LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Etkili İletişim Becerileri 2024-2025 Vize Soruları (Bahar)
auzefEtkili İletişim BecerileriHukuk Büro Yönetimi ve Sekreterliğiİnsan Kaynakları Yönetimi

Etkili İletişim Becerileri 2024-2025 Vize Soruları (Bahar)

Etkili İletişim Becerileri 2024-2025 Vize Soruları (Bahar)

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Etkili İletişim Becerileri 2024-2025 Vize Soruları (Bahar)

#1. Aşağıdakilerden hangisi dinleme becerisinin niteliğini arttıran, etkili sözel olmayan davranışlardan biri değildir?

Cevap : D) Kolları kavuşturmak
Açıklama : Beden dili (sözsüz iletişim), dinlediğimizi karşı tarafa hissettirmenin en güçlü yoludur. Göz teması (A), konuşmacıya hafifçe eğilmek/yönelmek (E), uygun mimiklerle onaylamak (C) ve gerektiğinde susup alan tanımak (B) kişiye “seni dinliyorum ve önemsiyorum” mesajı (Açık İletişim / Open Posture) verir. Ancak **Kolları kavuşturmak (veya bacak bacak üstüne atarak geriye yaslanmak)**, beden dilinde “Kapalı İletişim” (Closed Posture) duruşudur. Bu duruş karşı tarafa savunmada olduğunuzu, iletişime kapalı olduğunuzu, sıkıldığınızı veya onaylamadığınızı hissettirir ve dinleme kalitesini bozar.

#2. Aşağıdakilerden hangisi etkili bir iletişim sürecini engelleyen etkenlerden biri değildir?

Cevap : C) Duyarlılık
Açıklama : İletişim engelleri, mesajın doğru anlaşılmasını zorlaştıran psikolojik, fiziksel veya anlamsal bariyerlerdir. Benmerkezcilik (sadece kendini düşünme), korkular (iletişim kaygısı), alınganlık (savunmacı dinleme) ve kararsızlık (ne söyleyeceğini bilememe), iletişimin kalitesini bozan negatif psikolojik etkenlerdir. Ancak **Duyarlılık** (Hassasiyet/Empati yapabilme yeteneği), kişinin karşısındakinin duygularını anlama, olaylara onun penceresinden bakabilme ve çevreye karşı saygılı olma durumudur. Duyarlılık iletişimi engellemez, aksine **iletişimi kolaylaştıran, derinleştiren ve kalitesini artıran** son derece olumlu ve gerekli bir özelliktir.

#3. Aşağıdakilerden hangisi etkili bir biçimde dinlemenin gerekleri arasında değildir?

Cevap : B) Dinleyici, bütün dikkatini kendisine vermelidir.
Açıklama : Etkili (Aktif) Dinleme, dinleyicinin pasif bir alıcı olmaktan çıkıp iletişim sürecine katıldığı, anlamaya çalıştığı bir eylemdir. Soru sormak (A), önyargıları ve zihin okumayı bırakmak (C), bedensel/sözlü tepkilerle dinlediğini belli etmek (D) ve yargılamadan anlamaya çalışmak (E) aktif dinlemenin altın kurallarıdır. Ancak B şıkkında yer alan “Dinleyicinin bütün dikkatini *kendisine* (kendi iç sesine, kendi vereceği cevaba veya kendi dertlerine) vermesi”, etkili dinlemenin önündeki en büyük engeldir. Etkili dinlemede odak noktası (dikkat) “kendimiz” değil, **karşımızdaki kişi (konuşmacı)** olmalıdır.

#4. Empati kuran kişinin öncelikle yetişkin benlik/ego benliği durumu içerisinde, karşısındakı kişinın algısal ve bilişsel rolünü alarak, düşüncelerini ve algı dünyasını anlaması söz konusudur. Birey, yetişkin benlik/egø benliğiyle karşıdaki kişiye duygu ve düşüncelerinin anlaşıldığını sözlü ve sözsüz ifadelerle aktarabilir.
Aşağıdakilerden hangisi yetişkin benlik/ego benliği durumunu tanımlayan yüz ifadelerine ilişkin ipuçları arasında sayılamaz?

Cevap : A) Kızgın
Açıklama : Eric Berne’ün “Transaksiyonel Analiz” (TA) kuramına göre insanlarda 3 ego (benlik) durumu vardır: Çocuk, Ebeveyn ve Yetişkin. **”Yetişkin Benlik”** durumu; akılcı, objektif, burada-ve-şimdi’ye odaklı, empati kurabilen, veri toplayan ve çözüm odaklı olan sağlıklı ego durumudur. Bir yetişkin gibi iletişim kuran kişinin yüz ifadesi; anlamaya çalışan (İlgili – B), odaklanmış (Dikkatli – C), öğrenmek isteyen (Meraklı – D) ve verileri işleyen (Düşünceli – E) bir ifadedir. Ancak **”Kızgın”** (Öfkeli) bir yüz ifadesi veya tepki, genellikle cezalandırıcı “Eleştirel Ebeveyn” egosunun veya engellenmiş/öfkeli “Çocuk” egosunun bir yansımasıdır; sağlıklı ve empatik bir “Yetişkin” tepkisi sayılamaz.

#5. “Kişinin yaşadığı olumsuzluklar karşıdaki kişinin durumu anlaşılmasına karşın, olumlu duygusal tepkiler vermeyi engellemekte, hatta olumsuz bir yaklaşım sergilemeye neden olmaktadır. Bu duruma …… denir ve kişi, karşıdaki kişiyi anlamayarak, yardımcı olmayarak yani beklenenin tam tersi bir davranış göstererek antipatik bir yaklaşım sergiler.”
Yukarıdaki ifadedeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

