LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Siyaset Felsefesi 2025-2026 Final Soruları
auzefFelsefeSiyaset Felsefesisosyoloji

Siyaset Felsefesi 2025-2026 Final Soruları

Siyaset Felsefesi 2025-2026 Final Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Siyaset Felsefesi 2025-2026 Final Soruları

#1. Hegelci düşünceye göre insanlık tarihini oluşturan politik ve kültürel kurumsallaşmalar aşağıdakilerden hangisinin bir sonucudur?

Cevap : A) Bilinçli akılsal iradenin kendini nesnelleştirmesinin
Açıklama : Hegel’e göre tarih, “Geist”in (Tin/Ruh/Akıl) özgürlük bilincine doğru ilerleyişidir. Devlet, hukuk, sanat ve din gibi kurumlar; bu evrensel Bilinçli Akılsal İradenin (Mutlak Tin) dünyada somutlaşması, yani kendini nesnelleştirmesi sürecinin ürünleridir.

#2. Siyasetin tümüyle tikel ve bireysel çıkarların alanı olduğu düşüncesini öne süren Rönesans dönemi düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : B) Machiavelli
Açıklama : Niccolò Machiavelli, “Prens” adlı eseriyle modern siyaset biliminin kurucusu sayılır. Siyaseti, Ortaçağ’ın dini ve ahlaki (evrensel) ideallerinden kopararak; gücün kazanılması ve korunması sanatı olarak tanımlamıştır. Ona göre siyaset; tikel (belirli bir prensin/devletin) çıkarlarının, fırsatların (fortuna) ve yeteneklerin (virtu) çatışma alanıdır. “Amaca giden her yol mübahtır” anlayışıyla siyaseti ahlaktan ayırmıştır.

#3. Aşağıdakilerden hangisi Ortaçağ dinsel düşüncesinde mevcut dualizmin yol açtığı sonuçlardan biri değildir?

Cevap : B) İnançlı insan, dünyevi meşgalelerden bütünüyle el etek çekmiştir.
Açıklama : Ortaçağ’da “Tanrı Devleti” (Civitas Dei) ve “Yeryüzü Devleti” ayrımı (Dualizm) olsa da, bu durum tüm inançlı insanların dünyadan tamamen el etek çektiği (münzevi hayatı yaşadığı) anlamına gelmez. Feodalizm, Haçlı Seferleri, loncalar ve gündelik yaşam devam etmiştir. B şıkkındaki “bütünüyle el etek çekme” ifadesi, dönemin toplumsal gerçekliğiyle uyuşmayan aşırı bir genellemedir.

#4. Platon’un ahlaki ve politik sorunları çözmek için başvurduğu yol aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Bilgiyle erdemi özdeş kılmak
Açıklama : Platon, hocası Sokrates’ten aldığı mirası devam ettirerek; “Kimse bilerek kötülük yapmaz” ilkesini benimser. Ona göre ahlaki ve politik çürümenin nedeni bilgisizliktir. Çözüm ise bilgi ile erdemi özdeş kılmaktır. Bu yüzden ideal devleti yönetecek olanlar, “İyi İdeası”nın bilgisine sahip olan filozoflar (Filozof-Kral) olmalıdır.

#5. Michel Foucault’a göre moderniteye özgü evrensel ve zorunlu doğruluk savları aşağıdaki düzlemlerin hangisinde biçimlenir?

Cevap : C) Toplumsal ve politik söylemin tikel ve göreli düzleminde
Açıklama : Foucault, modernitenin iddia ettiği “evrensel doğru” ve “mutlak bilgi” anlayışını reddeder. Ona göre “doğru” veya “hakikat”; iktidar ilişkilerinden bağımsız, evrensel bir öz değildir. Hakikat, belirli bir tarihsel dönemde, belirli iktidar stratejileri ve söylemleri (discourse) tarafından üretilen tikel (parçalı) ve göreli bir yapıdır. Modernitenin evrensellik iddiası da aslında bu tikel iktidar ilişkileri içinde biçimlenir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Aşağıdakilerden hangisi Eleştirel Teori (Kritische Theorie) anlayışını ifade etmektedir?

Cevap : E) Marksist felsefenin temel ilkelerine sahip çıkarak hem liberal toplumlara hem de reel sosyalizme eleştirel yaklaşma
Açıklama : Frankfurt Okulu (Adorno, Horkheimer, Marcuse vb.) tarafından geliştirilen Eleştirel Teori; Ortodoks Marksizm’den farklı olarak, Marksizmin özgürleştirici özüne sadık kalmakla birlikte, hem Batı kapitalizminin “Kültür Endüstrisi” yoluyla yarattığı tahakkümü hem de Sovyet (Reel) Sosyalizminin totaliter bürokrasisini eleştirmiştir. İki sisteme de mesafeli, diyalektik bir eleştiri sunar.

#7. Negatif diyalektik anlayışıyla Hegelci diyalektiği eleştiren filozof aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : E) Theodor Adorno
Açıklama : Theodor Adorno, Hegel’in diyalektiğinin her zaman bir “Sentez” (Uzlaşma/Bütünlük) ile sonuçlanmasını ve çelişkilerin üstesinden gelinmesini eleştirir. Bunun yerine, çelişkilerin kapanmadığı, senteze varmayan ve özdeşlik kurmayan bir düşünme biçimi olan “Negatif Diyalektik” kavramını geliştirmiştir.

#8. Ütopyaları yazanlar aşağıdakilerden hangisini hedeflemiştir?

