LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2023-2024 Vize Soruları
auzefSiyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkilerTürk Dış Politikasında Güncel Sorunlar

Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2023-2024 Vize Soruları

Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2023-2024 Vize Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2023-2024 Vize Soruları

#1. 2002 yılında Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Tuncer Kılıç’ın yaptığı bir konuşmada Türkiye’nin coğrafi yönelimine ilişkin verilen tavsiye aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevap: A) Türkiye’nin İran ve Rusya’ya yönelmesi gerektiği
Açıklama: General Tuncer Kılıç, 2002 yılında harp akademilerinde yaptığı konuşmada; AB’nin Türkiye’yi asla arasına almayacağını ve Türkiye’nin çıkarlarının AB ile örtüşmediğini savunmuştur. Bu nedenle Türkiye’nin Batı eksenine alternatif olarak Rusya ve İran ile stratejik iş birlikleri ve ittifaklar kurması gerektiğini belirten “Avrasyacı” bir çıkış yapmıştır.

#2. Türkiye ile AB arasında Geri Kabul Antlaşması’na paralel olarak yürütülen süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: D) Vize serbestisi diyaloğu
Açıklama: Türkiye, Avrupa’ya geçen düzensiz göçmenlerin iadesini öngören “Geri Kabul Antlaşması”nı imzalarken, bunun karşılığında Türk vatandaşlarının Schengen bölgesinde vizesiz seyahat edebilmesi için “Vize Serbestisi Diyaloğu”nun eş zamanlı ve paralel olarak yürütülmesini şart koşmuştur. Yani bu iki süreç birbirine doğrudan bağlı ve karşılıklılık ilkesine dayalı olarak tasarlanmıştır.

#3. Aşağıdakilerden hangisi Türk dış politikasındaki eksen kayması tartışmalarını alevlendirmiştir?

Cevap: D) Şangay İşbirliğine diyalog ortağı olması
Açıklama:

#4. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin çok yönlü dış politika izlemeye başladığı 1970’lerde atılan adımlardan biri değildir?

Cevap: D) Bandung Konferansı’nda yaptığı komünizm eleştirisi
Açıklama: 1955 yılında yapılan Bandung Konferansı, Bağlantısızlar Hareketi’nin doğuşunu temsil eder. Türkiye bu konferansa katılmış ancak Batı bloğunun sadık bir müttefiki olarak komünizm karşıtı çok sert bir tutum sergilemiş ve diğer Asya-Afrika ülkelerinden tepki almıştır. Bu olay, çok yönlü dış politikanın başladığı 1970’lerle değil, tek yönlü Batı bağımlılığının olduğu 1950’lerle ilgilidir.

#5. Aşağıdakilerden hangisi dış politika karar verme sürecinde tek bir ulus ya da hükümetin mevcut olduğu varsayımına dayanan teorik bir çerçevedir?

Cevap: B) Rasyonel aktör modeli
Açıklama: Graham Allison tarafından geliştirilen Rasyonel Aktör Modeli, devleti monolitik (tek parça) ve rasyonel bir karar verici olarak görür. Bu modele göre devlet, sanki tek bir kişiymiş gibi ulusal çıkarlarını belirler, elindeki seçeneklerin maliyet ve faydalarını tartar ve en rasyonel olanı seçer. Hükümet içindeki birimlerin çatışması veya bürokratik engeller bu modelde dikkate alınmaz.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin 1987 yılında Avrupa Topluluklarına tam üyelik başvurusu yapmasını teşvik eden faktörlerden biri değildir?

Cevap: E) Rusya’dan tehdit algılanması
Açıklama:

#7. Aşağıdakilerden hangisi Türk ve Yunan dış politikalarının 2010 yılından sonra ortak olarak geçirdiği süreci doğru temsil etmektedir?

Cevap: E) Avrupa Birliği’nden uzaklaşma
Açıklama: 2010 sonrası dönemde Türkiye’nin AB müzakere süreci çeşitli siyasi krizler nedeniyle durma noktasına gelmiş ve söylemsel bir kopuş yaşanmıştır. Yunanistan ise yaşadığı ağır ekonomik kriz sırasında AB’nin (özellikle Almanya’nın) dayattığı kemer sıkma politikalarına tepki olarak AB merkezli yaklaşımlardan soğumuş ve iç politikada AB karşıtı söylemler güçlenmiştir. Yani her iki ülke de farklı sebeplerle AB odağından uzaklaşmıştır.

