Borçlar Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları
Borçlar Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları
#1. Haksız fiillerde tazminat davasına ilişkin aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
Cevap: C) Uğranılan zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği hallerde hâkim tazminat davasını reddeder.
Açıklama: Borçlar Kanunu madde 50 uyarınca, zarar gören kişi zararının varlığını ispatlamakla yükümlüdür. ANCAK, zararın varlığı kesin olarak belli olmasına rağmen, eğer zararın “gerçek ve tam miktarı (rakamı)” kanıtlanamıyorsa veya ispatı imkansızsa, hâkim davayı “reddetmez”. Kanun hakime takdir yetkisi verir: Hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete göre “kendisi (re’sen) belirler”. Dolayısıyla C şıkkındaki reddetme zorunluluğu ifadesi kanuna açıkça aykırıdır.
#2. Alacakı ile üçüncü kişi arasında yapılan ve üçüncü kişinin borçlunun borcunu ödemeyi üstlendiği anlaşmaya ne ad verilir?
Cevap: C) Borcun dış üstlenilmesi
Açıklama: Borcun üstlenilmesi (nakli) kurumunda iki aşama vardır: 1) Üçüncü kişinin borçluya “senin borcunu ödeyeceğim” diye söz vermesi “İç üstlenme”dir, alacaklıyı bağlamaz. 2) Üçüncü kişinin doğrudan “Alacaklı” ile sözleşme yaparak “Bu borçlunun borcunu artık ben ödeyeceğim/borçlusu benim” diyerek asıl borçlunun yerine geçmesini sağlayan hukuki işleme ise “Borcun Dış Üstlenilmesi” adı verilir. Soru metninde anlaşmanın “alacaklı ile üçüncü kişi arasında” yapıldığı açıkça belirtildiğinden bu dış üstlenmedir.
#3. Haksız fiilin gerçekleştirilmesi nedeniyle zarar gören kimsenin malvarlığının aktifinin azalması ya da pasifinin artması halinde ………. söz konusu olur.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdaki ifadelerden hangisi gelmelidir?
Cevap: E) fiili zarar
Açıklama: Hukukta “Maddi Zarar” iki temel unsura ayrılır: Fiili Zarar (Damnum Emergens) ve Yoksun Kalınan Kâr (Lucrum Cessans). Bir kişinin aracının çarpılarak hasar görmesi veya hastane faturası ödemesi gibi, mağdurun mevcut malvarlığındaki aktif değerlerin bizzat azalması veya pasifinin (borçlarının) bizzat artmasına literatürde net olarak “Fiili Zarar” denir. Yoksun kalınan kâr ise malvarlığındaki mevcut azalma değil, gelecekte elde edilmesi muhtemel kârın engellenmesidir.
#4. Aşağıdaki durumların hangisinde daha uzun süreli bir haksız fiil zaman aşımı süresi gündeme gelir?
Cevap: E) Ceza kanunlarına göre daha uzun süreye tabi bir cezayı gerektiren fiilin söz konusu olması hâlinde
Açıklama: Türk Borçlar Kanunu Madde 72’ye göre haksız fiil tazminat davaları kural olarak failin ve zararın öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halükarda 10 yıllık zamanaşımına tabidir. ANCAK kanun önemli bir istisna getirmiştir (Uzamış Ceza Zamanaşımı): Eğer haksız fiili oluşturan eylem aynı zamanda Türk Ceza Kanununa göre bir “suç” teşkil ediyorsa ve Ceza Kanunu bu suç için Borçlar Kanunundakinden daha “uzun bir zamanaşımı süresi” öngörmüşse, hukuk hakimi tazminat davasında da bu daha “uzun süreli olan ceza zamanaşımını” uygulamak zorundadır.
#5. Trafik kazası geçiren ve hayatının kurtulması için ameliyat edilmesi zorunluluğu bulunan (A)dan rıza alınamadığı için, rıza alınmadan ameliyatın yapılması halinde hangi hukuka uygunluk sebebi gerçekleşmiş olur?
