LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi 2025-2026 Final Soruları
auzefÇocuk GelişimiÇocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi

Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi 2025-2026 Final Soruları

Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi 2025-2026 Final Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » auzef » Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi 2025-2026 Final Soruları

#1. Aşağıdakilerden hangisinde dil eğitiminin başladığı ortam doğru verilmiştir?

Cevap : A) Aile ortamı
Açıklama : Dil edinimi, çocuğun doğduğu andan itibaren maruz kaldığı ilk sosyal çevre olan “Aile ortamı”nda başlar. Anne-baba ve yakın bakım verenlerle kurulan iletişim, dilin temellerinin atıldığı ilk ve en kritik evredir. Okul ve arkadaş çevresi bu süreci daha sonra destekler ve geliştirir.

#2. İki dillilerin sahip olduğu iki dilde de belirli bir yetkinlik düzeyine erişememesi ve dilbilgisi, sözcük bilgisi, akıcılık, beceri alanlarındaki başarım açısından yeterli olamaması durumuna ne ad verilir?

Cevap : D) Yarım iki dillilik
Açıklama : “Yarım İki Dillilik” (Semilingualism veya Double Semilingualism), bireyin ne ana dilini ne de ikinci dilini tam ve yetkin bir şekilde kullanamaması, her iki dilde de kısıtlı bir sözcük dağarcığına ve dilbilgisine sahip olması durumudur. Bu durum genellikle eğitimsel destek eksikliğinden kaynaklanır.

#3. “Birey hedef dil ile etkileşime girdikçe sahip olduğu ara dil hedef dile doğru sürekli gelişim gösterir.”
Yukarıda ara dilin hangi özelliği vurgulanmaktadır?

Cevap : E) Geçirgen olması
Açıklama : Ara dilin (interlanguage) en temel özelliği, ana dil ve hedef dilden gelen kurallara açık olması ve sürekli yeni bilgileri alarak değişmesidir. Bu dinamik yapı ve dışarıdan kural alabilme özelliği “Geçirgenlik” olarak adlandırılır.

#4. Konuşma ve bilgiler arasında bağ kurma, soruları belirleme, açıklayıcı noktaları not alma, sözel olmayan ipuçlarını gözleme (jestler, ifadeler, duruş, vb.), anlaşılmayan yerleri belirleme ve sorular sorma, kendi kelimeleriyle konuşmanın özetini yapma, yeni bir kelimenin anlamını belirlemek için konuşma bütününden yararlanma, ….. tekniklerine örnek olarak gösterilebilir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevap : B) anlama
Açıklama : Soruda sayılan stratejiler (not alma, özetleme, ipuçlarını izleme, bağlamdan tahmin etme, soru sorma), bireyin duyduğu veya okuduğu bir metni zihninde işlemesini ve anlamlandırmasını sağlayan aktif süreçlerdir. Bu nedenle bu teknikler, dil öğretiminde “Anlama” (Dinlediğini/Okuduğunu Anlama) becerisini geliştirmeye yöneliktir.

#5. Konuşmanın üç farklı boyutu aşağıdakilerden hangisinde doğru şekilde verilmiştir?

Cevap : A) Fiziksel – psikolojik – toplumsal
Açıklama : Konuşma eylemi üç temel boyutta gerçekleşir:<br>1. Fiziksel Boyut: Ses organlarının hareketi ve ses dalgalarının oluşumu.<br>2. Psikolojik (Zihinsel) Boyut: Düşüncenin kelimelere dökülmesi, kodlanması ve anlamlandırılması.<br>3. Toplumsal Boyut: Konuşmanın bir dinleyiciye yönelik olması ve sosyal etkileşim amacıyla yapılması.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. “Türkçede ‘-dır’ ekinin işlevlerine bakıldığında ‘Türkiye’nin başkenti Ankara’dır.’ örneğinde olduğu gibi kesinlik oluşturmakla birlikte, ‘O şimdi İstanbul’a ulaşmıştır.’ örneğinde olduğu gibi olasılık işlevi de sunabilmektedir.”
Yukarıdaki metinde bir dil bilgisel yapının hangi özelliği aktarılmaktadır?

Cevap : E) Anlamsal özelliği
Açıklama : Bir dil bilgisel yapının sunduğu farklı işlevler ve anlam çeşitliliği o yapının anlamsal özelliklerini ifade eder. Burada “-dır” ekinin kesinlik ve olasılık anlamları yüklenmesi örneklendirilmiştir.

