Afetler Coğrafyası 2024-2025 Final Soruları
Afetler Coğrafyası 2024-2025 Final Soruları
#1. Aşağıdakilerden hangisi akarsularda hızı oluşturan etmenlerden birisi değildir?
Cevap: E) Laminer akış
Açıklama: Bir akarsuyun yatağı içindeki akış hızı birtakım fiziksel ve topoğrafik kurallara tabidir. Yatağın dikliği (eğim), suyun miktarı ve debisi (hacmi), kanalın dar veya geniş olması (enine kesiti) ve suyun kendi içindeki akıcılık direnci (viskozitesi) akarsuyun hızını doğrudan artıran veya azaltan belirleyici (nedensel) faktörlerdir. Laminer akış ise suyu hızlandıran veya yavaşlatan dışsal bir etmen veya kuvvet değildir. Laminer akış, suyun birbiriyle karışmadan, düzgün, tabakalar halinde pürüzsüz aktığı fiziksel bir akış çeşidi/biçimidir (türbülanslı akışın zıttıdır) ve hızın bir nedeni değil, sonucudur.
#2. Kuraklığın ortaya çıkmasında birtakım faktörler etkilidir.
Aşağıdakilerden hangisi bu faktörlerden birisi değildir?
Cevap: C) Yağışlı gün sayısındaki artış
Açıklama : Kuraklık; bir bölgede doğal su döngüsünün bozulması, buharlaşmanın artması ve beklenen su gelirinin (yağışın) normalin çok altına inmesiyle oluşan sinsi ve yavaş gelişen bir afettir. Yağış miktarındaki ciddi azalma, buharlaşmayı şiddetlendiren yüksek rüzgârlar, havadaki nem oranının (bağıl nem) düşmesi ve yağışların kış yerine sadece yazın düşmesi (zamanlama hatası) kuraklığı hazırlayan ve şiddetlendiren asli meteorolojik faktörlerdir. Buna karşın, bir bölgede “yağışlı gün sayısındaki artış”, toprağın suya doyması, barajların dolması ve kuraklığın kırılması anlamına gelir. Bu nedenle yağışlı gün sayısının artması kuraklığı yaratan değil, tam aksine bitiren veya önleyen pozitif bir durumdur.
#3. Aşağıdakilerden hangisi teknolojik afetler karşısında yaygın olarak kabul gören düşünce okullarından Yüksek Güvenirlikli Okul’a ait görüşlerden biri değildir?
Cevap: D) Güvenlik ve güvenilirlik öncelik olmayıp tartışılabilir.
Açıklama : Teknoloji ve afet sosyolojisinde, “Yüksek Güvenilirlikli Organizasyonlar Okulu” (High Reliability Organizations – HRO); uçak gemileri, nükleer santraller veya hava trafik kontrol kuleleri gibi sıfır hata toleransıyla çalışması gereken kurumların nasıl başarılı olduğunu inceler. Bu okula göre, iyi bir kurumsal tasarım teknolojik faciaları önleyebilir, personelin sürekli eğitilmesi şarttır ve meydana gelen kazaların kökeninde her zaman sistemdeki bireysel insan hataları (zayıf halkalar) yatar. En önemlisi, bu kurumlarda “güvenlik ve güvenilirlik” her şeyin üstündeki mutlak bir önceliktir; kâr, hız veya üretim adına kesinlikle taviz verilebilecek, esnetilebilecek veya “tartışılabilir” bir konu değildir. Bu sebeple güvenliğin tartışılabilir olduğu görüşü bu okula tamamen zıttır.
#4. Eğimli arazilerde, yüzey akışa geçen suların erozyona hassas toprakları gözle görülebilir derecede koparıp küçük kanalcıklar hâlinde taşımasıdır.
Yukarıda verilen erozyon türü aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Cevap: C) Parmak erozyonu
Açıklama : Su erozyonu toprak üzerinde adım adım ilerleyen, küçükten büyüğe doğru gelişen bir aşındırma sürecidir. Damla erozyonu yağmurun toprağa çarpmasıyla sıçraması, yüzey erozyonu ise ince bir tabaka (zar) halinde tüm yüzeyden toprak süpürülmesidir. Ancak yüzeysel olarak akan suyun eğime doğru hız kazanmasıyla birlikte, toprağı ince uzun hatlar boyunca oyup “gözle görülebilir” birkaç santimetre derinliğinde incecik oluklar (küçük kanalcıklar) oluşturarak taşımasına coğrafyada rill erosion, yani “Parmak Erozyonu” adı verilir. Bu kanalcıklar zamanla suyun aşındırmasıyla daha da büyüyüp çukurlaştığında oyuntu (gully) erozyonuna dönüşürler.

