LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Çevre Politikası ve Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları
auzefÇevre Politikası ve HukukuSiyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi

Çevre Politikası ve Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları

Çevre Politikası ve Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Çevre Politikası ve Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları

#1. Katılım ilkesi aşağıdaki süreçlerden hangisinde yer almaz?

Cevap: D) Yargılama sürecine katılım
Açıklama: Modern çevre politikasının en temel ilkelerinden biri olan “Katılım İlkesi” (Halkın katılımı), vatandaşların ve STK’ların çevresel kararların alındığı ÇED süreçlerine (planlama), uygulama, izleme ve denetleme süreçlerine dahil olmasını ifade eder. Ancak “Yargılama”, Anayasa gereği bağımsız ve tarafsız mahkemelerin münhasır yetkisindedir. Mahkemelerin karar verme veya yargılama sürecine dışarıdan sivil bir “katılım” veya müdahale mekanizması söz konusu olamaz.

#2. Türkiye’de çevre yönetimi örgütünün kurulmasında katkısı olan uluslararası örgüt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: A) Avrupa Birliği
Açıklama:

#3. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: E) Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması
Açıklama: 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 1. maddesi (Amaç maddesi), yasanın felsefesini açıkça ortaya koyar. Bu maddeye göre kanunun temel amacı; “bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır.” Yani sadece çevreyi korumak değil, ekonomik kalkınma ile doğanın korunması arasındaki dengeyi ifade eden “sürdürülebilir kalkınma” hedefini gözetmektir.

#4. Aşağıdakilerden nangisi çevre politikası bakımından önleyici çevre politikası aracı değildir?

Cevap: D) Tazminat
Açıklama: “Önleyici” politika araçları (ÇED raporları, çevresel master planlar, halkın sürece katılarak riskleri itiraz etmesi, risk analizi vb.), kirlilik henüz ortaya çıkmadan, fabrika daha kurulmadan önce devrede olan önlemlerdir. “Tazminat” ise, zararın gerçekleşmesi, doğanın tahrip olması ve bir mağduriyetin doğması “sonucunda” işletilen hukuki ve onarıcı (düzeltici) bir mekanizmadır. Önlemez, oluşmuş zararı maddi olarak telafi etmeye çalışır.

#5. Her devletin, kendi ülkesinde iktisadi kazanç sağlanacak bir faaliyete izin verirken bunun başka bir devletin hava, kara ve deniz sahasında ve de yaban hayatı üzerinde zararlı etki doğurmayacağımı, bunun ortaya çıkması halinde tazmin edeceğini garanti etmesi gerekmektedir. Bu kurala ne isim verilmektedir?

Cevap: E) Jus Cogens Doktrini
Açıklama:

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Onarıcı çevre politikasının mücadele araçları tazminat, kirlilik denetimi ve ek çevre teknolojileridir. Aşağıdaki İktisadi faaliyetlerden hangisi bu modelin kurduğu sistemin dışındadır?

Cevap: C) Otomobiller için elektrik şarj istasyonları kurmak
Açıklama: Çevre politikaları “Önleyici” (zarar doğmadan kaynağında çözen) ve “Onarıcı/Düzeltici” (kirlilik oluştuktan sonra bertaraf eden veya cezalandıran) olarak ikiye ayrılır. Filtre takmak, ceza kesmek veya egzoz gazını konvertör ile süzmek, oluşan kirliliği azaltmaya yönelik “onarıcı” teknoloji veya yaptırımlardır. Ancak “elektrikli araçlar ve şarj istasyonları”, kirliliği en başından hiç yaratmayan, tamamen sıfır emisyonlu yenilenebilir sisteme geçişi sağladığı için “Önleyici” modelin bir aracıdır ve onarıcı sistemin dışındadır.

#7. Herbisid aşağıdaki maddelerden hangisini tanımlamak için kullanılmaktadır?

Cevap: B) Yabani bitki öldürücü tarımsal mücadele kimyasalı
Açıklama: Zirai ilaç (Pestisit) terminolojisinde kimyasallar hedeflerine göre isimlendirilir. Latince bitki anlamına gelen ‘herba’ kelimesinden türeyen “Herbisit”, tarım arazilerindeki istenmeyen yabancı otları ve zararlı bitkileri yok etmek için kullanılan kimyasal ilaçlardır. Yabani böcekleri öldüren kimyasallara ise İnsektisit (E şıkkı) adı verilir.

#8. Aşağıdaki uluslararası çevre anlaşmalarından hangisini Türkiye imzalamamıştır?

Cevap: B) ESPOO Sözleşmesi
Açıklama: Espoo Sözleşmesi (Sınır Aşan Boyutta Çevresel Etki Değerlendirmesi Sözleşmesi), bir ülkenin yapacağı projenin komşu ülkeleri etkileme ihtimaline karşı ortak ÇED süreçleri yürütülmesini öngörür. Türkiye, sınır aşan sular (örneğin Fırat, Dicle, Çoruh) ve komşularıyla olan jeopolitik dengelerdeki hassasiyetleri nedeniyle, ulusal egemenlik haklarını kısıtlayabileceği endişesiyle ESPOO sözleşmesini imzalamamış ve bu sözleşmeye taraf olmamıştır.

