Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları
Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları
#1. Aşağıdakilerden hangisi Türk dış politikasındaki eksen kayması tartışmalarını alevlendirmiştir?
Cevap: B) Şangay İşbirliğine diyalog ortağı olması
Açıklama: Türkiye’nin geleneksel Batı ekseninden uzaklaşarak Doğu dünyasına kaydığı yönündeki “Eksen Kayması” iddiaları, 2012 yılında Rusya ve Çin’in öncülüğünü yaptığı Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) “Diyalog Ortağı” sıfatıyla dahil olunması ve ardından liderlik düzeyinde dile getirilen alternatif arayış söylemleri neticesinde uluslararası arenada yoğun şekilde alevlenmiştir.
#2. 1990’lı yıllarda Türkiye’nin uyguladığı “Zorlayıcı Bölgesel Güç” politikasının en net başarılarından biri olan ve Suriye’yi PKK liderini sınır dışı etmeye mecbur bırakan 1998 tarihli diplomatik anlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap: B) Adana Mutabakatı
Açıklama: 1998 sonbaharında Türkiye’nin, terör desteği nedeniyle Suriye’ye yönelik açık askeri müdahale resti çekmesi (zorlayıcı diplomasi) üzerine Şam yönetimi geri adım atmıştır. Bölücübaşı Öcalan’ın Suriye’den çıkarılmasıyla neticelenen bu sürecin sonunda imzalanan Adana Mutabakatı ile Suriye, PKK’yı resmen terör örgütü ilan etmiş ve topraklarında Türkiye aleyhine hiçbir faaliyete izin vermeyeceğini taahhüt etmiştir.
#3. Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) varlığı ve Türkiye’nin bu örgüte olan ilgisi, Türk dış politikasında genellikle hangi geleneksel Batı kurumu ile “alternatiflik” veya “ikame” bağlamında kıyaslanarak eksen kayması tartışmalarına konu olmaktadır?
Cevap: D) Avrupa Birliği (AB)
Açıklama: Rusya ve Çin’in sürükleyici gücü olduğu Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Avrasya coğrafyasında jeopolitik ve ekonomik bir bloktur. Türkiye’nin katılım müzakerelerinde AB tarafından maruz bırakıldığı çifte standartlar karşısında ŞİÖ’yü siyasi bir koz ve alternatif pazar olarak zikretmesi, eksen kayması tezlerinde daima “Avrupa Birliği” entegrasyonunun bir ikamesi/karşıtı olarak tartışılmaktadır.
#4. 2004 yılında gerçekleşen Kıbrıs Referandumu (Annan Planı oylaması) sonrasında, referandumda plana “Evet” demelerine rağmen uluslararası tecridi devam eden kesim ile, plana “Hayır” demelerine rağmen Avrupa Birliği’ne tam üye olarak kabul edilen kesim sırasıyla hangi seçenekte doğru verilmiştir?
Cevap: A) Kıbrıslı Türkler – Kıbrıslı Rumlar
Açıklama: 24 Nisan 2004’te BM Annan Çözüm Planı referanduma sunulmuştur. Kıbrıs Türk tarafı %65 oranında “Evet” oyu vermesine karşın uluslararası ambargolar ve izolasyonlar altında bırakılmaya devam etmiştir; buna karşın planı %76 gibi ezici bir oranla reddeden (Hayır diyen) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, AB tarafından 1 Mayıs 2004’te ödüllendirilerek tüm adayı temsilen tam üyeliğe kabul edilmiştir.
