LOLONOLO Ana Sayfa » blog » Adalet » Ceza Hukuku 2025-2026 Final Soruları
AdaletauzefCeza HukukuHukuk Büro Yönetimi ve SekreterliğiSiyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi

Ceza Hukuku 2025-2026 Final Soruları

Ceza Hukuku 2025-2026 Final Soruları

 
LOLONOLO Ana Sayfa » blog » Adalet » Ceza Hukuku 2025-2026 Final Soruları

#1. TCK 179/1. maddesine göre; Kara, deniz, hava veya demir yolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hâle getirerek, konulduklar yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya mal varlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilir.
Buna göre maddede öngörülen suçla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevap : B) Seçimlik hareketli bir tehlike suçudur.
Açıklama : TCK 179/1 maddesi (Trafik güvenliğini tehlikeye sokma), suçun oluşması için “işareti değiştirmek”, “kullanılamaz hale getirmek”, “yanlış işaret vermek”, “yola bir şey koymak” gibi birden fazla hareketten herhangi birinin yapılmasını yeterli görür (Seçimlik Hareket). Ayrıca suçun oluşması için birinin ölmesi veya yaralanması (zarar) gerekmez; sadece “tehlikeye neden olunması” yeterlidir. Bu nedenle bu suç, Seçimlik Hareketli bir Somut Tehlike Suçudur.

#2. Aşağıdakilerden hangisi bir hukuka uygunluk nedenidir?

Cevap : E) İlgilinin rızası
Açıklama : Ceza hukukunda “Hukuka Uygunluk Nedenleri” (TCK 24-26) fiili suç olmaktan çıkaran, eylemi hukuk düzeni tarafından kabul edilebilir kılan nedenlerdir. Bunlar; Kanun hükmünü yerine getirme, Meşru savunma, Hakkın kullanılması ve İlgilinin Rızası’dır. İlgilinin rızası (TCK Madde 26/2), kişinin üzerinde mutlak tasarruf hakkı bulunan bir konuda (örneğin saçını kestirmek, malını vermek gibi) kendi özgür iradesiyle verdiği onayla eylemi hukuka uygun hale getirir. Diğer şıklardaki Zorunluluk hali, Cebir, Tahrik vb. durumlar ise eylemi hukuka uygun hale getirmez; sadece failin “Kusurluluğunu” etkileyen veya kaldıran (ceza verilmesine yer olmadığına dair karar gerektiren) durumlardır.

#3. Ceza kanunlarının yer bakımından uygulanmasına ilişkin aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevap : A) Ülkemizde bir yabancının işlediği fiilin mağduru Türk vatandaşı ise mağdura göre şahsilik ilkesi uygulanır.
Açıklama : Ceza hukukunda yer bakımından uygulamada “Mülkilik (Ülkesellik)” ilkesi esastır. Türkiye sınırları içinde (ülkemizde) işlenen her suç, failin veya mağdurun uyruğuna bakılmaksızın Türk kanunlarına göre ve Türk mahkemelerinde yargılanır (TCK Madde 8). Soru kökünde suçun “Ülkemizde” işlendiği belirtilmiştir. Bu durumda “Şahsilik” ilkesine değil, doğrudan ve öncelikle “Mülkilik” ilkesine bakılır. Şahsilik ilkesi, yurt dışında işlenen suçlarda devreye girer.

#4. Aşağıdakilerden hangisi suçta ve cezada kanunilik ilkesinin neticelerinden biri değildir?

Cevap : D) İleriye yürüme ilkesi (Doğrudan kısıtlayıcı bir alt ilke değildir)
Açıklama : “Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi” (TCK Madde 2), devletin cezalandırma yetkisini keyfi kullanmasını engellemek için getirilmiştir. Bu ilkenin temel sonuçları şunlardır: 1. Belirlilik (Suç tanımı net olmalı), 2. Aleyhe kanunun geçmişe yürümemesi, 3. Kıyas yasağı, 4. İdarenin düzenleyici işlemleriyle (yönetmelik vb.) suç oluşturulamaması. “İleriye yürüme ilkesi”, kanunların yürürlüğe girdikten sonraki olaylara uygulanması kuralıdır; bu bir “yasak” veya kanunilik ilkesinin getirdiği bir “sınırlama” değil, hukukun doğal işleyişidir. Kanunilik ilkesinin özü “geçmişe yürümeme” üzerine kuruludur.

#5. Gönüllü vazgeçme ve etkin pişmanlığa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevap : A) Etkin pişmanlık genel hükümlerde düzenlenmiş ve tüm suçlar bakımından geçerli bir kurumdur.
Açıklama : Gönüllü vazgeçme (TCK 36) genel bir düzenleme olup her suçta uygulanabilirken; Etkin Pişmanlık (TCK 168 vb.) sadece kanunda açıkça belirtilen belirli suç tipleri (Malvarlığına karşı suçlar, Uyuşturucu ticareti vb.) için uygulanabilen özel bir ceza indirim nedenidir. Kasten öldürme, işkence veya cinsel saldırı gibi suçlarda etkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz. Dolayısıyla “tüm suçlar için geçerlidir” ifadesi yanlıştır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#6. Aşağıdakilerden hangisi ceza hukuku yaptırımları arasında yer almaz?

Cevap : E) İdari para cezası
Açıklama : TCK Madde 45’e göre suç karşılığında uygulanan yaptırımlar “Hapis Cezaları” ve “Adli Para Cezaları” ile “Güvenlik Tedbirleri”dir. İdari Para Cezası (Örn: Trafik cezası, maske takmama cezası vb.) bir “suç” karşılığı değil, “kabahat” karşılığı verilen idari bir yaptırımdır. Adli sicil kaydına (sabıka) işlenmez ve ceza mahkemeleri tarafından verilmez, idari kurumlarca (Valilik, Emniyet vb.) verilir.

