LOLONOLO Ana Sayfa » blog » Anadolu AÖF » İLT107U İletişim Bilgisi Ünite -2
Anadolu AöfAöfAöf Çocuk Gelişimi Ön LisansİLT107U İletişim Bilgisi

İLT107U İletişim Bilgisi Ünite -2

İLT107U İletişim Bilgisi Ünite -2 Sözel İletişim

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » Anadolu AÖF » İLT107U İletişim Bilgisi Ünite -2

#1. Aşağıdakilerden hangisi konuşmanın tanımlanmasında kullanılan boyutlardan biri değildir?

Cevap : D. Nevrotik

Açıklama : Konuşma eylemi; fiziksel (ses dalgaları), fizyolojik (konuşma organları), psikolojik (zihinsel süreçler) ve sosyolojik (toplumsal etkileşim) boyutlarda incelenir. Nevrotik ise bir kişilik özelliğini veya psikolojik durumu ifade eder ve konuşmanın temel bir boyutu olarak kabul edilmez, ancak konuşma biçimini etkileyebilir.

#2. Aşağıdakilerden hangisi bir konuşmanın açılış kısmında dinleyicilerin ilgisini çekmek için kullanılabilecek çengelerden biri değildir?

Cevap : D. Zaman kaybetmeden konuya geçmek

Açıklama : Bir konuşmanın açılışındaki “çengel”, dinleyicinin dikkatini hemen konuya çekmeyi amaçlayan bir tekniktir. Soru sormak, hikaye anlatmak veya şaşırtıcı bir veri paylaşmak gibi yöntemler dinleyicide merak uyandırır. Doğrudan konuya girmek ise bir çengel tekniği değildir, aksine bu adımı atlayarak ana bölüme geçmektir.

#3. Bilgi hiyerarşisinde soyutlamanın başladığı düzey aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : E. Anlayış

Açıklama : Bilgi hiyerarşisi (DIKW piramidi) Veri, Malumat, Bilgi, Anlayış ve Bilgelik şeklinde sıralanır. Veri ve malumat somut olgulara dayanırken, “Anlayış” düzeyinde bu bilgilerin arkasındaki “neden”ler kavranır, ilişkiler kurulur ve sentez yapılır. Bu, somuttan soyuta geçişin ve soyutlamanın başladığı aşamadır.

#4. Aşağıdakilerden hangisi kapanış fikri olarak kullanılabilecek yollardan biri değildir?

Cevap : A. Gözden geçirme

Açıklama : Konuşma kapanışı, dinleyicide kalıcı bir etki bırakmayı hedefler. Çemberi tamamlamak (açılışa gönderme yapmak), eyleme çağırmak gibi teknikler bu amaca hizmet eder. “Gözden geçirme” ise ana noktaların bir özetidir ve genellikle kapanışın kendisinden hemen önce yer alan yapısal bir unsurdur, kapanış fikrinin kendisi değildir.

#5. Dinleyicilerin duygularını anlayabilme ve yönlendirebilme yetisini ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevap : C. Patos

Açıklama : Aristoteles’in retorik (ikna sanatı) üzerine yaptığı sınıflandırmaya göre “Patos”, konuşmacının dinleyicilerin duygularına hitap etme becerisidir. Konuşmacı, dinleyicilerde istediği duygusal tepkileri (coşku, üzüntü, öfke vb.) uyandırarak onları ikna etmeye çalışır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Konuşmanın anafikrini kısaca ifade ettikten sonra önemli noktaların ve konuya nasıl yaklaşılacağının açıklandığı kısım aşağıdakilerden hangsidir?

Cevap : A. Önserim

Açıklama : “Önserim” (bazen “yol haritası” da denir), konuşmanın giriş bölümünde yer alır. Konuşmacı, ana fikri belirttikten sonra bu bölümde dinleyicilere hangi ana başlıkları hangi sırayla ele alacağını kısaca anlatır. Bu, dinleyicinin konuşmayı daha kolay takip etmesini sağlar.

#7. Aşağıdakilerden hangisi sahne korkusuyla baş etme yollarından biri değildir?