Cevap: C) Üstün nitelikte özel yarar
Açıklama: Kişilik haklarına (vücut bütünlüğüne) yapılan her müdahale kural olarak hukuka aykırıdır. Ancak bilinci kapalı olan ve ölüm tehlikesi geçiren bir hastanın hayatını (üstün değerdeki yaşama hakkını) kurtarmak için, onun rızası (onamı) alınamasa bile doktor tarafından acil ameliyat yapılması durumu, hukukta “Üstün Nitelikte Özel Yarar” (vekaletsiz iş görme/farazi rıza) kapsamında bir hukuka uygunluk sebebi sayılır. Bu sayede doktorun müdahalesi hukuka aykırı (haksız fiil) olmaktan çıkar.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#6. Borçlunun sözleşmede kararlaştırılan parayı karşı tarafa vererek sözleşmeyi sona erdirme hakkı veren anlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap: A) Dönme cezası
Açıklama:
#7. Borca aykırılık neticesinde kişilik hakkı ihlal edilen ve bu sebeple acı, elem ve keder duyan, yaşama zevkinde azalma olan kimse aşağıdakilerden hangisini talep edebilir?
Cevap: A) Manevi zarar
Açıklama: Hukuk sistemimizde kişinin bedensel (fiziksel) veya ruhsal varlığının (kişilik haklarının, onurunun, şerefinin) ihlal edilmesi sonucu kişinin iç dünyasında hissettiği objektif acı, elem, keder, üzüntü ve yaşama zevkinin azalması gibi parasal (maddi) değerle ölçülemeyen psikolojik çöküntü hallerine “Manevi Zarar” denir. Kişi bu zararlarının giderilmesi ve psikolojik tatmin sağlanması amacıyla manevi tazminat davası açabilir.
#8. Sözleşmenin kurulması ve hüküm doğurması ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Cevap: C) (B) kabul haberini zamanında gönderdiği halde kabul beyanı (A)ya zamanında ulaşmamışsa (A) durumu derhal (B)ye bildirmediği takdirde sözleşme kurulur.
Açıklama: Türk Borçlar Kanununa göre, öneriye karşılık verilen kabul haberi zamanında yollanmış ancak posta veya kargo gecikmesi (olağandışı durum) nedeniyle önerene vadesinden sonra ulaşmışsa, kural olarak öneren (A) bu geç kalan kabulle bağlı olmadığını muhataba (B) “derhal” bildirmek zorundadır. Eğer (A) bu gecikmeyi derhal bildirmez ve susarsa (göz yumarsa), kanunun koruyucu hükmü (TBK m.5) gereği kabul zamanında ulaşmış farz edilir ve taraflar arasında “sözleşme geçerli olarak kurulmuş sayılır”. Diğer şıklardaki kural dışı susma (A), şarta bağlı kabulün yeni bir öneri sayılması (D), muhatap dışındakinin kabulü (B) veya e-mail/mektup hüküm anı kurgusu (E) yasal olarak yanlıştır.
#9. İfa zamanı ile ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
Cevap: E) Sözleşmede borcun ifa edileceği tarih kararlaştırılmış ise borçlu bu süre gelmeden evvel borcu ifa edemez.
Açıklama: Türk Borçlar Kanunu’na göre, sözleşmede belirli bir ifa tarihi (vade) öngörülmüş olsa dahi, bu vadenin kural olarak “borçlunun yararına” olduğu karine olarak kabul edilir. Bu nedenle, sözleşmenin niteliğinden veya kanundan aksi anlaşılmadıkça, borçlu vadesi gelmemiş bir borcu, ifa tarihi gelmeden “evvel (erken/peşin) ifa etme” hakkına sahiptir. “Erken ifa edemez” şeklindeki E şıkkı, kanunun bu temel esneklik prensibine tamamen aykırıdır.
#10. I. (A)’ya borçlu olan (B), (A) ile evlenmiştir.
II. (A)’ya borçlu olan (B), (A)’ya borcunun faizini ödemiştir.
III. (A)’ya borçlu olan (B), (A)’ya borcunun yarısını ödemiştir.
IV. (A)’ya borçlu olan (B), borcu için taşınmazı üzerinde (A) lehine rehin hakkı tesis etmiştir.
Yukarıdaki ihtimallerden hangisinde ya da hangilerinde alacak için zaman aşımını durduran bir sebep söz konusudur?