#7. Aşağıdakilerden hangisi bir güvenlik tedbiri değildir?

Cevap : B) Adli para cezası
Açıklama : Türk Ceza Kanunu sistematiğinde yaptırımlar iki ana başlıkta toplanır: 1. Cezalar (Hapis ve Adli Para Cezası), 2. Güvenlik Tedbirleri. Adli Para Cezası, suçun karşılığı olarak ödenen nakdi bir “Ceza” türüdür; bir güvenlik tedbiri değildir. Müsadere, hak yoksunluğu, sınır dışı edilme vb. ise güvenlik tedbirleridir.

#8. Ceza sorumluluğunu kaldıran ya da azaltan nedenlere ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevap : B) Konusu suç teşkil eden emir, üst tarafından asta yazılı olarak tekrarlanmışsa bu hâlde emri yerine getiren ast sorumlu olmaz.
Açıklama : Anayasa’nın 137. maddesi ve TCK’nın 24. maddesi gereğince; konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Eğer üst, bu emri yazılı olarak tekrarlasa dahi, emri yerine getiren ast sorumluluktan kurtulamaz. “Kanunsuz emir” ile “Konusu suç teşkil eden emir” birbirinden farklıdır. Kanunsuz emir yazılı tekrarlanırsa yerine getirilir ve ast sorumlu olmaz; ancak konusu suç olan (örneğin işkence yap emri) emir yazılı da olsa yapılmaz, yapılırsa hem emri veren hem de yapan sorumlu olur. B şıkkı bu ayrımı yapmadığı için yanlıştır.

#9. Zincirleme suça ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevap : E) Failin mağduru beş bıçak darbesiyle öldürmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri çerçevesinde ceza verilir.
Açıklama : Bir suçu işlemek kastıyla hareket eden failin, aynı mağdura karşı aralıksız olarak gerçekleştirdiği hareketler (örneğin art arda 5 kez bıçaklamak), hukuken “hareketin tekliği” ve “doğal birlik” ilkesi gereği tek bir suçu (Kasten Öldürme) oluşturur. Burada zincirleme suç hükümleri uygulanmaz; sadece cezanın alt ve üst sınırları belirlenirken hakimin takdirinde “suçun işleniş biçimi” olarak değerlendirilir. Zincirleme suç için fiillerin değişik zamanlarda tekrarlanması gerekir.

#10. Cezalara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevap : E) Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapis cezasından farklı infaz rejimine ilişkindir.
Açıklama : TCK Madde 47 ve 48’e göre; Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile Müebbet hapis cezası arasındaki temel fark süresi değil (ikisi de hükümlünün hayatı boyunca devam eder), infaz rejimidir. Ağırlaştırılmış müebbet, kanun ve tüzükte belirtilen daha sıkı güvenlik rejimine (tek kişilik hücre, sınırlı havalandırma vb.) tabidir. Diğer şıklardaki bilgiler yanlıştır; Kısa süreli hapis cezası 1 yıl ve altıdır (TCK 49), Müebbet hapis 24 yıl değildir (ömür boyudur, 24 yıl koşullu salıverilme süresidir).

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#11. Suça iştirak ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevap : B) Suç işlendikten sonra olabilir.
Açıklama : Ceza hukukunda “Suça İştirak” (TCK 37-40), bir suçun işleniş sürecine birden fazla kişinin katılmasıdır. İştirak, suçun hazırlık hareketlerinden başlayarak suçun tamamlanması (neticenin gerçekleşmesi) anına kadar mümkündür. Suç tamamlandıktan sonra o eyleme yardım etmek, delilleri karartmak veya suçluyu saklamak “İştirak” kapsamında değil; “Suçluyu Kayırma” veya “Suç Delillerini Yok Etme” gibi ayrı ve bağımsız suçlar kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla suç bittikten sonra iştirak olmaz.

#12. A’nın tek bir söz ile birden fazla kişiye hakaret etmesi durumunda aşağıdakilerden hangisi söz konusu olur?

Cevap : A) Zincirleme suç
Açıklama : Zincirleme suç (TCK m.43) kural olarak, bir kişinin birden fazla fiille aynı suçu işlemesi hâlinde tek ceza verilip cezanın belli bir oranda artırılmasını ifade eder. Ancak aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, birden fazla kişiye karşı tek fiil ile aynı suçun işlenmesi hâlinde de zincirleme suç hükümleri uygulanır.
Tek bir sözle (tek fiil) birden fazla kişiye hakaret etmek, “birden fazla mağdur“a karşı “aynı suç“un (hakaret suçunun) işlenmesi anlamına gelir. Bu durumda zincirleme suç kuralları devreye girer.

#13. Müşterek failliğe ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevap : D) Müşterek faillik durumunda faile verilecek ceza, asıl faile verilecek cezanın yarısı kadardır.
Açıklama : TCK Madde 37/1’e göre müşterek faillik; suçun kanuni tanımındaki fiili “birlikte gerçekleştiren” kişilerin durumudur. Müşterek failler, suçun işlenişi üzerinde ortak hakimiyet kurarlar ve her biri fail olarak sorumlu tutulur. Yani müşterek faillerin her biri, suçu tek başına işlemiş gibi tam ceza alır. Cezanın yarıya indirilmesi durumu “Yardım Etme” (TCK 39) statüsündeki şerikler için geçerlidir, müşterek failler için değil.

