LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » İletişim Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları (Güz)
auzefİletişim Sosyolojisisosyoloji

İletişim Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları (Güz)

İletişim Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları (Güz)

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » İletişim Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları (Güz)

#1. Kemal Sayar’a göre “Gün boyu sosyal medya gönderilerine göz gezdiren biri, ülke ve dünya olaylarına dair yeterince bilgi sahibi olduğu yanılsamasına kapılabilir. Sayar’ın bu ifadesi yeni medyanın hangi olumsuz etkisini eleştirmektedir?

Cevap : D) Bilgi kirliliğinin sahih düşünceyi engellemesi
Açıklama : Kemal Sayar’ın bu tespiti, sosyal medyadaki enformasyon bombardımanının yarattığı yüzeyselliğe dikkat çeker. Kullanıcılar, başlıkları okuyarak veya kısa gönderilere bakarak “her şeyi bildiklerini” zannederler (bilgi yanılsaması). Oysa bu bilgiler genellikle parçalı, teyit edilmemiş veya manipülatiftir. Bu durum, derinlemesine ve doğru düşünmeyi (**sahih düşünceyi**) engelleyen bir **bilgi kirliliği (enformasyon obezitesi)** sorunudur.

#2. Ana akım iletişim araştırmaları mevcut sistemin dengeli bir biçimde devamının sağlanmasına yönelik bir amaç güderken, bu mantık ve hipotezlere karşı geliştirilen araştırmaların bütününe verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : D) Eleştirel Yaklaşımlar
Açıklama : İletişim biliminde iki ana paradigma vardır: 1. Ana Akım (Yönetimsel/Administrative) Araştırmalar: Mevcut düzeni veri kabul eder, medyanın etkilerini ölçer ve sistemin verimliliğini artırmayı hedefler (Lazarsfeld, Lasswell vb.). 2. **Eleştirel Yaklaşımlar:** Mevcut kapitalist sistemi, güç ilişkilerini, medyanın sahiplik yapısını ve ideolojik işlevlerini sorgular. Frankfurt Okulu, Ekonomi Politik Yaklaşım ve Kültürel Çalışmalar bu eleştirel şemsiye altındadır. Ana akımın “statüko koruyucu” tavrına karşı çıkar.

#3. Aşağıdakilerden hangisi iletişim sürecinde “gürültü”ye örnek değildir?

Cevap : E) Kodlama sürecinde simgelerin kullanılması
Açıklama : İletişim sürecinde mesajın kaynaktan alıcıya net bir şekilde ulaşmasını engelleyen her türlü faktöre “Gürültü” denir. Fiziksel gürültü (siren sesi – B), psikolojik gürültü (aklı başka yerde olmak – A), fizyolojik gürültü (işitme kaybı – D) ve anlamsal gürültü (farklı referans çerçevesi – C) iletişimi bozar. Ancak **”Kodlama sürecinde simgelerin kullanılması”**, iletişimi bozan bir unsur değil, iletişimin gerçekleşmesi için **zorunlu** olan temel işlemdir. Dil, yazı ve jestler birer simgedir ve bunlar olmadan iletişim kurulamaz.

#4. Frankfurt Okulu üyelerinin temel yaklaşımlarından biri, kitlelerin kapitalistlerin kontrol ettiği ….. tarafından kolayca manipüle edilerek aptallaştırılmasıdır.
Yukarıdaki boşluğa getirilmesi gereken doğru ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Kültür endüstrileri
Açıklama : Frankfurt Okulu’nun kurucularından Adorno ve Horkheimer, “Aydınlanmanın Diyalektiği” adlı eserlerinde **”Kültür Endüstrisi”** kavramını ortaya atmışlardır. Onlara göre; sinema, radyo, dergiler ve müzik gibi kitle kültürü ürünleri, fabrikasyon bir şekilde üretilir ve standartlaştırılır. Bu endüstri, bireylerin eleştirel düşünme yetisini körelterek onları pasif tüketicilere dönüştürür ve kapitalist sistemin devamlılığını sağlamak için kitleleri manipüle eder (aptallaştırır).

#5. Yeni medyanın ortaya çıkmasında enformasyonun hangi formata dönüştürülmesinin kritik bir rolü olmuştur?

Cevap : B) Analog formattan sayısal (dijital) formata
Açıklama : Yeni medyanın (internet, bilgisayar, sosyal medya vb.) geleneksel medyadan (TV, radyo, gazete) ayrıldığı en temel teknik özellik **”Sayısallaşma” (Digitization)** sürecidir. Verilerin (ses, görüntü, metin) 0 ve 1’lerden oluşan ikili kod sistemine (bit’lere) dönüştürülmesi; bilginin saklanmasını, işlenmesini ve ağlar üzerinden ışık hızında iletilmesini sağlamıştır. Analog sinyallerden dijital verilere geçiş, enformasyon çağının ve yeni medyanın temelini oluşturur.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Türkiye’de iletişim araştırmalarının geç kurumsallaşmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : C) Medya teknolojileri üretimi ve araştırma süreçlerinin dışında kalma
Açıklama : Batı’da iletişim araştırmaları, medya teknolojilerinin (telgraf, radyo, TV) gelişimi ve bunların toplumsal etkilerini ölçme ihtiyacıyla paralel ilerlemiştir. Türkiye ise medya teknolojilerini üreten değil, dışarıdan ithal eden (transfer eden) bir ülke konumunda olmuştur. Teknoloji üretiminin ve buna bağlı Ar-Ge süreçlerinin dışında kalınması, bu teknolojilerin etkilerini inceleyecek yerli ve özgün akademik araştırmaların ve kurumsallaşmanın da gecikmesine neden olmuştur.

#7. Medya etiğinin, modern toplumlarda itibarın ve güvenin temeli olduğu vurgulanırken, etik ilkelerin özgürlüklerin önünde bir engel olarak görülmesi aşağıdaki hangi durumun göstergesidir?