#9. Üçüncü Kuşak haklar aşağıdaki hangi hakkı kapsamaz?

Cevap: C) Sendika Kurma Hakkı
Açıklama: İnsan hakları doktrininde haklar kuşaklara ayrılır. Birinci kuşak (Klasik haklar: Yaşama, seçme-seçilme), İkinci Kuşak (Ekonomik ve Sosyal Haklar: Çalışma, eğitim, sağlık, “Sendika kurma”, grev ve lokavt) ve Üçüncü Kuşak (Dayanışma Hakları). Üçüncü kuşak haklar; sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı (D), barış hakkı (E), gelişme hakkı (A) ve insanlığın ortak mirasından yararlanma hakkı (B) gibi küresel dayanışma gerektiren haklardır. Sendika kurma hakkı İkinci Kuşak bir haktır.

#10. Çevre Kanunu uyarınca çevre katkı payı alman alanlar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: A) Su ve kullanılmış suları uzaklaştırma bedeli olarak alınan paylar
Açıklama: Çevre Kanunu’nun mali yükümlülükleri düzenleyen maddelerinde (Özellikle eski m.18 ve fon uygulamaları döneminde), çevresel altyapı yatırımlarını finanse etmek amacıyla kirletenden pay alınması esastır. Bu kapsamda, belediyeler tarafından tahsil edilen şebeke suyu tüketimi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan atıksuların (kullanılmış suların) uzaklaştırılması tarifeleri üzerinden bir “çevre katkı payı” (veya atıksu bedeli) alınması kanuni bir düzenlemedir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. 80 dönemi sonrasında Türkiye’de çevresel toplumsal hareketlerim oluşmasında en önde gelen iktisadi girişim aşağıdakilerden hangisi olmuştur?

Cevap: B) Altın arama faaliyetine girişmek
Açıklama: Türkiye’de sivil ve yerel tabanlı modern çevre/ekoloji hareketlerinin miladı, 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında İzmir’in Bergama ilçesindeki Ovacık köyünde çok uluslu şirketlerin siyanür kullanarak “altın arama faaliyetine girişmesi” (Bergama Direnişi) ile başlamıştır. Köylülerin öncülük ettiği bu sivil itaatsizlik eylemleri (yarı çıplak yürüyüşler, köprü kapatmalar), ülkemizdeki çevresel sivil toplum hareketlerinin en ikonik ve kitlesel öncüsü olarak tarihe geçmiştir.

#12. En çok katılımlı çevre sözleşmesi aşağıdaki hangi alanda imzalanmıştır?

Cevap: E) Küresel ısınma alanında
Açıklama: Çevre hukuku literatüründe en geniş katılıma (neredeyse dünyadaki tüm BM üyesi devletlerin taraf olduğu) sahip olan sözleşmelerin başında, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadeleyi hedefleyen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ve onun uzantısı olan anlaşmalar (Kyoto, Paris) gelir. Tüm gezegeni ilgilendiren ve sınır tanımayan bir tehdit olduğu için “Küresel Isınma” alanındaki bu sözleşme en yüksek imzacı sayısına ulaşmıştır.

#13. Yerel Yönetimler kentsel ve çevresel hizmetleri Yap İşlet Devret formülü ile kaç yıllığına özel sektöre devredebilirler?

Cevap: D) 49
Açıklama: Türkiye’deki ihale ve idare hukuku mevzuatına (Özellikle 3996 sayılı YİD kanununa ve belediye mevzuatına) göre; ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak gerektiren kentsel/çevresel altyapı projelerinin (katı atık tesisleri, atıksu arıtma, metro vb.) “Yap-İşlet-Devret” (YİD) modeliyle özel sektöre devredilmesinde azami süre sınırı yasal olarak 49 yıl (kırk dokuz) olarak belirlenmiştir.

#14. Türkiye’de çevre yönetimi örgütü aşağıdaki hangi nedenle kurulmuştur?

Cevap: E) Ankara’daki hava kirliliği nedeniyle
Açıklama: Türkiye’de kurumsal anlamda çevre yönetiminin devlet aygıtı içinde yapılanması ilk kez 1970’li yılların sonlarına rastlar. Özellikle 1970’li yıllarda Ankara’da kalitesiz kömür kullanımı ve coğrafi çanak yapısı sebebiyle nefes almayı bile imkânsız kılan, halk sağlığını ciddi şekilde tehdit eden çok şiddetli bir “hava kirliliği” krizi yaşanmıştır. Bu kriz, devletin çevre sorunlarına merkezi bir müdahalede bulunmasını zorunlu kılmış ve 1978 yılında doğrudan Başbakanlığa bağlı “Çevre Sorunları Müsteşarlığı”nın kurulmasına zemin hazırlamıştır.

