LOLONOLO Ana Sayfa » blog » 20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları » 20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları 2024-2025 Vize Soruları
20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve KurumlarıauzefTarih

20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları 2024-2025 Vize Soruları

20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları 2025 Vize

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » 20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları » 20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları 2024-2025 Vize Soruları

#1. Islahat Fermanı sonrası yayımlanan Millet Nizamnameleri’nin tamamında dayanak olarak Islahat Fermanı’na atıf yapılmaktayken sadece bir nizamnamede Kanun-1 Esasi’ye atıf yapılmıştır.
Bu nizamname aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : B) Protestan Nizamnamesi
Açıklama : Diğer nizamnameler 1876’daki Kanun-ı Esasi’den önce çıkarıldığı için Islahat Fermanı’nı dayanak alırken, 1878’de hazırlanan Protestan Nizamnamesi, kendisinden önce ilan edilmiş olan Kanun-ı Esasi’ye atıfta bulunmuştur.

#2. Türkiye’de yaşayan Ortodokslarla Yunanistan’da yaşayan Müslümanların mübadele ile yer değiştirmeleri düşüncesi ilk olarak ne zaman gündeme gelmiş ancak uygulanamamıştır?

Cevap : D) Balkan Savaşları sonrası
Açıklama : Balkan Savaşları (1912-1913) sonrasında ortaya çıkan büyük mülteci krizleri ve azınlık sorunlarını çözmek amacıyla Osmanlı Devleti ve Yunanistan arasında bir nüfus mübadelesi fikri ilk kez ciddi olarak tartışılmış fakat I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla uygulanamamıştır.

#3. Islahat Fermanı sonrası çıkarılan millet nizamnameleri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevap : A) Gayrimüslim milletler azınlık statüsü elde etmişlerdir.
Açıklama : “Azınlık statüsü” kavramı, modern ulus-devlet ve uluslararası hukukla ilgili bir terimdir ve Osmanlı’daki “millet” kavramından farklıdır. Nizamnameler cemaatlerin iç işleyişini düzenlemiş, onlara modern anlamda bir azınlık statüsü vermemiştir. Bu statü Lozan Antlaşması ile tanımlanmıştır.

#4. Osmanlı Devleti’nin 1916 yılında yayımladığı Ermeni Katoğikosluk ve Patrikliği Nizamnamesi’nin çıkarılış gerekçeleri arasında aşağıdakilerden hangisi sayılamaz?

Cevap : E) Ermeni kilisesinin Rum Ortodoks kilisesine bağlama çabaları
Açıklama : Ermeni (Apostolik) Kilisesi ile Rum Ortodoks Kilisesi tarihsel olarak iki ayrı ve rakip kurumdur. Osmanlı Devleti’nin bu iki kiliseyi birleştirme gibi bir politikası veya çabası olmamıştır. 1916 nizamnamesi, Ermeni kurumlarını devlet kontrolü altına almayı amaçlıyordu.

#5. Osmanlı Devleti’nin klasik dönem uygulamalarında, gayrimüslimlerin hayatlarının korunması, sürgün edilmemeleri ve kendi inançlarına dair uygulamalarını sürdürme hakkına sahip olmaları karşılığında ödedikleri vergi hangisidir?

Cevap : B) Cizye
Açıklama : Cizye, İslam devletlerinde askerlik yapma yükümlülüğünden muaf olan ve can, mal ve inanç özgürlükleri devletin güvencesi altında bulunan gayrimüslim erkeklerden alınan bir baş vergisidir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Osmanlı Devleti’nin klasik dönem uygulamalarında, gayrimüslimler için geçerli kısıtlamalar hakkında aşağıdaki hangisi söylenemez?

Cevap : D) Bütün kurallar gayrimüslim milletlerin kendi gelenek ve inançlarına göre belirlenmişti.
Açıklama : Gayrimüslimlere yönelik kısıtlamalar, onların kendi geleneklerine göre değil, İslam hukuku (zimmî hukuku) ve Osmanlı devlet geleneği çerçevesinde, Müslümanlarla aralarındaki sosyal hiyerarşiyi korumak amacıyla belirlenmişti.

#7. Misyonerlik faaliyetlerinden en fazla zarar gören ve güç kaybeden, bu yüzden de devletle iş birliği hâlinde misyonerlerle mücadele etmek için uğraşan kilise merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Ermeni Patrikhanesi
Açıklama : Özellikle Amerikalı Protestan misyonerlerin faaliyetleri, en çok Ermeni cemaati içinde taraftar bulmuş, bu da cemaatin bölünerek Katolik ve Protestan Ermeni milletlerinin doğmasına yol açmıştır. Bu durum, ana kilise olan Ermeni Apostolik Patrikhanesi’nin gücünü ve nüfuzunu ciddi şekilde zayıflatmıştır.

