Avrupa Birliği ve Türkiye 2025-2026 Final Soruları
Avrupa Birliği ve Türkiye 2025-2026 Final Soruları
#1. Suriye’deki iç savaş sonrasında Türkiye-AB ilişkileri için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Cevap: C) Suriye kaynaklı göç ve insani kriz Türkiye-AB ilikilerinde yeni bir müzakere başlığı olmuştur.
Açıklama: 2011’de başlayan Suriye iç savaşı ve ardından patlak veren mülteci krizi sonrasında Türkiye ile AB arasında 18 Mart 2016 Mülteci Mutabakatı imzalanarak mali yardım, vize serbestisi diyaloğu ve sınır güvenliği gibi konularda yoğun işbirliği yapılmıştır. Ancak bu durum, genişleme süreci bağlamında teknik bir fasıl olarak Göç adında yeni ve resmi bir katılım/müzakere başlığının açılmasını sağlamamıştır.
#2. Aşağıdakilerden hangisi Avrupa bütünleşmesinin erken dönemde sembol isimlerinden sayılamaz?
Cevap: B) Yves Meny
Açıklama: Avrupa Birliği’nin fikir babaları ve kurucu liderleri olarak kabul edilen tarihi şahsiyetler arasında Fransız dışişleri bakanı Robert Schuman, planın mimarı Jean Monnet, Batı Almanya’nın şansölyesi Konrad Adenauer ve İtalyan federalist Altiero Spinelli bulunur. Yves Meny ise tanınmış bir Fransız siyaset bilimcisi ve akademisyendir, ancak Avrupa bütünleşmesini başlatan siyasi kurucu babalardan biri değildir.
#3. Türkiye-AB arasındaki ilişkilerde, AB tarafının müzakerelerde öncelediği husus daha çok aşağıdakilerden hangisi olmuştur?
Cevap: E) Güvenlik endişeleri
Açıklama:
#4. Aşağıdaki ifadelerden hangisi Cumhuriyetle kurulan yeni siyasal yapı için söylenemez?
Cevap: C) Kemalist rejim geleneksel kültürel kimlik ile modernleşme arasında bir uzlaşma sağlamayı amaçlamıştır.
Açıklama: Erken dönem Cumhuriyetin siyasal yapısı ve Kemalist modernleşme projesi, Osmanlı’dan devralınan geleneksel ve dini kültürel kimliklerle bir “uzlaşma” (sentez) aramaktan ziyade; yüzünü tamamen Batı’ya dönen, aydınlanmacı, pozitivist ve geçmişten radikal bir kopuşu (devrimciliği) savunan bir niteliğe sahipti. Dolayısıyla geleneksel kimlikle uzlaşma amacı taşıdığı söylenemez.
#5. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’의 Helsinki Zirvesi’nde Yunanistan’la ilişkileri normalleştirmek için attığı adımlardan değildir?
Cevap: A) Türkiye, Ege’de karasularının 12 mile çıkarılmasını kabul etmiştir.
Açıklama: Türkiye, Ege Denizi’nde karasularının 12 deniz miline çıkarılmasını kendi hayati çıkarlarına aykırı bulmakta ve 1995 TBMM kararıyla bu durumu bir savaş nedeni (Casus Belli) olarak kabul etmektedir. Türkiye, AB adaylığı sürecinde Yunanistan ile diyalog kurmayı ve ihtilafları barışçıl yollarla çözmeyi kabul etmiş olsa da, karasularının 12 mile çıkarılmasını asla taviz olarak kabul etmemiştir.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#6. Aşağıdakilerden hangisi 1945 sonrası Türk siyaseti açısından yanlıştır?
Cevap: B) Kemalist rejim açısından AT’yle ilişkiler geleneksel kültürel kimliği pekiştirmenin bir yoluydu.
Açıklama: Türk devlet eliti ve Kemalist yapı için Avrupa Topluluğu (AT) ile bütünleşmek, kesinlikle geleneksel veya İslami/Doğulu kültürel kimliği korumanın veya pekiştirmenin bir yolu değildi. Tam aksine, Atatürk’ün gösterdiği “muasır medeniyetler seviyesine ulaşma” hedefinin bir gereği olarak, Batılı ve modern kimliği tescillemenin en büyük kurumsal aracı olarak görülmüştür.
#7. Türkiye-AB ilişkilerinde insan hakları alanında en önemli kırılma hangi gelişmeyle gerçekleşmiştir?
Cevap: B) Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru hakkını kabul etmesiyle
Açıklama: Türkiye’nin 1987 yılında AİHM’e bireysel başvuru hakkını tanıması, devleti kendi vatandaşının şikayeti üzerine uluslararası bir yargı organının denetimine açması anlamına egeliyordu. Bu durum, egemenlik anlayışında ve insan hakları hukukunun iç hukuka etkisinde çok keskin ve geri dönülemez bir kırılma (pozitif bir eşik) yaratmıştır.
#8. Türkiye’ye Avrupa Birliği’ne resmi adaylık statüsü hangi AB Zirvesi’nde verilmiştir?
