LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Din ve Toplum 2025-2026 Final Soruları
auzefDin ve Toplumsosyoloji

Din ve Toplum 2025-2026 Final Soruları

Din ve Toplum 2025-2026 Final Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Din ve Toplum 2025-2026 Final Soruları

#1. Cumhuriyet dönemi boyunca devletin din üzerindeki kontrol mekanizması olarak hangi kurum öne çıkmıştır?

Cevap : D) Diyanet İşleri Başkanlığı
Açıklama : 3 Mart 1924 tarihinde Şeriye ve Evkaf Vekaleti’nin kaldırılmasıyla kurulan **Diyanet İşleri Başkanlığı**; Cumhuriyet Türkiye’sinde din hizmetlerini yürütmek, dini konularda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevlendirilmiştir. Ancak sosyolojik ve siyasi açıdan bu kurumun temel işlevi, dinin devlet dışında özerk bir güç olmasını engellemek ve dini, devletin denetimi ve **kontrol mekanizması** altında tutmaktır.

#2. Modernleşme süreci Türkiye’de hangi yeni dindarlık formasyonlarını ortaya çıkarmıştır?

Cevap : C) Sosyokültürel ve sosyoekonomik değişimlere bağlı yeni dindarlık tipolojileri
Açıklama : Türkiye’de modernleşme, kentleşme ve ekonomik gelişme (orta sınıfın yükselişi), dini ortadan kaldırmamış ancak dindarlık biçimlerini çeşitlendirmiştir. Sadece geleneksel/halk dindarlığı değil; kentli, eğitimli, modern araçları kullanan, hem modern hayatı yaşayan hem de dini kimliğini koruyan (örneğin “Sosyete Dindarlığı”, “Kentli Sofular” veya “İslami Burjuvazi” gibi) **sosyokültürel ve sosyoekonomik değişimlere bağlı yeni dindarlık tipolojileri** ortaya çıkmıştır.

#3. Küreselleşmenin din üzerindeki etkisi nasıl tanımlanabilir?

Cevap : D) Dinin özsel yapısına müdahale etmeye başlamıştır.
Açıklama : Küreselleşme süreci, sadece dinin yayılmasını değil, aynı zamanda dinin geleneksel otorite yapılarını sarsarak, dini pratiklerin pazar ekonomisi ve modern yaşam tarzıyla harmanlanmasına yol açmıştır. Bu durum, dinin kendi dokusuna ve dindarlık biçimlerine “müdahale” niteliğinde yapısal bir değişim yaratır.

#4. İçtihat kapısının yeniden açılması çağrısı hangi amacı taşır?

Cevap : B) Ulemanın dini tekelini kırarak yeni içtihatlar geliştirilmesi
Açıklama : İslam düşüncesinde “İçtihat Kapısının Kapanması”, belirli bir dönemden sonra (yaklaşık 10-11. yy) alimlerin yeni hüküm üretmeyip taklit (öncekileri tekrar) yoluna gitmesini ifade eder. Modern dönem ıslahatçıları, İslam dünyasının geri kalmışlığını aşmak ve değişen zamanın sorunlarına çözüm bulmak için “İçtihat Kapısının Yeniden Açılması” gerektiğini savunmuşlardır. Bu çağrı, geleneksel **ulemanın dini yorum tekelini kırarak**, aklı ve nasları kullanarak **yeni içtihatlar (yorumlar/çözümler) geliştirilmesini** amaçlar.

#5. Weber’in karizmatik otorite teorisine göre karizmatik liderlik hangi dönemlerde ortaya çıkar?

Cevap : B) Kriz ve bunalım dönemlerinde
Açıklama : Max Weber’e göre “Karizmatik Otorite”, olağan zamanların ve rutinlerin otoritesi değildir. Karizmatik liderler, toplumların geleneksel veya yasal yapılarının çözüm üretemediği, kaos, savaş, ekonomik çöküş veya manevi boşluk gibi **kriz ve bunalım dönemlerinde** ortaya çıkarlar. Toplum, bu krizden kurtulmak için “kurtarıcı” olarak gördüğü karizmatik lidere sığınır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Ulemanın tarih boyunca karşılaştığı en büyük zorluklardan biri nedir?

Cevap : C) İslam’ın temel öğretilerini modern dünya ile bağdaştırma çabası
Açıklama : Geleneksel İslam alimleri (Ulema), modernite ile birlikte daha önce karşılaşmadıkları yeni bir meydan okumayla yüzleşmişlerdir. Batı kaynaklı modern bilim, hukuk, siyaset ve yaşam tarzının İslam dünyasına girmesiyle; Ulema, değişmez kabul edilen **İslam’ın temel öğretilerini**, sürekli değişen ve sekülerleşen **modern dünyanın** getirdiği yeni durumlarla, çelişkiye düşmeden **bağdaştırma**, yorumlama ve uyumlulaştırma çabasında büyük bir zorluk yaşamıştır.

#7. Küreselleşme ile hangi kavram ön plana çıkmıştır?