#8. Meşrutiyet döneminde hazırlanan ve hükümete sunulmasına rağmen onaylanarak yürürlüğe girmeyen, buna rağmen fiilen cemaati tarafından uygulanan nizamname hangi gayrimüslim topluma aittir?

Cevap : C) Süryaniler
Açıklama : II. Meşrutiyet döneminde Süryani Kadim cemaati tarafından hazırlanan nizamname, hükümet tarafından resmen onaylanmasa da cemaat tarafından kendi iç işleyişlerinde fiili olarak benimsenmiş ve uygulanmıştır.

#9. Bulgar Eksarhlığı kurulduktan sonra Rumlar ve Bulgarlar arasında uzun yıllar devam eden çeşitli mülk ve temsilcilik sorunlarını çözmek için Meşrutiyet döneminde çıkarılan ve sonradan iki millet arasında yine birçok probleme sebep olan kanun aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : D) Kilise ve Mektepler Kanunu
Açıklama : 1913 yılında çıkarılan bu kanun, Rum ve Bulgar cemaatleri arasında yıllardır süren kilise, manastır ve okul mülkiyeti konusundaki anlaşmazlıkları çözmeyi amaçlamıştır.

#10. Meşrutiyet’e geçiş sürecinde, II. Abdülhamit dönemi bürokrasisinin tasfiyesi çerçevesinde dinî liderlerde de değişim yaşanmışken, bu değişimin dışında kalan ve eski lideriyle Meşrutiyet idaresinde de çalışmalarına devam eden dinî merkez neresidir?

Cevap : E) Rum Patrikhanesi
Açıklama :

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Aşağıdakilerden hangisi Milli Mücadele sonrasında, kendi milletlerinin azınlık tanımına alınması taleplerine ve azınlık kavramına itiraz ederek, Türk tanımına ve Türkiye’nin kendi hukukuna bağlı olmak istediğini açıklayan gayrimüslim kurumlarındandır?

Cevap : C) Hahambaşılık
Açıklama : Lozan Antlaşması’nın ardından Türkiye’deki Yahudi cemaati, Hahambaşılık aracılığıyla azınlıklara tanınan özel haklardan feragat ettiklerini ve diğer Türk vatandaşları gibi Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi olmak istediklerini resmen beyan etmiştir.

#12. İlan edilmiş olmasına rağmen hiç uygulanmayan ve millete hiçbir getirisi olmayan millet nizamnamesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : B) Hahamhane Nizamnamesi
Açıklama :

#13. Tanzimat süreci ve Tanzimat reformları hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevap : B) Devletin dağılmasını önlemek için askerî tedbirler artırılmış, hukuki olarak da İslam hukukunun temel esas olarak uygulanması kararlaştırılmıştır.
Açıklama : Tanzimat Fermanı’nın ruhu, din farkı gözetmeksizin tüm tebaaya eşit haklar tanımak ve hukukun üstünlüğünü sağlamaktır. Bu süreçte İslam hukuku temel esas olarak kalmakla birlikte, Batı’dan alınan laik kanunlarla hukuk sistemi dönüştürülmeye başlanmıştır. İslam hukukunun tek temel esas olarak uygulanması kararı Tanzimat’ın amacıyla çelişir.

#14. “İstanbul’daki Fransız Büyükelçiliğinin Katolik mezhebine geçen Ermenilerin Apostolik Ermeni kilisesinden ayrı bir cemaat olarak tanınması, başlarına bir nazır atanması ve içlerinden sürgün edilmiş olanların İstanbul’a dönüşlerine müsaade edilmesine dair taleplerini kabul etmek durumunda kalan Osmanlı Devleti, 1830 yılında Katolik Ermenileri ayrı bir cemaat olarak tanıdı.”
Bu durum Osmanlı Devleti’nin idari yapısı açısından hangi anlama gelmekteydi?

Cevap : D) Gayrimüslimler için yürütülen klasik dönem millet anlayışından vazgeçilerek yeni milletler tanınmaya başlanmıştı.
Açıklama : Bu olay, Osmanlı Devleti’nin geleneksel olarak tüm Ermenileri tek bir “millet” olarak gören yapısından vazgeçip, mezhep esasına dayalı yeni bir “Katolik Ermeni Milleti”ni tanıdığını göstermektedir. Bu, klasik millet sisteminin dönüşümünün bir adımıdır.

#15. Osmanlı Devleti’nin klasik döneminde gayrimüslimleri idare sistemi açısından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevap : A) Fatih’in İstanbul’u fethi sonrası patrikhaneler ve hahambaşılık kurumlarına özerklik ve idari/siyasi serbestlik verilmiştir.
Açıklama :

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Mondros Mütarekesi’nden sonra İngiliz işgal birliklerinin Ermeni ve Rum patrikhanelerinin iş birliğini ve işgallere desteklerini kendileri için hangi açılardan kullandıkları söylenemez?