Cevap : C) Demokratik kültür ve toplumsal sorumluluk bilincinin yerleşmediği
Açıklama : Medya etiği, basının kendi kendini denetlemesi (özdenetim) ve topluma karşı sorumlu davranması demektir. Eğer bir toplumda veya medya ortamında etik kurallar “sansür” veya “özgürlük kısıtlaması” olarak algılanıyorsa, bu durum orada özgürlük ile sorumluluk arasındaki dengenin kurulamadığını gösterir. Bu algı, **demokratik kültürün ve toplumsal sorumluluk bilincinin** (basının sadece kar etmek değil, kamu yararını gözetmek zorunda olduğu fikrinin) henüz tam olarak **yerleşmediğinin** işaretidir.

#8. Geleneksel medya ve yeni medya arasındaki iletişim biçimi farklılıkları düşünüldüğünde, yeni medyanın geleneksel medyadan temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Yeni medya etkileşimli (çift yönlü) bir iletişim imkanı sunar.
Açıklama : Geleneksel medya (TV, Radyo, Gazete), “bir merkezden çok kişiye” (one-to-many) doğru tek yönlü bir akışa sahiptir; izleyici/okuyucu pasif konumdadır. **Yeni medya** ise kullanıcıya içeriğe müdahale etme, geri bildirim verme, içerik üretme ve diğer kullanıcılarla iletişim kurma olanağı tanıyan **”Etkileşimlilik” (Interactivity)** özelliğine sahiptir. İletişim çift yönlü ve eş zamanlıdır.

#9. Basın özgürlüğü açısından bir klasik sayılan ve “İngiliz Parlamentosu’na Sansürsüz Basın Hakkında Söylev” başlıklı yazıyı kaleme alarak, güçlenmeye başlayan liberalizmin basın alanındaki ilk temsilcisi olan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : B) John Milton
Açıklama : 1644 yılında yayınlanan “Areopagitica” (İngiliz Parlamentosu’na Sansürsüz Basın Hakkında Söylev) adlı eser, basın ve ifade özgürlüğü tarihinin en temel metinlerinden biridir. Bu eserin yazarı şair ve düşünür **John Milton**’dır. Milton, gerçeğin ancak özgür bir tartışma ortamında, fikirlerin serbestçe çarpışmasıyla ortaya çıkacağını savunarak sansüre karşı çıkmış ve liberal basın kuramının öncüsü olmuştur.

#10. Riley & Riley’in iletişim modelinde vurgulanan temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Toplumsal yapı ve sosyal çevrenin iletişime etkisi
Açıklama : John ve Matilda Riley (Riley & Riley) Modeli, iletişimi sadece kaynak ve alıcı arasındaki doğrusal bir süreç olarak görmez. Bu model, hem kaynağın (iletişimcinin) hem de alıcının (izleyicinin) belirli “birincil gruplar” (aile, arkadaş) ve daha geniş “toplumsal yapılar” içinde yer aldığını vurgular. İletişim süreci, bu **toplumsal yapı ve sosyal çevre** tarafından şekillenir ve etkilenir. Yani iletişim sosyolojik bir bağlamda gerçekleşir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Cumhuriyetin ilanından sonra basın alanındaki ilk meslek örgütü olan Türk Basın Birliği, 3511 sayılı yasa ile kurulmuş ve bu yasayla Birliğe üye olmadan gazetecilik yapmak mümkün olmamıştır. Ayrıca Birlik, meslekten geçici uzaklaştırma cezası gibi yaptırım gücüne de sahipti.
Bu durum göz önünda bulundurulduğunda Birliğin yapısı hakkında aşağıdaki hangi çıkarım yapılabilir?

Cevap : C) Yasayla kurulmuş, zorunlu ve devlet denetiminde bir meslek örgütüdür.
Açıklama : 1938 yılında çıkarılan 3511 sayılı Basın Birliği Kanunu, gazetecileri tek bir çatı altında toplamayı hedeflemiş ancak bunu demokratik bir sivil toplum örgütlenmesi şeklinde değil, devletin kontrol mekanizması olarak kurgulamıştır. Üyeliğin zorunlu olması ve birliğin gazetecileri meslekten men etme yetkisinin bulunması, bu yapının özerk olmadığını, aksine **devlet denetiminde ve zorunlu** bir korporatist yapı olduğunu gösterir.

#12. Haberin ekonomik bir ürün olarak metalaştırılarak uluslararası piyasada alınıp satılan bir emtia haline gelmesi aşağıdakilerden hangisinin gelişmesiyle mümkün olmuştur?

Cevap : D) Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle
Açıklama : Matbaadan telgrafa, radyodan televizyona uzanan kitle iletişim araçlarının gelişimi, bilgiyi yerel bir paylaşımdan küresel bir ticaret nesnesine dönüştürmüştür. Haberin hıza dayalı bir “ürün” haline gelmesi ve büyük ajanslar aracılığıyla pazarlanması bu teknolojik altyapı sayesinde gerçekleşmiştir.

#13. Medyanın egemen ideolojiyi onaylama işlevi hangi kavramla ilişkilidir?

Cevap : E) Hegemonya
Açıklama : İtalyan Marksist Antonio Gramsci’nin geliştirdiği **”Hegemonya”** kavramı; egemen sınıfın (iktidarın), toplumun geri kalanı üzerindeki hakimiyetini sadece zor kullanarak değil, onların “rızasını” alarak sürdürmesidir. Medya, bu rızanın üretildiği en önemli araçtır. Medya, egemen sınıfın değerlerini, fikirlerini ve dünya görüşünü “doğal” ve “sağduyu” gibi sunarak **egemen ideolojiyi onaylar** ve yeniden üretir.

