LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları
auzefİktisat Sosyolojisisosyoloji

İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları

İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları

#1. Luc Boltanski ve Eve Chiapello, “kapitalizmin ruhu” kavramını nasıl tanımlarlar?

Cevap: C) İnsanların kapitalizme bağlanışını haklı göstermeye çalışan ve bu bağlanışı çekici kılan ideoloji olarak tanımlarlar. | Açıklama: Luc Boltanski ve Eve Chiapello’ya göre “kapitalizmin ruhu”, bireylerin sömürüye dayalı bu sisteme neden katlandıklarını ve hatta bu katlanışı nasıl arzu edilir bulduklarını açıklayan, sistemi meşrulaştıran ve çekici kılan bir ideolojidir.

#2. “Sözleşme içinde yer alan her şeyin kaynağı bizzat sözleşmenin kendisi değildir.”
Emile Durkheim yukarıdaki ifadesinde neyi vurgulamak istemektedir?

Cevap: B) Sözleşmenin imzalanmasının öncesinde üzerinde mutabık kalınmış yerleşik fikirler ve toplumsal değerler olmasaydı sözleşmelerin imzalanması mümkün olmazdı. | Açıklama: Durkheim bu ifadesiyle, bireyler arasındaki sözleşmelerin bile toplumsal bir temel üzerinde yükseldiğini, sözleşmelerin var olabilmesi için o toplumda paylaşılan ortak değerler, ahlaki normlar ve güven gibi “sözleşme dışı” unsurların olması gerektiğini vurgulamaktadır.

#3. Mark Granovetter’ın 1974’te Boston’da beyaz yakalı yöneticilerin iş arama süreçleri üzerine yürüttüğü araştırmadan elde ettiği ayırt edici bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: A) Görüşülen yöneticilerin önemli bir kısmının şu anda çalıştıkları fırmadaki işlerini, aslında iş aramadıkları halde tanıdıklarının aracılığıyla buldukları | Açıklama: Granovetter’ın bu meşhur araştırması, “zayıf bağların gücü” olarak bilinen tezi ortaya koymuştur. Araştırmaya göre, yöneticiler yeni işlerini genellikle çok yakın arkadaşları veya aileleri gibi güçlü bağları aracılığıyla değil, daha uzak tanıdıkları olan “zayıf bağları” sayesinde, hatta çoğu zaman aktif olarak iş aramazken bulmuşlardır.

#4. Almanya’da (Prusya’da) feodalizmden kapitalizme geçişin ayırt edici yönü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: A) Geçiş sürecinde devletin başat rol oynaması | Açıklama: İngiltere gibi ülkelerde kapitalizme geçişte burjuva sınıfı öncü olurken, Almanya’da bu süreç, ulusal birliği ve ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla “devletin” bizzat yönlendirdiği ve desteklediği bir yapıda gerçekleşmiştir.

#5. İnsanların daima rasyonel çıkarları doğrultusunda davrandığını ileri süren iktisatçı Gary Becker bazı bireylerin öğrenim hayatını erken bırakmasını nasıl açıklayabilir?

Cevap: C) Bazı öğrenci velilerinin okumayı kârlı bir yatırım olarak görmeyip okul masrafı yapmaktansa çocuklarının çalışma hayatına katılmasını desteklerinin altını çizerek | Açıklama: Rasyonel seçim teorisinin öncülerinden olan Gary Becker’a göre, bireyler ve aileler bir maliyet-fayda analizi yaparlar. Bu yaklaşıma göre, öğrenimi erken bırakma kararı, ailelerin okulun masraflarını ve uzun vadeli getirisini, çocuğun hemen çalışmaya başlayarak elde edeceği gelirle karşılaştırması ve okumayı “kârlı bir yatırım olarak görmemesi”nin rasyonel bir sonucu olarak açıklanabilir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Aşağıdakilerden hangisi Pierre Bourdieu’nün de eleştirdiği “ekonomik indirgemecilik” tanımına girer?

Cevap: A) Toplumsal ve kültürel tüm olguları ekonomik süreçlerin sonucu olarak görme tutumu | Açıklama: “Ekonomik indirgemecilik”, insan davranışlarını ve toplumsal ilişkileri sadece ekonomik çıkarlara ve rasyonel hesaplamalara indirgeyen, kültürel, sosyal ve sembolik faktörleri göz ardı eden bir yaklaşımdır.

#7. Pierre Bourdieu’nün “piyasa” kavramı yerine “ekonomik alan” kavramını kullanma sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: E) Piyasa kavramı, firmalar ve aktörler arasındaki güç ilişkilerini ve güç mücadelelerini göz ardı etmektedir. | Açıklama: Bourdieu, “piyasa” kavramının ekonomik aktörleri eşit ve rasyonel bireyler olarak gören soyut bir model olduğunu düşünür. Bunun yerine, ekonomik aktörler arasındaki güç mücadelelerini, eşitsizlikleri ve stratejileri vurgulayan daha sosyolojik bir kavram olan “ekonomik alan”ı (economic field) kullanmayı tercih eder.

#8. Aşağıdaki ifadelerden hangisi Aristoteles’in “bölüşümcü adalet” kavramı ile bağdaşmaz?

Cevap: D) “Dişe diş, kana kan” ilkesi bölüşümcü adaletin temelinde yatan fikirdir. | Açıklama: Aristoteles’in bölüşümcü adalet anlayışı, zenginliğin ve onurların herkese eşit değil, kişilerin liyakatine ve toplumsal statüsüne orantılı (geometrik eşitlik) bir şekilde dağıtılmasını öngörür. “Dişe diş, kana kan” ilkesi ise bölüşümcü adalete değil, suç ve ceza arasındaki dengeyi ifade eden “denkleştirici adalet” kavramına aittir.