#8. Türk Dışişleri Bakanlığı bürokrasisinin zaman içinde karar verme sürecindeki etkinliğine ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevap: E) 1990’lardan sonra elitlerin dönüşümüne paralel olarak Dışişleri Bakanlığı karar verme sürecindeki etkisini yitirmiştir.
Açıklama:

#9. Aşağıdakilerden hangisi 2013-2020 yılları arasında AB-Türkiye ilişkilerinde olumsuz yansıyan meseleler arasında yer almaz?

Cevap: C) 2015 yılında gerçekleşen göç krizi
Açıklama: 2015 yılındaki mülteci/göç krizi, Türkiye ile AB arasında ilişkilerin “olumsuz” yansıdığı bir mesele olmaktan ziyade, tam tersine her iki tarafı bir araya getiren ve iş birliğini zorunlu kılan bir katalizör olmuştur. Bu kriz sayesinde durma noktasındaki ilişkiler “18 Mart Mutabakatı” ile yeniden canlanmış ve Türkiye ile AB arasında yoğun bir diplomasi trafiği başlamıştır.

#10. Aşağıdaki zirvelerden hangisinde Türkiye AB’ye resmi aday olarak kabul edilmiştir?

Cevap: B) 1999 Helsinki Zirvesi
Açıklama: 10-11 Aralık 1999 tarihlerinde yapılan Helsinki Zirvesi, Türkiye-AB ilişkilerinde en kritik dönüm noktalarından biridir. Bu zirvede Türkiye, Avrupa Birliği tarafından diğer aday ülkelerle eşit haklara sahip bir “aday ülke” olarak resmen ilan edilmiştir. Bu karar, Türkiye’de kapsamlı bir reform sürecinin başlamasına öncülük etmiştir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin AGSP’ye tam katılım konusunda elini güçlendiren bir karardır?

Cevap: D) NATO Washington Zirvesi kararlarının AB’yi bağlaması
Açıklama:

#12. Aşağıdakilerden hangisi Türk dış politikasında eksen kayması tartışmalarının ortaya çıkardığı coğrafi yönelimler/imajlar arasında yer almaz?

Cevap: A) Avrupalılaşma
Açıklama: Eksen kayması kavramı, Türkiye’nin Batılı kimliğinden ve ittifaklarından uzaklaştığı iddiasını taşır. Bu bağlamda “İslamlaşma” veya “Yeni Osmanlıcılık” gibi kavramlar bu uzaklaşmayı tanımlamak için kullanılırken, “Avrupalılaşma” tam tersine Türkiye’nin AB standartlarına yaklaşmasını ve Batı ekseninde daha fazla derinleşmesini ifade eder. Bu yüzden eksen kayması tartışmalarının bir parçası veya sonucu değildir.

#13. Türk dış politikasında ekonominin dış politikaya hizmet edeceği algısı hangi dönemde gündeme gelmiştir?

Cevap: E) Atatürk dönemi
Açıklama:

#14. Aşağıdakilerden hangisinde Türkiye’nin geleneksel Kıbrıs politikası yanlış tanımlanmıştır?

Cevap: A) Çözüm üniter bir devlet kurulması ile gerçekleşmelidir.
Açıklama: Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki geleneksel devlet politikası hiçbir zaman “üniter” (tek merkezli/bütünleşik) bir devlet modelini savunmamıştır. Türkiye, iki halkın siyasi eşitliğine dayalı federal bir yapı veya günümüzde olduğu gibi “iki devletli çözüm” modelini savunur. Üniter devlet modeli, Kıbrıs Rum tarafının savunduğu ve Türk varlığını azınlık statüsüne indirgeyen bir yaklaşımdır.

#15. Aşağıdakilerden hangisi Soğuk Savaş sonrası Türk dış politikasının karşı karşıya olduğu uluslararası sistemin özelliklerini betimlemez?

Cevap: D) Tam bir barış ortamı
Açıklama: Soğuk Savaş’ın bitişi (1990’lar) başlangıçta büyük bir umut yaratsa da, dünya “tam bir barış ortamı”na kavuşmamıştır. Aksine, iki kutuplu dengenin kalkmasıyla birlikte dondurulmuş sorunlar patlak vermiş; Balkanlar’da, Kafkasya’da ve Orta Doğu’da şiddetli etnik çatışmalar ve bölgesel savaşlar yaşanmıştır. Türkiye bu dönemde kendini bir “ateş çemberi” içinde bulmuştur.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Avrupa Yeşil Anlaşması ve Türkiye ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevap: D) Türkiye’de Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nın mali yükü AB tarafından üstlenilecektir.
Açıklama: Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green Deal), sanayi ve üretimde köklü bir dönüşümü gerektirir. Türkiye bu eylem planını kabul etmiş olsa da, bu dönüşümün gerektirdiği devasa mali yükün AB tarafından üstlenilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Türkiye kendi kaynaklarını kullanmak zorundadır, ancak AB’nin bazı hibe ve kredi imkanlarından (Katılım Öncesi Yardım Aracı gibi) sınırlı düzeyde yararlanabilir.