Cevap : C) Alternatif bir toplumsal ilişkiler modelinin mümkün olduğunu göstermek
Açıklama : Thomas More (Ütopya), Campanella (Güneş Ülkesi) gibi düşünürlerin yazdığı ütopyalar; mevcut düzenin eleştirisi üzerinden, daha adil, eşit ve mutlu bir toplumun hayali kurgusunu sunarlar. Temel amaçları, mevcut olana karşı alternatif bir toplumsal modelin (ideal düzenin) mümkün olabileceğini zihinlerde canlandırmaktır.

#9. “Bir siyasal sistemin değeri, insanları ne oranda ……, ….. ve ……. ilişkilere yöneltebildiğiyle ölçülebilir.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere gelmesi gereken sözcükler doğru sırasıyla aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmiştir?

Cevap : C) özgür, eşit, kardeşçe
Açıklama : Siyaset felsefesinde, özellikle Fransız Devrimi’nin ve modern demokrasinin temel idealleri olan “Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet” (Liberté, Égalité, Fraternité) üçlüsü, ideal bir siyasal sistemin hedefleri olarak kabul edilir. Bu bağlamda, siyasal sistemin değeri insanları “özgür, eşit ve kardeşçe” ilişkilere yöneltmesiyle ölçülür.

#10. Augustinus ile Aquinas’ın devlet anlayışı sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Radikal teokratik – Ilımlı teokratik
Açıklama : Aziz Augustinus, devleti “ilk günah”ın bir sonucu ve cezası olarak görür; gerçek adalet sadece “Tanrı Devleti”ndedir (Yeryüzü devleti kötüdür). Bu yaklaşım Radikal Teokratik (veya karamsar) bir tutumdur. Thomas Aquinas ise devleti insan doğasının sosyal bir gereği ve “doğal” bir kurum olarak görür; devletin amacı “ortak iyiyi” sağlamaktır ve ilahi yasayla uyumlu olmalıdır. Bu daha uzlaşmacı yaklaşım Ilımlı Teokratik (veya doğalcı) olarak adlandırılır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Marksizm insanlık tarihini hangi felsefi düzlemde yorumlar?

Cevap : D) Materyalist ve tarihsel
Açıklama : Karl Marx ve Friedrich Engels’in geliştirdiği Marksist felsefe, Hegel’in idealist diyalektiğini tersine çevirerek “Tarihsel Materyalizm” kuramını ortaya koymuştur. Bu görüşe göre, insanlık tarihini belirleyen temel faktör, tinsel (ruhsal) veya idealar değil; üretim araçları, üretim ilişkileri ve sınıf çatışmaları gibi maddi (materyal) koşullardır. Tarih, bu maddi koşulların diyalektik gelişimiyle ilerler.

#12. Sofistlerin toplumsal bir olgu olarak siyasete yönelik iki ayrı yaklaşım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : A) Sofistlerin bazıları, insanların normatif ve yapay yasalara, kurumlara göre; bazıları da doğaya uygun olarak yaşamaları gerektiğini savunur.
Açıklama : Sofist düşüncede temel tartışma “Nomos” (Yasa/Gelenek) ile “Physis” (Doğa) arasındaki karşıtlıktır. Bir grup Sofist (Protagoras gibi), insanın toplumun koyduğu yasalara (Nomos) uyması gerektiğini, çünkü adaletin bir uzlaşı olduğunu savunur. Diğer bir grup (Kallikles, Thrasymachus gibi radikal sofistler) ise, toplumsal yasaların yapay olduğunu, güçlünün zayıfı ezmesinin “Doğa Yasası” (Physis) gereği olduğunu ve insanın doğaya uygun (güç istencine göre) yaşaması gerektiğini savunur.

#13. Nietzsche için toplumsal eşitlik inancı aşağıdakilerden hangisinin rüyasıdır?

Cevap : E) Bireysel özgürlüğüne inanmayan kölelerin
Açıklama : Friedrich Nietzsche, modern toplumdaki “eşitlik”, “demokrasi” ve “sosyalizm” gibi fikirleri “Köle Ahlakı”nın (Sürü ahlakı) bir ürünü olarak görür. Ona göre, kendi değerlerini yaratma gücünden (Güç İstenci) yoksun, zayıf ve sürünün parçası olan “köle ruhlu” insanlar; güçlüleri aşağı çekmek ve vasatlıkta eşitlemek için “eşitlik” rüyasına sığınırlar. Üstinsan (Übermensch) ise eşitliği değil, farkı ve kudreti arzular.

#14. Aşağıdakilerden hangisi siyaset olgusunu anlamak için zorunlu bir başlangıç zeminidir?

Cevap : C) Ontolojik açıdan, insanı ve onun tarihsel varoluşunu anlamak
Açıklama : Siyaset, insan eylemleri ve toplumsal yaşamla ilgilidir. Siyaseti derinlemesine kavrayabilmek için öncelikle “Siyasetin öznesi kimdir?” sorusuna yanıt vermek gerekir. Bu da Ontolojik açıdan insanı, insanın doğasını, ihtiyaçlarını ve tarih içindeki varoluş koşullarını (insan durumu) anlamayı gerektirir. Diğerleri (etik, hukuk) bu ontolojik zemin üzerine inşa edilir.