#9. Aşağıdakilerden hangisi Georg Simmel’in modernitenin diyalektiği kavramını para bağlamında en doğru şekilde tanımlar?

Cevap: D) Modern insanın para sayesinde bir yandan geleneksel bağımlılık ilişkilerinden kurtularak özgürleşmesi, diğer yandan ise hayatının anlamını yitirmesi | Açıklama: Simmel’e göre paranın diyalektik (çelişkili) doğası, modern insanı bir yandan geleneksel cemaat bağlarından kopararak bireyselleştirip “özgürleştirmesi”, ancak diğer yandan tüm ilişkileri niceliksel ve hesaplanabilir hale getirerek “hayatın anlamını yitirmesi”ne ve yabancılaşmaya yol açmasıdır.

#10. Ayşe Buğra’ya göre aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de girişimci sınıfın devlete bağımlı olarak gelişmesinin sonuçlarından değildir?

Cevap: C) Devlet bürokrasisi girişimci sınıfa bağımlı hâle gelir. | Açıklama: Ayşe Buğra’ya göre, Türkiye’de girişimci sınıfın devlete bağımlı olarak gelişmesi; bu ilişkinin Batı’dan farklı olmasına, girişimcilerin kendilerini devlete borçlu hissetmesine ve rant kollama gibi davranışların yaygınlaşmasına neden olmuştur. Ancak bu süreçte girişimci sınıfın devlete bağımlı olması, devlet bürokrasisinin onlara bağımlı hale gelmesi sonucunu doğurmaz.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Aşağıdaki yazarlardan hangisi kapitalizmin bir meta üretim sistemi olduğunu ileri sürer?

Cevap: E) K. Marx | Açıklama: Kapitalist üretim tarzını analiz eden ve bu sistemin temel özelliğinin, kullanım değeri için değil, piyasada satılarak kâr elde etmek amacıyla üretilen “meta”ların üretimi olduğunu ileri süren düşünür Karl Marx’tır.

#12. Ana Akım İktisat Teorisi, ekonomik davranış analizlerinde aşağıdakilerden hangisini verili kabul eder?

Cevap: E) İnsanların rasyonel yönelimler sergilediğini | Açıklama: Ana akım (neoklasik) iktisat teorisinin temel varsayımı, “homo economicus” yani ekonomik insanın, her zaman kendi çıkarını maksimize etmeye yönelik olarak “rasyonel” davrandığıdır.

#13. Thorstein Veblen bugün yaşasaydı Türkiye’deki depremlerde binaların çok fazla yıkılıyor oluşunu nasıl açıklardı?

Cevap: D) Parasal kazanca odaklı aylaklar sınıfının (müteahhitlerin), bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi öncelikli gören faal sınıf (mühendisler) üzerinde hâkimiyet kurmasıyla | Açıklama: Veblen, toplumu üretime ve teknolojik gelişmeye odaklı “faal sınıf” ile gösterişçi tüketime ve parasal kazanca odaklı “aylaklar sınıfı” olarak ikiye ayırır. Bu perspektiften bakıldığında, binaların yıkılması, bilimsel ve teknik gereklilikleri (faal sınıf) yerine sadece parasal kazancı ve gösterişi (aylaklar sınıfı) önceleyen bir zihniyetin hakim olmasıyla açıklanabilir.

#14. Yapısal delik, aktörler bireyler ya da kurumlar- arasındaki ilişkilerde….. ulaşmadaki kopukluğu ya da ilişki yokluğunu niteler.Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevap: D) dolayı ilişkilere | Açıklama:

#15. Thorstein Veblen’e göre değişimin motor gücü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap: C) Bilimin ve teknolojinin gelişmesi | Açıklama: Veblen’e göre toplumsal evrimin ve değişimin arkasındaki temel itici güç, sınıflar mücadelesi veya ekonomik faktörlerden çok, insanın çevresine uyum sağlamasını ve onu kontrol etmesini sağlayan “bilim ve teknolojinin gelişmesi”dir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

İktisat Sosyolojisi 2023-2024 Final Soruları 7. soru

#16. Yukarıdaki şemada resmedilmiş olan ekonominin bütünleşme biçimi Karl Polanyi tarafından nasıl adlandırılmaktadır?

Cevap: B) Yeniden bölüşüm | Açıklama: Şemada, kaynakların merkezi bir otoritede toplanıp oradan çevreye tekrar dağıtılması süreci resmedilmiştir. Karl Polanyi bu ekonomik bütünleşme biçimini “yeniden bölüşüm” (redistribution) olarak adlandırmaktadır.

#17. Potlaç terimi Amerikalı etnologlar tarafından, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısında Washington Eyaleti’nden Alaska’ya kadar Pasifik kıyısındaki balıkçı-avcı-toplayıcı nüfus arasında meydana gelen, malların karşılıklı olarak armağan olarak verilmesini ve yer yer verilen armağanların imhasını içeren cömertlik gösterisine dayanan törenlere atıfta bulunmak için kullanılır.
Aşağıdakilerden hangisi Marcel Mauss’un potlaç (potlatch) törenini analiz ederken yaptığı saptamalardan değildir?

