E) Boşanmış/ayrı yaşayan kadınlar
Açıklama : İlgili araştırmanın verilerine göre, yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalma oranı en yüksek olan grup “Boşanmış veya eşinden ayrı yaşayan” kadınlardır. Bu durum, şiddetin genellikle boşanma nedeni olduğunu veya boşanma sürecinde şiddetin arttığını göstermektedir. Evli kadınlarda bu oran daha düşükken, boşanmış kadınlarda maruziyet oranı çok daha yüksektir.

#8. Serim Timur’un 1972 yılında yayımlanan “Aile Yapısı Araştırması” adlı çalışması neden önemlidir?

Cevap : B) Aile yapısı araştırmalarının ilkidir.
Açıklama : Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından yapılan ve Serim Timur tarafından kitaplaştırılan 1968 tarihli (1972 basımlı) bu araştırma, Türkiye genelini temsil eden (kır-kent ayrımını içeren) ve doğrudan aile yapısını, tiplerini ve değişimini konu alan ilk ulusal ve kapsamlı saha araştırması olması nedeniyle Türk sosyoloji tarihinde bir dönüm noktasıdır.

#9. H. Pınar Özdemir-Kemahlı’nın “Yüksek nitelikli evlilikler yaratmak: Mutlu çiftlerin deneyimleri üzerine bir araştırma” adlı doktora tezinde aktardığı ve 2003 yılında yapılmış olan bir çalışmaya göre, aşağıdakilerden hangisinin, “ailenin iyi oluş” hali üzerinde doğrudan etkisi yoktur?

Cevap : E) İş doyumu
Açıklama : Aile içi dinamikleri inceleyen bu tür çalışmalarda; eşlerin kişilik özellikleri, duygusal durumları, çatışma çözme yetenekleri ve ebeveynlik ilişkileri (içsel faktörler) ailenin mutluluğu ve iyi oluşu üzerinde **doğrudan** belirleyicidir. Ancak **”İş Doyumu”**, aile dışı bir faktördür; aileye etkisi olsa da (spillover effect), bu etki genellikle **dolaylıdır**. Aile içi süreçler kadar birincil ve doğrudan bir etken olarak sınıflandırılmaz.

#10. Talcott Parsons’a göre evlilik ailesi, egonun üyesi olduğu …. ve ….. ile ilişkilidir.<br>Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevap : A) döl verme ailesi – yönlendirme ailesi
Açıklama : Talcott Parsons, bireyin yaşam döngüsünde iki tür aile içinde bulunduğunu belirtir:
1. **Yönlendirme Ailesi (Family of Orientation):** Bireyin içine doğduğu, anne, baba ve kardeşleriyle büyüdüğü ve sosyalleştiği (yönlendirildiği) aile.
2. **Döl Verme Ailesi (Family of Procreation):** Bireyin yetişkinliğinde evlenerek kurduğu ve kendi çocuklarına sahip olduğu aile.
Soru bu iki kavram arasındaki ilişkiyi sormaktadır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. TAYA 2016’ya göre geniş aileler en düşük oranda hangi SES’de görülür?

Cevap : B) Üst SES’de görülür.
Açıklama : Türkiye Aile Yapısı Araştırması (TAYA 2016) verilerine göre; eğitim ve gelir düzeyi arttıkça hane halkı yapısı çekirdek aileye veya yalnız yaşamaya doğru evrilmektedir. Geleneksel geniş aile yapısı (büyükanne/büyükbabanın da evde olduğu yapı), modernleşme ve bireyselleşmenin en yoğun yaşandığı, ekonomik özgürlüğün en yüksek olduğu Üst Sosyo-Ekonomik Statü (SES) grubunda en düşük orandadır. Alt gelir gruplarında ise geniş aile, bazen bir geçim ve dayanışma stratejisi olarak varlığını daha fazla sürdürür.

#12. “Alamancı aile” tanımlamasını aşağıdaki sosyologlardan hangisi yapmıştır?

Cevap : D) İbrahim Yasa
Açıklama : Türkiye’den Avrupa’ya (özellikle Almanya’ya) göç eden işçilerin aile yapılarını, kültürel uyum süreçlerini ve köyleriyle olan bağlarını inceleyen sosyolog İbrahim Yasa, bu spesifik aile türünü “Alamancı Aile” olarak tanımlamış ve göç sosyolojisine katkıda bulunmuştur.