Cevap : A) Farklı cephelerde savaşacak yeni askerlere ihtiyaç duymaları
Açıklama : İngilizler, yerel Rum ve Ermenileri daha çok istihbarat, tercümanlık, yerel polis gücü ve lojistik destek gibi amaçlarla kullanmışlardır. Onları silahlandırıp başka cephelerde savaşacak düzenli askeri birlikler olarak organize etme gibi bir durum söz konusu değildir.

#17. “İttihatçıların Hahambaşısı “olarak da bilinen, Birinci Dünya Savaşı sırasında devlet adına çeşitli diplomatik görüşmeler yürütmüş olan hahambaşı kimdir?

Cevap : C) Haim Nahum
Açıklama : Haim Nahum Efendi, II. Meşrutiyet ve I. Dünya Savaşı dönemlerinde Osmanlı Devleti’nin hahambaşısı olup, İttihat ve Terakki yönetimi ile yakın ilişkiler kurmuş ve uluslararası alanda diplomatik görevler üstlenmiştir.

#18. Mondros Mütarekesi sonrası başlayan Ermeni ve Rum patrikhaneleri arasındaki iş birliği hangi gelişmelerden sonra dağılmıştır?

Cevap : E) Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanması ve Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasıyla
Açıklama : Türk ordusunun zaferi ve ardından imzalanan Mudanya Mütarekesi, İtilaf Devletleri’nin ve dolayısıyla patrikhane ve destekçilerinin Anadolu’daki siyasi hedeflerinin imkansızlaştığını göstermiştir. Bu askeri ve diplomatik yenilgi, aralarındaki iş birliğinin de sonunu getirmiştir.

#19. Birinci Dünya Savaşı sırasında ülkede aile hukuku konusunda birlik sağlamak amacıyla çıkarılan ancak gayrimüslimlerin —özellikle de Rumların— itirazlarına neden olan hukuki uygulama hangisidir?

Cevap : E) Hukuk-ı Aile Kararnamesi
Açıklama : 1917 tarihli Hukuk-ı Aile Kararnamesi, evlenme, boşanma ve miras gibi aile hukuku konularını tüm Osmanlı tebaası için tek bir çatı altında toplamayı ve şer’i mahkemelerin yetki alanını genişletmeyi amaçlıyordu. Bu durum, kendi aile hukuklarını uygulama özerkliğine sahip olan gayrimüslim cemaatlerin sert tepkisine neden olmuştur.

#20. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından İstanbul Rum Patrikhanesinin faaliyetleri arasında aşağıdakilerden hangisi sayılamaz?

Cevap : C) Venizelos’un patrikhane üzerinde söz sahibi olma talebini reddetmiştir.
Açıklama : Bu dönemde Patrikhane, Yunanistan Başbakanı Venizelos’un Megali İdea politikasının İstanbul’daki en önemli temsilcisi ve uygulayıcısı haline gelmiştir. Onun taleplerini reddetmek yerine, bu politikalar doğrultusunda hareket etmiştir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları 2025 Vize

20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler: Millet Sisteminden Vatandaşlığa

Giriş

Osmanlı Devleti’nin gayrimüslim tebaasını yönetme biçimi olan “millet sistemi”, 19. ve 20. yüzyıllarda büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Bu süreç, klasik imparatorluk düzeninden modern ulus-devletin vatandaşlık anlayışına doğru sancılı bir evrimi yansıtmaktadır. Bu makalede, Osmanlı’nın son döneminden başlayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar gayrimüslimlerin ve kurumlarının yaşadığı bu tarihsel dönüşüm incelenecektir.

Osmanlı Klasik Döneminde Millet Sistemi

Osmanlı’nın klasik döneminde gayrimüslimler, kendi dinî liderleri (patrikler, hahambaşı) tarafından yönetilen özerk cemaatler halinde yaşarlardı. Bu liderler, cemaatleri üzerinde hapse atma veya sürgüne gönderme gibi geniş yetkilere sahipti. Can ve mal güvenlikleri ile inanç özgürlükleri devletin koruması altında olan gayrimüslimler, bu statü karşılığında “cizye” adı verilen bir vergi öderlerdi. Toplumsal hayatta ise, Müslümanlarla aralarındaki hiyerarşiyi korumak amacıyla giyim-kuşam ve ata binme gibi konularda bazı kısıtlamalar mevcuttu; bu kurallar kendi geleneklerine göre değil, Osmanlı devlet geleneği ve zimmî hukukuna göre belirlenirdi.