Cevap: B) Potlaç sırasında ihtiyaç duyulan hediyeyi almak için izlenen çeşitli stratejiler söz konusudur. | Açıklama: Marcel Mauss, “Armağan” adlı eserinde potlaç törenini, kabile şeflerinin prestij kazanmak için birbirlerine meydan okuduğu, cömertliklerini ve zenginliklerini sergilediği çatışmacı bir mücadele olarak analiz eder. Mauss’un analizinin odağında hediye “verme” ve bunun yarattığı sosyal yükümlülükler vardır, hediye “alma” stratejileri değil.

#18. Sabri Ülgener’e göre Batınî tarikatları Osmanlı’nın çözülüş döneminde neden etkinliklerini artırmıştı?

Cevap: A) Tüccar sınıfının önünü kesmek için ümera ve ulema tarafından desteklenmesinden dolayı | Açıklama: Sabri Ülgener’e göre, Osmanlı’nın son dönemlerinde ticaretle zenginleşen yeni bir tüccar sınıfının ortaya çıkmasından rahatsız olan geleneksel yönetici (ümera) ve alim (ulema) sınıfı, bu yeni sınıfın önünü kesmek ve eski düzeni korumak amacıyla tasavvufun içe dönük ve dünyevi işlerden uzak durmayı öğütleyen Batınî yorumlarını desteklemiştir.

#19. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de düğünlerde gözlemlenen takı töreninin işlevlerinden biri değildir?

Cevap: B) Karşılık gözetmeden hediye verme kültürünü doğurması | Açıklama: Türkiye’deki takı törenleri; toplumsal bağları güçlendirir, yeni evlilere maddi destek sağlar ve bir tür itibar rekabeti yaratır. Bu törenlerde hediye verme, genellikle ileride bir karşılık beklentisi içeren bir “vermek, almak ve iade etmek” döngüsünün parçasıdır; tamamen karşılıksız bir hediye kültürü değildir.

#20. Pierre Bourdieu’ye göre ekonomistlerin Homoekonomikus’a atfettikleri …… davranma eğilimi, doğada verili değildir; tersine ….. olmuştur.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere getirilmesi gerekenler aşağıdakilerden hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevap: E) rasyonel ve hesapçı – tarihsel olarak inşa | Açıklama: Bourdieu’ye göre, ekonomistlerin varsaydığı “rasyonel ve hesapçı” insan davranışı (Homo economicus), evrensel ve doğuştan gelen bir özellik değildir. Tam aksine, bu davranış biçimi kapitalizmin gelişmesiyle birlikte “tarihsel olarak inşa edilmiş” ve kurumsallaşmış bir eğilimdir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları

İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Sorularıc

İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları

İktisat Sosyolojisi: Kapitalizm, Toplum ve Ekonomik Davranış

Giriş

Bu makalede, iktisat sosyolojisinin temel kavramları ve kapitalizm, toplum ve ekonomik davranış arasındaki ilişkiler ele alınacaktır. 2024-2025 final sınavı soruları temel alınarak hazırlanan bu içerik, iktisadi olguları sosyolojik bir perspektifle anlamaya yönelik çeşitli yaklaşımları kapsamaktadır.

Kapitalizmin Ruhu (Boltanski ve Chiapello)

Luc Boltanski ve Eve Chiapello’ya göre “kapitalizmin ruhu”, insanların kapitalizme bağlanışını haklı göstermeye çalışan ve bu bağlanışı çekici kılan bir ideolojidir.

Sözleşme ve Toplumsal Değerler (Durkheim)

Emile Durkheim’e göre sözleşmelerin imzalanabilmesi için öncesinde üzerinde mutabık kalınmış yerleşik fikirler ve toplumsal değerler olması gerekir; sözleşmenin kaynağı sadece kendisi değildir.

İş Arama Süreçleri ve Zayıf Bağların Gücü (Granovetter)

Mark Granovetter’ın araştırması, beyaz yakalı yöneticilerin yeni işlerini genellikle zayıf bağları olarak nitelendirilen uzak tanıdıkları aracılığıyla bulduklarını ortaya koymuştur.

Almanya’da Kapitalizme Geçişte Devletin Rolü

Almanya’da feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinde devlet başat bir rol oynamıştır.

Rasyonel Seçim Teorisi ve Öğrenim Kararları (Becker)

İktisatçı Gary Becker’e göre bazı bireylerin öğrenim hayatını erken bırakması, ailelerinin okumayı kârlı bir yatırım olarak görmemesinin rasyonel bir sonucu olabilir.

Ekonomik İndirgemecilik Eleştirisi (Bourdieu)

Pierre Bourdieu, toplumsal ve kültürel tüm olguları ekonomik süreçlerin sonucu olarak görme tutumu olan “ekonomik indirgemeciliği” eleştirmiştir.

“Piyasa” Kavramı Yerine “Ekonomik Alan” (Bourdieu)

Bourdieu, piyasa kavramının güç ilişkilerini göz ardı ettiğini düşünerek yerine ekonomik aktörler arasındaki mücadeleleri vurgulayan “ekonomik alan” kavramını kullanmayı tercih etmiştir.

Bölüşümcü Adalet (Aristoteles)

Aristoteles’in bölüşümcü adalet anlayışı, zenginliğin ve onurların kişilerin liyakatine orantılı olarak dağıtılmasını öngörür ve “dişe diş, kana kan” ilkesiyle bağdaşmaz.

Modernitenin Diyalektiği ve Para (Simmel)

Georg Simmel’e göre modern insanın para sayesinde bir yandan özgürleşmesi, diğer yandan ise hayatının anlamını yitirmesi modernitenin diyalektik bir özelliğidir.