#15. Modern siyaset felsefesinde eşitlik ilkesine dayalı sınırsız bir halk egemenliği olan mutlak demokrasinin savunucusu filozof aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : E) Jean-Jacques Rousseau
Açıklama : J.J. Rousseau, “Toplum Sözleşmesi” eserinde, kaynağını halkın “Genel İrade”sinden (Volonté Générale) alan, devredilemez ve bölünemez bir egemenliği savunur. Rousseau’nun modeli, temsili demokrasi yerine, halkın doğrudan katılımını ve eşitliğe dayalı mutlak halk egemenliğini (doğrudan demokrasiyi) öngörür.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Thomas Hobbes’un siyaset felsefesine ilişkin görüşleri ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevap : D) Hobbes, liberal demokrasi fikriyle modern siyaset felsefesinin öncülerindendir.
Açıklama : Thomas Hobbes, bireycilik temelinden yola çıksa da vardığı sonuç “Liberal Demokrasi” değildir. O, kaos ve iç savaştan (doğa durumu) kurtulmak için insanların tüm haklarını (yaşama hakkı hariç) devrettiği, mutlak ve bölünmez bir egemen gücü, yani Mutlak Monarşiyi (Leviathan) savunur. Liberal demokrasinin öncüsü John Locke’tur; Hobbes mutlakiyetçidir.

#17. Aşağıdakilerden hangisi siyasal anlayış bakımından sosyalizmin liberalizmden farkları arasında yer almaz?

Cevap : D) Sosyalizm, özel mülkiyetin vazgeçilmez bir hak olarak toplumsal yaşamı ayakta tutup canlandıran yöntemine işaret etmektedir.
Açıklama : D şıkkındaki ifade (“Özel mülkiyetin vazgeçilmez bir hak olduğu…”), Liberalizmin temel görüşüdür. Sosyalizm ise tam tersine, üretim araçlarında özel mülkiyetin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını, mülkiyetin toplumsallaştırılmasını savunur. Dolayısıyla bu ifade sosyalizme ait bir özellik değildir ve sosyalizmin liberalizmden bir farkı olarak sunulması (sosyalizmin tanımı olarak) yanlıştır.

#18. Marks ve Engels’in Hegel’in felsefesine yaklaşımları aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilebilir?

Cevap : B) Diyalektik yöntemi materyalist bir zeminde benimsenir.
Açıklama : Marx, Hegel felsefesi için “Başı üzerinde duruyordu, onu ayakları üzerine oturttum” ifadesini kullanır. Marx ve Engels, Hegel’in “Diyalektik” metodunu (tez-antitez-sentez / değişim ve çelişki yasaları) çok değerli bulmuş ve almış; ancak Hegel’in bu yöntemi uyguladığı “İdealist” (Tinsel) zemini reddederek, yöntemi Materyalist (Maddi/Ekonomik) bir zemine oturtmuşlardır. Buna Diyalektik Materyalizm denir.

#19. Hegel’e göre devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : B) Ahlaki ve törel ideanın gerçekleşmesi
Açıklama : Hegel’in “Hukuk Felsefesi”nde devlet; ailenin (tez) ve sivil toplumun (antitez) diyalektik sentezi olarak ortaya çıkan en yüksek örgütlenme biçimidir. Ona göre devlet, sadece bir kurumlar bütünü değil; özgürlüğün en üst düzeyde somutlaştığı, “yeryüzündeki tanrısal irade” ve “Törel İdea’nın (Sittlichkeit) gerçekleşmesi”dir. (Not: “Egemen sınıfın baskı aygıtı” tanımı Marksist görüşe aittir).

#20. Aşağıdakilerden hangisi Aristoteles’in Platon’a yaptığı eleştirilerden biridir?

Cevap : D) Platon’un maddi ve ideal gerçekliği radikal bir tarzda ayıran dualist ontolojisine eleştirel yaklaşır.
Açıklama : Platon, değişen “Görünürler Dünyası” ile değişmeyen “İdealar Dünyası”nı keskin bir şekilde ayırmış (Dualizm) ve gerçek varlığın İdealar olduğunu savunmuştur. Aristoteles ise bu ayrıma karşı çıkar; İdeaların (Formların) nesnelerin dışında veya ötesinde değil, nesnelerin “içinde” (içkin) olduğunu savunur. Platon’un bu dualist (ikici) ontolojisini ve “Chorismos” (Ayrılık) sorununu eleştirir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Siyaset Felsefesi 2025-2026 Final Soruları VİDEO ÖZET

Siyaset Felsefesi: Devletin Doğası, İktidarın Meşruiyeti ve Adalet Arayışı

Antik Yunan ve Siyasetin Ontolojik Temelleri

Siyaset felsefesi, toplumsal yaşamı ve iktidar olgusunu anlamlandırmak için öncelikle insanın tarihsel varoluşunu ve doğasını (ontolojisini) anlamak zorundadır. Antik Yunan’da Platon, toplumsal çürümeye karşı bilgi ile erdemi özdeş kılan bir model geliştirmiş; devleti “İyi İdeası”nın bilgisine sahip filozofların yönetmesi gerektiğini savunmuştur. Platon, değişen duyular dünyası ile değişmez idealar dünyasını birbirinden radikal şekilde ayıran bir dualizm (ikicilik) benimsemiştir. Öğrencisi Aristoteles ise bu dualizmi eleştirerek ideaların nesnelerin dışında değil, içinde (içkin) olduğunu savunmuştur. Dönemin gezgin öğretmenleri olan Sofistler ise siyasete iki farklı pencereden bakmışlardır: Bir grup adaleti insanların ortak bir uzlaşısı (Nomos – Yasa) olarak görürken, diğer grup güçlünün zayıfı ezmesini bir doğa yasası (Physis) olarak savunmuştur.