#7. Bir dilin sık kullanılan söz varlığı unsurları ……. taranarak belirlenir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevap : D) yazılı ve sözlü kaynaklar
Açıklama : Bir dilde en sık kullanılan kelimeleri (sıklık dizinlerini) belirlemek için yapılan derlem çalışmalarında, dilin mümkün olan en geniş ve temsili örneklemine ulaşılmaya çalışılır. Bu nedenle sadece televizyon veya sadece kitaplar yeterli değildir. Dilin yaşayan halini ve edebi boyutunu kapsayan tüm “yazılı ve sözlü kaynaklar” (gazeteler, kitaplar, konuşma kayıtları, dijital metinler vb.) taranarak en doğru veri seti oluşturulur.

#8. Kültür uyuşumu modeline göre birtakım etmenler ikinci dil edinim sürecinde etkili olabilmektedir. Bu etmenlerden bazıları şu şekildedir:
– İki kültürün birbirine benzeme düzeyi
– İki dil grubunun sayıca birbirine yakın olup olmaması
– İki dil grubunun birbiri ile entegre olma arzusu
– İki dil grubunun arasında eşitlik olup olmaması
Yukarıda sıralanan etmenler aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?

Cevap : A) Toplumsal mesafe
Açıklama : Schumann’ın Kültürleşme Modeli’ne (Acculturation Model) göre, dil öğrenimi “Sosyal Mesafe” ve “Psikolojik Mesafe” faktörlerine bağlıdır. Soruda verilen maddeler (grupların büyüklüğü, entegrasyon arzusu, kültürel benzerlik), bireyin iç dünyasından çok, iki toplum arasındaki ilişkiyi tanımladığı için “Toplumsal Mesafe” (Social Distance) başlığı altında incelenir.

#9. Kavrama yoluyla öğrenme terimi ilk kez kim tarafından ortaya atılmıştır?

Cevap : B) W. Köhler
Açıklama : Gestalt psikolojisinin önemli isimlerinden Wolfgang Köhler, şempanzelerle yaptığı deneylerde (Sultan deneyi), hayvanların deneme-yanılma yoluyla değil, durumu bir bütün olarak algılayıp aniden çözüme ulaştıklarını gözlemlemiştir. Bu öğrenme türüne “Kavrama Yoluyla Öğrenme” (Insight Learning) veya “Seziş Yoluyla Öğrenme” adını vermiştir.

#10. İki dilli bireylerin kendilerini sahip olduğu dillerin tamamında yeterli olarak ifade edememesi durumuna verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : D) Yarım iki dillilik
Açıklama : 13. soruda olduğu gibi, bireyin bildiği dillerin hiçbirinde tam yeterliliğe ve akademik dil becerisine sahip olamaması durumu “Yarım İki Dillilik” (Semilingualism) olarak tanımlanır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. “Hiç kimse konuştuğu dilin tüm söz varlığını bilemez.” ifadesiyle vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : C) Dildeki söz sayısının çok geniş olduğu
Açıklama : Bir dildeki toplam kelime, terim ve deyim sayısı (söz varlığı), tek bir bireyin ömrü boyunca öğrenebileceğinden çok daha fazladır. En yetkin konuşmacılar veya yazarlar bile dilin tüm sözcük hazinesine hakim olamazlar. Bu ifade, dilin söz varlığının sınırsızlığını ve genişliğini vurgular.

#12. Gerçek yaşamda karşılaşılmayan ancak anlamanın gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmek için yabancı dil öğretimi sürecinde kullanılan görevlerdir. Resimleri sıraya koyma, dinleyip boşlukları doldurma biçimindeki görevler bu gruba girmektedir.
Yukarıda açıklanan görev biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : C) Özgün olmayan görev
Açıklama : Dil öğretiminde, gerçek hayatta karşılığı olmayan ancak sınıf ortamında dil becerisini ölçmek veya pekiştirmek için tasarlanan yapay etkinliklere “Özgün Olmayan Görevler” (Non-authentic / Pedagogic tasks) denir. Örneğin, kimse gerçek hayatta durup dururken duyduğu bir metindeki boşlukları doldurmaz; bu sadece eğitsel (pedagojik) bir araçtır.

#13. Almanya’da İngilizce kursuna giderek yeni bir dil edinmeye çalışan ana dili Almanca konuşucusunun mevcut durumu iki dillilik bağlamında değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi olarak tanımlanabilir?

