LOLONOLO Ana Sayfa » blog » ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı » ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı Ünite -3
ADY206U Afet Ekonomisi ve SigortacılığıAnadolu AöfAöf Acil Durum ve Afet Yönetimi

ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı Ünite -3

Makroekonominin Genel İlkeleri

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı » ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı Ünite -3

#1. Enflasyondan arındırılmış faiz oranına ne ad verilir?

Cevap : E) Reel faiz

Açıklama : Reel faiz oranı, nominal faiz oranından enflasyon oranı düşüldükten sonra elde edilen faiz oranıdır. Bu oran, paranın gerçek alım gücündeki değişikliği ifade eder. Nominal faiz, enflasyon dikkate alınmadan ifade edilen orandır.

#2. Aşağıdakilerden hangisi temel üretim faktörleri arasında yer almaz?

Cevap : C) Faiz

Açıklama : Temel üretim faktörleri genellikle emek (işgücü), sermaye, toprak (doğal kaynaklar) ve girişimci (müteşebbis) olarak tanımlanır. Faiz ise bir üretim faktörü değil, sermayenin (para veya sermaye mallarının) getirisi/geliridir. Dolayısıyla faiz, “üretim faktörü” olarak değil “sermayenin kazancı” olarak ele alınır.

#3. Aşağıdakilerden hangisi makroekonominin çalışma alanına giren konular arasında yer alır?

Cevap : C) Reel GSYH

Açıklama : Makroekonomi, bir ekonomideki toplam faaliyetleri, gelirleri, üretimi ve istihdamı inceleyen bir alandır. Reel GSYH (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla), ülkedeki mal ve hizmetlerin toplam üretimini fiyat değişimlerinden arındırarak ölçer. Bu nedenle makroekonominin temel ölçütlerinden biridir. Toplam fayda ve tüketici dengesi (seçenek A ve B) daha çok mikroekonominin çalışma alanına girerken, marjinal maliyet de mikro düzeyde incelenir. Tam rekabet piyasası ise piyasa türü olarak mikroekonomik analizde detaylı ele alınır.

#4. Makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkiler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevap : E) Enflasyon ile işsizlik arasında ters yönlü bir ilişki vardır

Açıklama : Makalarda veya ders kitaplarında Phillips Eğrisi olarak bilinen ilişki, enflasyon ve işsizlik arasında genellikle kısa vadede ters yönlü bir bağlantı olduğunu gösterir. Yani enflasyon yükseldiğinde işsizlik düşme eğiliminde, enflasyon düştüğünde işsizlik artma eğiliminde olabilir (kısa dönemde). Bu, ekonomide toplam talep ve istihdam etkileriyle ilişkilendirilir. Diğer şıklar ya karışıktır ya da makroekonomik gerçeklerle uyuşmaz; örneğin millî gelir ile işsizlik genelde ters yönlü hareket eder (milli gelir arttıkça işsizlik azalır) ve faiz ile döviz kuru da farklı dinamikler üzerinden (beklentiler, sermaye akımları) etkilenir.

#5. 2016 yılında tüketici fiyat endeksi 110, 2017 yılında 121 ise bu ekonomide 2017 yılı için enflasyon oranı yüzde kaçtır?

Cevap : B) 10

Açıklama : Enflasyon oranı, fiyat endeksindeki değişimin önceki yıla oranla yüzdesidir. 2016 yılında endeks 110 iken 2017’de 121’e yükselmiştir. Değişim: (121 – 110) = 11. Başlangıç değeri 110 olduğundan (11/110) x 100 = %10 oranında enflasyon gerçekleşmiştir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Okun Yasası’na göre bir ekonomide doğal işsizlik oranı yüzde 5 iken, işsizlik oranı yüzde 8 oranında gerçekleşiyorsa, bu durum ekonomide fiili hasılayı potansiyel hasılanın yüzde kaçı kadar azaltmaktadır?

Cevap : D) 7,5

Açıklama : Okun Yasası kabaca, işsizlikteki her 1 puanlık artışın (doğal oranın üzerindeki her 1 puan), reel GSYH’de yaklaşık 2-3 puanlık bir kayba yol açtığını belirtir. Soruya göre doğal işsizlik oranı %5, gerçekleşen işsizlik oranı %8’dir. Aradaki fark 3 puandır (%8 – %5). Okun yaklaşımı ortalama olarak her 1 puanlık fark için %2,5’luk bir GSYH kaybı alınmaktadır. 3 x 2,5 = 7,5. Bu yüzden potansiyel hasılaya göre %7,5 daha düşük üretim (fiili hasıla) anlamına gelir.