Ortaçağ’da Teokratik Devlet ve Dualizm

Ortaçağ siyasal düşüncesine Tanrı Devleti ile Yeryüzü Devleti arasındaki ayrım (dualizm) damga vurmuştur. Aziz Augustinus, yeryüzü devletini günahın bir sonucu olarak gören radikal teokratik bir tutum takınırken; Thomas Aquinas devleti insan doğasının bir gereği ve ortak iyiyi hedefleyen ılımlı teokratik bir yapı olarak kurgulamıştır. Bu dönemde inançlı insan, kutsal adalet ile dünyevi karmaşa arasında bölünmüş bir bilince sahip olsa da, bu durum toplumsal hayatın tümüyle durduğu anlamına gelmemiştir.

Modernitenin Doğuşu: Machiavelli ve Toplum Sözleşmecileri

Rönesans ile birlikte Niccolò Machiavelli, siyaseti dinden ve ahlaktan kopararak tikel çıkarların ve gücün alanı olarak tanımlamıştır. Bu kırılmayı takip eden “Toplum Sözleşmesi” teorisyenleri modern devletin meşruiyetini halka dayandırmıştır:

  • Thomas Hobbes: “Herkesin herkese karşı savaşı”ndan kurtulmak için insanların tüm haklarını mutlak bir egemene (Leviathan) devrettiği Mutlak Monarşiyi savunur.
  • Jean-Jacques Rousseau: Egemenliğin kaynağını halkın “Genel İrade”sinde bulan, eşitlikçi ve doğrudan katılıma dayalı mutlak demokrasiyi savunur.

More ve Campanella gibi düşünürlerin kaleme aldığı ütopyalar ise bu süreçte mevcut düzene alternatif toplumsal modellerin mümkün olduğunu göstermeyi hedeflemiştir.

Hegelci İdealizm ve Marksist Tarihsel Materyalizm

Hegel, devleti ailenin ve sivil toplumun diyalektik bir sentezi, ahlaki ve törel ideanın yeryüzünde somutlaşmış hali olarak tanımlar. Hegel’e göre tarih, akılsal iradenin kendini nesnelleştirme sürecidir. Karl Marx ve Friedrich Engels ise Hegel’in bu diyalektik yöntemini almış ancak onu materyalist bir zemine oturtmuşlardır. Tarihsel Materyalizm adını verdikleri bu kurama göre insanlık tarihini belirleyen şey fikirler değil; üretim araçları ve sınıf çatışmalarıdır. Marksist perspektiften bakıldığında, zincirleme suç kavramı gibi hukuki yapılar aslında bu toplumsal sınıflar arasındaki dinamiklerin bir yansımasıdır.

Postmodern Eleştiri ve İktidar Söylemi

20. yüzyılda Nietzsche, modernitenin eşitlik ve demokrasi ideallerini zayıfların güçlüleri aşağı çekme çabası olan bir “köle rüyası” olarak niteler. Michel Foucault ise modernitenin evrensel hakikat iddialarını reddeder; ona göre hakikat, iktidar ilişkileri tarafından üretilen tikel ve göreli söylemlerden ibarettir. Theodor Adorno liderliğindeki Eleştirel Teori (Frankfurt Okulu) ise hem liberal kapitalizme hem de reel sosyalizmin baskıcı bürokrasisine karşı mesafeli durarak, Hegelci uzlaşmacı diyalektiğe karşı “Negatif Diyalektik” kavramını geliştirmiştir.

@lolonolo_com

Siyaset Felsefesi 2025-2026 Final Soruları

Siyaset Felsefesi 2025-2026 Final Soruları

1. Marksizm insanlık tarihini hangi felsefi düzlemde yorumlar?

A) Analitik ve duyumcu
B) Tinsel ve aşkın
C) Pragmatist ve oportinist
D) Materyalist ve tarihsel
E) İdealist ve transendental

Cevap : D) Materyalist ve tarihsel

Açıklama : Karl Marx ve Friedrich Engels’in geliştirdiği Marksist felsefe, Hegel’in idealist diyalektiğini tersine çevirerek “Tarihsel Materyalizm” kuramını ortaya koymuştur. Bu görüşe göre, insanlık tarihini belirleyen temel faktör, tinsel (ruhsal) veya idealar değil; üretim araçları, üretim ilişkileri ve sınıf çatışmaları gibi maddi (materyal) koşullardır. Tarih, bu maddi koşulların diyalektik gelişimiyle ilerler.

2. Hegel’e göre devlet aşağıdakilerden hangisidir?

A) Egemen sınıfın baskı aygıtı
B) Ahlaki ve törel ideanın gerçekleşmesi
C) Toplumsal sözleşmenin kurumsal karşılığı
D) Tinin kendisi
E) Mantıksal ideanın gerçekleşmesi

Cevap : B) Ahlaki ve törel ideanın gerçekleşmesi

Açıklama : Hegel’in “Hukuk Felsefesi”nde devlet; ailenin (tez) ve sivil toplumun (antitez) diyalektik sentezi olarak ortaya çıkan en yüksek örgütlenme biçimidir. Ona göre devlet, sadece bir kurumlar bütünü değil; özgürlüğün en üst düzeyde somutlaştığı, “yeryüzündeki tanrısal irade” ve “Törel İdea’nın (Sittlichkeit) gerçekleşmesi”dir. (Not: “Egemen sınıfın baskı aygıtı” tanımı Marksist görüşe aittir).