Cevap : E. En yüksek etki

Açıklama : Sahne korkusuyla başa çıkmak için rahatlama egzersizleri, iyi bir hazırlık yapmak (bilinmezi bilinir kılmak), olumlu düşünmek ve dinleyiciler arasında tanıdık yüzlere odaklanmak gibi kanıtlanmış yöntemler vardır. “En yüksek etki” ise bir başa çıkma yöntemi değil, konuşmanın bir hedefidir ve bu hedefe odaklanmak korkuyu azaltmak yerine artırabilir.

#8. Aşağıdakilerden hangisi konuşmanın ve dilin kökeni ile ilgili kuramlardan biri değildir?

Cevap : B. Yardımlaşma kuramı

Açıklama : Dilin kökenini açıklamaya çalışan başlıca kuramlar arasında jestlerden (Jest kuramı), duygusal ünlemlerden (Ünlem kuramı) veya birlikte yapılan işlerdeki ritmik seslerden (İş şarkısı kuramı) doğduğu gibi teoriler bulunur. “Yardımlaşma kuramı” ise dilin kökenine dair spesifik bir kuram olmaktan çok, genel bir sosyolojik ilkedir.

#9. “Çocuk rastgele jestler ve sesler çıkartır. Çocuğun uyaranlara olan tepkileri rastgeledir.” Aşağıdaki evrelerden hangisinde bu özellikler gözlenir?

Cevap : B. Doyumsuzluk evresi

Açıklama : Konuşma gelişiminin bu ilk evresinde bebek, ihtiyaçlarını (açlık, rahatsızlık vb.) belirtmek için bilinçsiz ve rastgele sesler ile jestler kullanır. Sesler ve tepkiler henüz farklılaşmamıştır ve doğrudan uyaranlara verilen içgüdüsel yanıtlardır. Bu nedenle bu döneme doyumsuzluk (ihtiyaçların giderilmesine yönelik) evresi denir.

#10. Konuşmayı yeme, içme, soluk alma gibi organların birincil işlevi değil ikincil işlevi olarak değerlendiren yaklaşım hangisidir?

Cevap : D. Fizyolojik

Açıklama : Fizyolojik yaklaşım, konuşmanın biyolojik temelini inceler. Bu yaklaşıma göre, ses üretiminde kullanılan akciğer, gırtlak, dil gibi organların asıl (birincil) görevleri solunum ve beslenmedir. Bu organların konuşma için kullanılması, evrimsel süreçte gelişmiş ikincil bir işlevdir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

İLT107U İletişim Bilgisi Ünite -2

Sözel İletişim

Anadolu Aöf Çocuk Gelişimi Ön Lisans

Öğrenci Dostu
Öğrenme Yönetim Sistemi – LOLONOLO

İLT107U İletişim Bilgisi Ünite -2

Sözel İletişim

Anadolu Aöf Çocuk Gelişimi Ön Lisans

Öğrenci Dostu
Öğrenme Yönetim Sistemi – LOLONOLO

İLT107U İletişim Bilgisi Ünite -2 Sözel İletişim

Sözel İletişim Sanatı: Konuşmanın Boyutları, Yapısı ve Etkili Sunum Teknikleri

Giriş: Konuşmanın Çok Boyutlu Doğası

Sözel iletişim, insan etkileşiminin temel taşıdır. Ancak konuşma, sadece ağzımızdan çıkan seslerden ibaret değildir. Bu eylem, kendi içinde karmaşık ve çok boyutlu bir yapı barındırır. Bir konuşmayı tam olarak anlayabilmek için onu fiziksel (ses dalgaları), fizyolojik (konuşma organları), psikolojik (zihinsel süreçler) ve sosyolojik (toplumsal etkileşim) boyutlarıyla ele almak gerekir. Bu temel boyutlar arasında “nevrotik” gibi bir kişilik özelliği yer almaz, ancak bu tür durumlar konuşma biçimini etkileyebilir. Konuşmanın kökenine dair ise Jest kuramı, Ünlem kuramı ve İş şarkısı kuramı gibi çeşitli teoriler öne sürülmüştür; “Yardımlaşma kuramı” ise bu spesifik kuramlardan biri değildir.