Cevap: D) Yalnız I
Açıklama: Borçlar Hukukunda “Zamanaşımının Durması” ile “Zamanaşımının Kesilmesi” birbirine karıştırılmamalıdır. Bir borçlunun borcunu kısmen ödemesi, faizini ödemesi veya borç için rehin (teminat) vermesi borcu “ikrar/kabul” anlamına geldiğinden zamanaşımını “kesen” (süreyi sıfırlayan) sebeplerdir (II, III ve IV nolu öncüller kesmedir). Ancak alacaklı ile borçlunun birbiriyle evlenmesi (eşler arasındaki durum) ve evlilik devam ettiği sürece, eşler birbirine dava açamayacağından/açmayacağından kanun gereği zamanaşımı işlemez, yani “durur”. Bu nedenle yalnız I. öncüldeki evlilik hali zamanaşımını durduran tek sebeptir.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#11. İki çocuğu da böbrek hastası olan (A), iki böbreğinin de alınması ve çocuklarına nakledilmesi için doktor (D) ile anlaşır. Doktor (D) bu ameliyat için gereken yazılı onam belgesini (A)’ya imzalatır ve (A) ameliyata alınır.
Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Cevap: B) Vücut bütünlüğune yönelik bu müdahale tıbbi gereklere uygun olmadığından, (A)nın rızası müdahelenin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaz.
Açıklama: Hukuk sistemimizde “Mağdurun (Kişinin) Rızası”, kişilik haklarına yapılan müdahaleyi hukuka uygun hale getiren bir sebeptir; ANCAK bu rızanın geçerli olabilmesi için işlemin ahlaka, kamu düzenine ve tıbbi gereklere aykırı olmaması şarttır. Bir insanın iki böbreğinin birden alınması kişinin mutlak ölümüne veya makineye bağlı ağır sakatlığına neden olacağından, tıp ahlakına ve kanunlara (Organ Nakli Kanunu) kesinlikle aykırıdır. Bu tür ağır hayati sonuç doğuran tıbbi dışı müdahalelerde kişi kendi yazılı rızasını (onam belgesini) vermiş olsa bile, bu rıza hukuken geçersizdir ve doktorun (D) fiilini hukuka uygun hale getirmez; hekim cezai ve hukuki olarak sorumlu olur.
#12. Bilgisayar almak için (A)nın dükkanına giren (B) bilgisayarları incelerken yerler ıslak olduğu için düşüp ayağını kırdıysa (A) ile (B) arasında henüz sözleşme kurulmamış olsa bile (B)nin uğramış olduğu zararın tazmini hangi hukuki mekanizma kapsamında talep edebilir?
Cevap: B) Culpa in Contrahendo
Açıklama: Sözleşme görüşmeleri (pazarlıkları) esnasında taraflar, birbirlerine karşı dürüstlük kuralı (TMK m.2) gereği “koruma ve özen yükümlülüğü” altına girerler. Dükkana giren potansiyel müşterinin ayağının kayıp kırılması olayında olduğu gibi, henüz sözleşme imzalanmamış (veya kurulmamış) olmasına rağmen, görüşmeler aşamasında güven ve özen yükümlülüğünün ihlali neticesinde doğan zararlardan sorumluluğa Alman hukukçusu Jhering tarafından geliştirilen “Culpa in Contrahendo” (Sözleşme görüşmelerinde kusur) sorumluluğu adı verilir.