Cevap : A) Karşılıklı bağımlılık
Açıklama : Küreselleşme (Globalleşme); ekonomik, siyasi, kültürel ve teknolojik sınırların kalkması ve dünyanın “küresel bir köy” haline gelmesidir. Bu sürecin en temel özelliği, dünyanın bir ucundaki olayın diğer ucunu etkilemesi, yani ülkelerin, toplumların ve ekonomilerin birbirine **”Karşılıklı Bağımlılık” (Interdependence)** derecesinin artmasıdır.

#8. Modernleşme ile İslam arasındaki temel gerilim kaynağı nedir?

Cevap : B) Modernleşmenin seküler bir faaliyet olması
Açıklama : Modernleşme teorisi, toplumsal yaşamın rasyonelleşmesi, farklılaşması ve en önemlisi “dünyevileşmesi” (sekülerleşmesi) üzerine kuruludur. Modernite, aklı ve bilimi merkeze alarak dini otoriteyi kamusal alandan uzaklaştırır. İslam ise hayatın her alanını kuşatan (total) bir din olduğu için, modernleşmenin bu **seküler (din dışı/dünyevi)** yapısı ile İslam’ın kutsal/vahiy merkezli yapısı arasında temel bir ontolojik gerilim ve çatışma alanı oluşur.

#9. Auguste Comte, toplum bilimlerini açıklarken hangi temel yasayı öne sürmüştür?

Cevap : E) Üç Hâl Yasası
Açıklama : Sosyolojinin kurucusu Auguste Comte, insan zihninin ve toplumların gelişimini açıklayan ünlü teorisine **”Üç Hâl Yasası” (Law of Three Stages)** adını vermiştir. Buna göre insanlık düşüncesi sırasıyla; 1. Teolojik (Dini) Aşama, 2. Metafizik (Soyut) Aşama ve 3. Pozitif (Bilimsel) Aşama’dan geçer.

#10. Küreselleşme süreci hangi alanlarda en büyük etkiye sahiptir?

Cevap : E) Ekonomik, siyasi, teknolojik ve kültürel
Açıklama : Küreselleşme tek boyutlu bir süreç değildir; çok boyutlu ve kapsamlı bir dönüşümdür. Literatürde küreselleşmenin temel dinamikleri; küresel pazarların oluşumu (**Ekonomik**), ulus-devletin gücünün aşınması ve uluslararası örgütler (**Siyasi**), iletişim devrimi (**Teknolojik**) ve yaşam tarzlarının/değerlerin yayılması (**Kültürel**) olarak sınıflandırılır. Dolayısıyla en kapsamlı ve doğru cevap E şıkkıdır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Marx’a göre sınıf farklılıkları neyin üzerine kuruludur?

Cevap : D) Toplumdaki ekonomik ilişkiler
Açıklama : Karl Marx’ın Tarihsel Materyalizm anlayışına göre, toplumun temelini (altyapısını) ekonomi oluşturur. Sınıf farklılıkları ve çatışmaları, üretim araçlarına (sermaye, toprak, fabrika) sahip olanlar (Burjuvazi) ile sahip olmayanlar (Proletarya) arasındaki ilişkiye dayanır. Yani sınıf, tamamen **toplumdaki ekonomik ilişkilere** ve üretim biçimine göre belirlenir.

#12. Diyanet İşleri Başkanlığının varlığı, Türkiye’deki laiklik anlayışına nasıl bir etki yapmıştır?

Cevap : C) Laiklik ile din arasında bir denge unsuru olmuştur.
Açıklama : Diyanet İşleri Başkanlığı, Türk tipi laiklikerinin özgün bir kurumudur. Bir yandan dini devlet kontrolünde tutarak “irtica”yı önlemeyi amaçlarken, diğer yandan halkın dini ihtiyaçlarını (ibadet, eğitim) karşılayarak devlet ile dindar halk arasındaki bağı kurmuştur. Bu yönüyle Diyanet, katı laiklik uygulamaları ile toplumsal dini talepler arasında bir tampon görevi görerek **laiklik ile din arasında bir denge unsuru** olmuş ve çatışmayı yönetilebilir kılmıştır.

#13. Dinsel liderlerin toplumdaki etkisi aşağıdakilerden hangisine dayanır?

Cevap : E) Toplum tarafindan kendilerine atfedilen olağanüstü niteliklere
Açıklama : Weberyan perspektife göre, dinsel liderlerin (özellikle karizmatik olanların) otoritesi ve etkisi, yasalardan veya geleneklerden ziyade; takipçilerinin o lidere atfettiği kutsallık, keramet, mucize gösterme gücü veya ilahi seçim gibi **olağanüstü niteliklere** dayanır. Liderin gücü, inananların bu niteliklere olan inancından gelir.

#14. Türk aile yapısı hangi unsurlarla şekillenmiştir?