Cevap : E) Seçmeli iki dillilik
Açıklama : Bireylerin zorunlu bir durum (göç, işgal vb.) olmadan, kendi istek ve çabalarıyla, eğitim yoluyla ikinci bir dil öğrenmeleri durumuna “Seçmeli İki Dillilik” (Elective Bilingualism) denir. Burada kişi dili öğrenmeyi kendi tercih etmiştir (İngilizce kursuna gitmek gibi).

#14. İkidilliliğe ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevap : B) İkidilli çocuklar sahip oldukları dillerde her zaman eşit düzeyde akıcılığa sahiptirler.
Açıklama : İki dilli bireylerin her iki dili de mükemmel ve eşit derecede bilmesi (Dengeli İki Dillilik) çok nadir görülen idealize edilmiş bir durumdur. Genellikle bir dil (baskın dil), diğerine göre daha gelişmiştir veya diller farklı bağlamlarda (evde/okulda) farklı yetkinliklerde kullanılır. “Her zaman eşit düzeyde” ifadesi bilimsel olarak yanlıştır.

#15. Sınama yoluyla gerçekleşen öğrenmenin dayandığı üç kanun aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : C) Hazır oluş – Tekrar – Sonuç etki
Açıklama : Edward L. Thorndike’ın “Bağlaşımcılık” (Connectionism) kuramında Deneme-Yanılma (Sınama) yoluyla öğrenmenin üç temel kanunu vardır:<br>1. Hazırbulunuşluk Kanunu (Law of Readiness): Organizmanın öğrenmeye hazır olması.<br>2. Tekrar Kanunu (Law of Exercise): Tekrar edilen bağların güçlenmesi.<br>3. Etki Kanunu (Law of Effect): Davranışın sonucunun (ödül/ceza) öğrenmeyi belirlemesi (Sonuç etki).

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Temel olarak yapılan etkinliğin içerdiği beceriyi pekiştirmeye yönelik, bu becerinin ne kadar kazanıldığını anlamaya ve eksikleri gidermeye dönük girişimlerde bulunulur. Dolayısıyla bu aşama bir değerlendirme sürecini de içerir.
Yukarıdaki ifadeler bir etkinliğin hangi bölümünü tarif etmektedir?

Cevap : B) Etkinlik sonrası
Açıklama : Bir ders veya etkinlik planında “Etkinlik Sonrası” aşaması; öğrenilenlerin pekiştirildiği, transfer edildiği, geri bildirim verildiği ve hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığının kontrol edildiği (değerlendirme) kapanış bölümüdür.

#17. “….. insanoğlunun düşünce, duygu, durum ve çeşitli taleplerini birtakım sembollerle ifade etme eylemidir.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevap : A) Yazma
Açıklama : Duygu ve düşüncelerin görsel semboller (harfler/rakamlar) aracılığıyla kağıda veya dijital ortama dökülmesi eylemi “Yazma” becerisi olarak tanımlanır.

#18.
I. Konuşma, okuma ve yazmayla birlikte geliştirilemez.
II. Konuşmanın sadece fiziksel boyutu vardır.
III. Konuşma yoluyla öğrenme, anlama, kendini geliştirme daha kolay olmaktadır.
IV. Konuşma sırasında çeşitli görüş, düşünce, duygu ve sorunlar paylaşılmakta, başkalarının düşünceleri öğrenilmektedir.
Konuşmayla ilgili yukarıda verilen yargılardan hangisi ya da hangileri yanlıştır?

Cevap : E) I ve II
Açıklama : I. Yanlıştır; dil becerileri (okuma, yazma, konuşma, dinleme) bir bütündür ve birbirini destekleyerek geliştirilir.<br>II. Yanlıştır; konuşma sadece ağız ve ses tellerinin hareketi (fiziksel) değildir; aynı zamanda zihinsel (bilişsel) ve sosyal (etkileşimsel) boyutları olan karmaşık bir süreçtir.<br>III ve IV. Doğrudur; konuşma bir iletişim ve öğrenme aracıdır.

#19. İkinci dil edinim sürecinde dil gelişiminin belirli bir aşamada ilerlemesini durdurması, diğer bir ifade ile aradilin geçirgenliğini kaybetmesi durumu aşağıdakilerden hangisi olarak adlandırılır?