#13. Erkekler tarafından kadınlara uygulanan şiddetin kuşaklar arasında aktarıldığı düşünülmektedir. Bu düşünceye göre şiddet, aşağıdaki faktörlerden hangisiyle açıklanmaktadır?

Cevap : C) Psikolojik faktörler
Açıklama : Şiddetin “kuşaklararası aktarımı” tezi, temelini Albert Bandura’nın “Sosyal Öğrenme Kuramı”ndan alır. Bu kurama göre çocuklar, ebeveynlerinin davranışlarını model alarak (taklit ederek) öğrenirler. Aile içinde babasının annesine şiddet uyguladığını gören erkek çocuk, sorun çözme yöntemi olarak şiddeti öğrenir ve kendi yetişkinliğinde uygular. Bu öğrenme ve davranışsal modelleme süreci, şiddeti açıklayan Psikolojik (veya Sosyal Psikolojik) bir faktördür.

#14. TAYA 2016 araştırmasına göre eş ile tanışma en yaygın nasıl meydana gelmektedir?

Cevap : D) Aile ve akraba çevresinde
Açıklama : Türkiye’de evlilik kalıpları değişse de geleneksel yöntemler hala baskındır. TAYA 2016 verilerine göre, eşlerin tanışma biçiminde en yaygın yöntem, “Görücü Usulü” veya “Aile/Akraba aracılığıyla” tanışmadır. Bu seçenek, Türkiye’deki sosyal ağların ve aile bağlarının evlilik piyasasında hala ne kadar belirleyici olduğunu gösterir. Bireysel tanışma yöntemleri (arkadaş, iş, okul) artsa da, Aile ve Akraba çevresi (Sosyal sermaye) hala birincil tanışma mekanıdır.

#15. Batı toplumlarında “yeni baba” kavrayışı ne zaman gündeme gelmiştir?

Cevap : E) 1970’lerden sonra
Açıklama : Geleneksel ataerkil baba rolünden (sadece eve ekmek getiren, otoriter figür), çocuğun bakımıyla ve duygusal ihtiyaçlarıyla ilgilenen “ilgili/yeni baba” modeline geçiş, Batı toplumlarında özellikle 1970’lerden sonra belirginleşmiştir. Bu dönemde; kadınların iş gücüne katılımının artması, feminist hareketlerin toplumsal cinsiyet rollerini sorgulaması ve boşanma oranlarının artmasıyla birlikte babalık rolleri yeniden tanımlanmış; babanın sadece maddi sağlayıcı değil, aynı zamanda duygusal bir katılımcı olması gerektiği fikri (Yeni Babalık) yaygınlaşmıştır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Aşağıdakilerde hangisi, 2017 yılında yayınlanan İlgili Babalık araştırmasında tanımlanan babalık kategorilerinden biri değildir?

Cevap : C) Evinin ekmeğini kazanan babalar
Açıklama : İlgili babalık çalışmalarında genellikle babaların katılım düzeylerine göre (Geleneksel, Gayretli, Yeni Geleneksel vb.) bir sınıflandırma yapılır. “Evinin ekmeğini kazanan babalar” ifadesi bir baba rolünü tarif etse de, ilgili babalık ölçeklerinde teknik olarak isimlendirilmiş bir kategori değildir.

#17. Aileye duygusal doyum açısından yaklaşan teori aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : B) Sembolik Etkileşimcilik
Açıklama : Sembolik etkileşimcilik kuramı, aileyi makro bir yapı olarak değil, üyeler arasındaki mikro etkileşimler üzerinden inceler. Bu teoriye göre aile, üyelerin birbirlerine sundukları duygusal destek, paylaşılan semboller ve ortak anlamlar bütünüdür. Dolayısıyla aileye “duygusal doyum” ve “öznel deneyim” merkezinden bakan temel teori budur.

#18. Aşağıdakilerden hangisi Sırbistan’a özgü bir aile tipi olan zadruganın özelliklerinden değildir?