#17. Aşağıdakilerden hangisi “2,5 Savaş Stratejisi”ni doğru olarak tanımlamaktadır?

Cevap: B) Türkiye’nin Suriye, Yunanistan ve PKK ile savaşa hazır olması
Açıklama: 1990’lı yılların başında Türk güvenlik doktrininde yer alan bu stratejiye göre; Türkiye batıda Yunanistan (1), güneyde Suriye (1) ve ülke içinde/sınırlarda bölücü terör örgütü PKK (0,5) ile aynı anda mücadele edebilecek bir askeri kapasiteye sahip olmalıdır. Bu dönemde her iki komşu ülkenin de terör örgütüne verdiği destek, bu “iki buçuk” cepheli tehdit algısının oluşmasına neden olmuştur.

#18. Aşağıdakilerden hangisi 1980’lere kadar Türk dış politikası aktörleri arasında sayılamaz?

Cevap: E) Sivil Toplum
Açıklama: Türkiye’de 1980’li yıllara kadar dış politika süreci büyük oranda “kapalı bir kutu” olarak kalmıştır. Bu süreçte kararlar; profesyonel dışişleri bürokratları, ordu temsilcileri ve en üst düzey siyasi liderlik (Cumhurbaşkanı/Başbakan) tarafından alınmaktaydı. Sivil toplum kuruluşlarının, iş dünyasının veya kamuoyunun dış politika yapım sürecine dahil olması ve bir aktör olarak süreci etkilemesi ancak 1980 sonrası liberalleşme ve küreselleşme süreciyle mümkün olmuştur.

#19. Türk dış politikası karar vericilerinin Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ilk yıllarında benimsedikleri ve Türk dış politikasının yapımında somut gözlemlerin dikkate alınmasını öngören yöntem aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevap: D) Teşhiste gerçekçilik
Açıklama: 1990’lı yılların başında dünya düzeni hızla değişirken, Türk dış politikası karar vericileri olaylara ideolojik veya duygusal yaklaşımlar yerine, mevcut durumu olduğu gibi kabul eden ve somut verilere dayanan bir “teşhis” koyma ihtiyacı hissetmişlerdir. “Teşhiste Gerçekçilik”, sorunların çözümünde öncelikle sahadaki gerçekliğin doğru analiz edilmesini ifade eden bir yaklaşımdır.

#20. Aşağıdakilerden hangisi 1990’lar Türk dış politikasının güvenlik odaklı yaklaşım edinmesinde belirleyici faktör sayılmaktadır?

Cevap: D) PKK terörü
Açıklama: 1990’lı yıllarda Türkiye’nin en büyük önceliği bölücü terörle mücadele olmuştur. Bu durum dış politikanın tamamen “güvenlikleştirilmesine” (securitization) yol açmış; Suriye, Irak ve İran ile olan tüm diplomatik ilişkiler bu ülkelerin PKK’ya verdiği destek veya tutumlarına göre şekillenmiştir. Güvenlik kaygıları, ekonomik ve siyasi iş birliklerinin önüne geçmiştir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2023-2024 Vize Soruları

Türk Dış Politikası: Karar Alma Süreçleri, Güvenlik Stratejileri ve Güncel Sorunlar

Karar Alma Modelleri ve Tarihsel Aktörler

Dış politika analizinde kullanılan teorik çerçevelerden biri olan Rasyonel Aktör Modeli, devleti tek bir kişi gibi hareket eden monolitik (bütüncül) bir yapı olarak ele alır ve kararların maliyet-fayda analiziyle alındığını varsayar. Türkiye’nin dış politika yapım sürecine tarihsel olarak bakıldığında, 1980’lere kadar sürecin Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Milli Güvenlik Kurulu ve Türk Silahlı Kuvvetleri gibi dar bir kadro tarafından yönetildiği görülür; bu dönemde sivil toplum bir aktör olarak sürece dahil olamamıştır. Ancak 1990’lardan sonra yaşanan elit dönüşümüne paralel olarak, Dışişleri Bakanlığı’nın karar verme sürecindeki mutlak etkisini yitirdiği ve sürecin çeşitlendiği gözlemlenmiştir.