#14. Kusurluluğu etkileyen hâllere ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevap : A) Sağır ve dilsizlik kusurluluğu etkiler.
Açıklama : TCK Madde 33’e göre; sağır ve dilsizlik, kişinin algılama ve yönlendirme yeteneğini (kusur yeteneğini) etkileyen biyolojik bir durumdur. Kanun koyucu, sağır ve dilsizler için yaş gruıplarına göre (15 yaş, 18 yaş, 21 yaş sınırları) özel bir ceza sorumluluğu rejimi (ceza indirimi veya ceza verilmeme) öngörmüştür. Görme engelli olmak ise tek başına ceza ehliyetini etkileyen bir durum değildir.

#15. Affa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevap : C) Genel af hâlinde kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.
Açıklama : Türk Ceza Kanunu’nun 65. maddesine göre af, “Genel Af” ve “Özel Af” olarak ikiye ayrılır. Genel Af, hem cezayı hem de cezanın yasal sonuçlarını (sabıka kaydı vb.) tamamen ortadan kaldıran, henüz dava açılmamışsa davanın açılmasını engelleyen, açılmışsa davayı düşüren en kapsamlı af türüdür. Özel af ise sadece hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verir veya cezayı hafifletir; ancak suçun işlendiği gerçeğini ve sabıka kaydını silmez. Cumhurbaşkanının sadece “özel af” (sakatlık, kocama vb. nedenlerle) yetkisi vardır, genel af yetkisi münhasıran TBMM’ye aittir.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

#16. Suça teşebbüse ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevap : C) Ceza sorumluluğunu genişletir.
Açıklama : Normal şartlarda ceza hukuku, tamamlanmış ve neticesi gerçekleşmiş eylemleri cezalandırır. Ancak Teşebbüs kurumu (TCK 35), henüz tamamlanmamış, neticesi meydana gelmemiş olsa bile, elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlanmış eylemleri de cezalandırarak devletin cezalandırma yetkisini ve ceza sorumluluğu alanını genişletir. (Düşünce aşaması cezalandırılmaz, taksirli suçlara teşebbüs olmaz).

#17. Cebir ve tehdide ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevap : C) Cebir altında gerçekleşen fiil, zorunluluk nedeniyle gerçekleştiğinden suç teşkil etmez.
Açıklama : Cebir veya tehdit altında (TCK 28) işlenen bir fiil, tipiklik ve hukuka aykırılık unsurlarını taşıdığı için hala bir suç (haksızlık) teşkil eder. Ancak bu suçu işleyen kişi, iradesi sakatlandığı için “Kusurlu” sayılmaz ve kendisine ceza verilmez. Ceza, cebri veya tehdidi kullanan kişiye verilir. Eylemin “suç teşkil etmemesi” (hukuka uygun olması) ile “cezalandırılmaması” (kusursuzluk) farklı kavramlardır.

#18. Zamanaşımına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevap : D) Dava zamanaşımı sadece kanunda açıkça gösterilen suçlar bakımından geçerlidir.
Açıklama : Türk Ceza Kanunu’nda kural, tüm suçların dava ve ceza zamanaşımına tabi olmasıdır. Zamanaşımına uğramayan suçlar (İnsanlığa karşı suçlar vb.) istisnadır ve kanunda özel olarak belirtilir. D şıkkı, zamanaşımının istisnai bir durum olduğunu ima etmektedir; oysa hukuk sistemimizde zamanaşımı genel kural, zamanaşımına uğramama istisnadır.

#19. Ceza hukukunda hataya ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevap : C) Hata durumunda faile hiçbir şekilde ceza verilmesi mümkün değildir.
Açıklama : TCK Madde 30’da düzenlenen Hata (Yanılma) kurumu, kural olarak failin kastını kaldırır. Ancak fail, hataya düşmekte taksirli (özensiz/dikkatsiz) ise ve işlediği fiilin kanunda taksirli hali de suç olarak tanımlanmışsa (örneğin avda arkadaşını hayvan zannedip vurmak – Taksirle öldürme), fail bu taksirli suçtan dolayı cezalandırılır. Dolayısıyla hata durumunda “hiçbir şekilde ceza verilemez” ifadesi yanlıştır; taksir sorumluluğu saklıdır.

#20. Tüzel kişilere ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevap : D) Tüzel kişilere hiçbir yaptırım uygulanamaz.
Açıklama : Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesine göre “Ceza sorumluluğu şahsidir” ve tüzel kişiler hakkında doğrudan “hapis veya adli para cezası” gibi ceza yaptırımları uygulanamaz. Ancak bu, onlara hiçbir yaptırım uygulanamayacağı anlamına gelmez. Tüzel kişiler hakkında TCK Madde 60 uyarınca “Güvenlik Tedbirleri” uygulanabilir. Bu tedbirler arasında faaliyet izninin iptali ve müsadere (kazanç el koyma) yer alır. Dolayısıyla D şıkkı yanlıştır.

Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.

