LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Gelişmekte Olan Ülkeler Siyaseti 2024-2025 Vize Soruları 
auzefGelişmekte Olan Ülkeler SiyasetiSiyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Gelişmekte Olan Ülkeler Siyaseti 2024-2025 Vize Soruları 

Gelişmekte Olan Ülkeler Siyaseti 2024-2025 Vize Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Gelişmekte Olan Ülkeler Siyaseti 2024-2025 Vize Soruları 

#1. Kalkınma çalışmalarının tarihsel okumalarındaki özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : B) Avrupa merkezilik
Açıklama : Kalkınma tarihi ve teorileri incelendiğinde, egemen paradigmanın **”Avrupa Merkezci” (Eurocentric)** olduğu görülür. Tarihsel okumalar, kalkınmayı genellikle Sanayi Devrimi, Aydınlanma ve Batı Avrupa’nın modernleşme süreci üzerinden tanımlar. Diğer toplumların gelişmişlik düzeyleri, Avrupa’nın tarihsel tecrübesi referans alınarak ölçülür.

#2. Aşağıdakilerden hangisinde hukuk sisteminin kalkınma politikaları üzerindeki etkisinin belirleyici faktörleri bir arada verilmiştir?

Cevap : D) Hukuku Belirleme – Uygulamayı Kontrol
Açıklama :

#3. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi kalkınma tarihindeki dönüşüm noktalarından bir tanesi değildir?

Cevap : E) Bosna Savaşı
Açıklama : Kalkınma tarihini ve paradigmasını değiştiren küresel olaylar şunlardır: Bretton Woods (1944) ile IMF ve Dünya Bankası kurularak modern kalkınma finansmanı başlamıştır. 1973 Petrol Krizi, devletçilikten neoliberalizme geçişi tetiklemiştir. Soğuk Savaş’ın bitişi (1991), küreselleşmeyi ve piyasa ekonomisinin tek alternatif kalmasını sağlamıştır. 2008 Küresel Ekonomik Krizi ise neoliberalizmin sorgulanmasına yol açmıştır. Ancak **Bosna Savaşı**, trajik ve bölgesel bir çatışma olmakla birlikte, küresel kalkınma teorilerini veya iktisat politikalarını kökten değiştiren evrensel bir “dönüşüm noktası” olarak literatürde sınıflandırılmaz.

#4. Aşağıdakilerin hangisinde kalkınma kavramına yönelik görülen kavramsal, tarihsel ve coğrafi okumaların ortak özelliği verilmiştir?

Cevap : E) İnsan hayatının standardının yükselmesine yönelik cevaplar vermeleri
Açıklama : Kalkınmayı ister kavramsal (teorik), ister tarihsel (geçmiş deneyimler), isterse coğrafi (mekansal) açıdan okuyun; tüm bu yaklaşımların kesiştiği ortak payda ve nihai hedef **insandır**. Tüm okumalar, “İnsanlar nasıl daha iyi yaşar?”, “Refah nasıl artar?”, “Yoksulluk nasıl biter?” sorularına cevap arar. Dolayısıyla hepsinin ortak özelliği, **insan hayatının standardının yükselmesine** yönelik çözüm ve cevaplar üretmeye çalışmalarıdır.

#5. Aşağıdakilerden hangisi Japon kurumsal kalkınma modelinin temel karakteristiğidir?

Cevap : C) Kurumlar-arası koordinasyon kabiliyeti
Açıklama : Japon Kalkınma Modeli (Japon Mucizesi), devlet ile özel sektör arasındaki uyumlu iş birliğine dayanır. Bu modelin kalbinde MITI (Uluslararası Ticaret ve Sanayi Bakanlığı) gibi güçlü kurumlar yer alır. Japon modelini Batı’dan ayıran en temel özellik, devlet kurumları, bankalar ve büyük şirketler (Zaibatsu/Keiretsu) arasındaki eşsiz **”Kurumlar-arası koordinasyon kabiliyeti”**dir. Rekabetten çok iş birliği ve ortak hedefe kilitlenme (koordinasyon), Japon başarısının sırrıdır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Aşağıdakilerden hangisi modernist yaklaşımları neomarksist yaklaşımlardan ayıran özelliğini ortaya koymaktadır?

Cevap : D) Ülkelerin gelişmesini salt ekonomik büyüme ile anlamaya odaklanılması
Açıklama : Modernist yaklaşımlar, kalkınmayı ve gelişmeyi büyük ölçüde ekonomik büyüme, sanayileşme ve gelir artışı üzerinden açıklar. Buna karşılık neomarksist yaklaşımlar, gelişmeyi yalnızca ekonomik büyümeyle değil; sömürü ilişkileri, bağımlılık, eşitsizlik ve sınıfsal yapı gibi faktörlerle birlikte değerlendirir. Bu yüzden modernist yaklaşımı neomarksist yaklaşımdan ayıran temel özellik, gelişmeyi salt ekonomik büyüme ile açıklamaya odaklanmasıdır.

#7. Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’yı ekonomik yıkımdan çıkarmak için etkili birtakım politika önerileri yapmıştır?