Soğuk Savaş Sonrası Güvenlik İklimi

Soğuk Savaş’ın sona ermesi dünyada tam bir barış ortamı yaratmamış; aksine Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu’da bölgesel etnik çatışmaları tetiklemiştir. Bu belirsizlik ortamında Türk karar vericiler, somut saha verilerine dayanan “teşhiste gerçekçilik” yöntemini benimsemiştir. 1990’lı yıllarda Türk dış politikasının aşırı güvenlik odaklı hale gelmesinin temel sebebi ise PKK terörü olmuştur. Bu tehdit algısı, Türkiye’nin batıda Yunanistan, güneyde Suriye ve içeride/sınırda PKK ile aynı anda mücadele etmesini öngören meşhur 2,5 Savaş Stratejisi’nin doğmasına yol açmıştır.

Avrupa Birliği İlişkileri ve Kurumsal Süreçler

Türkiye’nin Avrupa entegrasyonu uzun ve inişli çıkışlı bir süreçtir. 1987 yılındaki tam üyelik başvurusunda ekonomik beklentiler etkiliyken, Rusya’dan tehdit algılanması bu sürecin bir faktörü olmamıştır. En kritik dönüm noktası, Türkiye’nin resmi aday olarak kabul edildiği 1999 Helsinki Zirvesi’dir. 2013-2020 arasındaki çalkantılı dönemde birçok kriz yaşanmış olsa da, 2015 yılındaki göç krizi ilişkileri olumsuz etkilemekten ziyade, tarafları zorunlu bir iş birliğine (18 Mart Mutabakatı) itmiştir. Bu dönemde Geri Kabul Antlaşması, vize serbestisi diyaloğu ile paralel yürütülmüştür. Güncel meselelerden olan Avrupa Yeşil Mutabakatı’nda ise eylem planı kabul edilmiş ancak bu sürecin devasa mali yükünün AB tarafından üstlenilmesi söz konusu olmamıştır. İlginç bir bölgesel denklem olarak, 2010 yılı sonrasında yaşanan krizler sebebiyle hem Türkiye hem de Yunanistan eş zamanlı olarak Avrupa Birliği’nden uzaklaşma eğilimi göstermiştir.

Eksen Kayması Tartışmaları ve Yönelimler

Türkiye’nin Batı ittifakından koptuğu iddialarını içeren “eksen kayması” tartışmaları, özellikle Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü’ne diyalog ortağı olması ile alevlenmiştir. Bu tartışmalarda “Yeni Osmanlıcılık”, “İslamlaşma” ve “Orta Doğululaşma” gibi kavramlar öne çıkarken, Batı ile bütünleşmeyi ifade eden Avrupalılaşma bu imajlar arasında yer almaz. Nitekim 2002 yılında MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılıç’ın, Türkiye’nin AB yerine İran ve Rusya’ya yönelmesi gerektiği şeklindeki çıkışı, bu Avrasyacı alternatif arayışlarının en somut örneklerinden biri olmuştur. Tüm bu dinamiklerin yanı sıra, Türkiye’nin geleneksel Kıbrıs politikasında çözümün eşitliğe dayanması gerektiği vurgulanmış, ancak hiçbir zaman üniter bir devlet kurulması savunulmamıştır.

Kavram / Gelişme Türk Dış Politikasındaki Yeri
Rasyonel Aktör Modeli Dış politikada devleti tek, yekpare ve maliyet-fayda odaklı bir karar alıcı olarak gören teori.
2,5 Savaş Stratejisi 1990’larda Suriye, Yunanistan ve PKK ile aynı anda mücadele edebilme doktrini.
1999 Helsinki Zirvesi Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne resmi aday ülke statüsü kazandığı zirve.
Teşhiste Gerçekçilik Soğuk Savaş sonrasında olaylara somut verilerle ve mevcut durumun kabulüyle yaklaşma yöntemi.
@lolonolo_com

Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2023-2024 Vize Soruları

Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2023-2024 Vize Soruları

1. Aşağıdakilerden hangisi dış politika karar verme sürecinde tek bir ulus ya da hükümetin mevcut olduğu varsayımına dayanan teorik bir çerçevedir?

A) Örgütsel Repertuvar dönemi
B) Rasyonel aktör modeli
C) Bürokratik siyaset modeli
D) Hükümetsel siyaset dönemi
E) Örgütsel süreç modeli

Cevap: B) Rasyonel aktör modeli

Açıklama: Graham Allison tarafından geliştirilen Rasyonel Aktör Modeli, devleti monolitik (tek parça) ve rasyonel bir karar verici olarak görür. Bu modele göre devlet, sanki tek bir kişiymiş gibi ulusal çıkarlarını belirler, elindeki seçeneklerin maliyet ve faydalarını tartar ve en rasyonel olanı seçer. Hükümet içindeki birimlerin çatışması veya bürokratik engeller bu modelde dikkate alınmaz.