Öncesi
TESTi BiTiR, PUANINI GÖR

SONUÇ

Ceza Hukuku 2025-2026 Final Soruları

Ceza Hukuku 2025-2026 Final Soruları

Ceza Hukuku 2025-2026 Final Soruları VİDEO ÖZET

Ceza Hukuku: Suçun Yapısı, Yaptırım Teorisi ve Kusurluluk Rejimi

Suçun Unsurları ve Hukuka Aykırılık

Ceza hukuku, toplumsal düzeni bozan en ağır ihlalleri “suç” olarak tanımlar ve buna karşılık “yaptırım” öngörür. Bir eylemin suç teşkil edebilmesi için tipiklik, maddi unsur (fiil, netice, illiyet bağı) ve manevi unsur (kast veya taksir) şartlarının bir arada bulunması gerekir. Ancak her haksız fiil cezalandırılmaz; hukuka uygunluk nedenleri (meşru savunma, hakkın kullanılması, kanun hükmünü yerine getirme ve ilgilinin rızası) söz konusu olduğunda eylem hukuka aykırı olmaktan çıkar. Buna karşın zorunluluk hali veya cebir/tehdit gibi durumlar eylemi hukuka uygun hale getirmez, sadece failin kusurluluğunu etkileyerek ceza verilmesini engeller.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri: Teşebbüs ve İştirak

Normal şartlarda neticesi gerçekleşmiş suçlar cezalandırılırken, suça teşebbüs kurumu devletin cezalandırma alanını genişleterek, netice gerçekleşmese de icrasına başlanmış elverişli hareketleri yaptırıma tabi tutar. Suçun işlenişine birden fazla kişinin katılması durumunda ise iştirak hükümleri devreye girer. Suçu birlikte işleyenler (müşterek faillik) fiil üzerinde ortak hakimiyet kurdukları için asıl fail gibi tam ceza alırken; azmettiren veya yardım edenler “şerik” olarak farklı oranlarda sorumlu tutulur. İştirak, suç tamamlanana kadar mümkündür; suç bittikten sonra yapılan yardımlar iştirak değil, “suçluyu kayırma” gibi bağımsız suçlar oluşturur.

Suçların İçtimai ve Zincirleme Suç Kavramı

Bir kişinin birden fazla suç işlemesi durumunda “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” kuralı esastır. Ancak zincirleme suç (TCK m.43) bu kuralın istisnasıdır. Bir suç işleme kararı icrası kapsamında, aynı suçun aynı kişiye karşı farklı zamanlarda işlenmesi veya tek bir fiille birden fazla kişiye karşı işlenmesi (örn: bir sözle birden fazla kişiye hakaret edilmesi) durumunda fail tek ceza alır ve bu ceza belli oranda artırılır. Kasten öldürme, yağma ve işkence gibi ağır suçlar zincirleme suç kapsamı dışındadır; bu durumlarda her bir mağdur için ayrı ceza verilir.

Kusurluluğu Etkileyen Haller ve Ehliyet

Ceza sorumluluğu için kişinin algılama ve yönlendirme yeteneğinin tam olması gerekir. Sağır ve dilsizlik, yaş gruplarına göre belirlenen özel bir kusurluluk rejimine tabidir. Akıl hastalığı, çocukluk veya cebir/tehdit altında olma durumu failin iradesini sakatladığı için ceza ehliyetini ortadan kaldırabilir. Ayrıca hata (yanılma) kurumu, failin suçun maddi unsurlarında yanılması durumunda kastını kaldırır; ancak bu hata taksirden kaynaklanıyorsa failin taksirli sorumluluğu devam eder. Önemli bir anayasal kural olarak; konusu suç teşkil eden bir emir (işkence yap vb.) üst tarafından yazılı olarak tekrarlansa dahi yerine getirilemez; getiren ast sorumluluktan kurtulamaz.

Yaptırım Sistemi ve Af Kurumu

Türk Ceza Kanunu’nda yaptırımlar cezalar (hapis ve adli para cezası) ve güvenlik tedbirleri (müsadere, hak yoksunluğu vb.) olarak ikiye ayrılır. İdari para cezaları ise kabahatler kanununa tabi olup ceza hukuku yaptırımı sayılmaz. Devletin cezalandırma yetkisinden vazgeçtiği Genel Af, hem cezayı hem de tüm hukuki sonuçlarını ortadan kaldırırken; Özel Af sadece hapis cezasının infazını etkiler. Tüm bu süreçler, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi gereği belirlilik, kıyas yasağı ve aleyhe kanunun geçmişe yürümemesi esaslarına dayanır.

@lolonolo_com

Ceza Hukuku 2025-2026 Final Soruları

Ceza Hukuku 2025-2026 Final Soruları

1. A’nın tek bir söz ile birden fazla kişiye hakaret etmesi durumunda aşağıdakilerden hangisi söz konusu olur?

A) Zincirleme suç
B) Bileşik suç
C) Geçitli suç
D) Karma suç
E) Fikri içtima

Cevap : Cevap: A) Zincirleme suç

Açıklama : Zincirleme suç (TCK m.43) kural olarak, bir kişinin birden fazla fiille aynı suçu işlemesi hâlinde tek ceza verilip cezanın belli bir oranda artırılmasını ifade eder. Ancak aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, birden fazla kişiye karşı tek fiil ile aynı suçun işlenmesi hâlinde de zincirleme suç hükümleri uygulanır.
Tek bir sözle (tek fiil) birden fazla kişiye hakaret etmek, “birden fazla mağdur“a karşı “aynı suç“un (hakaret suçunun) işlenmesi anlamına gelir. Bu durumda zincirleme suç kuralları devreye girer.

2. Affa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Özel af, kamu davasını düşürür.
B) Özel af, cezayı bütün sonuçları ile ortadan kaldırmaktadır.
C) Genel af hâlinde kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.
D) Genel af sadece cezanın infazına son verir.
E) Genel af çıkarma yetkisi TBMM ve cumhurbaşkanına aittir.

Cevap : C) Genel af hâlinde kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.