#7. Reel döviz kuru formülü aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevap : D) RER = ER x (Pf / Pd)

Açıklama : Reel döviz kuru (RER), nominal döviz kurunun (ER) iç ve dış fiyat düzeylerine göre ayarlanmasıyla elde edilir. Formül genellikle şu şekilde gösterilir: RER = (Nominal Döviz Kuru) x (Dış Fiyat Düzeyi / İç Fiyat Düzeyi). Pf genellikle “foreign price level” (yabancı fiyat seviyesi), Pd ise “domestic price level” (iç fiyat seviyesi) olarak kullanılır.

#8. Aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla genişletici maliye politikası ve daraltıcı para politikası uygulamaları birlikte verilmiştir?

Cevap : B) Vergi oranlarının düşürülmesi, reeskont oranının artırılması

Açıklama : Genişletici maliye politikası, ekonomiyi canlandırmak için vergi oranlarının düşürülmesi veya kamu harcamalarının artırılması gibi adımları içerir. Para politikasında ise daraltıcı uygulama, merkez bankasının faiz ya da reeskont oranlarını artırarak ekonomideki para arzını kısıtlaması anlamına gelir. Bu nedenle vergi oranlarını düşürmek (genişletici maliye politikası) ve reeskont oranını artırmak (daraltıcı para politikası) aynı anda uygulanırsa, B şıkkındaki kombinasyon ortaya çıkar.

#9. Bir ekonomide üretilen nihai mal ve hizmetlerin parasal değerlerinin toplanılması yoluyla GSYH hesaplama yöntemine ne ad verilir?

Cevap : A) Üretim yöntemi

Açıklama : GSYH’nin (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla) hesaplanmasında genel olarak üç yöntem vardır: Üretim (ya da katma değer) yöntemi, gelir yöntemi ve harcamalar yöntemi. Soru özel olarak “üretilen nihai mal ve hizmetlerin parasal değerleri toplanması” şeklindeki tanıma vurgu yapmaktadır. Bu yaklaşım, üretim yöntemi veya katma değer yöntemi olarak da bilinir. Ancak burada katma değer yöntemi (C şıkkı) ile kastedilen, üretim yöntemi yaklaşımına bağlı bir alt hesaplamadır. Soru seçeneklerindeki “Katma değer yöntemi” farklı bir şık olarak sunulmuştur; dolayısıyla nihai mal ve hizmet değerlerinin toplanması esasına dayalı temel yöntem “Üretim Yöntemi”dir. (Not: Harcamalar yöntemi, üretim + stok değişmeleri + ihracat – ithalat gibi unsurları içerir. Gelir yöntemi ise ücret, faiz, rant, kâr gibi gelir kalemleri toplamına dayanır.)

#10. İşsizlik oranı formülü aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevap : A) İşsizlik Oranı = (İşsiz Sayısı / Toplam İşgücü Miktarı) x 100

Açıklama : İşsizlik oranı, işsiz kişilerin toplam işgücü içindeki payını gösterir. İşgücü; çalışanlar (istihdamda olanlar) ile işsizlerden oluşur. Doğru formül, işsizlerin sayısının toplam işgücüne bölünmesi ve yüzle çarpılmasıdır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Anadolu Aöf Acil Durum ve Afet Yönetimi Önlisans
ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı Ünite -3
Makroekonominin Genel İlkeleri

Anadolu Aöf Acil Durum ve Afet Yönetimi Önlisans
ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı Ünite -3
Makroekonominin Genel İlkeleri

Makroekonominin Genel İlkeleri

ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı Ünite -3

Örnek Lolonolo Makale Şablonu: Makroekonominin Genel İlkeleri

Giriş:

Makroekonomi, toplam üretim, istihdam, fiyat düzeyi ve ekonomik büyüme gibi geniş çaplı konuları ele alan bir disiplin olarak öne çıkar. Ülkelerin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) düzeyleri, işsizlik oranları, enflasyon ve faiz gibi makroekonomik göstergeler, hem ekonomi politikalarının başarı durumunu hem de genel refah seviyesini yansıtır. Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı çerçevesinde makroekonomik veriler, afetlerin ekonomik etkilerinin ölçülmesinde kritik önem taşır.

1. Milli Gelir ve GSYH:

Millî gelir, bir ekonomide belirli bir dönemde üretilen tüm mal ve hizmetlerin parasal değerini ifade eder. Farklı hesaplama yöntemleri (üretim, harcama, gelir) olsa da hepsi aynı toplamı farklı yönlerden ölçer. Afet durumlarında kamu harcamaları artarken, alt yapı hasarları nedeniyle üretim düşebilir. Bu da fiili GSYH’nin potansiyel GSYH’den sapmasına neden olabilir.

