LOLONOLO Ana Sayfa » blog » ata aöf » Ata Aöf Özel Eğitim 2 2024-2025 Vize Soruları
Ata Aöf Çocuk GelişimiAta Aöf Özel Eğitim 2Ata-Aöf

Ata Aöf Özel Eğitim 2 2024-2025 Vize Soruları

Ata Aöf Özel Eğitim 2 2024-2025 Vize Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » ata aöf » Ata Aöf Özel Eğitim 2 2024-2025 Vize Soruları

#1. Görme duyusunu kullanamayan bir çocuğun temizlik reyonundan bir ürün alması gerektiğinde öncelikli olarak hangi duyusunu kullanması beklenir?

Cevap : B) Koklama
Açıklama : Görme yetersizliği olan bireyler, çevre hakkında bilgi toplamak için diğer duyularını (telafi edici duyular) daha aktif kullanırlar. Bir marketin **temizlik reyonu**, deterjan, sabun ve kimyasalların yaydığı kendine özgü ve keskin kokularla karakterizedir. Bu nedenle, o reyona yaklaşıldığında veya o reyondaki bir ürün arandığında, görme engelli bir birey için en belirgin ve öncelikli ipucu **”Koklama”** duyusudur. İşitme veya dokunma da kullanılır ancak reyonun tespiti ve ürünün kategorisinin anlaşılmasında koku ayırt edici bir faktördür.

#2. Aşağıdakilerden hangisi işitme cihazının bakım ve kontrolü sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalardan biri değildir?

Cevap : E) Gün boyu kullanmama
Açıklama : İşitme cihazının etkili olabilmesi ve çocuğun işitsel uyaranlardan maksimum düzeyde faydalanıp dil gelişimini sürdürebilmesi için cihazın **uyanık olunan tüm süre boyunca (gün boyu) takılması** gerekir. “Gün boyu kullanmama” (cihazı çıkarma), bakım sürecinde dikkat edilecek bir nokta değil, yapılmaması gereken bir hatadır. Cihaz sadece banyo ve uyku sırasında çıkarılmalı, diğer tüm zamanlarda aktif kullanılmalıdır.

#3. Özgül öğrenme güçlüğü olan bir öğrenci ile Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) kapsamında temel becerilerle veya okumayla ilgili bir öğretim sürecine başlandıktan sonra öğrencide gelişim gözlenmezse BEP ……………….. içinde gözden geçirilmelidir. Cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevap : D) üç ay
Açıklama : Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP), dinamik bir süreçtir. Eğer uygulanan program ve yöntemler öğrenci üzerinde beklenen ilerlemeyi sağlamıyorsa, ısrar etmek yerine programın revize edilmesi gerekir. Özgül Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG) olan öğrencilerde, yoğun müdahaleye rağmen ilerleme yoksa, genellikle **3 ay (12 hafta)** gibi bir süre sonunda BEP’in ve müdahale yöntemlerinin (RTI – Müdahaleye Tepki Modeli çerçevesinde) yeniden değerlendirilmesi ve güncellenmesi önerilir.

#4. İşitme yetersizliği olan çocuk için eğitsel değerlendirme ve tanılama süreci ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevap : D) Eğitsel değerlendirme ve tanılama süreci hastanede gerçekleştirilmektedir.
Açıklama : Türkiye’deki özel eğitim sisteminde “Tıbbi Tanılama” ve “Eğitsel Tanılama” birbirinden ayrıdır. İşitme kaybının derecesini ölçen tıbbi tanılama hastanelerde yapılır. Ancak çocuğun eğitim ihtiyacını belirleyen **”Eğitsel Değerlendirme ve Tanılama”**, hastanede değil, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı **Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM)** gerçekleştirilir. Bu nedenle D şıkkındaki ifade yanlıştır.

#5. Eğitimlerinde dokunsal ve işitsel materyallere ihtiyaç duyan bireyler, eğitsel açıdan ……………….. olarak tanımlanmaktadır. Cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevap : D) kör (total düzeyde görme yetersizliği)
Açıklama : Görme yetersizliği eğitsel açıdan “Az Gören” ve “Kör” olarak ikiye ayrılır. Az görenler, görme kalıntısını kullanarak (büyüteç vb. ile) basılı materyallerden öğrenebilirler. Ancak eğitsel açıdan **”Kör” (Total Görme Yetersizliği)** olarak tanımlanan bireyler, öğrenme sürecinde görme duyusunu hiç kullanamadıkları için tamamen **dokunsal (Braille alfabesi, kabartma haritalar)** ve **işitsel (sesli kitaplar, kayıtlar)** materyallere bağımlıdırlar.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Aşağıdakilerden hangisi erken çocuklukta özel eğitimin amaçları arasında yer almaz?

Cevap : C) Ailelere ekonomik kaynak desteği sunmak
Açıklama : Erken çocukluk özel eğitiminin amaçları; çocuğun gelişimini desteklemek (E), bağımsızlığını artırmak (B), ikincil yetersizlikleri önlemek (D) ve aileyi bilgilendirip psikolojik olarak güçlendirmektir (A). Ancak **”Ailelere ekonomik kaynak (para) desteği sunmak”**, bir “eğitim” hizmetinin değil, “sosyal yardım/sosyal hizmet” kurumlarının görevidir. Özel eğitimciler aileyi kaynaklara yönlendirebilir ama eğitimin doğrudan amacı maaş bağlamak değildir.

#7. Görme yetersizliği olan bir çocuğa hücre yapıları ve türleri hakkında bilgi verilmek istendiğinde aşağıdaki materyallerden hangisinin kullanımı en uygun olur?