Cevap : E) empatik öfke
Açıklama : Empati normalde başkasının duygusunu anlamak ve ona olumlu/yardımcı bir tepki vermektir. Ancak bazı durumlarda kişi, karşısındakinin acısını veya durumunu o kadar derinden algılar veya o duruma o kadar yoğun bir duygusal tepki (stres/öfke) geliştirir ki, bu aşırı yüklenme kişinin “yardım etme” davranışını bloke eder. Anlamak (empati kurmak), kişide yardım duygusu yerine bir tür savunma mekanizması olarak **öfke veya antipati** (ters tepki) yaratır. Psikolojide bu duruma **Empatik Öfke** (Empathetic Anger) veya empatik stres/tükenmişlik hali denir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. “İlkin dili düzeltirim” demiş …….. “Dil düzgün olmayınca, söylenen, söylenmek istenen değildir; söylenen, söylenmek istenen olmayınca, yapılması gereken yapılmadan kalır; yapılması gereken yapılmadan kalınca, törelerle sanatlar geriler; törelerle sanatlar gerileyince de adalet yoldan çıkar adalet yoldan çıkınca da halk çaresizlik içinde kalır.”
Yukarıdaki ifadede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevap : B) Konfüçyüs
Açıklama : Dilin toplumsal düzen, adalet, sanat ve ahlak (töre) üzerindeki belirleyici ve temel rolünü vurgulayan bu meşhur felsefi zincirleme argüman, Antik Çin filozofu **Konfüçyüs**’e aittir. Konfüçyüs, toplumun düzelebilmesi için öncelikle “Kavramların Düzeltilmesi” (Zhengming) gerektiğine inanırdı. Çünkü dil bozulduğunda düşünce bozulur, düşünce bozulduğunda eylemler (yapılması gerekenler) sapar ve nihayetinde adaletsizlik toplumu çöküşe (çaresizliğe) sürükler. Bu söz, iletişimin yapı taşı olan “dil”in makro düzeydeki önemini anlatan en klasik metinlerden biridir.

#7. İkna edebilmeyi uzmanlık ve güvenilirlik faktörlerine bağlayanlar kişiler aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Howland ve Weiss
Açıklama : İkna (persuasion) araştırmalarında “Kaynağın İnanılırlığı / Güvenilirliği” (Source Credibility) kavramı üzerine 1950’lerde Yale Üniversitesi’nde yapılan ünlü İletişim Araştırma Programı’nın başını Carl Hovland (Howland) çekmiştir. **Hovland ve Weiss (1951)** yaptıkları deneylerde, bir mesajın ikna edici olabilmesi için o mesajı veren kaynağın iki temel özelliğe sahip olması gerektiğini bilimsel olarak kanıtlamışlardır: 1. **Uzmanlık** (Expertise – kişinin konu hakkında ne bildiği), 2. **Güvenilirlik** (Trustworthiness – kişinin gerçeği söyleme eğilimi). Bu ikili formül, modern iletişim psikolojisinin temel taşlarındandır.

#8. İknaya ilişkin bazı saptamalar yapıldığında aşağıdaki seçeneklerden hangisi söylenemez?

Cevap : B) İkna edici iletişimin kesinlikle bilinçsiz bir niyet barındırdığı
Açıklama : İkna (persuasion), iletişim bilimlerinde son derece planlı, stratejik ve “bilinçli” bir süreç olarak tanımlanır. Birini ikna etmek isteyen kaynak (gönderici), hedefin (alıcının) tutumlarını, inançlarını veya davranışlarını değiştirmek için argümanlarını önceden tasarlar ve belirli bir amaca yönelik hareket eder. Bu nedenle ikna edici iletişimin “bilinçsiz” olduğu söylenemez; aksine tamamen bilinçli ve hedefe odaklı (kasıtlı) bir niyet barındırır. İkna sürecinde zorlama (manipülasyon/koersiyon) yoktur, hedef kitle özgür iradesiyle karar verir, ancak kaynağın niyeti kesinlikle bilinçlidir.

#9. Aşağıdakilerden hangisi kendini açmanın olumlu özelliklerinden biri değildir?

Cevap : D) İş ortamında kişinin endişeler yaşamasına neden olabilir.
Açıklama : Johari Penceresi modelinde yer alan “Kendini Açma” (Self-disclosure), bireyin gizli tuttuğu düşünce, duygu ve korkularını güven duyduğu kişilerle paylaşmasıdır. Bu durum; psikolojik rahatlama, derin/anlamlı ilişkiler kurma (B, C), kendini daha iyi tanıma (E) ve yaşamdan zevk alma (A) gibi çok olumlu sonuçlar doğurur. Ancak, uygun olmayan bir ortamda (örneğin aşırı rekabetçi veya güvenilmez bir **iş ortamında**) sınırları aşarak gereğinden fazla “kendini açmak”, o bilgilerin kişinin aleyhine (zaaf olarak) kullanılmasına yol açabilir. Bu da kişide **korku ve endişeler yaşamasına (D)** neden olur. Bu durum, kendini açmanın “olumlu” bir özelliği değil, taşıdığı potansiyel “olumsuz” (riskli) bir sonucudur.

#10. “İnsan neden dinler?” sorusunun yanıtı aşağıdakilerden hangisi değildir?

Cevap : E) Eleştirmek için
Açıklama : Etkili ve sağlıklı bir iletişim sürecinde “dinleme” eyleminin temel amaçları; anlamak, bilgilenmek, empati kurmak, karşıdakinin deneyimini paylaşmak ve sürece dahil olmaktır (A, B, C, D seçenekleri). Ancak sadece bir açığı bulmak, yargılamak, savunmaya geçmek veya **”eleştirmek için”** dinlemek, iletişim literatüründe “Tuzak Kurucu Dinleme” veya “Yargılayıcı Dinleme” adı verilen olumsuz ve hastalıklı bir dinleme türüdür. Sağlıklı bir iletişimde dinlemenin asıl gayesi (nedeni) eleştirmek veya saldırmak için malzeme toplamak değildir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. “Dinleyicinin, daha önce söylenilenlerle bir sonra söylenilen cümle arasında bağlantı kurma ve iletişim içindeki işlevini anlama yeteneğidir.” şeklinde ifade edilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Dinleme
Açıklama : “İşitme / Duyma” (Hearing), sadece ses dalgalarının kulağa çarpmasıyla oluşan fizyolojik (pasif) bir olaydır. Oysa **”Dinleme”** (Listening), kulağa gelen o sesleri (kelimeleri) beynin işlemden geçirmesi, önceki cümlelerle sonrakiler arasında mantıksal bir bağ (bağlam) kurması ve mesajın arkasındaki anlamı çözmesi sürecidir. Yani dinleme, işitmenin üzerine “bilişsel bir çaba, dikkat ve bağlantı kurma/anlamlandırma” yeteneğinin eklenmiş aktif (zihinsel) halidir.