#14. Yeni medya ve sosyal medyada etik kuralların uygulanabilirliği tartışılırken, bireysel kullanıcılar için “etik” değil “ahlak” kurallarından söz edilmesinin daha doğru olacağı savunulmuştur.
Bunun temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : B) Etiğin bir mesleğe mensup kişilerin uyması gereken kurallar bütününü ifade etmesi
Açıklama : “Etik” kavramı genellikle belirli bir formasyona sahip profesyonel grupların (gazetecilik etiği, tıp etiği vb.) uyması gereken yazılı veya yazısız meslek ilkelerini ifade eder. Oysa sosyal medyada içerik üreten sıradan kullanıcılar (vatandaşlar) bir meslek grubuna dahil değildir. Bu nedenle, onların davranışlarını düzenleyen normlar, mesleki “etik”ten ziyade, bireysel vicdan ve toplumsal değerlere dayalı **”ahlak”** kavramıyla daha doğru açıklanır.

#15. İletişim biliminin disiplin olarak geç kabul edilmesinin temel nedenlerinden biri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Herkesin dahil olabildiği sınırları net olmayan bir disiplin olması
Açıklama : İletişim bilimi; sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimi, dilbilim ve antropoloji gibi birçok farklı disiplinden beslenen “disiplinlerarası” (interdisipliner) bir alandır. Başlangıçta sınırlarının belirsiz olması, konusunun her alana (siyasal iletişim, kişilerarası iletişim vb.) yayılması ve kendine özgü metodolojisinin geç oturması, onun bağımsız bir akademik disiplin olarak kabulünü geciktirmiştir. “Kavşak disiplin” olması hem avantajı hem de kurumsallaşma engelidir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Marksist Okulun teorideki örgütlenmesinin pratiğe dökülememesi, işçi sınıfı hareketi ve anti otoriteryen öğrenci hareketlerine eklemlenememesinden dolayı eleştirilmesi, Frankfurt Okulu tarafından aşağıdaki hangi hayati önem taşıyan kavramla ilişki kurmayı başaramadığını göstermektedir?

Cevap : E) Praksis
Açıklama : Marksist felsefede **”Praksis”**, teorinin eyleme dönüştürülmesi, düşüncenin pratik hayatı ve toplumu dönüştürmek için kullanılması demektir. Frankfurt Okulu düşünürleri (Adorno, Horkheimer), toplumu ve kültürü çok derinlemesine analiz etmelerine rağmen, bu eleştirilerini somut bir siyasi eyleme veya devrimci harekete dönüştürememişler; “fildişi kulelerinde” kalmakla suçlanmışlardır. Bu durum, onların teori ile **Praksis (eylem)** arasındaki bağı kuramadıklarını gösterir.

#17. Demokratik rejimlerde kamuoyunun rolü aşağıdakilerden hangisiyle en doğru şekilde ifade edilir?

Cevap : B) Seçimler, medya ve sivil toplum aracılığıyla iktidar üzerinde denetim mekanizması oluşturur.
Açıklama : Demokratik toplumlarda kamuoyu, sadece seçim zamanı oy veren pasif bir kitle değildir. Kamuoyu; medya, sivil toplum kuruluşları, protestolar ve tartışma platformları aracılığıyla siyasi iktidarı sürekli olarak izler, eleştirir ve **denetler**. Bu sayede yönetimin keyfi uygulamalarını sınırlar ve hesap verebilirliği sağlar. Demokrasinin işleyişi bu sürekli denetim mekanizmasına bağlıdır.

#18. John Stuart Mill’in savunduğu “Haberin serbest akışı ilkesi”, liberal ekonominin iletişimsel ufkunu belirlerken, aşağıdaki hangi temel ilkenin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır?

Cevap : C) Malların ve işgücünün serbest dolaşımı ilkesi
Açıklama : Liberalizm, ekonomik özgürlükler ile siyasi/iletişimsel özgürlükler arasında doğrudan bir bağ kurar. John Stuart Mill gibi liberal düşünürlere göre; piyasada **malların serbest dolaşımı (Laissez-faire)** ne kadar gerekliyse, fikirlerin ve haberlerin serbest dolaşımı da o kadar gereklidir. “Fikirlerin Serbest Pazarı” (Marketplace of Ideas) kavramı, liberal ekonominin serbest ticaret ilkesinin iletişim alanına yansımasıdır.

#19. Demokratik sistemleri ayakta tutan en önemli dayanaklardan biri olan medyanın, başta kendi hükümeti olmak üzere, uluslararası sistemi sorgulayabilmesi ve özgürce eleştirebilmesi aşağıdaki hangi rolünü yerine getirmesi açısından önemlidir?

Cevap : E) Bekçi rolü
Açıklama : Liberal demokratik teoride medya, yasama, yürütme ve yargıdan sonra “Dördüncü Güç” olarak kabul edilir. Medyanın temel görevi; halk adına iktidarı denetlemek, yolsuzlukları ortaya çıkarmak, gücün kötüye kullanımını engellemek ve kamu yararını savunmaktır. Hükümeti ve sistemleri sorgulayan bu işleve literatürde **”Gözetim”** veya daha yaygın adıyla **”Bekçi Köpeği” (Watchdog)** rolü denir.

#20. Frankfurt Okulu’nun ortaya çıkmasına neden olan temel sebeplerden biri olarak, Bolşevik İhtilali’nin beklendiği gibi Avrupa’ya yayılmaması ve Marx tarafından tahmin edilen devrimci sosyalist değişimin açık bir başarısızlığının olması aşağıdaki hangi sonucu doğurmuştur?