#15. Çevre Kanunu’nun hükümlerine üyulup uyulmadığım denetleme yetkisi aşağıdakilerden hangisine verilmemiştir?

Cevap: A) Köy muhtarı
Açıklama: Çevre Kanunu kapsamında çevresel denetim yetkisi; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatlarına, yetki devri yapılması halinde deniz kirliliği için Sahil Güvenlik Komutanlığı veya Denizcilik otoritelerine, belediye sınırları içinde çevre birimi kuran belediyelere ve kırsal alanlarda İl Özel İdarelerine verilmiştir. Ancak “Köy Muhtarlıkları”na idari yaptırım veya teknik çevre denetimi yapma yetkisi kanunla verilmemiştir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Türkiye’de çevre yönetimi ilk olarak nasıl örgütlenmiştir?

Cevap: A) Çevre Sorunları Müsteşarlığı olarak
Açıklama: Ülkemizde çevre konularının devlet nezdinde idari bir örgütlenmeye kavuşmasının ilk adımı, 1978 yılında Başbakanlık bünyesinde kurulan “Çevre Sorunları Müsteşarlığı” (daha sonra Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı) olmuştur. Bu müsteşarlık ilerleyen yıllarda (1991’de) ayrı bir Çevre Bakanlığına dönüştürülmüştür.

#17. Türk Ceza Kanunu’nda çevre suçları aşağıdaki hangi maddelerde yer almaktadır?

Cevap: C) 181-184. Maddeler
Açıklama: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Çevreye Karşı Suçlar” başlıklı bölümü; Madde 181 (Çevrenin Kasten Kirletilmesi), Madde 182 (Çevrenin Taksirle Kirletilmesi), Madde 183 (Gürültüye Neden Olma) ve Madde 184 (İmar Kirliliğine Neden Olma) hükümlerini kapsar. Çevre hukuku ihlallerinin cezai boyutu bu madde aralığında (181-184) spesifik olarak düzenlenmiştir.

#18. Aşağıdakilerden hangisi 5393 sayılı yasa ile belediyelere çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi konusunda tanınan imtiyazlardan değildir?

Cevap: D) Trafiği kolaylaştırmak için şehrin dışında otobanlar ve köprüler inşa etmek
Açıklama: 5393 sayılı Belediye Kanunu, belediyelere sınırlar içinde çöp toplama, su/kanalizasyon hizmetleri, gayrisıhhi müesseseleri denetleme ve ruhsatlandırma gibi temel çevresel altyapı görevlerini vermiştir. Ancak “şehrin dışında otobanlar ve köprüler inşa etmek”, yerel yönetimlerin (belediyelerin) değil, merkezi yönetimin (Ulaştırma Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nün) yetki ve sorumluluk alanına giren devasa ulaşım altyapısı projeleridir.

#19. Ekolojik düşünce aşağıda yer alan hangi özelliği taşımaz?

Cevap: C) Teknolojik gelişmenin ekolojik sorunları çözeceğini düşünürler.
Açıklama: Radikal ve derin ekolojik düşünce sistemleri (ekosantrizm), mevcut çevre krizlerinin ana kaynağı olarak aşırı teknolojik hırsı, endüstrileşmeyi ve insan merkezli büyümeyi görür. Bu nedenle doğaya dönüşü, nüfus kontrolünü ve sınırlı büyümeyi savunurlar. “Teknolojinin sorunları çözeceğine” inanan yaklaşım ise ekolojik değil, tam tersi olan “Tekno-merkezci” (Teknolojik İyimserlik / Shallow Ecology) yaklaşımın özelliğidir.

#20. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanığının çevreye ilişkin görevleri arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

Cevap: B) Sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin, tarım alanlarının ve su havzalarının korunmasını sağlamak ağaçlandırma yapmak; gayrisıhhi işyerlerini, eğlence verlerini, halk sağlığıma ve çevreye etkisi olan diğer işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak
Açıklama: Bakanlık, çevresel ulusal standartları (ÇED, imar planları, iklim değişikliği politikaları) belirler (A, C, D ve E şıkları Bakanlığın ana görevleridir). Ancak B şıkkında yer alan “gayrisıhhi işyerlerini ve eğlence yerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak” ile bölgesel park/ağaçlandırma yapmak gibi doğrudan icrai ve yerel hizmetler, 5393 sayılı yasa ile “Belediyelerin” yetki ve görev alanına girer. Merkezi bakanlığın görevi değildir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Çevre Politikası ve Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları

Çevre Politikası ve Hukuku: Yönetim, Sözleşmeler ve Sürdürülebilirlik

Türkiye’de Çevre Yönetiminin Tarihsel Gelişimi ve Kurumsallaşması

Türkiye’de çevre sorunlarına yönelik merkezi ve kurumsal adımların atılması, özellikle 1970’li yıllarda baş gösteren krizlerin bir sonucudur. O dönemde Ankara’daki hava kirliliği nedeniyle yaşanan ve halk sağlığını ciddi şekilde tehdit eden nefes darlığı krizleri, devletin çevre yönetimine el atmasını zorunlu kılmış; bu doğrultuda 1978 yılında Başbakanlığa bağlı ilk idari yapı olan Çevre Sorunları Müsteşarlığı kurulmuştur. Bu örgütlenmenin gelişiminde ve standartların belirlenmesinde Avrupa Birliği uyum süreçlerinin de büyük katkısı olmuştur. 1980’li yılların sonrasına gelindiğinde ise Türkiye’deki sivil çevre hareketlerinin (ekoloji mücadelesinin) en önde gelen kıvılcımı, İzmir Bergama’da çok uluslu şirketlerin altın arama faaliyetine girişmesi üzerine köylülerin başlattığı sivil itaatsizlik eylemleri olmuştur.