Tanzimat ve Meşrutiyet: Değişim Rüzgarları

19. yüzyılda Tanzimat reformları, millet sisteminde köklü değişiklikler başlattı. Milliyetçilik akımlarının etkisini azaltmak amacıyla, “Millet-i Hâkime” (egemen millet) anlayışından vazgeçilerek din farkı gözetmeksizin bir “Osmanlılık” kimliği yaratılmaya çalışıldı. Bu süreçte çıkarılan “Millet Nizamnameleri” ile cemaat yönetimlerine din adamlarının yanı sıra sivillerin de katılması sağlandı. Ancak bu nizamnameler, cemaatlere modern anlamda bir “azınlık statüsü” vermemiştir. Bu dönemde sistem, yeni milletlerin tanınmasıyla da değişime uğradı; örneğin 1830’da “Katolik Ermeniler” ayrı bir cemaat olarak tanındı. Protestan misyonerlerin faaliyetleri ise en çok “Ermeni Patrikhanesi”ni zayıflatarak cemaat içinde bölünmelere yol açtı. Meşrutiyet döneminde ise Rumlar ve Bulgarlar arasındaki mülk sorunlarını çözmek için “Kilise ve Mektepler Kanunu” çıkarıldı. Ancak hazırlanan nizamnamelerin tamamı uygulanamadı; örneğin “Hahamhane Nizamnamesi” hiç uygulanmazken, “Süryaniler” tarafından hazırlanan nizamname ise resmi onayı olmamasına rağmen cemaat içinde fiilen uygulandı.

Savaş Yılları ve Milli Mücadele

I. Dünya Savaşı ve ardından gelen Milli Mücadele yılları, gayrimüslim cemaatler için bir dönüm noktası oldu. 1917’de çıkarılan “Hukuk-ı Aile Kararnamesi”, aile hukukunu tüm tebaa için birleştirmeyi amaçlayınca, kendi hukuklarını uygulama özerkliğine sahip olan gayrimüslimlerin itirazlarına neden oldu. Bu dönemde “İttihatçıların Hahambaşısı” olarak bilinen “Haim Nahum”, devlet adına önemli diplomatik görevler üstlendi. Mondros Mütarekesi’nin ardından ise İstanbul’daki Rum Patrikhanesi, Yunanistan Başbakanı Venizelos’un politikaları doğrultusunda Milli Mücadele aleyhine faaliyetler yürüttü. Ancak “Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanması ve Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasıyla” Rum ve Ermeni patrikhaneleri arasındaki iş birliği de dağıldı. İşgal kuvvetleri, bu dönemde yerel gayrimüslimleri istihbarat ve tercümanlık gibi işlerde kullansa da, onları farklı cephelerde savaşacak “yeni askerler” olarak organize etmemiştir.

Cumhuriyet Dönemi ve Yeni Statü

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte gayrimüslimlerin statüsü yeniden tanımlandı. Türkiye’deki Ortodokslarla Yunanistan’daki Müslümanların yer değiştirmesi anlamına gelen “mübadele” fikri, ilk olarak “Balkan Savaşları sonrasında” gündeme gelmiş ancak o dönem uygulanamamıştı. Lozan Antlaşması’nın ardından ise en dikkat çekici adımlardan birini Yahudi cemaati attı. “Hahambaşılık”, azınlıklara tanınan özel haklardan feragat ettiklerini ve diğer Türk vatandaşlarıyla eşit hak ve sorumluluklara sahip olmak istediklerini beyan etti.

Sonuç

20. yüzyıl, Türkiye’deki gayrimüslimler için Osmanlı millet sisteminin çözülüşünden modern vatandaşlık haklarına uzanan köklü bir dönüşüm süreci oldu. Tanzimat’ın getirdiği eşitlik vaadinden, savaşların yarattığı travmalara ve Cumhuriyet’in kurduğu yeni hukuki çerçeveye kadar her bir aşama, bu toplulukların kimliklerini, kurumlarını ve devletle olan ilişkilerini yeniden şekillendirmiştir.

@lolonolo_com

20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları 2025 Vize

20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları 2025 Vize

1. “İstanbul’daki Fransız Büyükelçiliğinin Katolik mezhebine geçen Ermenilerin Apostolik Ermeni kilisesinden ayrı bir cemaat olarak tanınması, başlarına bir nazır atanması ve içlerinden sürgün edilmiş olanların İstanbul’a dönüşlerine müsaade edilmesine dair taleplerini kabul etmek durumunda kalan Osmanlı Devleti, 1830 yılında Katolik Ermenileri ayrı bir cemaat olarak tanıdı.”
Bu durum Osmanlı Devleti’nin idari yapısı açısından hangi anlama gelmekteydi?