2. Aşağıdakilerden hangisi 1980’lere kadar Türk dış politikası aktörleri arasında sayılamaz?

A) Cumhurbaşkanlığı
B) Türk Dışişleri Bakanlığı
C) Milli Güvenlik Kurulu
D) Türk Silahlı Kuvvetleri
E) Sivil Toplum

Cevap: E) Sivil Toplum

Açıklama: Türkiye’de 1980’li yıllara kadar dış politika süreci büyük oranda “kapalı bir kutu” olarak kalmıştır. Bu süreçte kararlar; profesyonel dışişleri bürokratları, ordu temsilcileri ve en üst düzey siyasi liderlik (Cumhurbaşkanı/Başbakan) tarafından alınmaktaydı. Sivil toplum kuruluşlarının, iş dünyasının veya kamuoyunun dış politika yapım sürecine dahil olması ve bir aktör olarak süreci etkilemesi ancak 1980 sonrası liberalleşme ve küreselleşme süreciyle mümkün olmuştur.

3. Aşağıdakilerden hangisi Türk dış politikasındaki eksen kayması tartışmalarını alevlendirmiştir?

A) Yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyleri
B) Ritmik diplomasi faaliyetleri
C) Arabuluculuk faaliyetleri
D) Şangay İşbirliğine diyalog ortağı olması
E) Komşularla sıfır sorun politikası

Cevap: D) Şangay İşbirliğine diyalog ortağı olması

Açıklama:

4. Aşağıdakilerden hangisi Türk dış politikasında eksen kayması tartışmalarının ortaya çıkardığı coğrafi yönelimler/imajlar arasında yer almaz?

A) Avrupalılaşma
B) Yeni Osmanlıcılık
C) İslamlaşma
D) Orta Doğululaşma
E) Türk Gaulizmi

Cevap: A) Avrupalılaşma

Açıklama: Eksen kayması kavramı, Türkiye’nin Batılı kimliğinden ve ittifaklarından uzaklaştığı iddiasını taşır. Bu bağlamda “İslamlaşma” veya “Yeni Osmanlıcılık” gibi kavramlar bu uzaklaşmayı tanımlamak için kullanılırken, “Avrupalılaşma” tam tersine Türkiye’nin AB standartlarına yaklaşmasını ve Batı ekseninde daha fazla derinleşmesini ifade eder. Bu yüzden eksen kayması tartışmalarının bir parçası veya sonucu değildir.

5. Aşağıdakilerden hangisi “2,5 Savaş Stratejisi”ni doğru olarak tanımlamaktadır?

A) Türkiye’nin İran, Yunanistan ve PKK ile savaşa hazır olması
B) Türkiye’nin Suriye, Yunanistan ve PKK ile savaşa hazır olması
C) Türkiye’nin Suriye, İran ve PKK ile savaşa hazır olması
D) Türkiye’nin Suriye ve PKK ile savaşa hazır olması
E) Türkiye’nin Suriye ve İran’la savaşa hazır olması

Cevap: B) Türkiye’nin Suriye, Yunanistan ve PKK ile savaşa hazır olması

Açıklama: 1990’lı yılların başında Türk güvenlik doktrininde yer alan bu stratejiye göre; Türkiye batıda Yunanistan (1), güneyde Suriye (1) ve ülke içinde/sınırlarda bölücü terör örgütü PKK (0,5) ile aynı anda mücadele edebilecek bir askeri kapasiteye sahip olmalıdır. Bu dönemde her iki komşu ülkenin de terör örgütüne verdiği destek, bu “iki buçuk” cepheli tehdit algısının oluşmasına neden olmuştur.

6. Aşağıdakilerden hangisi Türk ve Yunan dış politikalarının 2010 yılından sonra ortak olarak geçirdiği süreci doğru temsil etmektedir?

A) İki ülkede de güvenlik endişelerinin yükselmesi
B) Avrupa Birliği’ne yaklaşma
C) Ege’de karasularının ortak kullanımı
D) İki ülkenin de dış tehdit altında olması
E) Avrupa Birliği’nden uzaklaşma

Cevap: E) Avrupa Birliği’nden uzaklaşma

Açıklama: 2010 sonrası dönemde Türkiye’nin AB müzakere süreci çeşitli siyasi krizler nedeniyle durma noktasına gelmiş ve söylemsel bir kopuş yaşanmıştır. Yunanistan ise yaşadığı ağır ekonomik kriz sırasında AB’nin (özellikle Almanya’nın) dayattığı kemer sıkma politikalarına tepki olarak AB merkezli yaklaşımlardan soğumuş ve iç politikada AB karşıtı söylemler güçlenmiştir. Yani her iki ülke de farklı sebeplerle AB odağından uzaklaşmıştır.