Cevap : D) Fosilleşme
Açıklama : Fosilleşme (Fossilization), ikinci dil öğrenen bir kişinin, hedef dildeki gelişiminin durması ve yaptığı dilbilgisi veya telaffuz hatalarının kalıcı hale gelmesidir. Ara dil (interlanguage) sistemi esnekliğini kaybeder ve hatalar “kemikleşir/fosilleşir”.

#20. “…… konuşma organının belirli hareketleri ile oluşan ve belli bir biçimde sıralanarak aynı dili konuşanlar arasında bir kavram ifadesi için kullanılan kelimeleri oluşturan anlam ayırt edici sestir.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevap : C) Ses birim
Açıklama : Dildeki seslerin, anlam ayırt etmeye yarayan en küçük birimine “Ses birim” (Fonem) denir. Örneğin “k” ve “t” sesleri, “kel” ve “tel” kelimelerinde anlamı değiştirdikleri için Türkçede birer ses birimdir. “Ses” genel fiziksel bir tanımdır; “Ses birim” ise dilbilimsel ve işlevsel (anlam ayırıcı) bir tanımdır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi 2025-2026 Final Soruları

Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi 2025-2026 Final Soruları

Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi 2025-2026 Final Soruları

Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi: Dil Edinimi, İkidillilik ve Modern Stratejiler

1. Dilin Yapı Taşları ve Söz Varlığı Taraması

Dil öğretimi, seslerin anlam ayırt edici gücünü kavramakla başlar. Ses birim (fonem), dildeki seslerin kavram ifadesi oluşturmak üzere sıralanan ve anlamı değiştiren en küçük birimidir. Bir dilin gerçek zenginliğini ortaya koyan söz varlığı ise sadece belirli kanallar değil, yazılı ve sözlü kaynakların tamamı taranarak belirlenir. Dildeki söz sayısının genişliği nedeniyle hiçbir konuşucu dilin tüm söz varlığına tam olarak hakim olamaz.

2. Öğrenme Kuramları ve Görev Temelli Yaklaşımlar

Yabancı dil öğretimi, bilişsel süreçlerle doğrudan ilişkilidir. Wolfgang Köhler tarafından tanımlanan kavrama yoluyla öğrenme, deneme-yanılmadan ziyade çözümün aniden fark edilmesini esas alır. Edward Thorndike ise öğrenmeyi hazır oluş, tekrar ve sonuç etki (ödül-ceza) prensiplerine dayandırır. Sınıf ortamında anlamayı kontrol etmek amacıyla kullanılan resim sıralama gibi gerçek hayatta karşılığı olmayan yapay etkinliklere ise özgün olmayan görevler denir.

3. İkidillilik (Bilingualism) Türleri ve Sorunları

İkidillilik süreci, bireyin ihtiyacına ve ortamına göre şekillenir. Bireyin kendi isteğiyle ikinci bir dil edinmesi seçmeli iki dillilik olarak tanımlanırken; eğitim desteği eksikliği gibi nedenlerle her iki dilde de yeterli düzeye ulaşılamaması durumuna yarım iki dillilik (semilingualism) denir. İkinci dil ediniminde gelişim durur ve hatalar kalıcı hale gelirse bu durum fosilleşme olarak adlandırılır. İkidilli çocukların her iki dilde daima eşit akıcılıkta olması bilimsel bir gerçeklik değildir.

4. Konuşma Becerisi ve Dil Gelişim Ortamı

Konuşma eylemi; fiziksel (ses üretimi), psikolojik (zihinsel kodlama) ve toplumsal (etkileşim) olmak üzere üç boyutta incelenir. Dil eğitiminin başladığı ilk ve en kritik yer aile ortamıdır. Konuşmayı sadece fiziksel bir hareket olarak görmek yanlıştır; o, duyguların paylaşıldığı bilişsel bir süreçtir. Not alma, özetleme ve bağlamdan tahmin gibi teknikler, dilde anlama becerisinin kalbi kabul edilir.

5. Kültürleşme ve Ara Dil (Interlanguage) Dinamiği

Schumann’ın Kültürleşme Modeli’ne göre, dil grupları arasındaki benzerlik ve entegrasyon arzusu gibi etmenler toplumsal mesafe başlığında incelenir. Öğrencinin ana dilinden hedef dile doğru geliştirdiği dinamik sisteme “ara dil” denir. Bu yapının en temel özelliği, sürekli yeni kurallara açık olması yani geçirgen olmasıdır. Dilbilgisel yapıların (Örn: -dır eki) sunduğu kesinlik veya olasılık nüansları ise dilin anlamsal derinliğini yansıtır.