Çevre Hukukunun Temel Prensipleri ve Uluslararası Çerçeve

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun en temel amacı, salt bir korumadan ziyade sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasıdır. Bu ilke, ekonomik gelişim ile doğanın korunması arasında bir denge kurmayı hedefler. Küresel çapta ele alındığında, tüm dünyayı tehdit eden sınır aşan bir kriz olduğu için en çok katılımlı uluslararası çevre sözleşmesi küresel ısınma alanında (BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) imzalanmıştır. Uluslararası hukukta bir devletin kendi topraklarındaki ekonomik bir faaliyetin, komşu devletlerin doğasına zarar vermeyeceğini garanti etmesi prensibi ise Jus Cogens Doktrini ile açıklanır. Türkiye, çevre konusundaki birçok sözleşmeye taraf olsa da, sınır aşan sular ve jeopolitik hassasiyetler nedeniyle komşu ülkelerle ortak ÇED süreçlerini zorunlu kılan ESPOO Sözleşmesi’ni imzalamamıştır. İnsan hakları boyutundan bakıldığında ise Çevre Hakkı, Barış Hakkı ve Gelişme Hakkı gibi haklar “Üçüncü Kuşak (Dayanışma)” haklarındandır; ancak Sendika Kurma Hakkı bu gruba girmez (İkinci kuşak haktır).

Çevre Politikası Araçları ve Ekolojik Yaklaşımlar

Çevre politikaları, kirlilik oluşmadan önce devreye giren “Önleyici” ve kirlilik oluştuktan sonra zararı gidermeye çalışan “Onarıcı” politikalar olarak ikiye ayrılır. Örneğin, elektrikli otomobiller için şarj istasyonları kurmak kirliliği kaynağında engelleyen bir adımdır ve onarıcı sistemin dışındadır. Buna karşılık, zarara uğrayanların zararını maddi olarak karşılayan Tazminat kurumu, bir önleyici çevre politikası aracı değil, tamamen onarıcı (düzeltici) bir mekanizmadır. Modern çevre yönetiminin merkezinde yer alan “Katılım İlkesi” (halkın planlama ve izleme süreçlerine dahil olması), yargı bağımsızlığı gereği yargılama sürecine katılımı kapsamaz. Radikal ekolojik düşünce ise çevre krizlerinin kaynağı olarak insan hırsını ve endüstrileşmeyi gördüğü için, teknolojik gelişmenin ekolojik sorunları çözeceğini düşünmez.

Yerel Yönetimler, Yetkiler ve Yaptırımlar

Türkiye’de çevre altyapısının kurulması (su, kanalizasyon, çöp toplama vb.) ve gayrisıhhi müesseselerin denetlenmesi 5393 sayılı yasa ile belediyelere verilmiştir. Ancak şehrin dışında otobanlar ve köprüler inşa etmek belediyelerin çevresel imtiyazlarından biri değildir. Çevresel hizmetlerin ve devasa altyapı projelerinin “Yap İşlet Devret” modeliyle özel sektöre devredilmesi ise yasal olarak en fazla 49 yıllığına yapılabilir. Çevre Kanunu’na uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa, İl Özel İdarelerine ve çevre birimi kuran belediyelere verilmişken, Köy muhtarlarına böyle bir denetim/ceza yetkisi verilmemiştir. Çevreyi kasten veya taksirle kirletmenin cezai yaptırımları ise Türk Ceza Kanunu’nun 181-184. Maddelerinde açıkça düzenlenmiştir. Tarımsal kirliliğe yol açabilen kimyasallardan biri olan Herbisit ise yabani bitki öldürücü tarımsal mücadele ilacı olarak tanımlanır.