Cevap : A) Geleneksel ve dini öğretilerin etkileşimi
Açıklama : Türk aile yapısı, tarihsel süreç içinde Orta Asya’dan gelen **geleneksel** Türk töresi ile İslamiyet’in kabulünden sonra yerleşen **dini öğretilerin** (İslami aile hukuku ve ahlakı) güçlü bir sentezi ve **etkileşimi** ile şekillenmiştir. Modernleşme ile değişim yaşasa da, temel kodlarda bu iki unsurun (Gelenek ve Din) birleşimi belirleyicidir.

#15. Dinsel itibar ve karizma ilişkisini en iyi tanımlayan ifade nedir?

Cevap : C) Karizmatik dini liderlerin olağanüstü nitelikleri, onların dinsel itibarını ve toplumsal saygınlığını oluşturur.
Açıklama : Max Weber’e göre “Karizma”, bir bireyin sıradan insanlardan ayrılarak olağanüstü, insanüstü veya en azından istisnai güçlere ve niteliklere sahip olduğuna inanılması durumudur. Dini liderler (peygamberler, veliler, şeyhler), takipçileri tarafından bu “olağanüstü niteliklere” (Tanrı vergisi lütuf) sahip görüldükleri için yüksek bir **dinsel itibar ve toplumsal saygınlık** kazanırlar. Otoriteleri kurumsal değil, bu karizmatik niteliklere dayanır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Aşağıdakilerden hangisi dinin toplumsal işlevlerinden biri değildir?

Cevap : B) Dini kuralların bireysel anlamda zorunlu kılınması
Açıklama : Din sosyolojisinde dinin “toplumsal işlevleri”; huzuru koruma (A), değişimi etkileme (C), dayanışma sağlama (D) ve normları/değerleri pekiştirme (E) gibi makro düzeydeki etkilerdir. Ancak **”Dini kuralların bireysel anlamda zorunlu kılınması”**, sosyolojik bir işlevden ziyade teolojik veya fıkhı bir yükümlülük alanıdır. Sosyoloji, dinin toplum üzerindeki etkisine bakar, bireyin ibadet zorunluluğuna değil.

#17. İslam dünyasında reform hareketlerinin Batı’daki reformasyon hareketlerinden farkı nedir?

Cevap : A) İslam’ın özüne bağlı kalarak yenilik arayışında olunması
Açıklama : Batı’daki Reformasyon (Luther, Calvin), Kilise otoritesine başkaldırı ve sekülerleşme sürecini tetikleyen, dini kurumsal yapıdan ayıran bir hareketken; İslam dünyasındaki “Islah” (Reform) veya “Tecdit” (Yenilenme) hareketleri (Afgani, Abduh vb.), dini reddetmek veya sekülerleştirmek yerine, İslam’ın ilk kaynaklarına (Kur’an ve Sünnet’e) dönerek, dini hurafelerden arındırmayı ve **İslam’ın özüne bağlı kalarak** modern çağın sorunlarına çözüm üretmeyi amaçlamıştır. Yani amaç dinden uzaklaşmak değil, dini aslına döndürerek canlandırmaktır.

#18. Tecdit, İslam geleneğinde neyi ifade eder?

Cevap : D) İslam’ın özü bozulmadan yeniden canlandırılması
Açıklama : “Tecdit”, kelime anlamı olarak “yenileme” demektir. İslam geleneğinde, dinin zamanla unutulan, hurafelerle kirlenen veya yanlış uygulanan kısımlarının; Kur’an ve Sünnet’e dönülerek, aslına uygun bir şekilde temizlenmesi, parlatılması ve **İslam’ın özü bozulmadan yeniden canlandırılması** eylemidir. Tecdit, dinde reform (yapısal değişiklik) değil, dini aslına döndürerek tazelemedir.

#19. Modernleşme sürecinde Türk toplumundaki din-devlet ilişkisi nasıl şekillenmiştir?

Cevap : E) Din, devletin kontrolüne girmiştir.
Açıklama : Türk modernleşmesinin ve Cumhuriyet dönemi laiklik anlayışının en belirgin özelliği, Batı’daki gibi din ve devletin kesin ayrılığı (separation) değil, dinin devlet denetimi ve gözetimi altına alınmasıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması, din eğitiminin ve hizmetlerinin devlet eliyle yürütülmesi, dinin devlet dışı veya devlete rakip bir otorite olmasını engellemek amacıyla **devletin kontrolüne girmesi** stratejisinin bir sonucudur.

#20. Aşağıdakilerden hangisi dinin toplumsal işlevlerinden biridir?