Türkiye’de Girişimci Sınıfın Devlete Bağımlılığı (Buğra)

Ayşe Buğra’ya göre Türkiye’de girişimci sınıfın devlete bağımlı olarak gelişmesi, devlet bürokrasisinin girişimci sınıfa bağımlı hale gelmesi sonucunu doğurmamıştır.

Kapitalizm ve Meta Üretimi (Marx)

Karl Marx, kapitalizmin bir meta üretim sistemi olduğunu ileri süren yazarlardandır.

Ana Akım İktisat Teorisi ve Rasyonellik

Ana Akım İktisat Teorisi, ekonomik davranış analizlerinde insanların rasyonel yönelimler sergilediğini verili kabul eder.

Türkiye’deki Depremler ve Aylaklar Sınıfı (Veblen)

Thorstein Veblen bugün yaşasaydı Türkiye’deki depremlerde binaların çok fazla yıkılıyor oluşunu, parasal kazanca odaklı aylaklar sınıfının bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi öncelikli gören faal sınıf üzerinde hâkimiyet kurmasıyla açıklardı.

Yapısal Delik Kavramı

Yapısal delik, aktörler arasındaki ilişkilerde dolayı ilişkilere ulaşmadaki kopukluğu ya da ilişki yokluğunu niteler.

Değişimin Motor Gücü (Veblen)

Thorstein Veblen’e göre değişimin motor gücü bilimin ve teknolojinin gelişmesidir.

Ekonominin Bütünleşme Biçimleri – Yeniden Bölüşüm (Polanyi)

Şemada resmedilmiş olan ekonominin bütünleşme biçimi Karl Polanyi tarafından yeniden bölüşüm olarak adlandırılmaktadır.

Potlaç Töreni Analizi (Mauss)

Marcel Mauss’un potlaç törenini analiz ederken yaptığı saptamalardan biri, potlaç sırasında ihtiyaç duyulan hediyeyi almak için izlenen çeşitli stratejiler olduğu yönünde değildir.

Osmanlı’da Batınî Tarikatlarının Etkinliği (Ülgener)

Sabri Ülgener’e göre Batınî tarikatları Osmanlı’nın çözülüş döneminde tüccar sınıfının önünü kesmek için ümera ve ulema tarafından desteklenmesinden dolayı etkinliklerini artırmıştır.

Türkiye’de Düğünlerde Takı Töreni

Türkiye’de düğünlerde gözlemlenen takı töreninin işlevlerinden biri karşılık gözetmeden hediye verme kültürünü doğurması değildir.

Homo Economicus ve Tarihsel İnşa (Bourdieu)

Pierre Bourdieu’ye göre ekonomistlerin Homoekonomikus’a atfettikleri rasyonel ve hesapçı davranma eğilimi, doğada verili olmayıp tarihsel olarak inşa olmuştur.

Sonuç

İktisat sosyolojisi, ekonomik olayları ve kurumları sosyal, kültürel ve politik bağlam içinde anlamamızı sağlayan önemli bir disiplindir. Bu makalede ele alınan temel kavramlar ve yaklaşımlar, ekonomik davranışın sosyolojik boyutunu anlamaya katkı sağlamaktadır.

@lolonolo_com

İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları

İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları (1-10)

1- Luc Boltanski ve Eve Chiapello, “kapitalizmin ruhu” kavramını nasıl tanımlarlar?

A) Kapitalizmi geliştiren bireylerin sahip oldukları düşünce ve davranış sistemi olarak tanımlarlar.
B) Kapitalizmin insanlara benimsettiği bir düşünce sistemi olarak tanımlarlar.
C) İnsanların kapitalizme bağlanışını haklı göstermeye çalışan ve bu bağlanışı çekici kılan ideoloji olarak tanımlarlar.
D) Kapitalizmin rasyonel ve çıkarcı temelde şekillenmiş olan zihniyeti olarak tanımlarlar.
E) Kapitalist üretim ilişkilerine karakterini veren ahlaki değerler sistemi olarak tanımlarlar.

Cevap : C) İnsanların kapitalizme bağlanışını haklı göstermeye çalışan ve bu bağlanışı çekici kılan ideoloji olarak tanımlarlar.

Açıklama : Luc Boltanski ve Eve Chiapello’ya göre “kapitalizmin ruhu”, bireylerin sömürüye dayalı bu sisteme neden katlandıklarını ve hatta bu katlanışı nasıl arzu edilir bulduklarını açıklayan, sistemi meşrulaştıran ve çekici kılan bir ideolojidir.

2- “Sözleşme içinde yer alan her şeyin kaynağı bizzat sözleşmenin kendisi değildir.”

Emile Durkheim yukarıdaki ifadesinde neyi vurgulamak istemektedir?

A) Modern toplumdaki ilişkiler, bireyler arasında bağıtlanmış olan sözleşmelerin ürünüdür.
B) Sözleşmenin imzalanmasının öncesinde üzerinde mutabık kalınmış yerleşik fikirler ve toplumsal değerler olmasaydı sözleşmelerin imzalanması mümkün olmazdı.
C) Sözleşmelerin imzalanmasında insanların mevzuat bilgileri de çıkarları kadar önemli bir etmendir.
D) İnsanlar arasındaki ilişkilerde sözleşmelerin imzalanması için uygun şartlar sağlanmalıdır.
E) Çıkar temelli ilişkilere dayanan modern toplumda herkes çıkarları doğrultusunda belirli taleplerde bulunduğunda bu talepler haklar ve sorumluluklar olarak sözleşmelerde yer alır.

