Suçun Unsurları ve Hukuka Aykırılık
Ceza hukuku, toplumsal düzeni bozan en ağır ihlalleri “suç” olarak tanımlar ve buna karşılık “yaptırım” öngörür. Bir eylemin suç teşkil edebilmesi için tipiklik, maddi unsur (fiil, netice, illiyet bağı) ve manevi unsur (kast veya taksir) şartlarının bir arada bulunması gerekir. Ancak her haksız fiil cezalandırılmaz; hukuka uygunluk nedenleri (meşru savunma, hakkın kullanılması, kanun hükmünü yerine getirme ve ilgilinin rızası) söz konusu olduğunda eylem hukuka aykırı olmaktan çıkar. Buna karşın zorunluluk hali veya cebir/tehdit gibi durumlar eylemi hukuka uygun hale getirmez, sadece failin kusurluluğunu etkileyerek ceza verilmesini engeller.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri: Teşebbüs ve İştirak
Normal şartlarda neticesi gerçekleşmiş suçlar cezalandırılırken, suça teşebbüs kurumu devletin cezalandırma alanını genişleterek, netice gerçekleşmese de icrasına başlanmış elverişli hareketleri yaptırıma tabi tutar. Suçun işlenişine birden fazla kişinin katılması durumunda ise iştirak hükümleri devreye girer. Suçu birlikte işleyenler (müşterek faillik) fiil üzerinde ortak hakimiyet kurdukları için asıl fail gibi tam ceza alırken; azmettiren veya yardım edenler “şerik” olarak farklı oranlarda sorumlu tutulur. İştirak, suç tamamlanana kadar mümkündür; suç bittikten sonra yapılan yardımlar iştirak değil, “suçluyu kayırma” gibi bağımsız suçlar oluşturur.
Suçların İçtimai ve Zincirleme Suç Kavramı
Bir kişinin birden fazla suç işlemesi durumunda “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” kuralı esastır. Ancak zincirleme suç (TCK m.43) bu kuralın istisnasıdır. Bir suç işleme kararı icrası kapsamında, aynı suçun aynı kişiye karşı farklı zamanlarda işlenmesi veya tek bir fiille birden fazla kişiye karşı işlenmesi (örn: bir sözle birden fazla kişiye hakaret edilmesi) durumunda fail tek ceza alır ve bu ceza belli oranda artırılır. Kasten öldürme, yağma ve işkence gibi ağır suçlar zincirleme suç kapsamı dışındadır; bu durumlarda her bir mağdur için ayrı ceza verilir.
Kusurluluğu Etkileyen Haller ve Ehliyet
Ceza sorumluluğu için kişinin algılama ve yönlendirme yeteneğinin tam olması gerekir. Sağır ve dilsizlik, yaş gruplarına göre belirlenen özel bir kusurluluk rejimine tabidir. Akıl hastalığı, çocukluk veya cebir/tehdit altında olma durumu failin iradesini sakatladığı için ceza ehliyetini ortadan kaldırabilir. Ayrıca hata (yanılma) kurumu, failin suçun maddi unsurlarında yanılması durumunda kastını kaldırır; ancak bu hata taksirden kaynaklanıyorsa failin taksirli sorumluluğu devam eder. Önemli bir anayasal kural olarak; konusu suç teşkil eden bir emir (işkence yap vb.) üst tarafından yazılı olarak tekrarlansa dahi yerine getirilemez; getiren ast sorumluluktan kurtulamaz.
Yaptırım Sistemi ve Af Kurumu
Türk Ceza Kanunu’nda yaptırımlar cezalar (hapis ve adli para cezası) ve güvenlik tedbirleri (müsadere, hak yoksunluğu vb.) olarak ikiye ayrılır. İdari para cezaları ise kabahatler kanununa tabi olup ceza hukuku yaptırımı sayılmaz. Devletin cezalandırma yetkisinden vazgeçtiği Genel Af, hem cezayı hem de tüm hukuki sonuçlarını ortadan kaldırırken; Özel Af sadece hapis cezasının infazını etkiler. Tüm bu süreçler, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi gereği belirlilik, kıyas yasağı ve aleyhe kanunun geçmişe yürümemesi esaslarına dayanır. |