Cevap : C) Üç boyutlu hücre ve DNA modelleri
Açıklama : Görme yetersizliği olan öğrencilerin öğrenmesinde “dokunma” duyusu (haptik algı) hayati önem taşır. Hücre gibi mikroskobik ve soyut kavramların öğretilmesinde, sadece sözel anlatım veya iki boyutlu kabartma resimler yetersiz kalabilir. Çocuğun hücrenin yapısını, organellerini ve boyutlarını algılayabilmesi için dokunabileceği, hacmini hissedebileceği **”Üç boyutlu (3D) hücre ve DNA modelleri”** kullanmak en etkili ve somutlaştırıcı yöntemdir.

#8. Aşağıdakilerden hangisi zihinsel ve gelişimsel yetersizlik gösteren bireylerin yaşadıkları sınırlılıklardan biri değildir?

Cevap : C) Somut kavramları anlamama
Açıklama : Zihinsel yetersizliği olan bireylerin en temel bilişsel özelliği, **soyut** kavramları anlamakta güçlük çekmeleridir. Buna karşın, elle tutulur, gözle görülür **somut kavramları** öğrenmeleri ve anlamaları çok daha kolaydır. Dolayısıyla “Somut kavramları anlamama” ifadesi yanlıştır; asıl sorun soyut kavramlardadır. Eğitimlerinde de bu yüzden somutlaştırma teknikleri kullanılır. Diğer şıklardaki genelleme sorunu, bellek problemleri ve motor gecikmeler bu grubun tipik sınırlılıklarıdır.

#9. Karşılaştığı bir problemi çözmek için beyin fırtınası yapan ve internette arama yapan ÖÖG(Özel Öğrenme Güçlüğü) olan bir öğrenci aşağıdaki stratejilerden hangisine sahiptir?

Cevap : A) Farklı teknikler kullanarak bilgi toplamak
Açıklama : Problem çözme süreci çeşitli basamaklardan oluşur. Soruda öğrencinin “beyin fırtınası yapması” ve “internette arama yapması”, problemin çözümü için gerekli verileri elde etme çabasıdır. Bu eylemler, doğrudan **”Farklı teknikler kullanarak bilgi toplamak”** stratejisine karşılık gelir. Öğrenci, tek bir kaynağa bağlı kalmayıp, hem kendi zihinsel süreçlerini (beyin fırtınası) hem de dış kaynakları (internet) kullanarak bilgi havuzu oluşturmaktadır.

#10. Aşağıdakilerden hangisi duygu ve davranış bozukluğu (DDB) olan bireylerle ilgili eğitim planlamasında dikkate alınması gereken konulardan biri değildir?

Cevap : E) Ucuz programların uygulanması
Açıklama : Özel eğitimde program planlamanın temel kriterleri; çocuğun ihtiyaçlarına uygunluk, bilimsellik (kanita dayalı olma), iş birliği ve sistematikliktir. **”Ucuz programların uygulanması”**, yani maliyetin düşüklüğünü pedagojik faydanın önüne koymak, etik ve bilimsel bir yaklaşım değildir. Eğitimde öncelik maliyet tasarrufu değil, çocuğun gelişimi ve programın etkililiğidir. Bu nedenle E şıkkı, dikkate alınması gereken bir eğitim ilkesi olamaz.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. ÖÖG (Özel Öğrenme Güçlüğü) olan bir öğrencinin ödevini bir video oluşturarak hazırlaması aşağıdaki uyarlamalardan hangisi kapsamında değerlendirilmelidir?

Cevap : B) Farklı formatlarda ödev sunmaya izin vermek
Açıklama : Özel Öğrenme Güçlüğü (örneğin Disleksi veya Disgrafi) olan öğrenciler, yazılı ifade becerilerinde zorluk yaşayabilirler. Bu öğrencilerin bilgilerini ortaya koyabilmeleri için, standart yazılı ödev yerine video, ses kaydı, poster veya sözlü sunum gibi alternatif yolların kabul edilmesi bir eğitimsel uyarlamadır. Bu durum, **”Farklı formatlarda ödev sunmaya izin vermek”** kategorisine girer ve öğrencinin güçlü yönlerini kullanarak başarısını göstermesini sağlar.

#12. Normal dil gelişimi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevap : A) Çocuklar konuşmaya başlayınca iletişim kurmaya başlarlar.
Açıklama : İletişim, konuşmadan (sözlü dilden) çok daha önce başlar. Bebekler doğdukları andan itibaren ağlama, göz teması, gülümseme, jest ve mimiklerle çevreleriyle iletişim kurarlar. Bu döneme “dil öncesi dönem” denir. Dolayısıyla **”Çocuklar konuşmaya başlayınca iletişim kurmaya başlarlar”** ifadesi yanlıştır; iletişim doğumla başlar, konuşma ise iletişimin ileri bir formudur.

#13. Aşağıdakilerden hangisi erken çocuklukta özel eğitim alanında yaygın bir şekilde kullanılan değerlendirme türlerinden biri olup çocuğun spesifik beceriler ve hedeflerdeki başarısını saptamak için kullanılmaktadır?

Cevap : A) Müfredat temelli değerlendirme
Açıklama : Erken çocukluk özel eğitiminde, çocuğun gelişimini yaşıtlarıyla kıyaslayan norm dayanaklı testlerden ziyade, çocuğun öğretilen müfredat içindeki ilerlemesini ve spesifik becerileri kazanıp kazanmadığını ölçen **”Müfredat Temelli Değerlendirme”** (Curriculum-Based Assessment) daha işlevseldir. Bu yöntem, öğretim hedefleriyle değerlendirmeyi birleştirir ve çocuğun bireysel ilerlemesini anlık takip etmeye olanak tanır.