Cevap : D) Adil bir ücret anlayışının olması
Açıklama : Zadruga, Güney Slavlarına (özellikle Sırbistan) özgü, ataerkil, geniş ve ortaklaşa yaşayan bir aile tipidir. Temel özellikleri; mülkiyetin, üretimin ve tüketimin ortak olması ve ailenin en yaşlı erkeğinin mutlak otoritesine dayanmasıdır. Bu yapı, kapitalist bir işletme değil, komünal bir yaşam birimidir. Dolayısıyla aile üyeleri arasında “maaş” veya “adil ücret” gibi modern/piyasa ekonomisine ait kavramlar söz konusu değildir; herkes ihtiyacına göre tüketir.

#19. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın Türkiye ayağını yürüttüğü “Birinci Çocuğun Değeri” araştırmasına göre çocuklarda en çok istenen nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : E) Anne-babasının sözünü dinlemesi
Açıklama : 1975 yılında yapılan ilk “Çocuğun Değeri” araştırmasında (geleneksel tarım toplumu özelliklerinin baskın olduğu dönem), Türk ailelerinin çocuklarında en çok aradığı ve değer verdiği özellik “İtaat” yani “Anne-babanın sözünü dinlemesi” idi. Bu durum, çocuğun ailenin ekonomik refahı için bir güvence olarak görülmesiyle (Bağımlılık Modeli) uyumludur. (2003’te ise bu “kendi ayakları üzerinde durabilme/özerklik” yönünde değişmeye başlamıştır).

#20. Aşağıdaki ifadelerden hangisi, 2003 yılında yapılan “İkinci Çocuğun Değeri” araştırması bulgularından biri olabilir?

Cevap : C) Çocuklardan daha az maddi yardım beklenmektedir.
Açıklama : Çiğdem Kağıtçıbaşı tarafından yürütülen “Çocuğun Değeri” araştırmaları (1975 ve 2003 karşılaştırması), Türk toplumundaki sosyal değişimi gözler önüne sermiştir. 1975 yılında çocuk, aileye ekonomik katkı sağlayan bir “ekonomik değer” olarak görülürken; 2003 yılındaki araştırmada bu beklenti ciddi oranda düşmüştür. Kentleşme ve eğitim seviyesinin artmasıyla birlikte, aileler artık çocuklarından yaşlılıkta maddi güvence veya tarlada işgücü (maddi yardım) beklemek yerine, onları duygusal tatmin kaynağı (Psikolojik Değer) olarak görmeye başlamıştır. Dolayısıyla maddi yardım beklentisinin azalması en temel bulgudur.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Aile Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları

Aile Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları

Aile Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları VİDEO ÖZET

Aile Sosyolojisi: Kuramsal Yaklaşımlar, Değişen Roller ve Toplumsal Dinamikler

Ailenin Sosyolojik Temelleri ve Kuramsal Perspektifler

Aile sosyolojisi, aileyi sadece biyolojik bir birim olarak değil, toplumsal yapının temel taşı, değerlerin aktarıldığı bir kurum ve dinamik bir ilişkiler ağı olarak inceler. Bu alanda Talcott Parsons’ın yapısal-işlevselci yaklaşımı öne çıkar. Parsons, bireyin hayatı boyunca iki farklı aile yapısıyla ilişki kurduğunu savunur: İçine doğup sosyalleştiği Yönlendirme Ailesi ve yetişkinliğinde evlenerek kurduğu Döl Verme Ailesi. Öte yandan, aile içi ilişkilere ve duygusal doyuma odaklanan Sembolik Etkileşimcilik, aileyi üyelerin birbirlerine yüklediği anlamlar üzerinden açıklar. Şiddetin kuşaklar arası aktarımı gibi olgular ise genellikle Psikolojik Faktörler ve Sosyal Öğrenme Kuramı çerçevesinde, çocukların ebeveyn davranışlarını modellemesiyle izah edilir.

Türkiye’de Aile Yapısı ve Saha Araştırmaları

Türkiye’de aile sosyolojisi çalışmaları zengin bir literatüre sahiptir. Serim Timur’un 1972 tarihli çalışması, Türkiye genelini kapsayan ilk ulusal aile yapısı araştırması olması bakımından bir dönüm noktasıdır. Emre Kongar kentsel aileyi İzmir özelinde incelerken, İbrahim Yasa göç olgusunun aile üzerindeki etkisini “Alamancı Aile” kavramıyla literatüre kazandırmıştır. Alan Duben ise modernleşme teorilerinin aksine, İstanbul’daki orta ve üst gelir grubu ailelerde bile akrabalık bağlarının ve dayanışmanın son derece güçlü olduğunu kanıtlamıştır. Alt sınıf ailelerde ise Ferhunde Özbay’ın vurguladığı gibi, geniş aile yapısı çoğu zaman kültürel bir tercihten ziyade ekonomik zorluklara karşı geliştirilen bir “hayatta kalma stratejisi” olarak karşımıza çıkar.