#5. Arap Baharı sürecinde Türkiye’nin uyguladığı dış politika, Orta Doğu’daki mevcut statükocu rejimlerin devrilmesini ve demokratik seçimlerin desteklenmesini merkeze almıştır. Türkiye’nin bu süreçte Mısır ile diplomatik ilişkilerini kopma noktasına getiren 2013 yılındaki temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap: B) Demokratik seçimlerle başa gelen Muhammed Mursi’nin askeri darbe ile devrilmesi
Açıklama: Mısır’da Arap Baharı devrimi sonrasında sandıktan çıkan ilk seçilmiş sivil Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi’nin, 3 Temmuz 2013’te Genelkurmay Başkanı Sisi önderliğindeki askeri darbe ile devrilmesi ve ardından gelen kanlı sivil bastırmalar, Türkiye tarafından çok sert tepkiyle karşılanmıştır. Türkiye’nin darbe karşıtı net duruşu sebebiyle Kahire ile diplomatik köprüler uzun yıllar boyunca tamamen kopmuştur.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#6. Aşağıdakilerden hangisi Türk dış politika karar vericilerine göre Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve katı bir bloklaşmanın ortadan kalkması ile ortaya çıkan sorunlardan biri değildir?
Cevap: C) Çok taraflı diplomasinin yaygınlaşması
Açıklama: Soğuk Savaş’ın bitişiyle birlikte iki kutuplu statükonun kalkması; Balkanlar ve Kafkasya’da bastırılmış etnik milliyetçiliklerin patlamasına ve bölgesel şiddet sarmallarına yol açmıştır. “Çok taraflı diplomasinin (multilateralism) yaygınlaşması” ise uluslararası sistemde sorunların örgütler marifetiyle ve diyalogla çözülme eğilimidir; bu durum karar vericiler için bir tehdit veya kriz başlığı değildir.
#7. Aşağıdakilerden hangisi Annan Planı kapsamında bulunmamaktadır?
Cevap: C) İki egemenlik olacaktır.
Açıklama: 2004 yılında referanduma götürülen Annan Planı, adada iki kurucu devletin ortaklığına dayanan iki toplumlu ve iki bölgeli bir “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” kurgulamıştı. Ancak bu anayasal tasarım uluslararası hukuk zemininde iki ayrı egemenliği değil; tek bir uluslararası kimliği ve bölünmez “tek bir ortak egemenliği” esas almaktaydı.
#8. Aşağıdakilerden hangisi “2,5 Savaş Stratejisi”ni doğru olarak tanımlamaktadır?
Cevap: D) Türkiye’nin Suriye, Yunanistan og PKK ile savaşa hazır olması
Açıklama: 1990’lı yıllarda Şükrü Elekdağ tarafından formüle edilen “2,5 Savaş Stratejisi”; Türkiye’nin aynı anda batıda Yunanistan (1 tam savaş), güneyde teröre yataklık eden Suriye (1 tam savaş) ve ülke sınırları içinde asimetrik bir tehdit odağı olan PKK terör örgütü (0,5 yarım savaş) ile eş zamanlı askeri mücadele yürütebilecek bir savunma ve teyakkuz kapasitesine sahip olması gerektiği askeri doktrinidir.
#9. 2002 yılında Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Tuncer Kılıç’ın yaptığı bir konuşmada Türkiye’nin coğrafi yönelimine ilişkin verilen tavsiye aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Cevap: B) Türkiye’nin İran ve Rusya’ya yönelmesi gerektiği
Açıklama: 2002 yılında Harp Akademileri’ndeki bir sempozyumda konuşan dönemin MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılıç, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye karşı samimiyetsiz yaklaştığını savunarak, Türkiye’nin Batı ittifakına mahkum olmadığını ve alternatif olarak Rusya ile İran’ı da kapsayacak yeni Avrasyacı coğrafi yönelimlere/arayışlara girmesi gerektiğini ifade etmiştir.
#10. Aşağıdakilerden hangisi Türk ve Yunan dış politikalarının 2010 yılından sonra ortak olarak geçirdiği süreci doğru temsil etmektedir?