#12. Doğan Cüceloğlu’na göre (2015) “iletişim kazaları”nım önleyebilmek ve hasarsız bir iletişim için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevap : C) Önce ağız, sonra beyin devreye girmelidir.
Açıklama : Türkiye’nin en değerli psikologlarından Doğan Cüceloğlu, iletişimde niyetin (ne söylediğinin) ve üslubun (nasıl söylediğinin) önemini vurgular. Kazaları önlemek için kişinin önce kendi hatasını görmesi (tutanağa kendinden başlaması – B), beden dilini yönetmesi (E), üslubunu yumuşatması (D) ve gerektiğinde susmayı bilmesi (A) gerekir. Ancak C şıkkında yer alan **”Önce ağız, sonra beyin devreye girmelidir”** ifadesi, düşünmeden, tepkisel ve dürtüsel konuşmayı tarif eder (“Ağzından çıkanı kulağı duymamak” durumu). Tam aksine, sağlıklı bir iletişimde **önce beyin (düşünce/empati), sonra ağız (söz)** devreye girmelidir. Bu nedenle C şıkkı iletişim kazasını önlemez, bizzat kaza yaptırır.

#13. “Karşısındaki kişiyi dinlerken kişiler arası bağlar kurmak isterler ve dinledikleri kişilerin duygularını dinlemede daha yetenekli ve daha rahattırlar. Bu bağlamda, empati kurma ve ortak ilgi alanları bulmaya daha çok yatkındırlar.” cümleleriyle tanımlanan dinleyici tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Kişi odaklı
Açıklama : İletişim araştırmacıları dinleme stillerini dörde ayırır (Kişi, İçerik, Eylem ve Zaman odaklı).
* **Kişi Odaklı Dinleyiciler (People-oriented listeners):** Mesajdaki teknik bilgilerden çok, konuşanın “duygularına”, aralarındaki “ilişkinin kalitesine” ve “bağ kurmaya” odaklanırlar. Empati yetenekleri çok yüksektir ve karşı tarafın hislerini anlamada uzmandırlar (Sorudaki tanım budur).
* İçerik Odaklı: Sadece bilginin doğruluğuna, detaylara ve mesajın kalitesine bakar.
* Eylem Odaklı: “Sadede gel, ne yapmamız gerekiyor?” diyen, hemen çözüme odaklanan tiplerdir.
* Zaman Odaklı: Vaktinin değerli olduğunu hissettiren, saate bakan ve kısa mesaj isteyen tiplerdir.

#14. “………. bilgi, düşünce ve duyguların çeşitli yollarla bir bireyden diğer birey ya da bireylere aktarılması sürecidir.”
cümlesindeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevap : D) İletişim süreci
Açıklama : Sorudaki cümle, doğrudan **İletişim Sürecinin** (Communication Process) en temel akademik tanımıdır. İletişim, statik bir durum değil, bir “süreçtir”. Bu süreç; kaynağın (göndericinin) sahip olduğu soyut duygu, düşünce veya bilgileri kodlayarak (mesaj haline getirerek), belirli bir kanal aracılığıyla hedefe (alıcıya) aktarması ve karşılığında geri bildirim (dönüt) alması adımlarından oluşan dinamik, kesintisiz ve döngüsel bir akışı ifade eder. Cümlede “aktarılması sürecidir” kelimesi zaten cevabın yapıtaşını vermektedir.

#15. “Alıcının/hedefin iletişim sürecinde gürültüye en az oranda maruz kalarak iletiyi tam ve doğru olarak algılama becerisi” olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : D) Etkin dinleme
Açıklama : İletişim sürecinde “gürültü” (noise), mesajın doğru anlaşılmasını engelleyen her türlü fiziksel veya psikolojik parazittir (dikkat dağınıklığı, ön yargı, dış sesler vb.). Alıcının bu gürültüleri filtreleyerek, tüm zihinsel ve bedensel dikkatiyle mesaja odaklanması ve konuşmacının ne demek istediğini “tam ve doğru” bir şekilde çözümleyebilmesi becerisine **Etkin (Aktif) Dinleme** (Active Listening) denir. Etkin dinleme sadece duymak değil, mesajı gürültüden arındırarak “anlamlandırmak”tır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Tüm insanların her iletişim eyleminde bir dizi nedeni ve amacı vardır. Bu amaçların bir kısmı, karşılığını ödülünü hemen elde etmek istediğimiz amaçlardır; bir kısmı uzun vadeli beklentilere dayanır.
Aşağıdakilerden hangisi bu neden ve amaçlardan biri olamaz?

Cevap : E) Yönetilmek
Açıklama : İletişim kuran bir bireyin (kaynağın) mesaj üretirken her zaman proaktif ve yönlendirici amaçları vardır. Bilgi vermek (D), bilgi almak (C), karşısındakine bir şey öğretmek (B) veya onun fikrini/davranışını değiştirmek yani ikna etmek (A) en temel iletişim amaçlarıdır. İnsanlar etkilemek, paylaşmak veya ikna etmek için iletişim kurarlar. Ancak bir insanın bir iletişim eylemini başlatırken ana amacının pasif bir şekilde **”Yönetilmek”** veya “itaat etmek” (bir başkasının tahakkümü altına girmeyi bilinçli olarak talep etmek) olması iletişimin proaktif doğasına ve temel amaç teorilerine uymaz. “Yönetmek” bir amaç olabilir ama “yönetilmek” (pasif eylem) iletişim başlatma amacı olarak sayılmaz.

#17. I. Düşünsel öge
II. Duygusal öge
III. Algısal öge
Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri tutumun ögelerindendir?

Cevap : E) I ve II
Açıklama : Sosyal psikolojide “Tutum” (Attitude), bir nesneye, kişiye veya duruma karşı sahip olduğumuz eğilimlerdir ve klasik olarak ABC Modeli (Affective, Behavioral, Cognitive) ile açıklanır. Bu model üç ögeden oluşur:
1. **Bilişsel/Düşünsel Öge (Cognitive):** İnançlar, bilgiler ve düşünceler (I. Öncül).
2. **Duygusal Öge (Affective):** Sevme, sevmeme, korku, nefret gibi hisler (II. Öncül).
3. **Davranışsal Öge (Behavioral):** Harekete geçme eğilimi.
Modelde “Algısal Öge” (III. Öncül) diye temel bir bileşen yoktur; algı bilişsel ögenin içinde yer alır. Bu nedenle doğru tutum ögeleri I ve II’dir.