3. Michel Foucault’a göre moderniteye özgü evrensel ve zorunlu doğruluk savları aşağıdaki düzlemlerin hangisinde biçimlenir?

A) Toplumsal yaşamın içkin ve yapısalcı düzleminde
B) Toplumsal ve politik söylemin evrensel ve zorunlu düzleminde
C) Toplumsal ve politik söylemin tikel ve göreli düzleminde
D) Politik mekanizmanın evrensel ve zorunlu işleyişinde
E) Toplumsal yaşamın aşkın ve yapısalcı düzleminde

Cevap : C) Toplumsal ve politik söylemin tikel ve göreli düzleminde

Açıklama : Foucault, modernitenin iddia ettiği “evrensel doğru” ve “mutlak bilgi” anlayışını reddeder. Ona göre “doğru” veya “hakikat”; iktidar ilişkilerinden bağımsız, evrensel bir öz değildir. Hakikat, belirli bir tarihsel dönemde, belirli iktidar stratejileri ve söylemleri (discourse) tarafından üretilen tikel (parçalı) ve göreli bir yapıdır. Modernitenin evrensellik iddiası da aslında bu tikel iktidar ilişkileri içinde biçimlenir.

4. Aşağıdakilerden hangisi Eleştirel Teori (Kritische Theorie) anlayışını ifade etmektedir?

A) Reel sosyalizm deneyiminin yarattığı negatif etkiden yola çıkarak Marksist felsefeyi olumsuzlama
B) Reel sosyalizm tecrübesinin yarattığı sorunlar karşısında sosyal demokrasi ve liberalizmi temellendirme
C) Reel sosyalizm ve faşizm gibi siyasi rejimlere yol açan tüm üst anlatılara karşı tikel ve göreli olanı öne çıkarma
D) Bürokratik devlet yapılanması ve despotik uygulamalara rağmen Stalinizme ve reel sosyalizm tecrübesine sahip çıkma
E) Marksist felsefenin temel ilkelerine sahip çıkarak hem liberal toplumlara hem de reel sosyalizme eleştirel yaklaşma

Cevap : E) Marksist felsefenin temel ilkelerine sahip çıkarak hem liberal toplumlara hem de reel sosyalizme eleştirel yaklaşma

Açıklama : Frankfurt Okulu (Adorno, Horkheimer, Marcuse vb.) tarafından geliştirilen Eleştirel Teori; Ortodoks Marksizm’den farklı olarak, Marksizmin özgürleştirici özüne sadık kalmakla birlikte, hem Batı kapitalizminin “Kültür Endüstrisi” yoluyla yarattığı tahakkümü hem de Sovyet (Reel) Sosyalizminin totaliter bürokrasisini eleştirmiştir. İki sisteme de mesafeli, diyalektik bir eleştiri sunar.

5. Nietzsche için toplumsal eşitlik inancı aşağıdakilerden hangisinin rüyasıdır?

A) Toplumsal sözleşmeyi eleştirenlerin
B) Bireysel özgürlüğüne inanan efendilerin
C) Pragmatist siyasetçilerin
D) Özgürlüğü eşitlikten ayırmayan liberallerin
E) Bireysel özgürlüğüne inanmayan kölelerin

Cevap : E) Bireysel özgürlüğüne inanmayan kölelerin

Açıklama : Friedrich Nietzsche, modern toplumdaki “eşitlik”, “demokrasi” ve “sosyalizm” gibi fikirleri “Köle Ahlakı”nın (Sürü ahlakı) bir ürünü olarak görür. Ona göre, kendi değerlerini yaratma gücünden (Güç İstenci) yoksun, zayıf ve sürünün parçası olan “köle ruhlu” insanlar; güçlüleri aşağı çekmek ve vasatlıkta eşitlemek için “eşitlik” rüyasına sığınırlar. Üstinsan (Übermensch) ise eşitliği değil, farkı ve kudreti arzular.

6. Marks ve Engels’in Hegel’in felsefesine yaklaşımları aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilebilir?

A) Mantık anlayışı formel mantık zemininde eleştirilir.
B) Diyalektik yöntemi materyalist bir zeminde benimsenir.
C) Transendental idealist sistem perspektifi eleştirilir.
D) İdealist anlayışı pragmatik bir zeminde benimsenir.
E) Göreli varlık anlayışı empirik bir zeminde benimsenir.

Cevap : B) Diyalektik yöntemi materyalist bir zeminde benimsenir.

Açıklama : Marx, Hegel felsefesi için “Başı üzerinde duruyordu, onu ayakları üzerine oturttum” ifadesini kullanır. Marx ve Engels, Hegel’in “Diyalektik” metodunu (tez-antitez-sentez / değişim ve çelişki yasaları) çok değerli bulmuş ve almış; ancak Hegel’in bu yöntemi uyguladığı “İdealist” (Tinsel) zemini reddederek, yöntemi Materyalist (Maddi/Ekonomik) bir zemine oturtmuşlardır. Buna Diyalektik Materyalizm denir.