Cevap: E) Avrupa Birliği’nden uzaklaşma
Açıklama: 2010 yılı sonrasında Türkiye, iç siyasi dönüşümler, darbe girişimi süreçleri ve tıkanan katılım kanalları nedeniyle AB normlarından uzaklaşırken; Yunanistan ise 2010 Euro borç krizi döneminde Troyka’nın (AB, ECB, IMF) dayattığı sert kemer sıkma paketleri ve egemenlik müdahaleleri neticesinde AB merkezine karşı derin bir toplumsal güvensizlik ve kurumsal mesafe (uzaklaşma) yaşamıştır.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#11. Aşağıdakilerden hangisi dış politika karar verme sürecinde tek bir ulus ya da hükümetin mevcut olduğu varsayımına dayanan teorik bir çerçevedir?
Cevap: A) Rasyonel aktör modeli
Açıklama: Dış Politika Analizi (FPA) yazınında Realist kökenli “Rasyonel Aktör Modeli”; devleti iç politik çekişmelerden, bürokratik rekabetlerden arınmış, tek sesli, monolitik (homojen) ve bütünüyle kendi ulusal çıkarlarını rasyonel fayda-maliyet hesaplarıyla maksimize etmeye odaklı bütüncül bir birim (aktör) olarak varsayar.
#12. Türk dış politika analizinde, bürokratik birimlerin (örneğin Dışişleri Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’nın) kendi kurumsal çıkarlarını maksimize etmek için birbiriyle rekabet ettiğini ve dış politikanın bu “kurumlar arası pazarlıkların” bir sonucu olduğunu savunan model aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap: C) Bürokratik Siyaset Modeli
Açıklama: Graham Allison’ın literatüre kazandırdığı “Bürokratik Siyaset Modeli” (Bureaucratic Politics Model); devlet kararlarının tek bir akıl tarafından rasyonelce verilmediğini savunur. Bu modele göre dış politika kararları; Dışişleri, Milli Savunma, Genelkurmay gibi farklı ağırlıklara sahip devlet kurumlarının kendi vizyon ve menfaatleri doğrultusunda yürüttükleri iç çekişmelerin, pazarlıkların ve ödünlerin dinamik bir ürünüdür.
#13. Aşağıdakilerden hangisi 1990’lar Türk dış politikasının güvenlik odaklı yaklaşım edinmesinde belirleyici faktör sayılmaktadır?
Cevap: E) PKK terörü
Açıklama: 1990’lı yıllarda Türkiye’nin dış ve iç güvenlik gündemi sınır aşan PKK terörü ile şekillenmiştir. Çevre komşu ülkelerin (özellikle Suriye ve dönemsel olarak İran/Yunanistan) bu terör örgütüne lojistik ve kampsal destek sağlaması, Türk dış politikasının diplomatik rasyonalitesini tamamen “güvenlikleştirme” (securitization) sarmalına sokmuş ve komşuluk ilişkilerini askeri/istihbari odaklı kılmıştır.
#14. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin çok yönlü dış politika izlemeye başladığı 1970’lerde atılan adımlardan biri değildir?
Cevap: C) Bandung Konferansı’nda yaptığı komünizm eleştirisi
Açıklama: Türkiye’nin çok yönlü dış politika arayışları Johnson Mektubu ve 1974 Kıbrıs Harekâtı konjonktüründe (1960’ların sonu ve 1970’lerde) ivme kazanmıştır. Üçüncü Dünya ülkelerinin 1955 yılında toplandığı Bandung Konferansı ise 1950’li yılların Soğuk Savaş dinamiklerine aittir. Türkiye bu toplantıda katı bir Batı ittifakı savunuculuğu üstlenmiş ve bağlantısızlık hareketini komünizm tehlikesi üzerinden eleştirmiştir.
#15. Aşağıdakilerden hangisi 1990’larda Türk dış politikasının davranışına ilişkin doğru bir tanımlamadır?