#18. Aşağıdakilerden hangisi iletişimin bozucu engellerinden biri değildir?

Cevap : B) Psikolojik uzaklık
Açıklama :

#19. Bir kişinin kendi görüşünü, grubun görüşü doğrultusunda değiştirmesi olgusuna işaret eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : C) Uyma davranışı
Açıklama : Sosyal psikolojide, bireyin kendi düşünce, inanç veya davranışlarını, gerçek veya hayali bir grup baskısı altında kalarak o grubun normlarına, beklentilerine veya çoğunluğun görüşüne uydurması sürecine **Uyma Davranışı (Conformity)** denir. Ünlü Solomon Asch deneylerinde (çizgi uzunluğu deneyi) bu durum açıkça kanıtlanmıştır. Birey, dışlanmamak, gruba ait olmak veya “grup biliyorsa doğru biliyordur” düşüncesiyle (bilgi verici veya normatif sosyal etki) kendi doğrusundan vazgeçip grubun görüşüne uyar.

#20. • Kişiler arası iletişimin olduğu ortamlar
• Birey-grup iletişiminin olduğu ortamlar
• Basın ve yayın aracılığıyla oluşan etkiler
Yukarıda verilen sosyal etkinin oluştuğu ortamlar kim ya da kimler tarafından oluşturulmuştur?

Cevap : C) Zimbardo ve Leippe
Açıklama : İletişim ve sosyal psikoloji alanında, “Sosyal Etki”nin (insanların birbirlerinin düşünce ve davranışlarını değiştirmesi) hangi fiziksel ve psikolojik ortamlarda gerçekleştiğini sınıflandıran akademisyenler **Philip Zimbardo ve Michael Leippe**’dir. Onlar sosyal etkinin yayıldığı ortamları; ikili ilişkiler (kişilerarası), bireyin bir gruba dahil olduğu durumlar ve medyanın kitleler üzerindeki etkisi (basın/yayın) olarak temel bir hiyerarşide sınıflandırmışlardır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Etkili İletişim Becerileri 2024-2025 Vize Soruları (Bahar)

Etkili İletişim Becerileri: Dinleme, İkna ve Sosyal Etki Dinamikleri

İletişimin Doğası ve Felsefi Temelleri

İletişim, bilgi, düşünce ve duyguların bir bireyden diğerine aktarıldığı kesintisiz bir süreçtir. İnsanlar iletişim kurarken proaktif amaçlar güderler; bilgilenmek, eğitmek veya ikna etmek gibi. Ancak pasif bir şekilde yönetilmek iletişimin temel başlatıcı amacı olamaz. İletişimin temel yapı taşı olan “dil”in önemini en çarpıcı şekilde vurgulayan filozof Konfüçyüs’tür. Ona göre, dil bozulduğunda düşünce ve adalet de bozulur, bu da toplumsal çöküşe yol açar. Doğan Cüceloğlu ise iletişim kazalarını önlemek için “önce beyin, sonra ağız” kuralının işletilmesi gerektiğini savunur.

İkna ve Sosyal Etki Süreçleri

İkna (persuasion), kaynağın hedefin tutumlarını değiştirmek için yürüttüğü bilinçli ve kasıtlı bir iletişim stratejisidir. Hovland ve Weiss’ın çalışmalarına göre, ikna sürecinin başarısı kaynağın uzmanlık ve güvenilirliğine dayanır. Sosyal psikolojide, bireyin kendi doğrusundan vazgeçip grup baskısıyla çoğunluğa uyması Uyma Davranışı (Conformity) olarak adlandırılır. Zimbardo ve Leippe ise sosyal etkinin oluştuğu ortamları kişiler arası, birey-grup ve kitle iletişim (basın/yayın) düzeylerinde sınıflandırmışlardır.

Dinleme Becerileri ve Empati

Sadece ses dalgalarını algılamak “işitme” iken, bu sesleri anlamlandırıp cümleler arası bağlantı kurmak Dinleme becerisidir. Etkili dinlemede odak noktası kişinin kendisi değil, karşısındaki olmalıdır; kolları kavuşturmak gibi kapalı beden dili kullanımları dinleme kalitesini düşürür. Sağlıklı dinlemenin amacı anlamak ve empati kurmaktır; eleştirmek veya tuzak kurmak için dinlenmez. Dinleyiciler arasında, karşısındakinin duygularına ve aralarındaki bağa en çok önem veren profil Kişi Odaklı dinleyicilerdir. Ancak bazen başkasının acısını anlamak kişide yardım duygusu yerine aşırı strese yol açarak Empatik Öfke yaratabilir.

Tutumlar, Engeller ve Kendini Açma

Sosyal psikolojide Tutum; düşünsel (bilişsel), duygusal ve davranışsal ögelerden oluşur; “algısal öge” diye bağımsız bir bileşen yoktur. İletişim sürecinde Etkin Dinleme, alıcının gürültüden en az etkilenerek mesajı tam ve doğru çözümlemesi yeteneğidir. Duyarlılık (empati), iletişimi engelleyen değil, aksine kolaylaştıran pozitif bir özelliktir. Bireyin gizli duygu ve düşüncelerini paylaşması olan Kendini Açma (Self-disclosure), anlamlı ilişkiler kurmayı sağlasa da, rekabetçi bir iş ortamında aşırıya kaçtığında kişinin endişeler yaşamasına neden olabilir.

Kavram / Düşünür Açıklaması
Konfüçyüs “Dil düzgün olmayınca, söylenen, söylenmek istenen değildir” sözünün sahibi.
Uyma Davranışı Bireyin kendi görüşünü grup baskısıyla değiştirmesi.
Hovland ve Weiss İkna ediciliği “Uzmanlık ve Güvenilirlik” faktörlerine bağlayan araştırmacılar.
Empatik Öfke Karşıdakini anlamanın yardım yerine olumsuz/ters bir tepki (öfke) yaratması.
@lolonolo_com

Etkili İletişim Becerileri 2024-2025 Vize Soruları (Bahar)

Etkili İletişim Becerileri 2024-2025 Vize Soruları (Bahar)

1. İknaya ilişkin bazı saptamalar yapıldığında aşağıdaki seçeneklerden hangisi söylenemez?