Cevap : B) Sözleşmenin imzalanmasının öncesinde üzerinde mutabık kalınmış yerleşik fikirler ve toplumsal değerler olmasaydı sözleşmelerin imzalanması mümkün olmazdı.

Açıklama : Durkheim bu ifadesiyle, bireyler arasındaki sözleşmelerin bile toplumsal bir temel üzerinde yükseldiğini, sözleşmelerin var olabilmesi için o toplumda paylaşılan ortak değerler, ahlaki normlar ve güven gibi “sözleşme dışı” unsurların olması gerektiğini vurgulamaktadır.

3- Mark Granovetter’ın 1974’te Boston’da beyaz yakalı yöneticilerin iş arama süreçleri üzerine yürüttüğü araştırmadan elde ettiği ayırt edici bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Görüşülen yöneticilerin önemli bir kısmının şu anda çalıştıkları fırmadaki işlerini, aslında iş aramadıkları halde tanıdıklarının aracılığıyla buldukları
B) Yöneticilerin aldıkları ücreti belirleyen en önemli etmenin iş başvurusu görüşmesinde sergiledikleri performansın işvereni etkilemesi olduğu
C) Yöneticilikte en önemli vasfın yöneticinin kendi idaresi altında çalışan kişilerle iyi ilişkiler kurması olduğunu ve iş görüşmelerinde bu vasfa sahip insanların seçildiği
D) Boston bölgesinin tutucu bir kültüre sahip olmasından ötürü burada özellikle belli bir yaşın üzerindeki kadınların yönetici olarak işe alınmadıkları
E) Daha fazla eğitime ve deneyime sahip olan yöneticilerin en yüksek geliri getiren pozisyonlara ulaşabildikleri

Cevap : A) Görüşülen yöneticilerin önemli bir kısmının şu anda çalıştıkları fırmadaki işlerini, aslında iş aramadıkları halde tanıdıklarının aracılığıyla buldukları

Açıklama : Granovetter’ın bu meşhur araştırması, “zayıf bağların gücü” olarak bilinen tezi ortaya koymuştur. Araştırmaya göre, yöneticiler yeni işlerini genellikle çok yakın arkadaşları veya aileleri gibi güçlü bağları aracılığıyla değil, daha uzak tanıdıkları olan “zayıf bağları” sayesinde, hatta çoğu zaman aktif olarak iş aramazken bulmuşlardır.

4- Almanya’da (Prusya’da) feodalizmden kapitalizme geçişin ayırt edici yönü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Geçiş sürecinde devletin başat rol oynaması
B) Geçiş sürecinin işçi sınıfının büyük desteğiyle kat edilmesi
C) Geçiş sürecinin diğer tüm Avrupa ülkelerinden zamansal olarak erken gerçekleşmesi
D) Geçiş sürecinin taşıyıcı gücünün kapitalist girişimci sınıf olması
E) Geçiş sürecinin dinî kurumların öncülüğünde gerçekleştirilmesi

Cevap : A) Geçiş sürecinde devletin başat rol oynaması

Açıklama : İngiltere gibi ülkelerde kapitalizme geçişte burjuva sınıfı öncü olurken, Almanya’da bu süreç, ulusal birliği ve ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla “devletin” bizzat yönlendirdiği ve desteklediği bir yapıda gerçekleşmiştir.

5- İnsanların daima rasyonel çıkarları doğrultusunda davrandığını ileri süren iktisatçı Gary Becker bazı bireylerin öğrenim hayatını erken bırakmasını nasıl açıklayabilir?

A) Bazı öğrencilerin, velilerinin eğitimsiz olmasının ve çocuklarını doğru yönlendirmemelerinin bu durumun temel sebebi olduğunu ileri sürerek
B) Bir ülkenin iktisadi geri kalmışlığının sonucunda yeterince kaliteli eğitimi verecek bir öğretim sistemin olmayışını öne çıkartarak
C) Bazı öğrenci velilerinin okumayı kârlı bir yatırım olarak görmeyip okul masrafı yapmaktansa çocuklarının çalışma hayatına katılmasını desteklerinin altını çizerek
D) Toplumda fırsat eşitliğinin olmamasını gerekçe göstererek
E) Bütçe içinde eğitime yeterince pay ayrılmayışının sonucunda ülkede açığa çıkan öğretmen ve okul sayısının eksikliğini temel neden olarak vurgulayarak

Cevap : C) Bazı öğrenci velilerinin okumayı kârlı bir yatırım olarak görmeyip okul masrafı yapmaktansa çocuklarının çalışma hayatına katılmasını desteklerinin altını çizerek

Açıklama : Rasyonel seçim teorisinin öncülerinden olan Gary Becker’a göre, bireyler ve aileler bir maliyet-fayda analizi yaparlar. Bu yaklaşıma göre, öğrenimi erken bırakma kararı, ailelerin okulun masraflarını ve uzun vadeli getirisini, çocuğun hemen çalışmaya başlayarak elde edeceği gelirle karşılaştırması ve okumayı “kârlı bir yatırım olarak görmemesi”nin rasyonel bir sonucu olarak açıklanabilir.

6- Aşağıdakilerden hangisi Pierre Bourdieu’nün de eleştirdiği “ekonomik indirgemecilik” tanımına girer?