Cevap: D) 1999’daki Helsinki Zirvesi
Açıklama: Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci açısından en önemli dönüm noktalarından biri 10-11 Aralık 1999 tarihlerinde gerçekleştirilen Helsinki Zirvesi’rdir. Bu zirvede Türkiye’ye, diğer aday ülkelerle eşit şartlarda “resmi adaylık statüsü” verilmiş ve Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir entegrasyon ve reform dönemi başlamıştır.
#9. Aşağıdakilerden hangisi 15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye-AB ilişkiler açısında sonucu sayılabilir?
Cevap: D) Askeri darbe girişimi güç dengesini mutlak bir şekilde sivil iktidar lehine değiştirmiştir.
Açıklama: 15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişimi sonrasında alınan yapısal tedbirler (Kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığına bağlanması, askeri okulların kapatılması vb.) sivil-asker ilişkilerindeki sivil üstünlüğü tartışmasız ve mutlak bir boyuta taşımıştır. Bu durum, AB’nin uzun yıllardır talep ettiği ordunun sivil kontrolü şartının fiili olarak en uç noktada gerçekleşmesi sonucunu doğurmuştur.
#10. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye-AB ilişkilerinde bir insan hakları sorunu olarak değerlendirilmemiştir?
Cevap: E) Lazların hakları
Açıklama: Türkiye-AB İlerleme Raporlarında azınlık hakları ve kültürel haklar bağlamında en çok eleştirilen ve reform talep edilen konular; Kürt sorunu, anadilde yayın/eğitim, Alevi vatandaşların cemevi ve zorunlu din dersi talepleri ile Heybeliada Ruhban Okulu ve Vakıflar Yasası gibi Gayrimüslimlerin mülkiyet hakları olmuştur. Lazların hakları gibi spesifik etnik gruplar, AB ile ilişkilerde temel bir politik kırılma veya öncelikli bir insan hakları dosyası olarak masada yer almamıştır.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#11. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye-AB ilişkileri bağlamımda asker-sivil ilişkilerinin değişmesinin sonucu olarak değerlendirilemez?
Cevap: E) Rejim değişmiştir.
Açıklama: AB uyum paketleri çerçevesinde 2000’li yıllarda Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) sivilleştirilmesi, DGM’lerin kaldırılması ve askeri harcamaların Sayıştay denetimine açılması gibi sivil-asker ilişkilerini demokratik standartlara uyduran birçok reform yapılmıştır. Ancak bu durum, devletin yönetim şeklinin (Cumhuriyet rejiminin) değişği anlamına gelmez; sadece demokratikleşme ve bürokratik dengelerin sivilleşmesi sağlanmıştır.
#12. 2004 sonrası süreçte AB’nin Türk siyasetindeki etkisini zayıflatan en önemli sebep aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap: A) AB’nin açık uçlu müzakere stratejisi
Açıklama: 2004 yılındaki ilerleme raporu ve 2005’te müzakerelerin başlamasıyla birlikte AB, Türkiye için daha önceki aday ülkelere uygulamadığı “açık uçlu müzakere” (müzakerelerin başarıyla tamamlansa bile üyeliğin garanti edilmediği) prensibini getirmiştir. Bu durum, Türkiye’de AB’nin inandırıcılığını ve koşulluluk ilkesinin gücünü derinden sarsarak, AB’nin iç siyasetteki dönüştürücü etkisini büyük oranda zayıflatmıştır.
#13. Ak Parti kendine atfettiği hangi değerler üzerinden 2002 sonrası yaşanan sürecin yönlendiricisi olduğu söylenilebilir?
Cevap: C) Muhafazakâr ve demokrat kimliğiyle
Açıklama: Adalet ve Kalkınma Partisi (AK PARTİ), 2001 yılında kurulduktan sonra siyasi yelpazedeki yerini geçmişteki “Milli Görüş” çizgisinden ayrıştırarak resmen “Muhafazakâr Demokrat” olarak tanımlamıştır. 2002 sonrası dönemdeki AB reformları ve demokratikleşme adımları da partinin bu benimsediği muhafazakâr demokrat siyasi kimlik ekseninde meşrulaştırılmış ve yönlendirilmiştir.
#14. Türkiye’de askeri elitlerin kendileriyle ilgili temel algıları nasıl bir düşünceyle şekillenmektedir?
Cevap: A) Ülkenin bölünmez bütünlüğünün garantörü olarak görmektedirler.
Açıklama:
#15. AB sürecinde bir siyasal aktör olarak Ak Parti’nin politik çabaları hangi dengeleri gözetme üzerine şekillenmiştir?
Cevap: D) Sivil-asker ilişkilerinde dengenin sivil bürokrasi lehine değişmesi
Açıklama: 2000’li yılların başlarında Türkiye’de iç siyasetin en temel gerilim alanı seçilmiş sivil hükümetler ile askeri/vesayetçi bürokrasi arasındaydı. AK Parti, Avrupa Birliği’nin Kopenhag Siyasi Kriterlerini (özellikle ordunun sivil otoriteye tabi olması şartını) güçlü bir dış çıpa olarak kullanarak siyasi gücü askeri bürokrasiden sivil otoriteye kaydırmayı hedeflemiştir.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#16. 1990’ların sonunda Türkiye’de devlet kapasitesini zorlayan ve AB’ye toplumsal desteği artıran iki önemli gelişme olmuştur.