A) İkna edilecek olan kişi ya da grupların tutum ve davranışlarını etkilemeye yönelik organize edildiği
B) İkna edici iletişimin kesinlikle bilinçsiz bir niyet barındırdığı
C) İknanın bireylerin özgür iradeleriyle gerçekleştiği, zorlamanın kesinlikle olmadığı
D) İknanın bir iletişim süreci olduğu
E) Bireylerin seçimlerini etkileme amacıyla gerçekleştirildiği

Cevap : B) İkna edici iletişimin kesinlikle bilinçsiz bir niyet barındırdığı

Açıklama : İkna (persuasion), iletişim bilimlerinde son derece planlı, stratejik ve “bilinçli” bir süreç olarak tanımlanır. Birini ikna etmek isteyen kaynak (gönderici), hedefin (alıcının) tutumlarını, inançlarını veya davranışlarını değiştirmek için argümanlarını önceden tasarlar ve belirli bir amaca yönelik hareket eder. Bu nedenle ikna edici iletişimin “bilinçsiz” olduğu söylenemez; aksine tamamen bilinçli ve hedefe odaklı (kasıtlı) bir niyet barındırır. İkna sürecinde zorlama (manipülasyon/koersiyon) yoktur, hedef kitle özgür iradesiyle karar verir, ancak kaynağın niyeti kesinlikle bilinçlidir.

2. Bir kişinin kendi görüşünü, grubun görüşü doğrultusunda değiştirmesi olgusuna işaret eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

A) Algı değişikliği
B) Tutum değişikliği
C) Uyma davranışı
D) Kültürel faktör
E) Norm değişikliği

Cevap : C) Uyma davranışı

Açıklama : Sosyal psikolojide, bireyin kendi düşünce, inanç veya davranışlarını, gerçek veya hayali bir grup baskısı altında kalarak o grubun normlarına, beklentilerine veya çoğunluğun görüşüne uydurması sürecine **Uyma Davranışı (Conformity)** denir. Ünlü Solomon Asch deneylerinde (çizgi uzunluğu deneyi) bu durum açıkça kanıtlanmıştır. Birey, dışlanmamak, gruba ait olmak veya “grup biliyorsa doğru biliyordur” düşüncesiyle (bilgi verici veya normatif sosyal etki) kendi doğrusundan vazgeçip grubun görüşüne uyar.

3. “İlkin dili düzeltirim” demiş …….. “Dil düzgün olmayınca, söylenen, söylenmek istenen değildir; söylenen, söylenmek istenen olmayınca, yapılması gereken yapılmadan kalır; yapılması gereken yapılmadan kalınca, törelerle sanatlar geriler; törelerle sanatlar gerileyince de adalet yoldan çıkar adalet yoldan çıkınca da halk çaresizlik içinde kalır.”
Yukarıdaki ifadede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Mensiyüs
B) Konfüçyüs
C) Thales
D) Epiktetos
E) Sokrates

Cevap : B) Konfüçyüs

Açıklama : Dilin toplumsal düzen, adalet, sanat ve ahlak (töre) üzerindeki belirleyici ve temel rolünü vurgulayan bu meşhur felsefi zincirleme argüman, Antik Çin filozofu **Konfüçyüs**’e aittir. Konfüçyüs, toplumun düzelebilmesi için öncelikle “Kavramların Düzeltilmesi” (Zhengming) gerektiğine inanırdı. Çünkü dil bozulduğunda düşünce bozulur, düşünce bozulduğunda eylemler (yapılması gerekenler) sapar ve nihayetinde adaletsizlik toplumu çöküşe (çaresizliğe) sürükler. Bu söz, iletişimin yapı taşı olan “dil”in makro düzeydeki önemini anlatan en klasik metinlerden biridir.

4. “İnsan neden dinler?” sorusunun yanıtı aşağıdakilerden hangisi değildir?

A) Bir konuya hâkim olmak için
B) Bilgilenmek için
C) Diğerlerinin deneyimlerinden ve anlayışlarımdan yararlanmak için
D) Bir başkasının hikâyesine katılmak için
E) Eleştirmek için

Cevap : E) Eleştirmek için

Açıklama : Etkili ve sağlıklı bir iletişim sürecinde “dinleme” eyleminin temel amaçları; anlamak, bilgilenmek, empati kurmak, karşıdakinin deneyimini paylaşmak ve sürece dahil olmaktır (A, B, C, D seçenekleri). Ancak sadece bir açığı bulmak, yargılamak, savunmaya geçmek veya **”eleştirmek için”** dinlemek, iletişim literatüründe “Tuzak Kurucu Dinleme” veya “Yargılayıcı Dinleme” adı verilen olumsuz ve hastalıklı bir dinleme türüdür. Sağlıklı bir iletişimde dinlemenin asıl gayesi (nedeni) eleştirmek veya saldırmak için malzeme toplamak değildir.

5. “………. bilgi, düşünce ve duyguların çeşitli yollarla bir bireyden diğer birey ya da bireylere aktarılması sürecidir.”
cümlesindeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) İletişim becerisi
B) İletim
C) Bildirim
D) İletişim süreci
E) Etkileşim

Cevap : D) İletişim süreci

Açıklama : Sorudaki cümle, doğrudan **İletişim Sürecinin** (Communication Process) en temel akademik tanımıdır. İletişim, statik bir durum değil, bir “süreçtir”. Bu süreç; kaynağın (göndericinin) sahip olduğu soyut duygu, düşünce veya bilgileri kodlayarak (mesaj haline getirerek), belirli bir kanal aracılığıyla hedefe (alıcıya) aktarması ve karşılığında geri bildirim (dönüt) alması adımlarından oluşan dinamik, kesintisiz ve döngüsel bir akışı ifade eder. Cümlede “aktarılması sürecidir” kelimesi zaten cevabın yapıtaşını vermektedir.

6. I. Düşünsel öge
II. Duygusal öge
III. Algısal öge
Yukarıda verilenlerden hangisi veya hangileri tutumun ögelerindendir?