Cevap : B) John Maynard Keynes
Açıklama : I. Dünya Savaşı sonrasında ve özellikle 1929 Büyük Buhranı sırasında, liberal ekonominin tıkandığı noktada devletin piyasaya müdahale etmesini, kamu harcamalarıyla talebi canlandırmasını ve istihdam yaratmasını savunan efsanevi iktisatçı **John Maynard Keynes**’tir. Onun önerdiği politikalar (Keynesyen Politikalar), II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden inşasında ve refah devletinin kurulmasında temel alınmıştır.

#8. Aşağıdakilerden hangisi 1991-2008 arası dönemin siyasi belirsizlikler dönemi olarak isimlendirilmesinin sebeplerinden biridir?

Cevap : C) Küresel ekonomik dönüşümler
Açıklama : 1991–2008 dönemi, Soğuk Savaş’ın bitmesiyle birlikte dünya siyasetinde ve ekonomisinde büyük değişimlerin yaşandığı bir süreçtir. Küreselleşmenin hızlanması, neoliberal politikaların yayılması, yeni ekonomik güçlerin ortaya çıkması ve ekonomik yapıların dönüşmesi, uluslararası sistemde belirsizlikler yaratmıştır.
Bu nedenle bu dönemin “siyasi belirsizlikler dönemi” olarak adlandırılmasının temel nedenlerinden biri küresel ekonomik dönüşümlerdir.

#9. Aşağıdakilerden hangisi, sosyal kalkınma unsurlarını da barındıran bir kalkınma sınıflandırmasıdır?

Cevap : C) Maddi Kalkınma ve Manevi Kalkınma
Açıklama : Kalkınma literatüründe (özellikle Türk ve Doğu literatüründe), kalkınma sadece ekonomik ve fiziksel (yol, fabrika, teknoloji) olarak ele alınmaz. Sosyal dokuyu, kültürü, eğitimi, ahlaki değerleri ve insan ilişkilerini kapsayan boyuta **”Manevi Kalkınma”** (veya Sosyal/Kültürel Kalkınma) denir. Ekonomik büyümeyi ifade eden **”Maddi Kalkınma”** ile birlikte bu ikili sınıflandırma, kalkınmayı hem fiziksel hem de sosyal/insani boyutuyla (bütüncül) ele alan bir ayrımdır.

#10. Aşağıdakilerden hangisi kurumsal kalkınmanın temel amacıdır?

Cevap : B) Kalkınma politikalarında her tür kurumun daha etkin bir şekilde yer alması
Açıklama : Kurumsal kalkınmanın temel amacı, sadece devletin değil; kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum gibi tüm kurumların kalkınma sürecine etkin biçimde katılması ve işlevselliğinin artmasıdır.
Diğer seçenekler kurumsal kalkınmanın sonuçları veya alt hedefleri olabilir; ancak kurumsal kalkınmanın kapsamını en doğru şekilde ifade eden seçenek B’dir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Aşağıdakilerden hangisi kurumsal kalkınma sürecini etkileyecek faktörlerden biri değildir?

Cevap : B) Bürokratik ilişki ağı
Açıklama : Kurumsal kalkınmayı doğrudan etkileyen faktörler; kurumların verimliliği, teknolojik altyapı, insan kaynaklarının niteliği ve kurumların işleyiş hızı gibi unsurlardır. Bunlar kurumların performansını ve gelişimini belirleyen temel faktörlerdir.
Bürokratik ilişki ağı ise kurumsal kalkınmayı doğrudan belirleyen temel bir faktör olarak kabul edilmez; hatta çoğu zaman kurumsal gelişimi yavaşlatan bir unsur olarak değerlendirilir. Bu nedenle doğru cevap B’dir.

#12. Aşağıdakilerden hangisi kapitalizmin altın çağı olarak nitelendirilebilecek tarih aralığıdır?

Cevap : E) 1945-1973
Açıklama : İktisat tarihinde, II. Dünya Savaşı’nın bitişi (1945) ile Petrol Krizi’nin başlangıcı (1973) arasındaki dönem, **”Kapitalizmin Altın Çağı”** (The Golden Age of Capitalism) veya Fransızca tabiriyle “Les Trente Glorieuses” (Muhteşem Otuz Yıl) olarak adlandırılır. Bu dönemde Batı dünyası; yüksek büyüme oranları, düşük işsizlik, düşük enflasyon, refah devletinin yükselişi ve sanayi üretimindeki patlama ile tarihin en istikrarlı ekonomik yükselişini yaşamıştır.

#13. Aşağıdakilerden hangisi uluslararası kurumların uluslararasılaşabilmesinin temel şartı olarak düşünülebilir?

Cevap : A) Devletlerin desteği
Açıklama : Uluslararası kurumların ortaya çıkması ve etkin biçimde uluslararasılaşabilmesi için en temel şart, devletlerin bu kurumları kurması, desteklemesi ve yetki vermesidir. Çünkü uluslararası kurumlar, egemen devletlerin iradesiyle kurulur ve onların onayı olmadan işlev kazanamaz. Diğer seçenekler (ticaretin artması, sermaye akımları, savaşlar vb.) uluslararası kurumların gelişimini etkileyebilir; ancak temel ve zorunlu şart devletlerin desteğidir.