Cevap : A) Toplumun dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirmek
Açıklama : Emile Durkheim’ın “Dini Hayatın İlkel Biçimleri” eserinde ortaya koyduğu İşlevselci Yaklaşım’a göre, dinin en temel fonksiyonu toplumsal bütünleşmeyi sağlamaktır. Ortak inançlar, ritüeller ve semboller, bireyleri bir araya getirir, “biz” bilinci oluşturur ve **toplumsal dayanışmayı (solidarity) güçlendirir**. Din, toplumu bir arada tutan “sosyal çimento” işlevi görür.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Din ve Toplum 2025-2026 Final Soruları

Din ve Toplum 2025-2026 Final Soruları

Din ve Toplum 2025-2026 Final Soruları

Din ve Toplum: Sosyolojik Perspektifler, Modernleşme ve Küresel Dönüşümler

Dinin Toplumsal İşlevleri ve Klasik Teoriler

Din sosyolojisinin kurucu babaları, dinin bireysel bir inanç olmanın ötesinde toplumsal yapıyı nasıl şekillendirdiğini incelemişlerdir. Emile Durkheim, dinin en temel fonksiyonunun toplumsal dayanışmayı (solidarity) güçlendirmek ve “sosyal çimento” görevi görmek olduğunu savunur. Ortak ritüeller ve semboller toplumu bir arada tutar. Sosyolojinin bir diğer öncüsü Auguste Comte ise, insan zihninin gelişimini “Üç Hâl Yasası” ile açıklar; buna göre toplumlar Teolojik, Metafizik ve Pozitif (bilimsel) aşamalardan geçer. Karl Marx’ın perspektifinden bakıldığında ise din, toplumsal ekonomik ilişkiler ve üretim biçimi üzerine kurulu olan sınıf farklılıklarını meşrulaştıran bir üst yapı kurumudur.

Dinsel Otorite, Karizma ve Ulema

Otorite tiplerini sınıflayan Max Weber, dinsel liderlerin etkisini karizmatik otorite kavramıyla açıklar. Karizma, liderin takipçileri tarafından kendisine atfedilen olağanüstü ve istisnai niteliklere (lütuf, keramet) dayanır. Weber’e göre bu tür bir liderlik, özellikle mevcut yapıların çözüm üretemediği kriz ve bunalım dönemlerinde ortaya çıkar. Tarihsel süreçte İslam dünyasındaki otorite temsilcileri olan Ulema, modernleşme ile birlikte İslam’ın temel öğretilerini modern dünya ile bağdaştırma çabasında büyük zorluklarla karşılaşmıştır. Bu süreçte ulemanın yorum tekelini kırmak ve güncel sorunlara çözüm üretmek adına “İçtihat Kapısının Yeniden Açılması” çağrıları önem kazanmıştır.

İslam’da Yenilenme: Islah, Tecdit ve Batı’dan Farkı

İslam dünyasındaki değişim hareketleri, Batı’daki sekülerleşme odaklı Reformasyondan temelden ayrılır. Batı’da reform kurumsal kiliseye karşı bir başkaldırı iken; İslam’daki “Islah” ve “Tecdit” hareketleri, dini reddetmek yerine İslam’ın özüne bağlı kalarak dini hurafelerden arındırmayı ve aslına döndürerek yeniden canlandırmayı hedefler. Tecdit kavramı tam olarak İslam’ın özü bozulmadan yeniden canlandırılması eylemini ifade eder.

[Image comparing Western Reformation vs Islamic Islah movements concepts]

Modernleşme, Laiklik ve Türkiye Deneyimi

Türkiye’de modernleşme süreci, din-devlet ilişkilerini kendine özgü bir modelle şekillendirmiştir. Batı tipi kesin bir ayrılıktan ziyade, Cumhuriyet dönemi laikliği dinin devlet kontrolüne girmesi stratejisi üzerine kuruludur. Bu kontrolün en somut mekanizması, 1924’te kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. Bu kurum, bir yandan dini devlet denetiminde tutarken diğer yandan toplumsal dini talepleri karşılayarak laiklik ile din arasında bir denge unsuru işlevi görmüştür. Modernleşme süreci dindarlığı yok etmemiş, aksine sosyoekonomik değişimlere bağlı olarak yeni dindarlık formasyonlarını (kentli dindarlık vb.) ortaya çıkarmıştır. Türk aile yapısı da bu süreçte geleneksel Türk töresi ile dini öğretilerin etkileşimi ile karakterize edilen hibrit bir yapı sergilemiştir.

Küreselleşme ve Din Üzerindeki Etkileri

Küreselleşme; ekonomik, siyasi, teknolojik ve kültürel sınırların kalktığı, dünyanın birbirine karşılıklı bağımlı hale geldiği bir süreçtir. Bu süreç, dinlerin de sınır aşırı yayılmasını sağlarken, aynı zamanda dinin özsel yapısına müdahale etmeye başlamasıyla dinsel gelenekler üzerinde dönüştürücü bir baskı yaratmıştır. Modernleşmenin seküler ve dünyevi yapısı, hayatın her alanını kuşatan İslam anlayışı ile sürekli bir gerilim alanı oluşturmaya devam etmektedir.

@lolonolo_com

Din ve Toplum 2025-2026 Final Soruları

Din ve Toplum 2025-2026 Final Soruları

1. İslam dünyasında reform hareketlerinin Batı’daki reformasyon hareketlerinden farkı nedir?