A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve III
D) II ve III
E) I ve II

Cevap : E) I ve II

Açıklama : Sosyal psikolojide “Tutum” (Attitude), bir nesneye, kişiye veya duruma karşı sahip olduğumuz eğilimlerdir ve klasik olarak ABC Modeli (Affective, Behavioral, Cognitive) ile açıklanır. Bu model üç ögeden oluşur:
1. **Bilişsel/Düşünsel Öge (Cognitive):** İnançlar, bilgiler ve düşünceler (I. Öncül).
2. **Duygusal Öge (Affective):** Sevme, sevmeme, korku, nefret gibi hisler (II. Öncül).
3. **Davranışsal Öge (Behavioral):** Harekete geçme eğilimi.
Modelde “Algısal Öge” (III. Öncül) diye temel bir bileşen yoktur; algı bilişsel ögenin içinde yer alır. Bu nedenle doğru tutum ögeleri I ve II’dir.

7. Aşağıdakilerden hangisi etkili bir iletişim sürecini engelleyen etkenlerden biri değildir?

A) Kararsızlık
B) Alınganlık
C) Duyarlılık
D) Korkular
E) Benmerkezcilik

Cevap : C) Duyarlılık

Açıklama : İletişim engelleri, mesajın doğru anlaşılmasını zorlaştıran psikolojik, fiziksel veya anlamsal bariyerlerdir. Benmerkezcilik (sadece kendini düşünme), korkular (iletişim kaygısı), alınganlık (savunmacı dinleme) ve kararsızlık (ne söyleyeceğini bilememe), iletişimin kalitesini bozan negatif psikolojik etkenlerdir. Ancak **Duyarlılık** (Hassasiyet/Empati yapabilme yeteneği), kişinin karşısındakinin duygularını anlama, olaylara onun penceresinden bakabilme ve çevreye karşı saygılı olma durumudur. Duyarlılık iletişimi engellemez, aksine **iletişimi kolaylaştıran, derinleştiren ve kalitesini artıran** son derece olumlu ve gerekli bir özelliktir.

8. “Kişinin yaşadığı olumsuzluklar karşıdaki kişinin durumu anlaşılmasına karşın, olumlu duygusal tepkiler vermeyi engellemekte, hatta olumsuz bir yaklaşım sergilemeye neden olmaktadır. Bu duruma …… denir ve kişi, karşıdaki kişiyi anlamayarak, yardımcı olmayarak yani beklenenin tam tersi bir davranış göstererek antipatik bir yaklaşım sergiler.”
Yukarıdaki ifadedeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

A) çatışmasız iletişim
B) iletişim korkusu
C) iletişim kazası
D) çatışmalı iletişim
E) empatik öfke

Cevap : E) empatik öfke

Açıklama : Empati normalde başkasının duygusunu anlamak ve ona olumlu/yardımcı bir tepki vermektir. Ancak bazı durumlarda kişi, karşısındakinin acısını veya durumunu o kadar derinden algılar veya o duruma o kadar yoğun bir duygusal tepki (stres/öfke) geliştirir ki, bu aşırı yüklenme kişinin “yardım etme” davranışını bloke eder. Anlamak (empati kurmak), kişide yardım duygusu yerine bir tür savunma mekanizması olarak **öfke veya antipati** (ters tepki) yaratır. Psikolojide bu duruma **Empatik Öfke** (Empathetic Anger) veya empatik stres/tükenmişlik hali denir.

9. Tüm insanların her iletişim eyleminde bir dizi nedeni ve amacı vardır. Bu amaçların bir kısmı, karşılığını ödülünü hemen elde etmek istediğimiz amaçlardır; bir kısmı uzun vadeli beklentilere dayanır.
Aşağıdakilerden hangisi bu neden ve amaçlardan biri olamaz?

A) İkna etmek
B) Eğitmek
C) Bilgilenmek
D) Bilgilendirmek
E) Yönetilmek

Cevap : E) Yönetilmek

Açıklama : İletişim kuran bir bireyin (kaynağın) mesaj üretirken her zaman proaktif ve yönlendirici amaçları vardır. Bilgi vermek (D), bilgi almak (C), karşısındakine bir şey öğretmek (B) veya onun fikrini/davranışını değiştirmek yani ikna etmek (A) en temel iletişim amaçlarıdır. İnsanlar etkilemek, paylaşmak veya ikna etmek için iletişim kurarlar. Ancak bir insanın bir iletişim eylemini başlatırken ana amacının pasif bir şekilde **”Yönetilmek”** veya “itaat etmek” (bir başkasının tahakkümü altına girmeyi bilinçli olarak talep etmek) olması iletişimin proaktif doğasına ve temel amaç teorilerine uymaz. “Yönetmek” bir amaç olabilir ama “yönetilmek” (pasif eylem) iletişim başlatma amacı olarak sayılmaz.

10. İkna edebilmeyi uzmanlık ve güvenilirlik faktörlerine bağlayanlar kişiler aşağıdakilerden hangisidir?

A) Howland ve Weiss
B) Peirce ve Saussure
C) Aristo ve Platon
D) Aristo ve Descartes
E) Aristo ve Kant

Cevap : A) Howland ve Weiss

Açıklama : İkna (persuasion) araştırmalarında “Kaynağın İnanılırlığı / Güvenilirliği” (Source Credibility) kavramı üzerine 1950’lerde Yale Üniversitesi’nde yapılan ünlü İletişim Araştırma Programı’nın başını Carl Hovland (Howland) çekmiştir. **Hovland ve Weiss (1951)** yaptıkları deneylerde, bir mesajın ikna edici olabilmesi için o mesajı veren kaynağın iki temel özelliğe sahip olması gerektiğini bilimsel olarak kanıtlamışlardır: 1. **Uzmanlık** (Expertise – kişinin konu hakkında ne bildiği), 2. **Güvenilirlik** (Trustworthiness – kişinin gerçeği söyleme eğilimi). Bu ikili formül, modern iletişim psikolojisinin temel taşlarındandır.