#14. Aşağıdakilerden hangisinde kalkınma kavramının kıskacını oluşturan uçlar bir arada yer almaktadır?

Cevap : A) Serbest Piyasa Ekonomisi – Devlet Endeksli Ekonomi
Açıklama : Kalkınma literatürü ve gelişmekte olan ülkelerin tarihsel serüveni, iki zıt kutup (kıskaç) arasında gidip gelmiştir. Bir uçta devletin müdahalesini ve planlamayı savunan **Devlet Endeksli Ekonomi** (İthal İkamesi, Devletçilik, Sosyalizm), diğer uçta ise piyasanın görünmez eline ve serbest ticarete dayanan **Serbest Piyasa Ekonomisi** (Liberalizm, Neoliberalizm) yer alır. Kalkınma tartışmaları, bu iki uç arasındaki sarkaçta şekillenmiştir.

#15. Aşağıdakilerden hangisi adaletli gelir dağılımının doğrudan göstergelerindendir?

Cevap : D) Ülkede orta gelir düzeyine sahip olan insanların daha çok sayıda olması
Açıklama : Gelir dağılımı adaleti, Gini katsayısı gibi ölçütlerle takip edilir. Bir toplumda çok zenginler ve çok yoksullar arasındaki uçurumun az olması, gelirin tabana yayıldığını gösterir. Bunun en somut sosyolojik ve ekonomik göstergesi, **”Orta Sınıfın (Orta gelir grubunun) genişliği ve sayısının çok olması”**dır. Eğer bir ülkede orta sınıf nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturuyorsa, orada gelir dağılımı adaletlidir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Aşağıdakilerden hangisi gelir farklılıklarının olmadığı bir dünyada dahi ekonomik kalkınmayı mecburi kılan bir unsurdur?

Cevap : C) Nüfus büyümesi
Açıklama : Eğer dünyada herkes eşit gelire sahip olsaydı bile, ekonomilerin yerinde sayması mümkün olmazdı. Çünkü **Nüfus Büyümesi** (nüfus artışı), her yıl beslenmesi, barınması ve istihdam edilmesi gereken yeni insanların sisteme katılması demektir. Artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak ve mevcut yaşam standardını korumak için bile ekonominin büyümesi (kalkınması) zorunludur. Nüfus artışı, kalkınmayı bir tercih değil, bir “mecburiyet” kılan en temel demografik dinamiktir.

#17. Aşağıdakilerden hangisi coğrafi kalkınma okumalarının kavramsal ve tarihsel okumalardan farkını göstermektedir?

Cevap : E) Küresel genelleştirmelerden kaçınması
Açıklama : Kavramsal ve tarihsel okumalar genellikle “tüm dünya” için geçerli genel yasalar (örneğin Modernleşme teorisinin evrensel aşamaları) koymaya çalışır. Oysa **Coğrafi Kalkınma Okumaları**, mekanın, yerelliğin, iklimin, doğal kaynakların ve bölgesel dinamiklerin özgünlüğüne odaklanır. Her coğrafyanın kaderinin ve şartlarının farklı olduğunu savunur. Bu nedenle “her yer için geçerli tek bir reçete” anlayışını reddeder ve **küresel genelleştirmelerden kaçınarak** yerele özgü analizler yapar. Bu onun en ayırt edici farkıdır.

#18. Aşağıdakilerden hangisi OECD’nin kalkınmaya yönelik tanımıdır?

Cevap : D) Kalkınma, daha iyi hayatlar için daha iyi politikalar üretmektir.
Açıklama : Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) kurumsal sloganı ve kalkınma vizyonunu özetleyen temel tanımı **”Better Policies for Better Lives”** yani **”Daha iyi hayatlar için daha iyi politikalar (üretmektir)”**. OECD, kalkınmayı sadece ekonomik büyüme olarak değil, yaşam kalitesini artıran, kapsayıcı ve sürdürülebilir kamu politikalarının bütünü olarak tanımlar.

#19. Aşağıdakilerden hangisi gelişme kavramına duyulan ihtiyacın sebebini ifade etmektedir?

Cevap : A) Ülkeler arasındaki maddi ve ekonomik imkânlar arasındaki farklılaşmayı izlemek
Açıklama : “Gelişme” veya “Kalkınma” kavramları, II. Dünya Savaşı sonrasında dünya ülkeleri arasındaki uçurumu tanımlamak ve kapatmak amacıyla sistematikleşmiştir. Bu kavrama duyulan ihtiyacın temel nedeni; sanayileşmiş zengin ülkeler (Kuzey) ile tarım ağırlıklı yoksul ülkeler (Güney) arasındaki **maddi ve ekonomik imkan farklılıklarını tespit etmek, izlemek** ve bu eşitsizliği giderecek politikalar üretebilmektir. Kavram, bu “farkı” analiz etme ihtiyacından doğmuştur.

#20. Aşağıdaki akademisyenlerden hangisi kalkınmanın kavramsal okumasına yönelik çalışma yapanlardan biri değildir?