A) Toplumsal ve kültürel tüm olguları ekonomik süreçlerin sonucu olarak görme tutumu
B) Yaşamda en önemli faaliyetin ekonomik faaliyet olduğu düşüncesi
C) Ekonomik bilgiyi yalnızca rakamlara indirgeme eğilimi
D) İnsanlara ekonomik zenginliklerine, servetlerine göre değer biçme yaklaşımı
E) Ekonomik etmenlerin kültürel ve toplumsal gelişmelerden etkilendiği fikri

Cevap : A) Toplumsal ve kültürel tüm olguları ekonomik süreçlerin sonucu olarak görme tutumu

Açıklama : “Ekonomik indirgemecilik”, insan davranışlarını ve toplumsal ilişkileri sadece ekonomik çıkarlara ve rasyonel hesaplamalara indirgeyen, kültürel, sosyal ve sembolik faktörleri göz ardı eden bir yaklaşımdır.

7- Pierre Bourdieu’nün “piyasa” kavramı yerine “ekonomik alan” kavramını kullanma sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

A) O dönemde piyasa kavramının olumsuz çağrışımları vardır.
B) O dönemde Fransa’da piyasalar yeterince gelişmemiştir.
C) O dönemde Fransa’da piyasalar krize girmiş durumdadır.
D) Bourdieu, herkesin benimsediği kavramlar yerine özgün kavramlar icat etmeyi sevmektedir.
E) Piyasa kavramı, firmalar ve aktörler arasındaki güç ilişkilerini ve güç mücadelelerini göz ardı etmektedir.

Cevap : E) Piyasa kavramı, firmalar ve aktörler arasındaki güç ilişkilerini ve güç mücadelelerini göz ardı etmektedir.

Açıklama : Bourdieu, “piyasa” kavramının ekonomik aktörleri eşit ve rasyonel bireyler olarak gören soyut bir model olduğunu düşünür. Bunun yerine, ekonomik aktörler arasındaki güç mücadelelerini, eşitsizlikleri ve stratejileri vurgulayan daha sosyolojik bir kavram olan “ekonomik alan”ı (economic field) kullanmayı tercih eder.

8- Aşağıdaki ifadelerden hangisi Aristoteles’in “bölüşümcü adalet” kavramı ile bağdaşmaz?

A) Bölüşümcü adalette mutlak eşitliğin bulunmaması, toplumsal hayatta kişilere duyulan ihtiyaçların eşit olmamasından kaynaklanır.
B) İnsanların toplumsal statüleriyle zenginlikten aldıkları pay arasında bir orantı olmalıdır.
C) Bölüşümcü adalet geometrik ya da nispi bir eşitlik öngörür.
D) “Dişe diş, kana kan” ilkesi bölüşümcü adaletin temelinde yatan fikirdir.
E) Aristoteles’in ekonominin topluma ne denli bağlı olarak tasavvur ettiğini gösterir.

Cevap : D) “Dişe diş, kana kan” ilkesi bölüşümcü adaletin temelinde yatan fikirdir.

Açıklama : Aristoteles’in bölüşümcü adalet anlayışı, zenginliğin ve onurların herkese eşit değil, kişilerin liyakatine ve toplumsal statüsüne orantılı (geometrik eşitlik) bir şekilde dağıtılmasını öngörür. “Dişe diş, kana kan” ilkesi ise bölüşümcü adalete değil, suç ve ceza arasındaki dengeyi ifade eden “denkleştirici adalet” kavramına aittir.

@lolonolo_com

İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları

İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları (9-15)

9- Aşağıdakilerden hangisi Georg Simmel’in modernitenin diyalektiği kavramını para bağlamında en doğru şekilde tanımlar?

A) Modern insanın para sayesinde bir yandan istediklerini elde edebilir hale gelmesi, diğer yandan ise çok fazla kişi tarafından arzu edilen ürünlerin fiyatlarının artması
B) Modern insanın paraya bağlı olarak bir yandan daha girişimci hâle gelmesi, diğer yandan ise çalışma hayatına kendini fazla kaptırıp sevdiklerini ihmal etmesi
C) Modern insanın paraya bağlı olarak bir yandan refahını artırması, diğer yandan ise daha bencil bir karaktere dönüşmesi
D) Modern insanın para sayesinde bir yandan geleneksel bağımlılık ilişkilerinden kurtularak özgürleşmesi, diğer yandan ise hayatının anlamını yitirmesi
E) Modern insanın paraya bağlı olarak bir yandan geçmişte sahip olduğu değerlerini ve inançlarını yitirmesi diğer yandan ise paranın yörüngesinde bir yaşama tabi hâle gelmesi

Cevap : D) Modern insanın para sayesinde bir yandan geleneksel bağımlılık ilişkilerinden kurtularak özgürleşmesi, diğer yandan ise hayatının anlamını yitirmesi

Açıklama : Simmel’e göre paranın diyalektik (çelişkili) doğası, modern insanı bir yandan geleneksel cemaat bağlarından kopararak bireyselleştirip “özgürleştirmesi”, ancak diğer yandan tüm ilişkileri niceliksel ve hesaplanabilir hale getirerek “hayatın anlamını yitirmesi”ne ve yabancılaşmaya yol açmasıdır.

10- Ayşe Buğra’ya göre aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de girişimci sınıfın devlete bağımlı olarak gelişmesinin sonuçlarından değildir?

A) Devlet-girişimci ilişkisinin erken kapitalistleşmiş ülkelerden farklı gelişmesine yol açar.
B) Girişimci sınıfın iktisadi faaliyetteki tek motivasyonu şahsi çıkar değildir.
C) Devlet bürokrasisi girişimci sınıfa bağımlı hâle gelir.
D) Rant kollama ve spekülasyon temelli davranışlar yaygınlaşır.
E) Girişimci sınıf kendisini devlete karşı borçlu hisseder.