Kavram / Olay Çevre Politikası ve Hukukundaki Yeri
ESPOO Sözleşmesi Sınır aşan çevresel etkileri düzenleyen ve Türkiye’nin imzalamadığı uluslararası sözleşme.
TCK 181-184. Maddeler Türk Ceza Kanunu’nda çevreye karşı işlenen suçların düzenlendiği maddeler.
Çevre Sorunları Müsteşarlığı Ankara’daki hava kirliliği krizi sonrası kurulan Türkiye’nin ilk idari çevre örgütü.
Jus Cogens Doktrini Bir devletin faaliyetlerinin komşu devletlerin doğasına zarar vermemesini emreden uluslararası kural.
@lolonolo_com

Çevre Politikası ve Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları

Çevre Politikası ve Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları

1. Türkiye’de çevre yönetimi örgütü aşağıdaki hangi nedenle kurulmuştur?

A) Kocaeli’ndeki sanayi tesislerinin yarattığı kirlenme nedeniyle
B) İstanbul’daki trafik yoğunluğu nedeniyle
C) İzmir körfezindeki kaza nedeniyle
D) Çernobil nükleer reaktör kazası nedeniyle
E) Ankara’daki hava kirliliği nedeniyle

Cevap: E) Ankara’daki hava kirliliği nedeniyle

Açıklama: Türkiye’de kurumsal anlamda çevre yönetiminin devlet aygıtı içinde yapılanması ilk kez 1970’li yılların sonlarına rastlar. Özellikle 1970’li yıllarda Ankara’da kalitesiz kömür kullanımı ve coğrafi çanak yapısı sebebiyle nefes almayı bile imkânsız kılan, halk sağlığını ciddi şekilde tehdit eden çok şiddetli bir “hava kirliliği” krizi yaşanmıştır. Bu kriz, devletin çevre sorunlarına merkezi bir müdahalede bulunmasını zorunlu kılmış ve 1978 yılında doğrudan Başbakanlığa bağlı “Çevre Sorunları Müsteşarlığı”nın kurulmasına zemin hazırlamıştır.

2. En çok katılımlı çevre sözleşmesi aşağıdaki hangi alanda imzalanmıştır?

A) Hava kalitesinin korunması alanında
B) Biyoçeşitliliğin korunması alanında
C) Su kalitesinin korunması alanında
D) Toprak kalitesinin korunması alanında
E) Küresel ısınma alanında

Cevap: E) Küresel ısınma alanında

Açıklama: Çevre hukuku literatüründe en geniş katılıma (neredeyse dünyadaki tüm BM üyesi devletlerin taraf olduğu) sahip olan sözleşmelerin başında, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadeleyi hedefleyen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ve onun uzantısı olan anlaşmalar (Kyoto, Paris) gelir. Tüm gezegeni ilgilendiren ve sınır tanımayan bir tehdit olduğu için “Küresel Isınma” alanındaki bu sözleşme en yüksek imzacı sayısına ulaşmıştır.

3. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun amacı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kirlenmenin masraflarının toplumca karşılanması
B) Kirlettiğini ödeyenlerin yatırımlarını özgürce gerçekleştirebilmesi
C) Kirliliğin ve bozulmanın kalkınmayı baltalamaması
D) Doğal varlıkların kullanımında serbestiyet sağlanması
E) Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması

Cevap: E) Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması

Açıklama: 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 1. maddesi (Amaç maddesi), yasanın felsefesini açıkça ortaya koyar. Bu maddeye göre kanunun temel amacı; “bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır.” Yani sadece çevreyi korumak değil, ekonomik kalkınma ile doğanın korunması arasındaki dengeyi ifade eden “sürdürülebilir kalkınma” hedefini gözetmektir.

4. Aşağıdakilerden hangisi 5393 sayılı yasa ile belediyelere çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi konusunda tanınan imtiyazlardan değildir?

A) Gayrisıhhi işyerlerini, eğlence yerlerini, halk sağlığıma ve çevreye etkisi olan diğer işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak
B) Katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan kaldırılması ve depolanmastite ilgili bütün hizmetleri yapmak ve yaptırmak
C) İçme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak, atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak, bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettinnek
D) Trafiği kolaylaştırmak için şehrin dışında otobanlar ve köprüler inşa etmek
E) Kaynak sularını işletmek veya işlettirmek

Cevap: D) Trafiği kolaylaştırmak için şehrin dışında otobanlar ve köprüler inşa etmek

Açıklama: 5393 sayılı Belediye Kanunu, belediyelere sınırlar içinde çöp toplama, su/kanalizasyon hizmetleri, gayrisıhhi müesseseleri denetleme ve ruhsatlandırma gibi temel çevresel altyapı görevlerini vermiştir. Ancak “şehrin dışında otobanlar ve köprüler inşa etmek”, yerel yönetimlerin (belediyelerin) değil, merkezi yönetimin (Ulaştırma Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nün) yetki ve sorumluluk alanına giren devasa ulaşım altyapısı projeleridir.

5. Çevre Kanunu’nun hükümlerine üyulup uyulmadığım denetleme yetkisi aşağıdakilerden hangisine verilmemiştir?

A) Köy muhtarı
B) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
C) Denizcilik Müsteşarlığı
D) İl Özel İdareleri
E) Çevre denetim birimini kuran belediyeler

Cevap: A) Köy muhtarı

Açıklama: Çevre Kanunu kapsamında çevresel denetim yetkisi; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatlarına, yetki devri yapılması halinde deniz kirliliği için Sahil Güvenlik Komutanlığı veya Denizcilik otoritelerine, belediye sınırları içinde çevre birimi kuran belediyelere ve kırsal alanlarda İl Özel İdarelerine verilmiştir. Ancak “Köy Muhtarlıkları”na idari yaptırım veya teknik çevre denetimi yapma yetkisi kanunla verilmemiştir.