Cevap : A) John Stuart Mill
Açıklama :

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Gelişmekte Olan Ülkeler Siyaseti 2024-2025 Vize Soruları

Gelişmekte Olan Ülkeler Siyaseti: Kalkınma Teorileri, Tarihsel Dönemeçler ve Kurumsal Dinamikler

Kalkınma Paradigmasında Teorik Perspektifler

Kalkınma ve gelişme kavramları, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında küresel bir disiplin haline gelmiştir. Bu çalışmaların temel amacı, ülkeler arasındaki maddi ve ekonomik imkan farklılıklarını izlemek ve bu uçurumu kapatacak politikalar üretmektir. Kalkınma literatürü genel olarak Avrupa Merkezci (Eurocentric) bir tarihsel okumaya sahiptir; yani Batı Avrupa’nın modernleşme tecrübesi evrensel bir referans kabul edilir. Kuramsal düzeyde, Modernist yaklaşımlar gelişmeyi büyük ölçüde salt ekonomik büyüme ve sanayileşme ile açıklarken; Neomarksist yaklaşımlar konuyu sömürü, bağımlılık ve sınıf ilişkileri üzerinden ele alarak modernist bakıştan ayrılırlar. Kalkınma tartışmaları tarih boyunca Serbest Piyasa ile Devlet Endeksli Ekonomi kutupları arasındaki sarkaçta şekillenmiştir.

Kalkınma Tarihinin Dönüm Noktaları ve “Altın Çağ”

Küresel kalkınma mimarisi belirli krizler ve konferanslarla dönüşmüştür. 1944 Bretton Woods Konferansı ile IMF ve Dünya Bankası kurularak finansal düzen inşa edilmiş; 1973 Petrol Krizi ise devlet müdahaleciliğini sarsarak neoliberal dönüşümü tetiklemiştir. İktisat tarihinde 1945-1973 arası dönem, Batı dünyasında istikrarlı büyümenin yaşandığı Kapitalizmin Altın Çağı olarak adlandırılır. 1991-2008 yılları ise Soğuk Savaş sonrası yaşanan küresel ekonomik dönüşümler nedeniyle “siyasi belirsizlikler dönemi” olarak nitelenmiştir. Bu süreçlerde John Maynard Keynes, özellikle kriz dönemlerinde devletin piyasaya müdahale ederek talebi canlandırması yönündeki politikalarıyla Avrupa’nın yeniden inşasında belirleyici olmuştur.

Kurumsal Kalkınma ve Japon Modeli

Kalkınma sadece ekonomik bir büyüme değil, kurumların etkinleşmesi sürecidir. Kurumsal kalkınmanın temel amacı, kamu ve özel tüm kurumların kalkınma politikalarında etkin yer almasıdır. Bu süreçte teknolojik altyapı ve insan kaynağı niteliği belirleyiciyken, karmaşık bürokratik ilişki ağları genellikle kalkınmayı yavaşlatan bir unsur olarak görülür. Japon Kalkınma Modeli, bu alanda özgün bir örnek sunar. Japonya’nın başarısının temel karakteristiği, devlet ve özel sektör arasındaki eşsiz kurumlar-arası koordinasyon kabiliyetidir. Hukuk sistemi de bu süreçte “hukuku belirleme” ve “uygulamayı kontrol etme” rolleriyle kalkınmanın güvencesini oluşturur.

Sosyal Göstergeler, Adalet ve Demografi

Ekonomik büyümenin sosyal bir kalkınmaya dönüşmesi, gelirin adaletli dağılımına bağlıdır. Bir toplumda adaletli gelir dağılımının en doğrudan göstergesi, orta gelir düzeyine (orta sınıf) sahip insanların sayıca çok ve baskın olmasıdır. OECD, kalkınmayı kurumsal vizyonu doğrultusunda “daha iyi hayatlar için daha iyi politikalar üretmek” olarak tanımlar. Ayrıca kalkınma, sadece fiziksel unsurları kapsayan “maddi” boyutuyla değil; kültür ve eğitim gibi unsurları içeren “manevi” boyutuyla bir bütün olarak ele alınmalıdır. Gelir farklılıkları olmasa dahi, her yıl artan nüfus büyümesi, ihtiyaçların karşılanması ve yaşam standardının korunması için ekonomik kalkınmayı her ülke için bir “mecburiyet” haline getirir.