7. Türk Dışişleri Bakanlığı bürokrasisinin zaman içinde karar verme sürecindeki etkinliğine ilişkin aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) 2001’den sonra artan siyasi atamalar nedeniyle bürokratik elitler siyasi elitlere tabi kılınmıştır.
B) 2005 sonrası dönemde elitlerin dönüşümü gerçekleşmiş ve dış politika karar verme süreci daha demokratik bir yapıya bürünmüştür.
C) 2010 sonrası seçilmiş siyasi elitlerin dış politikaya müdahalesi tamamen ortadan kalkmıştır.
D) 1980’lere kadar örgütsel süreçler karar verme sürecine hâkim olmuştur.
E) 1990’lardan sonra elitlerin dönüşümüne paralel olarak Dışişleri Bakanlığı karar verme sürecindeki etkisini yitirmiştir.

Cevap: E) 1990’lardan sonra elitlerin dönüşümüne paralel olarak Dışişleri Bakanlığı karar verme sürecindeki etkisini yitirmiştir.

Açıklama:

8. Aşağıdakilerden hangisi Soğuk Savaş sonrası Türk dış politikasının karşı karşıya olduğu uluslararası sistemin özelliklerini betimlemez?

A) Silahsızlanma ortamı
B) Çok taraflı diplomasi ortamı
C) Sıcak barış ortamı
D) Tam bir barış ortamı
E) Bölgesel etnik çatışma ortamı

Cevap: D) Tam bir barış ortamı

Açıklama: Soğuk Savaş’ın bitişi (1990’lar) başlangıçta büyük bir umut yaratsa da, dünya “tam bir barış ortamı”na kavuşmamıştır. Aksine, iki kutuplu dengenin kalkmasıyla birlikte dondurulmuş sorunlar patlak vermiş; Balkanlar’da, Kafkasya’da ve Orta Doğu’da şiddetli etnik çatışmalar ve bölgesel savaşlar yaşanmıştır. Türkiye bu dönemde kendini bir “ateş çemberi” içinde bulmuştur.

9. Aşağıdaki zirvelerden hangisinde Türkiye AB’ye resmi aday olarak kabul edilmiştir?

A) 1994 Essen Zirvesi
B) 1999 Helsinki Zirvesi
C) 2002 Kopenhag Zirvesi
D) 2004 Brüksel Zirvesi
E) 1997 Lüksemburg Zirvesi

Cevap: B) 1999 Helsinki Zirvesi

Açıklama: 10-11 Aralık 1999 tarihlerinde yapılan Helsinki Zirvesi, Türkiye-AB ilişkilerinde en kritik dönüm noktalarından biridir. Bu zirvede Türkiye, Avrupa Birliği tarafından diğer aday ülkelerle eşit haklara sahip bir “aday ülke” olarak resmen ilan edilmiştir. Bu karar, Türkiye’de kapsamlı bir reform sürecinin başlamasına öncülük etmiştir.

10. Türk dış politikası karar vericilerinin Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ilk yıllarında benimsedikleri ve Türk dış politikasının yapımında somut gözlemlerin dikkate alınmasını öngören yöntem aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

A) Yöntemde gerçekçilik
B) Tutarlı gerçekçilik
C) Hedefte gerçekçilik
D) Teşhiste gerçekçilik
E) Uygulamada gerçekçilik

Cevap: D) Teşhiste gerçekçilik

Açıklama: 1990’lı yılların başında dünya düzeni hızla değişirken, Türk dış politikası karar vericileri olaylara ideolojik veya duygusal yaklaşımlar yerine, mevcut durumu olduğu gibi kabul eden ve somut verilere dayanan bir “teşhis” koyma ihtiyacı hissetmişlerdir. “Teşhiste Gerçekçilik”, sorunların çözümünde öncelikle sahadaki gerçekliğin doğru analiz edilmesini ifade eden bir yaklaşımdır.

11. Aşağıdakilerden hangisi 2013-2020 yılları arasında AB-Türkiye ilişkilerinde olumsuz yansıyan meseleler arasında yer almaz?