Konuşmanın Biyolojik Temeli ve Gelişim Evreleri

Konuşmanın biyolojik temelini inceleyen fizyolojik yaklaşıma göre, ses üretiminde kullandığımız organların (akciğer, gırtlak, dil vb.) asıl görevi solunum ve beslenmedir. Konuşma, bu organların evrimsel süreçte kazandığı ikincil bir işlevdir. İnsan yavrusu da konuşma yetisini belirli evrelerden geçerek kazanır. Bu sürecin ilk basamaklarından olan ve bebeğin ihtiyaçlarını belirtmek için bilinçsiz, rastgele jestler ve sesler çıkardığı döneme “Doyumsuzluk evresi” denir. Bu evrede tepkiler henüz farklılaşmamıştır ve doğrudan uyaranlara verilen içgüdüsel yanıtlardır.

Etkili Konuşmanın Yapısı: Açılış, Gelişme, Kapanış

Etkili bir konuşma, dinleyicinin dikkatini yakalayan, mesajı net bir şekilde ileten ve akılda kalıcı bir etki bırakan yapısal bir bütünlüğe sahip olmalıdır.

  • Açılış (Giriş): Konuşmanın en kritik bölümüdür. Burada amaç, dinleyicinin ilgisini hemen konuya çekmektir. Bunun için “çengel” adı verilen teknikler kullanılır. Dinleyiciye düşündürücü bir soru sormak, bir hikâye anlatmak veya önemli bir istatistik veri kullanmak etkili çengellerdir. “Zaman kaybetmeden konuya geçmek” ise bir çengel tekniği değildir. Açılışta ayrıca, ana fikri belirttikten sonra dinleyicilere hangi başlıkları ele alacağınızı kısaca anlattığınız “Önserim” bölümü yer alır. Bu, dinleyici için bir yol haritası görevi görür.
  • Ana Bölüm (Gelişme): Konunun detaylandırıldığı, argümanların sunulduğu ve kanıtların paylaşıldığı kısımdır.
  • Kapanış (Sonuç): Konuşmanın son etkisini bıraktığı bölümdür. Ana noktaların bir özeti olan “gözden geçirme” genellikle kapanıştan hemen önce yapılır. Etkili bir kapanış fikri olarak ise açılışa gönderme yaparak çemberi tamamlamak, dinleyiciyi eyleme çağırmak veya güçlü ve iyi yazılmış bir cümle kullanmak gibi teknikler tercih edilebilir.

İkna Sanatı (Retorik) ve Bilgi Hiyerarşisi

İyi bir konuşmacı, dinleyicilerini ikna etme yeteneğine de sahip olmalıdır. Aristoteles’in retorik kuramına göre, iknanın üç temel unsuru vardır. Bunlardan biri olan “Patos”, konuşmacının dinleyicilerin duygularını anlayabilme ve yönlendirebilme yetisini ifade eder. Konuşmacı, dinleyicide istediği duygusal tepkiyi uyandırarak mesajını daha etkili kılar.

İletilen bilginin değeri ise bir hiyerarşi içinde yükselir. Bu hiyerarşi Veri, Malumat, Bilgi, Anlayış ve Bilgelik şeklinde sıralanır. Bu basamaklar arasında, somut olgulardan çıkarım yapmanın ve “neden” sorusuna yanıt aramanın başladığı, dolayısıyla soyutlamanın da başladığı düzey “Anlayış”tır.

Sahne Korkusuyla Başa Çıkma Yöntemleri

En deneyimli konuşmacıların bile yaşayabildiği sahne korkusu, kontrol altına alınabilir bir durumdur. Bunun için rahatlama egzersizleri yapmak, iyi bir hazırlıkla bilinmezi bilinir kılmak, sunumun başarılı geçtiğini hayal ederek olumlu hayal kurmak ve dinleyiciler arasında tanıdık yüzlere odaklanmak gibi kanıtlanmış yöntemler vardır. “En yüksek etki” yaratma hedefi ise bir başa çıkma yöntemi değil, aksine kaygıyı artırabilecek bir performans baskısıdır.