#14. Eğitim ortamlarının düzenlenmesinde öğrenme merkezlerinin temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : C) ZGY(Zihinsel ve Gelişimsel Yetersizlik)’li çocuğun öğrenme süreçlerini desteklemek
Açıklama : Özel eğitim sınıflarında oluşturulan öğrenme merkezleri (ilgi köşeleri), sınıfın fiziksel düzenlemesinin önemli bir parçasıdır. Bu merkezlerin (okuma köşesi, fen köşesi, oyun köşesi vb.) temel amacı dekorasyon veya boş zaman geçirme değildir. Temel işlev; **Zihinsel ve Gelişimsel Yetersizliği (ZGY)** olan çocukların bireysel ihtiyaçlarına uygun, yapılandırılmış, somut ve deneyimsel öğrenme fırsatları sunarak onların **öğrenme süreçlerini desteklemektir**. Bu merkezler, çocuğun aktif katılımını sağlar ve öğrenmeyi kalıcı hale getirir.

#15. Aşağıdakilerden hangisi dil bozukluğu olan çocuklar için öğretmenlerin kullanabileceği stratejilerden biri değildir?

Cevap : B) Derleme
Açıklama : Dil öğretim stratejileri arasında; Model Olma (doğrusunu söyleme), Genişletme (çocuğun cümlesine ekleme yapma), Paralel Konuşma (çocuğun yaptığını seslendirme) gibi teknikler vardır. Ancak **”Derleme”** (Compilation), dil bozukluğu müdahalesinde kullanılan standart bir öğretim stratejisi veya tekniği değildir. (Not: Bazı kaynaklarda “Derleme” yerine “Kendini Düzeltme” vb. geçebilir, ancak şıklar arasında literatür dışı veya bağlamsız kalan terim budur).

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Aşağıdakilerden hangisi değerlendirme temelli uyarlamalardan biri değildir?

Cevap : E) Öğretim geçmişi
Açıklama : Değerlendirme (sınav) uyarlamaları, özel gereksinimli öğrencinin bilgisini adil bir şekilde ölçmek için sınav ortamında veya formatında yapılan değişikliklerdir. Sınav süresini uzatmak (zaman), soruları basitleştirmek veya okutman vermek (akran/yetişkin desteği) birer uyarlamadır. Ancak **”Öğretim Geçmişi”**, sınav anında yapılan bir uyarlama değildir; bu, öğrencinin daha önce aldığı eğitimin tarihçesidir ve değerlendirme sürecinin bir parçası/değişkeni olsa da bir “sınav uyarlaması” türü değildir.

#17. I. Çocukların kendi başlarına başlattıkları eylemlerin ve çocuğun kendi deneyimlerinin önemi anlaşılmıştır.
II. Eğitimde çocuk için gelişimsel olarak uygun uygulamalara yer verilmesi gerektiği görüşü önem kazanmıştır.
III. Çocuğun kapsamlı, bütüncül ve derinlemesine bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gerektiği görüşü vurgulanmıştır.
Yukarıdaki ifadeler kuram ya da yaklaşımlardan hangisinin erken çocuklukta özel eğitim alanındaki yansımasıdır?

Cevap : E) Yapılandırmacı Yaklaşım
Açıklama : Verilen maddeler (çocuğun aktifliği, kendi deneyimleri, gelişimsel uygunluk, bütüncül bakış), Piaget ve Vygotsky gibi kuramcıların temellerini attığı **”Yapılandırmacı Yaklaşım” (Constructivism)** prensipleridir. Bu yaklaşım, bilginin çocuk tarafından aktif olarak, deneyimler yoluyla inşa edildiğini savunur. Erken çocukluk özel eğitiminde bu yaklaşım, çocuğun ilgilerini takip etmeyi ve ona keşfetme ortamları sunmayı teşvik eder.

#18. Dil ve konuşma becerilerinin değerlendirme sürecinin ilk aşaması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : D) Vaka öyküsü alınması
Açıklama : Özel eğitimde ve klinik değerlendirmelerde, bir çocuğun durumunu anlamanın ilk ve en temel adımı **”Vaka Öyküsü Alınması” (Anamnez)** dır. Uzman, testlere veya gözlemlere başlamadan önce; ailenin geçmişi, çocuğun gelişim basamakları, sorunun ne zaman başladığı, tıbbi geçmişi ve ev ortamı hakkında detaylı bilgi toplamalıdır. Bu bilgiler, sonraki değerlendirme adımlarına (gözlem, test vb.) rehberlik eder ve sorunun bağlamını ortaya koyar.

#19. Duygu ve davranış bozukluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevap : C) Son yıllarda Davranışçı Yaklaşım, duygu ve davranış bozukluğu konusunda çok önemlidir.
Açıklama : Duygu ve Davranış Bozukluğu (DDB) olan çocukların eğitiminde ve rehabilitasyonunda günümüzde en yaygın ve bilimsel geçerliliği en yüksek yöntem **Davranışçı Yaklaşım**dır (Uygulamalı Davranış Analizi vb.). Bu yaklaşım, davranışların öğrenildiğini ve çevresel düzenlemeler/pekiştireçlerle değiştirilebileceğini savunur. A, D ve E şıkları bilimsel olmayan önyargı ve yanlış uygulamalardır. Geleneksel yaklaşımlar (B) ise genellikle cezalandırıcı olduğu için modern eğitimde yerini daha işlevsel davranışçı yöntemlere bırakmıştır.