@lolonolo_com

Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi 2025-2026 Final Soruları

Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Final Soruları

1. Bir dilin sık kullanılan söz varlığı unsurları ……. taranarak belirlenir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) televizyon programları
B) sokakta konuşulan dil
C) tarihsel metinler
D) yazılı ve sözlü kaynaklar
E) ders kitapları

Cevap : D) yazılı ve sözlü kaynaklar

Açıklama : Bir dilde en sık kullanılan kelimeleri (sıklık dizinlerini) belirlemek için yapılan derlem çalışmalarında, dilin mümkün olan en geniş ve temsili örneklemine ulaşılmaya çalışılır. Bu nedenle sadece televizyon veya sadece kitaplar yeterli değildir. Dilin yaşayan halini ve edebi boyutunu kapsayan tüm “yazılı ve sözlü kaynaklar” (gazeteler, kitaplar, konuşma kayıtları, dijital metinler vb.) taranarak en doğru veri seti oluşturulur.

2. “…… konuşma organının belirli hareketleri ile oluşan ve belli bir biçimde sıralanarak aynı dili konuşanlar arasında bir kavram ifadesi için kullanılan kelimeleri oluşturan anlam ayırt edici sestir.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Ses
B) Ses bilim
C) Ses birim
D) Tonlama
E) Durak

Cevap : C) Ses birim

Açıklama : Dildeki seslerin, anlam ayırt etmeye yarayan en küçük birimine “Ses birim” (Fonem) denir. Örneğin “k” ve “t” sesleri, “kel” ve “tel” kelimelerinde anlamı değiştirdikleri için Türkçede birer ses birimdir. “Ses” genel fiziksel bir tanımdır; “Ses birim” ise dilbilimsel ve işlevsel (anlam ayırıcı) bir tanımdır.

3. Kavrama yoluyla öğrenme terimi ilk kez kim tarafından ortaya atılmıştır?

A) M. Christopherson
B) W. Köhler
C) Mc Laughlin
D) T. Anderson
E) A. Lichtenberg

Cevap : B) W. Köhler

Açıklama : Gestalt psikolojisinin önemli isimlerinden Wolfgang Köhler, şempanzelerle yaptığı deneylerde (Sultan deneyi), hayvanların deneme-yanılma yoluyla değil, durumu bir bütün olarak algılayıp aniden çözüme ulaştıklarını gözlemlemiştir. Bu öğrenme türüne “Kavrama Yoluyla Öğrenme” (Insight Learning) veya “Seziş Yoluyla Öğrenme” adını vermiştir.

4. Gerçek yaşamda karşılaşılmayan ancak anlamanın gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmek için yabancı dil öğretimi sürecinde kullanılan görevlerdir. Resimleri sıraya koyma, dinleyip boşlukları doldurma biçimindeki görevler bu gruba girmektedir.
Yukarıda açıklanan görev biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Benzetilmiş görev
B) Yansıtılmış görev
C) Özgün olmayan görev
D) Uyarlanmış görev
E) Özgün görev

Cevap : C) Özgün olmayan görev

Açıklama : Dil öğretiminde, gerçek hayatta karşılığı olmayan ancak sınıf ortamında dil becerisini ölçmek veya pekiştirmek için tasarlanan yapay etkinliklere “Özgün Olmayan Görevler” (Non-authentic / Pedagogic tasks) denir. Örneğin, kimse gerçek hayatta durup dururken duyduğu bir metindeki boşlukları doldurmaz; bu sadece eğitsel (pedagojik) bir araçtır.

5. Aşağıdakilerden hangisinde dil eğitiminin başladığı ortam doğru verilmiştir?

A) Aile ortamı
B) İş ortamı
C) Arkadaş ortamı
D) Oyun ortamı
E) Okul ortamı

Cevap : A) Aile ortamı

Açıklama : Dil edinimi, çocuğun doğduğu andan itibaren maruz kaldığı ilk sosyal çevre olan “Aile ortamı”nda başlar. Anne-baba ve yakın bakım verenlerle kurulan iletişim, dilin temellerinin atıldığı ilk ve en kritik evredir. Okul ve arkadaş çevresi bu süreci daha sonra destekler ve geliştirir.