Çocuğun Değeri ve Ebeveynlik Rollerinde Dönüşüm

Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın “Çocuğun Değeri” araştırmaları (1975-2003), Türkiye’deki zihniyet değişimini çarpıcı bir şekilde ortaya koyar. 1970’lerde çocuktan beklenen en temel özellik “anne-babanın sözünü dinlemesi” (itaat) iken ve çocuk ekonomik bir güvence olarak görülürken; 2003 verileri maddi yardım beklentisinin ciddi oranda düştüğünü ve çocuğun psikolojik değerinin ön plana çıktığını gösterir. Kağıtçıbaşı’nın geliştirdiği Karşılıklı Duygusal Bağlılık Modeli, bağlılık ile özerkliğin (autonomy) bir arada var olabileceğini savunur. Babalık rolleri de bu değişime paralel olarak dönüşmüştür. Batı’da 1970’lerden sonra gündeme gelen “Yeni Baba” kavramı, babanın sadece rızık getiren değil, çocuğun bakımına ve duygusal dünyasına aktif katılan bir figür olmasını temsil eder.

TAYA 2016 Verileri ve Güncel Evlilik Kalıpları

Türkiye Aile Yapısı Araştırması (TAYA 2016) sonuçları, geleneksel ile modernin iç içe geçtiğini gösterir. Türkiye’de eşle tanışma hala en yaygın olarak aile ve akraba çevresinde gerçekleşmektedir. Geniş ailelerin oranı Sosyo-Ekonomik Statü (SES) yükseldikçe azalmakta ve en düşük oran üst SES grubunda görülmektedir. Kadına yönelik şiddet araştırmaları ise trajik bir gerçeği ortaya koyar: Yaşamı boyunca fiziksel şiddete en çok maruz kalan kadınlar boşanmış veya ayrı yaşayan kadınlar kategorisindedir. Bu durum, toplumsal cinsiyet adaleti ve aile içi koruma mekanizmalarının önemini bir kez daha vurgulamaktadır.

Tarihsel ve Etnografik Aile Modelleri

Aile tipleri tarihsel ve coğrafi bağlama göre çeşitlilik gösterir. Ziya Gökalp, Türk-İslam medeniyetinde toplumsal gelişimi aşiret, kavim, ümmet ve millet dönemleri olarak dört evreye ayırır. Balkanlar’da (Sırbistan) görülen Zadruga tipi aileler; ortak mülkiyet, üretim ve tüketime dayalı kolektif bir yapı sergiler. Ancak bu geleneksel yapıda modern “adil ücret” sistemleri değil, yaşlı otoritesine dayalı bölüşüm esastır. Antropoloji ekolünde ise Lewis H. Morgan; kandaş, ortaklaşa, tek eşli ve iki başlı aile tiplerini tanımlayarak ailenin evrimsel gelişimini incelemiştir.

@lolonolo_com

Aile Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları

Aile Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları

1. Batı toplumlarında “yeni baba” kavrayışı ne zaman gündeme gelmiştir?

A) Küreselleşmenin ortaya çıkışı ile birlikte
B) 1965’te
C) Sanayi Devrimi ile birlikte
D) Soğuk Savaş’la birlikte
E) 1970’lerden sonra

Cevap : E) 1970’lerden sonra

Açıklama : Geleneksel ataerkil baba rolünden (sadece eve ekmek getiren, otoriter figür), çocuğun bakımıyla ve duygusal ihtiyaçlarıyla ilgilenen “ilgili/yeni baba” modeline geçiş, Batı toplumlarında özellikle 1970’lerden sonra belirginleşmiştir. Bu dönemde; kadınların iş gücüne katılımının artması, feminist hareketlerin toplumsal cinsiyet rollerini sorgulaması ve boşanma oranlarının artmasıyla birlikte babalık rolleri yeniden tanımlanmış; babanın sadece maddi sağlayıcı değil, aynı zamanda duygusal bir katılımcı olması gerektiği fikri (Yeni Babalık) yaygınlaşmıştır.