Açıklama : Türk Ceza Kanunu’nun 65. maddesine göre af, “Genel Af” ve “Özel Af” olarak ikiye ayrılır. Genel Af, hem cezayı hem de cezanın yasal sonuçlarını (sabıka kaydı vb.) tamamen ortadan kaldıran, henüz dava açılmamışsa davanın açılmasını engelleyen, açılmışsa davayı düşüren en kapsamlı af türüdür. Özel af ise sadece hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verir veya cezayı hafifletir; ancak suçun işlendiği gerçeğini ve sabıka kaydını silmez. Cumhurbaşkanının sadece “özel af” (sakatlık, kocama vb. nedenlerle) yetkisi vardır, genel af yetkisi münhasıran TBMM’ye aittir.

3. Aşağıdakilerden hangisi bir hukuka uygunluk nedenidir?

A) Zorunluluk hâli
B) Cebir, şiddet ve tehdit
C) Alkol veya uyuşturucu etkisi altında bulunma
D) Haksız tahrik
E) İlgilinin rızası

Cevap : E) İlgilinin rızası

Açıklama : Ceza hukukunda “Hukuka Uygunluk Nedenleri” (TCK 24-26) fiili suç olmaktan çıkaran, eylemi hukuk düzeni tarafından kabul edilebilir kılan nedenlerdir. Bunlar; Kanun hükmünü yerine getirme, Meşru savunma, Hakkın kullanılması ve İlgilinin Rızası’dır. İlgilinin rızası (TCK Madde 26/2), kişinin üzerinde mutlak tasarruf hakkı bulunan bir konuda (örneğin saçını kestirmek, malını vermek gibi) kendi özgür iradesiyle verdiği onayla eylemi hukuka uygun hale getirir. Diğer şıklardaki Zorunluluk hali, Cebir, Tahrik vb. durumlar ise eylemi hukuka uygun hale getirmez; sadece failin “Kusurluluğunu” etkileyen veya kaldıran (ceza verilmesine yer olmadığına dair karar gerektiren) durumlardır.

4. Aşağıdakilerden hangisi suçta ve cezada kanunilik ilkesinin neticelerinden biri değildir?

A) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz ilkesi
B) Belirlilik ilkesi
C) Geçmişe yürüme yasağı ilkesi
D) İleriye yürüme ilkesi
E) Kanunsuz ceza olmaz ilkesi

Cevap : D) İleriye yürüme ilkesi (Doğrudan kısıtlayıcı bir alt ilke değildir)

Açıklama : “Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi” (TCK Madde 2), devletin cezalandırma yetkisini keyfi kullanmasını engellemek için getirilmiştir. Bu ilkenin temel sonuçları şunlardır: 1. Belirlilik (Suç tanımı net olmalı), 2. Aleyhe kanunun geçmişe yürümemesi, 3. Kıyas yasağı, 4. İdarenin düzenleyici işlemleriyle (yönetmelik vb.) suç oluşturulamaması. “İleriye yürüme ilkesi”, kanunların yürürlüğe girdikten sonraki olaylara uygulanması kuralıdır; bu bir “yasak” veya kanunilik ilkesinin getirdiği bir “sınırlama” değil, hukukun doğal işleyişidir. Kanunilik ilkesinin özü “geçmişe yürümeme” üzerine kuruludur.

5. Ceza sorumluluğunu kaldıran ya da azaltan nedenlere ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Zorunluluk hâli çerçevesinde işlenen fiil haksız fiildir.
B) Konusu suç teşkil eden emir, üst tarafından asta yazılı olarak tekrarlanmışsa bu hâlde emri yerine getiren ast sorumlu olmaz.
C) Tehdit altında suç işleyen kişi fiili iradi olarak yani kasten gerçekleştirmektedir.
D) Meşru savunma bir hukuka uygunluk nedeni iken savunmada sınırın mazur görülecek bir korku, telaş veya heyecanla aşılması hâli kusurluluğu etkileyen bir nedendir.
E) Hukuka uygunluk nedenlerinde sınırın ancak taksirle aşılması bir mazeret nedenidir.

Cevap : B) Konusu suç teşkil eden emir, üst tarafından asta yazılı olarak tekrarlanmışsa bu hâlde emri yerine getiren ast sorumlu olmaz.

Açıklama : Anayasa’nın 137. maddesi ve TCK’nın 24. maddesi gereğince; konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Eğer üst, bu emri yazılı olarak tekrarlasa dahi, emri yerine getiren ast sorumluluktan kurtulamaz. “Kanunsuz emir” ile “Konusu suç teşkil eden emir” birbirinden farklıdır. Kanunsuz emir yazılı tekrarlanırsa yerine getirilir ve ast sorumlu olmaz; ancak konusu suç olan (örneğin işkence yap emri) emir yazılı da olsa yapılmaz, yapılırsa hem emri veren hem de yapan sorumlu olur. B şıkkı bu ayrımı yapmadığı için yanlıştır.

6. Suça iştirak ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Manevi şekilde olabilir.
B) Suç işlendikten sonra olabilir.
C) Suç işlenirken olabilir.
D) İhmali davranışla olabilir.
E) Maddi şekilde olabilir.

Cevap : B) Suç işlendikten sonra olabilir.

Açıklama : Ceza hukukunda “Suça İştirak” (TCK 37-40), bir suçun işleniş sürecine birden fazla kişinin katılmasıdır. İştirak, suçun hazırlık hareketlerinden başlayarak suçun tamamlanması (neticenin gerçekleşmesi) anına kadar mümkündür. Suç tamamlandıktan sonra o eyleme yardım etmek, delilleri karartmak veya suçluyu saklamak “İştirak” kapsamında değil; “Suçluyu Kayırma” veya “Suç Delillerini Yok Etme” gibi ayrı ve bağımsız suçlar kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla suç bittikten sonra iştirak olmaz.