Cevap : D) Yeni bir eleştirel yaklaşım ortaya çıkması
Açıklama : Klasik Marksizm, kapitalizmin kendi çelişkileri nedeniyle çökeceğini ve işçi devriminin kaçınılmaz olduğunu öngörüyordu. Ancak 1917 Rus Devrimi’nin Batı Avrupa’ya (Almanya, İngiltere) sıçramaması ve faşizmin yükselmesi, Ortodoks Marksizmin “ekonomik determinizm” anlayışının yetersizliğini gösterdi. Frankfurt Okulu düşünürleri, bu durumu açıklamak için üstyapı kurumlarına (kültür, ideoloji, medya) odaklanan **”Eleştirel Teori”yi (Yeni bir eleştirel yaklaşım)** geliştirdiler.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

İletişim Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları (Güz)

İletişim Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları (Güz)

İletişim Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları VİDEO İZLE

İletişim Sosyolojisi: Eleştirel Teoriler, Medya Hegemonyası ve Dijital Dönüşüm

Frankfurt Okulu ve Kültür Endüstrisi Eleştirisi

İletişim sosyolojisinin en köklü eleştirel damarlarından biri olan Frankfurt Okulu, modern toplumun kültürel dokusunu kapitalist üretim ilişkileri üzerinden analiz eder. Adorno ve Horkheimer, kitle kültürünün fabrikasyon bir üretim sürecine dönüştüğünü vurgulamak için “Kültür Endüstrisi” kavramını geliştirmişlerdir. Bu yaklaşıma göre medya ve popüler kültür ürünleri, kitleleri manipüle ederek onları eleştirel düşünceden uzaklaştıran ve sistemi onaylayan pasif tüketiciler haline getiren bir “aptallaştırma” mekanizmasıdır. Okulun ortaya çıkışındaki temel motivasyon, Marksist devrim öngörülerinin Avrupa’da başarısız olmasıyla birlikte, ekonomik determinizmin ötesine geçerek üstyapı kurumlarını (ideoloji ve medya) inceleyen yeni bir eleştirel yaklaşım geliştirme ihtiyacıdır. Ancak bu teorisyenler, derin analizlerini somut siyasi eyleme, yani praksis kavramına dönüştüremedikleri gerekçesiyle sıkça eleştirilmişlerdir.

Gelenekselden Yeni Medyaya: Sayısallaşma ve Etkileşim

İletişim teknolojilerindeki devrim, enformasyonun analog formattan sayısal (dijital) formata dönüştürülmesiyle başlamıştır. Sayısallaşma (Digitization), verilerin 0 ve 1’lerden oluşan kodlarla işlenmesini sağlayarak yeni medyanın temelini atmıştır. Yeni medyanın geleneksel medyadan (TV, gazete vb.) en büyük yapısal farkı, kullanıcıya içerik üretme ve müdahale etme şansı tanıyan etkileşimli (çift yönlü) iletişim imkanı sunmasıdır. Ancak Kemal Sayar gibi düşünürlerin vurguladığı gibi, bu dijital bolluk her zaman sahih bilgiye yol açmaz; aksine bilgi kirliliği ve yüzeysel bir “her şeyi bilme” yanılsaması yaratarak derinlikli düşünceyi engelleyebilir.

Liberal Basın Kuramı ve Haberin Serbest Akışı

Liberal düşüncenin iletişim alanındaki yansımaları, fikirlerin serbestçe çarpıştığı bir pazar yerini arzular. Bu geleneğin öncüsü John Milton, 1644 tarihli Areopagitica söyleviyle sansüre karşı çıkarak gerçeğin ancak özgürlük ortamında bulunabileceğini savunmuştur. John Stuart Mill’in savunduğu “haberin serbest akışı” ilkesi ise liberal ekonominin malların ve işgücünün serbest dolaşımı ilkesinin iletişimsel bir sonucudur. Demokratik sistemlerde medyanın en hayati işlevi, iktidarı halk adına denetleyen bir “Bekçi Köpeği” (Watchdog) rolü üstlenmesidir. Kamuoyu ise medya ve sivil toplum aracılığıyla bu denetim mekanizmasını sürekli kılarak hesap verebilirliği sağlar.

Hegemonya, İdeoloji ve Toplumsal Yapı

İktidarın toplum üzerindeki etkisi sadece baskıyla değil, aynı zamanda rıza üretimiyle sağlanır. Antonio Gramsci’nin geliştirdiği Hegemonya kavramı, medyanın egemen ideolojiyi “doğal bir sağduyu” gibi sunarak onaylama işlevini açıklar. İletişim süreci sadece bireyler arasında değil, Riley & Riley modelinde vurgulandığı gibi, bireylerin içinde bulunduğu toplumsal yapı ve sosyal çevre tarafından şekillenir. Mesajın alıcıya ulaşmasını engelleyen fiziksel, psikolojik veya anlamsal engellere “gürültü” denirken; kodlama sürecinde simgelerin kullanılması, gürültü değil iletişimin kurucu unsurudur.

Türkiye’de Basın Örgütlenmesi ve İletişim Araştırmaları

Türkiye’de iletişim alanındaki gelişmeler genellikle teknoloji üretimi yerine medya teknolojileri transferi üzerinden şekillenmiştir. Bu durum, yerli kuramsallaşmanın ve akademik araştırmaların kurumsallaşmasının gecikmesine neden olmuştur. Erken Cumhuriyet döneminde kurulan Türk Basın Birliği gibi yapılar, özerk bir sivil toplum örgütü olmaktan ziyade, yasayla kurulmuş ve üyeliği zorunlu kılan devlet denetiminde bir meslek örgütü karakteri taşımıştır. Günümüzde ise medya etiği tartışmaları, demokratik kültürün yerleşmesi ve özgürlük-sorumluluk dengesinin kurulması açısından kritik bir öneme sahiptir.

İletişim Biliminin Sınırları ve Etik-Ahlak Ayrımı

İletişim biliminin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi, sınırlarının net olmaması ve her alana dahil olabilen interdisipliner yapısı nedeniyle zaman almıştır. Yeni medya ortamında etik kurallar tartışılırken, profesyonel meslek grupları için “etik” kavramı kullanılırken; bireysel kullanıcılar için vicdani yükümlülükleri ifade eden “ahlak” kavramının kullanımı daha isabetli bulunmuştur. Haberin ekonomik bir emtia olarak metalaşması ise kitle iletişim araçlarının küresel ölçekte gelişmesiyle ivme kazanmıştır.