2. Aşağıdaki ifadelerden hangisi, 2003 yılında yapılan “İkinci Çocuğun Değeri” araştırması bulgularından biri olabilir?

A) Çocuklardan daha çok maddi yardım beklenmektedir.
B) Çocuğun psikolojik değeri sabit kalmıştır.
C) Çocuklardan daha az maddi yardım beklenmektedir.
D) Erkek çocuk tercihinde bir değişme olmamıştır.
E) Çocukların daha çok itaatkar olmaları beklenmektedir.

Cevap : C) Çocuklardan daha az maddi yardım beklenmektedir.

Açıklama : Çiğdem Kağıtçıbaşı tarafından yürütülen “Çocuğun Değeri” araştırmaları (1975 ve 2003 karşılaştırması), Türk toplumundaki sosyal değişimi gözler önüne sermiştir. 1975 yılında çocuk, aileye ekonomik katkı sağlayan bir “ekonomik değer” olarak görülürken; 2003 yılındaki araştırmada bu beklenti ciddi oranda düşmüştür. Kentleşme ve eğitim seviyesinin artmasıyla birlikte, aileler artık çocuklarından yaşlılıkta maddi güvence veya tarlada işgücü (maddi yardım) beklemek yerine, onları duygusal tatmin kaynağı (Psikolojik Değer) olarak görmeye başlamıştır. Dolayısıyla maddi yardım beklentisinin azalması en temel bulgudur.

3. TAYA 2016’ya göre geniş aileler en düşük oranda hangi SES’de görülür?

A) Tüm SES’lerde benzerdir.
B) Üst SES’de görülür.
C) Alt SES’de görülür.
D) Alt-orta SES’de görülür.
E) Orta SES’de görülür.

Cevap : B) Üst SES’de görülür.

Açıklama : Türkiye Aile Yapısı Araştırması (TAYA 2016) verilerine göre; eğitim ve gelir düzeyi arttıkça hane halkı yapısı çekirdek aileye veya yalnız yaşamaya doğru evrilmektedir. Geleneksel geniş aile yapısı (büyükanne/büyükbabanın da evde olduğu yapı), modernleşme ve bireyselleşmenin en yoğun yaşandığı, ekonomik özgürlüğün en yüksek olduğu Üst Sosyo-Ekonomik Statü (SES) grubunda en düşük orandadır. Alt gelir gruplarında ise geniş aile, bazen bir geçim ve dayanışma stratejisi olarak varlığını daha fazla sürdürür.

4. TAYA 2016 araştırmasına göre eş ile tanışma en yaygın nasıl meydana gelmektedir?

A) Arkadaş çevresinde
B) İş yerinde
C) Sosyal medyada
D) Aile ve akraba çevresinde
E) Komşu-mahalle çevresinde

Cevap : D) Aile ve akraba çevresinde

Açıklama : Türkiye’de evlilik kalıpları değişse de geleneksel yöntemler hala baskındır. TAYA 2016 verilerine göre, eşlerin tanışma biçiminde en yaygın yöntem, “Görücü Usulü” veya “Aile/Akraba aracılığıyla” tanışmadır. Bu seçenek, Türkiye’deki sosyal ağların ve aile bağlarının evlilik piyasasında hala ne kadar belirleyici olduğunu gösterir. Bireysel tanışma yöntemleri (arkadaş, iş, okul) artsa da, Aile ve Akraba çevresi (Sosyal sermaye) hala birincil tanışma mekanıdır.

5. Erkekler tarafından kadınlara uygulanan şiddetin kuşaklar arasında aktarıldığı düşünülmektedir. Bu düşünceye göre şiddet, aşağıdaki faktörlerden hangisiyle açıklanmaktadır?

A) Biyolojik faktörler
B) Nörolojik faktörler
C) Psikolojik faktörler
D) Sosyolojik faktörler
E) Fizyolojik faktörler

Cevap : C) Psikolojik faktörler

Açıklama : Şiddetin “kuşaklararası aktarımı” tezi, temelini Albert Bandura’nın “Sosyal Öğrenme Kuramı”ndan alır. Bu kurama göre çocuklar, ebeveynlerinin davranışlarını model alarak (taklit ederek) öğrenirler. Aile içinde babasının annesine şiddet uyguladığını gören erkek çocuk, sorun çözme yöntemi olarak şiddeti öğrenir ve kendi yetişkinliğinde uygular. Bu öğrenme ve davranışsal modelleme süreci, şiddeti açıklayan Psikolojik (veya Sosyal Psikolojik) bir faktördür.