@lolonolo_com

İLT107U İletişim Bilgisi Ünite -2 Sözel İletişim

İLT107U İletişim Bilgisi

Ünite 2

Sözel İletişim

1 Aşağıdakilerden hangisi konuşmanın tanımlanmasında kullanılan boyutlardan biri değildir?

A. Fiziksel
B. Fizyolojik
C. Psikolojik
D. Nevrotik
E. Sosyolojik

Cevap : D. Nevrotik

Açıklama : Konuşma eylemi; fiziksel (ses dalgaları), fizyolojik (konuşma organları), psikolojik (zihinsel süreçler) ve sosyolojik (toplumsal etkileşim) boyutlarda incelenir. Nevrotik ise bir kişilik özelliğini veya psikolojik durumu ifade eder ve konuşmanın temel bir boyutu olarak kabul edilmez, ancak konuşma biçimini etkileyebilir.

2 Konuşmayı yeme, içme, soluk alma gibi organların birincil işlevi değil ikincil işlevi olarak değerlendiren yaklaşım hangisidir?

A. Psikolojik
B. Sosyolojik
C. Fiziksel
D. Fizyolojik
E. Nörolojik

Cevap : D. Fizyolojik

Açıklama : Fizyolojik yaklaşım, konuşmanın biyolojik temelini inceler. Bu yaklaşıma göre, ses üretiminde kullanılan akciğer, gırtlak, dil gibi organların asıl (birincil) görevleri solunum ve beslenmedir. Bu organların konuşma için kullanılması, evrimsel süreçte gelişmiş ikincil bir işlevdir.

3 Aşağıdakilerden hangisi konuşmanın ve dilin kökeni ile ilgili kuramlardan biri değildir?

A. İş şarkısı kuramı
B. Yardımlaşma kuramı
C. Toplumsal denetim kuramı
D. Jest kuramı
E. Ünlem kuramı

Cevap : B. Yardımlaşma kuramı

Açıklama : Dilin kökenini açıklamaya çalışan başlıca kuramlar arasında jestlerden (Jest kuramı), duygusal ünlemlerden (Ünlem kuramı) veya birlikte yapılan işlerdeki ritmik seslerden (İş şarkısı kuramı) doğduğu gibi teoriler bulunur. “Yardımlaşma kuramı” ise dilin kökenine dair spesifik bir kuram olmaktan çok, genel bir sosyolojik ilkedir.

4 “Çocuk rastgele jestler ve sesler çıkartır. Çocuğun uyaranlara olan tepkileri rastgeledir.” Aşağıdaki evrelerden hangisinde bu özellikler gözlenir?

A. Telafuz edilen dil evresi
B. Doyumsuzluk evresi
C. Jest evresi
D. Heceleme evresi
E. Dil öncesi seslenme evresi

Cevap : B. Doyumsuzluk evresi

Açıklama : Konuşma gelişiminin bu ilk evresinde bebek, ihtiyaçlarını (açlık, rahatsızlık vb.) belirtmek için bilinçsiz ve rastgele sesler ile jestler kullanır. Sesler ve tepkiler henüz farklılaşmamıştır ve doğrudan uyaranlara verilen içgüdüsel yanıtlardır. Bu nedenle bu döneme doyumsuzluk (ihtiyaçların giderilmesine yönelik) evresi denir.

5 Dinleyicilerin duygularını anlayabilme ve yönlendirebilme yetisini ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

A. Retorik
B. Logos
C. Patos
D. Etos
E. Etik

Cevap : C. Patos

Açıklama : Aristoteles’in retorik (ikna sanatı) üzerine yaptığı sınıflandırmaya göre “Patos”, konuşmacının dinleyicilerin duygularına hitap etme becerisidir. Konuşmacı, dinleyicilerde istediği duygusal tepkileri (coşku, üzüntü, öfke vb.) uyandırarak onları ikna etmeye çalışır.