@lolonolo_com

İletişim Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları (Güz)

İletişim Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları (Güz)

1. Frankfurt Okulu üyelerinin temel yaklaşımlarından biri, kitlelerin kapitalistlerin kontrol ettiği ….. tarafından kolayca manipüle edilerek aptallaştırılmasıdır.
Yukarıdaki boşluğa getirilmesi gereken doğru ifade aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kültür endüstrileri
B) Sivil toplum kuruluşları
C) Liberal kurumlar
D) Haber ajansları
E) Sendika hareketleri

Cevap : A) Kültür endüstrileri

Açıklama : Frankfurt Okulu’nun kurucularından Adorno ve Horkheimer, “Aydınlanmanın Diyalektiği” adlı eserlerinde **”Kültür Endüstrisi”** kavramını ortaya atmışlardır. Onlara göre; sinema, radyo, dergiler ve müzik gibi kitle kültürü ürünleri, fabrikasyon bir şekilde üretilir ve standartlaştırılır. Bu endüstri, bireylerin eleştirel düşünme yetisini körelterek onları pasif tüketicilere dönüştürür ve kapitalist sistemin devamlılığını sağlamak için kitleleri manipüle eder (aptallaştırır).

2. Yeni medyanın ortaya çıkmasında enformasyonun hangi formata dönüştürülmesinin kritik bir rolü olmuştur?

A) Mekanik formattan sanal formata
B) Analog formattan sayısal (dijital) formata
C) Metinsel formattan görsel formata
D) Analog formattan mekanik formata
E) Endüstriyel formattan kültürel formata

Cevap : B) Analog formattan sayısal (dijital) formata

Açıklama : Yeni medyanın (internet, bilgisayar, sosyal medya vb.) geleneksel medyadan (TV, radyo, gazete) ayrıldığı en temel teknik özellik **”Sayısallaşma” (Digitization)** sürecidir. Verilerin (ses, görüntü, metin) 0 ve 1’lerden oluşan ikili kod sistemine (bit’lere) dönüştürülmesi; bilginin saklanmasını, işlenmesini ve ağlar üzerinden ışık hızında iletilmesini sağlamıştır. Analog sinyallerden dijital verilere geçiş, enformasyon çağının ve yeni medyanın temelini oluşturur.

3. Cumhuriyetin ilanından sonra basın alanındaki ilk meslek örgütü olan Türk Basın Birliği, 3511 sayılı yasa ile kurulmuş ve bu yasayla Birliğe üye olmadan gazetecilik yapmak mümkün olmamıştır. Ayrıca Birlik, meslekten geçici uzaklaştırma cezası gibi yaptırım gücüne de sahipti.
Bu durum göz önünda bulundurulduğunda Birliğin yapısı hakkında aşağıdaki hangi çıkarım yapılabilir?

A) Yalnızca mesleki rekabeti düzenlemekle görevlidir.
B) Tamamen bağımsız bir sivil toplum kuruluşudur.
C) Yasayla kurulmuş, zorunlu ve devlet denetiminde bir meslek örgütüdür.
D) Yalnızca kişisel etik ilkeleri belirlemiştir.
E) Sadece özdenetim amaçlı kurulmuştur.

Cevap : C) Yasayla kurulmuş, zorunlu ve devlet denetiminde bir meslek örgütüdür.

Açıklama : 1938 yılında çıkarılan 3511 sayılı Basın Birliği Kanunu, gazetecileri tek bir çatı altında toplamayı hedeflemiş ancak bunu demokratik bir sivil toplum örgütlenmesi şeklinde değil, devletin kontrol mekanizması olarak kurgulamıştır. Üyeliğin zorunlu olması ve birliğin gazetecileri meslekten men etme yetkisinin bulunması, bu yapının özerk olmadığını, aksine **devlet denetiminde ve zorunlu** bir korporatist yapı olduğunu gösterir.

4. Aşağıdakilerden hangisi iletişim sürecinde “gürültü”ye örnek değildir?

A) Öğrencinin dersteyken aklının başka yerde olması
B) Sokaktan gelen siren sesi
C) Hedefin farklı referans çerçevesine sahip olması
D) İşitme kaybı yaşayan bir bireyin konuşmayı duyamaması
E) Kodlama sürecinde simgelerin kullanılması

Cevap : E) Kodlama sürecinde simgelerin kullanılması

Açıklama : İletişim sürecinde mesajın kaynaktan alıcıya net bir şekilde ulaşmasını engelleyen her türlü faktöre “Gürültü” denir. Fiziksel gürültü (siren sesi – B), psikolojik gürültü (aklı başka yerde olmak – A), fizyolojik gürültü (işitme kaybı – D) ve anlamsal gürültü (farklı referans çerçevesi – C) iletişimi bozar. Ancak **”Kodlama sürecinde simgelerin kullanılması”**, iletişimi bozan bir unsur değil, iletişimin gerçekleşmesi için **zorunlu** olan temel işlemdir. Dil, yazı ve jestler birer simgedir ve bunlar olmadan iletişim kurulamaz.

5. Frankfurt Okulu’nun ortaya çıkmasına neden olan temel sebeplerden biri olarak, Bolşevik İhtilali’nin beklendiği gibi Avrupa’ya yayılmaması ve Marx tarafından tahmin edilen devrimci sosyalist değişimin açık bir başarısızlığının olması aşağıdaki hangi sonucu doğurmuştur?