#13. (A) ve (B)nin aralarında yapmış oldukları satış sözleşmesinin hüküm ifade etmeyeceği konusunda anlaşarak, üçüncü kişilere karşı sanki aralarında bir satış sözleşmesi varmış gibi davranmaları hukuken ………. olarak adlandırılır.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Cevap: B) mutlak muvazaa
Açıklama: Muvazaa (Danışıklılık), tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçekte hiç istemedikleri bir hukuki işlemi sanki istiyormuş gibi göstermeleridir. Eğer tarafların arkada gizledikleri gerçek başka bir sözleşme yoksa, yani taraflar gerçekte aralarında “hiçbir” işlem yapmak istemeyip sadece göstermelik (örneğin alacaklıdan mal kaçırmak için sahte satış) yapıyorlarsa buna “Mutlak Muvazaa” denir. Soru metnindeki “satışın hiç hüküm ifade etmeyeceği konusunda anlaşma”, ortada gizli başka bir işlemin olmadığını ve durumun salt göstermelik olduğunu kanıtlar (Mutlak muvazaadır).
#14. Aşağıdakilerden hangisinde tek tarafa borç yükleyen bir sözleşme söz konusudur?
Cevap: D) (A), kol saatini (B)ye bağışlamayı vaat etmiştir.
Açıklama: Satım, kira veya eser (inşaat) sözleşmeleri gibi sözleşmeler “tam iki tarafa (sinallagmatik) borç yükleyen” sözleşmelerdir; çünkü bir taraf malı verirken diğer taraf da karşılığında para (bedel) ödemekle yükümlüdür. Ancak “Bağışlama Sözleşmesi” veya “Bağışlama Vaadi”, sadece bağışlayanın malını veya hakkını karşılıksız (ivazsız) olarak diğer tarafa vermeyi üstlendiği, karşı tarafın ise hiçbir borç altına girmediği tipik bir “tek tarafa borç yükleyen” sözleşmedir.
#15. Aşağıdakilerin hangisinde geciktirici bir koşula bağlanmış borç bulunmaktadır?
Cevap: B) İnşaat ruhsatı alınınca inşaata başlanılacaktır.
Açıklama: Şarta bağlı sözleşmelerde “Geciktirici Koşul” (Taliki Şart), sözleşmenin veya borcun sonuç doğurabilmesinin (hüküm ifade etmesinin), gelecekteki şüpheli bir olayın “gerçekleşmesine” bağlandığı durumlardır. Olay (şart) gerçekleşene kadar borç askıdadır. B şıkkında inşaat borcunun (eyleminin) başlaması ve doğması, “ruhsatın alınması” şeklindeki şüpheli olayın gerçekleşmesine (yani ileriye/gecikmeye) bırakılmıştır. Diğer şıklardaki (A, C, D, E) örnekler ise mevcut bir durumu sona erdiren “Bozucu Koşul” (İnfisahi şart) niteliğindedir.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
#16. Aşağıdaki alacaklardan hangisi için devir engeli bulunmaktadır?
Cevap: A) Konut kirasında kiracımın kira sözleşmesinden kaynaklanan kullanım hakkının devri
Açıklama: Alacağın Temliki (Devri) müessesesinde alacaklılar borçlunun onayı olmadan alacaklarını üçüncü kişiye devredebilir. ANCAK, işin doğasından (işin şahsa sıkı sıkıya bağlılığından) veya kanundan kaynaklanan istisnalar vardır. Türk Borçlar Kanunu konut ve çatılı işyeri kiralarında çok sıkı bir devir engeli koymuştur: “Kiracı, kiraya verenin YAZILI RIZASINI (onayını) almadıkça” kiralananı başkasına devredemez, alt kiraya veremez ve kullanım hakkını temlik edemez. Bu durum, diğer ticari para alacaklarındaki (B, C, D, E) serbestliğin aksine konut kirasına özel bir yasal devir engelidir.
#17. Komşusu (B) ile bahçeyi ortak kullanan (A), kendi bisikleti olduğunu zannederek yanlışlıkla komşusu (B)nin bisikletini onarmıştır.
Bu durumun farkına varan (A), aşağıdakilerden hangisine dayanarak (B)den talepte bulunabilir?