#5. Şekilde çığın değişik bölümleri gösterilmektedir. Buna göre bu bölümler sırası(a-b-c) ile aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Cevap: A) Başlama zonu – Çığ yolu – Durma zonu
Açıklama : Kar kütlesinin eğim boyunca yerçekimi etkisiyle hızla aşağı inmesine çığ adı verilir ve bu doğal felaketin gerçekleştiği topoğrafik alan işlevine göre üç temel morfodinamik bölüme (zona) ayrılır. İlk olarak dağın en yüksek ve dik yamaçlarında karın koptuğu, kopmanın başladığı huni şeklindeki alan (a) “Başlama Zonu”dur. Kopan devasa kütlenin eğim boyunca hızlanarak aşağı doğru aktığı vadi veya kanal (b) “Çığ Yolu”dur. Kar kütlesinin enerjisini yitirerek vadinin tabanında, düzlükte biriktiği ve yığılarak durduğu son alan ise (c) “Durma Zonu” olarak isimlendirilir. Bu bağlamda a, b ve c bölgelerinin doğru sıralaması A seçeneğindeki gibidir.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#6. Ülkemizdeki afetlerle ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
Cevap: B) Su baskınlarının artmasında herhangi bir neden yoktur.
Açıklama: Afet istatistikleri ve bilimsel raporlar incelendiğinde doğadaki hiçbir afetin nedensiz yere artmadığı veya şiddetlenmediği görülür. Ülkemizde su baskınlarının her geçen yıl daha yıkıcı hale gelmesinin altında hem doğal hem de ciddi beşeri (insan kaynaklı) nedenler yatmaktadır. İklim değişikliğine bağlı ani sağanak yağışlar bir yana; dere yataklarının betonla kapatılarak daraltılması, taşkın ovalarına kaçak ve çarpık yerleşim alanları kurulması, ormanların tahrip edilmesi ve altyapı yetersizliği gibi somut faktörler sel riskini katlayarak artırmaktadır. Dolayısıyla Su baskınlarının artmasında herhangi bir neden yoktur ifadesi bilime, coğrafi gerçeklere ve istatistiklere tamamen aykırıdır.
#7. Ekvatora yakın bölgelerde olan, döne döne yer değiştiren ve saatte 120 km den daha yüksek fırtınalar aşağıdakilerden hangisiyle tanımlanır?
Cevap: A) Kasırga
Açıklama: Sıcak okyanus sularının (26.5°C ve üzeri) üzerinde oluşan, muazzam bir ısı enerjisiyle beslenerek merkezinde bir göz barındıran ve kendi etrafında fırıldak gibi dönerek yer değiştiren devasa alçak basınç sistemlerine genel olarak Tropikal Siklon denir. Bu tropikal siklonlar, Coriolis kuvvetinin etkisiyle Ekvator çevresindeki (0-30 enlemleri) sıcak denizlerde oluşur ve rüzgâr hızları saatte 119 km’yi (74 mil) aştığı andan itibaren afet seviyesine ulaşırlar. Bu şiddetli fırtınalar, oluştukları okyanusa göre farklı isimler alırlar; Atlas Okyanusu ve Doğu Pasifik’te Kasırga (Hurricane) adıyla tanımlanarak devasa yıkımlara yol açarlar.
#8. Aşağıda deprem büyüklüklerinin saptanmasında kullanılan ölçütler verilmiştir.
Buna göre verilen tanımlamalardan hangisi yanlıştır?
Cevap: B) Süre büyüklüğü: Küçük, sığ ve yakın depremlerde S dalgaları kullanılarak bulunan büyüklüktür.
Açıklama:
#9. Tsunamilerin okyanus ve denizlerdeki dağılış ve oranlarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanıştır?
Cevap: D) Kuzey Buz Denizi yüzde 30
Açıklama: Tsunami (liman dalgası); okyanus tabanındaki şiddetli depremler, volkanik patlamalar veya denizaltı heyelanları sonucunda devasa su kütlelerinin harekete geçmesiyle oluşan sismik deniz dalgalarıdır. Yeryüzündeki tektonik ve sismik aktivitelerin (Pasifik Ateş Çemberi) yoğunluğuna bağlı olarak tsunamilerin büyük bir çoğunluğu, yani yaklaşık yüzde 59’u Büyük Okyanus’ta (Pasifik) meydana gelir. Akdeniz, Atlas ve Hint Okyanusları da sahip oldukları fay hatları nedeniyle değişen oranlarda tsunami riski barındırır. Ancak fay hareketliliğinin son derece düşük olduğu ve sismik bir tehdit alanı sayılmayan Kuzey Buz Denizi’nin (Arktik Okyanusu) tsunami oranında yüzde 30 gibi devasa bir paya sahip olduğu bilgisi coğrafi ve tektonik gerçeklerle uyuşmaz, kesinlikle yanlıştır.