6. Katılım ilkesi aşağıdaki süreçlerden hangisinde yer almaz?

A) Kontrol ve denetleme sürecine katılım
B) Planlama sürecine katılım
C) İzleme sürecine katılım
D) Yargılama sürecine katılım
E) Yürütme ve uygulama sürecine katılım

Cevap: D) Yargılama sürecine katılım

Açıklama: Modern çevre politikasının en temel ilkelerinden biri olan “Katılım İlkesi” (Halkın katılımı), vatandaşların ve STK’ların çevresel kararların alındığı ÇED süreçlerine (planlama), uygulama, izleme ve denetleme süreçlerine dahil olmasını ifade eder. Ancak “Yargılama”, Anayasa gereği bağımsız ve tarafsız mahkemelerin münhasır yetkisindedir. Mahkemelerin karar verme veya yargılama sürecine dışarıdan sivil bir “katılım” veya müdahale mekanizması söz konusu olamaz.

7. Onarıcı çevre politikasının mücadele araçları tazminat, kirlilik denetimi ve ek çevre teknolojileridir. Aşağıdaki İktisadi faaliyetlerden hangisi bu modelin kurduğu sistemin dışındadır?

A) Termik santrallere elektro filtre takmak
B) Fabrika atıklarını dereye boşaltan sürücüye hapis cezası vermek
C) Otomobiller için elektrik şarj istasyonları kurmak
D) Otomobillere katalitik konvertör takmak
E) Egzos emisyon ölçümü sonrası idari para cezası kesmek

Cevap: C) Otomobiller için elektrik şarj istasyonları kurmak

Açıklama: Çevre politikaları “Önleyici” (zarar doğmadan kaynağında çözen) ve “Onarıcı/Düzeltici” (kirlilik oluştuktan sonra bertaraf eden veya cezalandıran) olarak ikiye ayrılır. Filtre takmak, ceza kesmek veya egzoz gazını konvertör ile süzmek, oluşan kirliliği azaltmaya yönelik “onarıcı” teknoloji veya yaptırımlardır. Ancak “elektrikli araçlar ve şarj istasyonları”, kirliliği en başından hiç yaratmayan, tamamen sıfır emisyonlu yenilenebilir sisteme geçişi sağladığı için “Önleyici” modelin bir aracıdır ve onarıcı sistemin dışındadır.

8. Çevre Kanunu uyarınca çevre katkı payı alman alanlar aşağıdakilerden hangisidir?

A) Su ve kullanılmış suları uzaklaştırma bedeli olarak alınan paylar
B) Sağlık harcamaları üzerinden alınan paylar
C) Müzelere girişlerden alınan paylar
D) Milli parktara girişlerden alınan paylar
E) Otopark ücretleri üzerinden alınan paylar

Cevap: A) Su ve kullanılmış suları uzaklaştırma bedeli olarak alınan paylar

Açıklama: Çevre Kanunu’nun mali yükümlülükleri düzenleyen maddelerinde (Özellikle eski m.18 ve fon uygulamaları döneminde), çevresel altyapı yatırımlarını finanse etmek amacıyla kirletenden pay alınması esastır. Bu kapsamda, belediyeler tarafından tahsil edilen şebeke suyu tüketimi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan atıksuların (kullanılmış suların) uzaklaştırılması tarifeleri üzerinden bir “çevre katkı payı” (veya atıksu bedeli) alınması kanuni bir düzenlemedir.

9. Aşağıdakilerden nangisi çevre politikası bakımından önleyici çevre politikası aracı değildir?

A) Cevresel bilgi edinme
B) CED
C) Çevresel planlama
D) Tazminat
E) Cevresel kararlara halkın katılımı

Cevap: D) Tazminat

Açıklama: “Önleyici” politika araçları (ÇED raporları, çevresel master planlar, halkın sürece katılarak riskleri itiraz etmesi, risk analizi vb.), kirlilik henüz ortaya çıkmadan, fabrika daha kurulmadan önce devrede olan önlemlerdir. “Tazminat” ise, zararın gerçekleşmesi, doğanın tahrip olması ve bir mağduriyetin doğması “sonucunda” işletilen hukuki ve onarıcı (düzeltici) bir mekanizmadır. Önlemez, oluşmuş zararı maddi olarak telafi etmeye çalışır.

10. Ekolojik düşünce aşağıda yer alan hangi özelliği taşımaz?

A) Ekonomik büyümenin sınırlandırılması fikrine inanırlar.
B) Ekolojik toplum kurulmalıdır.
C) Teknolojik gelişmenin ekolojik sorunları çözeceğini düşünürler.
D) İnsan nüfusu sınırlandırılmalıdır.
E) Endüstrileşmeye karşıdırlar.

Cevap: C) Teknolojik gelişmenin ekolojik sorunları çözeceğini düşünürler.