Cevap: A) Zorlayıcı bölgesel güç
Açıklama: 1990’lı yıllarda Türkiye; PKK terörü ve çevre komşulardan (Suriye, Irak, Yunanistan) gelen beka tehditlerine karşı diplomatik araçlardan ziyade askeri caydırıcılık ve sert güç unsurlarını ön plana çıkarmıştır. 1998’de Suriye sınırına asker yığılarak terör elebaşının sınır dışı edilmesinin sağlanması (Adana Mutabakatı) ve Kardak Krizi, Türkiye’nin bu dönemdeki “Zorlayıcı Bölgesel Güç” profilinin yansımalarıdır.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#16. Aşağıdakilerden hangisi AB-Türkiye ilişkilerinde tamamlanmış bir meseledir?
Cevap: E) AB-Türkiye Mülteci Mutabakatı
Açıklama: Katılım müzakereleri donmuş, Gümrük Birliği revizyonu tıkanmış, Berlin-Artı mekanizması kronikleşmiş ve Yeşil Mutabakat uyumu devam eden dinamik bir süreçtir. Ancak 18 Mart 2016’da tarafların resmi olarak imzalayıp uygulamaya koyduğu ve Ege göç krizini büyük ölçüde dizginleyen “AB-Türkiye Mülteci Mutabakatı”, iki tarafça hukuken ve fiilen nihayete erdirilmiş (tamamlanmış) somut bir anlaşmadır.
#17. 2012 yılında AB’nin kabul ettiği “Pozitif Gündem”in amacı aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
Cevap: D) AB ile Türkiye ilişkilerini canlandırmak
Açıklama: Kıbrıs uyuşmazlığı ve bazı üye ülkelerin vetoları nedeniyle kilitlenen katılım müzakerelerini aşmak amacıyla 2012’de AB Genişleme Komiseri Stefan Füle tarafından “Pozitif Gündem” süreci başlatılmıştır. Bu mekanizma tam üyelik sürecine bir alternatif değil, tıkanan ilişkileri teknik iş birliği ve dış politika diyaloglarıyla yeniden canlandırmayı hedefleyen pratik bir adımdı.
#18. 2005-2013 yılları arasında Türkiye’nin AB ile ilişkileri aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Cevap: A) Durgunluk dönemi
Açıklama: 1999-2005 arası reformist “Avrupalılaşma” evresinin ardından, 2005 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla Rum kesiminin AB’ye üye yapılması, liman krizleri ve üye ülkelerin tek taraflı fasıl blokajları nedeniyle ilişkiler kilitlenmiştir. Yeni başlıkların açılamadığı bu durağan süreç literatürde “Durgunluk Dönemi” olarak adlandırılmaktadır.
#19. 18 Mart 2016 tarihinde Türkiye ile AB arasında anlaşmaya varılan AB-Türkiye mutabakatına ilişkin aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
Cevap: A) Türk vatandaşlarına yönelik vize serbestisi tanınmasına yönelik müzakereler geçici bir süreliğine durdurulacaktır.
Açıklama: 18 Mart 2016 tarihli Sığınmacı Mutabakatı’nın en önemli koşullarından biri, Türkiye’nin düzensiz göç akınını durdurması karşılığında AB’nin “Vize Serbestisi Diyaloğunu” hızlandırması ve şartların karşılanması halinde Haziran 2016 sonuna kadar Türk vatandaşlarına vize muafiyeti getirilmesi taahhüdüydü. Yani müzakerelerin durdurulması değil, aksine hızlandırılması kararlaştırılmıştı.
#20. Türk dış politikasında ekonominin dış politikaya hizmet edeceği algısı hangi dönemde gündeme gelmiştir?
Cevap: E) Atatürk dönemi
Açıklama: Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinde siyasi bağımsızlığın iktisadi bağımsızlıkla perçinlenmesi gerektiği vizyonu hakimdir. Atatürk’ün “Siyasi zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa kalıcı olamaz” düsturu ve 1923 İzmir İktisat Kongresi hamleleri, ekonominin milli egemenliği ve devletin dış politika vizyonunu tahkim edecek asli bir hizmetkar olarak kurgulandığını (Atatürk Dönemi’ni) gösterir.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#21. 2016 tarihli AB-Türkiye Mutakabatı aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?