#10. 30 ve 45 kuzey ve güney enlemleri arasında yer alan yüksek basınç kuşağının genişlemesine bağlı olarak görülen yağış azlığı sonucunda daha geniş alanlarda kuraklık yaşanabilir.
Yukarıda açıklanan kuraklık nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap: A) Geniş boyutlu sürekli atmosferik sübsidans
Açıklama : Meteorolojide havanın yüksek basınç alanlarında alçalıcı (çöken) hareketine “sübsidans” adı verilir. Çöken hava kütlesi yere doğru indikçe ısındığı için bulut oluşumunu ve yağışı kesinlikle engeller, bu da kuraklığa yol açar. Dünya üzerinde 30 ve 45 derece enlemleri (Dinamik Yüksek Basınç alanları ve Çöller) yıl boyunca havanın sürekli aşağı doğru çöktüğü (alçaldığı) devasa kurak kuşaklardır. Bu yüksek basınç (çökme) merkezlerinin zaman zaman normal sınırlarından çıkarak çok daha büyük sahalara doğru genişlemesi ve bulutları aylarca engellemesi durumuna coğrafyada “Geniş boyutlu sürekli atmosferik sübsidans” denilmektedir.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#11. Bir yamaç boyunca meydana gelen su erozyonunun oluş sırası aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Cevap: B) Damla – Yüzey – Parmak ve Oyuntu – Akarsu kenar
Açıklama : Bir yamaçta su erozyonu mikrodan makroya doğru yıkıcı ve ardışık bir silsile izler. Süreç ilk olarak gökten düşen yağmur damlasının yere şiddetle çarpıp toprak taneciklerini yerinden oynatmasıyla (Damla erozyonu) başlar. Kopan bu tanecikler biriken suyun ince bir tabaka halinde eğim yönünde süzülmesiyle aşağı doğru süpürülür (Yüzey erozyonu). Sular zamanla birleşerek ince oluklar (Parmak erozyonu) ve ardından derin çukurlar, hendekler açar (Oyuntu erozyonu). En nihayetinde bu hızlı akış dere ve nehirlere ulaştığında, suların kıyıları ve şevleri parçalayarak akmasıyla süreç “Akarsu kenar erozyonu” (kıyı oyulması) ile en büyük ve son evresini tamamlar.
#12. Aşağıdakilerden hangisi volkanların oluşturduğu birincil düzey tehlikelerden biri değildir?
Cevap: E) Tsunami
Açıklama: Volkanik püskürmeler, oluşum anında patlamanın doğasından kaynaklanan ve etrafa doğrudan zarar veren birincil tehlikeler yaratır. Kraterden çıkan kızgın lav akıntıları, devasa kül ve tefra yağışları, havayı zehirleyen sülfürlü volkanik gazlar ile dağdan aşağı saatte yüzlerce kilometre hızla inen ölümcül piroklastik akıntılar (kızgın gaz ve kaya bulutu) yanardağın oluşturduğu birincil (doğrudan) düzey tehlikelerdir. Tsunami ise volkanın kendisi değil; volkanın denize çökmesi, patlamanın yarattığı sarsıntı veya denize inen heyelanların deniz suyunu dalgalandırmasıyla oluşan zincirleme bir doğa olayıdır. Bu sebeple tsunami birincil değil, patlamanın tetiklediği bir ikincil düzey afettir.
#13. Yüzey üzerinde ayrışan ve taşınan sedimanlar uygun olan ortamlarda depolanır.
Aşağıdakilerden hangisi sedimanın depolanma alanlarından biri değildir?
Cevap: A) Eğimli yamaçlar
Açıklama: Rüzgâr, su veya buzullar tarafından taşınan kayaç parçacıkları (sedimanlar), enerjinin ve taşıma gücünün azaldığı düzlük veya çukur alanlarda birikmeye (depolanmaya) başlarlar. Vadi tabanları, dağların etekleri (yamaçların alt bölümleri), deniz kıyısındaki kıtasal şelfler and okyanusların derin tabanları bu malzemenin yerçekimi etkisiyle kolayca biriktiği, enerjinin sıfırlandığı uygun depolanma alanlarıdır. Ancak eğimli yamaçlar, yerçekimi ve yüzey akışının etkisiyle malzemenin sürekli hareket halinde olduğu, birikmenin değil aksine taşınmanın (erozyonun) aktif olduğu alanlardır. Bu nedenle eğimli yamaçlar fiziksel olarak bir depolanma alanı olamazlar.