A) İslam’ın özüne bağlı kalarak yenilik arayışında olunması
B) Reformların sadece ekonomik nedenlere dayanması
C) Reform hareketlerinin Batı’da hiç etkisinin olmaması
D) Dini tamamen ortadan kaldırmayı hedeflemeleri
E) Batı’daki reformların İslam dünyasında kopyalanması

Cevap : A) İslam’ın özüne bağlı kalarak yenilik arayışında olunması

Açıklama : Batı’daki Reformasyon (Luther, Calvin), Kilise otoritesine başkaldırı ve sekülerleşme sürecini tetikleyen, dini kurumsal yapıdan ayıran bir hareketken; İslam dünyasındaki “Islah” (Reform) veya “Tecdit” (Yenilenme) hareketleri (Afgani, Abduh vb.), dini reddetmek veya sekülerleştirmek yerine, İslam’ın ilk kaynaklarına (Kur’an ve Sünnet’e) dönerek, dini hurafelerden arındırmayı ve **İslam’ın özüne bağlı kalarak** modern çağın sorunlarına çözüm üretmeyi amaçlamıştır. Yani amaç dinden uzaklaşmak değil, dini aslına döndürerek canlandırmaktır.

2. Modernleşme sürecinde Türk toplumundaki din-devlet ilişkisi nasıl şekillenmiştir?

A) Din, kamusal yaşamdan tamamen uzaklaştırılmıştır.
B) Din, devletin temel işlevlerinden biri olmuştur.
C) Devlet, dini özgür bırakmıştır.
D) Devlet, dini bir araç olarak kullanmıştır.
E) Din, devletin kontrolüne girmiştir.

Cevap : E) Din, devletin kontrolüne girmiştir.

Açıklama : Türk modernleşmesinin ve Cumhuriyet dönemi laiklik anlayışının en belirgin özelliği, Batı’daki gibi din ve devletin kesin ayrılığı (separation) değil, dinin devlet denetimi ve gözetimi altına alınmasıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması, din eğitiminin ve hizmetlerinin devlet eliyle yürütülmesi, dinin devlet dışı veya devlete rakip bir otorite olmasını engellemek amacıyla **devletin kontrolüne girmesi** stratejisinin bir sonucudur.

3. Aşağıdakilerden hangisi dinin toplumsal işlevlerinden biridir?

A) Toplumun dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirmek
B) Bireylerin rasyonel kararlarını belirlemek
C) Bireysel inançları toplumsallaştırmak
D) Ekonomik gelişmeleri engellemek
E) Toplumsal değişimi hızlandırmak

Cevap : A) Toplumun dayanışmasını ve birlikteliğini güçlendirmek

Açıklama : Emile Durkheim’ın “Dini Hayatın İlkel Biçimleri” eserinde ortaya koyduğu İşlevselci Yaklaşım’a göre, dinin en temel fonksiyonu toplumsal bütünleşmeyi sağlamaktır. Ortak inançlar, ritüeller ve semboller, bireyleri bir araya getirir, “biz” bilinci oluşturur ve **toplumsal dayanışmayı (solidarity) güçlendirir**. Din, toplumu bir arada tutan “sosyal çimento” işlevi görür.

4. İçtihat kapısının yeniden açılması çağrısı hangi amacı taşır?

A) İslam’ın reforme edilmesini sağlama
B) Ulemanın dini tekelini kırarak yeni içtihatlar geliştirilmesi
C) Dini hükümlerin kişisel yorumlara göre düzenlenmesi
D) Modern hukukun uygulanmasını sağlama
E) Dinî ritüellerin yeniden yazılması

Cevap : B) Ulemanın dini tekelini kırarak yeni içtihatlar geliştirilmesi

Açıklama : İslam düşüncesinde “İçtihat Kapısının Kapanması”, belirli bir dönemden sonra (yaklaşık 10-11. yy) alimlerin yeni hüküm üretmeyip taklit (öncekileri tekrar) yoluna gitmesini ifade eder. Modern dönem ıslahatçıları, İslam dünyasının geri kalmışlığını aşmak ve değişen zamanın sorunlarına çözüm bulmak için “İçtihat Kapısının Yeniden Açılması” gerektiğini savunmuşlardır. Bu çağrı, geleneksel **ulemanın dini yorum tekelini kırarak**, aklı ve nasları kullanarak **yeni içtihatlar (yorumlar/çözümler) geliştirilmesini** amaçlar.

5. Aşağıdakilerden hangisi dinin toplumsal işlevlerinden biri değildir?

A) Toplumsal huzuru koruma
B) Dini kuralların bireysel anlamda zorunlu kılınması
C) Sosyal değişimleri etkileme
D) Toplumsal birlik ve dayanışmayı sağlama
E) Toplumsal değerleri ve normları güçlendirme

Cevap : B) Dini kuralların bireysel anlamda zorunlu kılınması

Açıklama : Din sosyolojisinde dinin “toplumsal işlevleri”; huzuru koruma (A), değişimi etkileme (C), dayanışma sağlama (D) ve normları/değerleri pekiştirme (E) gibi makro düzeydeki etkilerdir. Ancak **”Dini kuralların bireysel anlamda zorunlu kılınması”**, sosyolojik bir işlevden ziyade teolojik veya fıkhı bir yükümlülük alanıdır. Sosyoloji, dinin toplum üzerindeki etkisine bakar, bireyin ibadet zorunluluğuna değil.