6. I. Konuşma, okuma ve yazmayla birlikte geliştirilemez.
II. Konuşmanın sadece fiziksel boyutu vardır.
III. Konuşma yoluyla öğrenme, anlama, kendini geliştirme daha kolay olmaktadır.
IV. Konuşma sırasında çeşitli görüş, düşünce, duygu ve sorunlar paylaşılmakta, başkalarının düşünceleri öğrenilmektedir.
Konuşmayla ilgili yukarıda verilen yargılardan hangisi ya da hangileri yanlıştır?

A) II ve III
B) Yalnız IV
C) I ve III
D) Yalnız III
E) I ve II

Cevap : E) I ve II

Açıklama :
I. Yanlıştır; dil becerileri (okuma, yazma, konuşma, dinleme) bir bütündür ve birbirini destekleyerek geliştirilir.
II. Yanlıştır; konuşma sadece ağız ve ses tellerinin hareketi (fiziksel) değildir; aynı zamanda zihinsel (bilişsel) ve sosyal (etkileşimsel) boyutları olan karmaşık bir süreçtir.
III ve IV. Doğrudur; konuşma bir iletişim ve öğrenme aracıdır.

7. Konuşma ve bilgiler arasında bağ kurma, soruları belirleme, açıklayıcı noktaları not alma, sözel olmayan ipuçlarını gözleme (jestler, ifadeler, duruş, vb.), anlaşılmayan yerleri belirleme ve sorular sorma, kendi kelimeleriyle konuşmanın özetini yapma, yeni bir kelimenin anlamını belirlemek için konuşma bütününden yararlanma, ….. tekniklerine örnek olarak gösterilebilir.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) görselleştirme
B) anlama
C) düzenleme
D) yapılandırma
E) sunu

Cevap : B) anlama

Açıklama : Soruda sayılan stratejiler (not alma, özetleme, ipuçlarını izleme, bağlamdan tahmin etme, soru sorma), bireyin duyduğu veya okuduğu bir metni zihninde işlemesini ve anlamlandırmasını sağlayan aktif süreçlerdir. Bu nedenle bu teknikler, dil öğretiminde “Anlama” (Dinlediğini/Okuduğunu Anlama) becerisini geliştirmeye yöneliktir.

8. Almanya’da İngilizce kursuna giderek yeni bir dil edinmeye çalışan ana dili Almanca konuşucusunun mevcut durumu iki dillilik bağlamında değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi olarak tanımlanabilir?

A) Eşzamanı iki dillilik
B) Aile iki dilliliği
C) Eksiltmeli iki dillilik
D) Durumsal iki dillilik
E) Seçmeli iki dillilik

Cevap : E) Seçmeli iki dillilik

Açıklama : Bireylerin zorunlu bir durum (göç, işgal vb.) olmadan, kendi istek ve çabalarıyla, eğitim yoluyla ikinci bir dil öğrenmeleri durumuna “Seçmeli İki Dillilik” (Elective Bilingualism) denir. Burada kişi dili öğrenmeyi kendi tercih etmiştir (İngilizce kursuna gitmek gibi).

9. İkinci dil edinim sürecinde dil gelişiminin belirli bir aşamada ilerlemesini durdurması, diğer bir ifade ile aradilin geçirgenliğini kaybetmesi durumu aşağıdakilerden hangisi olarak adlandırılır?

A) Yerlileştirme
B) Anadilleştirme
C) Karmalaştırma
D) Fosilleşme
E) Daldırma

Cevap : D) Fosilleşme

Açıklama : Fosilleşme (Fossilization), ikinci dil öğrenen bir kişinin, hedef dildeki gelişiminin durması ve yaptığı dilbilgisi veya telaffuz hatalarının kalıcı hale gelmesidir. Ara dil (interlanguage) sistemi esnekliğini kaybeder ve hatalar “kemikleşir/fosilleşir”.

10. Kültür uyuşumu modeline göre birtakım etmenler ikinci dil edinim sürecinde etkili olabilmektedir. Bu etmenlerden bazıları şu şekildedir:
– İki kültürün birbirine benzeme düzeyi
– İki dil grubunun sayıca birbirine yakın olup olmaması
– İki dil grubunun birbiri ile entegre olma arzusu
– İki dil grubunun arasında eşitlik olup olmaması
Yukarıda sıralanan etmenler aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?