A) Fransa ile ittifak süreci başlamıştı.
B) İstanbul Ermeni Patrikhanesi güçlendirilmiş bir yapıya dönüşmüştü.
C) İlk defa Katolikler için kapitülasyon verilmişti.
D) Gayrimüslimler için yürütülen klasik dönem millet anlayışından vazgeçilerek yeni milletler tanınmaya başlanmıştı.
E) Millet sistemi ortadan kaldırılmıştı.

Cevap : D) Gayrimüslimler için yürütülen klasik dönem millet anlayışından vazgeçilerek yeni milletler tanınmaya başlanmıştı.

Açıklama : Bu olay, Osmanlı Devleti’nin geleneksel olarak tüm Ermenileri tek bir “millet” olarak gören yapısından vazgeçip, mezhep esasına dayalı yeni bir “Katolik Ermeni Milleti”ni tanıdığını göstermektedir. Bu, klasik millet sisteminin dönüşümünün bir adımıdır.

2. Türkiye’de yaşayan Ortodokslarla Yunanistan’da yaşayan Müslümanların mübadele ile yer değiştirmeleri düşüncesi ilk olarak ne zaman gündeme gelmiş ancak uygulanamamıştır?

A) Birinci Dünya Savaşı sonunda
B) 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda
C) Cumhuriyet’in ilanı sonrası
D) Balkan Savaşları sonrası
E) Milli Mücadele döneminde

Cevap : D) Balkan Savaşları sonrası

Açıklama : Balkan Savaşları (1912-1913) sonrasında ortaya çıkan büyük mülteci krizleri ve azınlık sorunlarını çözmek amacıyla Osmanlı Devleti ve Yunanistan arasında bir nüfus mübadelesi fikri ilk kez ciddi olarak tartışılmış fakat I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla uygulanamamıştır.

3. Osmanlı Devleti’nin klasik dönem uygulamalarında, gayrimüslimlerin hayatlarının korunması, sürgün edilmemeleri ve kendi inançlarına dair uygulamalarını sürdürme hakkına sahip olmaları karşılığında ödedikleri vergi hangisidir?

A) Aşar
B) Cizye
C) Toprak Vergisi
D) Rav Akçesi
E) Pişkeş

Cevap : B) Cizye

Açıklama : Cizye, İslam devletlerinde askerlik yapma yükümlülüğünden muaf olan ve can, mal ve inanç özgürlükleri devletin güvencesi altında bulunan gayrimüslim erkeklerden alınan bir baş vergisidir.

4. “İttihatçıların Hahambaşısı “olarak da bilinen, Birinci Dünya Savaşı sırasında devlet adına çeşitli diplomatik görüşmeler yürütmüş olan hahambaşı kimdir?

A) Meletios Metaksakis
B) İshak Haleva
C) Haim Nahum
D) Moşe Bejerano
E) İlyas Şakir

Cevap : C) Haim Nahum

Açıklama : Haim Nahum Efendi, II. Meşrutiyet ve I. Dünya Savaşı dönemlerinde Osmanlı Devleti’nin hahambaşısı olup, İttihat ve Terakki yönetimi ile yakın ilişkiler kurmuş ve uluslararası alanda diplomatik görevler üstlenmiştir.

5. Aşağıdakilerden hangisi Milli Mücadele sonrasında, kendi milletlerinin azınlık tanımına alınması taleplerine ve azınlık kavramına itiraz ederek, Türk tanımına ve Türkiye’nin kendi hukukuna bağlı olmak istediğini açıklayan gayrimüslim kurumlarındandır?

A) Katolik Patrikliği
B) Protestan Vekilliği
C) Hahambaşılık
D) Ermeni Patrikhanesi
E) Rum Patrikhanesi

Cevap : C) Hahambaşılık

Açıklama : Lozan Antlaşması’nın ardından Türkiye’deki Yahudi cemaati, Hahambaşılık aracılığıyla azınlıklara tanınan özel haklardan feragat ettiklerini ve diğer Türk vatandaşları gibi Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi olmak istediklerini resmen beyan etmiştir.

6. Bulgar Eksarhlığı kurulduktan sonra Rumlar ve Bulgarlar arasında uzun yıllar devam eden çeşitli mülk ve temsilcilik sorunlarını çözmek için Meşrutiyet döneminde çıkarılan ve sonradan iki millet arasında yine birçok probleme sebep olan kanun aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sevk ve İskân Kanunu
B) Bulgar Eksarhlığı’nı ilan eden ferman
C) Kanun-1 Esasi
D) Kilise ve Mektepler Kanunu
E) Rum Milleti Nizamnamesi

Cevap : D) Kilise ve Mektepler Kanunu

Açıklama : 1913 yılında çıkarılan bu kanun, Rum ve Bulgar cemaatleri arasında yıllardır süren kilise, manastır ve okul mülkiyeti konusundaki anlaşmazlıkları çözmeyi amaçlamıştır.