11. Aşağıdakilerden hangisi etkili bir biçimde dinlemenin gerekleri arasında değildir?

A) Dinleyici, herhangi bir karışıklığı açıklığa kavuşturmak için soru sormaya hazır olmalıdır.
B) Dinleyici, bütün dikkatini kendisine vermelidir.
C) Dinleyici, konuşan kişinin söyleyeceği şeyler hakkında tahminde bulunmayı bir kenara bırakmalıdır.
D) Dinleyici, konuşan kişiye dinlediğini ve anlattığı şeylerin algılandığını hissettirmelidir.
E) Dinleyici, yorumlarını neler olduğunu açıklayan ancak yargılamayan bir yaklaşımla yapmalıdır.

Cevap : B) Dinleyici, bütün dikkatini kendisine vermelidir.

Açıklama : Etkili (Aktif) Dinleme, dinleyicinin pasif bir alıcı olmaktan çıkıp iletişim sürecine katıldığı, anlamaya çalıştığı bir eylemdir. Soru sormak (A), önyargıları ve zihin okumayı bırakmak (C), bedensel/sözlü tepkilerle dinlediğini belli etmek (D) ve yargılamadan anlamaya çalışmak (E) aktif dinlemenin altın kurallarıdır. Ancak B şıkkında yer alan “Dinleyicinin bütün dikkatini *kendisine* (kendi iç sesine, kendi vereceği cevaba veya kendi dertlerine) vermesi”, etkili dinlemenin önündeki en büyük engeldir. Etkili dinlemede odak noktası (dikkat) “kendimiz” değil, **karşımızdaki kişi (konuşmacı)** olmalıdır.

12. Aşağıdakilerden hangisi iletişimin bozucu engellerinden biri değildir?

A) Kanal engelleri
B) Psikolojik uzaklık
C) Kişisel engeller
D) Zaman baskısı
E) Teknik engeller

Cevap : B) Psikolojik uzaklık

Açıklama :

13. “Alıcının/hedefin iletişim sürecinde gürültüye en az oranda maruz kalarak iletiyi tam ve doğru olarak algılama becerisi” olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

A) Çatışma
B) İkna
C) Empati
D) Etkin dinleme
E) Uzlaşma

Cevap : D) Etkin dinleme

Açıklama : İletişim sürecinde “gürültü” (noise), mesajın doğru anlaşılmasını engelleyen her türlü fiziksel veya psikolojik parazittir (dikkat dağınıklığı, ön yargı, dış sesler vb.). Alıcının bu gürültüleri filtreleyerek, tüm zihinsel ve bedensel dikkatiyle mesaja odaklanması ve konuşmacının ne demek istediğini “tam ve doğru” bir şekilde çözümleyebilmesi becerisine **Etkin (Aktif) Dinleme** (Active Listening) denir. Etkin dinleme sadece duymak değil, mesajı gürültüden arındırarak “anlamlandırmak”tır.

14. Aşağıdakilerden hangisi dinleme becerisinin niteliğini arttıran, etkili sözel olmayan davranışlardan biri değildir?

A) Etkili göz teması kurmak
B) Sessizliğe izin vermek
C) Jest ve mimikleri etkili kullanmak
D) Kolları kavuşturmak
E) Konuşan kişiye dönük ve eğik olmak

Cevap : D) Kolları kavuşturmak

Açıklama : Beden dili (sözsüz iletişim), dinlediğimizi karşı tarafa hissettirmenin en güçlü yoludur. Göz teması (A), konuşmacıya hafifçe eğilmek/yönelmek (E), uygun mimiklerle onaylamak (C) ve gerektiğinde susup alan tanımak (B) kişiye “seni dinliyorum ve önemsiyorum” mesajı (Açık İletişim / Open Posture) verir. Ancak **Kolları kavuşturmak (veya bacak bacak üstüne atarak geriye yaslanmak)**, beden dilinde “Kapalı İletişim” (Closed Posture) duruşudur. Bu duruş karşı tarafa savunmada olduğunuzu, iletişime kapalı olduğunuzu, sıkıldığınızı veya onaylamadığınızı hissettirir ve dinleme kalitesini bozar.

15. Aşağıdakilerden hangisi kendini açmanın olumlu özelliklerinden biri değildir?

A) Kişilerin yaşamdan zevk almasını sağlar.
B) Anlamlı ilişkiler geliştirir.
C) Yakın ilişkilerin daha doyumlu ve sağlıklı olmasını sağlar.
D) İş ortamında kişinin endişeler yaşamasına neden olabilir.
E) Kişi kendisi hakkında yeni bir bakış açısı kazanır.

Cevap : D) İş ortamında kişinin endişeler yaşamasına neden olabilir.

Açıklama : Johari Penceresi modelinde yer alan “Kendini Açma” (Self-disclosure), bireyin gizli tuttuğu düşünce, duygu ve korkularını güven duyduğu kişilerle paylaşmasıdır. Bu durum; psikolojik rahatlama, derin/anlamlı ilişkiler kurma (B, C), kendini daha iyi tanıma (E) ve yaşamdan zevk alma (A) gibi çok olumlu sonuçlar doğurur. Ancak, uygun olmayan bir ortamda (örneğin aşırı rekabetçi veya güvenilmez bir **iş ortamında**) sınırları aşarak gereğinden fazla “kendini açmak”, o bilgilerin kişinin aleyhine (zaaf olarak) kullanılmasına yol açabilir. Bu da kişide **korku ve endişeler yaşamasına (D)** neden olur. Bu durum, kendini açmanın “olumlu” bir özelliği değil, taşıdığı potansiyel “olumsuz” (riskli) bir sonucudur.

16. • Kişiler arası iletişimin olduğu ortamlar
• Birey-grup iletişiminin olduğu ortamlar
• Basın ve yayın aracılığıyla oluşan etkiler
Yukarıda verilen sosyal etkinin oluştuğu ortamlar kim ya da kimler tarafından oluşturulmuştur?

A) Harlow Watson
B) Milgram ve Asch
C) Zimbardo ve Leippe
D) Festinger ve Asch
E) Festinger

Cevap : C) Zimbardo ve Leippe

Açıklama : İletişim ve sosyal psikoloji alanında, “Sosyal Etki”nin (insanların birbirlerinin düşünce ve davranışlarını değiştirmesi) hangi fiziksel ve psikolojik ortamlarda gerçekleştiğini sınıflandıran akademisyenler **Philip Zimbardo ve Michael Leippe**’dir. Onlar sosyal etkinin yayıldığı ortamları; ikili ilişkiler (kişilerarası), bireyin bir gruba dahil olduğu durumlar ve medyanın kitleler üzerindeki etkisi (basın/yayın) olarak temel bir hiyerarşide sınıflandırmışlardır.