@lolonolo_com

Gelişmekte Olan Ülkeler Siyaseti 2024-2025 Vize Soruları

Gelişmekte Olan Ülkeler Siyaseti 2024-2025 Vize Soruları

1. Aşağıdaki akademisyenlerden hangisi kalkınmanın kavramsal okumasına yönelik çalışma yapanlardan biri değildir?

A) John Stuart Mill
B) Hirschman
C) Daron Acemoğlu
D) Hill
E) Paul Krugman

Cevap : A) John Stuart Mill

Açıklama :

2. Aşağıdakilerden hangisi kurumsal kalkınma sürecini etkileyecek faktörlerden biri değildir?

A) Kurumların verimliliği
B) Bürokratik ilişki ağı
C) Teknolojik altyapı
D) İnsan kaynaklarının niteliği
E) Kurumların işleyiş hızı

Cevap : B) Bürokratik ilişki ağı

Açıklama : Kurumsal kalkınmayı doğrudan etkileyen faktörler; kurumların verimliliği, teknolojik altyapı, insan kaynaklarının niteliği ve kurumların işleyiş hızı gibi unsurlardır. Bunlar kurumların performansını ve gelişimini belirleyen temel faktörlerdir.
Bürokratik ilişki ağı ise kurumsal kalkınmayı doğrudan belirleyen temel bir faktör olarak kabul edilmez; hatta çoğu zaman kurumsal gelişimi yavaşlatan bir unsur olarak değerlendirilir. Bu nedenle doğru cevap B’dir.

3. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi kalkınma tarihindeki dönüşüm noktalarından bir tanesi değildir?

A) Petrol Arz Krizi
B) Küresel Ekonomik Kriz
C) Soğuk Savaş’ın Sona Ermesi
D) Bretton Woods Konferansı
E) Bosna Savaşı

Cevap : E) Bosna Savaşı

Açıklama : Kalkınma tarihini ve paradigmasını değiştiren küresel olaylar şunlardır: Bretton Woods (1944) ile IMF ve Dünya Bankası kurularak modern kalkınma finansmanı başlamıştır. 1973 Petrol Krizi, devletçilikten neoliberalizme geçişi tetiklemiştir. Soğuk Savaş’ın bitişi (1991), küreselleşmeyi ve piyasa ekonomisinin tek alternatif kalmasını sağlamıştır. 2008 Küresel Ekonomik Krizi ise neoliberalizmin sorgulanmasına yol açmıştır. Ancak **Bosna Savaşı**, trajik ve bölgesel bir çatışma olmakla birlikte, küresel kalkınma teorilerini veya iktisat politikalarını kökten değiştiren evrensel bir “dönüşüm noktası” olarak literatürde sınıflandırılmaz.

4. Aşağıdakilerden hangisi uluslararası kurumların uluslararasılaşabilmesinin temel şartı olarak düşünülebilir?

A) Devletlerin desteği
B) Devletlerin zayıflaması
C) Uluslararası ticaretin artması
D) Küresel sermaye akımlarının artması
E) Savaşların çıkması

Cevap : A) Devletlerin desteği

Açıklama : Uluslararası kurumların ortaya çıkması ve etkin biçimde uluslararasılaşabilmesi için en temel şart, devletlerin bu kurumları kurması, desteklemesi ve yetki vermesidir. Çünkü uluslararası kurumlar, egemen devletlerin iradesiyle kurulur ve onların onayı olmadan işlev kazanamaz.
Diğer seçenekler (ticaretin artması, sermaye akımları, savaşlar vb.) uluslararası kurumların gelişimini etkileyebilir; ancak temel ve zorunlu şart devletlerin desteğidir.

5. Aşağıdakilerden hangisi modernist yaklaşımları neomarksist yaklaşımlardan ayıran özelliğini ortaya koymaktadır?

A) Ülkelerin güvenliğini sağlayabilmek için sınır güvenliğine odaklanılması
B) Ülkelerin yer altı kaynaklarını kullanabilme kabiliyetine odaklanılması
C) Ülkelerin seçimlerinde katılım oranının sürekli artırılmasına odaklanılması
D) Ülkelerin gelişmesini salt ekonomik büyüme ile anlamaya odaklanılması
E) Ülkelerin göç sonrası sosyal uyumlarına odaklanılması

Cevap : D) Ülkelerin gelişmesini salt ekonomik büyüme ile anlamaya odaklanılması

Açıklama : Modernist yaklaşımlar, kalkınmayı ve gelişmeyi büyük ölçüde ekonomik büyüme, sanayileşme ve gelir artışı üzerinden açıklar. Buna karşılık neomarksist yaklaşımlar, gelişmeyi yalnızca ekonomik büyümeyle değil; sömürü ilişkileri, bağımlılık, eşitsizlik ve sınıfsal yapı gibi faktörlerle birlikte değerlendirir.
Bu yüzden modernist yaklaşımı neomarksist yaklaşımdan ayıran temel özellik, gelişmeyi salt ekonomik büyüme ile açıklamaya odaklanmasıdır.

6. Aşağıdakilerden hangisi adaletli gelir dağılımının doğrudan göstergelerindendir?

A) Genel fiyat düzeyi ile tüketici güven endeksinin pozitif korelasyon içerisinde olması
B) Aynı sektörün üretim alanında yer alanların eşit düzeyde gelir elde etmesi
C) Enflasyonun düşük olması
D) Ülkede orta gelir düzeyine sahip olan insanların daha çok sayıda olması
E) Ülkede bulunan üretim tesislerinin ülkenin geneline yayılması

Cevap : D) Ülkede orta gelir düzeyine sahip olan insanların daha çok sayıda olması

Açıklama : Gelir dağılımı adaleti, Gini katsayısı gibi ölçütlerle takip edilir. Bir toplumda çok zenginler ve çok yoksullar arasındaki uçurumun az olması, gelirin tabana yayıldığını gösterir. Bunun en somut sosyolojik ve ekonomik göstergesi, **”Orta Sınıfın (Orta gelir grubunun) genişliği ve sayısının çok olması”**dır. Eğer bir ülkede orta sınıf nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturuyorsa, orada gelir dağılımı adaletlidir. Enflasyon veya üretim tesislerinin yayılması dolaylı etkilerdir, ancak orta sınıfın büyüklüğü doğrudan adalet göstergesidir.