#14. Aşağıdakilerden hangisi kütle hareketlerinden biri değildir?
Cevap: E) Lav akıntıları
Açıklama: Jeomorfolojide Kütle Hareketleri, yamaçlardaki toprak, kaya veya moloz gibi yeryüzü malzemelerinin yerçekiminin etkisiyle, suyun veya eğimin de yardımıyla aşağı doğru hareket etmesi (yer değiştirmesi) sürecidir. Kayaların serbestçe yuvarlandığı düşme, büyük blokların öne doğru yattığı devrilme, yamacın bir bütün halinde aşağı süzüldüğü kayma (heyelan) ve toprağın yavaşça hareket ettiği sürünme olayları başlıca yüzeysel kütle hareketleridir. Ancak lav akıntıları yerçekimine bağlı olarak yamaçtan kopan yüzeysel bir kütle hareketi değil; doğrudan magmanın yeryüzüne çıkarak akmasıyla oluşan, volkanizma (iç kuvvetler) kökenli bir jeolojik afettir. Bu nedenle lavlar dış kuvvetlerin şekillendirdiği kütle hareketleri sınıfına dâhil edilemez.
#15. Aşağıdaki bölgelerin hangisinde taşkın afeti meydana gelmez?
Cevap: D) Grönland
Açıklama: Taşkın (sel); şiddetli yağışlar veya hızla eriyen karlar sonucunda akarsu yataklarının taşıyamayacağı kadar suyla dolup çevresindeki ovaları basması olayıdır. Hindistan, Vietnam ve Çin gibi Muson Asyası ülkeleri, yaz aylarında aldıkları devasa muson yağışları nedeniyle dünyada taşkınların en çok can aldığı ve en sık görüldüğü yerlerdir. İngiltere de her mevsim yağış alan okyanusal iklimi nedeniyle sürekli taşkın riski altındadır ve bu durumu sıkça yaşar. Namun kutuplara çok yakın olan, yüzeyinin tamamına yakını kilometrelerce kalınlıkta devasa buzul tabakası (örtü buzulu) ile kaplı olan ve üzerinde taşkın yaratabilecek düzenli/büyük bir akarsu ağı bulunmayan Grönland’da taşkın afeti meydana gelmesi fiziki olarak imkânsızdır.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#16. • Zayıf Ağaçlar ve yol işaretlerinde hasara yol açar. Rüzgâr hızı 119-153 (km/s) arası değişir.
• Binalarda çatı ve pencerelere hasar verir. Rüzgâr hızı 154-177 (km/s) arası değişir.
• Perde duvarlarda ciddi hasarlar oluşur, ciddi seviyede çatı hasarı, tüm ağaçlar, işaret levhaları devrilir. Rüzgâr hızı 210-249 (km/s) arası değişir.
Yukarıda etkileri verilen kasırgaların Saffir-Simpson ölçeğinde kategorileri sırası ile aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Cevap: D) Kategori 1- Kategori 2- Kategori 4
Açıklama: Kasırgaların gücü, rüzgârın saatteki hızına ve potansiyel hasarına göre sınıflandırılan 1’den 5’e kadar uzanan Saffir-Simpson Kasırga Ölçeği ile belirlenir ve tüm dünyada kabul görür. 119-153 km/s hızla esen ve en hafif hasarı (zayıf ağaçlar ve levhalar) veren kasırgalar Kategori 1 olarak tanımlanır. Çatıları uçurup pencereleri kıran 154-177 km/s hıza sahip olan fırtınalar ise Kategori 2 seviyesindedir. Perde duvarlarını yıkacak, yapısal felakete yol açacak ve tüm ağaçları kökünden sökecek kadar güçlü, rüzgâr hızı 210-249 km/s arasında değişen çok şiddetli fırtınalar ise Kategori 4 seviyesinde sınıflandırılır.