7. Islahat Fermanı sonrası yayımlanan Millet Nizamnameleri’nin tamamında dayanak olarak Islahat Fermanı’na atıf yapılmaktayken sadece bir nizamnamede Kanun-1 Esasi’ye atıf yapılmıştır. Bu nizamname aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ermeni Milleti Nizamnamesi
B) Protestan Nizamnamesi
C) Hahamhane Nizamnamesi
D) Rum Milleti Nizamnamesi
E) Katolik Nizamnamesi

Cevap : B) Protestan Nizamnamesi

Açıklama : Diğer nizamnameler 1876’daki Kanun-ı Esasi’den önce çıkarıldığı için Islahat Fermanı’nı dayanak alırken, 1878’de hazırlanan Protestan Nizamnamesi, kendisinden önce ilan edilmiş olan Kanun-ı Esasi’ye atıfta bulunmuştur.

8. Osmanlı Devleti’nin klasik dönem uygulamaları içerisinde gayrimüslimler için geçerli kısıtlamalar hakkında aşağıdaki hangisi söylenemez?

A) Bu kuralların ülkenin bütün bölgelerinde katı şekilde uygulandığını söylemek doğru değildir.
B) Gayrimüslimlerin ata binmeleri ve evlerini Müslüman evlerinden daha yüksek yapmaları yasaktı.
C) Hristiyanların kiliselerde çan çalmaları belli kurallara tâbiydi.
D) Bütün kurallar gayrimüslim milletlerin kendi gelenek ve inançlarına göre belirlenmişti.
E) 16. yüzyıl sonlarından itibaren her milletin kendine özgü kıyafet giymesi ve genel anlamda giyim/kuşam hususunda katı kurallar getirilmişti.

Cevap : D) Bütün kurallar gayrimüslim milletlerin kendi gelenek ve inançlarına göre belirlenmişti.

Açıklama : Gayrimüslimlere yönelik kısıtlamalar, onların kendi geleneklerine göre değil, İslam hukuku (zimmî hukuku) ve Osmanlı devlet geleneği çerçevesinde, Müslümanlarla aralarındaki sosyal hiyerarşiyi korumak amacıyla belirlenmişti.

9. Meşrutiyet’e geçiş sürecinde, II. Abdülhamit dönemi bürokrasisinin tasfiyesi çerçevesinde dinî liderlerde de değişim yaşanmışken, bu değişimin dışında kalan ve eski lideriyle Meşrutiyet idaresinde de çalışmalarına devam eden dinî merkez neresidir?

A) Katolik dinî lideri
B) Hilafet makamı
C) Ermeni Patrikhanesi
D) Hahambaşılık
E) Rum Patrikhanesi

Cevap : E) Rum Patrikhanesi

Açıklama :

10. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından İstanbul Rum Patrikhanesinin faaliyetleri arasında aşağıdakilerden hangisi sayılamaz?

A) Rum okullarında Türkçe eğitimi yasaklatmıştır.
B) Rum ahalinin artık Osmanlı tebaası olmadıklarını ilan etmiştir.
C) Venizelos’un patrikhane üzerinde söz sahibi olma talebini reddetmiştir.
D) Ermeni Patrikhanesi ile iş birliği halinde Millî Mücadele aleyhine çalışmıştır.
E) Patrikhanenin Yunanistan’la birleştiğini açıklamıştır.

Cevap : C) Venizelos’un patrikhane üzerinde söz sahibi olma talebini reddetmiştir.

Açıklama : Bu dönemde Patrikhane, Yunanistan Başbakanı Venizelos’un Megali İdea politikasının İstanbul’daki en önemli temsilcisi ve uygulayıcısı haline gelmiştir. Onun taleplerini reddetmek yerine, bu politikalar doğrultusunda hareket etmiştir.

@lolonolo_com

20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları 2025 Vize

20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları 2025 Vize

11. Islahat Fermanı sonrası çıkarılan millet nizamnameleri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Gayrimüslim milletler azınlık statüsü elde etmişlerdir.
B) Millet idarelerinde din adamları dışında siviller de söz sahibi olmaya başlamışlardır.
C) Özellikle Ermeni Patrikhanesinde kurulan Meclis-i Umumi bir parlamento mahiyeti taşımıştır.
D) Din adamları nizamnamelerin yürürlüğe girmesine direnmişler fakat başarılı olamamışlardır.
E) Patrikler ve hahambaşının milletleri için tek otorite makamı olma özellikleri değişmiştir.

Cevap : A) Gayrimüslim milletler azınlık statüsü elde etmişlerdir.