7. Siyasetin tümüyle tikel ve bireysel çıkarların alanı olduğu düşüncesini öne süren Rönesans dönemi düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Thomas Aquinas
B) Machiavelli
C) Thomas Hobbes
D) Thomas More
E) John Locke

Cevap : B) Machiavelli

Açıklama : Niccolò Machiavelli, “Prens” adlı eseriyle modern siyaset biliminin kurucusu sayılır. Siyaseti, Ortaçağ’ın dini ve ahlaki (evrensel) ideallerinden kopararak; gücün kazanılması ve korunması sanatı olarak tanımlamıştır. Ona göre siyaset; tikel (belirli bir prensin/devletin) çıkarlarının, fırsatların (fortuna) ve yeteneklerin (virtu) çatışma alanıdır. “Amaca giden her yol mübahtır” anlayışıyla siyaseti ahlaktan ayırmıştır.

8. Thomas Hobbes’un siyaset felsefesine ilişkin görüşleri ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) Hobbes’a göre herkesin herkese karşı savaş halinin çözümü toplum sözleşmesidir.
B) Hobbes açısından insan doğa durumunda doğa yasasına tabidir.
C) Hobbes için bireysel ilgilerin içeriğini, güvenli ve konforlu bir yaşam sürdürme isteği oluşturur.
D) Hobbes, liberal demokrasi fikriyle modern siyaset felsefesinin öncülerindendir.
E) Hobbes’un anlayışına göre doğada “Güç haktır.” durumu geçerlidir.

Cevap : D) Hobbes, liberal demokrasi fikriyle modern siyaset felsefesinin öncülerindendir.

Açıklama : Thomas Hobbes, bireycilik temelinden yola çıksa da vardığı sonuç “Liberal Demokrasi” değildir. O, kaos ve iç savaştan (doğa durumu) kurtulmak için insanların tüm haklarını (yaşama hakkı hariç) devrettiği, mutlak ve bölünmez bir egemen gücü, yani Mutlak Monarşiyi (Leviathan) savunur. Liberal demokrasinin öncüsü John Locke’tur; Hobbes mutlakiyetçidir.

9. Negatif diyalektik anlayışıyla Hegelci diyalektiği eleştiren filozof aşağıdakilerden hangisidir?

A) Gilles Deleuze
B) Wilhelm Reich
C) Michel Foucault
D) Hans-Georg Gadamer
E) Theodor Adorno

Cevap : E) Theodor Adorno

Açıklama : Theodor Adorno, Hegel’in diyalektiğinin her zaman bir “Sentez” (Uzlaşma/Bütünlük) ile sonuçlanmasını ve çelişkilerin üstesinden gelinmesini eleştirir. Bunun yerine, çelişkilerin kapanmadığı, senteze varmayan ve özdeşlik kurmayan bir düşünme biçimi olan “Negatif Diyalektik” kavramını geliştirmiştir.

10. “Bir siyasal sistemin değeri, insanları ne oranda ……, ….. ve ……. ilişkilere yöneltebildiğiyle ölçülebilir.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere gelmesi gereken sözcükler doğru sırasıyla aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmiştir?

A) dogmatik, anlayışlı, samimi
B) eşit, bireysel, bencil
C) özgür, eşit, kardeşçe
D) kültürlü, dürüst, soylu
E) ayrımcı, baskıcı, gelişime kapalı

Cevap : C) özgür, eşit, kardeşçe

Açıklama : Siyaset felsefesinde, özellikle Fransız Devrimi’nin ve modern demokrasinin temel idealleri olan “Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet” (Liberté, Égalité, Fraternité) üçlüsü, ideal bir siyasal sistemin hedefleri olarak kabul edilir. Bu bağlamda, siyasal sistemin değeri insanları “özgür, eşit ve kardeşçe” ilişkilere yöneltmesiyle ölçülür.

11. Aşağıdakilerden hangisi Ortaçağ dinsel düşüncesinde mevcut dualizmin yol açtığı sonuçlardan biri değildir?

A) Kilise tanrısal otoritenin, kral ise dünyevi otoritenin temsilcisi olarak kabul görmüştür.
B) İnançlı insan, dünyevi meşgalelerden bütünüyle el etek çekmiştir.
C) Rönesans ve reform hareketlerinin gelişmesini sağlayan düşünsel açmazları olgunlaştırmıştır.
D) İnançlı insan, görünür dünya ile ilahi adaletin hüküm sürdüğü tanrısal dünya arasında bölünmüş, aradaki kopukluktan muzdarip mutsuz bir bilince sahiptir.
E) Protestanlık, görünür dünya ile tanrısal dünya arasındaki ayrımı, dünyevi yönelim ve çalışmayı ilahi gayenin ve ibadetin gereği kılarak aşmaya çalışmıştır.

Cevap : B) İnançlı insan, dünyevi meşgalelerden bütünüyle el etek çekmiştir.

Açıklama : Ortaçağ’da “Tanrı Devleti” (Civitas Dei) ve “Yeryüzü Devleti” ayrımı (Dualizm) olsa da, bu durum tüm inançlı insanların dünyadan tamamen el etek çektiği (münzevi hayatı yaşadığı) anlamına gelmez. Feodalizm, Haçlı Seferleri, loncalar ve gündelik yaşam devam etmiştir. B şıkkındaki “bütünüyle el etek çekme” ifadesi, dönemin toplumsal gerçekliğiyle uyuşmayan aşırı bir genellemedir.

12. Ütopyaları yazanlar aşağıdakilerden hangisini hedeflemiştir?