6. Dinsel itibar ve karizma ilişkisini en iyi tanımlayan ifade nedir?

A) Karizma ve dinsel itibar birbirine zıt kavramlardır.
B) Karizmatik otorite, geleneksel normları reddettiği için dinsel itibarı zayıflatır.
C) Karizmatik dini liderlerin olağanüstü nitelikleri, onların dinsel itibarını ve toplumsal saygınlığını oluşturur.
D) Dinsel itibar, karizmatik liderlerin ekonomik başarılarıyla ölçülür.
E) Dinsel itibar sadece kurumsal yapılarda geçerlidir, karizma ile ilgisizdir.

Cevap : C) Karizmatik dini liderlerin olağanüstü nitelikleri, onların dinsel itibarını ve toplumsal saygınlığını oluşturur.

Açıklama : Max Weber’e göre “Karizma”, bir bireyin sıradan insanlardan ayrılarak olağanüstü, insanüstü veya en azından istisnai güçlere ve niteliklere sahip olduğuna inanılması durumudur. Dini liderler (peygamberler, veliler, şeyhler), takipçileri tarafından bu “olağanüstü niteliklere” (Tanrı vergisi lütuf) sahip görüldükleri için yüksek bir **dinsel itibar ve toplumsal saygınlık** kazanırlar. Otoriteleri kurumsal değil, bu karizmatik niteliklere dayanır.

7. Küreselleşme ile hangi kavram ön plana çıkmıştır?

A) Karşılıklı bağımlılık
B) Bölgeselcilik
C) Gelenekselcilik
D) Bağımsızlık
E) Yerelleşme

Cevap : A) Karşılıklı bağımlılık

Açıklama : Küreselleşme (Globalleşme); ekonomik, siyasi, kültürel ve teknolojik sınırların kalkması ve dünyanın “küresel bir köy” haline gelmesidir. Bu sürecin en temel özelliği, dünyanın bir ucundaki olayın diğer ucunu etkilemesi, yani ülkelerin, toplumların ve ekonomilerin birbirine **”Karşılıklı Bağımlılık” (Interdependence)** derecesinin artmasıdır.

8. Cumhuriyet dönemi boyunca devletin din üzerindeki kontrol mekanizması olarak hangi kurum öne çıkmıştır?

A) Şeriye ve Evkaf Vekaleti
B) Medrese sistemi
C) Tarikatlar
D) Diyanet İşleri Başkanlığı
E) İlahiyat fakülteleri

Cevap : D) Diyanet İşleri Başkanlığı

Açıklama : 3 Mart 1924 tarihinde Şeriye ve Evkaf Vekaleti’nin kaldırılmasıyla kurulan **Diyanet İşleri Başkanlığı**; Cumhuriyet Türkiye’sinde din hizmetlerini yürütmek, dini konularda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevlendirilmiştir. Ancak sosyolojik ve siyasi açıdan bu kurumun temel işlevi, dinin devlet dışında özerk bir güç olmasını engellemek ve dini, devletin denetimi ve **kontrol mekanizması** altında tutmaktır.

9. Küreselleşme süreci hangi alanlarda en büyük etkiye sahiptir?

A) Sadece ekonomik ve kültürel
B) Ekonomik, dini ve ahlaki
C) Sadece askeri ve hukuki
D) Sadece siyasi ve teknolojik
E) Ekonomik, siyasi, teknolojik ve kültürel

Cevap : E) Ekonomik, siyasi, teknolojik ve kültürel

Açıklama : Küreselleşme tek boyutlu bir süreç değildir; çok boyutlu ve kapsamlı bir dönüşümdür. Literatürde küreselleşmenin temel dinamikleri; küresel pazarların oluşumu (**Ekonomik**), ulus-devletin gücünün aşınması ve uluslararası örgütler (**Siyasi**), iletişim devrimi (**Teknolojik**) ve yaşam tarzlarının/değerlerin yayılması (**Kültürel**) olarak sınıflandırılır. Dolayısıyla en kapsamlı ve doğru cevap E şıkkıdır.

10. Modernleşme ile İslam arasındaki temel gerilim kaynağı nedir?

A) Modernleşmenin din ile doğrudan uyumlu olması
B) Modernleşmenin seküler bir faaliyet olması
C) Modernleşmenin İslam’ın ilerici yönlerini desteklemesi
D) İslam’ın insan merkezli bir inanç sistemi olması
E) İslam’ın bilim ve teknoloji ile çelişmesi

Cevap : B) Modernleşmenin seküler bir faaliyet olması

Açıklama : Modernleşme teorisi, toplumsal yaşamın rasyonelleşmesi, farklılaşması ve en önemlisi “dünyevileşmesi” (sekülerleşmesi) üzerine kuruludur. Modernite, aklı ve bilimi merkeze alarak dini otoriteyi kamusal alandan uzaklaştırır. İslam ise hayatın her alanını kuşatan (total) bir din olduğu için, modernleşmenin bu **seküler (din dışı/dünyevi)** yapısı ile İslam’ın kutsal/vahiy merkezli yapısı arasında temel bir ontolojik gerilim ve çatışma alanı oluşur.