Cevap: B) Göç krizini yönetme
Açıklama: Suriye İç Savaşı’nın tetiklediği ve 2015 yılında zirve noktaya ulaşan mülteci akını, Avrupa genelinde büyük bir insani ve siyasi güvenlik krizine yol açmıştır. Ege Denizi üzerinden Avrupa’ya yönelik kontrolsüz geçişleri engellemek ve durdurmak amacıyla 18 Mart 2016’da imzalanan mutabakat doğrudan doğruya “Göç krizini yönetme” amacı taşımaktadır.
#22. Türk dış politikasında eksen kayması tartışmalarının ortaya çıktığı dönem aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Cevap: C) AKP’nin 2007 yılında yeniden seçilmesinden sonra
Açıklama: 2002-2007 arasındaki ilk iktidar evresinde yoğun AB reformları yapan AK Parti, 2007 seçimlerinden güçlenerek çıktıktan sonra dış politikada Ahmet Davutoğlu’nun vizyonuyla Orta Doğu, Kuzey Afrika ve İslâm coğrafyasına yönelik proaktif/bölgesel bir hat izlemeye başlamıştır. Bölgesel liderlik arayışları, Davos “One Minute” krizi ve Batı dışı kurumsal yakınlaşmalar, eksen kayması iddialarını tam olarak 2007 sonrasında doğurmuştur.
#23. Türkiye’de asker-sivil ilişkilerinin düzenlenmesinde en önemli itici güç aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap: D) Avrupa Birliği’nin koşulluluğu
Açıklama: Türkiye’de askeri bürokrasinin sivil otorite ve dış politika üzerindeki vesayetçi etkisinin demokratik normlara çekilmesi (Milli Güvenlik Kurulu’nun sivilleşmesi vb. uyum reformları), büyük ölçüde “Avrupa Birliği Koşulluluğu” (EU Conditionality) sayesinde gerçekleşmiştir. AB, Kopenhag siyasi kriterleri kapsamında ordunun sivil denetim altına alınmasını üyelik müzakerelerinin ön şartı kılmıştır.
#24. Aşağıdakilerden hangisi AB’nin Türkiye ile katılım müzakerelerini ucu açık tutmak için önerdiği bir ortaklık biçimidir?
Cevap: D) İmtiyazlı ortaklık
Açıklama: 2005’te müzakerelerin başlamasının ardından, özellikle Fransa (Sarkozy) ve Almanya (Merkel) yönetimleri, Türkiye’nin AB’ye coğrafi ve nüfus olarak tam üye yapılamayacak kadar farklı olduğunu öne sürmüşlerdir. Bu eksende tam üyelik yerine, karar mekanizmaları dışında kalınan ancak güvenlik ve gümrük bazında entegrasyonu hedefleyen “İmtiyazlı Ortaklık” (Privileged Partnership) modelini dikte etmişlerdir; Türkiye bu teklifi reddetmiştir.
#25. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Türk dış politikası karar verme sürecinde bir aktör olarak belirdiğini gösteren somut bir olay olarak nitelendirilebilir?
Cevap: B) 2003 yılında ABD’nin Irak Savaşı’na yönelik tezkerenin reddedilmesi
Açıklama: Türk siyasi tarihinde dış politika geleneksel olarak yürütme ve askeri/sivil bürokrasi tarafından domine edilmiştir. Ancak 1 Mart 2003 tarihinde, ABD Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ı işgal etmek üzere Türk topraklarına konuşlanmasını öngören hükümet tezkeresinin TBMM genel kurulunda reddedilmesi, parlamentonun dış politikada asli ve bağımsız bir karar aktörü olarak belirdiğinin en somut tarihsel örneğidir.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
SONUÇ
Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları
Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları
Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları
| Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları | |
|---|---|
|
|
| @lolonolo_com |
Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları
| Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları | |
|---|---|
|
|
| @lolonolo_com |
Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları
Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları
![]() |
![]() |
Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar 2025-2026 Vize Soruları