Yukarıda bahsedilen gelişmeler aşağıdaki hangi seçenekte doğru verilmiştir?
Cevap: C) 1999’daki deprem ve 2001’deki finansal kriz
Açıklama: Türkiye 1999 yılında on binlerce insanın hayatını kaybettiği yıkıcı Marmara Depremi’ni, 2001 yılında ise Cumhuriyet tarihinin en derin ekonomik krizlerinden birini yaşamıştır. Bu iki devasa kriz, mevcut devlet aygıtının iflas ettiği algısını yaratmış, halkın kurumlara olan güvenini sarsmış ve kurtuluş/istikrar reçetesi olarak Avrupa Birliği’ne üyelik hedefine verilen toplumsal desteği tarihin en yüksek seviyelerine çıkarmıştır.
#17. Türkiye-AB ilişkileri Helsinki sonrasında hangi kurum tarafından yürütülmeye başlanmıştır?
Cevap: E) Avrupa Birliği Genel Sekreterliği
Açıklama: 1999 Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’ye adaylık statüsü verilmesinin ardından, AB’ye uyum çalışmalarını tek elden yönlendirmek, iç koordinasyonu sağlamak ve müzakere süreçlerini yönetmek amacıyla 2000 yılında Başbakanlığa bağlı “Avrupa Birliği Genel Sekreterliği” (ABGS) kurulmuştur. (This kurum daha sonra AB Bakanlığına, günümüzde ise Dışişleri’ne bağlı AB Başkanlığına dönüşmüştür).
#18. I. Kıbrıs meselesi
II. İşçilerin serbest dolaşımı
III. Demokratikleşme
IV. İthal ikameci ekonomi
V. İnsan hakları
Yukarıda verilen konulardan hangileri 1980’lerde Türkiye ile Avrupa Topluluğu arasındaki anlaşmazlık alanlarındandır?
Cevap: B) I, II, III ve V
Açıklama: 1980’li yıllarda Türkiye-AET ilişkilerinde büyük krizler yaşanmıştır. 1980 askeri darbesi nedeniyle sekteye uğrayan demokrası ve artan insan hakları ihlalleri (III ve V), 1974 harekâtı sonrası devam eden Kıbrıs sorunu (I) ve Ankara Antlaşması’na göre 1986’da başlaması gerekirken Avrupalıların engellediği Türk işçilerin serbest dolaşımı hakkı (II) en büyük anlaşmazlık noktalarıydı. İthal ikameci ekonomi ise 1980’deki 24 Ocak kararlarıyla terkedildiği için bu dönemin temel dış politika krizlerinden biri değildi.
#19. AB’yle ilişkilerde siyasi ve iktisadi reform sürecinin dinamikleri değerlendirildiğinde Türkiye’de gerçekleşen 2001 krizi sonrası, AB ekseninde hangi alanlarda müzakereler öncelik kazanmıştır?
Cevap: A) İfade ve örgütlenme özgürlüğü ile ordunun sivil kontrolünün sağlanması
Açıklama: 2001 ekonomik krizinin ardından iktidara gelen koalisyon ve sonrasındaki AK Parti hükümeti, AB’den müzakere tarihi alabilmek için Kopenhag Siyasi Kriterlerine odaklanmıştır. Çıkarılan çok sayıdaki “Uyum Paketi” ile idam cezasının kaldırılması, ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğünün genişletilmesi, DGM’lerin kaldırılması ve Milli Güvenlik Kurulu’nun sivilleştirilerek ordunun sivil denetim altına alınması en büyük öncelikler olmuştur.
#20. Türk vatandaşlarına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı ilk kez hangi yıl tanınmıştır?
Cevap: D) 1987
Açıklama: Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden biri olmasına rağmen, vatandaşlarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) “bireysel başvuru” yapabilme hakkını (AİHS 25. Madde) ancak 28 Ocak 1987 tarihinde resmen tanımıştır. Bu adım, Türkiye’nin insan hakları alanında uluslararası denetime açılması açısından tarihi bir eşiktir.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
SONUÇ
Avrupa Birliği ve Türkiye 2025-2026 Final Soruları
| Avrupa Birliği ve Türkiye Final Konu Özeti
AB-Türkiye İlişkileri ve Helsinki Zirvesi | Cumhuriyet Modernleşmesi ve Siyasal Yapı | Asker-Sivil Dengesi ve Demokratikleşme | İnsan Hakları ve Uluslararası Hukuk |
|
|---|---|
|
|
| @lolonolo_com |
Avrupa Birliği ve Türkiye 2025-2026 Final Soruları
| Avrupa Birliği ve Türkiye 2025-2026 Final Soruları | |
|---|---|
|
![]() |
![]() |
Avrupa Birliği ve Türkiye 2025-2026 Final Soruları