A) Sendika araştırmalarına yoğunlaşılması
B) Ekonomik determinizm anlayışının güçlendirilmesi
C) Geleneksel kuramın toplumu açıklama amacına dönülmesi
D) Yeni bir eleştirel yaklaşımın ortaya çıkması
E) Pozitivist bilim anlayışıyla hesaplaşma

Cevap : D) Yeni bir eleştirel yaklaşımın ortaya çıkması

Açıklama : Klasik Marksizm, kapitalizmin kendi çelişkileri nedeniyle çökeceğini ve işçi devriminin kaçınılmaz olduğunu öngörüyordu. Ancak 1917 Rus Devrimi’nin Batı Avrupa’ya (Almanya, İngiltere) sıçramaması ve faşizmin yükselmesi, Ortodoks Marksizmin “ekonomik determinizm” anlayışının yetersizliğini gösterdi. Frankfurt Okulu düşünürleri, bu durumu açıklamak için üstyapı kurumlarına (kültür, ideoloji, medya) odaklanan **”Eleştirel Teori”yi (Yeni bir eleştirel yaklaşım)** geliştirdiler.

6. Basın özgürlüğü açısından bir klasik sayılan ve “İngiliz Parlamentosu’na Sansürsüz Basın Hakkında Söylev” başlıklı yazıyı kaleme alarak, güçlenmeye başlayan liberalizmin basın alanındaki ilk temsilcisi olan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

A) John Locke
B) John Milton
C) John Stuart Mill
D) Max Horkheimer
E) Chalmers Roberts

Cevap : B) John Milton

Açıklama : 1644 yılında yayınlanan “Areopagitica” (İngiliz Parlamentosu’na Sansürsüz Basın Hakkında Söylev) adlı eser, basın ve ifade özgürlüğü tarihinin en temel metinlerinden biridir. Bu eserin yazarı şair ve düşünür **John Milton**’dır. Milton, gerçeğin ancak özgür bir tartışma ortamında, fikirlerin serbestçe çarpışmasıyla ortaya çıkacağını savunarak sansüre karşı çıkmış ve liberal basın kuramının öncüsü olmuştur.

7. Geleneksel medya ve yeni medya arasındaki iletişim biçimi farklılıkları düşünüldüğünde, yeni medyanın geleneksel medyadan temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yeni medya etkileşimli (çift yönlü) bir iletişim imkanı sunar.
B) Yeni medya sadece yazılı içerik sunar.
C) Geleneksel medya birden fazla alt yapıyı kullanır.
D) Geleneksel medya küresel bir erişime sahiptir.
E) Yeni medya kurumsal bir yapı içerisinde çalışır.

Cevap : A) Yeni medya etkileşimli (çift yönlü) bir iletişim imkanı sunar.

Açıklama : Geleneksel medya (TV, Radyo, Gazete), “bir merkezden çok kişiye” (one-to-many) doğru tek yönlü bir akışa sahiptir; izleyici/okuyucu pasif konumdadır. **Yeni medya** ise kullanıcıya içeriğe müdahale etme, geri bildirim verme, içerik üretme ve diğer kullanıcılarla iletişim kurma olanağı tanıyan **”Etkileşimlilik” (Interactivity)** özelliğine sahiptir. İletişim çift yönlü ve eş zamanlıdır.

8. Marksist Okulun teorideki örgütlenmesinin pratiğe dökülememesi, işçi sınıfı hareketi ve anti otoriteryen öğrenci hareketlerine eklemlenememesinden dolayı eleştirilmesi, Frankfurt Okulu tarafından aşağıdaki hangi hayati önem taşıyan kavramla ilişki kurmayı başaramadığını göstermektedir?

A) Determinizm
B) Hegemonya
C) Ideoloji
D) Aydınlanma
E) Praksis

Cevap : E) Praksis

Açıklama : Marksist felsefede **”Praksis”**, teorinin eyleme dönüştürülmesi, düşüncenin pratik hayatı ve toplumu dönüştürmek için kullanılması demektir. Frankfurt Okulu düşünürleri (Adorno, Horkheimer), toplumu ve kültürü çok derinlemesine analiz etmelerine rağmen, bu eleştirilerini somut bir siyasi eyleme veya devrimci harekete dönüştürememişler; “fildişi kulelerinde” kalmakla suçlanmışlardır. Bu durum, onların teori ile **Praksis (eylem)** arasındaki bağı kuramadıklarını gösterir.

9. Kemal Sayar’a göre “Gün boyu sosyal medya gönderilerine göz gezdiren biri, ülke ve dünya olaylarına dair yeterince bilgi sahibi olduğu yanılsamasına kapılabilir. Sayar’ın bu ifadesi yeni medyanın hangi olumsuz etkisini eleştirmektedir?

A) Yüz yüze iletişimin azalması
B) Sayısallaşma ilkesinin tek yönlü iletişime izin vermesi
C) Toplumsal hareketlere destek vermemesi
D) Bilgi kirliliğinin sahih düşünceyi engellemesi
E) İnternetin tamamen ticarileşmesi

Cevap : D) Bilgi kirliliğinin sahih düşünceyi engellemesi

Açıklama : Kemal Sayar’ın bu tespiti, sosyal medyadaki enformasyon bombardımanının yarattığı yüzeyselliğe dikkat çeker. Kullanıcılar, başlıkları okuyarak veya kısa gönderilere bakarak “her şeyi bildiklerini” zannederler (bilgi yanılsaması). Oysa bu bilgiler genellikle parçalı, teyit edilmemiş veya manipülatiftir. Bu durum, derinlemesine ve doğru düşünmeyi (**sahih düşünceyi**) engelleyen bir **bilgi kirliliği (enformasyon obezitesi)** sorunudur.

10. Medyanın egemen ideolojiyi onaylama işlevi hangi kavramla ilişkilidir?

A) Liberalizm
B) Anarşi
C) Özerklik
D) Romantizm
E) Hegemonya

Cevap : E) Hegemonya

Açıklama : İtalyan Marksist Antonio Gramsci’nin geliştirdiği **”Hegemonya”** kavramı; egemen sınıfın (iktidarın), toplumun geri kalanı üzerindeki hakimiyetini sadece zor kullanarak değil, onların “rızasını” alarak sürdürmesidir. Medya, bu rızanın üretildiği en önemli araçtır. Medya, egemen sınıfın değerlerini, fikirlerini ve dünya görüşünü “doğal” ve “sağduyu” gibi sunarak **egemen ideolojiyi onaylar** ve yeniden üretir.