2. İşsizlik ve Doğal İşsizlik:

Makroekonomik analizde işsizlik, ekonominin verimli kaynak kullanımının göstergesidir. Doğal işsizlik oranı, ekonomide tam istihdama yakın bir düzeyde oluşan işsizlik oranını temsil eder. Afetlerde altyapı yıkımı ve işletmelerin kapanması işsizliği artırabilir, bu da reel GSYH’yi düşüren faktörlerden biridir. Okun Yasası, işsizlik ile reel milli gelir arasındaki ilişkisiyle bu düşüşü yaklaşık bir oranla açıklar.

3. Enflasyon ve Fiyat İstikrarı:

Enflasyon, fiyatlar genel düzeyindeki sürekli artıştır. Enflasyonun sebepleri arasında talep fazlalığı, maliyet artışları ve para arzındaki aşırı büyüme sayılabilir. Bir ülkede istikrarlı fiyatlar, sürdürülebilir büyüme ve düşük işsizlik için önem taşır. Afetler sonrasında yaşanan arz şokları, belirli malların fiyatlarının hızla yükselmesine ve dolaylı olarak enflasyon oranının artmasına neden olabilir. Bu noktada Merkez Bankası gibi kurumların uyguladığı para politikası kritik rol oynar.

4. Para Politikası ve Maliye Politikası:

Ekonomik istikrarı sağlamak için devlet, para politikası (faiz oranları, zorunlu karşılık, açık piyasa işlemleri vb.) ve maliye politikası (kamu harcamaları, vergiler) araçlarını kullanır. Genişletici maliye politikaları ile ekonominin canlandırılması, daraltıcı para politikası ile enflasyonun dizginlenmesi sıklıkla kullanılan eşgüdümlü önlemlerdir. Afetlerin yarattığı ekonomik zararları hafifletmek için kimi zaman kamu harcamaları artırılırken, para otoritesi fiyat istikrarını korumayı hedefler.

5. Döviz Kuru ve Dış Ticaret:

Makroekonomik seviyede döviz kuru, ülkenin uluslararası rekabet gücü ve dış ticaret dengesini etkiler. Afet sonrası ithalat gereksiniminin artması ve ihracatın sekteye uğraması döviz kurunu ve ödemeler dengesini önemli ölçüde etkileyebilir. Reel döviz kuru, iç ve dış fiyat düzeylerine göre ayarlanmış nominal döviz kurunu ifade eder ve ülkelerin rekabet pozisyonlarını değerlendirirken temel göstergelerden biridir.

Sonuç:

Makroekonominin genel ilkeleri, bir ülkenin ekonomi politikalarının belirlenmesinde yol gösterici niteliktedir. Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı perspektifinde de bu ilkelerin anlaşılması, olası kriz dönemlerinde doğru önlem ve politikaların devreye sokulmasını kolaylaştırır. Reel GSYH, işsizlik, enflasyon ve faiz oranları gibi makro göstergeler, yalnızca ekonomik performansın değil, aynı zamanda afetlerin yarattığı toplumsal maliyetin de yakından takip edilmesi gereken verileridir.

@lolonolo_com

ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı Ünite -3

Makroekonominin Genel İlkeleri

Makroekonominin Genel İlkeleri (Örnek Lolonolo Soru Şablonu)

1- Aşağıdakilerden hangisi makroekonominin çalışma alanına giren konular arasında yer alır?

A) Toplam fayda
B) Tüketici dengesi
C) Reel GSYH
D) Marjinal maliyet
E) Tam rekabet piyasası

Cevap : C) Reel GSYH

Açıklama : Makroekonomi, bir ekonomideki toplam faaliyetleri, gelirleri, üretimi ve istihdamı inceleyen bir alandır. Reel GSYH (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla), ülkedeki mal ve hizmetlerin toplam üretimini fiyat değişimlerinden arındırarak ölçer. Bu nedenle makroekonominin temel ölçütlerinden biridir. Toplam fayda ve tüketici dengesi (seçenek A ve B) daha çok mikroekonominin çalışma alanına girerken, marjinal maliyet de mikro düzeyde incelenir. Tam rekabet piyasası ise piyasa türü olarak mikroekonomik analizde detaylı ele alınır.

2- Bir ekonomide üretilen nihai mal ve hizmetlerin parasal değerlerinin toplanılması yoluyla GSYH hesaplama yöntemine ne ad verilir?