Açıklama : “Azınlık statüsü” kavramı, modern ulus-devlet ve uluslararası hukukla ilgili bir terimdir ve Osmanlı’daki “millet” kavramından farklıdır. Nizamnameler cemaatlerin iç işleyişini düzenlemiş, onlara modern anlamda bir azınlık statüsü vermemiştir. Bu statü Lozan Antlaşması ile tanımlanmıştır.

12. İlan edilmiş olmasına rağmen hiç uygulanmayan ve millete hiçbir getirisi olmayan millet nizamnamesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kanun-1 Esasi
B) Hahamhane Nizamnamesi
C) Ermeni Milleti Nizamnamesi
D) Protestan Cemaati Nizamnamesi
E) Rum Milleti Nizamnamesi

Cevap : B) Hahamhane Nizamnamesi

Açıklama :

13. Mondros Mütarekesi sonrası başlayan Ermeni ve Rum patrikhaneleri arasındaki iş birliği hangi gelişmelerden sonra dağılmıştır?

A) Sevr Antlaşması’nın imzalanması üzerine
B) Ankara Büyük Millet Meclisinin toplanmasıyla
C) Lozan Konferansı’nın başlamasıyla
D) Paris Barış Konferansı’nın toplanması üzerine
E) Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanması ve Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasıyla

Cevap : E) Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanması ve Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasıyla

Açıklama : Türk ordusunun zaferi ve ardından imzalanan Mudanya Mütarekesi, İtilaf Devletleri’nin ve dolayısıyla patrikhane ve destekçilerinin Anadolu’daki siyasi hedeflerinin imkansızlaştığını göstermiştir. Bu askeri ve diplomatik yenilgi, aralarındaki iş birliğinin de sonunu getirmiştir.

14. Meşrutiyet döneminde hazırlanan ve hükümete sunulmasına rağmen onaylanarak yürürlüğe girmeyen, buna rağmen fiilen cemaati tarafından uygulanan nizamname hangi gayrimüslim topluma aittir?

A) Rum Melkitler
B) Protestanlar
C) Süryaniler
D) Katolikler
E) Levantenler

Cevap : C) Süryaniler

Açıklama : II. Meşrutiyet döneminde Süryani Kadim cemaati tarafından hazırlanan nizamname, hükümet tarafından resmen onaylanmasa da cemaat tarafından kendi iç işleyişlerinde fiili olarak benimsenmiş ve uygulanmıştır.

15. Tanzimat süreci ve Tanzimat reformları hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) “Eşit vatandaşlık” anlayışı çerçevesinde reformlar yapılarak, klasik dönem uygulamalarından vazgeçilmeye başlanmıştır.
B) Devletin dağılmasını önlemek için askerî tedbirler artırılmış, hukuki olarak da İslam hukukunun temel esas olarak uygulanması kararlaştırılmıştır.
C) Millet-i Hâkime anlayışından vazgeçilerek bir “Osmanlı” kimliği ve “Osmanlılık” bilinci oluşturulmaya çalışılmıştır.
D) Batıda gelişen liberal ve milliyetçi fikirlerin Osmanlı Devleti’ni olumsuz etkilediği görülmüş. Korunma refleksiyle bunlara karşı önlemler alınmaya çalışılmıştır.
E) Yunan isyanının süreçte önemli bir etkisi vardır. Devlet, diğer unsurlardan da benzer bir isyana kalkışmak isteyenler olmasından endişe etmiştir.

Cevap : B) Devletin dağılmasını önlemek için askerî tedbirler artırılmış, hukuki olarak da İslam hukukunun temel esas olarak uygulanması kararlaştırılmıştır.

Açıklama : Tanzimat Fermanı’nın ruhu, din farkı gözetmeksizin tüm tebaaya eşit haklar tanımak ve hukukun üstünlüğünü sağlamaktır. Bu süreçte İslam hukuku temel esas olarak kalmakla birlikte, Batı’dan alınan laik kanunlarla hukuk sistemi dönüştürülmeye başlanmıştır. İslam hukukunun tek temel esas olarak uygulanması kararı Tanzimat’ın amacıyla çelişir.

16. Osmanlı Devleti’nin 1916 yılında yayımladığı Ermeni Katoğikosluk ve Patrikliği Nizamnamesi’nin çıkarılış gerekçeleri arasında aşağıdakilerden hangisi sayılamaz?

A) Hükümetin, 1863 nizamnamesinin Ermenilere “devlet içinde devlet” şeklinde bir imtiyaz sağladığı şeklindeki eleştirileri
B) Eçmiyazin Katoğikosluğunun Ermeniler üzerinde en yüksek dinî otorite olma özelliğini sonlandırmak
C) Osmanlı Ermenilerinin Rusya’nın siyasi etkisinden kurtulmasını sağlamak
D) Patrikhane meclislerinin Ermeni ayaklanmalarına destek verdikleri düşüncesi
E) Ermeni kilisesinin Rum Ortodoks kilisesine bağlama çabaları

Cevap : E) Ermeni kilisesinin Rum Ortodoks kilisesine bağlama çabaları

Açıklama : Ermeni (Apostolik) Kilisesi ile Rum Ortodoks Kilisesi tarihsel olarak iki ayrı ve rakip kurumdur. Osmanlı Devleti’nin bu iki kiliseyi birleştirme gibi bir politikası veya çabası olmamıştır. 1916 nizamnamesi, Ermeni kurumlarını devlet kontrolü altına almayı amaçlıyordu.