Cevap : C) Devlet bürokrasisi girişimci sınıfa bağımlı hâle gelir.

Açıklama : Ayşe Buğra’ya göre, Türkiye’de girişimci sınıfın devlete bağımlı olarak gelişmesi; bu ilişkinin Batı’dan farklı olmasına, girişimcilerin kendilerini devlete borçlu hissetmesine ve rant kollama gibi davranışların yaygınlaşmasına neden olmuştur. Ancak bu süreçte girişimci sınıfın devlete bağımlı olması, devlet bürokrasisinin onlara bağımlı hale gelmesi sonucunu doğurmaz.

11- Aşağıdaki yazarlardan hangisi kapitalizmin bir meta üretim sistemi olduğunu ileri sürer?

A) A. Smith
B) M. Halbwachs
C) W. Sombart
D) J. M. Keynes
E) K. Marx

Cevap : E) K. Marx

Açıklama : Kapitalist üretim tarzını analiz eden ve bu sistemin temel özelliğinin, kullanım değeri için değil, piyasada satılarak kâr elde etmek amacıyla üretilen “meta”ların üretimi olduğunu ileri süren düşünür Karl Marx’tır.

12- Ana Akım İktisat Teorisi, ekonomik davranış analizlerinde aşağıdakilerden hangisini verili kabul eder?

A) İnsanların cana yakınlık düzeylerinin değiştiğini
B) İnsanların manevi buhranlara sürüklenebildiğini
C) İnsanların dürüstlük düzeylerinin aynı olmadığını
D) İnsanların duygusal yaşantılarının zikzaklar çizdiğini
E) İnsanların rasyonel yönelimler sergilediğini

Cevap : E) İnsanların rasyonel yönelimler sergilediğini

Açıklama : Ana akım (neoklasik) iktisat teorisinin temel varsayımı, “homo economicus” yani ekonomik insanın, her zaman kendi çıkarını maksimize etmeye yönelik olarak “rasyonel” davrandığıdır.

13- Thorstein Veblen bugün yaşasaydı Türkiye’deki depremlerde binaların çok fazla yıkılıyor oluşunu nasıl açıklardı?

A) Bazen aynı müteahhit tarafından yapılmış iki binadan birinin yıkılmamış olmasından hareket ederek takdiri ilahiyle
B) Depremlerde binaların dayanıklılığını artıran ve yıkılmamasını sağlayan teknolojilerin kullanımının çok pahalı olması nedeniyle kullanılamamasıyla
C) Yer bilimcilerin fay hatlarının tespiti ve hareketi konusunda birbirleriyle fikir birliğine varamamış ve siyasi otoriteyi doğru yönlendiremiyor olmasıyla
D) Parasal kazanca odaklı aylaklar sınıfının (müteahhitlerin), bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi öncelikli gören faal sınıf (mühendisler) üzerinde hâkimiyet kurmasıyla
E) Türkiye’deki bazı depremlerin öngörülenden çok daha fazla yıkıcı olmasından ötürü bilimsel olarak hazırlanmış olan yönetmeliklerin kifayetsiz kalıyor olmasıyla

Cevap : D) Parasal kazanca odaklı aylaklar sınıfının (müteahhitlerin), bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi öncelikli gören faal sınıf (mühendisler) üzerinde hâkimiyet kurmasıyla

Açıklama : Veblen, toplumu üretime ve teknolojik gelişmeye odaklı “faal sınıf” ile gösterişçi tüketime ve parasal kazanca odaklı “aylaklar sınıfı” olarak ikiye ayırır. Bu perspektiften bakıldığında, binaların yıkılması, bilimsel ve teknik gereklilikleri (faal sınıf) yerine sadece parasal kazancı ve gösterişi (aylaklar sınıfı) önceleyen bir zihniyetin hakim olmasıyla açıklanabilir.

14- Yapısal delik, aktörler bireyler ya da kurumlar- arasındaki ilişkilerde….. ulaşmadaki kopukluğu ya da ilişki yokluğunu niteler.

Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) karanlık ilişkilere
B) dolaysız ilişkilere
C) saygın ilişkilere
D) dolayı ilişkilere
E) zorunlu ilişkilere

Cevap : D) dolayı ilişkilere

Açıklama :

15- Thorstein Veblen’e göre değişimin motor gücü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Maddi refahın büyümesi
B) Sınıflar mücadelesinin ortaya çıkması
C) Bilimin ve teknolojinin gelişmesi
D) Toplumsal dayanışmanın artması
E) Çıkar kavgasının şiddetlenmesi

Cevap : C) Bilimin ve teknolojinin gelişmesi

Açıklama : Veblen’e göre toplumsal evrimin ve değişimin arkasındaki temel itici güç, sınıflar mücadelesi veya ekonomik faktörlerden çok, insanın çevresine uyum sağlamasını ve onu kontrol etmesini sağlayan “bilim ve teknolojinin gelişmesi”dir.

@lolonolo_com

İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları (16-20)

16-

İktisat Sosyolojisi 2023-2024 Final Soruları 7. soru
Yukarıdaki şemada resmedilmiş olan ekonominin bütünleşme biçimi Karl Polanyi tarafından nasıl adlandırılmaktadır?