#17. 1993-2013 yılları arasında afetten en fazla etkilenmiş ilk üç ülke sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Cevap: B) Çin -ABD – Filipinler
Açıklama: Uluslararası Afet Veri Tabanı (EM-DAT) ve küresel raporların 1993-2013 yılları arasındaki yirmi yıllık istatistikleri incelendiğinde, afetlerin küresel dağılımında belirgin bir tablo ortaya çıkmaktadır. Doğa olaylarının sıklığı, iklim çeşitliliği ve devasa nüfus yoğunlukları nedeniyle afetlerden sayısal olarak en fazla etkilenen (can kaybı, ekonomik zarar veya etkilenen insan sayısı bakımından) ülkelerin sırasıyla Çin, ABD ve Filipinler olduğu görülmektedir. Çin, devasa sel felaketleri ve depremlerle listede açık ara ilk sırada yer alırken; ABD kasırga, hortum ve orman yangınlarıyla onu takip etmektedir. Pasifik Ateş Çemberi üzerindeki ada ülkesi Filipinler ise tayfunlar, volkanik patlamalar ve depremlerle bu ölümcül listenin üçüncü sırasında yer alır.
#18. Aşağıdakilerden hangisi yangınların medyana gelmesinde etkili olan beşeri etmenlerden biri değildir?
Cevap: C) Kuraklık
Açıklama: Orman yangınları oluşum nedenlerine göre doğal ve beşeri (insan kaynaklı) olarak ikiye ayrılır. İnsanların dikkatsizliği sonucu doğaya atılan sönmemiş sigara izmaritleri, söndürülmeden bırakılan piknik ateşleri, enerji nakil hatlarından veya araçlardan kaynaklanan kazalar ile kasıtlı çıkarılan terör amaçlı yangınlar doğrudan beşeri etmenler kategorisindedir. Kuraklık ise yağış yetersizliği ve aşırı sıcaklıkların ormandaki bitki örtüsünü kurutarak yanmaya son derece elverişli hale getirdiği tamamen meteorolojik, fiziksel ve doğal bir etmendir. İnsan faaliyeti değil, iklimsel bir süreç olduğu için beşeri etmenler arasında gösterilemez.
#19. Orman yangınlarından sonra meydana gelen canlı ve cansız örtünün yok olmasıyla aşağıdaki doğal afetlerden hangisi meydana gelmez?
Cevap: C) Deprem
Açıklama : Ormanlar bir bölgenin ekosistem dengeleyicisidir ve toprağı koruyan en büyük kalkandır. Bir orman yangını sonrası bitki örtüsünün tamamen kül olması (canlı ve cansız örtünün yok olması), toprağın suyu emme kapasitesini bitirir; bu durum yağmur sularını hızla yüzeyden akıtarak selleri ve taşkınları tetikler. Köklerin ölmesiyle toprak tutunamaz ve ilk sağanaklarda şiddetli erozyon ile yamaçlarda heyelanlar meydana gelir, yangın sırasında çıkan dumanlar ise ciddi hava kirliliği yaratır. Ancak “Deprem” yer kabuğundaki fay hatlarının sürtünmesi ve kırılmasıyla oluşan tamamen tektonik bir iç kuvvet olayıdır; yeryüzündeki ağaçların yanıp yanmaması yer altındaki bu levha hareketlerini ve sismik enerjiyi etkileyecek bir durum değildir.
#20. Nükleer sanayi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Cevap: E) Nükleer santraller atmosfere zararlı gaz ve kül bırakır.
Açıklama: Nükleer enerji santralleri, uranyum gibi ağır metallerin atom çekirdeklerinin parçalanması (fisyon) tepkimesiyle devasa miktarda ısı üretir ve bu ısı suyu buhara çevirerek elektrik jeneratörlerini çalıştırır. Çernobil ve Fukuşima örneklerinde olduğu gibi kazalar büyük radyasyon sızıntılarına ve ölümlere yol açabilse de; normal çalışma şartlarında nükleer reaktörlerin bacalarından çıkan şey sadece su buharıdır. Kömür veya petrol gibi fosil yakıtlı termik santrallerin aksine, nükleer santraller atmosfere karbondioksit, kükürtdioksit gibi zararlı gazlar ve kül bırakmazlar, yani sera gazı salınımı yapmazlar. Bu temel fark nükleer enerjiyi çevresel emisyonlar açısından diğerlerinden ayırır.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
SONUÇ
Afetler Coğrafyası 2024-2025 Final Soruları
| Afetler Coğrafyası 2024-2025 Final Soruları | |
|---|---|
|
|
| @lolonolo_com |
| Afetler Coğrafyası 2024-2025 Final Soruları | |
|---|---|
|
|
| @lolonolo_com |
Afetler Coğrafyası 2024-2025 Final Soruları