#20. Çocuğun uygun davranışları pekiştirerek bu davranışları arttırmayı ve uygun olmayan davranışları ise azaltmayı ya da ortadan kaldırmayı hedefleyen, temelinde ödül/pekiştirme ve cezanın yer aldığı yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : B) Davranışçı Yaklaşım
Açıklama : Skinner ve Watson’ın öncülük ettiği **Davranışçı Yaklaşım**, öğrenmeyi davranış değişikliği olarak tanımlar. Bu yaklaşımın temel mekanizması; istendik davranışların ödül (pekiştireç) ile artırılması, istenmeyen davranışlerin ise pekiştirilmeyerek (sönme) veya ceza ile azaltılmasıdır. Özel eğitimde problem davranışların değiştirilmesinde en sık kullanılan yöntemdir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Ata Aöf Özel Eğitim 2 2024-2025 Vize Soruları

Ata Aöf Özel Eğitim 2 2024-2025 Vize Soruları

Ata Aöf Özel Eğitim 2 2024-2025 Vize Soruları

Özel Eğitim: Zihinsel Yetersizlik, Görme ve İşitme Engelli Çocuklarda Eğitimsel Yaklaşımlar

Eğitsel Tanılama ve Program Planlama

Özel eğitim süreci, çocuğun ihtiyaçlarının doğru belirlenmesiyle başlar. Bu sürecin ilk aşaması, ailenin ve çocuğun geçmişine dair detaylı verilerin toplandığı vaka öyküsü (anamnez) alımıdır. Türkiye’de tıbbi tanılama hastanelerde yapılırken, çocuğun hangi eğitim ortamına yerleştirileceğine dair eğitsel değerlendirme ve tanılama süreci Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM) yürütülür. Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) kapsamında yapılan müdahaleler, eğer çocukta ilerleme sağlanamıyorsa, dinamik bir yapıyla 3 ay (12 hafta) içinde gözden geçirilmelidir.

Zihinsel ve Gelişimsel Yetersizliklerde Öğrenme

Zihinsel ve Gelişimsel Yetersizliği (ZGY) olan bireyler, bilgiyi kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarmada ve öğrendiklerini genellemede sınırlılıklar yaşarlar. Bu bireylerin en belirgin özelliği soyut kavramları anlamakta güçlük çekmeleridir; ancak somut kavramları öğrenme konusunda daha başarılıdırlar. Bu nedenle sınıf içinde oluşturulan öğrenme merkezleri, bu çocukların öğrenme süreçlerini somut deneyimlerle desteklemek adına hayati öneme sahiptir.

Görme ve İşitme Yetersizlikleri için Materyal Uyarlamaları

Görme duyusunu tamamen kullanamayan (total kör) bireyler, eğitimde dokunsal (Braille) ve işitsel materyallere ihtiyaç duyarlar. Örneğin; mikroskobik bir yapı olan hücreyi anlamaları için üç boyutlu hücre ve DNA modelleri en uygun materyaldir. Günlük yaşamda ise temizlik reyonu gibi keskin kokulu alanları tespit etmek için koklama duyusunu öncelikli olarak kullanırlar. İşitme yetersizliği olan çocuklarda ise cihaz kullanımı hayati önem taşır; cihazın gün boyu (uyanık olunan tüm süre boyunca) kullanılması ve pil, kalıp, mikrofon temizliği gibi rutin bakımlarının aksatılmaması gerekir.

Davranışsal Yaklaşımlar ve Yapılandırmacı Eğitim

Duygu ve Davranış Bozukluğu (DDB) olan çocuklarda günümüzde en etkili ve bilimsel kabul edilen yöntem Davranışçı Yaklaşım’dır. Bu yaklaşım, ödül ve pekiştirme mekanizmalarıyla uygun davranışları artırmayı hedefler. Öte yandan, erken çocukluk eğitimine yansıyan Yapılandırmacı Yaklaşım; çocuğun aktif katılımını, kendi deneyimlerini ve bütüncül değerlendirmeyi merkeze alır. Bu yaklaşımlar çerçevesinde, Özel Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG) olan bir öğrencinin ödevini video olarak sunmasına izin verilmesi gibi farklı formatlarda sunum imkanları, adil bir değerlendirme sağlar.

Dil ve İletişim Gelişimi

Dil gelişimi, sanılanın aksine konuşmanın başlamasıyla değil, doğum anındaki ağlama ve etkileşimle başlar. 3-4 yaşındaki çocukların ekleri kullanması, 4-5 yaşındakilerin ise yetişkin benzeri cümleler kurması beklenir. Öğretmenler bu süreçte model olma, genişletme ve paralel konuşma gibi stratejilerle dil gelişimini desteklerken; “derleme” gibi literatür dışı yöntemler bu kapsamda yer almaz.