Cevap: D) Sebepsiz zenginleşme
Açıklama: Sebepsiz zenginleşme, haklı bir sebep (bir sözleşme veya kanun hükmü) olmaksızın bir kişinin malvarlığının, başka bir kişinin malvarlığı veya emeği aleyhine çoğalmasıdır. Olayda (A), komşusuyla onarım için hiçbir sözleşme yapmamış ve haksız bir fiil (zarar verme) kastıyla değil, tamamen yanılgı sonucu komşusunun bisikletini tamir etmiştir. Bu onarım sayesinde komşusu (B) bedavadan fayda (değer artışı) sağlamıştır. Hukuki bir sebep olmaksızın gerçekleşen bu durumdan ötürü (A), masraflarını “Sebepsiz Zenginleşme” hükümlerine dayanarak talep edebilir.
#18. Aşağıdakilerden hangisi hukuki işlemden doğan temsil yetkisinin kural olarak kendiliğinden sona ermesine yol açan nedenlerden değildir?
Cevap: A) Temsil olunanın mallarının haczi
Açıklama: Türk Borçlar Kanunu’na göre, hukuki işlemden (vekalet/temsil sözleşmesinden) doğan temsil yetkisi; taraflardan birinin (temsilci veya temsil olunan) ölümü, gaipliğine karar verilmesi, iflas etmesi veya fiil ehliyetini (ayırt etme gücünü) kaybetmesi hallerinde kural olarak kendiliğinden sona erer. Ancak “temsil olunanın mallarının haczedilmesi”, kişinin hukuki varlığını, fiil ehliyetini veya malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin tamamını (iflas gibi) külliyen ortadan kaldırmadığı için temsil yetkisini kendiliğinden sona erdiren yasal bir neden değildir.
#19. (B) ile aralarında bir satış sözleşmesi bulunan (A)’nın, (B) nin temerrüdü halinde, kendisine kanunen tanınan seçimlik haklardan yararlanabilmesi için aşağıdakilerden hangisini yapması gerekir?
Cevap: E) Borçluya mehil (süre) vermelidir.
Açıklama: Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde (satım sözleşmesi gibi), borçlunun (B) direnime (temerrüde) düşmesi halinde alacaklının (A); ifadan vazgeçip müspet zararını istemek veya sözleşmeden dönüp menfi zararını talep etmek gibi “seçimlik (dönme/fesih) haklarını” kullanabilmesi için kural olarak kanun amir bir şart koşar: Alacaklı, borçluya borcunu yerine getirebilmesi için uygun bir ek “süre (mehil) vermek” zorundadır. Borçluya süre verilmeden (kesin vade istisnaları hariç) sözleşmeden dönme hakları doğrudan kullanılamaz.
#20. Borcun sona ermesine ilişkin olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Cevap: D) Bir borç için taşınmaz rehni verilmişse, borç sona erince taşınmaz rehni de kendiliğinden sona erer.
Açıklama: Asıl borç sona erdiğinde (örneğin borç ödendiğinde), kefalet, rehin, ceza koşulu gibi fer’i (bağlı) haklar ve borçlar kural olarak sona erer. Taşınır rehni de kendiliğinden biter. Ancak Türk Medeni Kanunu Eşya Hukuku kurallarına göre bir “Taşınmaz Rehni (İpotek)” tapu siciline tescil edilerek doğduğundan, asıl borç ödenmiş (sona ermiş) olsa bile tapu kütüğünden “terkin” (silinme) işlemi yapılmadıkça sicil üzerindeki rehin hakkı “kendiliğinden” sona ermez (silinmez). Alacaklının terkin belgesi vermesi gerekir. Bu yüzden D şıkkı yanlıştır.
Öğrenme Yönetim Sistemi Öğrenci Dostu LOLONOLO bol bol deneme sınavı yapmayı önerir.
SONUÇ
Borçlar Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları
| Borçlar Hukuku Bütünleme Konu Özeti
Temsil ve Hukuki İşlemler | Zamanaşımı ve Borcun Sona Ermesi | Haksız Fiil ve Hukuka Uygunluk | Sözleşme Hukuku ve İfa |
|
|---|---|
|
|
| @lolonolo_com |
Borçlar Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları
Borçlar Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları |
||||||||||||||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
|
![]() |
![]() |
Borçlar Hukuku 2023-2024 Bütünleme Soruları
siyaset bilimi ve kamu yönetimi