11. John Stuart Mill’in savunduğu “Haberin serbest akışı ilkesi”, liberal ekonominin iletişimsel ufkunu belirlerken, aşağıdaki hangi temel ilkenin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır?

A) Demokratik sistemlerin gelişmesi
B) Fikir ve ifade özgürlüğünün evrenselleşmesi
C) Malların ve işgücünün serbest dolaşımı ilkesi
D) Ulusal sınırların ortadan kalkması
E) Tüketimin serbestleşmesi

Cevap : C) Malların ve işgücünün serbest dolaşımı ilkesi

Açıklama : Liberalizm, ekonomik özgürlükler ile siyasi/iletişimsel özgürlükler arasında doğrudan bir bağ kurar. John Stuart Mill gibi liberal düşünürlere göre; piyasada **malların serbest dolaşımı (Laissez-faire)** ne kadar gerekliyse, fikirlerin ve haberlerin serbest dolaşımı da o kadar gereklidir. “Fikirlerin Serbest Pazarı” (Marketplace of Ideas) kavramı, liberal ekonominin serbest ticaret ilkesinin iletişim alanına yansımasıdır.

12. Demokratik rejimlerde kamuoyunun rolü aşağıdakilerden hangisiyle en doğru şekilde ifade edilir?

A) Yöneticilerin seçimlerle belirlenmesini sağlar, bunun dışında denetim işlevi bulunmaz.
B) Seçimler, medya ve sivil toplum aracılığıyla iktidar üzerinde denetim mekanizması oluşturur.
C) Kamuoyu, baskı yoluyla rızanın sağlanmasını meşrulaştırır.
D) Demokrasi, kamuoyunun oluşumunu gereksiz görür.
E) Yalnızca seçim dönemlerinde ortaya çıkar ve başka bir işlevi yoktur.

Cevap : B) Seçimler, medya ve sivil toplum aracılığıyla iktidar üzerinde denetim mekanizması oluşturur.

Açıklama : Demokratik toplumlarda kamuoyu, sadece seçim zamanı oy veren pasif bir kitle değildir. Kamuoyu; medya, sivil toplum kuruluşları, protestolar ve tartışma platformları aracılığıyla siyasi iktidarı sürekli olarak izler, eleştirir ve **denetler**. Bu sayede yönetimin keyfi uygulamalarını sınırlar ve hesap verebilirliği sağlar. Demokrasinin işleyişi bu sürekli denetim mekanizmasına bağlıdır.

13. Yeni medya ve sosyal medyada etik kuralların uygulanabilirliği tartışılırken, bireysel kullanıcılar için “etik” değil “ahlak” kurallarından söz edilmesinin daha doğru olacağı savunulmuştur.
Bunun temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yeni medyada toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretilmesi
B) Etiğin bir mesleğe mensup kişilerin uyması gereken kurallar bütününü ifade etmesi
C) Yeni medyanın yasal düzenlemelerden muaf tutulması
D) Bireylerin aynı anda hem üretici hem de tüketici olması
E) Yeni medyanın kontrolsüz bir alan olması

Cevap : B) Etiğin bir mesleğe mensup kişilerin uyması gereken kurallar bütününü ifade etmesi

Açıklama : “Etik” kavramı genellikle belirli bir formasyona sahip profesyonel grupların (gazetecilik etiği, tıp etiği vb.) uyması gereken yazılı veya yazısız meslek ilkelerini ifade eder. Oysa sosyal medyada içerik üreten sıradan kullanıcılar (vatandaşlar) bir meslek grubuna dahil değildir. Bu nedenle, onların davranışlarını düzenleyen normlar, mesleki “etik”ten ziyade, bireysel vicdan ve toplumsal değerlere dayalı **”ahlak”** kavramıyla daha doğru açıklanır.

14. İletişim biliminin disiplin olarak geç kabul edilmesinin temel nedenlerinden biri aşağıdakilerden hangisidir?

A) Herkesin dahil olabildiği sınırları net olmayan bir disiplin olması
B) Teknolojik yetersizlik
C) Öğrencilerin iletişim bilimine ilgisizliği
D) Doğa bilimlerinin iletişimi yok sayması
E) Kaynak eksikliği

Cevap : A) Herkesin dahil olabildiği sınırları net olmayan bir disiplin olması

Açıklama : İletişim bilimi; sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimi, dilbilim ve antropoloji gibi birçok farklı disiplinden beslenen “disiplinlerarası” (interdisipliner) bir alandır. Başlangıçta sınırlarının belirsiz olması, konusunun her alana (siyasal iletişim, kişilerarası iletişim vb.) yayılması ve kendine özgü metodolojisinin geç oturması, onun bağımsız bir akademik disiplin olarak kabulünü geciktirmiştir. “Kavşak disiplin” olması hem avantajı hem de kurumsallaşma engelidir.

15. Riley & Riley’in iletişim modelinde vurgulanan temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

A) Toplumsal yapı ve sosyal çevrenin iletişime etkisi
B) İletişimin yalnızca bireyler arası olması
C) İletişimde yalnızca kanalın rolü
D) Medya mesajlarının doğrudan etkilemesi
E) İzleyicinin tamamen pasif olması

Cevap : A) Toplumsal yapı ve sosyal çevrenin iletişime etkisi

Açıklama : John ve Matilda Riley (Riley & Riley) Modeli, iletişimi sadece kaynak ve alıcı arasındaki doğrusal bir süreç olarak görmez. Bu model, hem kaynağın (iletişimcinin) hem de alıcının (izleyicinin) belirli “birincil gruplar” (aile, arkadaş) ve daha geniş “toplumsal yapılar” içinde yer aldığını vurgular. İletişim süreci, bu **toplumsal yapı ve sosyal çevre** tarafından şekillenir ve etkilenir. Yani iletişim sosyolojik bir bağlamda gerçekleşir.