@lolonolo_com

Ata Aöf Özel Eğitim 2 2024-2025 Vize Soruları

Ata Aöf Özel Eğitim 2 2024-2025 Vize Soruları

1. Eğitim ortamlarının düzenlenmesinde öğrenme merkezlerinin temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sınıfın görselliğini artırmak
B) Diğer sınıflarla rekabeti artırmak
C) ZGY(Zihinsel ve Gelişimsel Yetersizlik)’li çocuğun öğrenme süreçlerini desteklemek
D) ZGY(Zihinsel ve Gelişimsel Yetersizlik)’li çocuğun boş zamanlarını desteklemek
E) Okul yönetiminin desteğini almak

Cevap : C) ZGY(Zihinsel ve Gelişimsel Yetersizlik)’li çocuğun öğrenme süreçlerini desteklemek

Açıklama : Özel eğitim sınıflarında oluşturulan öğrenme merkezleri (ilgi köşeleri), sınıfın fiziksel düzenlemesinin önemli bir parçasıdır. Bu merkezlerin (okuma köşesi, fen köşesi, oyun köşesi vb.) temel amacı dekorasyon veya boş zaman geçirme değildir. Temel işlev; **Zihinsel ve Gelişimsel Yetersizliği (ZGY)** olan çocukların bireysel ihtiyaçlarına uygun, yapılandırılmış, somut ve deneyimsel öğrenme fırsatları sunarak onların **öğrenme süreçlerini desteklemektir**. Bu merkezler, çocuğun aktif katılımını sağlar ve öğrenmeyi kalıcı hale getirir.

2. Görme duyusunu kullanamayan bir çocuğun temizlik reyonundan bir ürün alması gerektiğinde öncelikli olarak hangi duyusunu kullanması beklenir?

A) İşitme
B) Koklama
C) Görme
D) Dokunma
E) Tat alma

Cevap : B) Koklama

Açıklama : Görme yetersizliği olan bireyler, çevre hakkında bilgi toplamak için diğer duyularını (telafi edici duyular) daha aktif kullanırlar. Bir marketin **temizlik reyonu**, deterjan, sabun ve kimyasalların yaydığı kendine özgü ve keskin kokularla karakterizedir. Bu nedenle, o reyona yaklaşıldığında veya o reyondaki bir ürün arandığında, görme engelli bir birey için en belirgin ve öncelikli ipucu **”Koklama”** duyusudur. İşitme veya dokunma da kullanılır ancak reyonun tespiti ve ürünün kategorisinin anlaşılmasında koku ayırt edici bir faktördür.

3. Karşılaştığı bir problemi çözmek için beyin fırtınası yapan ve internette arama yapan ÖÖG(Özel Öğrenme Güçlüğü) olan bir öğrenci aşağıdaki stratejilerden hangisine sahiptir?

A) Farklı teknikler kullanarak bilgi toplamak
B) Seçenekleri değerlendirmek ve elemek
C) Çözümlerin işe yarayıp yaramadığını denemek
D) Gerçekleştirilmesi olası çözümleri listelemek
E) Çözülmesi gereken ana sorunu belirlemek

Cevap : A) Farklı teknikler kullanarak bilgi toplamak

Açıklama : Problem çözme süreci çeşitli basamaklardan oluşur. Soruda öğrencinin “beyin fırtınası yapması” ve “internette arama yapması”, problemin çözümü için gerekli verileri elde etme çabasıdır. Bu eylemler, doğrudan **”Farklı teknikler kullanarak bilgi toplamak”** stratejisine karşılık gelir. Öğrenci, tek bir kaynağa bağlı kalmayıp, hem kendi zihinsel süreçlerini (beyin fırtınası) hem de dış kaynakları (internet) kullanarak bilgi havuzu oluşturmaktadır.

4. Dil ve konuşma becerilerinin değerlendirme sürecinin ilk aşaması aşağıdakilerden hangisidir?

A) Genel gelişimin değerlendirilmesi
B) Çocuğu oyun oynarken gözlemleme
C) Standardize testlerin uygulanması
D) Vaka öyküsü alınması
E) İnformel değerlendirme araçlarının uygulanması

Cevap : D) Vaka öyküsü alınması

Açıklama : Özel eğitimde ve klinik değerlendirmelerde, bir çocuğun durumunu anlamanın ilk ve en temel adımı **”Vaka Öyküsü Alınması” (Anamnez)** dır. Uzman, testlere veya gözlemlere başlamadan önce; ailenin geçmişi, çocuğun gelişim basamakları, sorunun ne zaman başladığı, tıbbi geçmişi ve ev ortamı hakkında detaylı bilgi toplamalıdır. Bu bilgiler, sonraki değerlendirme adımlarına (gözlem, test vb.) rehberlik eder ve sorunun bağlamını ortaya koyar.

5. Aşağıdakilerden hangisi duygu ve davranış bozukluğu (DDB) olan bireylerle ilgili eğitim planlamasında dikkate alınması gereken konulardan biri değildir?

A) DDB olan çocukların karakteristik özelliklerinin belirlenmesi
B) Bilimsel dayanaklı uygulamaların seçilmesi
C) Eğitim programı planlamada iş birliğinin yapılması
D) Eğitim ve öğretimin planlı ve düzenli olması
E) Ucuz programların uygulanması

Cevap : E) Ucuz programların uygulanması

Açıklama : Özel eğitimde program planlamanın temel kriterleri; çocuğun ihtiyaçlarına uygunluk, bilimsellik (kanita dayalı olma), iş birliği ve sistematikliktir. **”Ucuz programların uygulanması”**, yani maliyetin düşüklüğünü pedagojik faydanın önüne koymak, etik ve bilimsel bir yaklaşım değildir. Eğitimde öncelik maliyet tasarrufu değil, çocuğun gelişimi ve programın etkililiğidir. Bu nedenle E şıkkı, dikkate alınması gereken bir eğitim ilkesi olamaz.

6. Görme yetersizliği olan bir çocuğa hücre yapıları ve türleri hakkında bilgi verilmek istendiğinde aşağıdaki materyallerden hangisinin kullanımı en uygun olur?