6. Aşağıdakilerden hangisi Sırbistan’a özgü bir aile tipi olan zadruganın özelliklerinden değildir?

A) Ortak tüketimin olması
B) Ortak üretimin olması
C) Yaşlı otoritesinin olması
D) Adil bir ücret anlayışının olması
E) Ortak mülkiyetin olması

Cevap : D) Adil bir ücret anlayışının olması

Açıklama : Zadruga, Güney Slavlarına (özellikle Sırbistan) özgü, ataerkil, geniş ve ortaklaşa yaşayan bir aile tipidir. Temel özellikleri; mülkiyetin, üretimin ve tüketimin ortak olması ve ailenin en yaşlı erkeğinin mutlak otoritesine dayanmasıdır. Bu yapı, kapitalist bir işletme değil, komünal bir yaşam birimidir. Dolayısıyla aile üyeleri arasında “maaş” veya “adil ücret” gibi modern/piyasa ekonomisine ait kavramlar söz konusu değildir; herkes ihtiyacına göre tüketir.

7. Ziya Gökalp, Türk-İslam medeniyetinde toplumun tarih boyunca dört dönemden geçtiğini dile getirmektedir.
Aşağıdakilerden hangisi bu dönemlerden biri değildir?

A) Ümmet
B) Klan
C) Millet
D) Aşiret
E) Kavim

Cevap : B) Klan

Açıklama :

8. 1982 yılında Ereğli’de yaptığı araştırmasının verilerinden yola çıkarak, çok aileli bir hanede yaşamanın, alt sınıfa mensup ailelerin geçinebilmek için başvurdukları bir çözüm olduğu açıklamasını getiren sosyolog aşağıdakilerden hangisidir?

A) Niyazi Berkes
B) Behice Boran
C) Ferhunde Özbay
D) İbrahim Yasa
E) Ziya Gökalp

Cevap : C) Ferhunde Özbay

Açıklama : Türk aile sosyolojisinin önemli isimlerinden Ferhunde Özbay, nüfus ve hane halkı yapısı üzerine yaptığı çalışmalarda (özellikle 1980’ler ve sonrası verilerle), geniş aile yapısının kültürel bir tercih olmaktan ziyade, kırdan kente göç eden yoksul ve alt sınıf ailelerin ekonomik zorluklara karşı geliştirdiği bir “hayatta kalma stratejisi” (dayanışma ağı) olduğunu savunmuştur. Ereğli verileri ve genel nüfus analizleriyle bu tezi güçlendirmiştir.

9. 2015 yılında yapılan Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre en çok fiziksel şiddet gören kadınlar aşağıdaki kategorilerin hangisinde yer almaktadır?

A) Evlenmemiş ancak bir birlikteliği (nişanlı, sözlü, erkek arkadaş) olmuş kadınlar
B) Evli kadınlar
C) Evlenmemiş kadınlar
D) Eşi ölmüş kadınlar
E) Boşanmış/ayrı yaşayan kadınlar

Cevap : E) Boşanmış/ayrı yaşayan kadınlar

Açıklama : İlgili araştırmanın verilerine göre, yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalma oranı en yüksek olan grup “Boşanmış veya eşinden ayrı yaşayan” kadınlardır. Bu durum, şiddetin genellikle boşanma nedeni olduğunu veya boşanma sürecinde şiddetin arttığını göstermektedir. Evli kadınlarda bu oran daha düşükken, boşanmış kadınlarda maruziyet oranı çok daha yüksektir.

10. Aileye duygusal doyum açısından yaklaşan teori aşağıdakilerden hangisidir?

A) Fonksiyonalizm
B) Sembolik Etkileşimcilik
C) Yapısal-İşlevselcilik
D) Çatışma Kuramı
E) Feminizm

Cevap : B) Sembolik Etkileşimcilik

Açıklama :

11. Serim Timur’un 1972 yılında yayımlanan “Aile Yapısı Araştırması” adlı çalışması neden önemlidir?

A) TÜSİAD talep etmiştir.
B) Aile yapısı araştırmalarının ilkidir.
C) Özel sektör fonları tarafından desteklenen ilk çalışmadır.
D) Bir AB projesidir.
E) ODTÜ tarafından yapılmıştır.