7. Aşağıdakilerden hangisi OECD’nin kalkınmaya yönelik tanımıdır?

A) Kalkınma, bir ülkedeki zenginlerin sayısının artmasıdır.
B) Kalkınma, ekonomik krizler ile başa çıkabilme kabiliyetini kazanmaktır.
C) Kalkınma, bir ülkedeki refah seviyesinin yükselmesidir.
D) Kalkınma, daha iyi hayatlar için daha iyi politikalar üretmektir.
E) Kalkınma, gelir dağılımı adaletini tesis etmektir.

Cevap : D) Kalkınma, daha iyi hayatlar için daha iyi politikalar üretmektir.

Açıklama : Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) kurumsal sloganı ve kalkınma vizyonunu özetleyen temel tanımı **”Better Policies for Better Lives”** yani **”Daha iyi hayatlar için daha iyi politikalar (üretmektir)”**. OECD, kalkınmayı sadece ekonomik büyüme olarak değil, yaşam kalitesini artıran, kapsayıcı ve sürdürülebilir kamu politikalarının bütünü olarak tanımlar.

8. Aşağıdakilerden hangisi gelişme kavramına duyulan ihtiyacın sebebini ifade etmektedir?

A) Ülkeler arasındaki maddi ve ekonomik imkânlar arasındaki farklılaşmayı izlemek
B) Milletin moralini yüksek tutmak
C) Diğer ülkelere karşı zayıflıklarını gizlemek
D) Diğer ülkelere güç gösterisi yapmak
E) Akademik merakı gidermek

Cevap : A) Ülkeler arasındaki maddi ve ekonomik imkânlar arasındaki farklılaşmayı izlemek

Açıklama : “Gelişme” veya “Kalkınma” kavramları, II. Dünya Savaşı sonrasında dünya ülkeleri arasındaki uçurumu tanımlamak ve kapatmak amacıyla sistematikleşmiştir. Bu kavrama duyulan ihtiyacın temel nedeni; sanayileşmiş zengin ülkeler (Kuzey) ile tarım ağırlıklı yoksul ülkeler (Güney) arasındaki **maddi ve ekonomik imkan farklılıklarını tespit etmek, izlemek** ve bu eşitsizliği giderecek politikalar üretebilmektir. Kavram, bu “farkı” analiz etme ihtiyacından doğmuştur.

9. Kalkınma çalışmalarının tarihsel okumalarındaki özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Latin Amerika merkezilik
B) Avrupa merkezilik
C) Afrika merkezilik
D) Asya merkezilik
E) Avustralya merkezilik

Cevap : B) Avrupa merkezilik

Açıklama : Kalkınma tarihi ve teorileri incelendiğinde, egemen paradigmanın **”Avrupa Merkezci” (Eurocentric)** olduğu görülür. Tarihsel okumalar, kalkınmayı genellikle Sanayi Devrimi, Aydınlanma ve Batı Avrupa’nın modernleşme süreci üzerinden tanımlar. Diğer toplumların gelişmişlik düzeyleri, Avrupa’nın tarihsel tecrübesi referans alınarak ölçülür. Bu durum, kalkınma çalışmalarının en belirgin ve en çok eleştirilen tarihsel özelliğidir.

10. Aşağıdakilerden hangisinde hukuk sisteminin kalkınma politikaları üzerindeki etkisinin belirleyici faktörleri bir arada verilmiştir?

A) Hukuku Belirleme – Uygulamayı Takip
B) Hukuku Kontrol – Uygulamayı Belirleme
C) Hukuku Sürdürme – Uygulamayı İptal
D) Hukuku Belirleme – Uygulamayı Kontrol
E) Hukukun Üstünlüğü – Uygulamanın Verimliliği

Cevap : D) Hukuku Belirleme – Uygulamayı Kontrol

Açıklama :

11. Aşağıdakilerden hangisi kapitalizmin altın çağı olarak nitelendirilebilecek tarih aralığıdır?

A) 2008-2020
B) 1990-2008
C) 1985-2000
D) 1973-1990
E) 1945-1973

Cevap : E) 1945-1973

Açıklama : İktisat tarihinde, II. Dünya Savaşı’nın bitişi (1945) ile Petrol Krizi’nin başlangıcı (1973) arasındaki dönem, **”Kapitalizmin Altın Çağı”** (The Golden Age of Capitalism) veya Fransızca tabiriyle “Les Trente Glorieuses” (Muhteşem Otuz Yıl) olarak adlandırılır. Bu dönemde Batı dünyası; yüksek büyüme oranları, düşük işsizlik, düşük enflasyon, refah devletinin yükselişi ve sanayi üretimindeki patlama ile tarihin en istikrarlı ekonomik yükselişini yaşamıştır.