A) Braille etiketleme
B) Kabartma barometre
C) Üç boyutlu hücre ve DNA modelleri
D) Kabarma termometre
E) İnsan vücudu şekli

Cevap : C) Üç boyutlu hücre ve DNA modelleri

Açıklama : Görme yetersizliği olan öğrencilerin öğrenmesinde “dokunma” duyusu (haptik algı) hayati önem taşır. Hücre gibi mikroskobik ve soyut kavramların öğretilmesinde, sadece sözel anlatım veya iki boyutlu kabartma resimler yetersiz kalabilir. Çocuğun hücrenin yapısını, organellerini ve boyutlarını algılayabilmesi için dokunabileceği, hacmini hissedebileceği **”Üç boyutlu (3D) hücre ve DNA modelleri”** kullanmak en etkili ve somutlaştırıcı yöntemdir.

7. Eğitimlerinde dokunsal ve işitsel materyallere ihtiyaç duyan bireyler, eğitsel açıdan ……………….. olarak tanımlanmaktadır. Cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) işitme yetersizliği olan bireyler
B) zihinsel yetersizliği olan bireyler
C) bedensel yetersizliği olan bireyler
D) kör (total düzeyde görme yetersizliği)
E) az gören bireyler

Cevap : D) kör (total düzeyde görme yetersizliği)

Açıklama : Görme yetersizliği eğitsel açıdan “Az Gören” ve “Kör” olarak ikiye ayrılır. Az görenler, görme kalıntısını kullanarak (büyüteç vb. ile) basılı materyallerden öğrenebilirler. Ancak eğitsel açıdan **”Kör” (Total Görme Yetersizliği)** olarak tanımlanan bireyler, öğrenme sürecinde görme duyusunu hiç kullanamadıkları için tamamen **dokunsal (Braille alfabesi, kabartma haritalar)** ve **işitsel (sesli kitaplar, kayıtlar)** materyallere bağımlıdırlar.

8. Aşağıdakilerden hangisi zihinsel ve gelişimsel yetersizlik gösteren bireylerin yaşadıkları sınırlılıklardan biri değildir?

A) İnce motor becerilerde gecikmeler yaşama
B) Öğrenilen bilgi ve becerilerin sürekliliği ile genellenmesinde sınırlılık yaşama
C) Somut kavramları anlamama
D) Öz bakım ve günlük yaşam becerilerinde sınırlılık yaşama
E) Bilgiyi kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarmada güçlük yaşama

Cevap : C) Somut kavramları anlamama

Açıklama : Zihinsel yetersizliği olan bireylerin en temel bilişsel özelliği, **soyut** kavramları anlamakta güçlük çekmeleridir. Buna karşın, elle tutulur, gözle görülür **somut kavramları** öğrenmeleri ve anlamaları çok daha kolaydır. Dolayısıyla “Somut kavramları anlamama” ifadesi yanlıştır; asıl sorun soyut kavramlardadır. Eğitimlerinde de bu yüzden somutlaştırma teknikleri kullanılır. Diğer şıklardaki genelleme sorunu, bellek problemleri ve motor gecikmeler bu grubun tipik sınırlılıklarıdır.

9. Aşağıdakilerden hangisi işitme cihazının bakım ve kontrolü sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalardan biri değildir?

A) Pilin doğru yerleştirilmiş olması
B) Mikrofon girişinin açık ve temiz olması
C) Cihazın kırık ya da çatlak olmaması
D) Kalıbın kulağa uygun olması
E) Gün boyu kullanmama

Cevap : E) Gün boyu kullanmama

Açıklama : İşitme cihazının etkili olabilmesi ve çocuğun işitsel uyaranlardan maksimum düzeyde faydalanıp dil gelişimini sürdürebilmesi için cihazın **uyanık olunan tüm süre boyunca (gün boyu) takılması** gerekir. “Gün boyu kullanmama” (cihazı çıkarma), bakım sürecinde dikkat edilecek bir nokta değil, yapılmaması gereken bir hatadır. Cihaz sadece banyo ve uyku sırasında çıkarılmalı, diğer tüm zamanlarda aktif kullanılmalıdır.

10. İşitme yetersizliği olan çocuk için eğitsel değerlendirme ve tanılama süreci ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Öğretmen ve çocuk arasında birebir gerçekleştirilmektedir.
B) Yazılı ve internet üzerinden başvuru yapılması gerekmektedir.
C) Formel, nesnel ve standart değerlendirme araçları kullanılmaktadır.
D) Eğitsel değerlendirme ve tanılama süreci hastanede gerçekleştirilmektedir.
E) Eğitsel değerlendirme ve tanılama süreci Özel Eğitim Hizmetleri Bölümünde gerçekleştirilmektedir.

Cevap : D) Eğitsel değerlendirme ve tanılama süreci hastanede gerçekleştirilmektedir.

Açıklama : Türkiye’deki özel eğitim sisteminde “Tıbbi Tanılama” ve “Eğitsel Tanılama” birbirinden ayrıdır. İşitme kaybının derecesini ölçen tıbbi tanılama hastanelerde yapılır. Ancak çocuğun eğitim ihtiyacını belirleyen **”Eğitsel Değerlendirme ve Tanılama”**, hastanede değil, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı **Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM)** gerçekleştirilir. Bu nedenle D şıkkındaki ifade yanlıştır.

11. Duygu ve davranış bozukluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Duygu ve davranış bozukluğu olan çocuklar yatılı okullarda okutulmalıdır.
B) Geleneksel Yaklaşım ile duygu ve davranış bozukluğu olan çocuklara müdahale çok önemlidir.
C) Son yıllarda Davranışçı Yaklaşım, duygu ve davranış bozukluğu konusunda çok önemlidir.
D) Duygu ve davranış bozukluğu olan çocuklara müdahale edilmemelidir, zamanla geçecektir.
E) Duygu ve davranış bozukluğu olan çocuklar şımarık çocuklardır.