11. Dinsel liderlerin toplumdaki etkisi aşağıdakilerden hangisine dayanır?

A) Geleneksel ekonomik yapıya
B) Siyasal güçlerinin fazlalığına
C) Sadece dinî metinlerin yorumlarına
D) Aile bağlarına
E) Toplum tarafindan kendilerine atfedilen olağanüstü niteliklere

Cevap : E) Toplum tarafindan kendilerine atfedilen olağanüstü niteliklere

Açıklama : Weberyan perspektife göre, dinsel liderlerin (özellikle karizmatik olanların) otoritesi ve etkisi, yasalardan veya geleneklerden ziyade; takipçilerinin o lidere atfettiği kutsallık, keramet, mucize gösterme gücü veya ilahi seçim gibi **olağanüstü niteliklere** dayanır. Liderin gücü, inananların bu niteliklere olan inancından gelir.

12. Weber’in karizmatik otorite teorisine göre karizmatik liderlik hangi dönemlerde ortaya çıkar?

A) Ekonomik kalkınmanın hızlandığı dönemlerde
B) Kriz ve bunalım dönemlerinde
C) Dinî ritüellerin azaldığı dönemlerde
D) Eğitimde reform yapıldığında
E) Toplumsal refah dönemlerinde

Cevap : B) Kriz ve bunalım dönemlerinde

Açıklama : Max Weber’e göre “Karizmatik Otorite”, olağan zamanların ve rutinlerin otoritesi değildir. Karizmatik liderler, toplumların geleneksel veya yasal yapılarının çözüm üretemediği, kaos, savaş, ekonomik çöküş veya manevi boşluk gibi **kriz ve bunalım dönemlerinde** ortaya çıkarlar. Toplum, bu krizden kurtulmak için “kurtarıcı” olarak gördüğü karizmatik lidere sığınır.

13. Türk aile yapısı hangi unsurlarla şekillenmiştir?

A) Geleneksel ve dini öğretilerin etkileşimi
B) Sadece modern yaşam tarzı
C) Sadece Batılı aile modelleri
D) Sadece geleneksel değerler
E) Sadece siyasal yapılar

Cevap : A) Geleneksel ve dini öğretilerin etkileşimi

Açıklama : Türk aile yapısı, tarihsel süreç içinde Orta Asya’dan gelen **geleneksel** Türk töresi ile İslamiyet’in kabulünden sonra yerleşen **dini öğretilerin** (İslami aile hukuku ve ahlakı) güçlü bir sentezi ve **etkileşimi** ile şekillenmiştir. Modernleşme ile değişim yaşasa da, temel kodlarda bu iki unsurun (Gelenek ve Din) birleşimi belirleyicidir.

14. Modernleşme süreci Türkiye’de hangi yeni dindarlık formasyonlarını ortaya çıkarmıştır?

A) Geleneksel dindarlığın tamamen reddi
B) Sadece Batı kökenli dindarlık modelleri
C) Sosyokültürel ve sosyoekonomik değişimlere bağlı yeni dindarlık tipolojileri
D) Dindarlığın tamamen kamusal alandan çekilmesi
E) Dinin sadece bireysel bir olgu olarak kabul edilmesi

Cevap : C) Sosyokültürel ve sosyoekonomik değişimlere bağlı yeni dindarlık tipolojileri

Açıklama : Türkiye’de modernleşme, kentleşme ve ekonomik gelişme (orta sınıfın yükselişi), dini ortadan kaldırmamış ancak dindarlık biçimlerini çeşitlendirmiştir. Sadece geleneksel/halk dindarlığı değil; kentli, eğitimli, modern araçları kullanan, hem modern hayatı yaşayan hem de dini kimliğini koruyan (örneğin “Sosyete Dindarlığı”, “Kentli Sofular” veya “İslami Burjuvazi” gibi) **sosyokültürel ve sosyoekonomik değişimlere bağlı yeni dindarlık tipolojileri** ortaya çıkmıştır.

15. Auguste Comte, toplum bilimlerini açıklarken hangi temel yasayı öne sürmüştür?

A) Dini Yasa
B) Kutsal Yasa
C) Evrim Yasası
D) Ekonomi Yasası
E) Üç Hâl Yasası

Cevap : E) Üç Hâl Yasası

Açıklama : Sosyolojinin kurucusu Auguste Comte, insan zihninin ve toplumların gelişimini açıklayan ünlü teorisine **”Üç Hâl Yasası” (Law of Three Stages)** adını vermiştir. Buna göre insanlık düşüncesi sırasıyla; 1. Teolojik (Dini) Aşama, 2. Metafizik (Soyut) Aşama ve 3. Pozitif (Bilimsel) Aşama’dan geçer.