A) Toplumsal mesafe
B) Ana dilleştirme
C) Psikolojik mesafe
D) Karmalaştırma
E) Yerlileştirme

Cevap : A) Toplumsal mesafe

Açıklama : Schumann’ın Kültürleşme Modeli’ne (Acculturation Model) göre, dil öğrenimi “Sosyal Mesafe” ve “Psikolojik Mesafe” faktörlerine bağlıdır. Soruda verilen maddeler (grupların büyüklüğü, entegrasyon arzusu, kültürel benzerlik), bireyin iç dünyasından çok, iki toplum arasındaki ilişkiyi tanımladığı için “Toplumsal Mesafe” (Social Distance) başlığı altında incelenir.

11. İkidilliliğe ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) İkidillilik eşzamanlı gelişebileceği gibi sıralı olarak da gelişebilir.
B) İkidilli çocuklar sahip oldukları dillerde her zaman eşit düzeyde akıcılığa sahiptirler.
C) İkidilli çocukların sahip oldukları dillerde farklı etkileşim ortamlarına girmeleri dil gelişimini olumlu etkiler.
D) İkidilli bireyler sahip oldukları dilleri karmalaştırarak kullanabilirler.
E) İkidilli bireylerin sahip oldukları diller arasında bir etkileşim söz konusudur.

Cevap : B) İkidilli çocuklar sahip oldukları dillerde her zaman eşit düzeyde akıcılığa sahiptirler.

Açıklama : İki dilli bireylerin her iki dili de mükemmel ve eşit derecede bilmesi (Dengeli İki Dillilik) çok nadir görülen idealize edilmiş bir durumdur. Genellikle bir dil (baskın dil), diğerine göre daha gelişmiştir veya diller farklı bağlamlarda (evde/okulda) farklı yetkinliklerde kullanılır. “Her zaman eşit düzeyde” ifadesi bilimsel olarak yanlıştır.

12. Konuşmanın üç farklı boyutu aşağıdakilerden hangisinde doğru şekilde verilmiştir?

A) Fiziksel – psikolojik – toplumsal
B) Nörolojik – fiziksel – toplumsal
C) Psikolojik – fiziksel – ruhsal
D) Toplumsal – nörolojik – ruhsal
E) Trajik – psikolojik – algısal

Cevap : A) Fiziksel – psikolojik – toplumsal

Açıklama : Konuşma eylemi üç temel boyutta gerçekleşir:
1. Fiziksel Boyut: Ses organlarının hareketi ve ses dalgalarının oluşumu.
2. Psikolojik (Zihinsel) Boyut: Düşüncenin kelimelere dökülmesi, kodlanması ve anlamlandırılması.
3. Toplumsal Boyut: Konuşmanın bir dinleyiciye yönelik olması ve sosyal etkileşim amacıyla yapılması.

13. İki dillilerin sahip olduğu iki dilde de belirli bir yetkinlik düzeyine erişememesi ve dilbilgisi, sözcük bilgisi, akıcılık, beceri alanlarındaki başarım açısından yeterli olamaması durumuna ne ad verilir?

A) Çekinik iki dillilik
B) Aile iki dilliliği
C) Sıralı iki dillilik
D) Yarım iki dillilik
E) Azınlık iki dilliliği

Cevap : D) Yarım iki dillilik

Açıklama : “Yarım İki Dillilik” (Semilingualism veya Double Semilingualism), bireyin ne ana dilini ne de ikinci dilini tam ve yetkin bir şekilde kullanamaması, her iki dilde de kısıtlı bir sözcük dağarcığına ve dilbilgisine sahip olması durumudur. Bu durum genellikle eğitimsel destek eksikliğinden kaynaklanır.

14. “….. insanoğlunun düşünce, duygu, durum ve çeşitli taleplerini birtakım sembollerle ifade etme eylemidir.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Yazma
B) Okuma
C) Dinleme
D) Konuşma
E) Okuryazar

Cevap : A) Yazma

Açıklama :

15. Temel olarak yapılan etkinliğin içerdiği beceriyi pekiştirmeye yönelik, bu becerinin ne kadar kazanıldığını anlamaya ve eksikleri gidermeye dönük girişimlerde bulunulur. Dolayısıyla bu aşama bir değerlendirme sürecini de içerir.
Yukarıdaki ifadeler bir etkinliğin hangi bölümünü tarif etmektedir?