A) Monarşinin ideal yönetim biçimi olduğunu kanıtlamak
B) Siyasal düzlemde yumuşak ve reformist bir değişimi tetiklemek
C) Alternatif bir toplumsal ilişkiler modelinin mümkün olduğunu göstermek
D) Gelecekteki toplumsal gelişim aşamalarına dair öngörüleri ortaya koymak
E) Edebî değeri yüksek metinler üretmek

Cevap : C) Alternatif bir toplumsal ilişkiler modelinin mümkün olduğunu göstermek

Açıklama : Thomas More (Ütopya), Campanella (Güneş Ülkesi) gibi düşünürlerin yazdığı ütopyalar; mevcut düzenin eleştirisi üzerinden, daha adil, eşit ve mutlu bir toplumun hayali kurgusunu sunarlar. Temel amaçları, mevcut olana karşı alternatif bir toplumsal modelin (ideal düzenin) mümkün olabileceğini zihinlerde canlandırmaktır.

13. Modern siyaset felsefesinde eşitlik ilkesine dayalı sınırsız bir halk egemenliği olan mutlak demokrasinin savunucusu filozof aşağıdakilerden hangisidir?

A) Machiavelli
B) Thomas Hobbes
C) David Hume
D) John Locke
E) Jean-Jacques Rousseau

Cevap : E) Jean-Jacques Rousseau

Açıklama : J.J. Rousseau, “Toplum Sözleşmesi” eserinde, kaynağını halkın “Genel İrade”sinden (Volonté Générale) alan, devredilemez ve bölünemez bir egemenliği savunur. Rousseau’nun modeli, temsili demokrasi yerine, halkın doğrudan katılımını ve eşitliğe dayalı mutlak halk egemenliğini (doğrudan demokrasiyi) öngörür.

14. Platon’un ahlaki ve politik sorunları çözmek için başvurduğu yol aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bilgiyle erdemi özdeş kılmak
B) Dünya yurttaşlığını savunmak
C) Siyasal yaşamdan bağımsızlığı savunmak
D) Her türlü ahlaki ve politik değerin tikelliğini ve göreliliğini ortaya koymak
E) Doğaya uygun yaşamak

Cevap : A) Bilgiyle erdemi özdeş kılmak

Açıklama : Platon, hocası Sokrates’ten aldığı mirası devam ettirerek; “Kimse bilerek kötülük yapmaz” ilkesini benimser. Ona göre ahlaki ve politik çürümenin nedeni bilgisizliktir. Çözüm ise bilgi ile erdemi özdeş kılmaktır. Bu yüzden ideal devleti yönetecek olanlar, “İyi İdeası”nın bilgisine sahip olan filozoflar (Filozof-Kral) olmalıdır.

15. Aşağıdakilerden hangisi siyasal anlayış bakımından sosyalizmin liberalizmden farkları arasında yer almaz?

A) Liberalizmin aksine sosyalizm, önceliği toplumsal açıdan genel ilgiler ve eşitliğe verir.
B) Toplumsal eşitlik ve bu bağlamda gelir dağılımında gözetilen adalet, sosyalizmin temel ilkelerindendir.
C) Toplumu dizayn ve politik tavır bağlamında liberalizm bireysel özgürlüğü, sosyalist anlayış ise toplumsal özgürlüğü dikkate almaktadır.
D) Sosyalizm, özel mülkiyetin vazgeçilmez bir hak olarak toplumsal yaşamı ayakta tutup canlandıran yöntemine işaret etmektedir.
E) Liberalizmin aksine sosyalizm, özel mülkiyeti toplumsal özgürlüğün ve dinamik rekabetin zemini olarak görmez.

Cevap : D) Sosyalizm, özel mülkiyetin vazgeçilmez bir hak olarak toplumsal yaşamı ayakta tutup canlandıran yöntemine işaret etmektedir.

Açıklama : D şıkkındaki ifade (“Özel mülkiyetin vazgeçilmez bir hak olduğu…”), Liberalizmin temel görüşüdür. Sosyalizm ise tam tersine, üretim araçlarında özel mülkiyetin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını, mülkiyetin toplumsallaştırılmasını savunur. Dolayısıyla bu ifade sosyalizme ait bir özellik değildir ve sosyalizmin liberalizmden bir farkı olarak sunulması (sosyalizmin tanımı olarak) yanlıştır.

16. Aşağıdakilerden hangisi Aristoteles’in Platon’a yaptığı eleştirilerden biridir?

A) Platon’un devlete ilişkin en iyi yönetim biçiminin demokrasi olduğunu ileri sürmesine eleştirel yaklaşır.
B) Platon’un insanın erdemli ve mutlu bir yaşam sürebilmesi için toplum ve siyaset yaşamından uzak kalması gerektiği düşüncesine eleştirel yaklaşır.
C) Platon’un görünür dünyayı biçimlendiren ideaların içkin özlere işaret ettiğini ileri sürmesine eleştirel yaklaşır.
D) Platon’un maddi ve ideal gerçekliği radikal bir tarzda ayıran dualist ontolojisine eleştirel yaklaşır.
E) Platon’un insanı politik bir hayvan olarak tanımlamasına eleştirel yaklaşır.

Cevap : D) Platon’un maddi ve ideal gerçekliği radikal bir tarzda ayıran dualist ontolojisine eleştirel yaklaşır.

Açıklama : Platon, değişen “Görünürler Dünyası” ile değişmeyen “İdealar Dünyası”nı keskin bir şekilde ayırmış (Dualizm) ve gerçek varlığın İdealar olduğunu savunmuştur. Aristoteles ise bu ayrıma karşı çıkar; İdeaların (Formların) nesnelerin dışında veya ötesinde değil, nesnelerin “içinde” (içkin) olduğunu savunur. Platon’un bu dualist (ikici) ontolojisini ve “Chorismos” (Ayrılık) sorununu eleştirir.