A) Üretim yöntemi
B) Gelir yöntemi
C) Katma değer yöntemi
D) Sermaye yöntemi
E) Harcamalar yöntemi

Cevap : A) Üretim yöntemi

Açıklama : GSYH’nin (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla) hesaplanmasında genel olarak üç yöntem vardır: Üretim (ya da katma değer) yöntemi, gelir yöntemi ve harcamalar yöntemi. Soru özel olarak “üretilen nihai mal ve hizmetlerin parasal değerleri toplanması” şeklindeki tanıma vurgu yapmaktadır. Bu yaklaşım, üretim yöntemi veya katma değer yöntemi olarak da bilinir. Ancak burada katma değer yöntemi (C şıkkı) ile kastedilen, üretim yöntemi yaklaşımına bağlı bir alt hesaplamadır. Soru seçeneklerindeki “Katma değer yöntemi” farklı bir şık olarak sunulmuştur; dolayısıyla nihai mal ve hizmet değerlerinin toplanması esasına dayalı temel yöntem “Üretim Yöntemi”dir. (Not: Harcamalar yöntemi, üretim + stok değişmeleri + ihracat – ithalat gibi unsurları içerir. Gelir yöntemi ise ücret, faiz, rant, kâr gibi gelir kalemleri toplamına dayanır.)

3- Aşağıdakilerden hangisi temel üretim faktörleri arasında yer almaz?

A) Emek
B) Sermaye
C) Faiz
D) Toprak
E) Girişimci

Cevap : C) Faiz

Açıklama : Temel üretim faktörleri genellikle emek (işgücü), sermaye, toprak (doğal kaynaklar) ve girişimci (müteşebbis) olarak tanımlanır. Faiz ise bir üretim faktörü değil, sermayenin (para veya sermaye mallarının) getirisi/geliridir. Dolayısıyla faiz, “üretim faktörü” olarak değil “sermayenin kazancı” olarak ele alınır.

4- İşsizlik oranı formülü aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A) İşsizlik Oranı = (İşsiz Sayısı / Toplam İşgücü Miktarı) x 100
B) İşsizlik Oranı = (Toplam İşgücü Miktarı / İşsiz Sayısı)
C) İşsizlik Oranı = (Toplam İşsiz Sayısı / 100)
D) İşsizlik Oranı = (Toplam İşgücü Miktarı / İşsiz Sayısı) / 100
E) İşsizlik Oranı = (İşsiz Sayısı / Toplam İşgücü Miktarı) / 100

Cevap : A) İşsizlik Oranı = (İşsiz Sayısı / Toplam İşgücü Miktarı) x 100

Açıklama : İşsizlik oranı, işsiz kişilerin toplam işgücü içindeki payını gösterir. İşgücü; çalışanlar (istihdamda olanlar) ile işsizlerden oluşur. Doğru formül, işsizlerin sayısının toplam işgücüne bölünmesi ve yüzle çarpılmasıdır.

5- Okun Yasası’na göre bir ekonomide doğal işsizlik oranı %5 iken, işsizlik oranı %8 oranında gerçekleşiyorsa, bu durum ekonomide fiili hasılayı potansiyel hasılanın yüzde kaçı kadar azaltmaktadır?

A) 2.5
B) 3
C) 5
D) 7,5
E) 8

Cevap : D) 7,5

Açıklama : Okun Yasası kabaca, işsizlikteki her 1 puanlık artışın (doğal oranın üzerindeki her 1 puan), reel GSYH’de yaklaşık 2-3 puanlık bir kayba yol açtığını belirtir. Soruya göre doğal işsizlik oranı %5, gerçekleşen işsizlik oranı %8’dir. Aradaki fark 3 puandır (%8 – %5). Okun yaklaşımı ortalama olarak her 1 puanlık fark için %2,5’luk bir GSYH kaybı alınmaktadır. 3 x 2,5 = 7,5. Bu yüzden potansiyel hasılaya göre %7,5 daha düşük üretim (fiili hasıla) anlamına gelir.

6- 2016 yılında tüketici fiyat endeksi 110, 2017 yılında 121 ise bu ekonomide 2017 yılı için enflasyon oranı yüzde kaçtır?

A) 5
B) 10
C) 11
D) 12
E) 110

Cevap : B) 10

Açıklama : Enflasyon oranı, fiyat endeksindeki değişimin önceki yıla oranla yüzdesidir. 2016 yılında endeks 110 iken 2017’de 121’e yükselmiştir. Değişim: (121 – 110) = 11. Başlangıç değeri 110 olduğundan (11/110) x 100 = %10 oranında enflasyon gerçekleşmiştir.