Cevap : B) Aile yapısı araştırmalarının ilkidir.

Açıklama : Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından yapılan ve Serim Timur tarafından kitaplaştırılan 1968 tarihli (1972 basımlı) bu araştırma, Türkiye genelini temsil eden (kır-kent ayrımını içeren) ve doğrudan aile yapısını, tiplerini ve değişimini konu alan ilk ulusal ve kapsamlı saha araştırması olması nedeniyle Türk sosyoloji tarihinde bir dönüm noktasıdır.

12. “İzmir’de kentsel aile” adlı araştırmayı aşağıdaki sosyologlardan hangisi yapmıştır?

A) Emre Kongar
B) Ferhunde Özbay
C) Alen Duben
D) Mübeccel Kıray
E) İbrahim Yasa

Cevap : A) Emre Kongar

Açıklama : Türk toplum bilimci Emre Kongar’ın en bilinen saha çalışmalarından biri, İzmir şehrinde yaptığı ve ailesini, akrabalık ilişkilerini, kentsel yaşam pratiklerini incelediği “İzmir’de Kentsel Aile” araştırmasıdır. Bu çalışma, Türkiye’de çekirdek ailenin işleyişini ve akrabalık bağlarının modern kentte nasıl devam ettiğini göstermesi bakımından önemlidir.

13. “Alamancı aile” tanımlamasını aşağıdaki sosyologlardan hangisi yapmıştır?

A) Mübeccel Kıray
B) Emre Kongar
C) Serim Timur
D) İbrahim Yasa
E) İsmail Doğan

Cevap : D) İbrahim Yasa

Açıklama :

14. Aşağıdakilerden hangisi Lewis H. Morgan’ın toplumlarda geçerli olarak gördüğü aile tiplerinden biri değildir?

A) İki başlı aile
B) Ortaklaşa aile
C) Ataerkil aile
D) Tek eşli aile
E) Kandaş aile

Cevap : C) Ataerkil aile

Açıklama :

15. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın Türkiye ayağını yürüttüğü “Birinci Çocuğun Değeri” araştırmasına göre çocuklarda en çok istenen nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

A) Başarılı olması
B) Bağımsız olması
C) Kendine güveninin olması
D) Girişimci olması
E) Anne-babasının sözünü dinlemesi

Cevap : E) Anne-babasının sözünü dinlemesi

Açıklama : 1975 yılında yapılan ilk “Çocuğun Değeri” araştırmasında (geleneksel tarım toplumu özelliklerinin baskın olduğu dönem), Türk ailelerinin çocuklarında en çok aradığı ve değer verdiği özellik “İtaat” yani “Anne-babanın sözünü dinlemesi” idi. Bu durum, çocuğun ailenin ekonomik refahı için bir güvence olarak görülmesiyle (Bağımlılık Modeli) uyumludur. (2003’te ise bu “kendi ayakları üzerinde durabilme/özerklik” yönünde değişmeye başlamıştır).

16. Aşağıdakilerde hangisi, 2017 yılında yayınlanan İlgili Babalık araştırmasında tanımlanan babalık kategorilerinden biri değildir?

A) Geleneksel babalar
B) Yeni geleneksel babalar
C) Evinin ekmeğini kazanan babalar
D) Gayretli babalar
E) Çizgi dışı babalar

Cevap : C) Evinin ekmeğini kazanan babalar

Açıklama :

17. H. Pınar Özdemir-Kemahlı’nın “Yüksek nitelikli evlilikler yaratmak: Mutlu çiftlerin deneyimleri üzerine bir araştırma” adlı doktora tezinde aktardığı ve 2003 yılında yapılmış olan bir çalışmaya göre, aşağıdakilerden hangisinin, “ailenin iyi oluş” hali üzerinde doğrudan etkisi yoktur?