17. “Dinleyicinin, daha önce söylenilenlerle bir sonra söylenilen cümle arasında bağlantı kurma ve iletişim içindeki işlevini anlama yeteneğidir.” şeklinde ifade edilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

A) Dinleme
B) İşitme
C) Sempati
D) Duyma
E) Anlama

Cevap : A) Dinleme

Açıklama : “İşitme / Duyma” (Hearing), sadece ses dalgalarının kulağa çarpmasıyla oluşan fizyolojik (pasif) bir olaydır. Oysa **”Dinleme”** (Listening), kulağa gelen o sesleri (kelimeleri) beynin işlemden geçirmesi, önceki cümlelerle sonrakiler arasında mantıksal bir bağ (bağlam) kurması ve mesajın arkasındaki anlamı çözmesi sürecidir. Yani dinleme, işitmenin üzerine “bilişsel bir çaba, dikkat ve bağlantı kurma/anlamlandırma” yeteneğinin eklenmiş aktif (zihinsel) halidir.

18. Doğan Cüceloğlu’na göre (2015) “iletişim kazaları”nım önleyebilmek ve hasarsız bir iletişim için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Bazen susmak da bir iletişim kurma şeklidir.
B) Kişi kaza tutanağına kendisinden başlamalıdır.
C) Önce ağız, sonra beyin devreye girmelidir.
D) İletişimde üslup, her zaman içerikten üstündür.
E) Kişi verdiği sözsüz mesajlara dikkat etmelidir.

Cevap : C) Önce ağız, sonra beyin devreye girmelidir.

Açıklama : Türkiye’nin en değerli psikologlarından Doğan Cüceloğlu, iletişimde niyetin (ne söylediğinin) ve üslubun (nasıl söylediğinin) önemini vurgular. Kazaları önlemek için kişinin önce kendi hatasını görmesi (tutanağa kendinden başlaması – B), beden dilini yönetmesi (E), üslubunu yumuşatması (D) ve gerektiğinde susmayı bilmesi (A) gerekir. Ancak C şıkkında yer alan **”Önce ağız, sonra beyin devreye girmelidir”** ifadesi, düşünmeden, tepkisel ve dürtüsel konuşmayı tarif eder (“Ağzından çıkanı kulağı duymamak” durumu). Tam aksine, sağlıklı bir iletişimde **önce beyin (düşünce/empati), sonra ağız (söz)** devreye girmelidir. Bu nedenle C şıkkı iletişim kazasını önlemez, bizzat kaza yaptırır.

19. Empati kuran kişinin öncelikle yetişkin benlik/ego benliği durumu içerisinde, karşısındakı kişinın algısal ve bilişsel rolünü alarak, düşüncelerini ve algı dünyasını anlaması söz konusudur. Birey, yetişkin benlik/egø benliğiyle karşıdaki kişiye duygu ve düşüncelerinin anlaşıldığını sözlü ve sözsüz ifadelerle aktarabilir.
Aşağıdakilerden hangisi yetişkin benlik/ego benliği durumunu tanımlayan yüz ifadelerine ilişkin ipuçları arasında sayılamaz?

A) Kızgın
B) İlgili
C) Dikkatli
D) Meraklı
E) Düşünceli

Cevap : A) Kızgın

Açıklama : Eric Berne’ün “Transaksiyonel Analiz” (TA) kuramına göre insanlarda 3 ego (benlik) durumu vardır: Çocuk, Ebeveyn ve Yetişkin. **”Yetişkin Benlik”** durumu; akılcı, objektif, burada-ve-şimdi’ye odaklı, empati kurabilen, veri toplayan ve çözüm odaklı olan sağlıklı ego durumudur. Bir yetişkin gibi iletişim kuran kişinin yüz ifadesi; anlamaya çalışan (İlgili – B), odaklanmış (Dikkatli – C), öğrenmek isteyen (Meraklı – D) ve verileri işleyen (Düşünceli – E) bir ifadedir. Ancak **”Kızgın”** (Öfkeli) bir yüz ifadesi veya tepki, genellikle cezalandırıcı “Eleştirel Ebeveyn” egosunun veya engellenmiş/öfkeli “Çocuk” egosunun bir yansımasıdır; sağlıklı ve empatik bir “Yetişkin” tepkisi sayılamaz.

20. “Karşısındaki kişiyi dinlerken kişiler arası bağlar kurmak isterler ve dinledikleri kişilerin duygularını dinlemede daha yetenekli ve daha rahattırlar. Bu bağlamda, empati kurma ve ortak ilgi alanları bulmaya daha çok yatkındırlar.” cümleleriyle tanımlanan dinleyici tipi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kişi odaklı
B) İçerik odaklı
C) Eylem odaklı
D) Tuzak kurucu
E) Zaman odaklı

Cevap : A) Kişi odaklı

Açıklama : İletişim araştırmacıları dinleme stillerini dörde ayırır (Kişi, İçerik, Eylem ve Zaman odaklı).
* **Kişi Odaklı Dinleyiciler (People-oriented listeners):** Mesajdaki teknik bilgilerden çok, konuşanın “duygularına”, aralarındaki “ilişkinin kalitesine” ve “bağ kurmaya” odaklanırlar. Empati yetenekleri çok yüksektir ve karşı tarafın hislerini anlamada uzmandırlar (Sorudaki tanım budur).
* İçerik Odaklı: Sadece bilginin doğruluğuna, detaylara ve mesajın kalitesine bakar.
* Eylem Odaklı: “Sadede gel, ne yapmamız gerekiyor?” diyen, hemen çözüme odaklanan tiplerdir.
* Zaman Odaklı: Vaktinin değerli olduğunu hissettiren, saate bakan ve kısa mesaj isteyen tiplerdir.

@lolonolo_com

Auzef Etkili iletişim Becerileri

Etkili İletişim Becerileri 2024-2025 Vize Soruları (Bahar)

Editor

Editör