6 Bilgi hiyerarşisinde soyutlamanın başladığı düzey aşağıdakilerden hangisidir?

A. Malumat
B. Bilgelik
C. Bilgi
D. Veri
E. Anlayış

Cevap : E. Anlayış

Açıklama : Bilgi hiyerarşisi (DIKW piramidi) Veri, Malumat, Bilgi, Anlayış ve Bilgelik şeklinde sıralanır. Veri ve malumat somut olgulara dayanırken, “Anlayış” düzeyinde bu bilgilerin arkasındaki “neden”ler kavranır, ilişkiler kurulur ve sentez yapılır. Bu, somuttan soyuta geçişin ve soyutlamanın başladığı aşamadır.

7 Aşağıdakilerden hangisi bir konuşmanın açılış kısmında dinleyicilerin ilgisini çekmek için kullanılabilecek çengelerden biri değildir?

A. Düşündürücü ve ilginç bir soru ile başlamak
B. Bir hikâye, anekdot ya da kişisel deneyimi paylaşmak
C. Güncel bir şeye referans göstermek
D. Zaman kaybetmeden konuya geçmek
E. Önemli bir istatistik veri kullanmak

Cevap : D. Zaman kaybetmeden konuya geçmek

Açıklama : Bir konuşmanın açılışındaki “çengel”, dinleyicinin dikkatini hemen konuya çekmeyi amaçlayan bir tekniktir. Soru sormak, hikaye anlatmak veya şaşırtıcı bir veri paylaşmak gibi yöntemler dinleyicide merak uyandırır. Doğrudan konuya girmek ise bir çengel tekniği değildir, aksine bu adımı atlayarak ana bölüme geçmektir.

8 Aşağıdakilerden hangisi kapanış fikri olarak kullanılabilecek yollardan biri değildir?

A. Gözden geçirme
B. Çemberi tamamlamak
C. Güçlü ve iyi yazılmış bir cümle
D. Eyleme çağırmak
E. Geleceğe işaret etmek

Cevap : A. Gözden geçirme

Açıklama : Konuşma kapanışı, dinleyicide kalıcı bir etki bırakmayı hedefler. Çemberi tamamlamak (açılışa gönderme yapmak), eyleme çağırmak gibi teknikler bu amaca hizmet eder. “Gözden geçirme” ise ana noktaların bir özetidir ve genellikle kapanışın kendisinden hemen önce yer alan yapısal bir unsurdur, kapanış fikrinin kendisi değildir.

9 Aşağıdakilerden hangisi sahne korkusuyla baş etme yollarından biri değildir?

A. Rahatlama egzersizleri
B. Tanıdık yüzler
C. Bilinmezi bilinir kılın
D. Olumlu hayal kurmak
E. En yüksek etki

Cevap : E. En yüksek etki

Açıklama : Sahne korkusuyla başa çıkmak için rahatlama egzersizleri, iyi bir hazırlık yapmak (bilinmezi bilinir kılmak), olumlu düşünmek ve dinleyiciler arasında tanıdık yüzlere odaklanmak gibi kanıtlanmış yöntemler vardır. “En yüksek etki” ise bir başa çıkma yöntemi değil, konuşmanın bir hedefidir ve bu hedefe odaklanmak korkuyu azaltmak yerine artırabilir.

10 Konuşmanın anafikrini kısaca ifade ettikten sonra önemli noktaların ve konuya nasıl yaklaşılacağının açıklandığı kısım aşağıdakilerden hangsidir?

A. Önserim
B. Gözden geçirme
C. Çengel
D. Kapanış
E. Ana bölüm

Cevap : A. Önserim

Açıklama : “Önserim” (bazen “yol haritası” da denir), konuşmanın giriş bölümünde yer alır. Konuşmacı, ana fikri belirttikten sonra bu bölümde dinleyicilere hangi ana başlıkları hangi sırayla ele alacağını kısaca anlatır. Bu, dinleyicinin konuşmayı daha kolay takip etmesini sağlar.

İLT107U İletişim Bilgisi
Anadolu Aöf Çocuk Gelişimi Ön Lisans

Öğrenci Dostu
Öğrenme Yönetim Sistemi – LOLONOLO

 

Editor

Editör