7. Müşterek failliğe ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Birlikte suç işleme kararı, suç işleme planının müştereken hazırlanmasını ve kararlaştırılmasını gerektirmez.
B) Birlikte suç işleme kararı, suçun icrası sırasında da ortaya çıkabilir.
C) İştirak iradesi açık bir şekilde ortaya konulabileceği gibi zımni de olabilir.
D) Müşterek faillik durumunda faile verilecek ceza, asıl faile verilecek cezanın yarısı kadardır.
E) Müşterek hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde, suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri roller, suçun icrasına bulunulan katkının arz ettiği önem ve zaruret göz önünde bulundurulur.

Cevap : D) Müşterek faillik durumunda faile verilecek ceza, asıl faile verilecek cezanın yarısı kadardır.

Açıklama : TCK Madde 37/1’e göre müşterek faillik; suçun kanuni tanımındaki fiili “birlikte gerçekleştiren” kişilerin durumudur. Müşterek failler, suçun işlenişi üzerinde ortak hakimiyet kurarlar ve her biri fail olarak sorumlu tutulur. Yani müşterek faillerin her biri, suçu tek başına işlemiş gibi tam ceza alır. Cezanın yarıya indirilmesi durumu “Yardım Etme” (TCK 39) statüsündeki şerikler için geçerlidir, müşterek failler için değil.

8. Tüzel kişilere ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Tüzel kişi suç işleyemez.
B) Tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerinden biri de faaliyet izninin iptalidir.
C) Tüzel kişiler hakkında müsadere yaptırımı uygulanabilir.
D) Tüzel kişilere hiçbir yaptırım uygulanamaz.
E) Tüzel kişinin yetkili organlarındaki gerçek kişilere ceza verilebilir.

Cevap : D) Tüzel kişilere hiçbir yaptırım uygulanamaz.

Açıklama : Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesine göre “Ceza sorumluluğu şahsidir” ve tüzel kişiler hakkında doğrudan “hapis veya adli para cezası” gibi ceza yaptırımları uygulanamaz. Ancak bu, onlara hiçbir yaptırım uygulanamayacağı anlamına gelmez. Tüzel kişiler hakkında TCK Madde 60 uyarınca “Güvenlik Tedbirleri” uygulanabilir. Bu tedbirler arasında faaliyet izninin iptali ve müsadere (kazanç el koyma) yer alır. Dolayısıyla D şıkkı yanlıştır.

9. Cezalara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Müebbet hapis cezası 24 yıldır.
B) Yirmi yıl ve üzeri hapis cezaları uzun süreli hapis cezaları olarak nitelenir.
C) İki yıla kadar olan hapis cezaları kısa süreli hapis cezası olarak adlandırılır.
D) Uzun süreli hapis cezaları seçenek yaptırımlara çevrilebilir.
E) Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapis cezasından farklı infaz rejimine ilişkindir.

Cevap : E) Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapis cezasından farklı infaz rejimine ilişkindir.

Açıklama : TCK Madde 47 ve 48’e göre; Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile Müebbet hapis cezası arasındaki temel fark süresi değil (ikisi de hükümlünün hayatı boyunca devam eder), infaz rejimidir. Ağırlaştırılmış müebbet, kanun ve tüzükte belirtilen daha sıkı güvenlik rejimine (tek kişilik hücre, sınırlı havalandırma vb.) tabidir. Diğer şıklardaki bilgiler yanlıştır; Kısa süreli hapis cezası 1 yıl ve altıdır (TCK 49), Müebbet hapis 24 yıl değildir (ömür boyudur, 24 yıl koşullu salıverilme süresidir).

10. Ceza hukukunda hataya ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Failin kastını kaldıran hata halinde, failin taksirli davranışı çerçevesinde sorumlu tutulması mümkündür.
B) Failin, suçun maddi unsurlarına ilişkin tasavvuru, gerçek durum ile uyuşmuyorsa failin hatasından bahsedilir.
C) Hata durumunda faile hiçbir şekilde ceza verilmesi mümkün değildir.
D) Fail, suçun maddi unsurlarına ilişkin hataya düşebileceği gibi, hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında da hataya düşebilir.
E) Suçun maddi unsurlarına ilişkin bilgisizlik, failin kastını ortadan kaldırır.

Cevap : C) Hata durumunda faile hiçbir şekilde ceza verilmesi mümkün değildir.

Açıklama : TCK Madde 30’da düzenlenen Hata (Yanılma) kurumu, kural olarak failin kastını kaldırır. Ancak fail, hataya düşmekte taksirli (özensiz/dikkatsiz) ise ve işlediği fiilin kanunda taksirli hali de suç olarak tanımlanmışsa (örneğin avda arkadaşını hayvan zannedip vurmak – Taksirle öldürme), fail bu taksirli suçtan dolayı cezalandırılır. Dolayısıyla hata durumunda “hiçbir şekilde ceza verilemez” ifadesi yanlıştır; taksir sorumluluğu saklıdır.

11. Zamanaşımına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Zamanaşımı kurumu, devletin belli şartlar altında cezalandırma yetkisinden vazgeçtiğini ifade eder.
B) Dava zamanaşımı işlenen suç için belirli sürelerin geçmesi üzerine fail hakkında kamu davasının açılmaması veya açılan davanın düşmesini ifade eder.
C) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
D) Dava zamanaşımı sadece kanunda açıkça gösterilen suçlar bakımından geçerlidir.
E) TCK’da zamanaşımı sürelerinin ne kadar olduğuna ilişkin suça verilecek cezanın ağırlığına bağlı bir sistem öngörülmüştür.

Cevap : D) Dava zamanaşımı sadece kanunda açıkça gösterilen suçlar bakımından geçerlidir.