Cevap : C) Son yıllarda Davranışçı Yaklaşım, duygu ve davranış bozukluğu konusunda çok önemlidir.

Açıklama : Duygu ve Davranış Bozukluğu (DDB) olan çocukların eğitiminde ve rehabilitasyonunda günümüzde en yaygın ve bilimsel geçerliliği en yüksek yöntem **Davranışçı Yaklaşım**dır (Uygulamalı Davranış Analizi vb.). Bu yaklaşım, davranışların öğrenildiğini ve çevresel düzenlemeler/pekiştireçlerle değiştirilebileceğini savunur. A, D ve E şıkları bilimsel olmayan önyargı ve yanlış uygulamalardır. Geleneksel yaklaşımlar (B) ise genellikle cezalandırıcı olduğu için modern eğitimde yerini daha işlevsel davranışçı yöntemlere bırakmıştır.

12. Özgül öğrenme güçlüğü olan bir öğrenci ile Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) kapsamında temel becerilerle veya okumayla ilgili bir öğretim sürecine başlandıktan sonra öğrencide gelişim gözlenmezse BEP ……………….. içinde gözden geçirilmelidir. Cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) bir ay
B) üç yıl
C) bir yıl
D) üç ay
E) altı ay

Cevap : D) üç ay

Açıklama : Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP), dinamik bir süreçtir. Eğer uygulanan program ve yöntemler öğrenci üzerinde beklenen ilerlemeyi sağlamıyorsa, ısrar etmek yerine programın revize edilmesi gerekir. Özgül Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG) olan öğrencilerde, yoğun müdahaleye rağmen ilerleme yoksa, genellikle **3 ay (12 hafta)** gibi bir süre sonunda BEP’in ve müdahale yöntemlerinin (RTI – Müdahaleye Tepki Modeli çerçevesinde) yeniden değerlendirilmesi ve güncellenmesi önerilir.

13. Aşağıdakilerden hangisi değerlendirme temelli uyarlamalardan biri değildir?

A) Sınav hakkında bilgilendirme
B) Sınav soruları
C) Akran ya da yetişkin desteği
D) Sınavın zamanı
E) Öğretim geçmişi

Cevap : E) Öğretim geçmişi

Açıklama : Değerlendirme (sınav) uyarlamaları, özel gereksinimli öğrencinin bilgisini adil bir şekilde ölçmek için sınav ortamında veya formatında yapılan değişikliklerdir. Sınav süresini uzatmak (zaman), soruları basitleştirmek veya okutman vermek (akran/yetişkin desteği) birer uyarlamadır. Ancak **”Öğretim Geçmişi”**, sınav anında yapılan bir uyarlama değildir; bu, öğrencinin daha önce aldığı eğitimin tarihçesidir ve değerlendirme sürecinin bir parçası/değişkeni olsa da bir “sınav uyarlaması” türü değildir.

14. Aşağıdakilerden hangisi erken çocuklukta özel eğitim alanında yaygın bir şekilde kullanılan değerlendirme türlerinden biri olup çocuğun spesifik beceriler ve hedeflerdeki başarısını saptamak için kullanılmaktadır?

A) Müfredat temelli değerlendirme
B) Bütüncül değerlendirme
C) Öğretmen merkezli değerlendirme
D) Oyun temelli değerlendirme
E) Norm referanslı değerlendirme

Cevap : A) Müfredat temelli değerlendirme

Açıklama : Erken çocukluk özel eğitiminde, çocuğun gelişimini yaşıtlarıyla kıyaslayan norm dayanaklı testlerden ziyade, çocuğun öğretilen müfredat içindeki ilerlemesini ve spesifik becerileri kazanıp kazanmadığını ölçen **”Müfredat Temelli Değerlendirme”** (Curriculum-Based Assessment) daha işlevseldir. Bu yöntem, öğretim hedefleriyle değerlendirmeyi birleştirir ve çocuğun bireysel ilerlemesini anlık takip etmeye olanak tanır.

15. ÖÖG (Özel Öğrenme Güçlüğü) olan bir öğrencinin ödevini bir video oluşturarak hazırlaması aşağıdaki uyarlamalardan hangisi kapsamında değerlendirilmelidir?

A) Oturma düzeninde öncelik sağlamak
B) Farklı formatlarda ödev sunmaya izin vermek
C) Ders sırasında ses kaydı almaya izin vermek
D) Ödevi tamamlamak için ek süre vermek
E) Hesap makinesi kullanmaya izin vermek

Cevap : B) Farklı formatlarda ödev sunmaya izin vermek

Açıklama : Özel Öğrenme Güçlüğü (örneğin Disleksi veya Disgrafi) olan öğrenciler, yazılı ifade becerilerinde zorluk yaşayabilirler. Bu öğrencilerin bilgilerini ortaya koyabilmeleri için, standart yazılı ödev yerine video, ses kaydı, poster veya sözlü sunum gibi alternatif yolların kabul edilmesi bir eğitimsel uyarlamadır. Bu durum, **”Farklı formatlarda ödev sunmaya izin vermek”** kategorisine girer ve öğrencinin güçlü yönlerini kullanarak başarısını göstermesini sağlar.