17. Osmanlı Devleti’nin klasik döneminde gayrimüslimleri idare sistemi açısından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Fatih’in İstanbul’u fethi sonrası patrikhaneler ve hahambaşılık kurumlarına özerklik ve idari/siyasi serbestlik verilmiştir.
B) Patrikler pişkeş isimli bir vergi ödeyerek kendi milletlerinden sorumlu şekilde göreve gelmişlerdir.
C) Millet başı konumundaki dinî liderlerin emirlerinde “yasakçı” adı verilen bir askerî birlik vardı.
D) Dinî anlamda kullanılan “millet” anlayışı, dinî kurumların idaresinde işletilmiştir.
E) Patrikler ve hahambaşı otoritelerine karşı oluşacak durumlarda cemaatleri içinden hapse atma veya sürgüne gönderme gibi çeşitli cezalar verme hakkına sahiptiler.

Cevap : A) Fatih’in İstanbul’u fethi sonrası patrikhaneler ve hahambaşılık kurumlarına özerklik ve idari/siyasi serbestlik verilmiştir.

Açıklama :

18. Misyonerlik faaliyetlerinden en fazla zarar gören ve güç kaybeden, bu yüzden de devletle iş birliği hâlinde misyonerlerle mücadele etmek için uğraşan kilise merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ermeni Patrikhanesi
B) Protestan ABCFM/BOARD Teşkilatı
C) Hahambaşılık
D) Rum Patrikhanesi
E) Ermeni Katolik Patrikhanesi

Cevap : A) Ermeni Patrikhanesi

Açıklama : Özellikle Amerikalı Protestan misyonerlerin faaliyetleri, en çok Ermeni cemaati içinde taraftar bulmuş, bu da cemaatin bölünerek Katolik ve Protestan Ermeni milletlerinin doğmasına yol açmıştır. Bu durum, ana kilise olan Ermeni Apostolik Patrikhanesi’nin gücünü ve nüfuzunu ciddi şekilde zayıflatmıştır.

19. Mondros Mütarekesi’nden sonra İngiliz işgal birliklerinin Ermeni ve Rum patrikhanelerinin iş birliğini ve işgallere desteklerini kendileri için hangi açılardan kullandıkları söylenemez?

A) Farklı cephelerde savaşacak yeni askerlere ihtiyaç duymaları
B) İşgaller sırasında istedikleri yerel desteği sağlayabilmek
C) Kurdukları polis ve zabıta teşkilatlarında güvenilir yerli eleman temini
D) Türklere karşı yerelde istihbarat ve bilgi sağlayacak eleman ihtiyacı
E) Türkçe bilen yerli tercüman ve rehber gibi ihtiyaçlarını karşılamak

Cevap : A) Farklı cephelerde savaşacak yeni askerlere ihtiyaç duymaları

Açıklama : İngilizler, yerel Rum ve Ermenileri daha çok istihbarat, tercümanlık, yerel polis gücü ve lojistik destek gibi amaçlarla kullanmışlardır. Onları silahlandırıp başka cephelerde savaşacak düzenli askeri birlikler olarak organize etme gibi bir durum söz konusu değildir.

20. Birinci Dünya Savaşı sırasında ülkede aile hukuku konusunda birlik sağlamak amacıyla çıkarılan ancak gayrimüslimlerin —özellikle de Rumların— itirazlarına neden olan hukuki uygulama hangisidir?

A) Kilise ve Mektepler Kanunu
B) Tevhid-i Tedrisat Kanunu
C) Medeni Kanun
D) Sevk ve İskân Kanunu
E) Hukuk-ı Aile Kararnamesi

Cevap : E) Hukuk-ı Aile Kararnamesi

Açıklama : 1917 tarihli Hukuk-ı Aile Kararnamesi, evlenme, boşanma ve miras gibi aile hukuku konularını tüm Osmanlı tebaası için tek bir çatı altında toplamayı ve şer’i mahkemelerin yetki alanını genişletmeyi amaçlıyordu. Bu durum, kendi aile hukuklarını uygulama özerkliğine sahip olan gayrimüslim cemaatlerin sert tepkisine neden olmuştur.

@lolonolo_com

20. Yüzyıl Türkiye’sinde Gayrimüslimler ve Kurumları

Editor

Editör