12. Aşağıdakilerden hangisi kurumsal kalkınmanın temel amacıdır?

A) Hükümetin daha etkin politikalar uygulaması
B) Kalkınma politikalarında her tür kurumun daha etkin bir şekilde yer alması
C) Bürokrasinin daha zayıf hale gelmesi
D) Şirketlerin daha üretken hale gelmesi
E) Sivil toplum kuruluşlarının yönetimde yer alması

Cevap : B) Kalkınma politikalarında her tür kurumun daha etkin bir şekilde yer alması

Açıklama : Kurumsal kalkınmanın temel amacı, sadece devletin değil; kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum gibi tüm kurumların kalkınma sürecine etkin biçimde katılması ve işlevselliğinin artmasıdır.
Diğer seçenekler kurumsal kalkınmanın sonuçları veya alt hedefleri olabilir; ancak kurumsal kalkınmanın kapsamını en doğru şekilde ifade eden seçenek B’dir.

13. Aşağıdakilerden hangisinde kalkınma kavramının kıskacını oluşturan uçlar bir arada yer almaktadır?

A) Serbest Piyasa Ekonomisi – Devlet Endeksli Ekonomi
B) Monopol Piyasa Ekonomisi – Karma Ekonomi
C) Oligopol piyasa ekonomisi – Devlet Endeksli Ekonomi
D) Serbest Piyasa Ekonomisi – Oligopol Piyasa Ekonomisi
E) Monopol Piyasa ekonomisi – Oligopol Piyasa Ekonomisi

Cevap : A) Serbest Piyasa Ekonomisi – Devlet Endeksli Ekonomi

Açıklama : Kalkınma literatürü ve gelişmekte olan ülkelerin tarihsel serüveni, iki zıt kutup (kıskaç) arasında gidip gelmiştir. Bir uçta devletin müdahalesini ve planlamayı savunan **Devlet Endeksli Ekonomi** (İthal İkamesi, Devletçilik, Sosyalizm), diğer uçta ise piyasanın görünmez eline ve serbest ticarete dayanan **Serbest Piyasa Ekonomisi** (Liberalizm, Neoliberalizm) yer alır. Kalkınma tartışmaları, bu iki uç arasındaki sarkaçta şekillenmiştir.

14. Aşağıdakilerin hangisinde kalkınma kavramına yönelik görülen kavramsal, tarihsel ve coğrafi okumaların ortak özelliği verilmiştir?

A) Dost ve düşman ülke tanımlamalarının yapılması
B) Uluslararası etki alanının genişletilmesi
C) Toplumsal ilişkilerin iyileştirilmesi
D) Şiddet olaylarının azaltılmasını sağlama
E) İnsan hayatının standardının yükselmesine yönelik cevaplar vermeleri

Cevap : E) İnsan hayatının standardının yükselmesine yönelik cevaplar vermeleri

Açıklama : Kalkınmayı ister kavramsal (teorik), ister tarihsel (geçmiş deneyimler), isterse coğrafi (mekansal) açıdan okuyun; tüm bu yaklaşımların kesiştiği ortak payda ve nihai hedef **insandır**. Tüm okumalar, “İnsanlar nasıl daha iyi yaşar?”, “Refah nasıl artar?”, “Yoksulluk nasıl biter?” sorularına cevap arar. Dolayısıyla hepsinin ortak özelliği, **insan hayatının standardının yükselmesine** yönelik çözüm ve cevaplar üretmeye çalışmalarıdır.

15. Aşağıdakilerden hangisi coğrafi kalkınma okumalarının kavramsal ve tarihsel okumalardan farkını göstermektedir?

A) Devletleri göz ardı etmesi
B) Ekonomi ve politikayı aynı çerçevede değerlendirmesi
C) Küresel ekonomi-politiği dikkate almaması
D) Toplumları etkisiz olarak görmesi
E) Küresel genelleştirmelerden kaçınması

Cevap : E) Küresel genelleştirmelerden kaçınması

Açıklama : Kavramsal ve tarihsel okumalar genellikle “tüm dünya” için geçerli genel yasalar (örneğin Modernleşme teorisinin evrensel aşamaları) koymaya çalışır. Oysa **Coğrafi Kalkınma Okumaları**, mekanın, yerelliğin, iklimin, doğal kaynakların ve bölgesel dinamiklerin özgünlüğüne odaklanır. Her coğrafyanın kaderinin ve şartlarının farklı olduğunu savunur. Bu nedenle “her yer için geçerli tek bir reçete” anlayışını reddeder ve **küresel genelleştirmelerden kaçınarak** yerele özgü analizler yapar. Bu onun en ayırt edici farkıdır.