Açıklama : Türk Ceza Kanunu’nda kural, tüm suçların dava ve ceza zamanaşımına tabi olmasıdır. Zamanaşımına uğramayan suçlar (İnsanlığa karşı suçlar vb.) istisnadır ve kanunda özel olarak belirtilir. D şıkkı, zamanaşımının istisnai bir durum olduğunu ima etmektedir; oysa hukuk sistemimizde zamanaşımı genel kural, zamanaşımına uğramama istisnadır.

12. Suça teşebbüse ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Maddi ve manevi unsurları tamamlanmış suçlar bakımından geçerlidir.
B) Suça teşebbüs düşünce aşamasını da cezalandırır.
C) Ceza sorumluluğunu genişletir.
D) Tüm suç tipleri bakımından geçerlidir.
E) Cezalandırmanın alanını daraltır.

Cevap : C) Ceza sorumluluğunu genişletir.

Açıklama : Normal şartlarda ceza hukuku, tamamlanmış ve neticesi gerçekleşmiş eylemleri cezalandırır. Ancak Teşebbüs kurumu (TCK 35), henüz tamamlanmamış, neticesi meydana gelmemiş olsa bile, elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlanmış eylemleri de cezalandırarak devletin cezalandırma yetkisini ve ceza sorumluluğu alanını genişletir. (Düşünce aşaması cezalandırılmaz, taksirli suçlara teşebbüs olmaz).

13. Aşağıdakilerden hangisi ceza hukuku yaptırımları arasında yer almaz?

A) Kısa süreli hapis cezası
B) Adli para cezası
C) Hak yoksunlukları
D) Müebbet hapis cezası
E) İdari para cezası

Cevap : E) İdari para cezası

Açıklama : TCK Madde 45’e göre suç karşılığında uygulanan yaptırımlar “Hapis Cezaları” ve “Adli Para Cezaları” ile “Güvenlik Tedbirleri”dir. İdari Para Cezası (Örn: Trafik cezası, maske takmama cezası vb.) bir “suç” karşılığı değil, “kabahat” karşılığı verilen idari bir yaptırımdır. Adli sicil kaydına (sabıka) işlenmez ve ceza mahkemeleri tarafından verilmez, idari kurumlarca (Valilik, Emniyet vb.) verilir.

14. Gönüllü vazgeçme ve etkin pişmanlığa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Etkin pişmanlık genel hükümlerde düzenlenmiş ve tüm suçlar bakımından geçerli bir kurumdur.
B) Gönüllü vazgeçmeden bahsedebilmek için suç tamamlanmamış olmalıdır.
C) Suçun tamamlanmasından sonra failin gönüllü olarak neticeyi telafi etmeye yönelik gerçekleştirdiği davranışlara etkin pişmanlık denir.
D) Gönüllü vazgeçmede, suçun tamamlanan kısmı bir başka suçu oluşturuyorsa, fiilin bu kısmı cezalandırılacaktır.
E) İştirak halinde işlenen suçlarda suça katılanlardan birinin gönüllü vazgeçmesi diğerleri bakımından etkili değildir.

Cevap : A) Etkin pişmanlık genel hükümlerde düzenlenmiş ve tüm suçlar bakımından geçerli bir kurumdur.

Açıklama : Gönüllü vazgeçme (TCK 36) genel bir düzenleme olup her suçta uygulanabilirken; Etkin Pişmanlık (TCK 168 vb.) sadece kanunda açıkça belirtilen belirli suç tipleri (Malvarlığına karşı suçlar, Uyuşturucu ticareti vb.) için uygulanabilen özel bir ceza indirim nedenidir. Kasten öldürme, işkence veya cinsel saldırı gibi suçlarda etkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz. Dolayısıyla “tüm suçlar için geçerlidir” ifadesi yanlıştır.

15. Cebir ve tehdide ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Cebir, kişinin iradesi üzerinde zorlayıcı bir etki meydana getiren fiziki güç kullanmayı ifade etmektedir.
B) Cebre maruz kalan kişi, işlediği fiil açısından kasten hareket etmektedir.
C) Cebir altında gerçekleşen fiil, zorunluluk nedeniyle gerçekleştiğinden suç teşkil etmez.
D) Cebre maruz kalan kişinin gerçekleştirdiği haksızlıktan dolayı cezalandırılmamasının nedeni, uygulanan cebir nedeniyle haksızlığı tercih etmek mecburiyetinde kalmış olmasıdır.
E) Tehditte, ileride gerçekleşeceği söylenen kötülüğün oluşturduğu manevi bir zorlanma söz konusudur.

Cevap : C) Cebir altında gerçekleşen fiil, zorunluluk nedeniyle gerçekleştiğinden suç teşkil etmez.

Açıklama : Cebir veya tehdit altında (TCK 28) işlenen bir fiil, tipiklik ve hukuka aykırılık unsurlarını taşıdığı için hala bir suç (haksızlık) teşkil eder. Ancak bu suçu işleyen kişi, iradesi sakatlandığı için “Kusurlu” sayılmaz ve kendisine ceza verilmez. Ceza, cebri veya tehdidi kullanan kişiye verilir. Eylemin “suç teşkil etmemesi” (hukuka uygun olması) ile “cezalandırılmaması” (kusursuzluk) farklı kavramlardır.

16. Kusurluluğu etkileyen hâllere ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Sağır ve dilsizlik kusurluluğu etkiler.
B) Görme yetisini kaybedenlerin ceza sorumluluğu sağlıklı insanlara göre daha azdır.
C) Alkol istem dışı alınsa dahi ceza sorumluluğuna etki etmez.
D) İradi olarak alkol alan kişinin ceza sorumluluğu yoktur.
E) Dilsiz olanların ceza sorumluluğu diğer yetişkinlerle aynı kurallara tabidir.