A) Toplumsal dayanışma
B) Yeniden bölüşüm
C) Karşılıklılık
D) Piyasa mübadelesi
E) Liberal değişim

Cevap : B) Yeniden bölüşüm

Açıklama : Şemada, kaynakların merkezi bir otoritede toplanıp oradan çevreye tekrar dağıtılması süreci resmedilmiştir. Karl Polanyi bu ekonomik bütünleşme biçimini “yeniden bölüşüm” (redistribution) olarak adlandırmaktadır.

17- Potlaç terimi Amerikalı etnologlar tarafından, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısında Washington Eyaleti’nden Alaska’ya kadar Pasifik kıyısındaki balıkçı-avcı-toplayıcı nüfus arasında meydana gelen, malların karşılıklı olarak armağan olarak verilmesini ve yer yer verilen armağanların imhasını içeren cömertlik gösterisine dayanan törenlere atıfta bulunmak için kullanılır.

Aşağıdakilerden hangisi Marcel Mauss’un potlaç (potlatch) törenini analiz ederken yaptığı saptamalardan değildir?

A) Potlaç, çatışmacı tipte bir tür prestij mücadelesidir.
B) Potlaç sırasında ihtiyaç duyulan hediyeyi almak için izlenen çeşitli stratejiler söz konusudur.
C) Potlaç sırasında verilen her bir hediye aslında karşı tarafa bir meydan okumadır.
D) Potlaç törenine katılanlar en büyük hediveyi vererek kendi kudretlerini göstermeyi hedeflerler.
E) Potlaç sırasında bazen o kadar ileri gidilir ki bazı kabilelerde zenginliklerin tarumar edilmesiyle sonuçlanabilir.

Cevap : B) Potlaç sırasında ihtiyaç duyulan hediyeyi almak için izlenen çeşitli stratejiler söz konusudur.

Açıklama : Marcel Mauss, “Armağan” adlı eserinde potlaç törenini, kabile şeflerinin prestij kazanmak için birbirlerine meydan okuduğu, cömertliklerini ve zenginliklerini sergilediği çatışmacı bir mücadele olarak analiz eder. Mauss’un analizinin odağında hediye “verme” ve bunun yarattığı sosyal yükümlülükler vardır, hediye “alma” stratejileri değil.

18- Sabri Ülgener’e göre Batınî tarikatları Osmanlı’nın çözülüş döneminde neden etkinliklerini artırmıştı?

A) Tüccar sınıfının önünü kesmek için ümera ve ulema tarafından desteklenmesinden dolayı
B) Batıniliğin tasavvuf öğretisinin ikna edici olmasından dolayı
C) Melami tarzı çilekeşliğin halk içinde destek bulamamasından dolayı
D) Batıniliğin ticareti ve çok çalışmayı teşvik etmesinden dolayı
E) Tüccar sınıfının gelişmesiyle birlikte Batıniliği finanse etmesinden dolayı

Cevap : A) Tüccar sınıfının önünü kesmek için ümera ve ulema tarafından desteklenmesinden dolayı

Açıklama : Sabri Ülgener’e göre, Osmanlı’nın son dönemlerinde ticaretle zenginleşen yeni bir tüccar sınıfının ortaya çıkmasından rahatsız olan geleneksel yönetici (ümera) ve alim (ulema) sınıfı, bu yeni sınıfın önünü kesmek ve eski düzeni korumak amacıyla tasavvufun içe dönük ve dünyevi işlerden uzak durmayı öğütleyen Batınî yorumlarını desteklemiştir.

19- Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de düğünlerde gözlemlenen takı töreninin işlevlerinden biri değildir?

A) Bir tür itibar rekabetini doğurması
B) Karşılık gözetmeden hediye verme kültürünü doğurması
C) Toplumsal bağı güçlendirmesi
D) Yeni evlilerin ev kurarken maddi sıkıntıdan uzak olması
E) Vermek, almak, iade etmek döngüsünü üretmesi

Cevap : B) Karşılık gözetmeden hediye verme kültürünü doğurması

Açıklama : Türkiye’deki takı törenleri; toplumsal bağları güçlendirir, yeni evlilere maddi destek sağlar ve bir tür itibar rekabeti yaratır. Bu törenlerde hediye verme, genellikle ileride bir karşılık beklentisi içeren bir “vermek, almak ve iade etmek” döngüsünün parçasıdır; tamamen karşılıksız bir hediye kültürü değildir.

20- Pierre Bourdieu’ye göre ekonomistlerin Homoekonomikus’a atfettikleri …… davranma eğilimi, doğada verili değildir; tersine ….. olmuştur.

Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere getirilmesi gerekenler aşağıdakilerden hangisinde sırasıyla verilmiştir?

A) çıkarcı ve nankör – teorik olarak yok
B) kötücül ve çatışmacı – sanal olarak icat
C) rasyonel ve özgeci – ideal tip olarak kabul
D) hırslı ve açgözlü – suni olarak inşa
E) rasyonel ve hesapçı – tarihsel olarak inşa

Cevap : E) rasyonel ve hesapçı – tarihsel olarak inşa

Açıklama : Bourdieu’ye göre, ekonomistlerin varsaydığı “rasyonel ve hesapçı” insan davranışı (Homo economicus), evrensel ve doğuştan gelen bir özellik değildir. Tam aksine, bu davranış biçimi kapitalizmin gelişmesiyle birlikte “tarihsel olarak inşa edilmiş” ve kurumsallaşmış bir eğilimdir.

@lolonolo_com

 İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları

İktisat Sosyolojisi

İktisat Sosyolojisi 2024-2025 Final Soruları

Auzef Sosyoloji Lisans 4. Sınıf Bahar Dönemi Sınav Soruları, cevapları ve açıklamaları

Editor

Editör