16. I. Çocukların kendi başlarına başlattıkları eylemlerin ve çocuğun kendi deneyimlerinin önemi anlaşılmıştır. II. Eğitimde çocuk için gelişimsel olarak uygun uygulamalara yer verilmesi gerektiği görüşü önem kazanmıştır. III. Çocuğun kapsamlı, bütüncül ve derinlemesine bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gerektiği görüşü vurgulanmıştır. Yukarıdaki ifadeler kuram ya da yaklaşımlardan hangisinin erken çocuklukta özel eğitim alanındaki yansımasıdır?

A) Aile Merkezli Yaklaşım
B) Davranışçı Yaklaşım
C) Transaksiyonel Kuram
D) Biyoekolojik Kuram
E) Yapılandırmacı Yaklaşım

Cevap : E) Yapılandırmacı Yaklaşım

Açıklama : Verilen maddeler (çocuğun aktifliği, kendi deneyimleri, gelişimsel uygunluk, bütüncül bakış), Piaget ve Vygotsky gibi kuramcıların temellerini attığı **”Yapılandırmacı Yaklaşım” (Constructivism)** prensipleridir. Bu yaklaşım, bilginin çocuk tarafından aktif olarak, deneyimler yoluyla inşa edildiğini savunur. Erken çocukluk özel eğitiminde bu yaklaşım, çocuğun ilgilerini takip etmeyi ve ona keşfetme ortamları sunmayı teşvik eder.

17. Aşağıdakilerden hangisi dil bozukluğu olan çocuklar için öğretmenlerin kullanabileceği stratejilerden biri değildir?

A) Model olma
B) Derleme
C) Genişletme
D) Geciktirme
E) Paralel konuşma

Cevap : B) Derleme

Açıklama : Dil öğretim stratejileri arasında; Model Olma (doğrusunu söyleme), Genişletme (çocuğun cümlesine ekleme yapma), Paralel Konuşma (çocuğun yaptığını seslendirme) gibi teknikler vardır. Ancak **”Derleme”** (Compilation), dil bozukluğu müdahalesinde kullanılan standart bir öğretim stratejisi veya tekniği değildir. (Not: Bazı kaynaklarda “Derleme” yerine “Kendini Düzeltme” vb. geçebilir, ancak şıklar arasında literatür dışı veya bağlamsız kalan terim budur).

18. Normal dil gelişimi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Çocuklar konuşmaya başlayınca iletişim kurmaya başlarlar.
B) 3-4 yaşındaki çocuklar ekleri uygun şekilde kullanabilirler.
C) 4-5 yaşındaki çocuklar neredeyse yetişkin gibi konuşurlar.
D) Bir yaşındaki çocukların anlamlı sözcüklerini söylemeleri beklenir.
E) Üç yaşındaki çocuklar sürekli yeni sözcükler öğrenir.

Cevap : A) Çocuklar konuşmaya başlayınca iletişim kurmaya başlarlar.

Açıklama : İletişim, konuşmadan (sözlü dilden) çok daha önce başlar. Bebekler doğdukları andan itibaren ağlama, göz teması, gülümseme, jest ve mimiklerle çevreleriyle iletişim kurarlar. Bu döneme “dil öncesi dönem” denir. Dolayısıyla **”Çocuklar konuşmaya başlayınca iletişim kurmaya başlarlar”** ifadesi yanlıştır; iletişim doğumla başlar, konuşma ise iletişimin ileri bir formudur.

19. Çocuğun uygun davranışları pekiştirerek bu davranışları arttırmayı ve uygun olmayan davranışları ise azaltmayı ya da ortadan kaldırmayı hedefleyen, temelinde ödül/pekiştirme ve cezanın yer aldığı yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsancıl Yaklaşım
B) Davranışçı Yaklaşım
C) Bilişsel Yaklaşım
D) Yapılandırmacı Yaklaşım
E) Ekolojik Yaklaşım

Cevap : B) Davranışçı Yaklaşım

Açıklama : Skinner ve Watson’ın öncülük ettiği **Davranışçı Yaklaşım**, öğrenmeyi davranış değişikliği olarak tanımlar. Bu yaklaşımın temel mekanizması; istendik davranışların ödül (pekiştireç) ile artırılması, istenmeyen davranışların ise pekiştirilmeyerek (sönme) veya ceza ile azaltılmasıdır. Özel eğitimde problem davranışların değiştirilmesinde en sık kullanılan yöntemdir.

20. Aşağıdakilerden hangisi erken çocuklukta özel eğitimin amaçları arasında yer almaz?

A) Aileleri güçlendirmek ve desteklemek
B) Çocuğun bağımsızlığını artırmak
C) Ailelere ekonomik kaynak desteği sunmak
D) Gelecekte oluşabilecek olası sorunların ortaya çıkmasını önlemek
E) Çocuğun tüm gelişim alanlarında gelişimini desteklemek

Cevap : C) Ailelere ekonomik kaynak desteği sunmak

Açıklama : Erken çocukluk özel eğitiminin amaçları; çocuğun gelişimini desteklemek (E), bağımsızlığını artırmak (B), ikincil yetersizlikleri önlemek (D) ve aileyi bilgilendirip psikolojik olarak güçlendirmektir (A). Ancak **”Ailelere ekonomik kaynak (para) desteği sunmak”**, bir “eğitim” hizmetinin değil, “sosyal yardım/sosyal hizmet” kurumlarının görevidir. Özel eğitimciler aileyi kaynaklara yönlendirebilir ama eğitimin doğrudan amacı maaş bağlamak değildir.

@lolonolo_com
Ata Aöf Çocuk Gelişimi Ön Lisans Lolonolo ATA AÖF Telegram

Ata Aöf Çocuk Gelişimi Ön Lisans bahar dönemi sınav soruları

Editor

Editör