Cevap : A) Sağır ve dilsizlik kusurluluğu etkiler.

Açıklama : TCK Madde 33’e göre; sağır ve dilsizlik, kişinin algılama ve yönlendirme yeteneğini (kusur yeteneğini) etkileyen biyolojik bir durumdur. Kanun koyucu, sağır ve dilsizler için yaş gruıplarına göre (15 yaş, 18 yaş, 21 yaş sınırları) özel bir ceza sorumluluğu rejimi (ceza indirimi veya ceza verilmeme) öngörmüştür. Görme engelli olmak ise tek başına ceza ehliyetini etkileyen bir durum değildir.

17. Aşağıdakilerden hangisi bir güvenlik tedbiri değildir?

A) Eşya müsaderesi
B) Adli para cezası
C) Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri
D) Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri
E) Hak yoksunlukları

Cevap : B) Adli para cezası

Açıklama : Türk Ceza Kanunu sistematiğinde yaptırımlar iki ana başlıkta toplanır: 1. Cezalar (Hapis ve Adli Para Cezası), 2. Güvenlik Tedbirleri. Adli Para Cezası, suçun karşılığı olarak ödenen nakdi bir “Ceza” türüdür; bir güvenlik tedbiri değildir. Müsadere, hak yoksunluğu, sınır dışı edilme vb. ise güvenlik tedbirleridir.

18. Zincirleme suça ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.
B) Zincirleme suçta esasında her biri bağımsız birden fazla suç vardır.
C) Zincirleme suçun varlığı için ortada birden çok fiilin ve birden çok suçun bulunması gerekir.
D) Zincirleme suç, icrai hareketle işlenebilen suçlarda mümkün olduğu gibi ihmali suçlarda da söz konusu olabilir.
E) Failin mağduru beş bıçak darbesiyle öldürmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri çerçevesinde ceza verilir.

Cevap : E) Failin mağduru beş bıçak darbesiyle öldürmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri çerçevesinde ceza verilir.

Açıklama : Bir suçu işlemek kastıyla hareket eden failin, aynı mağdura karşı aralıksız olarak gerçekleştirdiği hareketler (örneğin art arda 5 kez bıçaklamak), hukuken “hareketin tekliği” ve “doğal birlik” ilkesi gereği tek bir suçu (Kasten Öldürme) oluşturur. Burada zincirleme suç hükümleri uygulanmaz; sadece cezanın alt ve üst sınırları belirlenirken hakimin takdirinde “suçun işleniş biçimi” olarak değerlendirilir. Zincirleme suç için fiillerin değişik zamanlarda tekrarlanması gerekir.

19. TCK 179/1. maddesine göre; Kara, deniz, hava veya demir yolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hâle getirerek, konulduklar yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya mal varlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilir.
Buna göre maddede öngörülen suçla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Sadece ihmali hareketlerle işlenebilen bir suçtur.
B) Seçimlik hareketli bir tehlike suçudur.
C) Birden çok hareketli suçtur.
D) Mütemadi suçtur.
E) Zarar suçudur.

Cevap : B) Seçimlik hareketli bir tehlike suçudur.

Açıklama : TCK 179/1 maddesi (Trafik güvenliğini tehlikeye sokma), suçun oluşması için “işareti değiştirmek”, “kullanılamaz hale getirmek”, “yanlış işaret vermek”, “yola bir şey koymak” gibi birden fazla hareketten herhangi birinin yapılmasını yeterli görür (Seçimlik Hareket). Ayrıca suçun oluşması için birinin ölmesi veya yaralanması (zarar) gerekmez; sadece “tehlikeye neden olunması” yeterlidir. Bu nedenle bu suç, Seçimlik Hareketli bir Somut Tehlike Suçudur.

20. Ceza kanunlarının yer bakımından uygulanmasına ilişkin aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) Ülkemizde bir yabancının işlediği fiilin mağduru Türk vatandaşı ise mağdura göre şahsilik ilkesi uygulanır.
B) Açık denizlerde ülkemize ait deniz ve hava taşıtlarında işlenen fiiller de farazi anlamda ülke kavramı dahilinde ülkemizde işlenmiş sayılır.
C) Hukukumuzda mülkilik ilkesini tamamlayan evrensellik, devleti koruma ve şahsilik ilkeleri de uygulanmaktadır.
D) Gerçek anlamda ülkeyi; kara, deniz ve hava ülkesi oluşturur.
E) Türkiye’de işlenen fiillere Türk kanunlarının uygulanması mülkilik ilkesini teşkil eder.

Cevap : A) Ülkemizde bir yabancının işlediği fiilin mağduru Türk vatandaşı ise mağdura göre şahsilik ilkesi uygulanır.

Açıklama : Ceza hukukunda yer bakımından uygulamada “Mülkilik (Ülkesellik)” ilkesi esastır. Türkiye sınırları içinde (ülkemizde) işlenen her suç, failin veya mağdurun uyruğuna bakılmaksızın Türk kanunlarına göre ve Türk mahkemelerinde yargılanır (TCK Madde 8). Soru kökünde suçun “Ülkemizde” işlendiği belirtilmiştir. Bu durumda “Şahsilik” ilkesine değil, doğrudan ve öncelikle “Mülkilik” ilkesine bakılır. Şahsilik ilkesi, yurt dışında işlenen suçlarda devreye girer.

@lolonolo_com

Ceza Hukuku 2025-2026 Final Soruları

 

ceza hukuku

 

Editor

Editör