16. Aşağıdakilerden hangisi, sosyal kalkınma unsurlarını da barındıran bir kalkınma sınıflandırmasıdır?

A) Teknolojik Kalkınma ve Ekonomik Büyüme
B) Askeri Kalkınma ve Ekonomik Kalkınma
C) Maddi Kalkınma ve Manevi Kalkınma
D) Ekonomik Kalkınma ve Teknolojik Kalkınma
E) Askerî Kalkınma – Teknolojik Kalkınma – Ekonomik Büyüme

Cevap : C) Maddi Kalkınma ve Manevi Kalkınma

Açıklama : Kalkınma literatüründe (özellikle Türk ve Doğu literatüründe), kalkınma sadece ekonomik ve fiziksel (yol, fabrika, teknoloji) olarak ele alınmaz. Sosyal dokuyu, kültürü, eğitimi, ahlaki değerleri ve insan ilişkilerini kapsayan boyuta **”Manevi Kalkınma”** (veya Sosyal/Kültürel Kalkınma) denir. Ekonomik büyümeyi ifade eden **”Maddi Kalkınma”** ile birlikte bu ikili sınıflandırma, kalkınmayı hem fiziksel hem de sosyal/insani boyutuyla (bütüncül) ele alan bir ayrımdır.

17. Aşağıdaki düşünürlerden hangisi Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’yı ekonomik yıkımdan çıkarmak için etkili birtakım politika önerileri yapmıştır?

A) Paul Krugman
B) John Maynard Keynes
C) Anthony Giddens
D) Milton Friedman
E) Ben Bernanke

Cevap : B) John Maynard Keynes

Açıklama : I. Dünya Savaşı sonrasında ve özellikle 1929 Büyük Buhranı sırasında, liberal ekonominin tıkandığı noktada devletin piyasaya müdahale etmesini, kamu harcamalarıyla talebi canlandırmasını ve istihdam yaratmasını savunan efsanevi iktisatçı **John Maynard Keynes**’tir. Onun önerdiği politikalar (Keynesyen Politikalar), II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden inşasında ve refah devletinin kurulmasında temel alınmıştır.

18. Aşağıdakilerden hangisi 1991-2008 arası dönemin siyasi belirsizlikler dönemi olarak isimlendirilmesinin sebeplerinden biridir?

A) Bölgesel ekonomik iş birlikleri
B) Küresel makroekonomik istikrar
C) Küresel ekonomik dönüşümler
D) Yerel sosyolojik çatışmalar
E) Çok uluslu şirketlerin yayılması

Cevap : C) Küresel ekonomik dönüşümler

Açıklama : 1991–2008 dönemi, Soğuk Savaş’ın bitmesiyle birlikte dünya siyasetinde ve ekonomisinde büyük değişimlerin yaşandığı bir süreçtir. Küreselleşmenin hızlanması, neoliberal politikaların yayılması, yeni ekonomik güçlerin ortaya çıkması ve ekonomik yapıların dönüşmesi, uluslararası sistemde belirsizlikler yaratmıştır.
Bu nedenle bu dönemin “siyasi belirsizlikler dönemi” olarak adlandırılmasının temel nedenlerinden biri küresel ekonomik dönüşümlerdir.

19. Aşağıdakilerden hangisi Japon kurumsal kalkınma modelinin temel karakteristiğidir?

A) Bürokratik zafiyetler
B) Devlet teşviklerinin verimliliği
C) Kurumlar-arası koordinasyon kabiliyeti
D) İmparatorluk Geçmişi
E) Girişimcilik Kabiliyeti

Cevap : C) Kurumlar-arası koordinasyon kabiliyeti

Açıklama : Japon Kalkınma Modeli (Japon Mucizesi), devlet ile özel sektör arasındaki uyumlu iş birliğine dayanır. Bu modelin kalbinde MITI (Uluslararası Ticaret ve Sanayi Bakanlığı) gibi güçlü kurumlar yer alır. Japon modelini Batı’dan ayıran en temel özellik, devlet kurumları, bankalar ve büyük şirketler (Zaibatsu/Keiretsu) arasındaki eşsiz **”Kurumlar-arası koordinasyon kabiliyeti”**dir. Rekabetten çok iş birliği ve ortak hedefe kilitlenme (koordinasyon), Japon başarısının sırrıdır.

20. Aşağıdakilerden hangisi gelir farklılıklarının olmadığı bir dünyada dahi ekonomik kalkınmayı mecburi kılan bir unsurdur?

A) Kur destabilizasyonu
B) Enflasyon
C) Nüfus büyümesi
D) Hükümet politikaları
E) Yatırım verimsizlikleri

Cevap : C) Nüfus büyümesi

Açıklama : Eğer dünyada herkes eşit gelire sahip olsaydı bile, ekonomilerin yerinde sayması mümkün olmazdı. Çünkü **Nüfus Büyümesi** (nüfus artışı), her yıl beslenmesi, barınması ve istihdam edilmesi gereken yeni insanların sisteme katılması demektir. Artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak ve mevcut yaşam standardını korumak için bile ekonominin büyümesi (kalkınması) zorunludur. Nüfus artışı, kalkınmayı bir tercih değil, bir “mecburiyet” kılan en temel demografik dinamiktir.

@lolonolo_com

Gelişmekte Olan Ülkeler Siyaseti

Editor

Editör