16. Türkiye’de iletişim araştırmalarının geç kurumsallaşmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) İletişim eğitim kurumlarının çok erken ve yaygın açılması
B) Saha araştırmalarının aşırı fonlanması
C) Medya teknolojileri üretimi ve araştırma süreçlerinin dışında kalma
D) Yerli teorik birikimin fazlalığı
E) Erken televizyonlaşma ve yoğun Ar-Ge

Cevap : C) Medya teknolojileri üretimi ve araştırma süreçlerinin dışında kalma

Açıklama : Batı’da iletişim araştırmaları, medya teknolojilerinin (telgraf, radyo, TV) gelişimi ve bunların toplumsal etkilerini ölçme ihtiyacıyla paralel ilerlemiştir. Türkiye ise medya teknolojilerini üreten değil, dışarıdan ithal eden (transfer eden) bir ülke konumunda olmuştur. Teknoloji üretiminin ve buna bağlı Ar-Ge süreçlerinin dışında kalınması, bu teknolojilerin etkilerini inceleyecek yerli ve özgün akademik araştırmaların ve kurumsallaşmanın da gecikmesine neden olmuştur.

17. Medya etiğinin, modern toplumlarda itibarın ve güvenin temeli olduğu vurgulanırken, etik ilkelerin özgürlüklerin önünde bir engel olarak görülmesi aşağıdaki hangi durumun göstergesidir?

A) Medyanın muğlak statüsünün olması
B) Ahlakın zorunlu ve değişmeyen davranış kurallarına işaret ettiği
C) Demokratik kültür ve toplumsal sorumluluk bilincinin yerleşmediği
D) Meslek etiğinin iş dünyasında sistematik olarak tartışılmasının yeni bir olgu olduğu
E) Hukuk kurallarının ahlak kurallarından daha katı olması

Cevap : C) Demokratik kültür ve toplumsal sorumluluk bilincinin yerleşmediği

Açıklama : Medya etiği, basının kendi kendini denetlemesi (özdenetim) ve topluma karşı sorumlu davranması demektir. Eğer bir toplumda veya medya ortamında etik kurallar “sansür” veya “özgürlük kısıtlaması” olarak algılanıyorsa, bu durum orada özgürlük ile sorumluluk arasındaki dengenin kurulamadığını gösterir. Bu algı, **demokratik kültürün ve toplumsal sorumluluk bilincinin** (basının sadece kar etmek değil, kamu yararını gözetmek zorunda olduğu fikrinin) henüz tam olarak **yerleşmediğinin** işaretidir.

18. Demokratik sistemleri ayakta tutan en önemli dayanaklardan biri olan medyanın, başta kendi hükümeti olmak üzere, uluslararası sistemi sorgulayabilmesi ve özgürce eleştirebilmesi aşağıdaki hangi rolünü yerine getirmesi açısından önemlidir?

A) Pazarlama rolü
B) Tüketici rolü
C) Ideolojik aygıt rolü
D) Ombudsmanlık
E) Bekçi rolü

Cevap : E) Bekçi rolü

Açıklama : Liberal demokratik teoride medya, yasama, yürütme ve yargıdan sonra “Dördüncü Güç” olarak kabul edilir. Medyanın temel görevi; halk adına iktidarı denetlemek, yolsuzlukları ortaya çıkarmak, gücün kötüye kullanımını engellemek ve kamu yararını savunmaktır. Hükümeti ve sistemleri sorgulayan bu işleve literatürde **”Gözetim”** veya daha yaygın adıyla **”Bekçi Köpeği” (Watchdog)** rolü denir.

19. Haberin ekonomik bir ürün olarak metalaştırılarak uluslararası piyasada alınıp satılan bir emtia haline gelmesi aşağıdakilerden hangisinin gelişmesiyle mümkün olmuştur?

A) Uluslararası Telgraf Birliği’nin (ITU) kurulmasıyla
B) Yeni Dünya Enformasyon ve İletişim Düzeni’nin kurulmasıyla
C) Optik telgrafın yaygınlaşmasıyla
D) Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle
E) Radyo dalgalarının keşfiyle

Cevap : D) Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle

Açıklama :

20. Ana akım iletişim araştırmaları mevcut sistemin dengeli bir biçimde devamının sağlanmasına yönelik bir amaç güderken, bu mantık ve hipotezlere karşı geliştirilen araştırmaların bütününe verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?

A) Pozitivist Kuramlar
B) İşlevselci Teoriler
C) Postmodern Teoriler
D) Eleştirel Yaklaşımlar
E) Liberal Yaklaşımlar

Cevap : D) Eleştirel Yaklaşımlar

Açıklama : İletişim biliminde iki ana paradigma vardır: 1. Ana Akım (Yönetimsel/Administrative) Araştırmalar: Mevcut düzeni veri kabul eder, medyanın etkilerini ölçer ve sistemin verimliliğini artırmayı hedefler (Lazarsfeld, Lasswell vb.). 2. **Eleştirel Yaklaşımlar:** Mevcut kapitalist sistemi, güç ilişkilerini, medyanın sahiplik yapısını ve ideolojik işlevlerini sorgular. Frankfurt Okulu, Ekonomi Politik Yaklaşım ve Kültürel Çalışmalar bu eleştirel şemsiye altındadır. Ana akımın “statüko koruyucu” tavrına karşı çıkar.

@lolonolo_com

İletişim Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları (Güz)

 

Sosyoloji Lisans Açık Öğretim

İletişim Sosyolojisi 2025-2026 Final Soruları (Güz)

Editor

Editör