Açıklama: Radikal ve derin ekolojik düşünce sistemleri (ekosantrizm), mevcut çevre krizlerinin ana kaynağı olarak aşırı teknolojik hırsı, endüstrileşmeyi ve insan merkezli büyümeyi görür. Bu nedenle doğaya dönüşü, nüfus kontrolünü ve sınırlı büyümeyi savunurlar. “Teknolojinin sorunları çözeceğine” inanan yaklaşım ise ekolojik değil, tam tersi olan “Tekno-merkezci” (Teknolojik İyimserlik / Shallow Ecology) yaklaşımın özelliğidir.

11. Aşağıdaki uluslararası çevre anlaşmalarından hangisini Türkiye imzalamamıştır?

A) Paris İklim Sözleşmesi
B) ESPOO Sözleşmesi
C) Bükreş Sözleşmesi
D) Barselona Sözleşmesi
E) MARPOL Sözleşmesi

Cevap: B) ESPOO Sözleşmesi

Açıklama: Espoo Sözleşmesi (Sınır Aşan Boyutta Çevresel Etki Değerlendirmesi Sözleşmesi), bir ülkenin yapacağı projenin komşu ülkeleri etkileme ihtimaline karşı ortak ÇED süreçleri yürütülmesini öngörür. Türkiye, sınır aşan sular (örneğin Fırat, Dicle, Çoruh) ve komşularıyla olan jeopolitik dengelerdeki hassasiyetleri nedeniyle, ulusal egemenlik haklarını kısıtlayabileceği endişesiyle ESPOO sözleşmesini imzalamamış ve bu sözleşmeye taraf olmamıştır.

12. Yerel Yönetimler kentsel ve çevresel hizmetleri Yap İşlet Devret formülü ile kaç yıllığına özel sektöre devredebilirler?

A) 5
B) 99
C) 50
D) 49
E) 25

Cevap: D) 49

Açıklama: Türkiye’deki ihale ve idare hukuku mevzuatına (Özellikle 3996 sayılı YİD kanununa ve belediye mevzuatına) göre; ileri teknoloji veya yüksek maddi kaynak gerektiren kentsel/çevresel altyapı projelerinin (katı atık tesisleri, atıksu arıtma, metro vb.) “Yap-İşlet-Devret” (YİD) modeliyle özel sektöre devredilmesinde azami süre sınırı yasal olarak 49 yıl (kırk dokuz) olarak belirlenmiştir.

13. Türk Ceza Kanunu’nda çevre suçları aşağıdaki hangi maddelerde yer almaktadır?

A) 241-242. Maddeler
B) 141-142. Maddeler
C) 181-184. Maddeler
D) 341-344. Maddeler
E) 767-776. Maddeler

Cevap: C) 181-184. Maddeler

Açıklama: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Çevreye Karşı Suçlar” başlıklı bölümü; Madde 181 (Çevrenin Kasten Kirletilmesi), Madde 182 (Çevrenin Taksirle Kirletilmesi), Madde 183 (Gürültüye Neden Olma) ve Madde 184 (İmar Kirliliğine Neden Olma) hükümlerini kapsar. Çevre hukuku ihlallerinin cezai boyutu bu madde aralığında (181-184) spesifik olarak düzenlenmiştir.

14. Türkiye’de çevre yönetimi örgütünün kurulmasında katkısı olan uluslararası örgüt aşağıdakilerden hangisidir?

A) Avrupa Birliği
B) Avrupa Konseyi
C) OECD
D) Birleşmiş Milletler
E) NATO

Cevap: A) Avrupa Birliği

Açıklama:

15. Her devletin, kendi ülkesinde iktisadi kazanç sağlanacak bir faaliyete izin verirken bunun başka bir devletin hava, kara ve deniz sahasında ve de yaban hayatı üzerinde zararlı etki doğurmayacağımı, bunun ortaya çıkması halinde tazmin edeceğini garanti etmesi gerekmektedir. Bu kurala ne isim verilmektedir?

A) Kusursuz Sorumluluk Prensibi
B) Egemenlik Doktrini
C) Truman Doktrini
D) Wilson Prensipleri
E) Jus Cogens Doktrini

Cevap: E) Jus Cogens Doktrini

Açıklama:

16. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanığının çevreye ilişkin görevleri arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Çevrenin korunması, iyileştirilmesi ile çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik prensip ve politikalar tespit etmek, standart ve ölçütler geliştirmek, programlar hazırlamak
B) Sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin, tarım alanlarının ve su havzalarının korunmasını sağlamak ağaçlandırma yapmak; gayrisıhhi işyerlerini, eğlence verlerini, halk sağlığıma ve çevreye etkisi olan diğer işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak
C) Küresel iklim değişikliği ve bununla ilgili gerekli tedbirlerin alınması için plan ve politikaları belirlemel.
D) Yerleşmeye, çevreye ve yapılaşmaya dair imar çevre yapı ve yapım mevzuatını hazırlamak, uygulamaları izlenek ve denetlemek, norm ve standartlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak ve ilgililerin kayıtlarını tutmak
E) Faaliyetleri sonucu alıcı ortamlara katı, sıvı ve gaz halde atık bırakarak kirlilik oluşturan veya oluşturması muhtemel her türlü tesis ve faaliyetin, çevresel etkilerini değerlendirmek