A) Etkinlik öncesi
B) Etkinlik sonrası
C) Etkinlik sırası
D) Etkinlik stratejilerini belirleme
E) Etkinlik amaçları

Cevap : B) Etkinlik sonrası

Açıklama : Bir ders veya etkinlik planında “Etkinlik Sonrası” aşaması; öğrenilenlerin pekiştirildiği, transfer edildiği, geri bildirim verildiği ve hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığının kontrol edildiği (değerlendirme) kapanış bölümüdür.

16. İki dilli bireylerin kendilerini sahip olduğu dillerin tamamında yeterli olarak ifade edememesi durumuna verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

A) Eş zamanlı iki dillilik
B) İlerleyen iki dillilik
C) Geç iki dillilik
D) Yarım iki dillilik
E) Sıralı iki dillilik

Cevap : D) Yarım iki dillilik

Açıklama : 13. soruda olduğu gibi, bireyin bildiği dillerin hiçbirinde tam yeterliliğe ve akademik dil becerisine sahip olamaması durumu “Yarım İki Dillilik” (Semilingualism) olarak tanımlanır.

17. “Türkçede ‘-dır’ ekinin işlevlerine bakıldığında ‘Türkiye’nin başkenti Ankara’dır.’ örneğinde olduğu gibi kesinlik oluşturmakla birlikte, ‘O şimdi İstanbul’a ulaşmıştır.’ örneğinde olduğu gibi olasılık işlevi de sunabilmektedir.”
Yukarıdaki metinde bir dil bilgisel yapının hangi özelliği aktarılmaktadır?

A) Kullanımsal özelliği
B) Bilişsel özelliği
C) Biçimsel özelliği
D) Söylemsel özelliği
E) Anlamsal özelliği

Cevap : E) Anlamsal özelliği

Açıklama :

18. “Birey hedef dil ile etkileşime girdikçe sahip olduğu ara dil hedef dile doğru sürekli gelişim gösterir.”
Yukarıda ara dilin hangi özelliği vurgulanmaktadır?

A) Bilişsel olması
B) Sistematik olması
C) Davranışsal olması
D) Dinamik olması
E) Geçirgen olması

Cevap : E) Geçirgen olması

Açıklama :

19. “Hiç kimse konuştuğu dilin tüm söz varlığını bilemez.” ifadesiyle vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kitap okumanın söz varlığı gelişimindeki rolü
B) Kişinin anlama ve anlatma yeteneğini belirleyen ana ölçütün söz varlığı gücü olduğu
C) Dildeki söz sayısının çok geniş olduğu
D) Konuşma dilinin sınırlı gösterge içerdiği
E) Ezber yeteneğinin söz varlığını geliştirmek için önemli olduğu

Cevap : C) Dildeki söz sayısının çok geniş olduğu

Açıklama : Bir dildeki toplam kelime, terim ve deyim sayısı (söz varlığı), tek bir bireyin ömrü boyunca öğrenebileceğinden çok daha fazladır. En yetkin konuşmacılar veya yazarlar bile dilin tüm sözcük hazinesine hakim olamazlar. Bu ifade, dilin söz varlığının sınırsızlığını ve genişliğini vurgular.

20. Sınama yoluyla gerçekleşen öğrenmenin dayandığı üç kanun aşağıdakilerden hangisidir?

A) Meydana geliş – İlerleme – Sonuç etki
B) Hazır oluş – Tekrar – Tepki
C) Hazır oluş – Tekrar – Sonuç etki
D) Meydana geliş – Tekrar – Sonuç etki
E) Hazır oluş – İlerleme – Sonuç etki

Cevap : C) Hazır oluş – Tekrar – Sonuç etki

Açıklama : Edward L. Thorndike’ın “Bağlaşımcılık” (Connectionism) kuramında Deneme-Yanılma (Sınama) yoluyla öğrenmenin üç temel kanunu vardır:
1. Hazırbulunuşluk Kanunu (Law of Readiness): Organizmanın öğrenmeye hazır olması.
2. Tekrar Kanunu (Law of Exercise): Tekrar edilen bağların güçlenmesi.
3. Etki Kanunu (Law of Effect): Davranışın sonucunun (ödül/ceza) öğrenmeyi belirlemesi (Sonuç etki).

@lolonolo_com

Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi 2025-2026 Final Soruları

 

Çocuklukta yabancı dil olarak türkçe öğretimi

Çocuklukta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi 2025-2026 Final Soruları Soruları

Editor

Editör