17. Hegelci düşünceye göre insanlık tarihini oluşturan politik ve kültürel kurumsallaşmalar aşağıdakilerden hangisinin bir sonucudur?

A) Bilinçli akılsal iradenin kendini nesnelleştirmesinin
B) Bireysel çıkarlarının peşindeki tikel insanların çeşitli girişimlerinin
C) Toplumsal sözleşmelere dayalı sorunların
D) İnsan doğasından ileri gelen ihtiyaçların
E) Sınıf savaşımının dinamik doğasının

Cevap : A) Bilinçli akılsal iradenin kendini nesnelleştirmesinin

Açıklama : Hegel’e göre tarih, “Geist”in (Tin/Ruh/Akıl) özgürlük bilincine doğru ilerleyişidir. Devlet, hukuk, sanat ve din gibi kurumlar; bu evrensel Bilinçli Akılsal İradenin (Mutlak Tin) dünyada somutlaşması, yani kendini nesnelleştirmesi sürecinin ürünleridir.

18. Aşağıdakilerden hangisi siyaset olgusunu anlamak için zorunlu bir başlangıç zeminidir?

A) Epistemolojik bağlamda evrenin sonlu ya da sonsuz olduğunu bilmek
B) Etik bağlamda, olması gereken ile olan arasındaki ayrımı diyalektik açıdan yorumlamak
C) Ontolojik açıdan, insanı ve onun tarihsel varoluşunu anlamak
D) Estetik açıdan insanın duyum ve duygu durumunu inceltmek
E) Hukuk felsefesi açısından, insanın uyması gereken evrensel doğru, iyi, güzel gibi kavramların dayanağını belirlemek

Cevap : C) Ontolojik açıdan, insanı ve onun tarihsel varoluşunu anlamak

Açıklama : Siyaset, insan eylemleri ve toplumsal yaşamla ilgilidir. Siyaseti derinlemesine kavrayabilmek için öncelikle “Siyasetin öznesi kimdir?” sorusuna yanıt vermek gerekir. Bu da Ontolojik açıdan insanı, insanın doğasını, ihtiyaçlarını ve tarih içindeki varoluş koşullarını (insan durumu) anlamayı gerektirir. Diğerleri (etik, hukuk) bu ontolojik zemin üzerine inşa edilir.

19. Augustinus ile Aquinas’ın devlet anlayışı sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?

A) Radikal teokratik – Ilımlı teokratik
B) Oligarşik – Monarşik
C) Klasik teokratik – Çoğulcu teokratik
D) Muhafazakar – Yenilikçi
E) Demokratik – Monarşik

Cevap : A) Radikal teokratik – Ilımlı teokratik

Açıklama : Aziz Augustinus, devleti “ilk günah”ın bir sonucu ve cezası olarak görür; gerçek adalet sadece “Tanrı Devleti”ndedir (Yeryüzü devleti kötüdür). Bu yaklaşım Radikal Teokratik (veya karamsar) bir tutumdur. Thomas Aquinas ise devleti insan doğasının sosyal bir gereği ve “doğal” bir kurum olarak görür; devletin amacı “ortak iyiyi” sağlamaktır ve ilahi yasayla uyumlu olmalıdır. Bu daha uzlaşmacı yaklaşım Ilımlı Teokratik (veya doğalcı) olarak adlandırılır.

20. Sofistlerin toplumsal bir olgu olarak siyasete yönelik iki ayrı yaklaşım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sofistlerin bazıları, insanların normatif ve yapay yasalara, kurumlara göre; bazıları da doğaya uygun olarak yaşamaları gerektiğini savunur.
B) Sofistlerden bir grup olması gerekene, diğer grup ise olana göre siyaset anlayışını belirler.
C) Sofistlerin bazıları siyasete ilişkin ilkelerin kaynağını aşkın bir gerçeklikte bulurken; diğerleri bu ilkelerin kaynağını doğada içkin olarak bulur.
D) Sofistlerden bir grup bireyin toplumdan uzak olduğunu; diğer grup bireyin ancak toplum içerisinde mutlu olabileceğini savunur.
E) Sofistlerden bir grup, devletin zeminini evrensel ve zorunlu bir ilkede bulurken; diğer grup devletin tikel ve göreli bir oluşum olduğunu savunur.

Cevap : A) Sofistlerin bazıları, insanların normatif ve yapay yasalara, kurumlara göre; bazıları da doğaya uygun olarak yaşamaları gerektiğini savunur.

Açıklama : Sofist düşüncede temel tartışma “Nomos” (Yasa/Gelenek) ile “Physis” (Doğa) arasındaki karşıtlıktır. Bir grup Sofist (Protagoras gibi), insanın toplumun koyduğu yasalara (Nomos) uyması gerektiğini, çünkü adaletin bir uzlaşı olduğunu savunur. Diğer bir grup (Kallikles, Thrasymachus gibi radikal sofistler) ise, toplumsal yasaların yapay olduğunu, güçlünün zayıfı ezmesinin “Doğa Yasası” (Physis) gereği olduğunu ve insanın doğaya uygun (güç istencine göre) yaşaması gerektiğini savunur.

@lolonolo_com

iOS Auzef Uygulama

Android Auzef Uygulama

Siyaset Felsefesi 2025-2026 Final Soruları

Auzef Sosyoloji Auzef Felsefe

Editor

Editör