16. Küreselleşmenin din üzerindeki etkisi nasıl tanımlanabilir?

A) Küreselleşme ile din daha önemli hale gelmiştir.
B) Küreselleşme ile dinin rolü güçlenmiştir.
C) Dini değerlerin daha fazla yaygınlaşmasını sağlamıştır.
D) Dinin özsel yapısına müdahale etmeye başlamıştır.
E) Dini tamamen ortadan kaldırmıştır.

Cevap : D) Dinin özsel yapısına müdahale etmeye başlamıştır.

Açıklama :

17. Ulemanın tarih boyunca karşılaştığı en büyük zorluklardan biri nedir?

A) Sadece dini metinlerin açıklanmasıyla uğraşmak
B) Toplumda yeterince tanınmamak
C) İslam’ın temel öğretilerini modern dünya ile bağdaştırma çabası
D) Bilimsel çalışmaların yetersizliği
E) Sadece fikhi meselelerde otorite olma iddiası

Cevap : C) İslam’ın temel öğretilerini modern dünya ile bağdaştırma çabası

Açıklama : Geleneksel İslam alimleri (Ulema), modernite ile birlikte daha önce karşılaşmadıkları yeni bir meydan okumayla yüzleşmişlerdir. Batı kaynaklı modern bilim, hukuk, siyaset ve yaşam tarzının İslam dünyasına girmesiyle; Ulema, değişmez kabul edilen **İslam’ın temel öğretilerini**, sürekli değişen ve sekülerleşen **modern dünyanın** getirdiği yeni durumlarla, çelişkiye düşmeden **bağdaştırma**, yorumlama ve uyumlulaştırma çabasında büyük bir zorluk yaşamıştır.

18. Diyanet İşleri Başkanlığının varlığı, Türkiye’deki laiklik anlayışına nasıl bir etki yapmıştır?

A) Dinî grupları devletle tamamen karşı karşıya getirmiştir.
B) Dini kurumların güçlenmesine neden olmuştur.
C) Laiklik ile din arasında bir denge unsuru olmuştur.
D) Laikliğin ortadan kalkmasına neden olmuştur.
E) Dinin kamusal hayattan tamamen çıkmasına neden olmuştur.

Cevap : C) Laiklik ile din arasında bir denge unsuru olmuştur.

Açıklama : Diyanet İşleri Başkanlığı, Türk tipi laikliğin özgün bir kurumudur. Bir yandan dini devlet kontrolünde tutarak “irtica”yı önlemeyi amaçlarken, diğer yandan halkın dini ihtiyaçlarını (ibadet, eğitim) karşılayarak devlet ile dindar halk arasındaki bağı kurmuştur. Bu yönüyle Diyanet, katı laiklik uygulamaları ile toplumsal dini talepler arasında bir tampon görevi görerek **laiklik ile din arasında bir denge unsuru** olmuş ve çatışmayı yönetilebilir kılmıştır.

19. Marx’a göre sınıf farklılıkları neyin üzerine kuruludur?

A) Bireylerin psikolojik gelişimi
B) Siyasi güç ve otorite ilişkileri
C) Dinî inançların farklılaşması
D) Toplumdaki ekonomik ilişkiler
E) Toplumsal statülerin geçici olması

Cevap : D) Toplumdaki ekonomik ilişkiler

Açıklama : Karl Marx’ın Tarihsel Materyalizm anlayışına göre, toplumun temelini (altyapısını) ekonomi oluşturur. Sınıf farklılıkları ve çatışmaları, üretim araçlarına (sermaye, toprak, fabrika) sahip olanlar (Burjuvazi) ile sahip olmayanlar (Proletarya) arasındaki ilişkiye dayanır. Yani sınıf, tamamen **toplumdaki ekonomik ilişkilere** ve üretim biçimine göre belirlenir.

20. Tecdit, İslam geleneğinde neyi ifade eder?

A) Yeni bir din oluşturulması
B) Dinin yalnızca siyasi bir araç olması
C) Dinin tamamen ortadan kaldırılması
D) İslam’ın özü bozulmadan yeniden canlandırılması
E) Dinî bilgilerin modernize edilmesi

Cevap : D) İslam’ın özü bozulmadan yeniden canlandırılması

Açıklama : “Tecdit”, kelime anlamı olarak “yenileme” demektir. İslam geleneğinde, dinin zamanla unutulan, hurafelerle kirlenen veya yanlış uygulanan kısımlarının; Kur’an ve Sünnet’e dönülerek, aslına uygun bir şekilde temizlenmesi, parlatılması ve **İslam’ın özü bozulmadan yeniden canlandırılması** eylemidir. Tecdit, dinde reform (yapısal değişiklik) değil, dini aslına döndürerek tazelemedir.

@lolonolo_com

Din ve Toplum 2025-2026 Final Soruları

Auzef Sosyoloji Telegram Sosyoloji

Din ve Toplum 2025-2026 Final Soruları

Editor

Editör