A) Çiftin kişisel özellikleri
B) Ebeveyn-çocuk ilişkisi
C) Çiftin çatışmaları çözme becerileri
D) Çiftin duygusal özellikleri
E) İş doyumu

Cevap : E) İş doyumu

Açıklama : Aile içi dinamikleri inceleyen bu tür çalışmalarda; eşlerin kişilik özellikleri, duygusal durumları, çatışma çözme yetenekleri ve ebeveynlik ilişkileri (içsel faktörler) ailenin mutluluğu ve iyi oluşu üzerinde **doğrudan** belirleyicidir. Ancak **”İş Doyumu”**, aile dışı bir faktördür; aileye etkisi olsa da (spillover effect), bu etki genellikle **dolaylıdır**. Aile içi süreçler kadar birincil ve doğrudan bir etken olarak sınıflandırılmaz.

18. Talcott Parsons’a göre evlilik ailesi, egonun üyesi olduğu …. ve ….. ile ilişkilidir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) döl verme ailesi – yönlendirme ailesi
B) çekirdek aile – geniş aile
C) geleneksel aile – modern aile
D) ataerkil aile – anaerkil aile
E) romantik aile – geleneksel aile

Cevap : A) döl verme ailesi – yönlendirme ailesi

Açıklama : Talcott Parsons, bireyin yaşam döngüsünde iki tür aile içinde bulunduğunu belirtir:
1. **Yönlendirme Ailesi (Family of Orientation):** Bireyin içine doğduğu, anne, baba ve kardeşleriyle büyüdüğü ve sosyalleştiği (yönlendirildiği) aile.
2. **Döl Verme Ailesi (Family of Procreation):** Bireyin yetişkinliğinde evlenerek kurduğu ve kendi çocuklarına sahip olduğu aile.
Soru bu iki kavram arasındaki ilişkiyi sormaktadır.

19. İstanbul’da yaptığı araştırmasının sonucunu Türkiye Kentlerinde Aile ve Akrabalığın Önemi başlıklı makalesinde yayınlayan; orta ve üst gelir grubu ailelerin, şahsi meselelerde birbirlerinin desteğini aramanın ve mali yardım alma oranının yüksek olduğunu ifade eden sosyolog kimdir?

A) Alen Duben
B) Emre Kongar
C) İbrahim Yasa
D) Orhan Pamuk
E) Ziya Gökalp

Cevap : A) Alen Duben

Açıklama : Amerikalı antropolog ve sosyolog **Alan Duben**, İstanbul aileleri üzerine yaptığı kapsamlı çalışmalarla tanınır (özellikle “İstanbul Haneleri”). Duben, modernleşme teorisinin “sanayileşme akrabalık bağlarını koparır” tezinin aksine; Türkiye’de modernleşen, kentli ve **üst gelir grubundaki ailelerde** bile akrabalık ilişkilerinin çok güçlü olduğunu, yoğun bir dayanışma ve maddi/manevi destek alışverişinin sürdüğünü ortaya koymuştur.

20. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın tanımladığı “Karşılıklı Duygusal Bağlılık Modeli”ne uymayan durum aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bu modelde bağlanma ihtiyacı karşılanırken özerkliğe yer yoktur.
B) Toplulukçuluk kültürüne sahip gelişmiş ve kentleşmiş bölgelerde daha yaygındır.
C) Maddi yatırımlar çocuklara yapılır.
D) Çocuğun psikolojik değerleri vardır.
E) Genç yetişkinler duygusal/psikolojik yatırımlarını hem anne-babaya hem de çocuklarına yöneltirler.

Cevap : A) Bu modelde bağlanma ihtiyacı karşılanırken özerkliğe yer yoktur.

Açıklama : Kağıtçıbaşı’nın “Aile Değişim Kuramı”ndaki sentez modeli olan **”Karşılıklı Duygusal Bağlılık Modeli” (Psikolojik Bağlılık Modeli)**; geleneksel (bağımlı) aile ile modern (bireyci) ailenin olumlu yönlerini birleştirir. Bu modelde, duygusal bağlılık (relatedness) devam ederken, aynı zamanda bireyin **Özerkliği (Autonomy)** de desteklenir. Yani “Özerk-İlişkisel Benlik” gelişir. Dolayısıyla A şıkkındaki “özerkliğe yer yoktur” ifadesi yanlıştır; bu model tam olarak özerklik ile bağlılığın bir arada olabileceğini savunur.

@lolonolo_com

Aile Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları

 

Auzef Sosyoloji

Aile Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları

Editor

Editör