Cevap: B) Sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin, tarım alanlarının ve su havzalarının korunmasını sağlamak ağaçlandırma yapmak; gayrisıhhi işyerlerini, eğlence verlerini, halk sağlığıma ve çevreye etkisi olan diğer işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak

Açıklama: Bakanlık, çevresel ulusal standartları (ÇED, imar planları, iklim değişikliği politikaları) belirler (A, C, D ve E şıkları Bakanlığın ana görevleridir). Ancak B şıkkında yer alan “gayrisıhhi işyerlerini ve eğlence yerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak” ile bölgesel park/ağaçlandırma yapmak gibi doğrudan icrai ve yerel hizmetler, 5393 sayılı yasa ile “Belediyelerin” yetki ve görev alanına girer. Merkezi bakanlığın görevi değildir.

17. Üçüncü Kuşak haklar aşağıdaki hangi hakkı kapsamaz?

A) Gelişme Hakkı
B) İnsanlığın Ortak Mirasından Yararlanma Hakkı
C) Sendika Kurma Hakkı
D) Çevre hakkı
E) Barış Hakkı

Cevap: C) Sendika Kurma Hakkı

Açıklama: İnsan hakları doktrininde haklar kuşaklara ayrılır. Birinci kuşak (Klasik haklar: Yaşama, seçme-seçilme), İkinci Kuşak (Ekonomik ve Sosyal Haklar: Çalışma, eğitim, sağlık, “Sendika kurma”, grev ve lokavt) ve Üçüncü Kuşak (Dayanışma Hakları). Üçüncü kuşak haklar; sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı (D), barış hakkı (E), gelişme hakkı (A) ve insanlığın ortak mirasından yararlanma hakkı (B) gibi küresel dayanışma gerektiren haklardır. Sendika kurma hakkı İkinci Kuşak bir haktır.

18. Türkiye’de çevre yönetimi ilk olarak nasıl örgütlenmiştir?

A) Çevre Sorunları Müsteşarlığı olarak
B) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak
C) Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak
D) Çevre Bakanlığı olarak
E) Çevre ve Orman Bakanlığı olarak

Cevap: A) Çevre Sorunları Müsteşarlığı olarak

Açıklama: Ülkemizde çevre konularının devlet nezdinde idari bir örgütlenmeye kavuşmasının ilk adımı, 1978 yılında Başbakanlık bünyesinde kurulan “Çevre Sorunları Müsteşarlığı” (daha sonra Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı) olmuştur. Bu müsteşarlık ilerleyen yıllarda (1991’de) ayrı bir Çevre Bakanlığına dönüştürülmüştür.

19. Herbisid aşağıdaki maddelerden hangisini tanımlamak için kullanılmaktadır?

A) Tehlikeli atık
B) Yabani bitki öldürücü tarımsal mücadele kimyasalı
C) Tıbbi atık
D) Suni gübre
E) Yabani böcek öldürücü tarımsal mücadele ilacı

Cevap: B) Yabani bitki öldürücü tarımsal mücadele kimyasalı

Açıklama: Zirai ilaç (Pestisit) terminolojisinde kimyasallar hedeflerine göre isimlendirilir. Latince bitki anlamına gelen ‘herba’ kelimesinden türeyen “Herbisit”, tarım arazilerindeki istenmeyen yabancı otları ve zararlı bitkileri yok etmek için kullanılan kimyasal ilaçlardır. Yabani böcekleri öldüren kimyasallara ise İnsektisit (E şıkkı) adı verilir.

20. 80 dönemi sonrasında Türkiye’de çevresel toplumsal hareketlerim oluşmasında en önde gelen iktisadi girişim aşağıdakilerden hangisi olmuştur?

A) HES projeleri geliştirmek
B) Altın arama faaliyetine girişmek
C) Kömürlü termik santrailer inşa etmeye kalkışmak
D) Nükleer santral inşaatına başlamak
E) Taşocaklarıaçmak

Cevap: B) Altın arama faaliyetine girişmek

Açıklama: Türkiye’de sivil ve yerel tabanlı modern çevre/ekoloji hareketlerinin miladı, 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında İzmir’in Bergama ilçesindeki Ovacık köyünde çok uluslu şirketlerin siyanür kullanarak “altın arama faaliyetine girişmesi” (Bergama Direnişi) ile başlamıştır. Köylülerin öncülük ettiği bu sivil itaatsizlik eylemleri (yarı çıplak yürüyüşler, köprü kapatmalar), ülkemizdeki çevresel sivil toplum hareketlerinin en ikonik ve kitlesel öncüsü olarak tarihe geçmiştir.

@lolonolo_com
siyaset bilimi ve kamu yönetimi Telegram Siyaset Bİlimi ve Kamu Yönetimi

Editor

Editör