7- Enflasyondan arındırılmış faiz oranına ne ad verilir?

A) Nominal faiz
B) Bileşik faiz
C) Basit faiz
D) Uzun dönem faiz
E) Reel faiz

Cevap : E) Reel faiz

Açıklama : Reel faiz oranı, nominal faiz oranından enflasyon oranı düşüldükten sonra elde edilen faiz oranıdır. Bu oran, paranın gerçek alım gücündeki değişikliği ifade eder. Nominal faiz, enflasyon dikkate alınmadan ifade edilen orandır.

8- Reel döviz kuru formülü aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

A) RER = ER x Pf
B) RER = ER x Pd
C) RER = ER / (Pf x Pd)
D) RER = ER x (Pf / Pd)
E) RER = ER x (Pf x Pd)

Cevap : D) RER = ER x (Pf / Pd)

Açıklama : Reel döviz kuru (RER), nominal döviz kurunun (ER) iç ve dış fiyat düzeylerine göre ayarlanmasıyla elde edilir. Formül genellikle şu şekilde gösterilir: RER = (Nominal Döviz Kuru) x (Dış Fiyat Düzeyi / İç Fiyat Düzeyi). Pf genellikle “foreign price level” (yabancı fiyat seviyesi), Pd ise “domestic price level” (iç fiyat seviyesi) olarak kullanılır.

9- Aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla genişletici maliye politikası ve daraltıcı para politikası uygulamaları birlikte verilmiştir?

A) Kamu harcamalarının azaltılması, zorunlu karşılık oranının düşürülmesi
B) Vergi oranlarının düşürülmesi, reeskont oranının artırılması
C) Vergi oranlarının arttırılması, zorunlu karşılık oranlarının düşürülmesi
D) Kamu harcamalarının azaltılması, reeskont oranının arttırılması
E) Kamu harcamalarının arttırılması, reeskont oranının düşürülmesi

Cevap : B) Vergi oranlarının düşürülmesi, reeskont oranının artırılması

Açıklama : Genişletici maliye politikası, ekonomiyi canlandırmak için vergi oranlarının düşürülmesi veya kamu harcamalarının artırılması gibi adımları içerir. Para politikasında ise daraltıcı uygulama, merkez bankasının faiz ya da reeskont oranlarını artırarak ekonomideki para arzını kısıtlaması anlamına gelir. Bu nedenle vergi oranlarını düşürmek (genişletici maliye politikası) ve reeskont oranını artırmak (daraltıcı para politikası) aynı anda uygulanırsa, B şıkkındaki kombinasyon ortaya çıkar.

10- Makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkiler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Millî gelir ile istihdam arasında ters yönlü bir ilişki vardır.
B) Enflasyon ile döviz kuru arasında ters yönlü bir ilişki vardır.
C) Millî gelir ile işsizlik arasında doğru yönlü bir ilişki vardır.
D) Faiz ile döviz kuru arasında doğru yönlü bir ilişki vardır.
E) Enflasyon ile işsizlik arasında ters yönlü bir ilişki vardır.

Cevap : E) Enflasyon ile işsizlik arasında ters yönlü bir ilişki vardır

Açıklama : Makalarda veya ders kitaplarında Phillips Eğrisi olarak bilinen ilişki, enflasyon ve işsizlik arasında genellikle kısa vadede ters yönlü bir bağlantı olduğunu gösterir. Yani enflasyon yükseldiğinde işsizlik düşme eğiliminde, enflasyon düştüğünde işsizlik artma eğiliminde olabilir (kısa dönemde). Bu, ekonomide toplam talep ve istihdam etkileriyle ilişkilendirilir. Diğer şıklar ya karışıktır ya da makroekonomik gerçeklerle uyuşmaz; örneğin millî gelir ile işsizlik genelde ters yönlü hareket eder (milli gelir arttıkça işsizlik azalır) ve faiz ile döviz kuru da farklı dinamikler üzerinden (beklentiler, sermaye akımları) etkilenir.

@lolonolo_com

Makroekonominin Genel İlkeleri

ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı Ünite -3

ADY114U Afet Psikolojisi ve Sosyolojisi

Aöf Acil Durum ve Afet Yönetimi Önlisans ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı

@lolonolo_com

Anadolu Aöf Acil Durum ve Afet Yönetimi Önlisans
ADY206U Afet Ekonomisi ve Sigortacılığı Ünite -3
Makroekonominin Genel İlkeleri

Editor

Editör