A) 2014 yılında Avrupa Parlamentosu seçimleri
B) Türkiye’de 2014 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi
C) 2015 yılında gerçekleşen göç krizi
D) 2013 yılında başlayan Gezi Parkı eylemleri
E) 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişimi

Cevap: C) 2015 yılında gerçekleşen göç krizi

Açıklama: 2015 yılındaki mülteci/göç krizi, Türkiye ile AB arasında ilişkilerin “olumsuz” yansıdığı bir mesele olmaktan ziyade, tam tersine her iki tarafı bir araya getiren ve iş birliğini zorunlu kılan bir katalizör olmuştur. Bu kriz sayesinde durma noktasındaki ilişkiler “18 Mart Mutabakatı” ile yeniden canlanmış ve Türkiye ile AB arasında yoğun bir diplomasi trafiği başlamıştır.

12. Türkiye ile AB arasında Geri Kabul Antlaşması’na paralel olarak yürütülen süreç aşağıdakilerden hangisidir?

A) Gümrük Birliği serbestleştirilmesi
B) Yeşil Mutabakat
C) AB-Türkiye Mutabakatı
D) Vize serbestisi diyaloğu
E) Berlin-Artı düzenlemeleri

Cevap: D) Vize serbestisi diyaloğu

Açıklama: Türkiye, Avrupa’ya geçen düzensiz göçmenlerin iadesini öngören “Geri Kabul Antlaşması”nı imzalarken, bunun karşılığında Türk vatandaşlarının Schengen bölgesinde vizesiz seyahat edebilmesi için “Vize Serbestisi Diyaloğu”nun eş zamanlı ve paralel olarak yürütülmesini şart koşmuştur. Yani bu iki süreç birbirine doğrudan bağlı ve karşılıklılık ilkesine dayalı olarak tasarlanmıştır.

13. Türk dış politikasında ekonominin dış politikaya hizmet edeceği algısı hangi dönemde gündeme gelmiştir?

A) Ecevit dönemi
B) Erdoğan dönemi
C) İnönü dönemi
D) Özal dönemi
E) Atatürk dönemi

Cevap: E) Atatürk dönemi

Açıklama:

14. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin 1987 yılında Avrupa Topluluklarına tam üyelik başvurusu yapmasını teşvik eden faktörlerden biri değildir?

A) Türkiye’nin yeni pazarlara ihtiyaç duyması
B) Ankara Antlaşması’nın tam üyelik sözü vermemesi
C) Yunanistan’ın AB’ye katılması
D) Türkiye’nin yabancı sermayeye ihtiyaç duyması
E) Rusya’dan tehdit algılanması

Cevap: E) Rusya’dan tehdit algılanması

Açıklama:

15. Aşağıdakilerden hangisinde Türkiye’nin geleneksel Kıbrıs politikası yanlış tanımlanmıştır?

A) Çözüm üniter bir devlet kurulması ile gerçekleşmelidir.
B) Çözüm iki toplumun arasında eşitlik ilkesine uyumlu olacaktır.
C) Kıbrıs Türk halkı Kıbrıs’ın geleceğinde eşit söz hakkına sahip olacaktır.
D) Bir toplum, diğeri üzerinde hakimiyet kurmayacaktır.
E) Çözüm çabalarında dış güçlerden medet umulmayacaktır.

Cevap: A) Çözüm üniter bir devlet kurulması ile gerçekleşmelidir.

Açıklama: Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki geleneksel devlet politikası hiçbir zaman “üniter” (tek merkezli/bütünleşik) bir devlet modelini savunmamıştır. Türkiye, iki halkın siyasi eşitliğine dayalı federal bir yapı veya günümüzde olduğu gibi “iki devletli çözüm” modelini savunur. Üniter devlet modeli, Kıbrıs Rum tarafının savunduğu ve Türk varlığını azınlık statüsüne indirgeyen bir yaklaşımdır.

16. Aşağıdakilerden hangisi 1990’lar Türk dış politikasının güvenlik odaklı yaklaşım edinmesinde belirleyici faktör sayılmaktadır?

A) İsrail ile ilişkiler
B) NATO üyeliği
C) ABD ile müttefiklik
D) PKK terörü
E) AB koşulluluğu

Cevap: D) PKK terörü

Açıklama: 1990’lı yıllarda Türkiye’nin en büyük önceliği bölücü terörle mücadele olmuştur. Bu durum dış politikanın tamamen “güvenlikleştirilmesine” (securitization) yol açmış; Suriye, Irak ve İran ile olan tüm diplomatik ilişkiler bu ülkelerin PKK’ya verdiği destek veya tutumlarına göre şekillenmiştir. Güvenlik kaygıları, ekonomik ve siyasi iş birliklerinin önüne geçmiştir.

17. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin çok yönlü dış politika izlemeye başladığı 1970’lerde atılan adımlardan biri değildir?

A) Bağdat Paktı üyeliğinin sorgulanması
B) Merkezi Anlaşma Teşkilatı (CENTO) üyeliği
C) 1974 Kıbrıs Müdahalesi
D) Bandung Konferansı’nda yaptığı komünizm eleştirisi
E) Kalkınma için Bölgesel İşbirliği (RCD) kurması

Cevap: D) Bandung Konferansı’nda yaptığı komünizm eleştirisi

Açıklama: 1955 yılında yapılan Bandung Konferansı, Bağlantısızlar Hareketi’nin doğuşunu temsil eder. Türkiye bu konferansa katılmış ancak Batı bloğunun sadık bir müttefiki olarak komünizm karşıtı çok sert bir tutum sergilemiş ve diğer Asya-Afrika ülkelerinden tepki almıştır. Bu olay, çok yönlü dış politikanın başladığı 1970’lerle değil, tek yönlü Batı bağımlılığının olduğu 1950’lerle ilgilidir.

18. 2002 yılında Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Tuncer Kılıç’ın yaptığı bir konuşmada Türkiye’nin coğrafi yönelimine ilişkin verilen tavsiye aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A) Türkiye’nin İran ve Rusya’ya yönelmesi gerektiği
B) Türkiye’nin küresel bir aktör olması gerektiği
C) Türkiye’nin Batı yönelimini koruması gerektiği
D) Türkiye’nin Orta Doğu’ya yönelmesi gerektiği
E) Türkiye’nin Orta Asya ve Kafkasya’ya yönelmesi gerektiği

Cevap: A) Türkiye’nin İran ve Rusya’ya yönelmesi gerektiği

Açıklama: General Tuncer Kılıç, 2002 yılında harp akademilerinde yaptığı konuşmada; AB’nin Türkiye’yi asla arasına almayacağını ve Türkiye’nin çıkarlarının AB ile örtüşmediğini savunmuştur. Bu nedenle Türkiye’nin Batı eksenine alternatif olarak Rusya ve İran ile stratejik iş birlikleri ve ittifaklar kurması gerektiğini belirten “Avrasyacı” bir çıkış yapmıştır.

19. Avrupa Yeşil Anlaşması ve Türkiye ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) Yeşil Mutabakat AB-Türkiye ilişkilerinde güncel bir meseledir.
B) AB’nin karbon sınırı kriterleri Türk ihracatçılarını etkileyecektir.
C) Türkiye Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nı kabul etmiştir.
D) Türkiye’de Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nın mali yükü AB tarafından üstlenilecektir.
E) Gümrük Birliği modernleşme sürecini etkileyecektir.

Cevap: D) Türkiye’de Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nın mali yükü AB tarafından üstlenilecektir.

Açıklama: Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green Deal), sanayi ve üretimde köklü bir dönüşümü gerektirir. Türkiye bu eylem planını kabul etmiş olsa da, bu dönüşümün gerektirdiği devasa mali yükün AB tarafından üstlenilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Türkiye kendi kaynaklarını kullanmak zorundadır, ancak AB’nin bazı hibe ve kredi imkanlarından (Katılım Öncesi Yardım Aracı gibi) sınırlı düzeyde yararlanabilir.

20. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin AGSP’ye tam katılım konusunda elini güçlendiren bir karardır?

A) 2003 Berlin Artı düzenlemelerine göre hiçbir koşulda veya hiçbir krizde AGSP’nin bir NATO müttefikine karşı kullanılmayacağı
B) 1999 Helsinki Zirvesi uyarınca OGSP düzenlemelerine AB üyesi olmayan NATO üyelerinin karar verme sürecine dahil olmadan katılımı
C) 1999 NATO Washington Zirvesi kararları uyarınca AB üyesi olmayan NATO üyelerinin AB önderliğindeki kriz yönetim operasyonlarına katılımını öngörmesi
D) NATO Washington Zirvesi kararlarının AB’yi bağlaması
E) 1999 NATO Washington Zirvesi kararları gereği AB’nin NATO altyapısını kullanmak istemesi halinde kararın NATO Konseyi içinde oy birliği ile alınacağı

Cevap: D) NATO Washington Zirvesi kararlarının AB’yi bağlaması

Açıklama:

@lolonolo_com
Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler Telegram Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler grup

Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2023-2024 Vize Soruları

 

Editor

Editör